Yerli Dijital Yatırımlar Veri Egemenliğinin Temel Taşı Olacak . “Dijital Egemenlik İçin Milli Teknoloji Şart”
Türkiye Teknoloji Takımı Vakfı (T3 Vakfı) ve BAYKAR tarafından geliştirilen yerli sosyal medya uygulaması NEXT Teknofest Sosyal, en popüler sosyal ağ uygulaması olarak zirveye yerleşti. Yapay zekanın geliştiği, bu yeni teknolojilerin geliştiği dünyada yerli ve milli uygulamaların artıyor olmasının ülkemiz için önemli bir gurur kaynağı olduğuna değinen Dijital Pazarlama Okulu Kurucusu Yasin Kaplan, “Platformun yalnızca bir sosyal medya alternatifi değil, aynı zamanda dijital egemenliğin ve veri güvenliğini sağlamanın önemli bir adımı olarak görüyoruz. Verinin altın değerinde sayıldığı günümüzde bu alanda yerli çözümler üretmek ve desteklemek bir tercih değil zorunluluktur” açıklamasında bulundu. Blockchain teknolojisi, NFT kavramı, Metaverse ve artık yapay zekânın merkezde olduğu bir dünyada, her bir teknolojik gelişme, beraberinde başka bir teknolojiyi de geliştirip dönüştürüyor. Artık yalnızca içerikler değil; kullanılan web altyapıları, yazılım dilleri ve programlama araçları da değişiyor, hızlanıyor ve çeşitleniyor. “Artık Egemenlik Dijital’de Başlıyor” Türkiye’de de yeni teknolojilerin geliştirilmesi, yeni dijital ürünlerin ortaya konması ve mevcut sistemlerin gelişen dünyaya uyum sağlaması adına birçok yatırım ve girişimin olduğuna dikkat çeken Dijital Pazarlama Okulu Kurucusu Yasin Kaplan, “Bugün geldiğimiz noktada sosyal medya platformları yalnızca iletişim araçları değil, toplumları şekillendiren, gündemleri belirleyen ve hatta ekonomik değer yaratan güçlü birer mecra haline geldi. Bu kadar büyük bir etki gücüne sahip alanlarda yerli çözümler üretmek artık bir tercih değil, zorunluluk. NEXT Teknofest Sosyal, Türkiye’nin bu anlamda attığı önemli adımlardan biri. Özellikle verinin konuşulduğu, verinin altın değerinde kabul edildiği bir çağda yaşıyoruz. Böyle bir dönemde geliştirilen tüm teknolojilerde verinin bizde kalması, yani kullanılan altyapıların yerli olması büyük önem taşıyor. Yeni teknolojiler üretsek bile, eğer altyapı başka ülkelere ait sistemlere dayanıyorsa, bu durum uzun vadede ciddi riskler barındırıyor. İlerleyen yıllarda veri savaşlarının kaçınılmaz olacağı öngörülürken, verinin kontrolünün bizde olması Türkiye’nin lehine bir avantaj sağlayacaktır. Bu nedenle bugün geliştirilen tüm teknolojilerde, desteklenen girişimlerde ve atılan her adımda, altyapıdan itibaren yerli ve milli çözümlere yönelmenin dijital egemenliğin bir parçası olarak görüyoruz” dedi. “Veriyi Korumak, Markayı Korumaktır” Sadece teknolojik boyutu değil, marka tarafının da büyük önem taşıdığına değinen Kaplan, “Teknolojik altyapıyı yerli ve milli şekilde geliştirmeye çalışırken, aynı zamanda markanın iletişimini doğru yönetmek, tescilini yapmak ve global pazarda lisanslarını almak da kritik. Yerli ve milli girişimimizin istikrarlı şekilde ilerlemesi açısından bu süreçler birbirini tamamlıyor.Bu bağlamda veri, gücümüzü temsil eden en önemli unsur hâline geliyor. Dolayısıyla verinin barındırıldığı sunucular, hosting hizmetleri, domain yönetimi gibi konularda altyapı yatırımlarının artırılması hem beklentimiz hem de önerimiz. Bulut teknolojilerinin hızla geliştiği günümüzde, yerli girişimlerin artması ve verinin yurt dışında değil, yerli sunucularda saklanması bizi her zaman bir adım öne taşıyacaktır. Özellikle yerli sosyal medya platformları, mobil uygulamalar, oyun girişimleri gibi alanlarda çok sayıda yerli girişim var. Bu girişimlerin ürettiği verilerin, yine yerli sunucularda saklanması büyük önem taşıyor. Aynı durum, sosyal medya reklamları ve dijital pazarlama faaliyetleri için de geçerli. Google, YouTube gibi platformlarda yürütülen reklam çalışmalarında kullanılan kullanıcı verilerinin kontrolü oldukça kritik.E-posta pazarlaması gibi alanlarda da aynı durum geçerli. Eğer kullandığınız e-mail marketing veya pazarlama otomasyon araçları yurt dışı kaynaklıysa, müşteri verilerinizi global şirketlerle paylaşıyorsunuz demektir. Oysa verinin bizde kalması, yani ülke içinde kalması, dijital bağımsızlık ve veri güvenliği açısından hayati öneme sahip.Bu nedenle yerel ve yerli bulut teknolojileri ile altyapıların geliştirilmesi, sadece teknik değil, aynı zamanda stratejik ve iletişimsel olarak da oldukça etkili olacaktır” dedi.
Petkit, akıllı kedi tuvaletleriyle “sağlık takibi” dönemini başlatıyor!
PETKIT, yeni PUROBOT serisiyle kedi sahiplerine daha akıllı ve hijyenik bir tuvalet deneyimi sunuyor. Yapay zekâ ve IoT teknolojileri sayesinde kedilerin yalnızca hijyeni değil, sağlık takibi de yapılabiliyor. Akıllı pet ürünleri üreticisi PETKIT yeni PUROBOT Akıllı Kedi Tuvaleti Serisini tanıttı. Yapay zekâ ve IoT teknolojileriyle donatılan bu yeni seri, evcil hayvan sağlığını takip etmeyi ve günlük bakım işlerini kolaylaştırmayı amaçlıyor. PUROBOT serisi, PETKIT’in ekosistemine entegre şekilde çalışıyor. Kullanıcılar, tuvalet temizliğinden sağlık analizine kadar pek çok işlemi tek uygulama üzerinden yönetebiliyor. Yapay Zekâyla tanı koyma özelliği sayesinde sistem, zamanla kedilerin dışkısının rengi ve şeklindeki değişimleri tanımayı öğreniyor. Böylece evcil hayvan sahiplerine, kedilerinin sağlığı hakkında daha kesin bilgiler sunabiliyor. Modellerin tamamı, 20 güne kadar kendi kendini temizleyebilen sistemlerle geliyor. 360° sızdırmaz yapıları sayesinde de kötü kokuların önüne geçiliyor. Üç farklı model, her ihtiyaca uygun seçenek PUROBOT serisinde PURA MAX 2 (Temel Model), PUROBOT MAX PRO (AI Kameralı Model) ve PUROBOT ULTRA (Dönen Kameralı Premium Model) olmak üzere üç farklı model yer alıyor. Temel ihtiyaçlardan ileri düzey sağlık takibine kadar her kullanıcıya hitap eden seçenekler sunuluyor. PURA MAX 2, PURA MAX’in geliştirilmiş versiyonu olarak öne çıkıyor. Evcil hayvan sahipleri bu modelde kedinin kum kullanımını ve kilosunu takip edebiliyor. Ayrıca cihaz, 15 gün boyunca kendini temizleyebiliyor. PUROBOT MAX PRO, sabit açılı bir yapay zekâ kamerasıyla geliyor. Dışkı görüntülerini analiz ederek sağlık konusunda görsel ipuçları sunan akıllı kedi tuvaleti, ayrıca 17 güne kadar kendi kendine temizleme özelliğine ve koku önleyici poşetleme sistemine sahip. PUROBOT ULTRA ise serinin en gelişmiş modeli olarak öne çıkıyor. 180° dönebilen bir AI kamerasıyla donatılan cihaz, kedileri tuvalete girişten çıkışa kadar takip edilebiliyor. Otomatik poşetleme sistemiyle de 20 gün boyunca hiç müdahale gerekmeden çalışıyor. Sağlık takibi tek uygulamada parmaklarınızın ucunda! PUROBOT serisi, PETKIT uygulamasıyla entegre çalışarak kullanıcıya tüm cihazlarını tek bir platformdan yönetme kolaylığı sunar. Sistem, dışkı ve kumdaki topakların görüntülerini kaydederek arşivler. Kullanıcılar, bu görseller üzerinden zaman içerisindeki değişimleri takip edebilir. Gelecekteki güncellemelerle birlikte bu analizlerin otomatikleştirilmesi planlanmaktadır. Böylece sistem, renk veya şekil değişimlerini kendisi tespit ederek anında uygulamaya bildirim gönderecektir. Ayrıca, PETKIT’in kan tespiti yapabilen özel kumlarıyla birlikte kullanıldığında sağlık takibi çok daha detaylı hâle gelir. Bu ekosistem yalnızca bakım kolaylığı sağlamakla kalmaz, aynı zamanda evcil hayvan sahiplerinin daha bilinçli hareket etmesine de olanak tanır. Uzmanlardan tam not PETKIT’in “Önemseyen Teknoloji” vizyonunun bir parçası olarak sunulan yeni serisi, evcil hayvanların daha sağlıklı ve mutlu bir yaşam sürmesini amaçlıyor. PETKIT’in kurucusu WeiKe Guo, yeni seriyle ilgili olarak “PUROBOT serisiyle evcil hayvan sahiplerine sadece temizlik kolaylığı değil, sağlık konusunda da kontrol imkânı sunuyoruz. Yapay zekâ ve OTA teknolojileri, bakımın ötesinde sağlık yönetimini mümkün kılıyor” dedi. Veteriner hekim Dr. Sarah Wooten ise ürünün sağlık takibi açısından önemine dikkat çekerek “Kedinizin tuvalet alışkanlıklarını görsel olarak izleyebilmek, fiziksel ve psikolojik sağlığı hakkında önemli bilgiler verir. Bu cihaz, hem hastalıkların önlenmesine hem de davranışsal sorunların önüne geçilmesine yardımcı olabilir” diye konuştu. Petkit Akıllı Kedi Tuvaletleri 27.999 TL’den başlayan fiyatlarla satışta Evcil hayvan sahiplerinin hayatını kolaylaştıran Petkit’in akıllı kedi tuvaletleri her ihtiyaca ve bütçeye uygun seçenekleriyle raflardaki yerini aldı. Serinin en uygun fiyatlı modeli olan Petkit Pura Max 2 27.999 TL’den satışa çıkarken, Petkit Purobot Max Pro 32.999 TL, üst segmentte yer alan Petkit Purobot Ultra ise 36.999 TL fiyat etiketiyle raflara çıktı. Akıllı sensörleri ve otomatik temizlik özellikleriyle…
VODAFONE FREEZONE VE FUT ESPORTS’TAN DÜNYANIN İLK 5G KITALARARASI BRAWL STARS TURNUVASI
Oyun ve espordaki gelişimin en büyük destekçilerinden biri olan Vodafone FreeZone, ana sponsoru olduğu FUT Esports işbirliğiyle, dünyada ilk kez kıtalararası Brawl Stars turnuvası düzenleyecek. 31 Temmuz – 7 Ağustos tarihleri arasında 700’ün üstünde takımın katılımıyla gerçekleştirilecek Vodafone FreeZone 5G Kıtalar Arası Brawl Stars Turnuvası’nda çeyrek final, yarı final ve final etapları, Vodafone 5G teknolojisi üzerinden Beşiktaş-Üsküdar vapur hattında FreeZone teknesinde oynanacak. 31 Temmuz 2025 – Türkiye’nin dijitalleşmesine liderlik etme vizyonuyla faaliyet gösteren Vodafone, gençlik markası Vodafone FreeZone ile oyun ve espordaki gelişimin en büyük destekçilerinden biri olmaya devam ediyor. Vodafone FreeZone, ana sponsoru olduğu FUT Esports işbirliğiyle, dünyada ilk kez kıtalararası Brawl Stars turnuvası düzenleyecek. 31 Temmuz – 7 Ağustos tarihleri arasında gerçekleştirilecek Vodafone FreeZone 5G Kıtalar Arası Brawl Stars Turnuvası’nda toplam 700’ün üstünde takım mücadele edecek. Online elemelerle başlayacak turnuvanın çeyrek final, yarı final ve final etapları, Beşiktaş-Üsküdar vapur hattında FreeZone teknesinde oynanacak. Vodafone 5G teknolojisiyle Avrupa’dan Asya’ya uzanacak turnuvayı, sosyal medya kurgusuyla seçilecek 3 şanslı FreeZone’lunun yanı sıra 4-6 Ağustos tarihlerinde Vodafone mağazalarında Brawl Stars Şenliği’ne katılacak 2 talihli ve yaklaşık 20 influencer da tekneden takip edecek. Turnuva, genç oyunseverlere 5G teknolojisiyle tanışma ve gaming alanında 5G farkını Vodafone ile deneyimleme imkânı sağlayacak. Ek olarak Vodafone, 5G’ye geçiş sürecinde müşterilerinin ihtiyaçlarını ön planda tutarak, seçili 5G destekli Samsung telefonlarda FreeZone müşterilerine özel %20 indirim fırsatını hayata geçiriyor. FreeZone segmentine özel sunulan bu kampanya sayesinde müşteriler, hem ileri teknolojili cihazlara avantajlı fiyatlarla sahip olabilecek, hem de 5G dünyasına hazır hale gelecekler. Bu sayede Vodafone, FreeZone müşterilerinin 5G’ye kolayca hazır olabilmerini hedefliyor. Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Meltem Bakiler Şahin, şunları söyledi: “Vodafone FreeZone olarak, Türkiye’de oyun ve espordaki gelişimin en büyük destekçilerinden biriyiz. Bugüne kadar bu geniş ekosistemin büyümesine destek olduk, bundan sonra da olmaya devam etmek amacındayız. Espor pazarına 9 yıl önce girdik. Bu süreçte yaklaşık 80 milyon TL’lik yatırım yaptık. GfK 2024 raporlarına göre, esporu destekleyen marka olarak baktığımızda, sektörümüzde ikinci sıradayız. Türkiye’de gençlerin %83’ü gaming dünyasının bir yerine dokunuyor ve eğlence ihtiyaçlarını karşılıyor. Türkiye’deki gamer’ların günde en az 10 dakikasını mobil oyunlarda harcadıklarını biliyoruz. Bununla beraber NewZoo datalarına baktığımızda, Türkiye’de gamer’ların %47’si rekabet etmek ve arkadaşları ile takım duygusunu paylaşmak için oyun oynuyor. Data ai. raporlarına baktığımızda hyper casual oyunların dışında Brawl Stars oyunu en çok oynanan oyunlar arasında ikinci sırada yer alıyor. Brawl Stars’ın ücretsiz ve mobil bir oyun olması gençler arasında rekabetçi ve takım duygusunu geçirebilmesi, en çok tercih edilen oyun uygulamalarından biri olmasının önünü açıyor. 2022’den bu yana başarıyla sürdürdüğümüz FUT Esports işbirliği kapsamında dünyada ilk kez kıtalararası Brawl Stars turnuvası düzenlemeye hazırlanıyoruz. Turnuvamız, Vodafone 5G teknolojisiyle Avrupa’dan Asya’ya uzanacak. Vodafone 5G teknolojisinin sunduğu düşük gecikme avantajını kullanıcı deneyimine taşıyacak. Bu kapsamda düzenlenecek olan turnuva ile genç oyunseverler, gaming alanında 5G’nin ultra hızlı düşük gecikmeli bağlantı gücünü doğrudan deneyimleme fırsatı bulacak. Tüm takımlara şimdiden başarılar diliyoruz.” FUT Esports Kurucu Ortağı Sinan Dursunoğlu ise şöyle konuştu: “FUT Esports olarak, 9 yıldır Türkiye’de esporun öncü kulüplerinden biri olarak 10 farklı oyunda 65 esporcumuz ile ülkemizi uluslararası turnuvalarda temsil ediyoruz. Bu yolculuğumuzda çok değerli sponsorumuz Vodafone FreeZone ile beraber sadece espor ile sınırlı kalmayıp, gençlerin de hayatına dokunarak onları sporun ve eğlencenin bir araya geldiği etkinliklerde buluşturmaya çalışıyoruz. Bu bağlamda dünyada ilk defa kıtalararası Brawl Stars turnuva organizasyonunun bir parçası olduğumuz için çok gururlu ve heyecanlıyız. Sonunda süpriz hediyelerin de olduğu 31 Temmuz –…
Canon, imagePRESS V1000’in özelliklerini geliştirerek verimliliği ve esnekliği artırıyor.
Görüntüleme teknolojileri lideri Canon, sürekli yenilik yapma stratejisinin bir göstergesi olarak tonerli imagePRESS V1000 üretim yazıcısında verimliliği, güvenilirliği ve uygulama çok yönlülüğünü artıran birçok iyileştirme gerçekleştirdi. EMEA bölgesinde 700’den fazla başarılı kurulumun sağlam temelleri üzerine inşa edilen imagePRESS V1000 birçok yönden güncellenerek vakumlu kağıt besleme ünitesi, güncellenen kullanıcı arayüzü ve uzun sayfa işleme aksesuarlarıyla uyumluluk gibi yeni donanım ve yazılım özellikleriyle donatıldı. Ayrıca imagePRESS V1000, Canon’un diğer yaprak beslemeli tonerli üretim baskı makinesi portföyü ile birlikte baskı çıktılarından mürekkep arındırılabilirliği kapasitesinde en yüksek INGEDE sertifikasını almaya hak kazandı ve böylece Canon’un sürdürülebilirlik konusundaki kararlılığını bir kez daha kanıtlamış oldu. Müşteri geri bildirimlerine önem veren Canon, daha önce sadece V1350 modelinde bulunan yeni vakumlu kağıt besleme sistemini imagePRESS V1000 modeline de ekledi. Bu vakumlu besleme ve kağıt ayırma teknolojisi, özellikle zorlayıcı medya tiplerinde kağıdın daha güvenilir bir şekilde işlenmesini sağlarken baskı makinesinin hala az yer kaplamasına olanak tanıyor. Bu şekilde baskı makinesi, kendi sınıfının en verimli üretim baskılama cihazı olmaya devam ediyor. Bununla birlikte uygulama becerileri daha da genişletilen imagePRESS V1000, artık Plockmatic LCT XL (Büyük Kapasiteli Tepsi) ile de uyum gösteriyor. Bu sayede 400 g/m²’ye kadar kağıt ağırlıklarını desteklediği gibi iki vakumlu tepsiden 700 mm/27,5 inç uzunluğundaki uzun kağıtları ve iki tepsinin üzerindeki LSM uzun kağıt tepsisinden 1.300 mm/51,1 inç uzunluğundaki kağıtları verimli bir şekilde işleyebiliyor. Bu genişletme de manzara kitapçıkları, üçe katlanan broşürler ve açılır kapı kapaklı uygulamalar gibi çıktıların otomatik üretimini önemli ölçüde hızlandırıyor. Daha iyi müşteri deneyimi imagePRESS V1000 artık PRISMAsync baskı sunucusu için yeni ve daha büyük bir işletim paneli ile birlikte geliyor. Bu sayede sistem daha kullanıcı dostu ve verimli bir şekilde çalışıyor; 533 mm/21 inçlik panel, iş akışının ve yazıcı işlevlerinin görünürlüğünü artırdığı için operatörlere kağıt tepsilerine yüklenen medyalar dahil tüm bilgileri tek bir ekranda kontrol edebilecekleri daha sezgisel bir arayüz sunuyor. imagePRESS V serisinde bulut tabanlı e-bakım desteğini de sürdüren Canon, operatörlerin ve kullanıcıların daha bağımsız çalışabilmesini ve rutin bakım sorunları için servis ziyaretlerine olan ihtiyacını azaltıyor. Tüm müşteriler için faydalı olan bu özellik, özellikle uzak bölgelerdeki müşteriler için büyük öneme sahipken verimliliği, çalışma sürelerini ve genel fiyat-performans oranını daha da artırıyor. Kalite ve sürdürülebilirlikte liderlik imagePRESS V1000, hem kalite hem de sürdürülebilirlik açısından yüksek standartları karşılamaya devam ediyor. Baskı makinesinin FOGRA 51 sertifikası, olağanüstü baskı kalitesi sunma becerisini onaylıyor; üstelik toner baskı makinelerinde elde edilmesi genelde zor olan bu dengeyi verimlilikten ödün vermeden gerçekleştiriyor. Öte yandan Canon’un çevresel etkisini azaltma hedefi doğrultusunda imagePRESS V1000, INGEDE’den iyi mürekkep giderme sertifikası da almaya hak kazandı. imagePRESS V1000, grafik baskı ürünlerinin geri dönüştürülebilirliğini korumak ve iyileştirmek için çalışan kâr amacı gütmeyen bir kuruluş tarafından verilen en yüksek kategoride aldığı bu sertifikayla çıktılarının verimli bir şekilde geri dönüştürülebileceğini ve döngüsel ekonomi ilkelerini desteklediğini kanıtlıyor. Kanıtlanmış güvenilirlik imagePRESS V1000’in güvenilir performansı, çalışan sigorta planlarının uygulanmasından ve sosyal güvenlik hizmetlerinin sağlanmasından sorumlu Hollanda kamu kurumu UWV gibi müşteriler tarafından kanıtlanıyor. Tüm müşteri iletişimlerini yönetmek için özel bir şirket içi baskı merkezi işleten UWV, aynı konfigürasyona sahip beş adet V1000 baskı makinesinde her ay ortalama 2,5 milyon A4 sayfa baskısı alıyor. Bu performans iyileşmesi sayede UWV, 5-6 saatlik bir üretim süresi içinde günlük 144.000 baskı hacmini işleyebiliyor. Canon EMEA, Üretim Baskılama Grubu, Pazarlama ve İnovasyon Müdürü Hans Schmidbauer: “Canon olarak müşterilerimizin kendi işleri nedeniyle maruz kaldıkları teslim süresi baskısının giderek arttığının bilincindeyiz.…
AYKUT DİNCER SANOVEL’İN YENİ FİKRİ HAKLAR VE HUKUK DİREKTÖRÜ OLDU
Toplumların bir ömür sağlığı için çalışmalarını sürdüren, fikri mülkiyet alanında sayısız başarıya imza atan Sanovel, büyüme stratejilerini destekleyecek adımlar atmaya ve yönetim kadrosunu güçlendirmeye devam ediyor. Bu kapsamda 20 yılı aşan deneyime sahip Aykut Dincer Sanovel’de Fikri Haklar ve Hukuk Direktörü olarak göreve başladı. Ulusal ve uluslararası firmalarda şirketler, ticaret ve sözleşmeler hukuku, birleşme ve devralma, etik & uyum, finansal & kurumsal yeniden yapılandırmalar gibi alanlar başta olmak üzere 20 yılı aşkın deneyime sahip olan Aykut Dincer Temmuz 2025 itibarıyla Sanovel’de Fikri Haklar ve Hukuk Direktörü olarak göreve başladı. Aykut Dincer, lisans eğitimini Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde tamamladı. Kariyerine 2005 yılında Siemens’te Hukuk Müşaviri olarak başlayan Dincer, 2008-2010 yılları arasında PwC’de Hukuk Müdürü, 2010-2014 yılları arasında Ceva Lojistik’te Balkanlar, Afrika, Orta Doğu ve Asya Bölgesi’nden sorumlu Baş Hukuk Müşaviri, 2014-2018 yılları arasında Colgate–Palmolive’de Hukuk Direktörü ve 2019-2021 yılları arasında Meeting Point International’da Baş Hukuk Müşaviri olarak birçok proje anlaşmalarının müzakere süreçleri, risk değerlendirmeleri, toplu iş sözleşmeleri, birleşme & satın alma, yapılandırma ve danışmanlık projelerinde görevler yürüttü. 2022 yılından itibaren Yapı Merkezi’nde Hukuk ve Uyum Genel Müdür Yardımcısı olarak görev yaparak etik& uyum alanlarında çeşitli projeler ve büyük ölçekli sözleşme müzakereleri, risk değerlendirmeleri, tahkim süreçleri, dava ve sözleşme, birleşme & satın alma, finansal ve kurumsal yeniden yapılandırma süreçleri gibi konulara stratejik liderlik etti. Sanovel Hakkında Türk ilaç sektörünün lider şirketlerinden Sanovel, 1983 yılında Eczacı Erol Toksöz tarafından kuruldu. Güçlü portföyü ve kilit terapötik alanlardaki ürün çeşitliliği ile Sanovel, yılda 227 milyon kutu üretim kapasitesine ve European cGMP (İyi Üretim Uygulamaları) sertifikasına sahiptir. Dünyanın en büyük sağlık otoritesi kabul edilen Amerikan Gıda ve İlaç Kurumu (FDA) tarafından denetlenerek majör ve kritik bulgu olmadan onay alan ilk ve tek Türk ilaç şirketi olan Sanovel, güçlü Ar-Ge’si ve patent/fikri haklar alanlarındaki yetkinlikleri ve başarılarıyla da sektöründe öne çıkmaktadır. Birçok tedavi alanında pazara ilk eşdeğer ürün sunan şirket olan Sanovel, Türk ilaç endüstrisine ve ülke ekonomisine katkı sağlamaya ve 1.600’ü aşkın çalışanı ile toplumların bir ömür sağlığı için var gücüyle çalışmaya devam ediyor.
Elektronik Müziğin Yükselen İsmi ¥ØU$UK€ ¥UK1MATU 28 Ekim’de Zorlu PSM’de!
Japon elektronik müzik sahnesinin yükselen ismi ¥ØU$UK€ ¥UK1MAT$U, %100 Müzik katkılarıyla 28 Ekim’de Zorlu PSM Turkcell Sahnesi’nde olacak! Osaka’dan dünyaya uzanan kariyeri, Sónar Istanbul 2025’teki unutulmaz performansı ve türler arası geçişlerle dolu setleriyle dikkat çeken Yukimatsu, elektronik müzik tutkunlarına yeniden eşsiz bir gece yaşatmaya hazırlanıyor. Japon elektronik müzik sahnesinin yükselen ismi ¥ØU$UK€ ¥UK1MAT$U, %100 Müzik katkılarıyla 28 Ekim’de Zorlu PSM Turkcell Sahnesi’nde dinleyicilerle buluşuyor. Osaka’da inşaat işçiliği yaparken DJ’lik yeteneğini geliştiren Yukimatsu, 2014’te DJ Nobu’nun Future Terror partisinde sahne alarak kariyerinde büyük bir çıkış yakaladı. 2016’da beyin tümörü teşhisiyle geçirdiği ameliyat sonrasında hayatını tamamen müziğe adayan sanatçı, 2020’de Tokyo’ya taşındı. Farklı türleri olağanüstü bir akışla birleştirdiği setleriyle dikkat çeken sanatçı, Avrupa’nın en prestijli avangart festivallerinde ve Berghain gibi ikonik kulüplerde sahne alıyor. En son Sónar Istanbul 2025’teki enerjik performansı ve coşkulu kalabalığıyla hafızalara kazınan Yukimatsu’nun bu eşsiz performansı 28 Ekim akşamı Zorlu PSM’de müzikseverlerle yeniden buluşuyor. 2022’de Hör Berlin setiyle on ayda iki milyon izlenme elde eden, 2025’teki Boiler Room performansında ise on günde iki milyon izlenmeyi aşan Yukimatsu, elektronik müzikte ustalıkla yarattığı türler arası geçişlerle dinleyicilerine benzersiz bir deneyim yaşatıyor. Midnight Shift etiketiyle yayımlanan Midnight is Comin’ adlı mix albümünden parçalar da geceye eşlik ederken, 28 Ekim’de Zorlu PSM Turkcell Sahnesi’nde elektronik müzik tutkunlarını büyüleyici bir yolculuk bekliyor. %100 Müzik Sunar: ¥ØU$UK€ ¥UK1MAT$U konserinin biletleri passo.com.tr’de satışta. Tarih: 28 Ekim 2025 Kapı açılış: 20.30 %100 Müzik Sunar: ¥ØU$UK€ ¥UK1MAT$U: 21.30 Zorlu Performans Sanatları Merkezi Zorlu Performans Sanatları Merkezi (Zorlu PSM), 12 yıldır ilham verici sanat deneyimlerini sanatseverelerle paylaşıyor. İzleyicilerine 12. sezonunda da “Dünyan Değişsin” mottosuyla seslenen ve kültür-sanat ve eğlence hayatının buluşma noktası olan Zorlu PSM, yeni sezonunda da sürprizler sunmaya devam ediyor. Bugüne kadar 8 milyona yakın sanatseveri ağırlayan Zorlu PSM, Türkiye’deki kültür sanat faaliyetlerine yön veriyor. Dünyaca ünlü müzikallerden, dünya çapındaki müzisyenlere, büyük prodüksiyonlu tiyatrolardan, kendi yapımlarına kadar uzanan nitelikli performansları sanatseverlerle buluşturan Zorlu PSM, dünya standartlarındaki çok amaçlı sanat merkezi tasarımıyla global bir sahne olma vizyonunu üzerinde taşıyor. Yenilikçi, dinamik, güncel, güvenilir, eğlenceli, çok sesli, kapsayıcı, iddialı, sıra dışı yapısıyla performans sanatları merkezi olmanın ötesine geçerek kültür sanat sektörünün gelişimine katkı sağlayan Zorlu PSM, çatısı altındaki 7 farklı mekanda benzersiz bir kültür-sanat deneyimi sunmaya devam ediyor.
Kelebek Mobilya, Yılın İlk Yarısında Trendleri Belirledi
Türkiye’nin öncü mobilya markası Kelebek Mobilya, 2025 yılının ilk yarısında en çok tercih edilen koleksiyonlarını belirledi. Koltuk takımlarınan yemek odası takımlarına yatak odası takımlarından dış mekân mobilyalarına öne çıkan koleksiyonlarıyla kullanıcıların beğenisini kazanan Kelebek, her evde kanatlanmaya devam ediyor. Kurulduğu günden bu yana hayata geçirdiği koleksiyonlarıyla müşterilerine geniş ürün yelpazesi sunan Kelebek Mobilya’nın, 2025 yılının ilk 6 ayında en çok tercih edilen koleksiyonları belli oldu. Hem iç hem de dış mekânda tercih edilen Kelebekseverler, Bohem tarzdaki koleksiyonlara ilgisiyle dikkat çekerken, fonksiyonellik ve modern çizgilerden de vazgeçmiyor. Her Odada Kelebek İmzası 2025’in ilk altı ayında kullanıcıların en çok tercih ettiği koltuk grubu koleksiyonlarının başında bohem çizgileriyle Lucenta ve Calina, ardından şıklık ve konforu bir arada sunan Hardy geliyor. Bohem tasarımı ve yüksek konforuyla Lucenta, yaşam alanlarında en çok tercih edilen model olarak öne çıkıyor. Yemek Alanlarının Yeni Yıldızı: Hardy Şıklığın ve konforun buluşma noktası Hardy, yılın ilk yarısında yemek odası kategorisinde liderliği üstlenirken; bohem koleksiyonlardan Lucenta ve Calina, fonksiyonelliği ve estetiği bir araya getiren modeller olarak sıralamada yerini aldı. Kelebekseverler, hem stil hem de kullanım kolaylığını aynı anda sunan tasarımlarla yaşam alanlarını yeniden tasarlıyor. TV Ünitesinde Gözler Calina’da Kelebek’in TV ünitesi koleksiyonları arasında Calina ilk sırada yer alırken, onu modern çizgileriyle Martha ve işlevselliğiyle dikkat çeken Armin izledi. Televizyon karşısında geçirilen zamanı şıklıkla buluşturan bu koleksiyonlar, salon dekorasyonlarının vazgeçilmezi olmaya aday. Yatak Odasında Konforlu Şıklık Yatak odası kategorisinde country tarzıyla dikkatleri üzerine çeken Martha, sade ama zarif tasarımıyla liderliği ilan ediyor. Kullanıcılar bohem tarzı yatak odalarında da tercih etti ve Calina, çok yönlü yapısıyla ön sıralarda yer alıyor. Modüler ve fonksiyonel Noira, doğallığı ve dinginliği bir araya getiren yapısıyla kullanıcıların beğenisini kazanıyor. Kelebek Garden & Balcony ile Dış Mekânlarda Kelebek Etkisi Şehir yaşamında artan açık alan ihtiyacına yanıt veren Kelebek Garden & Balcony koleksiyonları, yaz aylarında tercih sebebi oluyor. Kompakt ve estetik tasarımıyla balkonlariçin ideal bir ürün olan Siena ilk sırada yerini alırken Ivora ve Bamboo, doğal malzeme dokusuyla öne çıkıyor.
“Çürük Bulaşıcıdır: Bebeğinizin Ağız Sağlığını İlk Siz Koruyun!” ÇOCUKLARDA DİŞ ÇÜRÜKLERİNİ ENGELLEMEK MÜMKÜN MÜ?
Çocuk Diş Hekimliği Uzmanı Dt. Nurgül Demir, diş çürüklerinin sadece yanlış beslenmeyle değil, aynı zamanda bulaş yoluyla da oluşabileceğini belirterek anne-babalara erken çocukluk döneminde alınması gereken önlemler konusunda uyarılarda bulunuyor.Diş çürüğü, bir bakteri aracılığıyla gelişen; doğru ağız bakımı ve sağlıklı beslenmeyle kolayca önlenebilecek kronik bir enfeksiyon hastalığıdır. Özellikle çocukluk çağında edinilen yanlış beslenme alışkanlıkları, bu hastalığın temel sebepleri arasında yer alır. “Amerikan Sağlık Derneği (AHA) yönergelerine göre, 2 yaşın altındaki çocukların yiyeceklerinde şeker olmamalıdır,” diyen Diş Hekimi Nurgül Demir, ailelerin bu konuda bilinçli davranmasının büyük önem taşıdığını vurguluyor.Dt. Nurgül Demir, çürüklerin sadece şekerli gıdalarla değil, bulaş yoluyla da bebeklere geçebileceğini belirterek: “Diş çürüğü bulaşıcıdır. Çürük bakterisi, ebeveynlerden ya da bakımı üstlenen kişilerden bebeklere geçebilir. Bu nedenle bebeğe özel kaşık, biberon ve emzik kullanılmalı; bebekler ağız kenarlarından öpülmemelidir. Aksi halde daha ilk dişi çıkmadan çürük riskiyle karşı karşıya kalabilirler.” dedi. Anne sütünün tartışmasız faydalarının yanında, içerdiği doğal şeker nedeniyle ağızda kalıntı bırakabileceğini de hatırlatan Demir, her emzirmeden sonra ağız içinin suyla çalkalanması ya da nemli bir tülbentle silinmesi gerektiğinin altını çizdi.Biberonla tatlandırılmış uykuya hayırGece uyumadan önce bebeğe bal ya da pekmezle tatlandırılmış biberon veya emzik verilmemesi gerektiğine dikkat çeken Dt. Nurgül Demir, “Gece boyunca tükürük akışı azalır, şeker ise ağız içi pH’yı düşürerek çürük bakterilerini hızla çoğaltır. Bu da erken çocukluk çağı çürüklerinin temel sebebidir,” diyor. Ek gıda döneminde çocuklara beyaz şeker yerine doğal tatlandırıcılar (bal, pekmez, keçiboynuzu özü) öneren Demir, bu ürünlerin ardından diş yüzeylerinin mutlaka temizlenmesi gerektiğini vurguluyor. Süt ve süt ürünlerinin çürük önleyici etkisine de değinen Nurgül Demir, özellikle peynirin içeriğindeki kazein maddesinin diş minesini güçlendirdiğini ve ağız içi asidik dengeyi düzenlediğini belirtiyor.5 yaşa kadar alışkanlık kazandırınÇocuklarda erken yaşta kazandırılan alışkanlıkların diş sağlığı açısından büyük önem taşıdığını sözlerine ekleyen Demir “5 yaşına kadar çocuklara sağlıklı beslenme ve düzenli ağız bakım alışkanlığı kazandırmalıyız. Okula başladıklarında şeker tüketimi sınırlandırılmalı, pediatrist kontrolünde uzun vadeli diyetler planlanmalı. Çocuklarımızın ağız sağlığını bugünden korursak, yarının sağlıklı nesillerini inşa etmiş oluruz.” diyerek sözlerini noktaladı.
Türkiye’nin turizm geliri 2025’in ikinci çeyreğinde %8,4 arttı
Türkiye’nin turizm geliri, Nisan, Mayıs ve Haziran aylarından oluşan 2025 yılı ikinci çeyreğinde, bir önceki yılın aynı dönemine göre %8,4 artarak 16 milyar 284 milyon 322 bin dolara yükseldi.TÜİK’ten yapılan açıklamaya göre, gelirin 16 milyar 95 milyon 247 bin doları ziyaretçilerden, 189 milyon 75 bin doları ise transfer yolculardan elde edildi. Ülkemizi ziyaret eden yurt dışı ikametli vatandaşlar, toplam turizm gelirinin %16,5’ini oluşturdu.EKOTÜRK’ün haberine göre Harcamaların dağılımına bakıldığında, 11 milyar 100 milyon 829 bin doları kişisel harcamalar, 4 milyar 994 milyon 418 bin doları ise paket tur harcamaları olarak gerçekleşti.Ziyaretçi Sayısı ve Gecelik Ortalama HarcamaÜlkemizden çıkış yapan ziyaretçi sayısı, 2025 yılı ikinci çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre %2 artarak 16 milyon 412 bin 168 kişiye ulaştı. Ziyaretçilerin %16,3’ü (2 milyon 678 bin 105 kişi) yurt dışında ikamet eden vatandaşlardı.Bu çeyrekte ülkemizde geceleme yapan ziyaretçilerin gecelik ortalama harcaması 110 dolar olurken, yurt dışında ikamet eden vatandaşların gecelik ortalama harcaması ise 73 dolar olarak kaydedildi.Harcama Kalemleri ve Geliş AmaçlarıTurizm geliri içerisindeki paket tur harcamalarının payı %31, yeme içme harcamalarının payı %19,4, uluslararası ulaştırma harcamalarının payı ise %12,8 oldu. Bir önceki yılın aynı dönemine göre uluslararası ulaştırma harcamaları %13,8, yeme içme harcamaları %13,7 ve tur hizmetleri harcamaları %12,5 artış gösterdi.Ziyaretçiler %71,1 ile en çok “gezi, eğlence, sportif ve kültürel faaliyetler” amacıyla gelirken, ikinci sırada %16,8 ile “akraba ve arkadaş ziyareti”, üçüncü sırada ise %5,6 ile “alışveriş” yer aldı. Yurt dışı ikametli vatandaşlar ise ülkemize %60,7 ile en çok “akraba ve arkadaş ziyareti” amacıyla geldi.Turizm Giderleri ve Yurt Dışı SeyahatlerTurizm gideri, geçen yılın aynı çeyreğine göre %41,1 artarak 2 milyar 759 milyon 918 bin dolar oldu. Bunun 1 milyar 850 milyon 866 bin dolarını kişisel, 909 milyon 52 bin dolarını ise paket tur harcamaları oluşturdu.Bu çeyrekte yurt dışını ziyaret eden vatandaş sayısı bir önceki yılın aynı çeyreğine göre %0,5 azalarak 2 milyon 947 bin 929 kişi oldu. Bu kişilerin kişi başı ortalama harcaması ise 936 dolar olarak gerçekleşti.
Her 100 TL’lik Medya Yatırımının 79 TL’si Dijitale Harcandı
2025’in İkinci Yarısında Yapay Zekâ Tabanlı Sohbet Programlarında Reklam Dönemi Başlıyor Yapay zekâ teknolojilerindeki hızlı gelişim ve kullanıcı alışkanlıklarındaki dönüşümle birlikte, 2025 yılının ilk 6 ayında dijital pazarlama ve medya yatırımlarında önemli bir hareketlilik yaşandı. 2024 yılının son çeyreğinde yoğunlaşan e-ticaret harcamaları ve dijital reklam yatırımlarının 2025 yılında da benzer bütçelerle devam ettiğini belirten MooF Digital Agency Ceo’su Yasin Kaplan, 2024 yılı toplam medya yatırımları incelendiğinde Türkiye’deki medya yatırımlarının yüzde 74,2’si dijital mecralara yönlendirilirken, dijital reklam harcamalarının 158 milyar TL’yi aşarak önceki yıla göre yüzde 83 oranında büyüme kaydettiğini açıkladı. 2025 yılının ilk 6 ayında her 100 TL’lik medya yatırımının 79 TL’sinin dijitale harcandığına dikkat çeken Kaplan, 2025 yılının son 6 ayında yapay zekâ tabanlı sohbet robotlarında reklam döneminin başlayacağını söyledi. Geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi 2025 yılının ilk 6 ayında da dijital pazarlama sektörü, hız kesmeyen bir dönüşüm ve büyüme süreci yaşıyor. Özellikle yapay zekâ temelli teknolojilerin yükselişi, markaların pazarlama stratejilerine daha akıllı, hedef odaklı ve kişiselleştirilmiş çözümler entegre etmelerini sağladı. “Dikey Videolar Dijital Harcamaların Yeni Gözdesi Oldu” Geçtiğimiz yılın kasım-aralık dönemindeki reklam harcamalarıyla kıyaslandığında, 2025’in ilk çeyreği toplam bütçeler açısından benzer seviyelerde seyrettiğine dikkat çeken MooF Digital Agency Ceo’su Yasin Kaplan, “Kasım-Aralık döneminin sona ermesiyle birlikte, yılın son çeyreğinde artan e-ticaret hareketliliği dikkat çekti. Ocak ayında ise yeni yıla, daha kontrollü ve planlı bütçelerle giriş yapıldı. Yılın ilk çeyreğinde dijital reklamlarda yaşanan hareketlilik, geçen yılın Kasım-Aralık dönemine kıyasla benzer bir seyir izledi. 2024 yılına dair medya yatırımlarının açıklandığı bu dönemde, en büyük payın dijital reklamlara ayrıldığı görüldü. Toplam medya yatırımları içinde dijitalin payı yüzde 74,2 olarak açıklanırken, dijital reklam yatırımlarının 158 milyar TL’yi aştığı belirtildi. Bu da bir önceki yıla göre yüzde 83’lük bir büyümeye işaret ediyor. Dijital yatırımların büyük bir bölümü, gösterim ve tıklama bazlı reklamlar ile video formatlarına yönelmiş durumda. Özellikle dikey videoların hayatımızda yoğun bir şekilde yer almasıyla birlikte, bu bütçelerin önemli bir kısmının da bu alana aktarıldığı görülüyor” dedi. Yılın ilk 6 aylık döneminde, özellikle kış turizmiyle ilgili harcamalar ve kış sezonunu hedefleyen tekstil sektöründeki alışverişlerde belirgin bir artış yaşandığına dikkat çeken Kaplan, “Bunun yanı sıra, otomotiv sektöründe yılın ilk aylarında gözlenen durağanlık, özellikle Mayıs-Haziran aylarında medya yatırımlarının artmasıyla birlikte yerini hareketliliğe bıraktı. Bu yükselişin önümüzdeki 6 ayda da devam etmesi bekleniyor. Otomotiv sektöründe hem sektörel bir canlanma hem de dijital tarafta reklam faaliyetlerinde gözle görülür bir artış söz konusu. Teknoloji dikeyinde de ilk 6 ay hareketli geçti. Özellikle akıllı bilgisayarlar ve oyun bilgisayarları gibi ürünlerde Mayıs sonu ve Haziran başı itibarıyla bir yükseliş trendi gözlemlenmeye başladı. Okulların kapanmasıyla birlikte oyun ve performans bilgisayarlarının dijital satışlarında da artış yaşandığı görülüyor” açıklamasında bulundu. 2025 yılının son 6 ayında yapay zekâ tabanlı sohbet robotlarında reklam gösterimlerinin ilk adımlarının atılabileceğini söyleyen Kaplan, “Yeniliklerle ve değişimlerle dolu bir 6 ay daha geçireceğimize inanıyorum. ChatGPT, Deepseek, Gemini gibi yapay zeka araçlarının kullanım oranlarında ciddi bir artış oldu ve bu artışın önümüzdeki 6 ayda da yoğun bir şekilde devam etmesi bekleniyor. Yapay zekâ ile optimizasyon yapan, web sitelerini bu platformlar üzerinden duyurmaya ve tanıtmaya çalışan yeni bir ekosistem oluşuyor. Dijital pazarlama sektörü de bu gelişmeleri yakından takip ediyor. 2025 yılının ikinci yarısında bu alanlardaki reklam mecralarının da optimize edilmesi ve reklam süreçlerinin daha etkin bir şekilde devreye girmesini öngörülüyoruz. Son olarak, WhatsApp’ın reklam entegrasyonu da bu dönemde hayatımıza girdi.…
TEB’de üst düzey atamalar
TEB Grubu’nda değişiklikler ve bu doğrultuda üst düzey atamalar gerçekleşti. Buna göre, yasal sürecin tamamlanmasını takiben; 1 Ağustos 2025 tarihi itibarıyla, TEB’de KOBİ Bankacılığı Genel Müdür Yardımcısı olarak görev yapan Ali Gökhan Cengiz, 1997 yılında Türk Ekonomi Bankası’nın bir iştiraki olarak kurulan TEB Faktoring’in Genel Müdürü olarak atandı. Cengiz’den boşalan koltuğa ise TEB Arval Araç Filo Kiralama A.Ş. Genel Müdürü Ali Kağan Yaşa atanacaktır. Ağustos 2025 tarihi itibarıyla geçerli olacak atamalara göre; TEB Faktoring Genel Müdürü olarak Ali Gökhan Cengiz, TEB KOBİ Bankacılığı Genel Müdür Yardımcısı olarak ise Ali Kağan Yaşa görevini sürdüreceklerdir. Ali Gökhan Cengiz Ali Gökhan Cengiz, Hacettepe Üniversitesi İktisat Bölümü’nden mezun olmuştur. Oklahoma Üniversitesi’nde MBA programını tamamlamıştır. Profesyonel kariyerine 1995 yılında İnterbank’ta başlamış, 1995-2016 yılları arasında sırasıyla Citibank, Dışbank ve Akbank’ta farklı görevler üstlenmiştir. 2016 yılında TEB ailesine katılmıştır. Bankamızda, Kurumsal Firmalar Satış Yönetimi Grup Direktörü görevini takiben 2019 yılından bu yana KOBİ Bankacılığı Genel Müdür Yardımcısı görevini sürdürmektedir. Ali Kağan Yaşa Kağan Yaşa, Boğaziçi Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümü’nden mezun olmuştur. Birmingham Üniversitesi’nde Uluslararası Bankacılık ve Finans Bölümü’nde yüksek lisans eğitimini tamamlamıştır. Profesyonel kariyerine 1991 yılında İktisat Bankası’nda başlamış, 1999 yılında TEB ailesine katılmıştır. Bankamızda, Kurumsal Bankacılık, Satış, Pazarlama Direktörlüğü görevlerini takiben 2007 yılında BNP Paribas Finansal Kiralama A.Ş.’de Genel Müdür olarak görev yapmaya başlamıştır. 2021 yılından bu yana TEB Arval Araç Filo Kiralama A.Ş. Genel Müdürlüğü görevini üstlenmiştir. 2024 yılından bu yana Tüm Oto Kiralama Kuruluşları Derneği’nde (TOKKDER) Yönetim Kurulu Başkanı olarak Grubumuzu temsil etmektedir.
Hun Yenilenebilir Enerji (HUNER), hisse geri alım programını KAP’ta duyurdu
HUN Yenilenebilir Enerji Üretim A.Ş. (HUNER), 22 Temmuz 2025 tarihli Yönetim Kurulu kararı doğrultusunda hayata geçirdiği hisse geri alım programı kapsamında, 30 Temmuz 2025 tarihinde Borsa İstanbul’da toplam 500.000 adet HUNER payını, pay başına ortalama 4,44 TL fiyattan geri satın aldı. KAP’ta da yayımlanan bu işlemle birlikte geri alınan payların şirket sermayesine oranı yüzde 0,05’e ulaştı. Üç yıl süreyle geçerli olacak program kapsamında nominal değeri en fazla 30 milyon TL olan payın geri alımı planlanıyor. Bu süreçte kullanılmak üzere toplam 400 milyon TL’lik fon ayrılmış durumda. Geri alım kararı, HUN Yenilenebilir Enerji Üretim A.Ş. mali gücüne ve uzun vadeli stratejilerine duyulan güvenin somut bir göstergesi. Bu adımın yalnızca hisse fiyatına destek olmakla kalmayıp, yatırımcılara şirketin geleceğine olan bağlılığını ve istikrarlı büyüme hedefini de yansıtıyor. Şirket yönetimi, hissedarların çıkarlarını gözeten şeffaf ve sürdürülebilir bir yaklaşımı benimsediğini ifade ederek, alınan bu kararın uzun vadede pay sahiplerine değer yaratacağına inandığını belirtti.
Yelkenler Fora! İstanbul, Yelkenin En Büyük Festivaline Sahne Olacak!
13. TAYK – Eker Olympos Regatta’nın Yarış Takvimi Açıklandı 8-17 Ağustos 2025 Türkiye Açıkdeniz Yarış Kulübü (TAYK), Türkiye Yelken Federasyonu ve Eker Süt Ürünleri iş birliğiyle düzenlenen 13. TAYK – Eker Olympos Regatta, 8-17 Ağustos 2025 tarihleri arasında İstanbul’da gerçekleştirilecek. “Rüzgârı Yakala” mottosuyla yola çıkan organizasyon, bu yıl da deniz tutkunlarına Marmara’nın maviliklerinde unutulmaz bir yelken festivali yaşatacak. Sadece bir yelken yarışı olmanın ötesinde, aynı zamanda tutku, cesaret ve takım ruhunu yansıtan büyük bir deniz festivali olan 13. TAYK – Eker Olympos Regatta kapsamında; J70, J70 Match Race, IOM (International One Metre), Hareketli Salma ve Yat Sınıfları olmak üzere toplam 5 ayrı kategoride mücadele yaşanacak. Öne çıkan etaplar Son iki yıldır daha kapsayıcı bir programla yelkenin en büyük festivali haline gelen TAYK – Eker Olympos Regatta’nın yarış takvimi açıklandı. Organizasyonda öne çıkan etaplar arasında; 8-9-10 Ağustos’ta Kalamış açıklarında gerçekleşecek yüksek tempolu J70 yarışları, ardından 12-13 Ağustos’ta yapılacak Match Race formatındaki J70 mücadeleleri yer alıyor. 10 Ağustos’ta ise Marmara Yelken Kulübü ev sahipliğinde düzenlenecek olan ve teknolojiyle sporu buluşturan IOM sınıfı yarışları dikkat çekiyor. Minik yelkenciler cesaretleriyle hayran bırakacak Genç yelkencilerin sahneye çıkacağı Hareketli Salma Kategorileri ise 12-14 Ağustos tarihleri arasında düzenlenecek. Minik sporcuların cesaretle mücadele edeceği bu yarışlar, festivalin en renkli ve ilham verici anlarına sahne olacak. Görkemli Boğaz Yarışı Festivalin ikinci haftasında start alacak Yat Yarışları, 15 Ağustos akşamı Çınarcık rotasında başlayacak gece offshore yarışıyla heyecanı zirveye taşıyacak. 16 Ağustos’ta şamandıra parkurundaki inshore yarışlarının ardından, 17 Ağustos’ta İstanbul Boğazı’ndaki görkemli Boğaz Yarışı ile yelkenin en büyük festivali sona erecek. Canlı yayınlar farklı bir deneyim sunacak Geçtiğimiz yıl büyük ilgi gören canlı yayınlar, bu yıl da gelişmiş 3D modellemeler ve grafik destekleriyle izleyicilere farklı bir deneyim sunacak. 2024 Paris Olimpiyatları’nın açılış töreninde görev alan ekip tarafından hazırlanan yayınlar, sporseverlerin yarışları farklı açılardan, daha derinlemesine takip etmesini sağlayacak. Özellikle 9-10 Ağustos’taki J70 yarışları ve 17 Ağustos’taki Boğaz Yarışı ile Ödül Töreni; dinamik anlatım ve görsel zenginlikle canlı olarak izlenebilecek. 13. TAYK – Eker Olympos Regatta boyunca düzenlenecek İtalyan Günü, Türk Gecesi, Festival Gecesi ve Sokak Lezzetleri Gecesi gibi sosyal etkinlikler ise denizdeki rekabetin karada keyifli anlarla tamamlanmasını sağlayacak. 13. TAYK – Eker Olympos Regatta Takvimi 13. TAYK – Eker Olympos Regatta’nın manifesto videosunu, bu adresi ziyaret ederek izleyebilirsiniz: https://www.youtube.com/watch?v=lsx5XhB_OXk
ROSATOM’A BAĞLI ŞİRKET, TANZANYA’DAKİ MKUJU RİVER PROJESİ’NDE URANYUM İŞLEME PİLOT TESİSİNİ DEVREYE ALDI
Devreye alma işlemiyle Tanzanya’nın stratejik uranyum kaynaklarının geliştirilmesinde önemli bir adım atıldı. Rusya Devlet Nükleer Enerji Kuruluşu Rosatom’a bağlı Uranium One Group’un bir iştiraki olan Mantra Tanzania şirketi, Tanzanya’nın güneyindeki Mkuju River Projesi’nde uranyum işleme pilot tesisini devreye aldı. Tesisin devreye alınması dolayısıyla yapılan resmî törene, Tanzanya Birleşik Cumhuriyeti Devlet Başkanı Samia Suluhu Hassan, hükümet temsilcileri ve Rosatom temsilcileri de katıldı. Rusya Devlet Nükleer Enerji Kuruluşu Rosatom Genel Müdürü Aleksey Likhachev konuya ilişkin şunları söyedi: “Rosatom, Tanzanya’nın eşsiz jeolojik potansiyelini geliştirmek için ileri uranyum işleme teknolojilerini sunuyor. Tüm ortaklarımızla olduğu gibi, burada da eşitlik ve karşılıklı anlayış temelinde iş birliği inşa etmeyi hedefliyoruz. Rosatom, faaliyetlerinde her zaman yüksek çevresel ve sosyal standartlara tam uyum sağlayarak sürdürülebilir kalkınma ilkelerine bağlı kalır. Tanzanya’nın küresel nükleer enerjiye entegrasyon yolunda önemli bir adım atmasına yardımcı olmaktan mutluluk duyacağız” Devreye alınan pilot tesis, Nyota sahasında yer alıyor. Tesis, uranyum işleme teknolojilerini deneyecek ve gerektiğinde optimizasyon çözümleri geliştirecek. Toplanan veriler, yıllık 3.000 tona kadar uranyum üretim kapasitesine sahip ana işleme kompleksinin tasarımına temel oluşturacak. Bu kompleksin inşaatına 2026’nın ilk çeyreğinde başlanması ve 2029’da devreye alınması planlanıyor. Projenin hayata geçmesiyle, endüstriyel tesisin inşaat ve işletme aşamalarında Tanzanya’nın madencilik sektöründe ve ilgili endüstrilerde 4.000’den fazla yeni iş imkânı yaratılacak. Projenin ayrıca Namtumbo bölgesindeki yol ağı da dahil olmak üzere bölgesel altyapının gelişimine katkı sağlaması bekleniyor. Proje, Tanzanya ve uluslararası çevre standartlarına tam uyum sağlıyor. Proje için önerilen çevre koruma sistemi, ekosistemin gerçek zamanlı izlenmesini, suyun geri dönüştürüldüğü kapalı su temin sistemlerini ve biyolojik çeşitliliğin korunması programlarını içeriyor.
Efsane futbolcu Lukas Podolski,Corendon Sport Talks’a konuk oldu
Corendon Sport Talks Video Linki: https://www.youtube.com/watch?v=GlSDCnk92lU Corendon Airlines’ın, kuruluşunun 20. yılı kapsamında spora verdiği desteği bir adım öteye taşıdığı Youtube sohbet programı Corendon Sport Talks, spor dünyasının efsane isimlerini ağırlamaya devam ediyor. Serinin 28. bölümüne, uluslararası futbol sahnesinin unutulmaz isimlerinden Lukas Podolski konuk oldu. Podolski; spor kariyerinden Türkiye günlerine, futbola ve girişimciliğe dair birçok konuyu samimiyetle anlattı. Her bölümü on binlerce sporsevere ulaşan Corendon Sport Talks serisi, Corendon Airlines’ın spora verdiği desteği bir kez daha gözler önüne seriyor. 343 Digital prodüksiyonuyla hazırlanan ve Hürriyet Gazetesi Spor Müdürü Mehmet Arslan’ın moderatörlüğünü üstlendiği programın 28. bölümüne Lukas Podolski katıldı. Corendon Airlines’ın iş birliği yaptığı Polonya’nın köklü futbol kulüplerinden Górnik Zabrze’nin stadının büyüleyici atmosferinde gerçekleşen keyifli söyleşide Podolski; geçmişten bugüne uzanan kariyer yolculuğunu, Türkiye deneyimlerini ve futbola dair bakış açısını izleyicilerle paylaştı. Polonya futboluna Corendon Airlines imzası… Corendon Airlines, faaliyet gösterdiği pazarlarda spora verdiği destekle markasını güçlendirmeye devam ediyor. Polonya’nın köklü kulüplerinden Górnik Zabrze ile yapılan sponsorluk anlaşması, Corendon’un uluslararası arenadaki marka bilinirliğine katkı sağlarken, futbolun birleştirici gücünü de destekliyor. Stadyum, medya alanları ve dijital platformlarda sağlanan görünürlük sayesinde marka, Polonya’daki varlığını pekiştiriyor. Kulübün efsane oyuncularından Lukas Podolski’nin Corendon Sport Talks programına konuk olması ise bu stratejik iş birliğini daha da anlamlı hale getiriyor. Corendon Airlines ve Górnik Zabrze arasındaki iş birliği için hazırlanan videoyu, bu adresi ziyaret ederek izleyebilirsiniz: https://www.youtube.com/watch?v=
Renault Group, 2025 ilk yarı finansal sonuçlarını açıkladı
Güçlü ürün performansı ve başarılı lansmanlarla desteklenen 27,6 milyar avroluk Grup geliri Renault Group, 2025 yılının ilk yarısında ürün karmasındaki güçlenme, yeni model lansmanları ve elektrifikasyon odaklı stratejisiyle zorlu piyasa koşullarına rağmen istikrarlı bir performans ortaya koydu. Grup, 27,6 milyar avro ciroya ulaşırken, faaliyet kârlılığını %6 seviyesinde tutmayı başardı. Bu sonuçlar, Renault Group’un sürdürülebilir büyümeye, dengeli ürün stratejisine ve değer odaklı yaklaşımına duyduğu bağlılığın bir göstergesi oldu. Renault Group, 2025 yılının ilk yarısında güçlü ürün karması ve başarılı yeni lansmanlarla ticari gücünü koruyarak zorlu piyasa koşullarına rağmen istikrarlı bir performans sergiledi.Grup cirosu 2025’in ilk yarısında 27,6 milyar avro olarak gerçekleşti. Bu tutar, 2024’ün aynı dönemine göre %2,5 artışa, sabit döviz kurlarıyla ise %3,6’lık büyümeye işaret etti.Otomotiv gelirleri 24,5 milyar avro seviyesinde gerçekleşti. Bu rakam, sabit kurla hesaplandığında 2024’ün ilk yarısına göre %1,6 artış anlamına gelirken, kur etkisiyle birlikte %0,5’lik bir büyüme sağlandı.Mobilize Financial Services, müşteri finansmanı hacmindeki artış sayesinde 668 milyon avro faaliyet kârına katkı sundu; bu tutar bir önceki yıla göre 75 milyon avro artış gösterdi.Grup faaliyet kârı 1,7 milyar avro seviyesinde oluşurken, toplam gelirin %6’sına karşılık geldi. Otomotiv faaliyet kârı ise 1 milyar avro ile otomotiv gelirlerinin %4’ünü oluşturdu.Net gelir, Nissan etkisi hariç tutulduğunda 0,5 milyar avro olarak kaydedildi. Ancak, bağlı ortaklıklardan kaynaklanan -2,4 milyar avroluk zarar ve Nissan yatırımına ilişkin muhasebe yöntemindeki değişiklik nedeniyle oluşan -9,3 milyar avroluk nakit dışı zarar sonucunda, toplam Nissan etkisi -11,6 milyar avro seviyesinde gerçekleşti.Serbest nakit akışı, 150 milyon avro mobilize temettüsü ve işletme sermayesi ihtiyacındaki -897 milyon avroluk değişimle birlikte 47 milyon avro olarak gerçekleşti.30 Haziran 2025 itibarıyla otomotiv net nakit pozisyonu 5,9 milyar avro seviyesinde korunurken, Grup’un likidite rezervi 15,8 milyar avroya ulaştı.Renault markası Avrupa’da binek ve hafif ticari araç pazarında 2. sırada yer alırken, Clio en çok satan model oldu. Fransa’da ise hem PC+LCV, hem de elektrikli ve hibrit binek araç segmentlerinde liderliğini sürdürdü.Dacia markası, Avrupa’nın en çok tercih edilen ilk 10 markası arasında yer aldı; Sandero tüm satış kanallarında en çok satan binek otomobil olurken, Duster perakende satışlarda en çok tercih edilen SUV oldu. Alpine markası ise geçen yılın aynı dönemine kıyasla satışlarını %85 oranında artırarak dikkat çekici bir büyüme kaydetti.Avrupa’daki sipariş defteri, başarılı model lansmanlarının da etkisiyle iki aylık ileriye dönük satış seviyesinde güçlü seyrini sürdürdü. Toplam stok seviyesi ise 530.000 araçla sağlıklı düzeyde korundu.15 Temmuz 2025 tarihinde güncellenen yıl sonu beklentilerine göre, Grup faaliyet kârlılığının yaklaşık %6,5 seviyesinde gerçekleşmesi; serbest nakit akışının ise 1,0 ila 1,5 milyar avro arasında olması öngörülüyor.2025 yılı mali hedefleri teyit edildi: 2024 sonuçları 2025 ilk yarı gerçekleşen Grup faaliyet kârı%7,66 %Serbest nakit akışı 2,9 milyar € 47 milyon €(Mobilize temettüsü: 150 milyon €İşletme sermayesi etkisi: -897 milyon €)“Yol haritamız belli: stratejimizde sürekliliği sağlamak ve dönüşümümüzü hızlandırmak” Renault Group CEO’su François Provost, “CEO’luk görevine adım atarken, Renault Group’un başarı için gerekli tüm temellere sahip olduğuna inanıyorum: adanmış ekipler, sağlam bir ürün planı, net bir marka konumlandırması ve yenilikçi bir organizasyon. Zorlu bir pazarda ilk yarı sonuçlarımız ilk hedeflerimizle uyumlu değildi. Hedeflerimize ulaşmak için gerekli önlemleri zaten devreye aldık. Yine de Renault Group’un kârlılığı sektörümüzde hâlâ bir referans niteliğinde ve bu standardı korumakta kararlıyız. Yol haritamız belli: stratejimizde sürekliliği sağlamak ve dönüşümümüzü hızlandırmak. Son derece sarsıcı bir ortamda, kontrol edebildiklerimize odaklanıyoruz: ekiplerimizi motive etmek, yatırımı ürünlere yönlendirmek, sınıfının en iyisi performans sunmak ve benzersiz iş…
AB-ABD ticaret anlaşması: Detaylar Yetersiz, Denge Sorgulanıyor
Paris, 30 Temmuz 2025 – 27 Temmuz 2025 tarihinde, Donald Trump ve Ursula von der Leyen, Avrupa’dan Amerika Birleşik Devletleri’ne giren çoğu ürün için %15’lik temel bir gümrük vergisi oranı belirleyen bir anlaşmayı duyurdu. Bu dengesiz uzlaşma en kötü durumu önlese de, Avrupa’nın rekabet gücünü daha da zayıflatıyor.%15’lik oran, Avrupa Birliği’nin Amerika Birleşik Devletleri’ne yaptığı ihracatın yaklaşık %70’ine uygulanacak. Bu uzlaşma, ABD Başkanı tarafından başlangıçta gündeme getirilen %30’luk gümrük vergisi tehdidini bertaraf etse de, 2024 yılında uygulanan %1,2 oranının oldukça üzerinde kalıyor. Ayrıca AB, ABD’ye 600 milyar dolarlık yatırım yapma ve üç yıl içinde 750 milyar dolarlık Amerikan enerji ürünü satın alma taahhüdünde bulundu – ancak bu taahhütlerin uygulanabilirliği sorgulanıyor. Avrupa’nın durumu ekonomik veya rekabet gücü bakımından kötü değil.Dengesiz yapısına rağmen, bu anlaşma Avrupa Birliği’ni görece ayrıcalıklı bir konuma yerleştiriyor. Daha avantajlı muameleden yalnızca Birleşik Krallık faydalanıyor. Japonya da %15’lik orana tabi olacakken; Endonezya ve Filipinler %19, Vietnam ise %20 gümrük vergisiyle karşı karşıya kalacak. Anlaşması olmayan ülkeler – Kanada, Meksika, Güney Kore ve Brezilya – için Trump, %25 ila %50 arasında değişen tarifelerle tehdit ediyor.Amerika Birleşik Devletleri’nin ticaret ortakları arasında yapılan bu ‘hiyerarşileştirme’, Trump yönetiminin çok taraflı anlaşmalar yerine ikili güç ilişkilerini önceleyen müzakere stratejisini doğruluyor. Avrupa’daki şirketler, rekabet baskısıyla karşı karşıya.Avrupa’daki işletmeler üzerindeki etki, birkaç önemli sektörde özellikle ağır olacak. Çelik endüstrisi hala %50’lik tarifelere tabi olurken, otomotiv, kimya ve makine sektörleri ise artık %15’lik tarifelerle karşı karşıya. Zaten Çin rekabeti nedeniyle zayıflamış olan otomotiv sektörü için bu vergi, kritik bir ABD pazarında ek bir engel teşkil ediyor.Ocak ayından bu yana euronun dolara karşı %13 değer kazanması, fiyat rekabetçiliğindeki kaybı daha da artırdığından, zorluk daha da karmaşık hale geliyor. Bu tarifelerin ekonomik etkisini değerlendirmek büyük ölçüde, artan maliyet yükünü değer zinciri boyunca — yani Avrupa ihracatçıları (ve onların tedarikçileri) ile ABD tüketicileri arasında — kimin üstleneceğine dair varsayımlara bağlıdır. Federal Rezerv’in bölgesel bankaları tarafından yapılan son iş anketleri, ABD’deki işletmelerin ve tüketicilerin tarifelerdeki artıştan kaynaklanan ek maliyetlerin neredeyse %90’ını üstlendiğini gösteriyor. Ancak, kolayca ikame edilebilen bazı ürünlerde, bu etkinin Avrupa ihracatçıları için daha büyük olabileceği belirtiliyor. Avrupa şirketlerinin tarifelerin yükünü absorbe etme kapasitesi ise özellikle çelik, kimya ve otomotiv gibi bazı sektörlerde sınırlı görünüyor. Avrupa’daki bölünmeler karşısında savunma stratejisiAvrupa’nın dezavantajlı bir anlaşmayı kabul etmesi, en kötüsünden kaçınma ve ticari istikrarı yeniden sağlama arzusuyla açıklanabilir. Bu durum aynı zamanda Avrupa içindeki bölünmeleri de yansıtmaktadır. İhracatçı ülkeler (Almanya, İtalya, İrlanda) ve jeopolitik sonuçlardan endişe duyan Doğu Avrupa ülkeleri, durumun kötüye gitmesi riskini göze almak yerine hızlı bir uzlaşma sağlanmasını savundular.Ancak, AB böylece ana Avrupa dışı pazarı olan (AB içi ticaret hariç ihracatının %20’si) bu pazara erişimini koruyor; fakat bunun bedeli, rekabetçi konumunun zayıflaması ve yerine getirilmesi belirsiz veya hatta imkânsız olan mali taahhütler üstlenmesi oluyor.COFACE BASIN OFİSİ COFACE TÜRKİYEAdrien Billet: +33 6 59 46 59 15 Melis Özkazanç Durat: +90 216 251 99 00adrien.billet@coface.com melis.ozkazanc@coface.com COFACE: TİCARETİ KOLAYLAŞTIRIYORUZ 75 yılı aşkın süredir ticari alacak riski yönetiminde küresel öncü olan Coface, şirketlerin belirsiz ve değişken bir ortamda büyümelerine ve yollarına devam etmelerine yardımcı olmaktadır. Büyüklükleri, konumları veya sektörleri ne olursa olsun, Coface yaklaşık 200 pazarda 100.000 müşteriye eksiksiz bir çözüm yelpazesi sunmaktadır: Ticari Alacak Sigortası, Ticari Bilgi Raporları, Alacak Tahsilatı. Coface her gün, hem iç hem de ihracat pazarlarında ticaretin…
Türk bankacılık sektörünün yabancı para varlıkları ilk çeyrekte %8,8 büyüdü
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından yayımlanan Yerel Bankacılık İstatistikleri raporuna göre, Türk bankacılık sektörünün toplam yabancı para varlıkları, 2025 yılının birinci çeyreğinde bir önceki çeyreğe kıyasla %8,8 oranında artış gösterdi. Rapora göre, Türkiye’deki bankaların toplam yabancı para varlıkları %8,8 artışla 352,5 milyar dolara ulaştı. Aynı dönemde, toplam yabancı para yükümlülükleri ise %7,4 artarak 304,4 milyar dolar olarak kaydedildi. Sektörler Arası Yabancı Para Akışı Bankaların banka dışı sektörle olan yabancı para ilişkileri de dikkat çekiciydi: EKOTÜRK’ün haberine göre , Bu durum, bankaların reel sektörle olan döviz bazlı işlemlerinde her iki yönde de artış olduğunu gösteriyor. Sınır Ötesi Alacaklarda Belirgin Artış Konsolide bankacılık İstatistikleri raporlaması kapsamında, bankaların sınır ötesi alacakları da önemli bir büyüme kaydetti. İlk borçluya göre bankaların toplam sınır ötesi alacakları, 2025 yılının ilk çeyreğinde 2024 yıl sonuna göre %23,5 artarak 39,3 milyar dolara ulaştı. Özellikle yerli sermayeli bankaların nihai borçluya göre toplam yurt dışı alacakları da aynı dönemde %18,0 artışla 27,5 milyar dolar olarak gerçekleşti. Bankalararası Alacaklarda Yüksek Büyüme Bankaların kendi aralarındaki yabancı para alacakları da gözle görülür bir artış kaydetti. Türkiye’deki bankaların ilk borçluya göre bankalardan alacakları, 2025 yılının ilk çeyreğinde 2024 yıl sonuna göre %34,0 gibi önemli bir artışla 28,2 milyar dolara ulaştı. Yerli sermayeli bankaların nihai borçluya göre bankalardan olan alacakları ise aynı dönemde %42,6 gibi çok daha yüksek bir artışla 20,2 milyar dolar olarak gerçekleşti.
AB, yeni sınır kontrol sistemini ekimde hayata geçiriyor: Dijital giriş-çıkış sistemi geliyor
Avrupa Birliği (AB) Komisyonu, Şengen bölgesine seyahat eden AB dışı ülke vatandaşlarının giriş ve çıkışlarını dijital olarak kayıt altına alacak Elektronik Giriş-Çıkış Sistemi (EES) uygulamasının 12 Ekim’den itibaren başlayacağını duyurdu. Bu yeni sistem, AB’nin sınır yönetimini daha güvenli ve verimli hale getirme hedefinin önemli bir parçası olarak öne çıkıyor.Komisyondan yapılan açıklamaya göre, EES 12 Ekim’den itibaren 6 aylık bir süre boyunca kademeli olarak uygulanacak ve bu geçiş sürecinin ardından tüm sınır geçiş noktalarında aktif hale gelecek. Bu kademeli uygulama, sınır yetkililerinin, ulaştırma sektörünün ve yolcuların yeni prosedürlere uyum sağlaması için tasarlandı. Açıklamada, “EES’nin ekimde devreye girmesiyle AB, daha güvenli ve verimli bir sınır yönetim sistemi oluşturma hedefine ulaşma yolunda önemli bir adım atmaktadır” ifadelerine yer verildi. Giriş-Çıkış Sistemi (EES) Nedir? EKOTÜRK’ün haberine göre EES ile AB üyesi bir ülkede kısa süreli kalışlar için seyahat eden AB vatandaşı olmayan kişilerin giriş ve çıkışları, pasaport bilgileri, parmak izleri ve yüz görüntüleri dijital olarak kaydedilecek. Bu sistemin temel amacı, Şengen bölgesine düzensiz girişlerin daha etkin bir şekilde kontrol edilmesi ve bunlarla mücadele edilmesi. Yeni sistemin normalde 10 Kasım 2024 itibarıyla yürürlüğe girmesi planlanmış ancak üye ülkelerin altyapılarının henüz hazır olmaması gerekçesiyle birçok kez ertelenmişti.
AB’nin yeni savunma fonu SAFE’ye 18 ülkeden başvuru: Toplam talep 127 milyar euro!
EKOTÜRK’ün haberine göre Avrupa Birliği (AB) Komisyonu, Birliğin savunmasını güçlendirmek amacıyla kurulan ve 150 milyar euroluk finansman sağlayan yeni mali araç Avrupa Güvenlik Eylemi’ne (SAFE) 18 üye ülkenin başvuruda bulunduğunu açıkladı. Bu yoğun ilgi, AB’nin güvenlik ve savunma alanındaki kararlılığını bir kez daha gösteriyor.AB Komisyonundan yapılan açıklamada, yeni finansman aracı SAFE’ye şu 18 üye ülkenin başvurduğu bildirildi:BelçikaBulgaristanÇekyaEstonyaYunanistanİspanyaFransaHırvatistanİtalyaGüney Kıbrıs Rum YönetimiLetonyaLitvanyaMacaristanPolonyaPortekizRomanyaSlovakyaFinlandiyaBu 18 üye ülkenin toplamda 127 milyar euroluk finansman talebinde bulunduğu belirtildi. SAFE’ye son başvuru tarihi ise 30 Kasım olarak açıklandı.AB Komisyonu’ndan DeğerlendirmeAB Komisyonunun savunma ve uzaydan sorumlu üyesi Andrius Kubilius, SAFE’ye yönelik “yoğun ilginin” Birliğin güvenlik ve savunma alanlarındaki kararlılığını gösterdiğini belirtti.Kubilius, AB ülkelerinin Avrupa’nın güvenliğini artırma çabalarını desteklemekte kararlı olduklarını vurgulayarak, “SAFE, daha güvenli ve birleşik bir gelecek için savunma hazırlığımızı güçlendirme konusundaki ortak kararlılığımızın bir sembolüdür” ifadelerini kullandı.Geniş Kapsamlı Savunma ProgramlarıEKOTÜRK’ün haberine göre SAFE, AB savunmasını güçlendirmek için 150 milyar euroluk finansman içeriyor. Bu, Komisyon’un mart ayında duyurduğu “ReARM Europe” programının bir parçası. 800 milyar euroluk savunma harcamalarını artırarak bölgenin yeniden silahlandırılmasını amaçlayan ReARM Europe, üye ülkelere yapacakları savunma harcamalarına mali kurallarda esneklik tanınması ve fonlar sağlanmasını öngörüyor. Bu eposta ‘Ekotürk Yayıncılık’ adına sektorturkdergi@gmail.com adresine gönderilmiştir.























