ÜLKEMİZDE VE ABD EYALETLERİNDE KİŞİ BAŞINA DÜŞEN MİLLİ GELİR
Mississippi, ABD’nin en fakir eyaleti. Fakat kişi başına düşen gelirde Avrupa’nın en büyük ekonomisi Almanya ile yarışıyor. Türkiye’den de dört kat daha zenginler. ABD’nin en yoksul eyaleti Mississippi’nin kişi başına düşen gelirde, Avrupa Birliği’nin en güçlü ekonomisi olan Almanya’nın sadece 1.524 euro (55.474 Türk Lirası) gerisinde olduğunu biliyor muydunuz? Ya da Türkiye’den dört kat daha zengin olduklarını? Daha adil bir karşılaştırma sağlayan satın alma gücü standardı (PPS) hesaba katıldığında, Lüksemburg ve İrlanda hariç, ABD’nin en yoksul eyaletinin tüm Avrupa Birliği ülkelerini geride bıraktığı görülüyor. Kısa bir hatırlatma: Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (GSYİH), bir ülkenin belirli bir dönemde (genellikle bir yıl) içinde üretilen tüm mal ve hizmetlerin toplam değeriyken, kişi başına düşen milli gelir, bir ülkenin toplam gelirinin (veya GSYİH ‘sının) nüfusuna bölünmesiyle elde ediliyor. Türkiye’de 2023 yılında kişi başına düşen milli gelir 13.110 dolar (463.791 Türk Lirası) seviyesindeydi. Bu rakam Mississippi’de 53.872 dolar (1,9 milyon Türk Lirası) civarında. Euronews, eyaletlerin 2024 yılındaki GSYİH’lerine ABD Ekonomik Analiz Bürosu’ndan (BEA), Avrupa ülkelerindeki rakamlara da Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) “Küresel Görünüm” raporu aracılığıyla ulaştı. ABD eyaletlerinde 2024 yılının üçüncü çeyreğinde mevsimsel olarak düzeltilmiş veri setleri ve ABD Nüfus Sayım Bürosu’nun Temmuz 2024’teki nüfus tahminleri kullanıldı. 2024’ün üçüncü çeyreğinde Mississippi’de kişi başına düşen milli gelir 53.872 dolardı. Bu rakam Columbia Bölgesi’nde 266.787 dolara (9,43 milyon Türk Lirası) kadar çıkıyor. Batı Virginia (58.100 dolar- 2,05 milyon Türk Lirası), Arkansas (58.578 dolar- 2,07 milyon Türk Lirası), Alabama (59.756 dolar- 2,11 milyon Türk Lirası), Güney Carolina (61.081 dolar- 2,16 milyon Türk Lirası) eyaletleri de alt sıralarda yer alıyor. İlk beşte New York (110.575 dolar- 3,91 milyon Türk Lirası), Massachusetts (104.588 dolar- 3,7 milyon Türk Lirası), Washington (102.759 dolar- 3,63 milyon Türk Lirası), California (99.619 dolar- 3,52 milyon Türk Lirası), Columbia Bölgesi’ni takip ediyor. Avrupa Birliği’nde de 2024 yılında kişi başına düşen milli gelir Bulgaristan’da 15.773 euro (574.142 Türk Lirası) iken Lüksemburg’da 125.043 euro (4,55 milyon Türk Lirası) seviyesindeydi. AB ortalaması 40.060 euro (1,45 milyon Türk Lirası), ABD ortalaması 80.023 euro (2,91 milyon Türk Lirası) olarak ölçüldü. Avrupa’nın en büyük beş ekonomisinde Almanya’da kişi başına düşen milli gelir 51.304 euro (1,86 milyon Türk Lirası) iken, bu rakam İngiltere’de 48.441 euro (1,76 milyon Türk Lirası), Fransa’da 44.365 euro (1,61 milyon Türk Lirası), İtalya’da 37.227 euro (1,35 milyon Türk Lirası), İspanya’da 33.070 euro (1,2 milyon Türk Lirası) seviyesindeydi. Avrupa’nın en büyük beş ekonomisi kişi başına düşen milli gelire göre değil, toplam ekonomik büyüklüğe, yani Gayri Safi Yurtiçi Hasıla’ya (GSYİH) göre tanımlanıyor. Mississippi, Almanya’ya çok yakın, Türkiye’den çok uzak Bu rakamlar göz önünde bulundurulduğunda, ABD’de “en yoksul eyalet” olarak tanımlanan Mississippi’nin, Avrupa’nın en büyük ekonomisi olan Almanya’nın, kişi başına düşen milli gelirde 1.524 euro (55.474 Türk Lirası) geride olduğu sonucuna varılıyor. Almanya, 2024’te dünyanın en büyük üçüncü ekonomisiydi ve Avrupa Birliği’nin GSYİH’sine yüzde 24,3 oranında katkı sağladı. Türkiye ise, IMF’in sağladığı veriler doğrultusunda, 1,024 trilyon dolarlık (36,23 trilyon Türk Lirası) GSYİH’si ile 2023 yılında dünyanın en büyük 17. ekonomisiydi. Kişi başına düşen milli gelir 13.110 dolardı. Yani Mississippi’den 40.762 dolar (1,44 milyon Türk Lirası) daha az. Bu hesapta ABD’nin en yoksul eyaletinde kişi başına düşen gelir, İspanya’dan 16.710 euro (608.249 Türk Lirası), İtalya’dan 12.553 euro (456.933 Türk Lirası), Fransa’dan 5.415 euro (197.107 Türk Lirası) ve İngiltere’den 1.339 euro (48.740 Türk Lirası) daha…
TRUMP IN ELEKTRİKLİ ARAÇ POLİTİKALARI VE ÜRETİCİLERİN 2025 TAHMİNLERİ
Elektrikli araç talebinin bu yıl artmaya devam etmesi bekleniyor, ancak politika değişiklikleri ve tarifeler konusundaki belirsizlik tahminleri gölgeliyor. S&P Global Mobility’ye göre, bataryalı elektrikli araçların küresel satışlarının 2025 yılında yüzde 30’luk bir artışla 15,1 milyona ulaşması bekleniyor. Aynı zamanda bataryalı elektrikli araçların hafif araç pazar payının yüzde 16,7’sini oluşturması da beklentiler arasında. Ancak araştırma raporuna göre, Donald Trump’ın başkanlığı hem elektrikli araç üreticileri hem de tüketiciler için vergi ve diğer teşviklerde büyük politika değişiklikleri anlamına gelebileceğinden, Tesla, Çinli BYD ve diğer üreticiler 2025 yılında büyük bilinmeyenlerle karşı karşıya. Rapor, ithalatta gümrük vergisi tehdidinin ve küresel olarak misilleme gümrük vergilerinin elektrikli araçların üretim ve satışını daha da zorlaştırabileceğine işaret ediyor. S&P Global Mobility’de otomobil istihbaratı müdür yardımcısı Stephanie Brinley, “Havada çok fazla belirsizlik var” dedi. “Bu, ille de gümbür gümbür gitmek isteyeceğiniz bir ortam değil.” ABD’de tüketiciler şu anda belirli yeni elektrikli araçlar için 7.500 dolara kadar federal vergi avantajı talep edebiliyor. Otomobil üreticileri de elektrikli araç üretimi ve altyapısı için bazı federal desteklerden yararlanıyor. Başkan Trump döneminde tüm bunların kesilmesi mümkün. Trump başkanlık kampanyası sırasında elektrikli araçlar için federal vergi kredisini kınadı. Bunu, otomobil endüstrisine zarar verecek “yeni yeşil aldatmacanın” bir parçası olarak nitelendirdi. Yine de yeni yönetimin, otomobil üreticilerine potansiyel olarak yardımcı olabilecek endüstrilerin daha geniş bir şekilde serbestleştirilmesi için baskı yapması bekleniyor. Daha büyük elektrikli araç üreticilerinden bazıları, tüketiciler ve üreticiler için faydalar sağlasa bile karışık bir 2024 geçirdi. Tesla’nın satışları yüzde 1,1 düşerek son 10 yıldır ilk kez yıllık bazda düşüş gösterdi. Rivian’ın teslimatları ise yüzde 2,9 arttı. Gümrük tarifeleri sektör için bir başka tehdit. Üretim küresel olarak gerçekleşiyor ve süreç boyunca parçalar ithal ve ihraç ediliyor. Trump Meksika, Kanada, Çin ve diğer ülkelerden yapılan ithalatı vergilendirmekle tehdit etti ki bu da muhtemelen misilleme tarifelerine yol açacaktır. Çin elektrikli araçlar için en büyük pazar ve onu ABD izliyor. ABD’de Tesla, pazar payının yaklaşık yüzde 50’sine sahip olan baskın elektrikli araç üreticisi konumunda. Otomobil üreticileri, Trump’ın vergi kredilerini iptal etme ve gümrük tarifelerini uygulama tehdidini yerine getirip getirmeyeceğini görmek için diğer birçok sektörle birlikte bekle ve gör pozisyonunda. Daha geniş anlamda otomobil endüstrisi temkinli ilerliyor. Genel olarak S&P Global Mobility, hafif araç üretiminin 2024 yılında yüzde 1,6 düşmesini ve 2025 yılında yüzde 0,4 daha azalmasını bekliyor. Bu, otomobil üreticilerinin üretim ve talebi daha iyi eşleştirmesinin bir sonucudur. Toplam hafif araç satışlarının 2025 yılında yüzde 1,7 artması bekleniyor. Elektrikli araçlara geçiş sürecinin devam etmesi de üretimin daha ılımlı hale gelmesinde rol oynuyor. Ford ve General Motors gibi şirketler daha fazla kapasite eklemek yerine bazı durumlarda üretim kapasitesini elektrikli araçlara kaydırıyor. (Yukarıdaki yazı Euronews sitesinden alınmıştır.) ZAFER ÖZCİVAN Ekonomist-Yazar zozcivan@hotmail.com
BAŞKAN YILMAZ: “KADINLARLA YENİ BİR ÜRETİM HİKAYESİ YAZACAĞIZ”
Silivri Belediyesinin Avrupa Birliği Erasmus Projeleri kapsamında yürütmüş olduğu “Tarım Kooperatiflerinde Kadının Güçlendirilmesi” projesinin kapanış toplantısı gerçekleştirildi. Toplantıda konuşan Başkan Yılmaz, “Silivri’de kadınlar üretiyor anlayışımızın bir gereği olarak, kalıcı ve köklü çözümler geliştirebilmek amacıyla, kooperatifçiliğin yaygınlaşmasını hedefleyerek birçok çalışma yaptık” dedi. Silivri Belediye Başkanı Volkan Yılmaz’ın “Kadın varsa üretim var, üretim varsa hayat var” vizyonu doğrultusundaki çalışmaları sürüyor. Silivri Belediyesi, geliştirdiği projelerle ilçede yaşayan kadınları üretime teşvik etmeye devam ediyor. Avrupa Birliği Erasmus Projeleri kapsamında 134.324 euro hibe almayı hak ettiği, 2021-1-TR01-KA220-ADU-000029357 numaralı “Tarım Kooperatiflerinde Kadının Güçlendirilmesi” (Women Emprowerment In Agricultural Cooperatives) projesinin kapanış toplantısı, Silivri Eser Diamond Otel’de yapıldı. Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarım Ekonomisi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gülen Özdemir’in hitaplarıyla başlayan program, Silivri Belediyesinin tarım alanındaki hizmetleri ve Tarımsal Hizmetler Müdürlüğünün kooperatifçilikle ilgili video gösterileriyle devam etti. Toplantı kapsamında Silivri Belediyesi Tarımsal Hizmetler Müdürlüğü Ziraat Yüksek Mühendisi Aslı Uçman, proje faaliyetine ilişkin sunum yaptı. Ardından Mimi Yenilebilir Çiçek Çiftçiliği Kurucusu Nesrin Demirer ve Grandma Akören Çiftçiliği Yetkilisi Özgün Akbayır tarafından konuşmalar gerçekleştirildi. ÖZDEMİR: “SİLİVRİ’NİN KADINLARI ÇOK ŞANLI” Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarım Ekonomisi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gülen Özdemir, “Öncelikle bu projeye, tarıma ve kadınlara verdiği desteklerden dolayı Silivri Belediye Başkanı Volkan Yılmaz’a çok teşekkür ederim. Silivri’nin kadınlarının çok şanslı olduğunu belirtmek istiyorum. Buradaki yöneticiler Silivri’deki kadınlar için gayretle çalışıyor. Bizlerin görevi öğrenci yetiştirmek ve meslek edindirmek olsa da diğer bir görevimiz de halkımıza bilgiyi aktarabilmektir. Bu nedenle böyle bir projenin parçası olmak bizleri son derecek mutlu etti” dedi. ERTUĞRUL: “SİLİVRİ CİDDİ BİR TARIM VE HAYVANCILIK KENTİDİR” Özdemir’in ardından konuşan Silivri İlçe Tarım Müdürü Nuri Ertuğrul, “Silivri İlçe Tarım Müdürlüğü’müzde 2.200 adet kadın çiftçimiz ve 2.000’e yakın hayvansal işletmemiz kayıtlıdır. Silivri bu anlamda 60.000’e yakın hayvan varlığı ve 400.000 dönümlük arazisiyle ciddi bir tarım ve hayvancılık kentidir. Silivri, tarım ve hayvancılık adını önümüzdeki yıllara da taşıyacaktır diye düşünüyoruz. Silivri’ye Tarım ve Orman Bakanlığı olarak yıllık 130 milyon TL’ye yakın destek vermekteyiz. Silivri Belediyesi de bizim en büyük çiftçilerimizden biridir. 4.000 dönüme tarımsal alan işletmektedir. Bu durum Türkiye içinde üreticilik anlamında büyük bir rakamdır. Silivri Belediyesi ile ortaklaşa birçok projelerimiz devam ediyor. Belediyemiz son 2 yıldır hayvancılarımızın aşılarını ücretsiz bir şekilde karşılıyor. Tarım ve hayvancılık konularındaki desteklerinden dolayı Başkanımız Volkan Yılmaz’a çok teşekkür ederim. Kadınlarımızın başımızın üstünde yeri vardır diyor ve programımızın hayırlı olmasını diliyorum” diye konuştu. BAŞKAN YILMAZ: “KADINLARIN GÜÇLENMESİNDE KOOPERATİFLERİN ÖNEMLİ ROLÜ VARDIR” Toplantıda bir konuşma yapan Silivri Belediye Başkanı Volkan Yılmaz, “Avrupa Birliği Erasmus Projemiz olan Tarım Kooperatiflerinde Kadının Güçlendirilmesi Projesinin kapanış toplantısında sizlerle bir arada olmaktan duyduğum memnuniyeti ifade etmek istiyorum. Hayatın bütün yükünü omuzlamış ve bu yükle beraber dimdik yürüyen, cesaretiyle şanlı tarihimize damga vuran, günümüzün Nene Hatun’larına, Kara Fatma’larına, Şerife Bacı’larına, vatan, millet ve bayrak için hiçbir fedakarlıktan kaçınmayan kadınlarımıza, en kalbi duygularla sevgilerimi iletiyorum. Günümüz, kadınların ekonomi ve kalkınmaya yön veren aktörleri olduğu bir sürece sahne oluyor. Kadınlar artık yalnızca anne ve çalışan değil, girişimciler olarak da karşımıza çıkıyor. İş dünyasında ve siyasette kadınları karar mekanizmalarında görüyoruz. Bu durumun tüm çevremize sirayet eden olumlu etkilerini tecrübe ediyoruz. Çağımızda güçlü bir ülkenin üç bileşeni vardır; güçlü kadın, güçlü aile ve güçlü toplumdur. Dolayısıyla, kadınları girişimci olmaya cesaretlendirmek ve imkân sağlamak, kalkınmada hızla yol almak demektir. Kadınların güçlendirilmesinde, kooperatiflerin…
Yeni Yatırım Fırsatı : Kazakistan
Kazakistan hakkında neden yatırım yapmalıyım cevabı aşağıdaki sunumda belirtilmiştir. Sunum Dosyası için Tıklayınız >>> Detaylı bilgi ve sunum için bizimle iletişim geçin . GSM : 0 532 466 60 68
İSTOÇ, ‘40. Olağan Genel Kurul’u ile yeni yönetimini belirledi.
“İSTOÇ’u dünya markası yapmayı hedefliyoruz” 1979 yılında 52 kurucu üye tarafından kurulan ve bugün züccaciyeden hırdavata, kırtasiyeden 2.el otomobile kadar 35 meslek grubunu barındıran Türkiye’nin en büyük toptancılar merkezi İSTOÇ, 40. Olağan Genel Kurulu’nu 20 Kasım 2021 tarihinde gerçekleştirdi. Geçtiğimiz yıl vefat eden İSTOÇ Başkanı Nahit Kemalbay’ın yerine, Yönetim Kurulu Başkanlığı’na oy birliğiyle Öner Yüksel getirildi. Öner Yüksel, İSTOÇ Saray Projesi’nde otel projesini iş merkezi projesine dönüştürüp AVM projesiyle beraber bağımsız bölüm halinde satmayı hedeflediklerini, tapuların alınmasının akabinde ise İSTOÇ’un yapı kooperatifinden işletme kooperatifi statüsüne geçmesi için adım atacaklarını kaydetti. Yüksel, “İSTOÇ’u dünya markası yapmak istiyoruz. Reklam ve tanıtım çalışmalarını bu yönde artıracağız” dedi. 1979 yılında 52 kurucu üye tarafından kurulan ve bugün züccaciyeden hırdavata, kırtasiyeden 2.el otomobile kadar 35 meslek grubunu barındıran Türkiye’nin en büyük toptancılar merkezi İSTOÇ, 40. Olağan Genel Kurulu’nu 20 Kasım 2021 tarihinde gerçekleştirdi. Geçtiğimiz yıl vefat eden İSTOÇ Başkanı Nahit Kemalbay’ın yerine, Yönetim Kurulu Başkanlığı’na oy birliğiyle Öner Yüksel getirildi.Genel Kurul’da Yönetim Kurulu’na seçilen diğer isimler, Aydın Deli, Ahmet Koç, Mehmet Duyulmuş, M. Mustafa Gönül, Muğdat Kargun, Tuncay Aslan, Kısmet Şener, İsmail Yanmaz, Mesut Öksüz, Kazım Zer olurken Denetim Kurulu’nda ise Fuat Çiftçi, Hasan Karakuş ve Necati Yaşar yer aldı. Faaliyet ve denetim kurulu raporlarının ele alınarak oy çokluğuyla onaylandığı Genel Kurul kapsamında İSTOÇ S.S. İstanbul Toptan Ticaret Depolama ve Küçük Sanayi Toplu İş Yeri Yapı Kooperatifi 2019 ve 2020 yıllarına ait bilançolar ve 2021’in tahmini bütçesi de paylaşıldı. Oylanan bütçe oy çokluğu ile Genel Kurul’da kabul edildi. Genel Kurul’da yaptığı konuşmada, İSTOÇ’a uzun yıllar başkanlık eden ve yakın geçmişte hayatını kaybeden Nahit Kemalbay başta olmak üzere kuruma emek veren üyeleri anan İSTOÇ Yönetim Kurulu Başkanı Öner Yüksel, yeni yönetimin önümüzdeki dönemdeki hedeflerini aktardı. “Tapular alınınca işletme kooperatifine geçiş yapacağız” Öner Yüksel, yeni dönemde İSTOÇ’u dünya markası yapmayı amaçladıklarını kaydederek, bu yönde reklam ve tanıtım çalışmalarını artıracaklarını ve satış kanallarını geliştireceklerini açıkladı. Öner Yüksel, “Tüm dünyada rekabet dengelerinin değiştiği 21. yüzyıl tablosunda İSTOÇ, 1979 yılında bir hayalin peşinden atılan adımın gerçeğe dönüşerek bugüne değin varlığını sürdürdüğü, başarılı bir ticaret merkezi olma özelliğini koruyor. Biz de bu yıl 42. yılına giren İSTOÇ’un barındırdığı 35 ayrı sektörün zenginliğini dünya ticaretine taşıması ve marka olması vizyonuyla çalışacağız” değerlendirmesini yaptı. Yeni dönemde 1 milyar TL değerindeki İSTOÇ Saray Projesi’nde otel projesini iş merkezi projesine dönüştürüp AVM projesiyle beraber bağımsız bölüm halinde satmayı hedeflediklerini kaydeden ÖnerYüksel, “Projenin sonlandırılıp kooperatifi tasfiye ederek üye tapu sahiplerimizin hisselerini düşen geliri dağıtarak verdiğimiz sözü yerine getirmenin gururunu yaşamak istiyoruz” dedi. İSTOÇ’un yapı kooperatifi statüsünden işletme kooperatifine geçmesinin de hedeflendiğini açıklayan ÖnerYüksel, “Bu konuda gerekli hazırlıklarımızı tamamladık. Yaklaşık 300 işyerimizin tapusunu almayışı bu sürecin önünü tıkadı. Ancak tapuların alınmasının akabinde gereken adımları atacağız” diye konuştu. Trafik ve güvenlikle ilgili çalışmalar en üst düzeyde İSTOÇ’un en önemli sorunlarının başında trafiğin geldiğini hatırlatan Öner Yüksel, trafik sorununa karşı gerekli çalışmaların yapıldığını belirterek “İşlek bir ticaret merkezi olması dolayısıyla İSTOÇ’ta trafik sıfırlanamayacaktır ancak ticaret merkezinden transit geçiş yapan araçların giriş ve çıkışlarını azaltmamızın trafiğe etkisi çok olumlu oldu” dedi. 2019-2020 döneminde güvenlik önlemlerinin artırıldığına değinen Öner Yüksel, şöyle devam etti: “Güvenlik ekibine kalifiye personel alımı yapıldı. Ekibin ihtiyaç duyduğu araç, ekipman ve donanımın satın alınmasıyla güvenlik sorunları en aza indirildi. İSKİ ile yapılan çalışma sayesinde ise artık su saatleri…
DOĞAL AFET SADECE DEPREM DEMEK DEĞİL!
Türkiye’de uzun yıllardır deprem ile ilişkilendirilen doğal afet sigortasının algısını değiştirmeye yönelik çalışmalar başladı. DASK’ın teminat sunduğu risklere başta “sel” olmak üzere deprem dışındaki diğer tüm doğal afetler dahil edilecek. Türkiye’nin deprem kuşağında yer alan bir ülke olmasına paralel zorunlu deprem sigortası sahibi olma bilinci de son yıllarda artış gösteriyor. Ancak genel sigortalılık oranına bakıldığında ise, nüfusun hala sadece yarısının doğal afet sigortası yaptırmış olduğu görülüyor. DASK’ın son açıkladığı verilere göre; Afet Sigortaları Kanunu kapsamında geçen yıl Ekim ayında 8,1 milyon olan poliçe sayısı, bu yıl aynı dönem itibarı ile 8.5 milyona ulaşarak %4,7’lik bir artış göstermiştir. Geçen Ekim ayında %56 olan sigortalılık oranı ise bu yıl aynı dönem itibarı %58,8 olmasının en önemli nedenlerinden biri ise DASK’ın sadece depremden kaynaklı hasarları teminat altına alması olarak görülüyor. Geçtiğimiz yıl ülkemizde yaşanan sel ve yangın felaketleri gösteriyor ki iklim krizi dünya genelini olduğu gibi ülkemizi de ciddi bir şekilde tehdit ediyor. İklim bilimcilerin de söylediği gibi iklim krizinden kaynaklı yaşanacak doğal afetler önümüzdeki yıllarda da artarak devam edecek. Bu durum, sadece hayatlarımızı değil aynı zamanda ekonomik olarak da bizleri etkiliyor ve her sektörü olduğu gibi sigorta sektörünü de değişime yönlendiriyor. Monopoli Sigorta Kurucu Ortağı Erol Esentürk, “Doğal afetlerin sebep olduğu ve olacağı ekonomik kayıpların en aza indirilmesinde sigorta büyük rol oynuyor. Her ne kadar rakamlar geçen yıla göre daha iyi bir yerde olduğumuzu gösterse de yüzde 58,8 olan sigortalılık oranı gösteriyor ki hala önlem alma ve hasarın giderilmesinde beklenen noktada değiliz. Bu verilere baktığımızda, DASK poliçesinin kapsadığı risklerin genişletilmesinin mecburi olduğunu görüyoruz. Poliçenin genişletilmesi ile birlikte sigortalılık oranında da artış olacağını düşünüyorum.” dedi. Türkiye Doğal Afet Sigortasında Önemli Değişikliklere Gidiyor! Ülkemizde yaşanan doğal afetlerin sonucunda Türkiye, DASK poliçesinin teminatı altına aldığı riskleri genişletmek için çalışmalara başladı. Resmi Gazete’de yayımlanan 2022 YılıCumhurbaşkanlığı Yıllık Programı’na göre, bütüncül bir zorunlu doğal afet sigortası tasarımına ilişkin çalışmalar hızlandırılacak. Aynı zamanda zorunlu deprem sigortası beyanı ve ödemesinin etkin şekilde takip edilmesi ile birlikte doğal afet sigorta poliçe sayısının artırılması hedefleniyor. Esentürk,“İklim krizinin etkilerini ülkemizde de derinden hissettiğimiz günlerde DASK’ın teminat sunduğu risklere, başta sel olmak üzere deprem dışında kalan diğer doğal afetlerin de dahil edilmesine yönelik yapılan çalışmalar, hem sigorta sektörü hem de ülkemiz adına önemli bir adım olma niteliği taşıyor. Bu durum hem sigorta bilincini artırmaya etken olacak hem de doğal afetlerin doğuracağı riskleri minimize edecektir.” diye belirtti. Doğal afet sigortasına karşı olan algının değiştirilmesi ve sigortalılık oranının yükseltilmesi konusunda sigorta firmalarına da büyük iş düştüğünü belirten Erol Esentürk, “Biz Monopoli Sigorta olarak dünyanın ve doğanın sürdürülebilirliği için artık her ticari girişimin sosyal fayda yaratan projeler üretmesi gerektiğine inanıyoruz. Bu bilinçle kurduğumuz “Monopoli ile Değer Katanlar Platformu” çatısı altında gerçekleştireceğimiz faaliyetlerimizde, tüm paydaşlarımız ve iş ortaklarımız ile beraber daha iyi bir dünya için kendi sektörlerimizde neler yapabileceğimize dair tecrübe ve fikir paylaşımı gerçekleştirmeyi ve sonucunda değer yaratan projeler üretmeyi hedefliyoruz.” dedi.
Sepaş Enerji, Türkiye’nin En İyi İşverenleri Arasında
Great Place to Work Enstitüsü’nün “Türkiye’nin En İyi İşverenleri” ödülleri sahiplerini buldu. 4 milyon kişiye elektrik hizmeti sunan Sepaş Enerji, Türkiye’nin en iyi işverenleri arasında yerini alarak ödüle layık bulundu. Great Place to Work (GPTW) Enstitüsü tarafından her yıl düzenlenen “Türkiye’nin En İyi İşverenleri” ödül programı, 29 Nisan Perşembe günü gerçekleşti. Pandemi nedeniyle online düzenlenen ödül töreninde, Türkiye’nin en iyi işverenleri açıklandı. Türkiye’nin önde gelen enerji tedarik şirketlerinden Sepaş Enerji, ödüle layık bulundu. “Çalışmak için harika bir işyeri: Sepaş Enerji” Sepaş Enerji, Great Place to Work Recognition programı kapsamında, çalışanların kurum kültürüne dair algılarının ölçüldüğü Trust Index (güven endeksi) skorunda yüzde 85’lik başarı yakaladı ve şirket uygulamalarının tamamının değerlendirildiği Culture Audit (kurum kültürünün incelenmesi) analizlerini geçerek ödülün sahibi oldu. Programa katılan markalar, çalışanlar tarafından güvenilirlik, saygınlık, hakkaniyet, gurur ve takım ruhu gibi ana başlıklar altında değerlendirmeye alınıyor. Katılımcı yönetim, etik, çalışma ortamı ve adil davranma başta olmak üzere toplamda 24 farklı kriter, değerlendirmelerde önemli bir yer tutuyor. Great Place to Work Enstitüsü, her yıl 7 bine yakın işletme ve 16 milyondan fazla çalışanı dahil ettiği analizleri ile kurum kültürü alanında dünyada gerçekleştirilen en geniş çaplı araştırmaları hayata geçiren kurum olarak biliniyor. Sepaş Enerji ayrıca ocak ayında da enstitüden “Great Place to Work” sertifikası almıştı. GPTW sertifikası, kurum kültürü ve çalışan memnuniyeti alanlarında markaların benimsediği politikaları tarafsızca incelemesi açısından önem taşıyor. “Başarıyı getiren yenilikçi kurum içi uygulamalar oldu” Konuyla ilgili görüşlerini paylaşan Sepaş Enerji Genel Müdürü Çağrı Poyraz, şirkette güçlendirilmekte olan güven kültürünün tescillendiğini dile getirdi. Poyraz, Sepaş Enerji’nin en değerli varlığının “insan” olduğunun altını çizerek, “Türkiye’nin her noktasından 4 milyon kişiye enerji götüren bir şirket olarak odağımızda daima ‘insan’ bulunuyor. Pandemi ve kültürel dönüşümü bir arada yaşadığımız bu dönemde sürekli artan çalışan bağlılığında; kurum içi dayanışmayı artıran insan kaynakları uygulamaları, iç iletişim çalışmaları, kişisel gelişimi destekleyen inovatif projeler ve fırsat eşitliğinden ödün vermeyen yaklaşımımızın büyük payı olduğunu söylemeliyim. Başarılarımızı en iyi işveren ödülüyle taçlandırmak memnuniyet verici. Tüm arkadaşlarımı yürekten kutluyor ve her biriyle gurur duyuyorum” dedi.
Perakende sektörü 2021 yılında dijitale odaklanıyor
Analistlere göre 2021 yılı, moda sektöründe tüketicilerin gardıroplarını yenilemeye odaklandığı bir yıl olacak. Covid-19 salgınının sona yaklaşması da bunda büyük bir etken olacak. Bu çerçevede moda sektörü perakendecilerinin de dijital yöntemlere odaklandığı bir yıl göreceğiz. 2020 yılı, herkesin tahmin ettiğinden farklı bir yıl oldu. Covid-19 salgını ortaya çıktı, insanlar karantina altına alındı, hastalığa karşı aşılar geliştirildi. Bu durum, tüketicilerin her anlamda endişe duymalarına sebep oldu. Perakende sektörü ve analistler ise, bu gelişmeler ışığında 2021 yılının nasıl bir yıl olacağını tahmin etmeye çalışıyor. Koronavirüs aşıları, 2020’nin ortaya çıkardığı alışveriş trendlerinin çoğunu değiştirebilir. Dünyada yeni bir normal oluşmaktayken, bazı değişikliklerin yerinde kalması ve hızlanması da muhtemel. “2020’de ilgi gören kategoriler 2021’de güç kaybedebilir” NPD Group Endüstri Danışmanı Marshal Cohen, 2020 yılında giyim, güzellik ve ayakkabı gibi perakende sektörü kategorilerine talebin azaldığını hatırlattı. Bununla birlikte, 2021 yılında bu kategoriler “güçlü” bir talep görebilir. Aynı zamanda, 2020 yılında ev eşyaları ve evde yaşama hitap eden diğer kategoriler ilgi görmesine rağmen, 2021 yılında bu kategoriler güç kaybedebilir. NPD Group’a göre, oyun ve evde üretim alanı gibi diğer büyüme alanları, salgın sonrası büyümelerini sürdürebilir. Bununla birlikte özellikle perakende sektöründe 2021 yılında bazı yeni alışveriş alışkanlıklarının sürmesi de muhtemel. Cohen’in belirttiğine göre, 65 yaş üstü tüketicilerin e-ticaret alışverişleri yıl boyunca güçlü bir şekilde sürdü. Bazı yaşlı tüketiciler aşılamadan sonra geleneksel alışverişe geri dönebilir. Bununla birlikte, “yaşlı tüketicilerin alışveriş alışkanlıklarını uzun vadeli takip etmenin önemli olacağı” vurgulanıyor. Bu sayede 65 yaş üstü tüketicilerin e-ticareti benimseyip benimsemediği daha iyi anlaşılacak. Ek olarak, bu yaş grubu için online alışverişin geleneksel alışverişin yerini ne ölçüde aldığını izlemek de faydalı olacak. B. Riley Menkul Kıymetler Analisti Susan Anderson, 2021 yılında “gardıropların yeni deneyimler için güncelleneceği” bir yıl olacağını tahmin ediyor. Moda perakende sektörü pazar büyüklüğünün yüzde 40’tan yüzde 25’e düştüğü bir yılın ardından Anderson, 2021 yılında tüketicilerin ‘get out’ olarak tanımlanan modanın geri dönüş yapmasını beklediğini söyledi. Perakende sektöründe dijital hala en önemli öncelik Deloitte anket verilerine göre, dijital alandaki hızlanma, 2021’e giren perakende sektörü yöneticilerinin yüzde 88’i için bir öncelik olmaya devam ediyor. Bu durum perakendenin nasıl dönüşeceğine dair en önemli ayrıntılardan biri. Geçtiğimiz yılda da, Deloitte InSightIQ harcama verisi analizine göre, ilkbahar ve tatil sezonunda online alışveriş harcama payı, perakende sektörü pazarının yüzde 40’ına ulaşmıştı. Deloitte’nin yakın tarihli bir raporunda, “Virüs salgını, dijital etkileşim hacmini eşi görülmemiş seviyelere taşıdı. Perakendecilerin çoğu 2021 yılına kadar dijital etkileşimlere yönelik talebin artmasını bekliyor.” bilgisi yer aldı. Çok kanallı satış ve “kaldırımdan teslim” Geçtiğimiz yıl artan tek şey dijital dönüşüm olmadı. Çok kanallı satış kavramı, dijital ve mağaza operasyonlarının harmanlanmasıyla da alışveriş konseptinin tam merkezinde yer aldı. Çok kanallı satış, perakende sektöründe büyük bir güç olmaya devam edecek gibi görünüyor. NPD’nin kasım ayında yaptığı bir araştırmaya göre, tüketicilerin yüzde 34’ü Covid-19 kısıtlamaları başladığından beri ürünleri e-ticaret yoluyla satın aldı. Ayrıca, ürünlerini mağazadan teslim almayı tercih ettiler. Tüketicilerin yüzde 31’i ise yeni bir konsept olan “curbside pickup” yöntemini kullandıklarını söyledi. Türkçeye “kaldırımdan teslim” şeklinde çevrilebilecek bir kavram olan “curbside pickup” yönteminde, insanlar arabalarından dahi inmeden ürünlerini teslim alabilecek. McDonalds’ın arabaya servis hizmetine benzer bir kaldırım teslim sistemi Walmart tarafından başlatıldı ve bu bir ilk oldu. “Çok kanallı satış konsepti sona erebilir” AlixPartners Başkan Yardımcısı Alexa Driansky, bir blog yazısında, 2021 yılında çok kanallı satış konseptinin üstüne düşünülüp sona ereceği bir konsept gibi göründüğünü yazdı.…
Yeni dünyanın akıllı otelleri geliyor
COVID-19 salgınıyla hayatımıza bir daha çıkmamak üzere giren akıllı otel uygulamaları birçok eski alışkanlıklarımızla ile vedalaşmamızı sağlıyor. Yapay zeka, artırılmış gerçeklik, kişiselleştirilmiş hizmetler ve elbette robotlar… Önümüzdeki yıllarda oteller, bambaşka özellikler ve sıra dışı bir hizmet anlayışıyla hizmet verecek. İşte baş döndüren özellikleriyle akıllı otel uygulamaları… Hizmetler (Akıllı Telefon Otel Uygulaması) Gelişmiş arayüz ile sunulan zengin kriter seçeneği ile uygun otel arama Resepsiyonisti beklemek zorunda kalmadan otele giriş yapabilme NFC özellikle akıllı telefonu kimliğin tanınması ve telefonu oda anahtarı olarak kullanabilme Otel odasının ısı, ışık, mini bar v.b. kaynaklarını yönetebilme Konsiyerj hizmeti olarak restoran, spa, havuz, fitness salonu gibi otelin farklı departmanlarının yanı sıra turistik yerlerin açıklamaları da dâhil olmak üzere sunulan otel rehberi hizmetine erişebilme Daha kapsamlı görselleştirme sağlamak amacıyla kullanılan multimedya içerikten faydalanabilme Otel ortamını ses ve grafikler şeklinde sanal bilgisayar tarafından üretilen arttırılmış gerçeklik teknolojisi ile görüntülemek ve çevredeki yerler hakkında telefonun ekranını tutarak arttırılmış gerçeklik teknolojisi ile bilgi alabilme Otelde çıkış işlemlerini yaparak, mini barda tükettikleri içkiler ve ekstra ödemelerin de eklendiği faturayı uygulama aracılığıyla ödeyebilme Temassız ödeme ile otel içinde ödemeleri yapabilme Kişiselleştirilmiş Servisler Akıllı otel sistemi, müşterilerin TV, klima, mini bar kullanımı ve kullanılan hizmetler hakkında geçmiş tercihlerini müşteri profili veri tabanında tutar ve sonraki gelişlerinde bu verilere göre hizmetlerini kişiselleştirir. (Otel odasındaki mini bar önceden en çok tercih edilen içeceklerin konması) Akıllı Kart Önceden para yüklenen kart ile otel içinde alışveriş yapabilme Kiosk Mobil uygulama ile sağlanan tüm hizmetlere erişebilme Akıllı karta para yükleme Akıllı Servis Personeli Restorandaki otel personelinin el cihazına yüklü yazılımı kullanarak, müşterilerin geçmiş tercihlerinin yanı sıra demografik bilgilerini de kullanarak müşteriye menü öğeleri tavsiyesi yapabilme Akıllı Oda Müşteri, odada sesli komut ile oteldeki aktiviteler hakkında bilgi almak istediğini söylediğinde, akıllı büyük ekranlara oteldeki günlük aktiviteler, kahvaltı/öğle yemeği zamanlarının ve menülerin yansıtılması. Sonrasında, akıllı büyük ekranların değiştirilebilen duvar kağıdı görünümü alması Ses komutları ile banyodaki suyun sıcaklığının ve basıncının ayarlanabilmesi ve banyodaki akıllı büyük ekranlardan istediği videoyu ses komutlarıyla açabilmesi Odadaki sensörlerin oda koşullarını sürekli takip ederek gerekli durumlarda konuklar uyurken bile klimayı sıcaklık ve nem için otomatik olarak ayarlaması Konukların sağlık durumlarında acil bir durum oluştuğunda, sistemin doktora haber vermesi. Tuvaletteki sensörlerin idrardaki kan ve şekeri ölçerek sorunlu bir durum algılandığında gerekli ilk yardım önlemlerinin alınması. Çocuk Takip Bileklikleri Müşterinin RFID özellikli bileklikleri takan çocuğunu, büyük ve kalabalık oyun alanında cep telefonu aracılığı ile hem kameradaki görüntülerinden hem de kolundaki bileklik aracılığı ile konumundan takip edebilmesi Personel Performans Yönetim Sistemi Gerçek zamanlı servis ve bekleme sürelerinin sensörler ve servis personelinin kullandığı el cihazı aracılığı ile alınması. Performansı yönetilen ve ücretlendirilen personelin verimliliğinin artması ve bu veriler sayesinde sistemde sorunlu yerlerin kısa sürede tespit edilip gerekli çözümlerin geliştirilmesi ve böylece hizmet hızının artması. Akıllı Otel Kaynakları Yönetimi Mini barda yer alan RFID okuyucularından alınan bilginin, ilgili otel personelinin el cihazına bu içeceğin yenisini koy şeklinde görev bilgisine dönüştürülmesi. Stoğa dair gerçek zamanlı verilerin tutulması, böylece herhangi bir müşterinin bir şeyin bitmesi sebebi ile herhangi bir problemle karşılaşmaması. Hayaller gerçeğe dönüşürken zamanın ruhunu yakalayanlar ancak geleceği öngörecek şekilde bir yol haritası planlayabilir. Ünlü fütürist Dr. James Canton geleceğin otelleri araştırmasında öne çıkan yardımcı robotlar konuklarına güler yüzle ve en içten şekilde hoş geldiniz diyebilir mi? Bizim bu yeniliklerin tamamını görmeye ömrümüz yeter…
Bakan Ersoy’da katıldı… Turizmin geleceği için 7 ilke belirlediler
G20 Dönem Başkanı İtalya’nın ev sahipliğinde, aralarında Türkiye’den Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un da bulunduğu G20 ülkelerinin Turizm Bakanları, video konferans yöntemiyle bir araya geldi. Toplantının ardından İtalya Başbakanı Mario Draghi ve Turizm Bakanı Massimo Garavaglia basın toplantısı düzenledi. Açık ve sade kurallar uygulamalıyız Başbakanı Draghi, “Turistlerin bize güvenli şekilde gelmelerini sağlamak için açık ve sade kurallar sunmalıyız. ‘Avrupa Yeşil Geçiş Belgesi’, haziranın ikinci yarısından itibaren hazır olacak. Bu arada, İtalyan hükümeti, mayıs ayının ikinci yarısından itibaren yürürlüğe girecek olan ulusal düzeyde yeşil geçiş belgesi belirledi.” dedi. Kovid-19 salgınının kendilerini kapanmaya yönelttiğini ama yeniden dünyanın dört bir yanından turistleri ağırlamaya hazır olduklarını dile getiren Draghi, “İtalya’da turizmin eskisinden daha güçlü şekilde geri döneceğinden şüphem yok.” diye konuştu. Bakan Garavaglia, Kovid-19 salgınından ağır şekilde etkilenen turizm sektörünün geleceğini ele aldıklarını belirterek, “Bugünkü toplantının en önemli sonucunun dünya turizminin ilkelerinin belirlenmesi olduğuna inanıyorum. Gururla söyleyebilirim ki; ‘Turizmin geleceği için G20 Roma İlkeleri’ olarak bilinecek bu ilkeler 7 alana odaklanıyor.” ifadelerini kullandı. 7 ilke belirlendi Garavaglia, 7 ilkeyi şöyle açıkladı: “Bunlar; uluslararası güvenli seyahat girişimlerini destekleme ve koordine etmeye yönelik güvenli seyahat ilkesi. Turizmin geleceğindeki krizlerin etkisini azaltmak için kriz yönetimi. Sağlam bir turizm sektörü için dayanıklılık. Turizmin tüm paydaşlarını bir araya getirmek için kapsayıcılık. Küresel ve yerelde sürdürülebilir turizm için yeşil dönüşüm. Sektör paydaşlarının dijital fırsatlardan yararlanması için dijital geçiş ve kaynakları turizmde sürdürülebilir bir geleceğe yoğunlaştırmak için yatırım ve altyapı.” İtalyan bakan, toplantıda Avrupa Birliği (AB) İç Pazar Komiseri Thierry Breton’dan, Kovid-19 salgınıyla mücadele için getirilen seyahat kısıtlamalarına karşı serbest seyahat için hazırlanan “Dijital Yeşil Sertifika”nın tanıtımının hızlandırılmasını ve bunun Avrupa’ya gelmek isteyen üçüncü ülke vatandaşlarına da genişletilmesini istediğini de ifade etti. Garavaglia ayrıca, Kovid-19 salgını dolayısıyla İtalya’da turizm sektörünün zararının 28 milyar avroyu bulduğu bilgisini de paylaştı. G20 Turizm Bakanlarının toplantısının ardından çıkan sonuç bildirgesinde de bakanların turizmin toparlanması ve küresel büyümeye katkısını desteklemek, buna yönelik somut yönlendirici ilkeleri görüşmek ve fikir birliği oluşturmak üzere İtalya’nın G20 Dönem Başkanlığı’nda bir araya gelindiği belirtildi. Bildirgede, turizmin Kovid-19 salgınından en çok etkilenen sektörlerden biri olmaya devam ettiği vurgulanırken, uluslararası turist varışlarının 2020’de yüzde 73 oranında azaldığına ve küresel düzeyde seyahat sektöründe yaklaşık 62 milyon istihdam kaybı yaşandığına dikkat çekildi. Bildirgede, hükümetlerin söz konusu krizin turizm sektörü üzerindeki etkilerini değerlendirmek ve sektörü desteklemek için etkileyici adımlar attığı kaydedilirken “Suudi Arabistan’ın 2020 Dönem Başkanlığı sırasında kararlaştırılan eylemlere bağlılığımızı yineliyor ve daha fazla çaba gösterilmesi gerektiğini kabul ediyoruz.” ifadesi yer aldı. Kaynak : Turizm Ajansı
Anadolujet İzmir’den yeni yurtdışı rotasına uçacak
Türk Hava Yolları’nın alt markası Anadolujet İzmir’den yeni bir yurtdışı rotasına uçuş düzenleyecek. Türk Hava Yolları’nın alt markası Anadolujet’in İzmir’den İran’ın Tebriz şehrine uçuşlara başlayacağı açıklandı. İran basınında yer alan bilgilere göre, İzmir-Tebriz hattında uçuşların 3 Haziran’da başlayacağı ve haftada bir frekans olarak yapılacağı bildirildi. THY’de 2021 yılında bu yana İstanbul’dan Tebriz şehrine uçuşlara devam ediyor.(Airturkhaber)
228 kişinin hayatını kaybettiği uçak kazasında 12 yıl sonra yargılama kararı
Fransız havayolu şirketinin, 12 yıl önce Atlantik Okyanusu’na düşmesi sonucu 228 yolcu hayatını kaybetti. Kazadan 12 yıl sonra, mahkeme, şirketin ‘kasıtsız adam öldürmekten yargılanması gerektiğine’ karar verdi. Fransız havayolu şirketi Air France’ın Airbus uçağının Atlantik Okyanusu’na düşmesi sonucu uçaktaki 228 kişi hayatını kaybetti. Olaydan12 yıl sonra, Fransa’nın başkenti Paris’teki mahkeme, 2 yıl önce verilen ‘suçlamaların düşmesi’ kararını bozarak Air France ve Airbus’un ‘kasıtsız adam öldürmekten yargılanması gerektiğine’ karar verdi. Hem havayolu şirketinin hem de üreticinin, bu karara itiraz etmesi bekleniyor. NE OLMUŞTU? Air France’ın Rio de Janeiro-Paris AF447 sefer sayılı uçuşunu gerçekleştiren Airbus uçağı, 1 Haziran 2009’da fırtına nedeniyle Atlantik Okyanusu’na düşerek uçakta bulunan 228 kişinin ölümüne neden olmuştu. İki yılsonunda uçağın enkazı bulunarak inceleme altına alınmıştı. İnceleme sonucunda müfettişler, hava hızı sensörleri donduğunda pilotların kontrolü kaybettiğini buldu. Mahkeme sürecinde, önce havayolu ve üretici ‘kasıtsız adam öldürmekle suçlanmış’, ancak Paris savcısı daha sonra yalnızca Air France’ın yargılanması gerektiğini tavsiye etmişti. Eylül 2019’da her ikisi aleyhindeki suçlamalar, kovuşturma için yeterli gerekçe olmadığı için düşürülmüştü.
25 ülkede yapılan ‘Tatil’ araştırmasının sonuçları açıklandı
25 ülkede 3 bin 500’den fazla kişinin katılımıyla yapılan tatil araştırmasının sonuçları yayınlandı. Son 1 yılda pandemi ve kısıtlamalar nedeniyle seyahat edemeyen milyonlarca kişinin, 2021 yılında aşılama çalışmalarının giderek yaygınlaşmasıyla seyahat ve tatil konusunda harekete geçeceği öngörülüyor. Bu bağlamda sektörün, bu yıl toparlanmaya geçmesi bekleniyor. Her 100 kişiden 71’i önümüzdeki dönemde seyahat etmeyi düşünüyor Simon-Kucher Partners’ın salgın sonrası otel, turizm ve eğlence sektöründeki değişen tüketici alışkanlıklarını inceleyen araştırma sonuçları, 2021’de seyahat talebinin önemli ölçüde artacağını gösteriyor. 25 ülkede 3 bin 500’den fazla kişinin katılımıyla yapılan araştırmaya göre tatil amaçlı seyahat eden her 100 kişiden 71’i önümüzdeki dönemde seyahat etmeyi düşünebileceğini açıkladı. Katılımcıların yüzde 29’u seyahat için kendilerinin veya halkın çoğunluğunun aşı olmasını bekleyeceğini dile getirirken, yüzde 30’u da seyahatle ilgili kısıtlamaların kaldırılmasının yeterli olduğunu söyledi. Ekonomistler ve turizm sektörünün öncüleri ise otel, turizm ve eğlence şirketlerinin değişen tüketici alışkanlıklarına uyum sağlamaları ve 2021 ile 2022 yılı için gerekli hazırlıkları yapmalarının büyük önemini vurguluyor.
2021’de hac yapılabilecek mi?
Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanlığı yazılı açıklama yaptı. Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, bu yıl haccın, hacıların sağlığı koruma altına alınarak, ibadetlerin kolaylıkla yapılmasının sağlanması gözetilerek, özel sağlık ve güvenlik koşullarına göre gerçekleştirilmesinin planlandığı belirtildi. Açıklamada, haccın koşullarıyla ve önlemlerle ilgili ayrıntıların daha sonra paylaşılacağı bildirildi. Geçtiğimiz haftalarda Reuters’ta yer alan haberde Suudi Arabistan’ın Kovid-19 salgını nedeniyle diğer ülkelerden gelecek hacı adaylarına hac ibadetini yasaklamayı planladığını belirtilmişti. Suudi Arabistan, Kovid-19 salgını nedeniyle geçen yıl sadece ülke içinden ve sınırlı sayıda hacı adayını kabul etmişti. Dünyanın dört bir yanındaki Müslümanlar, her yıl kutsal kentler Mekke ve Medine’yi hac ibadeti için ziyaret ediyor. Kovid-19 salgınından önceki son hac olan 2019 yılında, yaklaşık 5 milyon kişi Suudi Arabistan’a giriş yapmıştı.
Turizm sektörüne yardımı 28 milyar euroyu buldu
Dünyanın en fazla ziyaret edilen ülkesi olan Fransa koronavirüs salgınından büyük darbe yiyen turizm sektörü için kesenin ağzını açtı. Avrupa’da Covid-19 salgınından en fazla etkilenen ülkelerden olan Fransa’da ekonominin çarklarının dönmesini sağlayan sektörlerden biri de turizm. Turizm sektörüne yardım miktarı 28 milyar euroyu buldu Turizmden Sorumlu Devlet Bakanı Jean-Baptiste Lemoyne koronavirüs salgını döneminde turizm sektörüne yapılan yardımın 28 milyar euroyu bulduğunu açıkladı. Lemoyne, Şubat ayındaki açıklamasında ülkeye turist gelememesi nedeniyle sektörde büyük kayıp yaşandığını belirterek, korona krizi nedeniyle 2020 yılındaki turizm gelirlerinde 60 milyar euro düşüş yaşandığını kaydetmişti. Dünyanın en fazla ziyaret edilen ülkesi olan Fransa ekonomisinde turizm en önemli sektörlerden biri konumunda. Turizm sektörü ve sektörle bağlantılı harcamaların OECD’nin 2018 verilerine göre gayrisafi yurtiçi hasıladaki payı yüzde 7’yi buluyor. Sektör 1,4 milyon kişiyi doğrudan istihdam ederken, dolaylı istihdam edilenlerle beraber bu rakam 2 milyon kişiyi buluyor. Fransa 89,4 milyon turist sayısı ile 2018 yılında rekor kırmıştı. 2018’de 40 milyondan fazla turist sadece Paris’i ziyaret etmişti. Ülke salgından önce 2020 yılı için 100 milyon turist hedefi koymuştu. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre Fransa’da koronavirüs salgınında toplam vaka sayısı 5,68 milyonu geçerken, salgında 105 binden fazla kişi de yaşamını yitirdi. Fransa ABD, Hindistan ve Brezilya’nın ardından dünyada en fazla vaka sayısına sahip dördüncü ülke konumunda bulunuyor. Türkiye beşinci sırada yer alıyor. (Deutsche Welle Türkçe)
Engin Sertoğlu: Antalya, 20 Haziran’dan itibaren yoğun taleple karşılaşacak
İngiltere – Türk Seyahat Acentaları Birliği (BTTAA) Başkanı Engin Sertoğlu turizm sezonuyla ilgili değerlendirmelerde bulundu. İngiltere Türkiye’yi gelişlerde 10 gün otelde karantina zorunluluğu uygulanan “kırmızı listeye” dahil etti. Konu ile ilgili açıklamalarda bulunan BTTAA Başkanı Engin Sertoğlu beklentilerinin 17 Mayıs’tan sonra 3 haftalık periyodlarla yapılacak değerlendirmeler olduğunu söyledi. 20 Haziran’da Türkiye’nin ‘Yeşil’ listeye alınmasını bekliyoruz 7 Haziran tarihinde listelerle ilgili tekrar bir değerlendirme yapılacağını belirten Sertoğlu, ” 7 Haziran tarihindeki değerlendirmede beklentimiz Türkiye’nin tekrar sarı ülkeler seviyesine alınması. Sarı ülkeler seviyesine alındığı zamanda Türkiye’den dönüşte evlerde 10 günlük zaruri bir karantina uygulamasını ve ikinci, sekizinci günlerde PCR testi yapılma zorunluluğu getiriyor. Bu da farklı bir maliyet oluşturuyor. Bu nedenle turizm hareketliliğinin düzenli şekilde başlayamayacağını düşünüyoruz. Fakat yine 3 hafta sonrasında Haziran’ın 20’si gibi bu uygulamanın tekrar gözden geçirilmesi ve Türkiye’nin yeşil ülkeler konumuna gelmesini bekliyoruz” diye konuştu. Antalya, 20 Haziran’dan itibaren yoğun bir taleple karşılaşacak 20 Haziran’dan itibaren Antalya’nın yoğun bir taleple karşılaşacağını söyleyen Engin Sertoğlu “Pandemi kısıtlamalarının ortadan kalkmasını ve yolcuların rahatlıkla turistik hareketlerine başlamasını temennimiz. Bu anlamda düzenli turizmin 20 Haziran itibari ile başlaması ve Kasım ayının son günlerine kadar devam etmesini bekliyoruz. Antalya 20 Haziran itibari ile yoğun bir talep ile karşılaşacak. Belli hava yolu şirketleri, her gün uçuş şeklinde seferler planladı. Bu sayılar daha önce yoktu, bu uygulama yeni. Antalya’ya her gün İngiltere’den düzenli uçuşlar gerçekleşecek. En yoğun şekilde İngiltere’nin farklı şehirlerinden de uçuşlar gerçekleştirecek. Hızlıca kaybettiğimiz sezonun ilk periyodunu, son periyod ile yakalayıp sayılara ulaşmayı planlıyoruz” şeklinde konuştu. İngiliz turistin Türkiye’yi seçeceğini söyleyen Sertoğlu, “Türkiye’nin vaka sayılarının güvenliği ve düzgünlüğü bu bağlamda önem teşkil ediyor. İngiltere, bu konuda çok hassas davranıyor. Kısıtlamaların kalkmasından sonra çok yoğun bir hareket olacaktır. Kaybettiğimiz Nisan-Mayıs ve Haziran ayının ilk 3 haftasını sezonun sonuna ekleyerek toparlamayı planlıyoruz. İngiliz turist yoğun bir şekilde Türkiye’yi seçecektir” ifadelerini kullandı. Türkiye’nin kırmızı listeye alınmasının bir sebebi de Şampiyonlar ligi finali Kırmızı listeye Türkiye’nin dahil olmasının bir diğer sebebinin de Şampiyonlar Ligi finali olduğunu söyleyen Sertoğlu, “Türkiye’nin acilen kırmızı listeye alınmasının bir önemli sebebi de 29 Mayıs’ta oynanması planlanan Şampiyonlar Ligi finalidir. Şampiyonlar Ligi finali İstanbul’da gerçekleşecek. Bu anlamda İngiliz Hükümeti, var gücüyle bastırıyor ve maçın İngiltere’ye alınması için elinden gelen çabayı gösteriyor. Kırmızı çizgiye girişimizdeki bir diğer etken bu maçın var olma sebebi. Bu bize 1 aylık bir zaman kaybına sebep oldu, ciddi büyük mali kayıp meydana geldi” açıklamalarında bulundu.
Türkiye o ülkeyle anlaştı: Test ve karantina yok
Türkiye, Avrupa ülkesiyle aşı olanlar için anlaşmaya vardı. Türkiye ile Macaristan’ın PCR testi ve karantina zorunluluğu olmadan girişler konusunda anlaştıkları bildirildi. Bugünden itibaren aşı olanlar PCR testi ve karantina olmadan Macaristan’a gidip gelebilecek Macaristan Büyükelçiliği’nden konuyla ilgili yapılan açıklamada, iki ülke arasında yapılan anlaşma gereği uygulamaya yarından itibaren başlayacağı belirtildi. Açıklama şöyle: “11 Mayıs 2021 tarihinden itibaren, Schengen vizesi alan veya halihazırda geçerli bir Schengen vizesine sahip olan, yetkili Türk makamları tarafından verilmiş bir Covid-19 aşılama sertifikasına sahip olan Türk vatandaşları veya Türkiye’de yasal olarak ikamet eden üçüncü ülke vatandaşları, PCR testi ve karantina olmadan Macaristan’a girebileceklerini bildirmek isteriz. Bu şartın başka Schengen ülkeye giriş yapmak için değil, sadece Macaristan sınırlarının içinde uygulanacağını bildirmek isteriz. Vize alabilmek için önceden satın alınmış uçak bileti ve önceden ödenmiş onaylanmış konaklama belgesi şarttır. Ayrıca, yetkili Macar makamları tarafından verilen Covid-19 aşılama sertifikasına sahip olanlar, PCR testi ve karantina zorunluluğu olmadan Türkiye’ye giriş yapabildiklerini, ve Macaristan’a döndükten sonra sınır geçişindeki tıbbi muayene Covid-19 hastalığının semptomlarını göstermedikleri sürece karantina zorunluklarını olmayacağını bildirmek isteriz.Ayriyeten, pandemi döneminde Türkiye ve Macaristan’a giriş koşulları değişmediğini bildirmek isteriz.”
Seyahat sektöründe inovasyonun geçmişi ve geleceği!
21 Ocak 2021, 12:17 Korona pandemisinde en olumsuz etkilenen sektörlerden biri kuşkusuz seyahat sektörü. Bu kriz sektör için yeniliklere yol açabilir mi sorusunu kendimize sorup, geçmişte yenilikleri ve gelecekteki olası inovasyon gelişmelerini sizin için derledik. Kemerleri bağlayın! GOOINN sizi evlerinizden alıp, dünya seyahatine çıkarıyor! 5 Temmuz 1841’de sıcak bir yaz Pazar sabahında Leicester/İngiltere’de bir yıl önce hizmete açılan tren istasyonunda bir kalabalık bir araya geliyor. 571 kişi Loughborough’ya şehirdeki sefalet ve alkol sorunlarından uzaklaşmak üzere bir Pazar kırsal gezisine katılmak üzere trene biniyor. Tüm seyahat sadece 10 millik bir mesafeye olacak, ancak farkında olmadıkları, seyahat alanındaki en büyük inovasyona tanıklık edecekleri. Genç girişimci Thomas Cook ulaşım, yemek ve hatta canlı müzik içeren ilk paket turu oluşturmuş ve 1 şilin gibi müthiş bir fiyatla (Pound’un 20’de biri) başarıyla satış yapmıştır. 1 şilinin bugünün değeri yaklaşık 5 Pound civarında. Bu tarihten önce seyahat etmek her unsurunu kendiniz veya durumunuz varsa personeliniz tarafından ayarlanması gereken bir eylemdi, ancak Thomas Cook’la beraber artık hazır ulaşım, konaklama, yemek ve gezi gibi tüm seyahat ihtiyaçlarını birleştirip hazır olarak satış sunuldu. Bu kolaylık önce İngiltere’de sonra da diğer ülkelere yayılıp seyahatin geniş kitlelere açılmasını sağladı. Cook 1855 yılında ilk yurtdışı turunu İsviçre’ye gerçekleştirdi, ayrıca otel voucherları ve seyahat dergileri çıkararak müşterilerinin seyahat arzularını harekete geçirmesini de sağladı. Seyahat etmek antik dönemden beri gerçekleştirilen, ancak o tarihlerde ancak varlıklı kişilerin gerçekleştirebildiği bir eylemdi. Ancak seyahatin daha geniş kitlere yayılması buharlı trenler ile mümkün oldu. İlk tasarlayanlar talebin daha varlıklı kitlelerden geleceğini öngörmüşler ve ağırlık 1.sınıf vagonlara verilmiş, ancak orta sınıfı adeta trenleri doldurmaya başlamıştı 19. yy sonlarında. Zamanla seyahat bir lüks olmaktan çıkmış ve alt mevkilerin oranı artmış, öyle ki tren yolcu sayısının %80’den fazlası 4. mevkilerden gelmeye başlamıştı. 2. Dünya Savaşı ile sekteye uğrayan seyahat hareketliliği 1950’li yıllarda tekrar artışı geçmiş ve esasen 1960’larda uluslararası paket turların çoğalması ile özellikle 1 yıl çalışıp 2 – 3 haftalık tatili iple çekenlerin en önemli özlemi haline geldi ve bildiğimiz anlamda turizm faaliyetleri oluştu. Tatil bir bakıma görevlerden azat olmadır ve iş hayatı ile tatil kesin çizgilerle ayrılmıştı. Seyahat sektörü özellikle pazarlama alanında dijital enstrümanları çok iyi kullanıyorken, inovasyon çalışmalarında durum farklı. Büyük işletme oranının azlığı, seyahat ürününün gerçek zamanlı olması ve çok karmaşık çok paydaşlar olmasından dolayı, seyahat sektörü inovasyon alanında diğer sektörlere nazaran göreceli daha dezavantajlı. Marjların küçülmesi de inovasyona, yani gelecekteki başarıya, odaklanmayı zorlaştırıyor. Tüm bunlardan dolayı seyahat alanında faaliyet gösteren şirketlerin, genel olarak kurumsal bir inovasyona stratejisine ve yapılandırılmış bir inovasyon sürecine sahip olmadıkları görülüyor. Yenilikler genelde kişisel çaba, rakip veya başka paydaşlardan esinlenilen fikirlerin hızlıca test edilmeden sunulmasından oluşuyor. Seyahat sektöründeki inovasyona örneklerde oteller öne çıkıyor, genelde donanım ve teknolojik inovasyonlarla misafirler için daha iyi deneyimler sunulmaya çalışılıyor. Örneğin Viyana’da bir otelde akıllı telefon ile oda kapısı açılabiliyorken, duvarlarda ışıklı yönlendirmelerle odanızı daha kolaylıkla bulabiliyorsunuz. Korona günlerinde evden çalışma ile iş/özel hayat ayrımı iyice iç içe geçmeye başladı. Son ayların getirdiği zorluklar, seyahat sektörü paydaşlarını yaratıcı çözümler üretmeye zorladı. Otel odalarını ofislere çeviren oteller olduğu gibi, evden çalışmak yerine bir tatil tesisinde konaklayıp, odadaki hızlı internet ile çalışıp, mesai sonrası diğer misafirlerle tanışma veya etkinliklere katılma imkânı sunan paketler “worcation” olarak sunulmaya başlandı. Kalktığı havalimanına geri dönen ve sadece hasret kalınan uçuş deneyimini tekrar yaşamak isteyenler, ilk…
İlk Pegasus uçağını böyle karşıladılar
Pegasus Hava Yolları Avrupa’da bir noktaya daha uçuşlara tekrar başladı. Pegasus Hava Yolları 7 Mayıs’ta yaptığı ilk seferle birlikte İstanbul-Budapeşte uçuşlarına yeniden başladı. ‘Tekrar hoşgeldiniz’ pankartı Budapeşte Havalimanı’nın sosyal medya hesaplarından Pegasus’un yeniden uçuşlara başlamasına ilişkin paylaşımlar yapılırken, uçuşların Cuma ve Pazar olmak üzere haftada iki sefer olarak yapılacağı açıklandı. Havayolunun Budapeşte hattında B737 ve A320 tipi uçaklarla hizmet vereceği bilgisi verildi. (Airturkhaber)
‘Avrupa’nın En Yeni 25 Oteli’ arasında gösterildi… Sezonu bu ay açıyor
İngiltere’nin önde gelen gazetesi The Telegraph tarafından ‘Avrupa’nın En Yeni 25 Oteli’ arasında Türkiye’den de bir otel gösterildi. Bodrum Loft, İngiltere’nin önde gelen gazetesi The Telegraph tarafından ‘Avrupa’nın En Yeni 25 Oteli’ arasında gösterildi. Bodrum Loft’tan yapılan açıklamaya göre, Bodrum’da Göltürkbükü ile Torba arasındaki Cennet Koyu’na komşu bölgede yer alan ve açıldığı geçen yıldan bu yana Bodrum’un vazgeçilmezleri arasına giren Bodrum Loft, Avrupa’nın en yeni 25 oteli arasındaki yerini aldı. The Telegraph’ın ‘Avrupa’nın En Yeni 25 Oteli’ listesinde İtalya, İspanya, Fransa otelleri başı çekerken, Türkiye’den sadece Bodrum Loft yer aldı. The Telegraph’ın yazısında , ‘Yamaç üzerinde geleneksel bir Ege balıkçı köyü gibi konumlandırılmış Bodrum Loft’ta dış mekan yaşam alanları deniz meltemlerinin içeri girmesine izin veriyor. Öte yandan, binaların yapım malzemesi manzarayla uyumlu bir şekilde rüstik bir incelikle kullanılmış. Tamamı villalardan oluşan Bodrum Loft, bu mayıs Türkiye kıyısından önemli bir sıçrama yapacak.’ ifadeleri kullanıldı. Sezon’u Mayıs’ta açıyor Akfen İnşaat’ın yaptığı, Tabanlıoğlu Mimarlık’ın projelendirdiği ve Akfen Turizm’in işlettiği Bodrum Loft’ta 2021 yaz sezonu mayıs ayı ile birlikte açılıyor. Bodrum Loft’ta, sosyal izolasyona imkan veren bağımsız ve mutfakları da içerisinde yer alan otel villaları, kısa ve sezonluk kiralama seçenekleri ile sunuluyor.




























