Kirada oturan emekli ev sahibi vergiden muaf: KDK’dan karar!

mekli öğretmen, adına kayıtlı konut bulunmasına rağmen kiracı olarak yaşadığı evdeki ekonomik durumu nedeniyle belediyeden emlak vergisinden muafiyet talep etti. Başvurusu kabul edilmeyen emekli, KDK’ye başvuruda bulundu. KDK, belediyeyle görüşerek talebin olumlu karşılanmasını sağladı. KDK’nin kararına göre, adına kayıtlı konut niteliğinde bir taşınmazı bulunan ancak başka bir evde kiracı olarak yaşayan emekli öğretmen, emekli maaşı dışında gelirinin bulunmadığını belirterek, belediyeden emlak vergisinden muaf tutulmayı talep etti. KDK BELEDİYE İLE GÖRÜŞME YAPTI Talebi kabul edilmeyen ve Temmuz 2024’te vergi borcu ödeme emri gönderilen emekli, uzun yıllardır kirada yaşadığı konuttan alışkanlıkları nedeniyle ayrılamadığını bildirerek, ekonomik durumu dikkate alınarak emlak vergisinden muafiyet işlemlerinin yapılması talebiyle KDK’ye başvurdu. Başvuruyu değerlendiren KDK, ilgili belediyeyle başvurucunun talebinin karşılanması adına görüşme yaptı. Talebi olumlu karşılayan belediye, başvurucunun emlak vergisinden muafiyeti adına işlem tesis edildiğini KDK’ye bildirdi. Kaynak : İstanbul Ticaret Gazetesi

WatchGuard, 2025 Yılı için 6 Kritik Siber Güvenlik Öngörüsünü Açıkladı .

2025 Yılında Siber Güvenlik Dünyasını Neler Bekliyor? Bütünleşik siber güvenlik alanında küresel bir lider olan WatchGuard® Technologies, 2025 yılına yönelik siber güvenlik tahminlerini açıkladı. WatchGuard Tehdit Laboratuvarı araştırmacılarının öngörülerine göre, 2025’te çok modlu yapay zekanın tüm saldırı zincirlerini oluşturmak için kötüye kullanımı artacak, yazılım tedarik zincirine yönelik uzun vadeli saldırılar norm haline gelecek ve yapay zeka destekli anomali tespitine olan güven hızla yükselecek. Ayrıca, tehdit aktörlerine karşı uluslararası iş birliklerin anlamlı sonuçlar doğurması bekleniyor.   Bütünleşik siber güvenlik alanında küresel bir lider olan WatchGuard® Technologies, 2025 yılına ilişkin siber güvenlik öngörülerini açıkladı. WatchGuard Tehdit Laboratuvarı araştırma ekibinin yıllık değerlendirmelerine göre, 2025 yılında artan nesnelerin interneti (IoT) cihazlarının yaygınlaşması, derin sahtekarlık (deepfake) teknolojilerinin daha karmaşık hale gelmesi ve kuantum hesaplama gibi yeniliklerin siber güvenlik tehditlerini ciddi boyutlara taşıyacağı öngörülüyor. Bu gelişmeler, özellikle kritik altyapılara yönelik saldırılarda ciddi bir artışa neden olabilirken, siber suçluların daha hızlı, akıllı ve hedefe yönelik saldırılar gerçekleştirmesine olanak sağlayacak. Aynı zamanda, kuruluşların mevcut güvenlik protokollerinin bu gelişmelere ayak uydurması zorlaşabilir. WatchGuard Technologies Baş Güvenlik Sorumlusu Corey Nachreiner, “2025 yılında, tehdit ortamının yalnızca genişlemekle kalmayıp, aynı zamanda tespit edilmesi daha zor hale geleceğini öngörüyoruz. Şirketlerin, siber güvenlik stratejilerini daha esnek, ölçeklenebilir ve yapay zeka destekli çözümlerle güçlendirmesi hayati önem taşıyor.” değerlendirmelerinde bulundu. WatchGuard Tehdit Laboratuvarı araştırmacılarının 2025 yılı için öne çıkan siber güvenlik tahminleri şunlar:1. Çok modlu yapay zekanın kötü niyetli kullanımı tüm saldırı zincirlerini oluşturacak. 2025 yılına gelindiğinde, multimodal yapay zekanın kötü niyetli kullanımı tüm bir saldırı zincirini oluşturmak için kullanılacak. Çok modlu yapay zeka sistemleri metin, görüntü, ses ve sofistike kodlamayı entegre etme becerisi kazandıkça, bir siber saldırının tüm boru hattını düzene sokmak ve otomatikleştirmek için bunlardan yararlanacak tehdit aktörlerinin eline geçecek. Bu, sosyal medyadaki hedeflerin profilini çıkarmayı, sesli oltalama (vishing) dahil olmak üzere gerçekçi oltalama içeriği hazırlamayı ve sunmayı, bazen sıfırıncı gün açıklarını bulmayı, uç nokta tespitini atlayabilen kötü amaçlı yazılımlar üretmeyi ve bunu destekleyecek altyapıyı dağıtmayı, güvenliği ihlal edilmiş ağlar içindeki yanal hareketleri otomatikleştirmeyi ve çalınan verileri dışarı çıkarmayı içeriyor. Bu yaklaşım, siber tehditleri son yıllarda hizmet olarak kötü amaçlı yazılım tekliflerinden daha da radikal bir şekilde demokratikleştirecek ve daha az yetenekli tehdit aktörlerinin minimum insan müdahalesi ile gelişmiş saldırılar başlatmasına olanak sağlayacaktır. Bu nedenle, büyüklüğü ne olursa olsun kuruluşlar ve güvenlik ekipleri, tespit edilmesi ve mücadele edilmesi zor olan özel siber tehditlerde bir artışla karşı karşıya kalacaktır. 2. Tehdit aktörleri, ele geçirilmiş meşru yazılımları kullanan saldırılar norm haline geldikçe uzun hileye geçecek. 2025 yılında saldırganlar, tespit edilmekten kaçınmak ve kötü niyetli saldırılar gerçekleştirmek için az bilinen ancak yaygın olarak kullanılan üçüncü taraf açık kaynak kütüphanelerini ve bağımlılıklarını hedef alma girişimlerini yoğunlaştıracaktır. Ayrıca, saldırganların yazılım tedarik zincirini uzun bir süre boyunca hedef aldıkları ve sadece noktasal bir saldırı başlatmak yerine iyi niyetli bir aktör olarak sahte bir itibar oluşturdukları “long-con” yaklaşımına odaklanmalarını genişletecekler. Bu, yazılım tedarik zincirine girmek için güvenilir destekçilerin kimliğine bürünmeyi ya da onları tehlikeye atmayı bile içerebilir. Saldırganlar, birçok uygulamanın kullandığı bu güvenilir kaynakları sessizce işgal ederek kötü amaçlı yazılımları yayabilir ve bu da tehdidi kuruluşlar ve açık kaynak ekosistemleri için tespit edilmesi ve savunulması çok daha zor hale getirebilir.3. GenAI hayal kırıklığı evresine girerken, kötü aktörlerin kazanç sağlaması için bir fırsat ortaya çıkacak. GenAI, kuruluşlara dönüştürücü değişiklikler sağlamak veya şimdiye kadar vadedilen yatırım getirilerini üretmek için iş dünyasında tam…

Mplus Türkiye’den Ankara’ya yeni teknoloji üssü

Türkiye’nin lider müşteri deneyimi yönetimi ve dış kaynak çözümleri sağlayıcısı Mplus Türkiye, Ankara’daki yeni lokasyonu ile bölgesel kalkınmaya destek olurken teknolojik altyapısını da bir adım ileri taşıyor. Marka bu stratejik hamleyle, gelişmiş teknoloji ve otomasyon çözümlerini yeni lokasyonlarına taşıyarak müşteri memnuniyetinde ve operasyonel kalitede çıtayı daha da yükseltmeyi hedefliyor. Güçlü altyapısı, kesintisiz hizmet sunan sistemleri ve güvenilir çözümleri ile sektöre yeni açılımlar getiren Mplus Türkiye, Ankara’daki yeni lokasyonu ile müşterilerine her zamankinden daha hızlı, güvenilir ve kaliteli hizmet vermeyi hedefliyor. Yeni lokasyon, güçlü internet altyapısıyla hizmetlerin kesintisiz devam etmesini sağlayacak. En gelişmiş güvenlik önlemleri ve yönetim sistemleriyle donatılan bu yeni merkez, operasyonel verimliliği artırırken müşteri memnuniyetini de zirveye taşıyacak. Kesintisiz ve daha hızlı hizmet Ankara’daki yeni lokasyonda Mplus Türkiye’nin yenilikçi ve güvenilir çözümleriyle daha hızlı ve kesintisiz hizmet sunmayı hedeflediklerini kaydeden Mplus Türkiye Bilgi Teknolojileri & Operasyon Destekten Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı ve  CTO’su Erçin Öztuncel,  “Bu merkez, ileri düzey altyapı ve güvenlik sistemleriyle hem hizmet kalitemizi hem de operasyonel verimliliğimizi artıracak” dedi. Erçin Öztuncel, yeni lokasyonun teknolojik üstünlüklerine ilişkin şunları söyledi: “Yeni lokasyonumuz TIER III standartlarında süreklilik sunan Felaket Kurtarma Merkezi (DRC) altyapısına, güçlü internet servis sağlayıcı entegrasyonuna ve sürekli veri koruma (CDP) sistemine sahip.  Bu yapı sayesinde, felaket senaryolarını test ederken üretim ortamına dokunmadan, izleme ve raporlama süreçlerini anında gerçekleştirebiliyoruz. Tüm bu özellikler, müşterilerimize güvenilir ve sorunsuz bir deneyim sunmamıza katkı sağlıyor.” Mplus Türkiye, olası riskler karşısında iş sürekliliğini sağlamak ve sistemlerini her zaman hazır tutmak için özel çözümleri de yeni lokasyonu aracılığıyla müşterileri ile tanıştıracak. Böylece müşterilerine her koşulda güvenli ve kesintisiz hizmet sunarak, farklılaşan ihtiyaçlara hızlı yanıt verebilecek. “Müşterilerimize uçtan uca eşsiz bir deneyim sunuyoruz” İnsan kaynağı yatırımlarını Ar-Ge ve teknolojik yeniliklerle ileri seviyelere ulaştırdıklarını vurgulayan Mplus Türkiye Satış & Pazarlama ve İş Geliştirmeden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Ogan Atasagun, “Ankara’daki yatırımlarımız bölgesel kalkınmayı destekleme hedefimizin bir parçasını oluştururken, teknolojik üstünlüklerimizi de bir adım ileri taşıyor. Yeni ofisimizle müşterilerimize uçtan uca eşsiz bir deneyim sunuyoruz. Müşterilerimizin ihtiyaçlarına en hızlı ve en etkin çözümleri sunmak için altyapımızı en ileri teknolojilerle donattık. Bu sayede sadece hizmet kalitesinde değil, hız ve güvenilirlikte de fark yaratıyoruz. Her gün daha iyisi için çalışıyor, başarı hikayelerimizi de nitelikli insan kaynağımızla birlikte yazıyoruz” ifadelerinde bulundu. Teknoloji destekli hizmetlerde yenilikçi çözümler Mplus Türkiye, müşteri memnuniyetini her şeyin üzerinde tutan yaklaşımıyla sadece Türkiye’de değil, Avrupa pazarında da büyümeye devam ediyor. Ankara’daki yeni merkez, bu yolculuğun en önemli adımlarından biri olacak. Yeni lokasyonuna müşteri deneyimini zenginleştiren ve çağrı merkezi hizmetlerinde verimliliği artıran Smart Agent, Allspace, Totti ve Buzzeasy gibi ileri teknoloji çözümlerini entegre eden şirket, Ankara’da yüzlerce kişiye istihdam sağlayarak bölgenin ekonomik kalkınmasına da katkı sunacak. Mplus Türkiye Hakkında Türkiye’nin en büyük bağımsız dış kaynak sağlayıcılarından biri olan Mplus Türkiye, ilk olarak 2000 yılında CMC Türkiye adıyla İstanbul’da kuruldu. Ocak 2020’de, Avrupa’nın en hızlı büyüyen BPO, Teknoloji ve Danışmanlık şirketler grubu Mplus’ın en büyük üyesi olarak faaliyet göstermeye başladı. Günden güne büyüyen BPO alanının BPTO dönüşümüne öncülük eden Mplus Türkiye, farklı sektörlerden global iş ortaklarını; kendi geliştirdiği yenilikçi entegre çözümlerinin yanı sıra başarılı iş dönüşümlerini sağlayacak bütünsel danışmanlık hizmetleri ile 360° çok kanallı iletişim ve insan odaklı müşteri deneyimi sunma hedeflerine ulaştırıyor. Türkiye ve Avrupa’daki 62 lokasyonda, 58’in üzerinde ülkeden 300’den fazla kuruma yaklaşık 15.000 çalışanı ile…

Limanlarda 5,5 Milyon Ton Petrol Elleçlendi.

Kasım Ayında Limanlarda Yük Elleçleme Miktarı Yüzde 13,7 Arttı Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, kasım ayında Türkiye’nin limanlarında elleçlenen yük miktarının, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 13,7 artarak 43 milyon 453 bin 419 tona ulaştığını duyurdu. Bakan Uraloğlu, aynı dönemde elleçlenen konteyner miktarının da yüzde 16,1 artış göstererek 1 milyon 126 bin 736 TEU’ya yükseldiğini belirtti. Bakan Uraloğlu, kasım ayında taşınan yük cinsleri arasında en büyük artışın ham petrolde yaşandığını, toplam 5 milyon 586 bin 424 ton ham petrol elleçlendiğini ifade etti. Ayrıca, portland çimentosu 861 bin 781 ton ile en fazla taşınan yük cinsi oldu. Yurt Dışı Taşımaları Yüzde 11,9 Artış Gösterdi Kasım ayında Türk limanlarından yurt dışı limanlarına giden yük miktarının ise geçen yılın aynı ayına göre yüzde 0,8 azalarak 11 milyon 281 bin 574 ton olduğunu açıklayan Bakan Uraloğlu, yurt dışı limanlarından Türkiye’ye gelen yük miktarının ise yüzde 20,1 artarak 21 milyon 188 bin 520 tona çıktığını vurguladı. Yurt dışı yük taşımaları ise toplamda yüzde 11,9 artarak 32 milyon 740 bin 94 tona ulaştı. Aliağa Limanı Zirvede Aliağa Bölge Liman Başkanlığı, kasım ayında 7 milyon 453 bin 572 ton yük elleçlemesiyle en yüksek miktara ulaşan bölge oldu. Aliağa’yı, 6 milyon 686 bin 312 ton ile Kocaeli Bölge Liman Başkanlığı ve 5 milyon 403 bin 280 ton ile İskenderun Bölge Liman Başkanlığı takip etti. Konteyner Taşımacılığında Önemli Artış Kasım ayında limanlarda elleçlenen konteyner miktarı geçen yılın aynı ayına göre yüzde 16,1 artarak 1 milyon 126 bin 736 TEU’ya ulaşırken, yılın ilk 11 ayında limanlardan elleçlenen konteyner miktarı yüzde 8,4 artarak 12 milyon 422 bin 38 TEU oldu. Türk bayraklı gemilerle yapılan yurt dışı konteyner taşımalarının oranı ise yüzde 12,5 olarak gerçekleşti. Türk Bayraklı Gemiler Yurt Dışına Yük Taşıma Oranını Yükseltti Kasım ayında limanlardan yapılan yurt dışı taşımalarının yüzde 7,5’inin Türk bayraklı gemilerle gerçekleştirildi. Bakan Uraloğlu, Türk bayraklı gemilerle yurt dışına taşınan yük miktarının geçen yılın aynı ayına göre yüzde 0,1 arttığını belirtti. Yabancı bayraklı gemilerle taşınan yurt dışı yük miktarı ise yüzde 13 artışla 30 milyon 33 bin 971 tona yükseldi. Ham Petrol En Fazla Rusya’dan Geliyor Uraloğlu, kasım ayında en fazla yük taşımasının İtalya’ya yapıldığını, bunu Amerika Birleşik Devletleri ve İspanya’ya yapılan taşımaların takip ettiğini söyledi. Türkiye’ye deniz yoluyla gelen en fazla yük ise Rusya’dan taşındı. Türkiye’nin denizcilik sektörü, uluslararası taşımacılıkta önemli bir rol oynarken, 2024 yılı itibariyle limanlarda elleçlenen yük miktarındaki artışlar Türkiye’nin ekonomik büyümesine katkı sağlıyor. Kaynak : Türkdenizcilik

Kalite yönetim sistemleri nelerdir ?

Kalite Yönetim Sistemleri (KYS), organizasyonların ürün ve hizmetlerinin kalitesini sürekli iyileştirmek, müşteri memnuniyetini artırmak ve yasal gerekliliklere uygunluğu sağlamak amacıyla kullanılan yapılandırılmış yönetim sistemleridir. Dünya çapında yaygın olarak kullanılan bazı kalite yönetim sistemleri şunlardır: 1. ISO 9001 2. ISO 14001 3. ISO 45001 4. ISO 22000 5. TS 16949 (Otomotiv Endüstrisi için) 6. IATF 16949 7. Six Sigma 8. Total Quality Management (TQM) 9. EFQM Mükemmellik Modeli 10. Lean Yönetim 11. Baldrige Mükemmellik Modeli 12. Kaizen Bu kalite yönetim sistemleri, organizasyonların sürdürülebilir başarıyı elde etmelerini, müşteri beklentilerini karşılamalarını ve iş süreçlerini sürekli olarak iyileştirmelerini sağlar. Her biri farklı sektörlere ve gereksinimlere hitap eden, farklı uygulama alanlarına sahip sistemlerdir. Kaynak ChatGPT UZMANINIZA SORUN CEVDET AKIF USTA – 0 532 466 60 68

Lojistikte dijitalleşme iş süreçlerini hızlandıracak.

Lojistikte dijitalleşme, lojistik süreçlerin daha verimli, hızlı ve güvenli hale gelmesi amacıyla dijital teknolojilerin entegre edilmesi sürecini ifade eder. Bu dönüşüm, lojistik sektöründeki pek çok faaliyet ve işlemi iyileştirir ve optimize eder. Dijitalleşme, lojistik şirketlerinin iş yapış şekillerini değiştirirken, maliyetleri düşürmek, teslimat sürelerini kısaltmak ve müşteri memnuniyetini artırmak gibi avantajlar sağlar. İşte lojistikte dijitalleşmenin önemli yönlerinden bazıları: 1. Akıllı Depolama Sistemleri Dijitalleşme ile depolama ve envanter yönetimi daha verimli hale gelir. Otomatik depo sistemleri, RFID teknolojileri ve sensörler ile envanter takibi yapılır. Bu sayede stok seviyeleri, ürünlerin konumları ve depo içinde yapılan işlemler anlık olarak izlenebilir. 2. Yapay Zeka ve Makine Öğrenimi Yapay zeka, lojistikte talep tahmini, rotalama ve araç yönetimi gibi alanlarda kullanılmaktadır. Makine öğrenimi algoritmaları, tarihsel verilerden öğrenerek taşıma rotalarını optimize eder ve en verimli yolun seçilmesini sağlar. Bu sayede zaman ve yakıt tasarrufu sağlanır. 3. IoT (Nesnelerin İnterneti) Lojistikte IoT cihazları, ürünlerin ve araçların izlenmesini mümkün kılar. Sensörler sayesinde taşıma sırasında ürünlerin sıcaklık, nem, hız gibi bilgileri takip edilebilir. Bu teknolojiler, özellikle taze gıda, ilaç gibi hassas ürünlerin taşınmasında büyük önem taşır. 4. Bulut Tabanlı Yazılımlar Bulut teknolojileri sayesinde lojistik şirketleri, verilerini güvenli bir şekilde depolayabilir ve dünya genelinde farklı lokasyonlardan bu verilere erişim sağlayabilir. Bulut tabanlı yönetim sistemleri, şirketlerin tedarik zincirlerini daha verimli bir şekilde yönetmelerine olanak tanır. 5. Otomatik Araçlar ve Drone Teknolojisi Lojistikte dijitalleşme, otonom araçların (dronlar, robotlar, sürücüsüz araçlar) kullanımını arttırmaktadır. Özellikle kargo taşımacılığında dronlar, kısa mesafelerde hızlı teslimat yapma imkânı sunar. Ayrıca, sürücüsüz kamyonlar, taşıma süreçlerini daha hızlı ve güvenli hale getirebilir. 6. Blockchain Teknolojisi Blockchain, tedarik zinciri süreçlerinde şeffaflık ve güvenliği artırır. Lojistik firmaları, blockchain ile her işlem ve taşınan ürünle ilgili bilgileri kayıt altına alarak, dolandırıcılık risklerini ve veri kayıplarını minimize eder. 7. Veri Analitiği ve Büyük Veri Lojistik sektöründe büyük veri analitiği, operasyonel verilerin toplanarak analiz edilmesini sağlar. Bu sayede süreçler daha iyi anlaşılabilir ve daha doğru tahminler yapılabilir. Örneğin, taşıma rotaları, hava durumu koşulları ve trafik bilgileri gibi faktörler analiz edilerek, daha verimli rotalar belirlenebilir. 8. Müşteri İletişimi ve İzleme Sistemleri Dijitalleşme, müşteri hizmetlerini de iyileştirir. Müşteriler, mobil uygulamalar veya web platformları aracılığıyla siparişlerinin durumunu gerçek zamanlı olarak izleyebilir. Ayrıca, canlı destek hizmetleri ve chatbotlar, müşteri ile etkileşimi hızlandırır ve kolaylaştırır. 9. E-Ticaret ve Dijital Sipariş Sistemleri E-ticaretin yaygınlaşmasıyla birlikte lojistik sektörü dijitalleşmiştir. Online siparişlerin yönetilmesi, teslimat süreçlerinin takibi ve lojistik ağların entegrasyonu, dijitalleşmenin e-ticaretle uyum içinde çalışmasını sağlar. Sonuç olarak: Lojistikte dijitalleşme, sektörü dönüştüren ve her geçen gün daha fazla kabul gören bir trenddir. Teknolojilerin doğru bir şekilde entegrasyonu, işletmelere önemli verimlilik artışları, maliyet düşüşleri ve daha hızlı hizmet sağlama fırsatları sunar. Aynı zamanda, müşteri deneyimini iyileştirerek sektöre rekabet avantajı sağlar. kaynak : CHATGPT ile hazırlanmıştır.

Temelden çatıya kadar tüm İnşaat malzeme ve hizmetleri sizlere USTALAR.COM yapay zeka ile tek merkezde sizlere sunacak sistem geliştirdi.

Bir konut inşaatında temelden çatıya kadar olan süreç, birçok farklı malzeme ve ürünü içerir. Bu malzemeler, yapıların güvenli ve konforlu olabilmesi için önemli bir rol oynar. İşte temelden çatıya kadar olan temel ürünlerin listesi: 1. Temel ve Zemin 2. Taşıyıcı Sistemler 3. Duvarlar ve Bölme Sistemleri 4. Pencereler ve Kapılar 5. İç Mekan İşleri 6. Dış Cephe ve Isı Yalıtımı 7. Çatı ve Üst Yapı 8. Elektrik ve Mekanik Sistemler 9. Peyzaj ve Dış Mekan Düzenlemeleri Bu malzemeler ve ürünler, inşaatın her aşamasında kullanılan önemli unsurlar olup, konutun sağlam, güvenli, estetik ve işlevsel olmasını sağlar.

Kayalı Makina hedef büyüttü. Jewelry Show fuarında sizleri bekliyor.

Bu yolda galip mağlup sayılır Son bir yılda makasın da katkısıyla “Kayalı Makine” ürettiği her 10 makinesinden 9’unu ihraç eder bir konuma geldi. Bu tabloya baktığımızda Dünyanın birçok ülkesinde artık altın takı üretimi hız kazanmış vaziyette. Firma sahibi Cengizhan Kayalı; “İhracatımız artarken, ciromuz artarken bu işten keyif almayacağımızı hiç tahmin etmezdim. Gözlerimin önünde Türk kuyum pazarı kan kaybediyor. Kuyum sanayisinde Dünya çapında gelişmemiz ve öne çıkmamız, dev kuyumculuk sektörümüzün büyük Pazar kaybını asla telafi edemez” Kuyum üreticisinin iş hayatına büyük kolaylıklar katmak, yüksek kaliteli üretim yapabilmesi için etkin, güçlü ve uygun fiyatlı makineler üretmek için yola çıkan Kayalı Makine; son dönemde ihracat alanında limitlerini zorlayan başarılara imza atıyor. Çok farklı ülkelere makine ihracatı yapan Kayalı Makine; artık ürettiği her 10 makinenin 9’unu ihraç ediyor. Firma sahibi Cengizhan Kayalı; markaları ve kuyum sanayisi adına Dünya çapında söz sahibi olmak, Dünyanın farklı ülkelerindeki kuyum üreticilerinin “Made IN Turkey” imzalı makineleri kullanmalarından gurur duymak ile kuyum üretiminin birçok ülkede başlaması ikilemi arasında kaldıklarını ifade etti. Özellikle son 1 yıldır altın fiyat farklılığı ile birlikte Türk kuyumculuğunun çok hızlı Pazar kaybettiğini vurgulayan Kayalı; sözlerini şöyle sürdürdü: “Gelişen teknoloji sayesinde kuyum üretimi çok daha kolay bir hale geldi. Çok az kişiyle çok etkili üretim gerçekleşiyor. Ben kendi markamız adına dengeli, homojen bir büyümeyi arzu ederdik. Son bir yılda makasın sayesinde makine ihracatımız kat be kat arttı. Netice itibariyle makinemizi alacak kişinin ülkesini sorgulama lüksümüz yok. Her hafta yurtdışında bir kuyum atölyesinin açılışını görüyor ve makinelerimizi yurtdışına gönderiyoruz. Makasın derinleşen yaralarını gözlerimizle görüyoruz.” Geçtiğimiz İstanbul Jewellery Show’da aldıkları sipariş ile 2024 yılı üretim kapasitelerini doldurduklarını sözlerine ekleyen Kayalı; gelen siparişlerin çok büyük bir bölümünün yabancı üreticilere ait olduğunu, Arap pazarı dahil olmak üzere tüm Dünyada şarnel, içi boş hafif takılara bir yönelim olduğunu dile getirdi. HIZLI İLETİŞİM : Cengizhan KAYALI+90 533 048 78 67 FUAR GİRİŞ BİLETİ İÇİN TIKLAYIN : >>>> — Cengizhan Kayalı ve Kayali Makina ile birlikte.

New Alyans nabza göre şerbet verecek

Energin “Dünyada alyans tasarımı ayrı bir uzmanlık dalı haline geliyor. Hedeflediğiniz pazarın beklentisini etüt etmeden, fizibilite yapmadan o coğrafyanın düğün kültürünü irdelemeden başarılı olmak çok zor” Üretim parkuruyla, kullanılan teknolojisiyle diğer takı gruplarından net çizgilerle ayrılan alyans, günümüzde ayrı bir tasarım bakış açısı ve uzmanlığı istiyor. Ülkemizin tecrübeli alyans ustalarından biri olan ve sektörümüzün deneyimli ismi Cengizhan Kayalı ile işbirliği yaparak yeni markası New Alyans’ı ortaya koyan Ümit Energin; alyansın üretim sürecini bilmeyen takı tasarımcılarının, başarılı alyans tasarımı yapmalarının mümkün olmadığını, alyans tasarım uzmanı olarak ayrımlaşma döneminin başladığını söyledi… Yeni model beklentisinin en üst seviyelere çıkma çılgınlığı ve büyük emeklerle harcanan tasarımların vitrin ömrünün gittikçe kısalması, ciddi bir model kirliliğini de sektörümüzde gündeme getiriyor. Yeni model beklentisi en çok alyans takı grubunda görülüyor. Özellikle döküm tekniği ile yapılan ve ağırlıkla makineden çıkan alyanslarda en uçuk kaçık modeller tüketiciyle buluşuyor fakat bu fantastik modellerin ömrü çok kısa oluyor. Sektörümüzün değerli alyans ustası ve New Alyans Firma Ortağı Ümit Energin; “Şu anda Almanya odaklı ihracat çalışmalarımıza start verdik. Almanya’daki müşteri sayımızı genişleterek Avrupa’nın birçok ülkesinde New Alyans kalitesinin tercih edilmesini sağlamak istiyoruz. Temmuz ve Ağustos ayında 200 adet gün yüzü görmemiş yeni tasarımlarımızı müşterilerimize sunacağız. Bir alyans atölyesinin en büyük gücü; herkesin yaptığını daha iyi yapmak ayrıca hiç kimsenin yapmadığı tasarımları da madene aktarabilmektir” diye konuştu. Tasarımcı değil alyans tasarımcısı aranıyor… Ümit Energin; “Bugün alyans üretim sürecini bilmeyen tasarımcıların, alyans tasarımlarında hep eksikliği olduğunu görüyoruz. Artık ‘alyans tasarım uzmanı’ diye ayrı bir branşlaşma söz konusu. Dünya çapında ünlü alyans tasarımcıları, kendi isimlerini marka haline getiriyorlar. Takı tasarımı alanında kendini geliştirmek isteyen kişilerin, alyans tasarımcısı olarak ayrı bir uzmanlığa yönelmelerini tavsiye ediyorum. Bu alanda boşluk bulunuyor. Ülkemizin alyans konusunda değerli bir uluslararası prestiji var. Fantezi alyans modellerimizde başarılı bulunuyor. Geniş bir coğrafyaya ürünlerini sunma hedefiyle yola çıkan New Alyans, hem klasik hem de fantezi alyans modelleri üretiminde eşit güce sahiptir.”

KOBİ’lere 20 milyon liralık finansman

Dijital dönüşüm projeleri kapsamında KOBİ’lere 20 milyon lira üst limitli olmak üzere 36 ay vadeli uygun maliyetli finansmana erişim imkanı sağlanacak. KOBİ Dijital Dönüşüm Tanıtım Programı, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır’ın katılımıyla KOSGEB Başkanlık Binası’nda gerçekleştirildi. Program kapsamında KOSGEB, Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) ve Türk Ekonomi Bankası (TEB) arasında protokol de imzalandı. Kacır, KOBİ’lerin küresel ve ulusal ölçekte rekabet gücünü ileriye taşıyacak programın açılışında yaptığı konuşmada, yapay zeka, nesnelerin interneti, büyük veri, robotik gibi yenilikçi teknolojilerin, bu yeni dönemde günlük yaşam pratiklerine ve karar alma mekanizmalarına yön verdiğini anlattı. Bu teknolojileri iş modellerine adapte ederek dijital dönüşümü başarıyla gerçekleştirmenin, işletmelerin müşterilerine etkin, verimli ve hızlı hizmet sunabilmesinin anahtarı haline geldiğini aktaran Kacır, Bakanlık olarak sanayicilerin ve işletmelerin dijital dönüşüm yolculuklarında yanlarında olduklarını söyledi. Kacır, imalat sanayisinin ihtiyaç duyduğu teknolojinin yerli imkanlarla geliştirilmesini sağlayan, ihtiyaç duydukları insan kaynağı ve bilimsel altyapıyı güçlendiren bir vizyonla hareket ettiklerini belirterek, “TÜBİTAK ile dijital dönüşüm alanında son 22 yılda 9 bin 500 projeye yaklaşık 47 milyar lira destek sağladık. Teknoloji Odaklı Sanayi Hamlesi Programı’mız kapsamında firmalarımızın ihtiyaç duyduğu dijital dönüşüm çözümlerinin geliştirilmesini ve imalatını AR-GE aşamasından seri üretime kadar destekliyoruz. Program kapsamında yürüttüğümüz Dijital Dönüşüm Çağrısı ile yatırım büyüklüğü 448 milyon dolara ulaşan aralarında otomasyon sistemlerinin, büyük veri platformunun, akıllı sensörlerin üretimlerinin bulunduğu 42 projenin önünü açtık.” diye konuştu. İşletmeleri dijital dönüşüme hazırlamak ve mevcut iş gücünü 4. Sanayi Devrimi ile ihtiyaç duyulan yetkinliklerle buluşturmak için ülkenin dört bir yanında model fabrikalar kurduklarını vurgulayan Kacır, işletmelere ve çalışanlara çeşitli hizmetler sunarak verimliliklerini artırdıklarını ifade etti. Türkiye’ye inovasyon merkezi kuruluyor Kacır, dijital dönüşüm alanında uluslararası işbirliklerini güçlendirerek firmaların inovasyon ve teknoloji geliştirme altyapısı için kaldıraç görevi görecek altyapılara erişimini sağladıklarının altını çizdi. Firmaların dijital dönüşümüne yönelik desteklerini güçlendirmek amacıyla 8,2 milyar euro bütçeli Dijital Avrupa Programı’na katıldıklarına dikkati çeken Kacır, “Başta KOBİ’lerimiz olmak üzere işletmelerimize yatırım öncesi test, yatırımcı bulma hizmeti sağlayacak Avrupa Dijital İnovasyon Merkezlerini Türkiye’de kuruyoruz. Sanayicilerimizin, girişimcilerimizin ihtiyaç duymaları halinden Avrupa’daki benzer altyapılar bünyesindeki yetkinliklerden yararlanmalarına imkan tanıyoruz.” değerlendirmesinde bulundu. Kacır, dijital dönüşümün rekabetçi iş dünyasında sürdürülebilir ve başarılı iş modeli oluşturmak için tercihten öte bir mecburiyet haline geldiğini vurgulayarak, KOBİ’lerin bu yolculuktaki başarılarını güçlendirmek için Türkiye’ye has faktörleri dikkate alan, KOBİ’ler için özel olarak tasarlanmış değerlendirme aracı kullanılarak yetkinliklerinin analiz edilmesinin önemine işaret etti. Doğru altyapı, nitelikli insan kaynağı, ihtiyaç ve hedeflerle uyumlu dijital dönüşüm projeleri ve finansman planlamasının başarılı bir dijital dönüşümün olmazsa olmazları olduğunu belirten Kacır, bu nedenle Dijital Dönüşüm Olgunluk Değerlendirme Modeli DDX’i geliştirdiklerini anlattı. Kacır, modelin tüm ülke genelinde uygulanmasını sağlayacak insan kaynağını yetiştirdiklerine dikkati çekerek, KOSGEB destek programlarını da yeniden kurgulayarak KOBİ’lerin dijital dönüşüm yolculuğunda önlerindeki finansman engelini kaldırdıklarını söyledi. 20 milyon liralık yeni finansman Bugüne kadar KOSGEB eliyle KOBİ’lerin dijital dönüşümü için 10 milyar lira destek sağladıklarını vurgulayan Kacır, şöyle devam etti: “Uluslararası finans kuruluşlarıyla da işbirliğimizi artırarak yeni finansman mekanizmalarını KOBİ’lerimizin hizmetine sunuyoruz. KOBİ Dijital Dönüşüm Destek Programı kapsamında imalat sanayinde faaliyet gösteren KOBİ’lerin rekabetçiliklerini ve verimliliklerini artırmaya yönelik dijital dönüşümlerini sağlamak için EBRD ile işbirliği yaptık. 300 milyon avroluk bir finansmanı Dijital Dönüşüm ve Olgunluk Değerlendirme Analizi gerçekleştirerek dijital dönüşüm ihtiyaçlarını tespit eden ve yol haritasını oluşturan KOBİ’lerimizin hizmetine sunuyoruz. Dijital dönüşüm projelerini uygulayacak KOBİ’lerimize, 20 milyon lira üst limitli olmak…

İnsan kaynaklarına dair ;

Insan kaynakları aslında insan kıymetleri insan cevherleri ve insan değerleri olarak şirketlerin stratejik en önemli departmanlarından biridir. Insan aklen kalben manen Ruhen bir bütündür bu bütünü bir orkestra şefi gibi yaşam savaşı içinde sanatla yönetenler bütünlüğü organize etmiş olurlar Biz birin ve bir bütünün parçalarıyız İnsan işlenebilir bir cevherdir Elmas da ham haliyle işlenir parmaklara yüzük olur. Çünkü insan tıpkı bir Elmas gibi değerlidir Hatta elmastan daha değerliyiz Herkes kendi benini iyi tanıyıp inşa ederse hakikat namına yaptığı bütün işler ibadet hükmüne geçer işi aşkla yapmak bu olsa gerek kalıcı içsel performansın yolu insanın kendi ile barışık kendini tanıyan şirket vizyonuna uyumlu değer ve hedefleri ile bir olabilmektir bilmek değerlidir bildiğiniz şeyin ta kendisi olursanız. Örneğin canlı ürün o zaman akıllı insanın akıllı ürün haline gelmesi kaçınılmazdır Global dünyada pazarın yönü sürekli akıllı stratejiler ile belirlenmektedir. Tüm bu stratejik düşünme ve düşünceler tefekkürler inovatif bir yazılımdır insan ise üst düzey ruhsal zekanın donanımıdır Mail :

Ürünlerinizi E-İhracat ile 190 ülkede satışını yapmak bu kadar kolay olmamıştı.

Türkiye’de e-ticaret sektörü son yıllarda hızla büyüyor ve bu büyüme e-ihracat yapan firmaları da etkiliyor. E-ihracat yapmak, ürünlerinizi dünya genelinde müşterilere sunmanın en hızlı yoludur ve bu işlem için farklı ödeme yöntemleri kullanılabilir. Türkiye’de hangi ödeme yöntemleri kullanılabilir? Türkiye’deki e-ihracat firmaları genellikle banka havalesi, kredi kartı, PayPal, sanal pos ve havale/EFT gibi ödeme yöntemlerini kullanır. Banka havalesi güvenli bir seçenek olsa da işlem süresi birkaç gün sürebilir. Kredi kartı ödemeleri hızlı ve pratiktir ancak işlem ücretleri yüksek olabilir. Sanal Pos, bankaların sağladığı bir ödeme sistemidir ve Türkiye’de yaygın olarak kullanılıyor. Havale ve EFT ise güvenli ve ucuz olmalarına rağmen işlem süresi diğer ödeme yöntemlerine göre daha uzundur. E-ihracat yapan firmalar, müşterilerine farklı ödeme yöntemleri sunarak uluslararası müşterilerin ödeme işlemlerini kolaylaştırmaya çalışmaktadır. Müşterilerin ödeme seçenekleri arttıkça, satın alma işlemlerinin tamamlanma olasılığı da artar. Bu nedenle, ödeme yöntemleri seçerken güvenilirliğinin yanı sıra müşteri talepleri de dikkate alınmalıdır. E-ticaret ve e-ihracat, Türkiye’de her geçen gün daha da yaygınlaşarak büyümeye devam ediyor. İnternet kullanımının artması ve dijitalleşmenin yaygınlaşması ile birlikte e-ticaret sektörü de hızla gelişiyor. E-ihracat yapmak ise, sadece Türkiye’deki müşterilere değil, dünya genelinde müşterilere ürünlerinizi sunmanızı sağlar. Ancak, farklı ülkelerdeki müşterilerin ödeme alışkanlıkları farklı olduğundan, ödeme yöntemlerinin çeşitlendirilmesi önemlidir. Türkiye’deki e-ihracat firmaları farklı ödeme yöntemleri sunarak müşteri memnuniyetini arttırabilir ve uluslararası müşterilerin ödeme işlemlerini kolaylaştırılabilir. E-ticaret ve e-ihracat sektörlerinin gelişimi devam ederken, ödeme yöntemleri konusunda da gelişmelerin yaşanması bekleniyor. İşte yeni başlayanlar için e-ihracat rehberi E-ihracat, internet aracılığıyla mal ve hizmetleri yurt dışına satma sürecidir. İlk adım, ihracat yapmak istediğiniz ülkeleri ve hedef kitlenizi belirlemektir. Ardından, bir e-ticaret sitesi oluşturarak, ürünlerinizi online olarak satmaya başlayabilirsiniz. E-ihracat yapmak için potansiyel pazarları belirlemek önemlidir. Türkiye’den en çok ihracat yapılan ülkeler arasında Almanya, İngiltere, İtalya, Fransa, ABD ve Rusya yer almaktadır. Ancak, hedeflenen ülkelere yönelik pazar araştırması yapmak ve uygun stratejiler belirlemek önemlidir. E-ihracat yapmak için bir e-ticaret sitesine ihtiyacınız var. Bu site, potansiyel müşterilerinize ürünlerinizi sergileyebilmenizi, ödeme işlemlerini gerçekleştirebilmelerini ve siparişlerini takip edebilmenizi sağlar. E-ihracat için farklı ödeme yöntemleri sunmak önemlidir. Müşterilerinize banka havalesi, kredi kartı, PayPal, sanal POS ve diğer yöntemlerle ödeme yapma seçenekleri sunabilirsiniz. E-ihracat yapmak için gerekli belgeler ülkeye göre değişebilir. Ancak, genellikle ihracat faturası, taşıma belgeleri, gümrük beyannamesi ve menşe şahadetnamesi gibi belgeler gereklidir. E-ihracat yaparken, lojistik süreçlerinizin düzgün çalışması için uygun hizmetleri seçmelisiniz. Kargo şirketleri, uluslararası nakliye şirketleri ve depolama hizmetleri gibi hizmetlerden yararlanabilirsiniz. E-ihracatta gümrük sorunlarına karşı hazırlıklı olmak önemlidir. Her ülkenin farklı gümrük yasaları ve vergi oranları vardır. Bu nedenle, gümrük vergileri, gümrük işlemleri, ithalat kısıtlamaları, taşıma maliyetleri, iade işlemleri, ürün uygunluğu gibi sorunlarla karşılabilirsiniz. Türkiye’de e-ihracat yapmak isteyen firmalar için hangi adımları takip etmeli? E-ihracata yeni başlayan girişimciler, belli başlı sorular sormakta. Özellikle sektörden habersiz, bilgi ve deneyimden uzak birçok firmanın bu sebeple iflas ettiği de gelen haber arasında. KAYNAK : WRODE -WORLDEF

Sağlık turizmi acenta yetki belgesi nasıl alınır?

Sağlık turizmi acenta yetki belgesi, sağlık turizmi sektöründe faaliyet göstermek isteyen firmaların sahip olması gereken önemli bir belgedir. Sağlık turizmi acenta yetki belgesine sahip olmayan firmalar, yasal olarak sağlık turizmi hizmetleri sunamazlar. Sağlık turizmi acenta yetki belgesi, Sağlık Bakanlığı tarafından verilen ve sağlık turizmi faaliyetlerini yürütmek için gereken yasal izni sağlayan bir belgedir. Bu belgeye sahip olmak, firmanın sağlık turizmi alanında güvenilir ve kaliteli hizmetler sunabileceğini gösterir. Ayrıca, yetki belgesi olmayan firmaların yasal sorunlarla karşılaşma riski de bulunmaktadır. Sağlık turizmi acenta yetki belgesi almak için belirli şartların yerine getirilmesi gerekmektedir. Başvuru sahibinin yasal bir firma olması, gerekli tüm belgelerin eksiksiz olarak sunulması ve belirlenen standartlara uygun hizmetler sunma kabiliyetinin olması gibi kriterler göz önünde bulundurulmaktadır. Başvurunun olumlu sonuçlanması durumunda firma, belgeyi alarak sağlık turizmi sektöründe faaliyet gösterebilir. Sağlık turizmi acenta yetki belgesine sahip firmalar, uluslararası hasta kabul ederek turistlere sağlık hizmeti sunabilmektedirler. Bu sayede, yurtdışından gelen hastaların Türkiye’de sağlık hizmetlerinden faydalanmaları sağlanmakta ve Türkiye’nin sağlık turizmi potansiyeli artmaktadır. Sonuç olarak, sağlık turizmi acenta yetki belgesi sahibi olmak, sağlık turizmi sektöründe faaliyet göstermek isteyen firmaların önem vermesi gereken bir konudur. Bu belgeye sahip olmak, firmanın yasal olarak hizmet sunma yetkisini gösterirken, aynı zamanda kaliteli sağlık hizmetleri sunma kabiliyetini de simgeler. Bu nedenle, sağlık turizmi sektöründe faaliyet göstermek isteyen firmaların, sağlık turizmi acenta yetki belgesi almaları önemlidir. Bu sayede, yurtdışından gelen hastaların Türkiye’de sağlık hizmetlerinden faydalanmaları sağlanmakta ve Türkiye’nin sağlık turizmi potansiyeli artmaktadır. Bu durum, Türkiye’deki sağlık sektörünün uluslararası alanda tanınmasını ve tercih edilmesini sağlamaktadır. Sağlık turizmi acenta yetki belgesine sahip olmak, firmaların sektördeki rekabet gücünü arttırmakta ve müşterilere güven vermektedir. Ayrıca, bu belge sayesinde firmanın yasal olarak hizmet sunma yetkisi olduğu kanıtlanmakta ve uluslararası standartlara uygun sağlık hizmetleri sunma kapasitesi vurgulanmaktadır. Dolayısıyla, sağlık turizmi sektöründe faaliyet göstermek isteyen firmaların, sağlık turizmi acenta yetki belgesi almaları hem mevzuata uygunluk hem de müşteri memnuniyeti açısından önemlidir. Bu durum, Türkiye’deki sağlık sektörünün uluslararası alanda tanınmasını ve tercih edilmesini sağlamaktadır. Ayrıca, sağlık turizmi acenta yetki belgesine sahip olan firmaların sektördeki rekabet gücü artmakta ve müşterilere daha fazla güven vermektedir. Bu belge aynı zamanda firmanın yasal olarak hizmet sunma yetkisini kanıtlamakta ve uluslararası standartlara uygun sağlık hizmetleri sunma kapasitesini vurgulamaktadır. Sağlık turizmi sektöründe faaliyet göstermek isteyen firmaların, sağlık turizmi acenta yetki belgesi alması, hem mevzuata uygunluk hem de müşteri memnuniyeti açısından önemlidir. Bu belge sayesinde firmanın uluslararası alanda sağlık turizmi alanında güvenilir bir konuma gelmesi de sağlanmaktadır. Dolayısıyla, bu belgeye sahip olmak, firmaların sektördeki konumunu güçlendirmekte ve daha geniş bir müşteri kitlesine ulaşmalarına yardımcı olmaktadır.

Yapı Fuarı- Turkeybuild İstanbul %50 devlet desteği aldı.

17-20 Nisan 2024 tarihleri arasında TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi’nde bu yıl 46’ncısı gerçekleşecek olan Yapı Fuarı – Turkeybuild İstanbul Balkanlar, Bağımsız Devletler Topluluğu (BDT) ülkeleri, Orta Doğu ve Kuzey Afrika’yı kapsayan bölgedeki en büyük, dünyada ise beş büyük yapı fuarından biri olma özelliğini taşıyor.Fuar hem yerel hem de yabancı katılımcıları bir araya getiren önemli bir platform görevi görüyor. Ziyaretçilerini cezbeden fuar, yeni iş birliklerinin kurulmasında da büyük rol oynuyor. İtalya, Rusya, Avusturya, Almanya ve Birleşik Arap Emirlikleri’nden 319 katılımcıyı ağırlayacak olan fuar bu yıl %50 devlet teşviği ile destekleniyor. Bölgedeki en etkili iş platformu olmasının yanı sıra, Türk yapı sektörünün en uzun süredir düzenlenen fuarı olma niteliğini de taşıyan Turkeybuild İstanbul, 60’tan fazla ülkeden 400’ün üzerinde VIP satın almacıya da ev sahipliği yapacak. Fuara aynı zamanda bu sene 10.000’den fazla profesyonel alıcı bekleniyor. İKSD İş birliğiyle Yapı Fuarı-Turkeybuild İstanbul 2024’te Özel İskele-Kalıp Salonu! İKSD ve ICA Build Fuarcılık A.Ş. iş birliğiyle, bu yılki Yapı Fuarı-Turkeybuild İstanbul 2024 fuarında İskele Kalıp firmalarına özel bir salon oluşturuluyor.ICA Build Fuarcılık A.Ş. ve İKSD arasında yapılan bu iş birliği anlaşması ile fuara katılan firmaların daha fazla etkileşim yaratması amaçlanıyor. İskele-Kalıp Sanayicileri Derneği üye firmalarının da yer alacağı bu özel salon ile katılımcılar ürünlerini sergileme ve yeni iş bağlantıları kurma fırsatı bulacak. Yapı Fuarı Direktörü Banu Keskin, “46. yılı deviren Yapı Fuarı – Turkeybuild İstanbul’a yabancı katılımcı, alıcı ve ziyaretçi ilgisinin katlanarak devam ettiğini özellikle belirtmek isterim. Stant satışlarının daha şimdiden %90’ı tamamlandı. Yoğun talebin devam etmesiyle birlikte bir salon daha açma imkânımız olabilir. Ekonominin canlılığını koruması, iş birliklerin sürdürülebilirliği için fuarlar kritik başarı faktörü. Bu durumu desteklemek adına oldukça verimli ve yol gösterici bir etkinlik programı hazırladık. Sektör önderleri tecrübeleriyle yeni fırsatları, sektörün gittiği yönü anlatırken, girişimcilerimiz yapı sektörünün geleceğine dair yeni iş modellerini, ürünlerini ve fikirlerini bizlere sunacak. Fuara katılımı teşvik etmek ve sektörümüzün daha da güçlenmesini sağlayan %50 devlet teşviği sektöre olan desteğin bir göstergesidir ve katılımcılara ekonomik açıdan önemli avantajlar sunmaktadır. Bu teşvik, sektörümüzün sürdürülebilir büyümesine katkıda bulunacak ve Türkiye’nin yapı alanındaki güçlü kaslarını daha da güçlendirecektir. Bu önemli teşviği değerlendirerek sektördeki yenilikçi projelere katkıda bulunmak isteyen tüm katılımcıları fuarımıza bekliyoruz. Sektörün girişimcilerle bir araya gelerek daha yenilikçi, çözüm odaklı ve verimli sonuçlar elde edebilmesi, Türkiye’nin yapı alanındaki güçlü kaslarının daha da güçlenmesi adına oldukça önemli.ICA Build Fuarcılık A.Ş. olarak inşaat sektöründeki deneyimimiz ve bilgi birikimimiz ile sektörün öncülerine bu yıl yeni fırsatlar sunmak istiyoruz. 46. yılına giren Yapı Fuarı – Turkeybuild İstanbul’ da aynı zamanda İKSD ile yapmış olduğumuz iş birliğinin de diğer ilgili sektörler içinde örnek olacağı inancındayız. Sektöre değer katmaya ve birlikte daha başarılı projelere imza atmaya kararlıyız.”

VORWERK INTERNATIONAL SATIŞTAN SORUMLU BAŞKAN YARDIMCISI AYDIN ARIKAN YILMAZ OLDU!

Doğrudan satış sektörünün önemli şirketlerinden Vorwerk Interational’ın Satıştan Sorumlu Başkan Yardımcılığı görevine Aydın Arıkan Yılmaz atandı. Almanya’da 1883 yılında kurulan ve Wuppertal şehrinde merkez ofisi bulunan Vorwerk Grup’a bağlı, Türkiye’de de Thermomix markasıyla bulunan Vorwerk’te üst düzey bir atama gerçekleşti. Aydın Arıkan Yılmaz; Vorwerk İngiltere ve İrlanda Genel Müdürü; İngiltere, İrlanda, ABD, Kanada ve Türkiye’den Sorumlu Satış Başkan Yardımcısı oldu. Yılmaz, görevi kapsamında İngiltere ve İrlanda’ya liderlik ederken ABD, Kanada ve Türkiye’deki satış operasyonlarını da destekleyecek. Vorwerk Türkiye’nin üst düzey ekibine liderlik ederek yeni pazarların gelişmesinde rol oynayacak.  Uluslararası alanda doğrudan satış sektöründe tanınan Aydın Arıkan Yılmaz, birçok çok uluslu şirkette global pazarlarda üst düzey pozisyonlarda çalıştı. Bu şirketlerde sırasıyla Ortadoğu, Doğu Avrupa , Güney Avrupa, Orta Avrupa, Kuzey Afrika, Asya Pasifik, ve Kuzey Amerika  bölgelerinden sorumlu başkan yardımcılıkları görevlerinde çalıştı. Türkiye’de ise kendi kurduğu şirketlerde danışmanlık isleri ve çok uluslu şirketlerde Pazarlama Müdürlüğü ve Genel Müdürlük görevlerinde bulundu.

Sanatın yeni adresi: touché by N Kolay sahnesi

Türkiye’nin en kapsamlı finansal teknolojiler ekosistemi Aktif Bank’ın dijital bankası N Kolay, Zorlu PSM’de yer alan şehrin en gözde caz kulüplerinden touché sahnesine bir yıl süreyle ismini verecek. Aktif Bank Müşteri Deneyimi ve İletişim Grup Başkanı Gamze Numanoğlu “25. Yılımızda, dijital bankamız N Kolay ile kültür ve sanat alanında özgün bir yere sahip touché markasını bir araya getirmekten heyecan duyuyoruz” dedi. Zorlu PSM Genel Müdürü Filiz Ova, “touché by N Kolay, yeni ismiyle birbirinden özel etkinlikleri sunmaya devam edecek” ifadesini kullandı.  Bu sene 25. Yılını kutlayan Aktif Bank’ın dijital bankası N Kolay, Zorlu PSM’de yer alan şehrin en gözde caz kulüplerinden touché ile yepyeni bir iş birliğine imza atıyor. Müşterilerine bankacılığın ‘N Kolayca’sını sunan N Kolay, bir yıl boyunca caz performanslarından, akustik dinletilere, komedi şovlarından, konsept partilere ve eğlenceli talk etkinliklerine uzanan, geniş yelpazesi ile yerli yabancı sanatçıları sanat severlerle buluşturan touché sahnesine ismini verecek. Gamze Numanoğlu: Heyecan dolu bir iş birliği Aktif Bank’ın kültür ve sanat alanındaki desteklerine bir yenisini eklemekten dolayı heyecanlı olduklarını belirten Aktif Bank Müşteri Deneyimi ve İletişim Grup Başkanı Gamze Numanoğlu, “Çeyrek asırı devirmiş bir banka olarak, topluma ve sosyal hayata değer katacak kültür sanat alanındaki projelerimizi zenginleştirirken, bu yolculukta çok değerli bir yol arkadaşıyla buluştuğumuz için mutluyuz. Artık sanatseverlerle Zorlu PSM’de yer alan ve İstanbul’un kültür ve sanat etkinliklerinde özel bir yere sahip touché by N Kolay sahnesinde de bir araya geleceğiz. Müşterilerimizin hayatını kolaylaştıran dijital bankamız N Kolay başta olmak üzere ekosistemimizin üyeleriyle, kültür-sanat alanındaki desteğimiz büyüyerek devam edecek” dedi. Filiz Ova: Yeni ismiyle en özel etkinliklerin adresi olacak Zorlu PSM’nin kültür sanat alanındaki yolculuğunda, sanatı destekleyen markalardan güç aldığını belirten Zorlu PSM Genel Müdürü Filiz Ova, “touché açıldığı ilk günden bu yana caz performanslarından, akustik dinletilere, talk-show’lardan, konsept partilere uzanan geniş bir yelpazeyle yerli ve yabancı sanatçıları sahnesinde ağırladı. Bundan sonra da yeni ismi “touché by N Kolay” olarak sanatseverlere en özel etkinlikleri sunmaya devam edecek. Sanatın iyileştirici gücüne sundukları katkı için Aktif Bank’a teşekkür ediyor, ilk marka iş birliğimizin hepimize hayırlı olmasını diliyorum.” dedi.

Türkiye Komünist Partisi Kadıköy’ün ilk seçim bürosunu Hasanpaşa’da açtı

Türkiye Komünist Partisi Kadıköy Hasanpaşa Mahallesi’nde yeni bir semt evinin açılışını yaptı. Kadıköy Belediye Başkan Adayı Fatih Mehmet Maçoğlu ve TKP Merkez Komite üyesi Senem Doruk İnam’ın da katıldığı açılış halkın yoğun ilgisiyle karşılandı. Hasanpaşa Semt Evi seçim döneminde aynı zamanda Seçim İrtibat Bürosu olarak da kullanılacak. Açılışa katılanlara Hasanpaşa Semt Evi adına hoş geldiniz diyen Dicle Ferice Gündüz, “Yerel seçimlere giderken Kadıköy’de paranın, koltuk sevdasının değil, emeğin, emekçinin Kadıköyünü kurmak öncelikli amacımız. Ranta değil halka hizmet etmek için bu yolu örgütlüyoruz. Hasanpaşa’da açtığımız bu semt evini dayanışmanın, aydınlanmanın merkezi haline getireceğiz.” dedi ve açılış sürecinde kendilerine eşya bağışı ve destekleriyle yanlarında olan semt evinin komşularına teşekkür etti.  Kadıköy ranta değil halka açılacak TKP Kadıköy Belediye Başkan Adayı Maçoğlu konuşmasında ağırlıklı olarak önümüzdeki yerel seçimlere vurgu yaptı. “Önümüzdeki beş yıl hayatımızdan bir şeyleri çalmaya çalışan, kentin bütün sorunlarıyla halkı baş başa bırakan sisteme karşı, daha iyi bir programla, gelecekte bu anlayışın tüm kentlere yayılacağı bir programı örgütlemek istiyoruz.” diyen Maçoğlu şöyle devam etti: “Kadıköy 81 ilden insanın bir araya geldiği, kültürüyle, yaşamıyla insanların birlikte yaşadığı bir ilçe. Kaygımız yok, iyi işler yapacağımızdan emin olabilirsiniz, bunun için varız, bunun için varsınız. Bu kentin büyük sorunları var, bu kentte 20 binin üzerinde üniversite öğrencisinin yurdu yok. Bu kentte deprem konusunda toplumun büyük kaygısı var, insanlar güvencesiz konutlarda oturuyor, bu sebeple depremle ilgilenen bilim insanları, akademisyen ve mühendislerle birlikte çalışıyoruz. Ayrıca yapı kooperatifleri, sosyal konutlar birlikte karar alarak çalışmamız gerekiyor. Bütün emekçilerle, kadın ve LGBT+ arkadaşlarımızın toplumsal cinsiyet çalışmalarıyla, yaşamın her alanında yok sayılmaya çalışanlara karşı omuz omuza vereceğiz. Birlikte bu yaşamı kurmamız gerekiyor.” “Bu heyecan bizlere umut oluyor” TKP Merkez Komite üyesi Senem Doruk İnam açılışa katılanları TKP adına selamlayarak başladığı konuşmasına “Ülkemiz bu kadar zor, bu kadar karanlık koşullardan geçerken gözleri ışıl ışıl bakan, heyecanlı ve iradeli bir topluluk var bugün burada. Bu heyecan ve irade bizlere de umut oluyor. Hepimizin yüzünü güldürüyor.” dedi. Etkinlikte Maçoğlu için seçim çalışması yapmak isteyen gönüllüler semt evinde kurulan iletişim masalarına başvuruda bulundular. Etkinliğin sonunda şarkılar söylendi, coşkulu kalabalık hep bir ağızdan şarkılara eşlik etti. 

Mobilya sektörünün hedefi katma değerli üretim

Ege Mobilya Kağıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği son yıllarda tasarım odaklı ihracat ile daha katma değerli ürünler ihraç ederek pazarlarını çeşitlendiriyor. Egeli mobilyacılar yakaladığı bu istikrar ve sektörün güç birliğiyle oluşan sinerjiyi Mobilya Sektör Buluşması ile sağlamlaştırdı. “Mobilya Sektör Buluşması” Ege Mobilya Kağıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği ev sahipliğinde gerçekleştirildi. Aynı zamanda ihracata yönelik devlet destekleri ile ilgili de sektöre bilgi verildi. Ege Mobilya Kağıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Ali Fuat Gürle, “Temsil ettiğimiz Mobilya, Kağıt ve Odun Dışı orman ürünleri sektörlerinin tamamında 2023 yılında Türkiye geneli ihracatımız 8 milyar dolar civarındaydı. Mobilya sektörümüz 2023 yılında 4,6 milyar dolar ihracata imza attı. Dünya mobilya ihracatı 310 milyar dolar. Çin yüzde 42 ile birinci. Almanya, İtalya, Meksika, Vietnam, Polonya, ABD, Kanada’nın ardında sekizinci sırada Türkiye var. Çin, Almanya, İtalya üç ülke toplamda dünya mobilya ihracatının yüzde 52’sini gerçekleştiriyor. Türkiye, MDF/HDF levha üretiminde Avrupa’da 1. dünyada 2. sırada yer almaktadır. İtalya’nın yonga levha üretimi 5 milyon metreküp, Türkiye’nin ise 12 milyon metreküp olmasına rağmen İtalya dünya ticaretinden 5,7 pay alıyor biz ise 1,7 pay alıyoruz. Bu tablo katma değerli mobilyanın ne kadar önemli olduğu ortaya koyuyor.” dedi. Ege Mobilya Kağıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği Başkan Yardımcısı Hikmet Güngör, “Ticaret Bakanlığı’nın desteği ile Birliğimizin yürüttüğü Aegean Furniture isimli URGE Projemiz ile Ege Bölgesi’ndeki katma değerli mobilya ihracatını artırmak için çalışmalarımıza devam ediyoruz. Bu sene Suudi Arabistan, Güney Afrika, Fas, Senegal, Hindistan’a sektörel ticaret heyetleri yapmayı düşünüyoruz. Suudi Arabistan’a sektörel ticaret heyetimiz Mayıs ayında düzenlenecek. 2025 yılı için katılım yapmayı planladığımız Çin Guangzhou’da iki faz halinde yapılan mobilya fuarlarının ikinci fazına ofis mobilyaları kısmına milli katılım yapacağız. Bu sene 4’üncüsünü düzenleyeceğimiz Ezber Bozan Tasarım Yarışmamızın teması mobilya sektöründe çevresel ve kullanıcı dostu çözümlerle, inovatif ürünlerin ortaya çıkarılması hedefiyle “Mobilyaşam” olarak belirlendi. Mobilyaşam teması ile bireylerin sıklıkla değişen yaşam alanlarına ve farklı kullanım ihtiyaçlarına sorunsuz bir şekilde entegre olan, mobilite içeren, kolayca taşınabilir, değiştirilebilir, mobilyaların daha etkin bir şekilde kullanılmasına fayda sağlayan tasarımları hedefliyoruz. Bu sayede özgün ve yenilikçi tasarımların mobilya sanayisi ile buluşması ve sektörümüzün daha katma değerli bir şekilde ihracat artışı yaşamasını hedefliyoruz.” diye konuştu.

FİYAT ARTIŞLARI TÜKETİCİYİ YENİLENMİŞ CEP TELEFONLARINA YÖNELTTİ

Dünya çapında yaşanan pandemi sonrasında teknoloji sektörünün, tüketici ilgisinin artmasına paralel olarak büyüdüğünü söyleyen Gençpa Teknoloji’nin CEO’su Savaş Kayacan, bununla beraber cep telefonlarına yönelik taban fiyatlarındaki artışların da tüketiciyi yenilenmiş cep telefonlarına yönlendirdiğini belirtti. Önümüzdeki yıla dair de bir değerlendirmede bulunan Kayacan’a göre muhtemel fiyat artışları ve ülkedeki seçim belirsizliği kararlı alıcılardaki satın alma eğrilerini durağanlaştırabilir. Gündelik yaşamda teknolojinin daha sık kullanıyor olması sektörün gün geçtikçe daha da büyümesini sağlıyor. Gerek pandemi salgını sırasında gerek de sonrasında dijitalleşme eğiliminin giderek arttığı göze çarparken, söz konusu gelişmeler tüketicilerin satın alma davranışlarını da etkiliyor. İş ortaklarına ve bayilerine sağladığı zengin ve yenilikçi ürün portföyü ile “Türkiye’nin akıllı tedarikçisi” Gençpa Teknoloji’nin CEO’su Savaş Kayacan, yaptığı sektör değerlendirmesinde 2021 senesinin sektör adına çok hareketli geçtiğini, kur ve fiyat artışının beklenenin aksine sektörü diri tuttuğunu söyleyerek, “Apple ürünlerinin lansmanı ile fiyat skalasını yukarı çekmesi diğer markaları da tetikledi. Özellikle giriş segment cihazlar 2.000- 3.000 TL aralığındayken şimdi 4.500- 5.000 TL aralığına çıktı. Pandeminin azalması ile teknolojik ürünlere olan ilgi arttı, kişisel gereksinimler sektörü canlı tuttu” diye konuştu. Bununla birlikte kur artışı ve vergi kalemlerinin yüksek olması nedeniyle cep telefonlarına yönelik taban fiyatlarında artışlar yaşandığını ve bunun da “yenilenmiş cep telefonu” satışlarını olumlu etkilediğini ifade eden Kayacan’a göre sıfır ürün fiyatlarından dolayı daha fazla sadık kullanıcı, aynı marka model ürünün “+ 1 yıl garanti” ile tamamen yenilenmiş hâlini satın almaya yöneldi.   Kampanya dönemlerinde fiyat odaklı alımlar artacak Önümüzdeki aylarda gerçekleşecek Kara Cuma, Bekarlar Günü ve yeni yıl gibi kampanya dönemlerinin de sektörü ve satışları yakından etkiyeceğini düşünen Savaş Kayacan, “Kuşkusuz bu gibi kampanya dönemleri online kanallarda satışı ve ciroyu olumlu etkileyecek fakat tüketiciler bu rakamları hedef rakam olarak baz aldığı için 2 aylık bir durağanlık dönemi yaşanacaktır. İhtiyaç dışı fiyat odaklı alımlar bu dönemde çok yoğun olmaktadır” diyerek sözlerini sürdürdü.  2023 yılına ilişkin öngörülerini de paylaşan Kayacan, önümüzdeki yıl yaşanması muhtemel fiyat artışları ve ülkedeki seçim belirsizliğinin kararlı alıcılarda satın alma eğrilerini durağanlaştıracağını kaydederek, “Öte yandan üreticiler tarafında ürün talep azalmasını pozitife çevirmek adına talep oluşturma eylemine de geçilecektir” diye konuştu. Gençpa Hakkında: Gençpa Teknoloji Hiz. ve İletişim Tic. A.Ş., iş ortaklarına ve bayilerine sağladığı zengin ve yenilikçi ürün portföyü ile 2002 senesinden beri telekomünikasyon alanında toptan ve perakende satış hizmetlerini sürdürmektedir. Gençpa Teknoloji, telekomünikasyon sektörünün yenilikçi ve dinamik yapısında, 2010 yılından itibaren Türkiye’de faaliyet gösteren birçok global markanın dağıtıcılığında aktif rol almaktadır. 2019 yılında da 3 kıtadan 11 markanın Türkiye distribütörlüğünüm yapmaya başlamıştır.

ÜRETİM SÜREÇLERİNDE VERİYE DAYALI HİZMETLERİ KULLANMAK İÇİN 5 NEDEN: Atlas Copco Endüstriyel Teknik, verinin önemine dikkat çekiyor

Büyük veri, nesnelerin interneti, bulut teknolojisi ve artırılmış gerçeklik gibi günümüz dünyasında en çok konuşulan teknolojilerin bir araya getirilme yöntemi, akıllı fabrikaların hayata geçirilmesini sağlıyor. Gelişen otomasyon teknolojisinin sonucu olan akıllı fabrikalarda tüm üretim sürecinde insandan kaynaklı problemlerin ortadan kaldırılması ve üretimin sürekliliğinin sağlanması için de “veri” büyük önem taşıyor. Atlas Copco Endüstriyel Teknik, veriye dayalı hizmetlerin önemine dikkat çekiyor ve üretim süreçlerinin sürekli ve sürdürülebilir optimizasyonunu sağlamada veriye dayalı hizmetleri kullanmanın önemini 5 temel neden ile sunuyor. Değerlendirmenize sunar, iyi bir hafta dilerim Saygılarımla VERİYE DAYALI HİZMETLERİ KULLANMAK İÇİN 5 NEDEN Endüstriye yüksek kaliteli endüstriyel elektrikli aletler, kalite güvence ürünleri, montaj çözümlerinin yanı sıra yazılım ve hizmet sunan Atlas Copco Endüstriyel Teknik, veriye dayalı hizmetlerin önemine dikkat çekiyor. Atlas Copco endüstriye, üretim süreçlerinin sürekli ve sürdürülebilir optimizasyonunu sağlamada veriye dayalı hizmetleri kullanmanın önemini 5 temel neden ile sunuyor. Büyük veri, nesnelerin interneti, bulut teknolojisi, artırılmış gerçeklik gibi günümüz dünyasında en çok konuşulan teknolojilerin bir araya getirilme yöntemi, akıllı fabrikaların hayata geçirilmesini sağlıyor. Gelişen otomasyon teknolojisinin sonucu olan akıllı fabrikalarda tüm üretim sürecinde insandan kaynaklı problemlerin ortadan kaldırılması ve üretimin sürekliliğinin sağlanması için de “veri” büyük önem taşıyor. Verinin etkin kullanımı verimliliğin ve kalite iyileştirmelerinin yolunu açıyor Günümüzde tüm cihazlar mümkün olduğunca fazla veri toplamayı hedeflese de verilerin yalnızca çok küçük bir kısmı ek değer oluşturmak için kullanılıyor. Üretim verileri; verimlilik kazanımları ve kalite iyileştirmeleri sağlama konusunda büyük bir potansiyel taşırken bu verilerin değer yaratacak şekilde kullanılabilmesi işletme maliyetlerini olumlu yönde etkiliyor. Atlas Copco Endüstriyel Teknik, üretim proseslerinin sürekli ve sürdürülebilir optimizasyonunu sağlamak adına endüstriye, veriye dayalı hizmetleri kullanmaları için 5 temel neden sunuyor. Veriye dayalı hizmetlerin kullanılması için 5 neden Şirketlerin veriye dayalı sisteme geçmesi için ilk sebep, bu sistemlerin gerçekçi hedefler belirlemeye yardımcı olmasıdır. Elde edilen bilgiler, hedefleri tanımlamaya ve onlara ulaşmak için stratejiler geliştirmeye olanak sağlar. Verilere güvenerek ulaşılabilir hedefler belirlenebilir ve doğru bilgiler sayesinde bunları uzun vadede uyarlayıp optimize edecek bilgiye sahip olunabilir. Buna “veriye dayalı kararlar” denir. Veriye dayalı bilgiler, karar alma süreçlerinin temelidir. Verilerden sağlanan analizleri uzman bilgisiyle birleştirmek, doğru karar alma süreçlerini güçlendirerek işletmelerin iş hedeflerine ulaşmasına yardımcı olur.  Veriye dayalı servisler, ilk günden itibaren işletmelerin üretim kalitesinin takip edilmesine yardımcı olur. Veriye dayalı servislerden yararlanıldığında hat mühendisleri, kalite mühendisleri ve ekip liderleri sorunlar ortaya çıktıkça sürekli bilgilendirilir. Bu bilgi hızı, ekibinizin daha iyi seçimler yapmasına ve sorunları çalışma süresinde kayıp yaşamadan çözüm üretilmesini sağlar. Kullanılacak servisler, üretimde kayıplar yaşanmadan çözümler üretilmesine, ekibinizin daha iyi kararlar alarak hızlı aksiyon almasına olanak sağlar. Veriye dayalı servis çözümleri, operatör eğitimi veya proses optimizasyonu gibi üretimi iyileştirecek gerçek zamanlı bilgiler ve öneriler sağlar. Şirketteki herkes, verilerin sağladığı gerçek zamanlı bilgiler sayesinde yeni fikirler üretme olanağına sahiptir. Veriye dayalı hizmetler, işletmeye işle ilgili stresi azaltma konusunda yardımcı olur. Bu stres, genellikle gerçekçi olmayan hedeflere ulaşmaya çalışmaktan, beklenmeyen kalite sorunlarını düzeltmekten ve performansı nasıl artıracağınızı bilmemenin yarattığı hayal kırıklığından kaynaklanan baskıdan oluşur. Zaman içinde sistemde sunulan veri eğilimlerini takip eden yöneticiler; bireysel performansı izleyip değerlendirebilir, üretimdeki riskli alanları tespit edebilir ve sorunları çözmek için girişimler başlatabilir.  Çağla Şenyürek Medya Direktörü +90 0535 332 25 04 +90 216 381 10 67 Burgazada Mah. Çınarlık Sok. No:6       Burgazadası / Adalar / İstanbul