ORTA DOĞU’DAKİ GERİLİMLER AVRUPA’DA BAŞKA BİR ENERJİ FİYAT ŞOKUNA YOL AÇAR MI?

Enerji analisti Dr. Yousef Alshammari petrol fiyatlarıyla ilgili görüşlerini Euronews ile paylaştı.

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Merkez Bankası’nın (FED) faiz oranını yarım puan düşürme kararının ardından perşembe günü bir miktar fiyat desteği kazanmasına rağmen petrol fiyatları aşağı yönlü bir seyir sürdürüyor.

Analistler ve ekonomistler, Orta Doğu’da arzı da etkileyebilecek artan gerilimleri takip ediyor.

Bu haber yazıldığı sırada Brent ham petrolü yüzde 1,2 artışla varil başına 74 dolar (66 Euro) seviyesindeyken, ABD WTI yüzde 1,2 artışla varil başına 71 dolar (63 Euro) civarında işlem görüyordu. Bununla birlikte, her iki gösterge de üçüncü çeyrekte yaklaşık yüzde 13 düştü.

Enerji analisti Dr. Yousef Alshammari, petrol piyasalarını etkileyen çeşitli faktörler olduğunu ancak Avrupa’nın Rusya-Ukrayna çatışmasının başlamasının ardından 2022’de yaşanan fiyat şokunu görmesinin pek olası olmadığını çünkü artık piyasada daha fazla tedarikçi olduğunu belirtti.

Dr. Alshammari, yüksek enerji fiyatları ile boğuşmaya devam eden Avrupa’nın kendisini daha rekabetçi hale getirmek için neler yapması gerektiğine ilişkin düşüncelerini de paylaştı.

Aşırı iddialı iklim hedefleri

“Enerji sorunu Avrupa için yeni değil ancak gördüğümüz şey aşırı iddialı iklim hedefleri. Bunun Avrupa’da yatırımların nereye gideceğine yön verdiğine inanıyorum… Avrupa’nın öncelikle enerji dönüşümü için gerçekçi hedefler belirlemesi gerektiğini düşünüyorum,” diyen Alshammari, sözlerini şöyle sürdürdü: “Ayrıca enerji güvenliğine de yatırım yapmamız gerekiyor- burada doğal gaz ve nükleer enerjiyi kastediyorum. Doğal gaz ve nükleer olmadan Avrupa’da enerji güvenliğinin istikrarsız olmaya devam edeceğine inanıyorum. İster Rusya’ya bağımlılık olsun ister petrol fiyatlarındaki dalgalanmalar.”

Dr. Alshammari ayrıca, üçüncü zorluğun üye ülkeler arasında birlik olduğunu ifade etti.

Analistler yaşanan gelişmelerin daha geniş bölgesel çatışmalara yol açabileceği ihtimalini göz önünde bulundurarak, petrol fiyatlarının Orta Doğu’da tırmanan gerilimden etkilenmeye devam edeceği kanaatinde.

Orta Doğu’da gerilim yüksek

Geçtiğimiz yıl ekim ayında Hamas militanlarının İsrail’e düzenlediği sürpriz saldırı ve İsrail’in buna karşılık olarak Gazze’ye yönelik başlattığı saldırıların ardından Orta Doğu’da gerilim sürekli artıyor.

İran’ın başkenti Tahran’da Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Haniye’nin ve Lübnan’da üst düzey Hizbullah yetkililerinin öldürülmesi ile tansiyon iyice yükselirken, İran, Tahran’daki suikastın karşılığı olacağını belirtmişti.

Bu haftanın başlarında Lübnan’da 17 ve 18 Eylül’de Hizbullah’ın kullandığı telsiz ve çağrı cihazlarının patlatılması ile çatışmaların bölgesel bir savaşa dönüşeceğine dair endişeler iyice arttı.

Lübnan’daki benzeri görülmemiş bu saldırılar, İran’ın Orta Doğu’daki en güçlü vekili olan Hizbullah’ı şaşkına çevirirken, İsrail’in 11 aydır Gazze’deki Filistinli Hamas militanlarına karşı sürdürdüğü savaşla aynı dönemde gerçekleşti.

Lübnan’da Hizbullah üyelerinin kullandığı çağrı cihazlarının salı günü ülke genelinde neredeyse eş zamanlı olarak patladı.

Çarşamba günü ise ülkenin başkenti Beyrut’un güneyindeki mahallelerinde Hizbullah militanlarının kullandığı el telsizlerinin patladığı bildirildi.

Patlamalarda şu ana dek 32 kişi hayatını kaybederken, 3.250’yi aşkın kişi de yaralandı.

Lübnan Hizbullah’ı patlamalardan İsrail’i sorumlu tuttu. Hizbullah yetkilisi patlamanın örgütün iletişim ağı içeresinde kullandığı çağrı cihazlarının hedef alındığı patlamanın bir İsrail “güvenlik operasyonunun” sonucu olduğunu iddia etti. İsrail ordusu ise suçlamalarla ilgili yorum yapmayı reddetti.

Dün akşam saatlerinde de İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF), Hizbullah’ın altyapısını hedef almak ve yok etmek amacıyla Lübnan’ın güneyine yeni bir saldırı başlattı.

(Yukarıdaki yazı EURONEWS sitesinden alınmıştır.)

ZAFER ÖZCİVAN

Ekonomist-Yazar

zozcivan@hotmail.com

  • Benzer Haberler

    Kırtasiye sektörü, yaz dönemini stratejik hazırlık ve dönüşüm süreciyle yönetiyor

    Okulların kapanmasıyla birlikte klasik kırtasiye ürünlerine yönelik talepte azalma yaşansa da sektör yaz aylarını hobi, sanat ve eğitici aktivite ürünleriyle dinamik bir biçimde geçiriyor. Süreç boyunca ürün çeşitliliği açısından bir daralmadan ziyade ürün grupları arasında bir ağırlık değişiminin yaşandığını ifade eden TÜKİD Yönetim Kurulu Başkanı Taha Keresteci, ebeveynlerin çocukları ekrandan uzak tutacak ve motor gelişimini destekleyici ürünlere yöneldiğine dikkat çekti. Okulların tatile girmesiyle birlikte kırtasiye sektöründe alışılagelmiş okul alışverişi yoğunluğu hafiflemiş olsa da sektördeki hareketlilik, yeni taleplerden dolayı devam ediyor. Kırtasiye raflarında yaz dönemi boyunca klasik defter ve okul çantalarının yerini ise çocukların gelişimini destekleyen eğitici oyunlar, boyama setleri ve hobi ürünleri alıyor. Diğer yandan sektör, yeni sezon hazırlıklarını da hummalı şekilde sürdürüyor. Okul ürünlerinin yerini hobi ve sanat alıyor. Yaz aylarının sektör açısından tamamen durgun bir dönem olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söyleyen TÜKİD Yönetim Kurulu Başkanı Taha Keresteci, “Okulların kapanmasından sonra ürün çeşitliliği açısından bir daralmadan ziyade ürün grupları arasında bir ağırlık değişimi yaşanıyor. Klasik okul ürünlerinin raflardaki payı azalırken boya ürünleri, etkinlik kitapları, oyun hamurları, hobi setleri, çıkartmalar ve çocukların bireysel olarak vakit geçirebileceği ürünler ön plana çıkıyor. Genel görünüme bakıldığında yaz döneminde çocukları hem eğlendiren hem de gelişimlerine katkı sağlayan ürünlere talep artıyor. Özellikle aileler, çocukların tatil süresince tamamen eğitimden kopmamasını ancak bunu klasik bir ders çalışma düzeni içerisinde de hissetmemesini istiyor. Bu sebeple eğitici içeriklerin oyun ve eğlenceyle bir arada sunulduğu ürünler öne çıkıyor. Hedef kitlede de kısmi bir değişim yaşanıyor. Eğitim dönemi içerisinde alışveriş daha çok zorunlu ihtiyaçlar üzerinden şekillenirken yaz aylarında karar verici olarak ebeveynlerin rolü artıyor. Bunun yanında çocuklar da renk, karakter, tasarım ve ürünün sunduğu aktiviteye göre tercihlerini daha fazla belirliyor. Yaz döneminde yalnızca öğrenciler değil hobiyle ilgilenen yetişkinler, tatilde çocukları için etkinlik arayan aileler ve sanat ürünlerine ilgi duyan tüketiciler de önemli bir müşteri kitlesi oluşturuyor.” dedi. Ebeveynler, çocuklarını ekrandan uzaklaştıran ürünleri tercih ediyor Son yıllarda ailelerin çocukların dijital bağımlılığı konusundaki farkındalığının arttığına dikkat çeken Keresteci, sözlerine şöyle devam etti: “Ebeveynler, çocukların yaz tatilini yalnızca telefon, tablet veya televizyon karşısında geçirmesini istemiyor. Bu nedenle el becerilerini, hayal gücünü, dikkatini ve ince motor gelişimini destekleyen ürünlere yönelik talep her geçen yıl artıyor. Kesme, yapıştırma, boyama, şekillendirme, çizim yapma ve üç boyutlu tasarım oluşturma imkânı sunan ürünler, çocukların yalnızca zaman geçirmesini değil, aynı zamanda üretmesini de sağlıyor. Çocuk bir ürünün sonunda kendi yaptığı bir resmi, oyuncağı veya tasarımı gördüğünde hem özgüveni hem de ilgisi artıyor. Doğru yaş grubuna uygun, ilgi çekici ve nitelikli ürünler seçildiğinde ekran süresini ciddi ölçüde azaltabilecek güçlü bir alternatif oluşturuyor. Burada ailelerin de çocuklarla birlikte etkinliklere katılması önemli. Kırtasiye ürünleri çocuğa yalnızca bir uğraş değil, aileyle kaliteli zaman geçirme imkânı da sunuyor.” Lisanlı ürünlerde kırmızı çizgi “güvenilirlik” ve “nitelik” Satış dinamiklerinde lisanslı ürünlerin de önemli bir ağırlığa sahip olduğunu vurgulayan Keresteci: “Lisanslı ürünler özellikle çocuk ve genç tüketicilerin satın alma kararlarında önemli bir etkiye sahip. Sevilen çizgi film karakterleri, animasyon kahramanları, spor kulüpleri, dijital oyunlar ve sosyal medyada popüler hâle gelen figürler, ürünlerin tercih edilmesini doğrudan etkileyebiliyor. Yaz döneminde okul alışverişi azalmasına rağmen lisanslı ürünlere olan ilgi devam ediyor. Çünkü bu ürünler yalnızca eğitim amacıyla değil, kişisel kullanım, koleksiyon, hediye ve eğlence amacıyla da satın alınıyor. Kalem kutuları, matara ve suluklar, çıkartmalar, boyama setleri, çantalar ve küçük aksesuarlar yaz döneminde ilgi…

    290 milyar Euro değerindeki güzellik sektörünün dev buluşması BeautyEurasia’nın 21’inci yılı için hazırlıklar sürüyor  

    Avrasya coğrafyasının en kapsamlı uluslararası güzellik, kozmetik ve saç bakımı etkinliklerinden biri olan “BeautyEurasia: Uluslararası Kozmetik, Güzellik, Kuaför, Ambalaj, Hammadde, Hijyen ve Private Label Fuarı”, 2–4 Eylül 2026 tarihleri arasında 21’inci kez kapılarını açacak. ICA Events organizatörlüğünde İstanbul Fuar Merkezi’nde gerçekleştirilecek organizasyon, yerli ve yabancı sektör temsilcilerine yeni ticari iş birliği imkanları sunarken endüstrinin en güncel akımlarını tek bir çatı altında toplayacak. Geçtiğimiz yıl 114 farklı ülkeden 13 bin 314 profesyoneli ağırlayan fuar, bu dönemde de geniş kapsamı sayesinde yeni ortaklıkların kurulmasına aracılık edecek. Dünya genelinde ekonominin pek çok dalını kapsayan 50’den fazla organizasyona imza atan ICA Events, Avrasya’nın güzellik alanındaki en büyük zirvelerinden biri olan 21. BeautyEurasia: Uluslararası Kozmetik, Güzellik, Kuaför, Ambalaj, Hammadde, Hijyen ve Private Label Fuarı’nı 2–4 Eylül tarihleri arasında düzenleyecek. Mevcut büyüklüğünün yanı sıra katılımcılarına nitelikli ticari ağlar, hedef odaklı B2B görüşmeler ve yüksek ticari verimlilik de sağlayan fuar, İstanbul Fuar Merkezi’nde yarattığı küresel çeşitlilikle bu yıl da somut ticari çıktılar sağlayacak. Güzellik sektörünün Türkiye’deki hacmi 2025 yılında 217 milyar TL’ye ulaştı Güzellik endüstrisinin, kişiye özel teknolojik imkanlar ve artan sağlıklı yaşam bilinciyle beraber sürekli bir gelişim içerisinde olduğunu ifade eden BeautyEurasia: Uluslararası Kozmetik, Güzellik, Kuaför, Ambalaj, Hammadde, Hijyen ve Private Label Fuarı Direktörü Filiz Mehmedova, “Markalardan üreticilere ve tüketicilere kadar bir bütün teşkil eden güzellik sektörü hem yerel hem de küresel ölçekte gelişimini sürdürüyor. Bugün dünya çapında yaklaşık 290 milyar Euro’luk bir büyüklüğe erişen güzellik sektörü, 4,2 milyar civarında potansiyel kullanıcıya ulaşıyor. Diğer taraftan Türkiye piyasası da son dönemde endüstrinin en hızlı ivme kazanan bölgelerinden biri olarak dikkat çekiyor. 2025 yılı itibarıyla Türkiye’deki güzellik pazarının hacmi 217 milyar TL seviyesine çıkarken, dijital platformların etkisi sektörün genişlemesinde giderek daha kritik bir rol oynamaya başlıyor. 20 yılı aşkın bir tecrübeye sahip olan BeautyEurasia ise yalnızca fiziksel ölçeğiyle değil, sunduğu kaliteli iş bağlantıları, stratejik B2B buluşmaları ve ticari verimliliğiyle ön plana çıkıyor. Organizasyonumuzun küresel erişimi yerel pazar bilgisiyle harmanlayan yapısı, sektördeki etkili ortaklıkların tesis edilmesine olanak tanıyor.” açıklamasında bulundu. Standart kalıpların ötesinde bir fuar Fuarın geçtiğimiz yıl gerçekleştirilen buluşmasında küresel etkisini bir kez daha kanıtladığını belirten Mehmedova, şu verileri paylaştı: “Dünya genelindeki ekonomik dalgalanmalara rağmen fuarımız geçtiğimiz yıl da başarılı bir grafik sergilemeyi başardı. Toplamda 114 ülkeden 13 bin 314 profesyonel isim fuarımızı ziyaret ederken, bu kitlenin 3 bin 406’sını yabancı konuklar oluşturdu. Bununla birlikte 180’i yurt dışından gelen toplam 302 katılımcının yer aldığı organizasyonda iş hacmi 305 milyon Euro’ya ulaşırken, katılımcı başına ortalama 1 milyon Euro’luk bir ticaret hacmi oluşturduk. Ayrıca BeautyEurasia, basit bir ürün sergileme alanının çok ötesinde, ölçülebilir ticari başarılar üreten bir platform olma niteliği taşıyor. Bu doğrultuda geçtiğimiz sene bin 486 sipariş ve ön protokole imza atılırken, katılımcı kurumlar ile uluslararası satın almacılar arasında doğrudan ticari köprüler kuruldu. Ek olarak fuar süresince 5 binden fazla B2B görüşme gerçekleştirildi. Bu sayede uzun vadeli ticari ortaklıkların kurulmasına çok değerli bir katkı sunulmuş oldu. Bu yıl da dünyanın dört bir yanından sektörün öncü isimlerini bir araya getirirken kalite odaklı vizyonumuzu koruyarak; Türkiye, Avrasya, Orta Doğu, Balkanlar ve BDT pazarlarına giriş yapmak isteyen profesyoneller için stratejik bir merkez olmaya devam edeceğiz.” ICA Events Hakkında Yapı, turizm, kozmetik, gıda, raylı sistemler ve lojistik sektörlerinde Türkiye’nin önde gelen fuarlarını düzenleyen ICA Türkiye gücünü, fuarcılık sektöründeki güçlü küresel ağını içinde yer aldığı…