İSTOÇ, ‘40. Olağan Genel Kurul’u ile yeni yönetimini belirledi.

“İSTOÇ’u dünya markası yapmayı hedefliyoruz” 1979 yılında 52 kurucu üye tarafından kurulan ve bugün züccaciyeden hırdavata, kırtasiyeden 2.el otomobile kadar 35 meslek grubunu barındıran Türkiye’nin en büyük toptancılar merkezi İSTOÇ, 40. Olağan Genel Kurulu’nu 20 Kasım 2021 tarihinde gerçekleştirdi. Geçtiğimiz yıl vefat eden İSTOÇ Başkanı Nahit Kemalbay’ın yerine, Yönetim Kurulu Başkanlığı’na oy birliğiyle Öner Yüksel getirildi. Öner Yüksel, İSTOÇ Saray Projesi’nde otel projesini iş merkezi projesine dönüştürüp AVM projesiyle beraber bağımsız bölüm halinde satmayı hedeflediklerini, tapuların alınmasının akabinde ise İSTOÇ’un yapı kooperatifinden işletme kooperatifi statüsüne geçmesi için adım atacaklarını kaydetti. Yüksel, “İSTOÇ’u dünya markası yapmak istiyoruz. Reklam ve tanıtım çalışmalarını bu yönde artıracağız” dedi. 1979 yılında 52 kurucu üye tarafından kurulan ve bugün züccaciyeden hırdavata, kırtasiyeden 2.el otomobile kadar 35 meslek grubunu barındıran Türkiye’nin en büyük toptancılar merkezi İSTOÇ, 40. Olağan Genel Kurulu’nu 20 Kasım 2021 tarihinde gerçekleştirdi. Geçtiğimiz yıl vefat eden İSTOÇ Başkanı Nahit Kemalbay’ın yerine, Yönetim Kurulu Başkanlığı’na oy birliğiyle Öner Yüksel getirildi.Genel Kurul’da Yönetim Kurulu’na seçilen diğer isimler, Aydın Deli, Ahmet Koç, Mehmet Duyulmuş, M. Mustafa Gönül, Muğdat Kargun, Tuncay Aslan, Kısmet Şener, İsmail Yanmaz, Mesut Öksüz, Kazım Zer olurken Denetim Kurulu’nda ise Fuat Çiftçi, Hasan Karakuş ve Necati Yaşar yer aldı. Faaliyet ve denetim kurulu raporlarının ele alınarak oy çokluğuyla onaylandığı Genel Kurul kapsamında İSTOÇ S.S. İstanbul Toptan Ticaret Depolama ve Küçük Sanayi Toplu İş Yeri Yapı Kooperatifi 2019 ve 2020 yıllarına ait bilançolar ve 2021’in tahmini bütçesi de paylaşıldı. Oylanan bütçe oy çokluğu ile Genel Kurul’da kabul edildi. Genel Kurul’da yaptığı konuşmada, İSTOÇ’a uzun yıllar başkanlık eden ve yakın geçmişte hayatını kaybeden Nahit Kemalbay başta olmak üzere kuruma emek veren üyeleri anan İSTOÇ Yönetim Kurulu Başkanı Öner Yüksel, yeni yönetimin önümüzdeki dönemdeki hedeflerini aktardı. “Tapular alınınca işletme kooperatifine geçiş yapacağız” Öner Yüksel, yeni dönemde İSTOÇ’u dünya markası yapmayı amaçladıklarını kaydederek, bu yönde reklam ve tanıtım çalışmalarını artıracaklarını ve satış kanallarını geliştireceklerini açıkladı. Öner Yüksel, “Tüm dünyada rekabet dengelerinin değiştiği 21. yüzyıl tablosunda İSTOÇ, 1979 yılında bir hayalin peşinden atılan adımın gerçeğe dönüşerek bugüne değin varlığını sürdürdüğü, başarılı bir ticaret merkezi olma özelliğini koruyor. Biz de bu yıl 42. yılına giren İSTOÇ’un barındırdığı 35 ayrı sektörün zenginliğini dünya ticaretine taşıması ve marka olması vizyonuyla çalışacağız” değerlendirmesini yaptı. Yeni dönemde 1 milyar TL değerindeki İSTOÇ Saray Projesi’nde otel projesini iş merkezi projesine dönüştürüp AVM projesiyle beraber bağımsız bölüm halinde satmayı hedeflediklerini kaydeden ÖnerYüksel, “Projenin sonlandırılıp kooperatifi tasfiye ederek üye tapu sahiplerimizin hisselerini düşen geliri dağıtarak verdiğimiz sözü yerine getirmenin gururunu yaşamak istiyoruz” dedi. İSTOÇ’un yapı kooperatifi statüsünden işletme kooperatifine geçmesinin de hedeflendiğini açıklayan ÖnerYüksel, “Bu konuda gerekli hazırlıklarımızı tamamladık. Yaklaşık 300 işyerimizin tapusunu almayışı bu sürecin önünü tıkadı. Ancak tapuların alınmasının akabinde gereken adımları atacağız” diye konuştu. Trafik ve güvenlikle ilgili çalışmalar en üst düzeyde İSTOÇ’un en önemli sorunlarının başında trafiğin geldiğini hatırlatan Öner Yüksel, trafik sorununa karşı gerekli çalışmaların yapıldığını belirterek “İşlek bir ticaret merkezi olması dolayısıyla İSTOÇ’ta trafik sıfırlanamayacaktır ancak ticaret merkezinden transit geçiş yapan araçların giriş ve çıkışlarını azaltmamızın trafiğe etkisi çok olumlu oldu” dedi. 2019-2020 döneminde güvenlik önlemlerinin artırıldığına değinen Öner Yüksel, şöyle devam etti: “Güvenlik ekibine kalifiye personel alımı yapıldı. Ekibin ihtiyaç duyduğu araç, ekipman ve donanımın satın alınmasıyla güvenlik sorunları en aza indirildi. İSKİ ile yapılan çalışma sayesinde ise artık su saatleri…

Yeni dünyanın akıllı otelleri geliyor

COVID-19 salgınıyla hayatımıza bir daha çıkmamak üzere giren akıllı otel uygulamaları birçok eski alışkanlıklarımızla ile vedalaşmamızı sağlıyor. Yapay zeka, artırılmış gerçeklik, kişiselleştirilmiş hizmetler ve elbette robotlar… Önümüzdeki yıllarda oteller, bambaşka özellikler ve sıra dışı bir hizmet anlayışıyla hizmet verecek. İşte baş döndüren özellikleriyle akıllı otel uygulamaları… Hizmetler (Akıllı Telefon Otel Uygulaması) Gelişmiş arayüz ile sunulan zengin kriter seçeneği ile uygun otel arama Resepsiyonisti beklemek zorunda kalmadan otele giriş yapabilme NFC özellikle akıllı telefonu kimliğin tanınması ve telefonu oda anahtarı olarak kullanabilme Otel odasının ısı, ışık, mini bar v.b. kaynaklarını yönetebilme Konsiyerj hizmeti olarak restoran, spa, havuz, fitness salonu gibi otelin farklı departmanlarının yanı sıra turistik yerlerin açıklamaları da dâhil olmak üzere sunulan otel rehberi hizmetine erişebilme Daha kapsamlı görselleştirme sağlamak amacıyla kullanılan multimedya içerikten faydalanabilme Otel ortamını ses ve grafikler şeklinde sanal bilgisayar tarafından üretilen arttırılmış gerçeklik teknolojisi ile görüntülemek ve çevredeki yerler hakkında telefonun ekranını tutarak arttırılmış gerçeklik teknolojisi ile bilgi alabilme Otelde çıkış işlemlerini yaparak, mini barda tükettikleri içkiler ve ekstra ödemelerin de eklendiği faturayı uygulama aracılığıyla ödeyebilme Temassız ödeme ile otel içinde ödemeleri yapabilme Kişiselleştirilmiş Servisler Akıllı otel sistemi, müşterilerin TV, klima, mini bar kullanımı ve kullanılan hizmetler hakkında geçmiş tercihlerini müşteri profili veri tabanında tutar ve sonraki gelişlerinde bu verilere göre hizmetlerini kişiselleştirir. (Otel odasındaki mini bar önceden en çok tercih edilen içeceklerin konması) Akıllı Kart Önceden para yüklenen kart ile otel içinde alışveriş yapabilme Kiosk Mobil uygulama ile sağlanan tüm hizmetlere erişebilme Akıllı karta para yükleme Akıllı Servis Personeli Restorandaki otel personelinin el cihazına yüklü yazılımı kullanarak, müşterilerin geçmiş tercihlerinin yanı sıra demografik bilgilerini de kullanarak müşteriye menü öğeleri tavsiyesi yapabilme Akıllı Oda Müşteri, odada sesli komut ile oteldeki aktiviteler hakkında bilgi almak istediğini söylediğinde, akıllı büyük ekranlara oteldeki günlük aktiviteler, kahvaltı/öğle yemeği zamanlarının ve menülerin yansıtılması. Sonrasında, akıllı büyük ekranların değiştirilebilen duvar kağıdı görünümü alması Ses komutları ile banyodaki suyun sıcaklığının ve basıncının ayarlanabilmesi ve banyodaki akıllı büyük ekranlardan istediği videoyu ses komutlarıyla açabilmesi Odadaki sensörlerin oda koşullarını sürekli takip ederek gerekli durumlarda konuklar uyurken bile klimayı sıcaklık ve nem için otomatik olarak ayarlaması Konukların sağlık durumlarında acil bir durum oluştuğunda, sistemin doktora haber vermesi. Tuvaletteki sensörlerin idrardaki kan ve şekeri ölçerek sorunlu bir durum algılandığında gerekli ilk yardım önlemlerinin alınması. Çocuk Takip Bileklikleri Müşterinin RFID özellikli bileklikleri takan çocuğunu, büyük ve kalabalık oyun alanında cep telefonu aracılığı ile hem kameradaki görüntülerinden hem de kolundaki bileklik aracılığı ile konumundan takip edebilmesi Personel Performans Yönetim Sistemi Gerçek zamanlı servis ve bekleme sürelerinin sensörler ve servis personelinin kullandığı el cihazı aracılığı ile alınması. Performansı yönetilen ve ücretlendirilen personelin verimliliğinin artması ve bu veriler sayesinde sistemde sorunlu yerlerin kısa sürede tespit edilip gerekli çözümlerin geliştirilmesi ve böylece hizmet hızının artması. Akıllı Otel Kaynakları Yönetimi Mini barda yer alan RFID okuyucularından alınan bilginin, ilgili otel personelinin el cihazına bu içeceğin yenisini koy şeklinde görev bilgisine dönüştürülmesi. Stoğa dair gerçek zamanlı verilerin tutulması, böylece herhangi bir müşterinin bir şeyin bitmesi sebebi ile herhangi bir problemle karşılaşmaması. Hayaller gerçeğe dönüşürken zamanın ruhunu yakalayanlar ancak geleceği öngörecek şekilde bir yol haritası planlayabilir. Ünlü fütürist Dr. James Canton geleceğin otelleri araştırmasında öne çıkan yardımcı robotlar konuklarına güler yüzle ve en içten şekilde hoş geldiniz diyebilir mi? Bizim bu yeniliklerin tamamını görmeye ömrümüz yeter…

ÇİNLİ VE RUS İNTERNET DEVLERİ GÜÇLERİNİ BİRLEŞTİRİYOR

Çinli e-ticaret devi Alibaba ile Rusya’nın önde gelen teknoloji şirketleri, ortak e-ticaret şirketi kuracak. Çinli Alibaba Grubu ile Rus şirketleri Megafon, Mail.ru ve Rusya Doğrudan Yatırım Fonu (RDIF), Rusya ve Bağımsız Devletler Topluluğu’nda (BDT) faaliyet gösterecek en büyük e-ticaret şirketini kuracak. Rusya’nın Vladivostok kentinde düzenlenen Doğu Ekonomi Forumu’nda Alibaba, Megafon, Mail.ru ve RDIF yetkilileri tarafından ortaklık anlaşması imzalandı. Anlaşma kapsamında başlangıç değeri 2 milyar dolar olması beklenen ortaklıkla, Rusya ve BDT’te faaliyet gösterecek en büyük e-ticaret şirketinin kurulması hedeflenirken, AliExpress şirketinin de Rusya’daki mevcut işleri söz konusu ortak girişime dahil edilecek. Anlaşma ile Rusya’nın en büyük telekomünikasyon şirketlerinden Megafon, yine ülkenin en büyük internet şirketlerinden Mail.ru’daki yüzde 10’luk hissesini, AliExpress Rusya’daki yüzde 24’lük hisse karşılığında Alibaba Grubu’na devredecek. Rusya’nın e-ticaret sektöründe yapılan “en büyük” anlaşmanın, 2019’un ilk çeyreğinde hayata geçirilmesi planlanıyor. AliExpress Rusya’daki hisse dağılımında Megafon’un yüzde 24, Mail.ru’nun yüzde 15 ve RDIF’in yüzde 13’lük payları olacak. Kaynak: ulasimonline.com

İNGİLİZ LOJİSTİK DEVİNDEN TÜRKİYE’YE 3 YENİ HAT

Dünyanın en büyük lojistik şirketlerinden İngiliz devi P&O Ferrymasters, Türkiye’ye yönelik 3 hat açtı. Hatlar Pendik, Ambarlı ve Mersin limanlarından İtalya’nın Trieste Limanı’na ulaşarak Avrupa’ya bağlanacak intermodal ağına dahil olacak. U.N. Ro-Ro’yu satın alarak Türkiye pazarına giren Danimarkalı DFDS’nin ardından bu kez İngiliz devi P&O Ferrymasters, Türkiye’ye yönelik 3 hat açtı. Hatlar Pendik, Ambarlı ve Mersin limanlarından İtalya’nın Trieste Limanı’na ulaşarak Avrupa’ya bağlanacak intermodal ağına dahil olacak. P&O Ferrymasters’ın Intermodal Müdürü Wim Blomme, “Hizmetlerimizin erişimini birçok müşterinin üretim merkezlerini taşıdığı Doğu Avrupa ve Asya’ya genişletmeye devam ediyoruz. Türkiye ile Avrupa ağımız arasındaki bu yeni bağlantı, transit zamanlarında onlara kesinlik verecek ve yürüttüğümüz ortaklıklar nedeniyle nakliye maliyetlerini düşürecek” dedi. İngiliz P&O Ferrymasters, Avrupa’daki 12 ülkede 20 yerel lokasyona hizmet veriyor. Geçen yıl ofis açmıştı Hatırlanacağı üzere şirketin Türkiye’de ilk ofisini gazetemiz editörlerinden Aysel Yücel duyurmuştu. 4 bin treyler ve konteyner filosu ile entegre kara, liman ve deniz bağlantılarını işleten, 2006 yılında Dubai Emiri Al Maktoum’un yönettiği Dubai World tarafından satın alınan P&O Ferrymasters ayrıca 8.4 milyon yolcu ve 2.3 milyon adet kargo satan 20’den fazla gemi işletiyor. Geçen yıl Danimarkalı DFDS, İskandinavya ile Türkiye’yi birbirine bağlayan 5 farklı hat kurduğunu açıklamıştı. Kerim ÜLKER – DÜNYA Kaynak: lojiport.com

JAPONYA, TAŞIMACILIKTA “KRİPTO PARA” KABUL EDECEK

Günlük milyonlarca Japon tarafından kullanılan Japonya’nın en büyük demiryolu ve metro operatörü olan Japan Railways Group, ödeme seçeneği olarak Bitcoin gibi kripto varlıklarının entegrasyonunu planlıyor. JR Group’un kripto para ödemelerini sistemine entegre etmek için büyük bir bankayla ortaklaşa bir kripto para birimi şirketi kurma planı yaptığı bildiriliyor. Kripto Paraların ve Bitcoin’in Benimsenmes iJR Group’un kripto paraları metro işlemleri de dahil olmak üzere çeşitli ödemeler için kullanılan ulusal toplu taşıma kartına entegre etme planı gerçeğe dönüşürse bu kripto paraların benimsenmesinde teşvik edici dev bir hamle olabilir. JR Group’un yeni bir kripto para birimi girişimi oluşturma planlarına dayanarak, şirketin Rakuten’e benzer ödemeleri işleme koymak için kendi borsa veya altyapısını oluşturmak isteyebileceği düşünülüyor. Geçtiğimiz yıl Japonya’nın Amazon’u olarak bilinen en büyük e-ticaret şirketi olan Rakuten, Everybody’s Bitcoin borsasını 2 milyon dolara satın almış ve borsayı Rakuten Payments iştiraki altına geçirmişti. JR Group, kendi şirketini kurarak işlediği kripto para ödemelerinden işlem ücreti alarak yeni bir gelir kaynağı oluşturabilme potansiyeline sahip. JR Group’un banka tarafından yaratılan bir kripto para entegrasyonunu kullanma olasılığı da bulunuyor. Japonya’nın önde gelen bir finans kurumu olan Mizuho’nun şu anda kendi kripto parasını geliştiriyor. Japonya, kripto para farkındalığının yüksek olmasından dolayı bir taşımacılık şirketi için ödeme seçeneği olarak kripto para birimlerinin kabulü son derece mantıklı duruyor. Kaynak: lojiport.com

ÇİN, BU YIL 15 LOJİSTİK MERKEZİ KURACAK

Çin, ülke çapında bir lojistik aktarma merkezi ağı kurma çabası bağlamında bu yıl 15 kadar ulusal lojistik merkezi oluşturmaya başlayacak. Ulusal Kalkınma ve Reform Komisyonu ile Ulaştırma Bakanlığı’nın açıkladığı yeni uygulama planına göre, ulusal lojistik merkezler, mevcut lojistik merkezler arasında sağlam alt yapıya sahip olan, güçlü piyasa talebi ve büyüme potansiyeline sahip bölgelere inşa edilecek. Her iki bakanlık ulusal lojistik merkezlerin ilk bölümünün lokasyonlarını, kalkınma taleplerini esas olarak saptayacak. Bunlar örneğin Yangtze Nehri ekonomik kuşağı ve yerel yönetimlerin planları gibi ulusal strateji talepleri olarak belirlenecek. Çin, 2020’ye değin takriben 30 ve 2025’te de 150 yeni lojistik merkez kurmayı amaçlıyor. Bu verilere göre, yılda toplam lojistik giderlerin GSYİH (gayrı safi yurt içi hasıla)ya oranı yüzde 12 dolayına düşmüş olacak. Ülkenin lojistik hacmi 2018’de, bir önceki yıla oranla yüzde 6,4 artarak, 283,1 trilyon yuan (42,14 trilyon ABD doları) tutarına ulaştı. Toplam lojistik giderlerin GSYİH’ye oranı yüzde 14.8 seviyesindeydi. Kaynak: transmedya.com

İHRACATÇI, KONTEYNERİ REZERVASYONLA ALACAK

Küresel ticarette devam eden konteyner arzı sıkıntısı navlun bedellerini yüzde 300’e yakın artırırken, lojistik şirketlerinin de yeni yollar aramasına yol açtı. Bu kapsamda Alibaba’nın lojistik kolu, konteyner rezervasyon sistemi başlattı. Lojistik şirketleri, konteyner krizini aşmak için yeni yöntemler geliştiriyor. Çinli teknoloji devi Alibaba’nın lojistik kolu Cainiao, küresel konteyner kıtlığı nedeniyle konteyner rezervasyon sistemi uygulamaya başladığını duyurdu. Şirketten yapılan açıklamada, söz konusu hizmetin 50 ülkede yaklaşık 200 limana yayılacağı ve limandan limana navlun bedellerinin piyasa fiyatlarının yüzde 30-40 daha ucuz olacağı belirtildi. Hizmetin ilk etapta uygulanacağı Çin liman kentleri arasında Pekin, Şanghay, Guangzhou, Shenzhen, Tientsin ve Hangzhou yer alıyor. Konteyner krizine ve artan navluna karşı çözümler üretmeye kararlı olduklarını belirten Cainiao Küresel Tedarik Zinciri Başkanı James Zhao, “Havayolları ve kargo şirketleriyle sıkı işbirliği içinde çalışarak tüm sınır ötesi hat taşıma ağını korumayı, deniz ve hava taşımacılığına istikrar aşılamayı amaçlıyoruz” dedi. Çin’den dünyaya akan ticarette yaşanan konteyner sıkıntısı, şirketlerin yeni çözüm yolları üretmesine sebep oldu. Yaşanan konteyner arzı sıkıntısı navlun bedellerinde sıçramalara yol açarken, Çinli teknoloji devi Alibaba’nın lojistik kolu Cainiao küresel konteyner kıtlığı sebebiyle geçen hafta konteyner rezervasyon sistemi uygulamaya başladığını duyurdu. 50 ülkede 200 limana genişletmeyi planlıyor Şirketten yapılan açıklamada söz konusu hizmetin 50 ülkede yaklaşık 200 limana yayılacağı ve limandan limana navlun bedellerinin yüzde 30 ila 40 arasında olacağı belirtildi. Hizmetin uygulanacağı Çin liman kentleri arasında Pekin, Şanghay, Guangzhou, Shenzhen, Tientsin ve Hangzhou yer alıyor. Cainiao Küresel Tedarik Zinciri Başkanı James Zhao, “Havayolları ve kargo şirketleriyle sıkı işbirliği içinde çalışarak tüm sınır ötesi hat taşıma ağını korumayı ve deniz ve hava taşımacılığına istikrar aşılamayı amaçlıyoruz” dedi. İki günde onay, gecikmeye telafi ödemesi Cainiao’nun hizmeti kapsamında, konteyner rezervasyonları sipariş verildikten sonra bir haftadan bir aya kadar olan sektör ortalamasına karşılık, iki iş günü içinde onaylanıyor ve rezervasyon onayı geciktiği takdirde sipariş başına 15 dolara kadar müşteriye telafi ödemesi yapılıyor. Bir müşterinin kargosu Cainiao veya ortağından kaynaklı bir sorun sebebiyle rezervasyon yapıldıktan sonra kalkış saatini kaçırırsa, müşteri deniz yolu taşımacılığı ücretinin yüzde 20’si tutarında telafi ödemesi alma hakkına sahip oluyor. Deniz KILINÇ – DÜNYAKaynak: lojiport.com

FİLYOS LİMANI, BÖLGEYİ DENİZ TİCARETİNİN MERKEZİ YAPACAK

Filyos Limanı yapım çalışmalarını yerinde inceleyen Bakan Karaismailoğlu, Filyos Limanı’nın bölgeyi kalkındıracağını; ekonomiye, istihdama büyük bir katkı vereceğini bildirdi. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu, “Tamamlandığında Karadeniz hinterlandının en önemli deniz kapısı olacak olan Filyos Limanı, bu noktada Zonguldak’ı hak ettiği yere taşıyacak ve bölgesel deniz ticaretinin merkezi yapacak. Sadece Zonguldak’ın değil, başta Karabük ve Bartın olmak üzere tüm Batı Karadeniz ve İç Anadolu’nun ana ihracat merkezi haline dönüşecek” dedi. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu, bir dizi ziyaret ve incelemede bulunmak için Zonguldak’a geldi. Filyos Limanı yapım çalışmalarını yerinde inceleyen Bakan Karaismailoğlu, Filyos Limanı’nın hizmete girdiği ilk günden itibaren bölgeyi kalkındıracağını; ekonomiye, istihdama büyük bir katkı vereceğini belirterek; basına önemli açıklamalarda bulundu. – “Filyos Limanı hem bölgeyi hem de ülkeyi lojistik alanında daha da ileriye taşıyacak” Mavi Vatanda güçlenen hakimiyetin bir nişanesi olan Filyos Limanı’nın Türkiye’nin gurur projelerinden biri olduğunu belirten Bakan Karaismailoğlu, Filyos Limanı’nın sadece bir liman olmasının ötesinde hem bölgeyi hem de Türkiye’yi lojistik alanında daha ileriye taşıyacak “dev bir lojistik merkez” projesi olduğunu dile getirdi. Karaismailoğlu, “Tamamlandığında Karadeniz hinterlandının en önemli deniz kapısı olacak olan Filyos Limanı, bu noktada Zonguldak’ı hak ettiği yere taşıyacak ve bölgesel deniz ticaretinin merkezi yapacak. Filyos Limanı hizmete girdiğinde, yıllık 25 milyon ton konteyner elleçleme kapasitesi ile büyük tonajlı gemilerin yeni adresi olacak. Sadece Zonguldak’ın değil, başta Karabük ve Bartın olmak üzere tüm Batı Karadeniz ve İç Anadolu’nun ana ihracat merkezi haline dönüşecek” diye konuştu. – “Marmara Limanları ve Boğazların yükünü hafifletecek” Bakan Karaismailoğlu; Rusya, Balkanlar ve Orta Doğu ülkeleri arasındaki kombine taşımacılık zincirinin aktarma merkezi olarak Filyos Limanı’nın tüm bölgenin yükünü Karadeniz’den; Rusya’ya, Balkanlara hatta İskandinav ülkelerine taşıyacağını bildirdi. Karaismailoğlu, açıklamalarına şu şekilde devam etti: “Marmara Limanları ve Boğazların yükünü hafifletecek. Hatta artan gemi trafiği nedeniyle Boğazların karşı karşıya kaldığı tehdidi azaltacak. Şu an itibariyle proje genelinde altyapı gerçekleşme oranı yüzde 99.5’e ulaşan limanımız; 14 metre derinliğindeki rıhtım ile 70 bin detveyt tonluk Genel Kargo gemileri ile 8 bin TEU’luk Konteyner gemilerine, 19 metre derinliğindeki rıhtım ile 180 bin detveyt tonluk Kuru Yük gemileri ile 14 bin TEU’luk Konteyner gemilerine hizmet verecektir. Aynı anda, farklı boyutlarda 13 geminin elleçlenmesi yapılabilecektir.” – “Doğalgaz çalışmaları için gereken lojistik destek Filyos limanımızdan sağlanacak” Filyos Limanı’nın önemli bir misyonu daha üstleneceğini belirten Bakan Karaismailoğlu, şu bilgileri aktardı: “Bizleri milletçe sevince boğan doğalgaz keşfinden sonra, TPAO’nun Filyos Limanı ve geri sahasından yararlanması için limanımıza tahsis edilen alan da genişlemiştir. Doğalgaz çalışmaları için gereken lojistik destek limanımızdan sağlanacak. Filyos Limanı hizmete girdiği ilk günden itibaren bölgemizi kalkındıracak, ekonomiye, istihdama büyük bir katkı verecektir. Bu limanın bağlantı yollarını da en iyi şekilde tesis etmeniz gerekiyor. Filyos Limanı ve Filyos Endüstri Sanayi Bölgesi İltisak Hattı Bağlantısı projesi ile 12 km demiryolu ve 4,5 km karayolu inşa edeceğiz.” Bakan Karaismailoğlu, ayrıca Anadolu Ajansı Zonguldak muhabiri Ferdi Akıllı’nın hayatını kaybetmesinden dolayı duyduğu üzüntüyü dile getirerek; Merhuma Allah’tan rahmet, tüm yakınlarına ve Anadolu Ajansı’na başsağlığı diledi. Zonguldak programı kapsamında ziyaretlerine devam eden Bakan Karaismailoğlu, Zonguldak Valiliği’ni, Mithatpaşa Tünelleri Şantiyesi’ni, Zonguldak Belediye Başkanlığı’nı, AK Parti Zonguldak İl Başkanlığını ziyaret edip, Kozlu Köprülü Kavşağı’nda ve Bülent Ecevit Köprülü Kavşağı’nda incelemelerde bulundu.Kaynak: www.uab.gov.tr

10 SORUDA KONTEYNER KRİZİ

Global konteyner krizi ve ani artan ürün ticareti talebi sebebiyle navlunların hiç olmadığı kadar arttığını belirten UTİKAD Yönetim Kurulu Üyesi ve Denizyolu Çalışma Grubu Başkanı Cihan Özkal, ekipman ve yer sıkışıklığı sorunun Eylül ayına kadar devam etmesinin beklendiğini söyledi. Özkal, bu tür krizlere karşı yatırım miktarı yaklaşık 4 milyar Amerikan doları olması beklenen çoğunluk hissesinin özel sektörde olduğu, belirli oranda kamu hissesi de olan ve halka açık, dünya çapında bir konteyner hattının (armatör şirketinin) kurulmasını önerdi. UTİKAD Yönetim Kurulu Üyesi ve Denizyolu Çalışma Grubu Başkanı Cihan Özkal, denizyolu taşımacılığının mevcut durumunu, konteyner krizinin dünya ve Türkiye’de yarattığı sorunları ve Türkiye’nin denizyolu taşımacılığında neler yapması gerektiğini 10 soruda cevapladı. 1- Denizyolu taşımacılığı neden önemli? Ticaretin küreselleşmesinde öncü ve önemli rol oynayan denizyolu taşımacılığı genellikle büyük hacme sahip, birim fiyatı ve zaman duyarlılığı düşük yüklerin taşınması açısından son derece önemli bir taşıma modu ve dünya ticaretini en çok etkileyen taşımacılık türü. Son yarım yüzyılda denizyolu ile yapılan taşımaların hacminin 20 kat artış göstermesi, 2019 yılında tüm dünyada taşınan yüklerin hacmen %84 oranında denizyolu ile taşınması, küresel denizyolu taşımacılığının önemini ortaya koymaktadır.Diğer yandan denizyolu yük taşımacılığında koronavirüs pandemisinden önce de durgunluk vardı. 2019 yılında küresel denizyolu ticareti sadece %0,5 oranında büyüdü ve 2018 yılındaki %2,8 oranındaki büyümenin altında kaldı. 2019 yılı büyüme oranı 2008-2009 küresel finans krizinin denizyolu ticaretine etkilerinden bu yana en düşük oran oldu. 2- Denizyolu taşımacılığının Türkiye’deki son durumu nedir? Coğrafi bakımdan bir yarımada olan Türkiye, Avrupa, Asya ve Afrika’nın kavşak noktasında konumlanmaktadır. Ancak Türkiye’nin dış ticaretinde önemli paya sahip denizyolu taşımacılığının önünde özellikle transit taşımacılık faaliyetleri açısından gelişim alanları bulunmaktadır.Türkiye’de 2010 ve 2020 yılının üçüncü çeyreğine kadar olan dönemde denizyolu ile taşınan ithalat yükleri 2019 yılına kadar %60’larda seyretti. 2014 ve 2015 yıllarında payı %69’a kadar yükseldi. Ancak 2020 yılının ilk üç çeyreği sonunda 10 yıllık dönem içerisinde, ilk kez payı %60’ın altına indi ve %58,10 oldu. Değer bazında ihracat taşımalarında ise denizyolu taşımacılığı incelenen dönemde payını 2015-2018 yılları arasında sürekli artırdı. 2018 yılında ihracat taşımalarında değer bazında payı incelenen dönemin en yüksek oranı olan %63,31’e kadar yükseldi. İthalatta olduğu gibi ihracatta da denizyolu taşımacılığının değer bazındaki payı 2020 yılının ilk üç çeyreği sonunda %60’ın altında kaldı ve %59,86 olarak gerçekleşti. 3- Denizyolu konteyner taşımacılığının dünya ticaretine etkisi nasıl oldu? Özellikle 80’li yıllar itibarıyla, süratle konteyner ile denizyolu taşımacılığının dünyada yaygınlaşması ve bu taşımacılık türüne göre yeni nesil konteyner gemilerinin ve yeni nesil limanların kurulmaya başlanmasıyla küresel çapta denizyolu taşımacılığı büyümeye ve değişmeye başladı. Üretilen birçok ürünün konteynerize olabilecek şekilde ölçülendirilmesi, üretim, depolama süreçlerinin buna göre yapılması, yükleme ve boşaltmada yeni yöntem ve kuralların oluşturulması dünya konteyner deniz yolu taşımacılığının yaygınlaşmasına vesile oldu. 4- Denizyolu konteyner taşımacılığında neler oluyor? Pandemi sebebiyle Şubat ve Mart 2020 itibariyle ülkelerde kapanmalar, global çapta talepte ve arzda, anormallikler yaşanmaya başladı. Pandeminin başladığı yer Çin, bundan ilk kurtulan ve normal çalışma temposuna dönüş yaparken, birikmiş siparişler ve üretimin de hız kazanmasıyla yüksek miktarlarda ekipman ihtiyacı yarattı. Ortalama her yıl %4 artan konteyner üretimi pandemi sürecinde olumsuz etkilendi ve üretim düştü. Pandeminin başında Çin’in durmasıyla armatörlerin ilk reaksiyonları, “blank sailing” dediğimiz sefer iptalleri oldu. Ayrıca pandemi kaynaklı ithalat yüklerinin boşaltılmasındaki yavaşlama sonucu, boş ekipman temininde de sorunlar yaşanmaya başladı.Tüm büyük armatörler (hatlar; Maersk, MSC, Hapag Lloyd,…

REKOR ÜRETİME RAĞMEN KONTEYNER KRİZİ UZAYACAK

Veriler konteyner ekipman üretiminin ilk çeyrekte rekor kırdığını gösterse de, uzmanlar yeni konteyner üretiminin bu yıl tahmin edilen %52’lik artışa rağmen talebe yetmeyeceği ve konteyner sıkıntılarının 2022’ye sarkabileceği görüşünde. Pandemiyle birlikte başlayan ve doğru noktada yeterince konteyner olmamasıyla büyüyen konteyner krizi, sektörün iki önemli leasing devinin öngörülerine göre – bu yıl görülecek rekor yeni üretime rağmen – 2022 yılına uzayabilir. Konteyner leasing şirketleri Triton International ve CAI Intenational, nisan ayında ilk çeyrek sonuçlarını açıklarken “konteyner kapasitesi yetersiz olmaya devam ettikçe, konteyner kiralayıcıları için kârlı bir yıl olacağı” beklentisini paylaştı. Freight Waves haberine göre, iki şirket de arzın yetersiz olması nedeniyle fiyatların yükseldiğine dikkat çekerek bu durumun muhtemelen 2022’ye de sarkarak leasing performansına olumlu etki edeceğine işaret etti. CAI International CEO’su “Deniz taşımacılığı yapan şirketlerin şu anda mücadele ettikleri konteyner kıtlığınına ilişkin bir rahatlama beklentileri yok. Yani bizim için görünüm en az yıl sonuna kadar ve muhtemelen 2022’ye de sarkacak şekilde, hayli iyi görünüyor” diye konuşuyor. Toplam kapasite %6-8 artabilir Dünyadaki toplam konteyner üretiminin yaklaşık yüzde 80’i sadece üç Çinli şirketten geliyor: CIMC, DIC ve CXIC. Üretimde rekor büyüme var ve konteyner sektörünü yakından izleyen Drewry verilerine göre bu yıl sektörün toplam yeni konteyner üretiminin geçen yıla göre yüzde 52 artacağı tahmin ediliyor. Tahminler bu rekor artışın toplam konteyner kapasitesini yüzde 6 ila 8 artıracağı yönünde. Ancak konteyner çok hızlı üretilebilen bir ürün değil ve üretim yatırımlarının zaman alması, kapasite kısıtını yeterince hızlı bertaraf etmeyi zorlaştırıyor. Bu yıl üretimde rekor görülecek İlk çeyrekte 1,4 milyon TEU konteyner üretimi ile çeyreklik üretim bazında tarihi bir rekor kırıldığını aktaran Drewry Shipping Consultans tahminlerine göre küresel konteyner hacmi 2020’de yüzde 5,8 artışla 45,7 milyon TEU’ya yükseldi. İlk çeyrekteki üretim 2020 son çeyreğe göre yüzde 10’un üzerinde, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 21’lik bir artışa denk geliyor. Rekor ilk çeyrek üretimin ardından Drewry yılın 4,7 milyon TEU üretimle kapatılacağı görüşünde. Drewry’den konteyner ekipmanları kıdemli analisti John Fossey “Mevcut üretim faaliyetine göre toplam 2021 üretiminin 4,7 milyon TEU’yu geçebileceğini öngörüyoruz. Bu en son 2018’de görülen 4,42 milyon TEU’luk rekorun da üzerine çıkılacağı, geçen yılki 3,1 milyon TEU’luk üretime göre yüzde 52’lik bir artış kaydedileceği anlamına geliyor” diye açıklıyor. Yıl sonuna kadar tüm üreticilerde üretim kapasitelerinin dolu olduğunu belirten Drewry, ilk çeyrek üretiminin yüzde 90’ının 40ft yüksek kübik konteynerden oluştuğu bilgisini veriyor. Yeni üretimin %45’i eskiyen konteynerleri yenilemeye gidiyor Yeni konteyner üretimi sadece artan talebi karşılamak için değil, 15 yıllık ömrünü dolduran konteynerlerin yerini doldurmak için de gerekiyor. The Load Star analizinde sektörde genelde konteynerler için 15 yıllık bir yaşam biçildiği belirtilerek 2005 ve 2009 yılları arasında üretilen konteynerlerin büyük bir kısmının faliyet hayatının yakında sona ereceği belirtiliyor. Bu yılki rekor üretim getiren siparişlerin yüzde 45’inin yenileme ihtiyaçlarına gittiğini belirten Fossey, 2000’li yılların sonunda çok fazla üretim gerçekleştiğini ve yeni üretimin yenilemeye gidecek payının gelecek yıl ve 2025’e kadar yüzde 60’ın üzerine çıkacağını aktarıyor. Limanlardaki sıkışma yeni kapasiteyle hemen çözülmez” Denizcilik sektörüne danışmanlık yapan Drewry’den konteyner analisti Fossey de konteyner leasing şirketleriyle aynı fikirde: “Bu rekor üretim de muhtemelen şu anda dünyadaki birçok denizcilik şirketi ve brokerin mücadele ettiği akut konteyner kısıtlarını hafifletemeyecek. Korkarım arz kısıtı yıl sonuna kadar devam edecek.” Fossey, taşıyıcılar yeni kapasiteye sahip olsa da, limanların bu kapasite artışına ayak urdurmasının da zaman alacağını…

ALİAĞA LİMANLARI TÜM ZAMANLARIN ELLEÇLEME REKORUNU KIRDI

Türkiye ekonomisinde sanayi ve ticaret denilince akla ilk gelen merkezler arasında yer alan Aliağa, son yıllarda yapılan dev yatırımlarla gerek sanayi gerekse de limanlarıyla adeta bir cazibe merkezi haline geldi. Aliağa limanları ve sanayisi pandeminin ekonomiye olan olumsuz etkisine rağmen 2020 yılında rekorlar kırmaya devam etti. 2020 yılında Aliağa limanlarında toplam elleçleme, gelen gemi sayısı ve konteyner elleçlemesinde tüm zamanların rekoru kırıldı. 2020’de Aliağa limanlarında toplam yük elleçlemesi 68 milyon 946 bin ton oldu. Limanlara gelen gemi sayısı ise 5 bin 356 adet olurken konteyner elleçlemesi ise 1 milyon 275 bin TEU olarak gerçekleşti. EN YOĞUN LİMAN Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’ndan elde edilen verilere göre, 2019 yılında Aliağa limanlarında 65 milyon 799 bin ton olan toplam yük elleçlemesi, 2020 yılında yüzde 4,78 artışla 68 milyon 946 bin ton rakamına ulaşarak tarihinin en yüksek rakamına ulaştı. 2019 yılında 1 milyon 132 bin TEU olan konteyner elleçlemesi ise 2020 yılında yüzde 12,63 oranında artarak 1 milyon 275 bin TEU’ya ulaştı. 2019 yılında toplam 5 bin 132 adet gemi hareketi olurken 2020 yılında bu sayı 5 bin 356’ya çıkarak Aliağa limanları İzmit’ten sonra Türkiye’nin en yoğun ikinci limanı oldu. DIŞ TİCARET FAZLASI Aliağa limanlarının ve sanayisinin 2020 yılı verilerini değerlendiren Aliağa Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Ertürk, korona virüs salgını neticesinde dünya ölçeğinde daralan ticaret hacminden dolayı yük bulmakta zorlanan limanların aksine Aliağa limanlarının stratejik konumu, yük miktarları ve lojistik kapasiteleri ile Avrupa ve dünya ticaretine; ayrıca küresel tedarik zincirlerine 2020 yılında önemli katkı sağlamaya devam ettiğini söyledi. Başkan Ertürk, Aliağa’nın 2020 yılında da dış ticaret fazlası vermeye devam ettiğini ifade ederek, bölgede ihracatın ithalatı karşılama oranının yüzde 152,4 olduğunu dile getirdi. Ortaya çıkan rakam ve rekorların bölge sanayisinin üretimde ve istihdamda olumlu ilerlemeleri gösterdiğini belirten Ertürk, “Limanlarımızın gösterdiği başarı, müteşebbislerin bölgeye olan yatırım iştahını da arttırıyor. Bu noktada 2021 yılında limanlarımızda yatırım programlarının devreye alındığını görüyoruz. Anılan veriler ışığında baktığımızda Aliağa’nın geleceğe bakışının hangi çerçevede olması gerektiğine işaret ediyor. Bölge sanayicisinin ve lojistik firmalarının sorunlarının çözümü, bölgemizde iş yapmayı tercih eden yatırımcıların ve ilçe halkının refahına olumlu etki edecek ve geleceğe umutla bakmamızı sağlayacak yatırımların bölgemize çekilmesi açısından da çok önemli olduğu aşikar” dedi. EKONOMİYE BÜYÜK KATKI Aliağa’nın mevcut ekonomik ve jeostratejik potansiyeli ile Türkiye’de istihdamın, üretimin ve ticaretin merkezi olma yolunda ilerlediğini ifade eden Başkan Ertürk, “Bölgemizdeki petrol ve petro kimya endüstrisi, enerji üretimi, demir çelik sektöründeki öncülüğü, organize sanayi bölgesi, ülkemizin doğalgazdaki sigortası olan LNG tesisleri, gemi söküm, liman ve lojistik yatırımları ile Aliağa, ülke ekonomisine en büyük katkıyı sağlayan merkezlerin başında yer alıyor” dedi. ‘SORUNLAR BİRLİKTELİKLE ÇÖZÜLMELİ’ Aliağa’nın ekonomide yeni normale geçişle birlikte büyüme ivmesinin çok daha yüksek olacağının altını çizen Ertürk, “Aliağa yatırımlarla hızla gelişiyor ve bu gelişimi sürdürülebilir hale getirebilmek için gelişime giden yoldaki sorunların kurumlar arası birliktelik içerisinde iyi irdelenmesi ve bu sorunlara çözümler üretilmesi gerekiyor. Birlikte hareket etmenin, sorunlarımızın çözümünde ve sürdürülebilir büyemeye katkılarını görmemezlikten gelmememiz, bölgemize ve ülkemize büyük katkılar sunacaktır” dedi. Kaynak: lojiport.com

DENİZCİLİK SEKTÖRÜ BÜYÜKLÜĞÜ 17,5 MİLYAR DOLARI AŞTI

Bakan Turhan, CNR Avrasya Boat Show 2019’un açılış töreninde yaptığı açıklamada, Türkiye’nin, sınırlarının yüzde 70’inden fazlasının denizlerle çevrili olduğunu, üç kıtanın geçiş yolunda bulunduğunu söyledi.Türkiye’nin dünya deniz ticaretinde ve denizcilik sektöründe söz sahibi olma hususunda çok büyük coğrafi avantaja sahip olduğunu dile getiren Turhan, hükümet olarak bu tablodan hareketle, baştan beri denizciliğe ülkenin kalkınma hamlesinin en önemli sacayaklarından biri olarak yaklaştıklarını anlattı. Turhan, denizcilik sektörünün çok önemli olduğunu ve dünyanın yükünü denizlerin çektiğini kaydederek, dünya yükünün hacim olarak yaklaşık yüzde 85’inin, petrol ve petrol türevlerinin ise yaklaşık yüzde 97’sinin denizyoluyla taşındığı bilgisini verdi. Deniz taşımacılığının demiryoluna göre 3, karayoluna göre 7, havayoluna göre ise 21 kat daha ekonomik olduğunu aktaran Turhan, bu rakamların Türkiye için denizcilik sektörünün önemini ortaya koyduğunu vurguladı. Turhan, Türkiye’nin dış ticaretinin yüzde 87’sinin denizyoluyla yapıldığını belirterek, dünya deniz ulaştırması pastasından Akdeniz havzasının payının yüzde 25’in üzerinde olduğunu bildirdi. Deniz ticaretinden daha fazla pay almak, Türk denizciliğini daha ileri noktalara taşımak istediklerini dile getiren Turhan, bu kapsamda sektörle ortak projeler geliştirerek güçlü iş birliğini çok daha yukarılara taşımak arzusunda olduklarını söyledi.“Gemilerimiz dünyanın dört bir yanında rahatça dolaşabiliyor” Turhan, denizciliğe sadece taşımacılık olarak değil gemi inşa sanayi, liman hizmetleri, deniz turizmi, yatçılık, canlı-cansız doğal kaynakların ve deniz çevresinin yönetimini de içine alan kapsamlı bir endüstri, ticaret ve hizmet alanı olarak baktıklarını anlattı. Uzun yıllar denizciliğe, “milletin kalkınma dinamosu olarak” bakmak yerine, “bazı vatandaşların geçimlik teknesi” olarak yaklaşıldığını dile getiren Turhan, bu yaklaşımın sonucu olarak Türk gemilerinin uzun yıllar kara listede yer aldığını bildirdi. Turhan, “Bizden önce, gemilerimiz dünyanın pek çok yerinde engellerle karşılaşıyordu. Kısa sürede beyaz listeye taşıdık gemilerimizi. Gemilerimiz şu an dünyanın tüm sularında rahatça seyahat edebiliyor, bayrağımızı dünyanın dört bir yanında dalgalandırıyorlar.” diye konuştu. Sektörün kalkınma için verdikleri desteklerden bahseden Turhan, “Sektöre bugüne kadar 5 milyon ton ÖTV’siz akaryakıt sağladık, yani 7 milyar TL’lik destek sağladık.” ifadesini kullandı. Turhan, destekler sayesinde kabotaj taşımacılığının canlandığını kaydederek, deniz ticareti filosunun kapasitesinin dünya denizcilik filosuna göre yüzde 75 daha fazla büyüdüğünü bildirdi. “Dünya yat üretiminde üçüncü sıraya yükseldik” Turhan, sektörün büyümesine paralel olarak 37 olan tersane sayısının 78’e yükseldiğini belirterek, şu bilgileri verdi: “Dünya yat üretiminde 3. sıraya yükseldik. Yat üreticilerimiz bu alanda marka haline geldi. Gemi inşa sektöründeki temel amacımız; tüm ekipmanlar dahil en az yüzde 70 yerli katkı payı ile gemi üretimini yapmak. İnşallah bunu da 2023 hedeflerimiz doğrultusunda daha yüksek oranlara çekeceğiz. “Üç denize, üç büyük liman” stratejimiz kapsamında; Zonguldak – Filyos, İzmir-Çandarlı ve Mersin Konteyner limanlarının proje yapım çalışmaları ise devam ediyor. Bu limanlarımızı yaptığımızda, deniz coğrafyamız çok daha büyük anlam ve önem kazanmış olacaktır.” Turhan, bu gelişmelerin ülke ekonomisindeki ilerlemeye bağlı bir seyir izlediğini kaydederek, şu değerlendirmelerde bulundu: “Denizcilik sektörümüzün bugün ekonomik büyüklüğü 17,5 milyar doları aştı. İlgili ve ilişkili sektörlerle birlikte denizcilik alanında istihdam edilen kişi sayısı 1 milyona yaklaştı. Bunlar eskisine oranla çok önemli rakamlar ancak bizim için yeterli değil. Ekonomimiz geliştikçe denizciliğimiz de gelişiyor, gelişmekte zorunda. Zira ülkemizin dış ticaret hacmindeki atılımları, liman ve kıyı tesisleri ile deniz ulaştırmamızın gelişmesini de zorunlu kılmaktadır.” Turhan, bu yönde yoğun çalışmalar içerisinde olduklarını ifade ederek, yarın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile temelini atacakları Haliç Yat Limanı ve Kompleksi Projesi’nin, bunun en somut bir örneği olduğunu söyledi. “Türkiye, yat turizmi açısından önemli uğrak merkezlerinden” Turhan, Türkiye’nin Ege ve Akdeniz’in en güzel koylarının yer aldığı önemli bir turizm merkezi olduğunu belirterek, geçen yıl yurtdışından ülkemize 46 milyon ziyaretçi geldiğini anımsattı. Türkiye’nin…

COVID 19 SIKÇA SORULAN SORULAR

Soru 1: Gıdalardan insanlara Covid-19 virüsü bulaşır mı? Gıdaların virüsün muhtemel bir kaynağı veya bulaşma yolu olduğuna dair bugüne kadar herhangi bir bilimsel kanıt bulunmamaktadır. Bununla birlikte bilimsel literatürler güncel olarak takip edilmekte olup gelişmeler doğrultusunda düzenlemeler yapılmaktadır.   Soru 2 : Covid-19’dan kaynaklanan potansiyel riski en aza indirmek için evde neler yapılabilir? Alışverişten önce ve sonra ellerinizi su ve sabunla iyice yıkamak, hem kendinizi hem de diğer insanları koruyacağı için önemlidir. Hijyen kurallarını tam anlamıyla uygulamak önemlidir. Gıdalar uygun bir şekilde saklanmalı çiğ tüketilen gıdalar ile pişmiş gıdalar arasında herhangi bir temastan kaçınılmalı,  ambalaj üzerindeki etiket saklanmalıdır. Meyve ve sebzeler pişirilmeyeceklerse temiz suyla yıkanmalıdır Covid-19 pişirme işlemine dayanıklı olmadığından gıdalar pişirilerek tüketilmelidir. Pişmiş olarak tüketilecek gıdaların pişirme talimatlarına (zaman, sıcaklık) uyulmalıdır. Mutfak gereçlerinin farklı gıda maddelerinde kullanımı arasında deterjanla dikkatlice yıkanarak bulaşma önlenmelidir. Buzdolabı ve mutfak yüzeyleri, artan sıklıkta ve rutin olarak temizlenmelidir. Soru 3: Gıdalar hazırlanırken nelere dikkat etmeliyiz? Gıdaların hazırlanması sırasında hijyen kurallarına uyulmalıdır. Ürün ambalajları üzerindeki güvenlik şeridi/güvenlik bandı bozulmamış olmalıdır, Hayvansal ürünlerin hazırlanması sırasında (özellikle dondurulmuş olanların çözdürülmesi) sızan sıvının uzaklaştırılması ve hemen pişirilme işlemine geçilmelidir, Tüketime hazır ve çiğ ürünlere işlem yaparken, çapraz bulaşmayı önlemek için ayrı ekipmanlar kullanılmalı (doğrama tahtası, bıçak vb.) ya da aynı ekipman kullanılacaksa her bir işlem arasında ekipmanlar temizlenip dezenfekte edilmelidir, Çiğ hayvansal gıdaların iyi bir şekilde pişirilmelidir, Sebze ve meyveler tüketilmeden önce bol su ile yıkanmalıdır. Virüsler ısıya karşı duyarlı olduğundan, gıdalara uygulanacak yeterli ısıl işlem ile enfeksiyon riski daha da azaltılabilir. Çiğ meyve sebze ve ısıl işlem görmeyen ürünlerin hazırlanması ve tüketimi öncesinde el yıkama gibi genel hijyen kurallarına dikkat edilmeli, pişirme işlemi yeterli bir şekilde yapılmalıdır. Soru 4: Covid-19 salgını sürecindegıda işletmelerinin alması gereken önlemler nelerdir? Personelin gıda hijyeni konusunda eğitilmesi sağlanmalıdır. Personelin kişisel hijyen kurallarına uymaları ve genel hijyen kurallarına yönelik bilgilerinin güncellenmesi sağlanmalıdır. Hammadde tedariklerinde ve ürün sevklerinde hijyen kurallarına azami özen gösterilmelidir. (Örn. Karkas sevklerinde stokinet, gıda ile temas edebilir nitelikte poşet kullanımı vb.). Gıda üretim yerlerinde hijyen bariyerleri, alet ekipman sterilizasyon cihazları, el ve vücut hijyeni için gerekli alet ve ekipmanların tam ve eksiksiz, sağlam ve çalışır durumda olmalı, lavabo, duvar, zemin, tavan ve üretim alet ekipmanlarının ve personel sosyal alanlarının temizlik ve dezenfeksiyon sıklığının artırılmalıdır. Perakende satış yerlerinde ekmek satışları önceden ambalajlı olarak yapılmalı ya da tüketicinin doğrudan ekmeğe ulaşımını engelleyecek, elle çoklu seçim yerine gözle seçimi öne çıkaracak bir sistemin uygulanmalıdır. Perakende satış yerlerinde ürünlerin (kuruyemiş, bakliyat, şekerleme gibi) sunumunun; ürünlerin çevre etkisine ve müşterinin doğrudan temasına açık olması engellenmelidir. Perakende satış yerlerinde günlük dezenfeksiyon (ambalajlı ürünleri de kapsayacak şekilde) yapılmalıdır. Hijyen uygulamalarını güçlendirmek için personelin etkin denetimi sağlanmalıdır. Personelin iyi hijyen uygulamaları için gerekli ihtiyaçlarını sağlanmalıdır. Soru 5: İşletmelerde eldiven ve bone kullanımı zorunlu mudur? 5996 sayılı Kanun ve ilgili mevzuatlar açısından özellikle eldiven kullanımına ilişkin bir zorunluluk yoktur. Bone ve eldiven kullanımı işletme HACCP planında belirtilmiş bir önlem olarak yer alıyorsa (işletmenin özelliğine göre bunlardan biri ya da her ikisinin de kullanımı) kullanmak zorundadır. Ancak özellikle eldiven kullanımı HACCP ya da ön gereklilik planında işletme tarafından belirtmemiş ise kullanmaz. Yerine el hijyeni için geçerli bir yöntem tarif etmiş olmalıdır (çalışanın kolayca ulaşabileceği elle, kolla kumanda edilmeyen musluklu lavabo, sıvı sabun, tek kullanımlık havlu, kağıt havlu vb.). Güncel durumun hassasiyeti göz…

Diş Eti Şişmesi ve Alınacak Önlemler

Diş eti şişmesi çok yaygın görülen bir sağlık sorunudur ve bunun birçok farklı nedeni olabilir. Birkaç günden fazla süren diş eti şişmesi problemi yaşıyorsanız, diş hekimi uzmanınıza danışmanız önerilir. Randevunuzu beklerken, şişliğin ve rahatsızlığın şiddetini hafifletmek için yapabileceğiniz birkaç şey vardır. Olası Nedenleri Düşünün U.S. National Library of Medicine’e göre diş eti iltihabının birkaç yaygın nedeni vardır: İlaçlar:Yakın zamanda ilaç almaya başladıysanız, diş eti şişliğiniz ilacın bir yan etkisi olabilir. İlacın yan etkileri hakkında doktorunuzla görüşün ve alternatiflerin olup olmadığını araştırın. Ağız Bakım Ürünleri Marka Değişikliği:Yakın zamanda kullandığınız diş fırçası, diş macunu, ağız bakım suyu ya da diş ipi markasını değiştirdiyseniz, bu ürünlerin içerik maddelerinden birine reaksiyon gösteriyor olabilirsiniz. Yetersiz Beslenme:Özellikle C vitamini eksikliği diş eti iltihaplanmasına neden olabilir, dolayısıyla meyve ve sebze tüketmiyorsanız, sorun beslenme biçiminizde olabilir. Gingivitis (diş eti iltihabı):Diş eti şişliğinin temel nedeni diş eti iltihabıdır. Eğer dişlerinizi iyi fırçalamıyor ve diş ipi ile temizlemiyorsanız, sorun burada olabilir. Diş eti iltihabına katkı sağlayan çok sayıda başka neden ve etken vardır, bu nedenle semptomları diş hekiminizle görüşmek, doğru ve eksiksiz bir teşhis için en iyi yöntemdir. Rahatlama Yöntemi Bulun American Dental Association‘a göre, rahatsızlığı hafifletmek ve diş etlerinizdeki şişliği azaltmak için yapmanız ve yapmamanız gereken birkaç şey vardır. Yapılması Gerekenler: Dişlerinizi düzenli olarak fırçalayın ve diş ipi ile temizleyin. Eğer diş eti şişliğinin temel nedeni diş eti iltihabı ise, iyi bir ağız hijyeni iyileşmenin ilk adımıdır. Beslenme biçiminizi iyileştirin. Beslenme düzenine fazladan meyve ve sebze ekleyin ve bir süre kafeinli ve gazlı içeceklerden uzak durun. Ağzınızı tuzlu su ile çalkalayın. Bu yöntem, iltihaplı diş etlerinin ağrısını hafifletebilir. Diş hekiminize görünün! Diş eti rahatsızlığınız devam ediyorsa randevu almayı ihmal etmeyin. Şişliğin kesin nedenini diş hekimi uzmanı tespit edebilir, ayrıca dişlerinizin ve diş etlerinizin sağlığına daha çabuk kavuşmasına yardımcı olabilir. Kaçınılması Gerekenler: Diş etlerinizi tahriş eden diş macunlarını ve ağız bakım sularını kullanmaya devam etmeyin. Alkol içeren ağız bakım suları diş eti şişliğini tahriş edebilir. Etkilenen bölgeye zarar verdiğini fark ederseniz diş macununuzu değiştirin. Alkol ve tütün ürünleri kullanmayın, çünkü her iki madde de diş etlerinizi daha fazla tahriş edebilir. Sorunu görmezden gelmeyin. Şişliği azaltmak için harekete geçin ve diş etlerinizdeki şişliğin daha ciddi bir şeyin belirtisi olmadığından emin olmak için bir diş hekimi uzmanına başvurun.

2020 Yılının İlk 11 Ayında Ülkemizi 12.1 Milyon Yabancı Turist Ziyaret Etti

2019 yılında Türkiye’ye gelen yaklaşık 44,47 Milyon yabancı turistin yapmış olduğu harcamalar kişi başı ortalama 642 Dolar olarak belirtilmektedir. 2020 yılının üçüncü çeyreğinde kişi başı ortalama harcamanın 649 Dolar olduğu göz önünde bulundurulduğunda, geçen yılın aynı dönemine kıyasla kişi başı harcamaların arttığı söylenebilir.Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan elde edilen verilere göre 2019 yılının dördüncü çeyreğinde Türkiye’ye gelen toplam yabancı ziyaretçi sayısı yaklaşık olarak 42,9 milyon olurken, 2020 yılının dördüncü çeyreği için bu rakamın 12,1 milyon olduğu gözlemlenebilmektedir. 2020 yılının dördüncü çeyreğinde Türkiye’ye gelen 12,1 milyon yabancı turistin %38’i İstanbul’a, %26.4’ü Antalya’ya, %5.5’i Muğla’ya gelmiştir. Bu üç ili %2,9 ve %1,9’luk paylar ile Ankara ve İzmir izlemiştir. Gelen turist sayıları 2019 yılının dördüncü çeyreği ile karşılaştırıldığında yüksek oranda bir düşüş (%72) yaşandığı görülmektedir. Şubat ayı başında Çin’de başlayan COVID-19 salgını, Mart’ın ikinci haftası itibariyle de Türkiye’yi de önemli bir ölçekte etkilemeye başlamıştır. Çeyrek itibariyle sınır ve otel kapanmalarının ve azalan uluslararası turist hareketliliğinin sonuçlarının verilere yansıdığı söylenebilir. Tüm ülkelerin salgına karşı aldıkları sınır önlemleri ve turistlerin salgına karşı gösterdiği reaksiyonlar ise bu düşüşün ana sebepleri olarak görülmektedir. İşletme Belgeli ve Yatırım Belgeli tesis sayılarıincelendiğinde Türkiye genelinde toplam 487 bin oda kapasitesi ile 4.213 işletme belgeli, 77 bin oda kapasitesi ile 648 yatırım belgeli konaklama tesisi olduğu görülmektedir. İşletme belgeli tesislerin şehir kırılımlarına bakıldığında ilk sırayı 806 tesis ve 215 bin oda kapasitesi ile Antalya çekmekte, onu takiben 644 tesis ve 64 bin oda kapasitesi ile İstanbul gelmektedir. Muğla ise 411 işletme belgeli tesise ve 51 bin oda arzına sahiptir. Yatırım belgeli tesisler göz önünde bulundurulduğunda yakın gelecekte mevcut otel arzına dahil olacak 648 tesis içinde en büyük payı 96 tesis ve 21 bin oda kapasitesi ile Antalya almakta, onu takiben 89 tesis ve 10 bin oda kapasitesi ile İstanbul, 72 tesis ve 8 bin oda kapasitesi ile Muğla gelmektedir. 2019 yılında Türkiye genelinde yatak doluluk oranı %59’dur. Yatak doluluğu en yüksek olan şehir %70 ile Antalya, onu takiben %62 ve %61 ile İstanbul ve Muğla olmuştur. İzmir ve Ankara’nın yatak doluluk oranları sırasıyla yaklaşık %54 ve %42 olmuştur. 2020 yılının ilk 11 ayı itibariyle Türkiye genelinde işletme belgeli tesislerin yatak doluluk oranı %23,38’dir. 2020 yılı ilk 8 ayı itibariyle doluluk oranları Antalya’da %39,8, İstanbul’da %36,9, Ankara’da %30.6 ve Anadolu’da %32.8 olarak gerçekleşmiştir. Dolulukoranları geçen yıl aynı dönemle kıyaslandığında, en büyük düşüşün %50,2 ile İstanbul’da yaşandığıgörülmektedir. Gerçekleşen oda fiyatları (ADR) incelendiğinde ise; en yüksek oda fiyatı 106 Euro ile Antalya olup, 77 Euro ile İstanbul tarafından takip edilmektedir. Ankara ve Antalya’nın ise sırasıyla 56 Euro ve 34 Euro gerçekleşenoda fiyatına sahip olduğu görülmektedir. Gerçekleşen oda fiyatları geçen yıl aynı dönemle kıyaslandığında,en büyük düşüşün %14,8 ile İstanbul ve Anadolu’da yaşandığı görülmektedir

ÜÇ KITANIN ORTASINDAKİ TÜRKİYE LOJİSTİK AÇIDAN ÖNE ÇIKIYOR

Asya, Avrupa ve Afrika’nın ortasında bulunması ve üç tarafının denizlerle çevrili olması sayesinde Türkiye, lojistik açıdan yabancı yatırımcılara önemli imkanlar sunuyor. AA muhabirinin derlediği bilgilere göre, son yıllarda kara, hava ve deniz ulaşımına önemli yatırımlar yapılırken, bu durum yük ve kargo taşımacılığı, dolayısıyla dış ticaret rakamlarına yansıdı. Geride kalan 18 yılda 930 milyar lira civarında lojistik yatırımı gerçekleştirilirken, bunun yüzde 62’sini kara yolu yatırımları oluşturdu. Bu dönemde kara yolu yatırımlarının yaklaşık tutarı 566 milyar lira olarak hesaplandı. Söz konusu dönemde bölünmüş yol uzunluğu 6 bin 100 kilometreden 28 bin 195 kilometreye, otoyol uzunluğu da 1714 kilometreden 3 bin 523 kilometreye yükseldi. Sivil havalimanlarının yıllık toplam 317,85 milyon yolcu kapasitesi var Doğu-Batı ekseninde kıtaları birbirine bağlayan Türkiye, hava ulaşımına da önemli yatırım yaptı. Başta İstanbul Havalimanı olmak üzere, bu alanda ciddi projelere imza atan Türkiye’nin geçen yıl itibarıyla sivil hava trafiğine açık havalimanı sayısı 56 olurken, bu havalimanları yıllık toplam 317,85 milyon yolcu kapasitesine sahip bulunuyor. Yolcu trafiği, 2019 sonu itibarıyla 208,9 milyon olarak gerçekleşirken, bu sayı geçen yıl, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının olumsuz etkilerine rağmen, kesinleşmemiş verilere göre 81,7 milyon oldu. Demiryolu yatırımları Demir yolu yatırımları da Türkiye’nin son yıllardaki lojistik kapasitesini artıran faaliyetler arasında yer aldı. Avrupa yönüne Bulgaristan, Romanya, Macaristan, Polonya, Avusturya, Slovakya, Çekya ve Almanya’ya, Bakü-Tiflis-Kars Hattı üzerinden Gürcistan, Azerbaycan, Kazakistan, Türkmenistan, Özbekistan, Kırgızistan ve Tacikistan’a ve yine bu hat üzerinden Rusya ve Çin’e blok yük trenleri işletiliyor. Van/Kapıköy sınır garı üzerinden İran ve ötesi ülkelere de blok yük trenleri işletilirken, Pakistan ve Afganistan’a tren işletilmesi yönünde çalışmalar sürdürülüyor. Limanlarda geçen yıl 139 milyon ihracat yükü elleçlendi Üç tarafı denizlerle çevrili Türkiye limanlar üzerinden gerçekleştirilen ticaret açısından da önemli bir ülke konumunda bulunuyor. İstanbul ve Çanakkale boğazları Karadeniz’e kıyısı olan ülkelere daha güneydeki bölgelere inme imkanı verirken, dünyanın geri kalanıyla da bu ülkelerin deniz yoluyla temasını sağlıyor. Yurt genelinde Uluslararası Gemi ve Liman Tesisi Güvenlik Kodu (ISPS) sertifikasına sahip ve ticari yük taşımacılığı hizmeti veren 182 kıyı tesisi bulunuyor. Bu tesislerde geçen yıl 486 milyon 702 bin 168 ton yük elleçlendi ve bunun 138 milyon 902 bin 823 tonunu ihracat yükleri oluşturdu. Aynı yıl 226,5 milyon tonu ithalat, 138,9 milyon tonu ihracat olmak üzere 365,4 milyon ton dış ticaret taşıması gerçekleştirildi. “Türkiye, dünyanın üretim ve tedarik merkezi olma yolunda güçlü bir aday” Ankara Ticaret Odası (ATO) Başkanı Gürsel Baran, konuyla ilgili değerlendirmesinde, Kovid-19 salgınının dünyanın ticaret dengesini değiştirirken Türkiye için fırsatları da beraberinde getirdiğini söyledi. Baran, salgınla mücadele sürecinde sağlık ve ekonomi alanında başarılı mücadele yürüten Türkiye’nin, bir taraftan dünyadaki görünürlüğünü artırdığını, diğer taraftan üretim için alternatif arayışına giren yatırımcıların dikkatini çektiğini dile getirdi. Türkiye’nin, coğrafi konum, işgücü kaynağı ve potansiyel bakımından değerlendirildiğinde de dünyanın üretim ve tedarik merkezi olma yolunda güçlü bir aday olarak öne çıktığını belirten Baran, şu ifadeleri kullandı: “Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın öncülüğünde ülkemizde gerçekleştirilecek ekonomi ve hukuk reformlarının yatırımcıların güvenini daha da artıracağına inanıyorum. Riski az, güveni yüksek, kazancı tatminkar, coğrafi olarak avantajlı bir ülke durumundaki Türkiye’de yatırımcılar birçok sektöre yatırım yapma olanağına sahip.” Türkiye’nin, gelişmiş ulaşım olanakları, yeni inşa edilmiş köprüleri, havaalanları, ticareti, gelişmiş turizmi, kongre turizmi ve eğlence hayatı ile yabancı yatırımcılar için çekici bir ülke olduğunu belirten Baran, Türkiye’den Avrupa, Asya, Orta Doğu ve Kuzey Afrika’daki müşterilere kolay erişim…

LOJİSTİKTE DİJİTALLEŞME VE E-TİCARET

2020 yılına damgasını vuran koronavirüs pandemisinin olumsuz etkilerinin hissedildiği sektörlerin başında küresel lojistik sektörü gelmektedir. Çin’deki üretim faaliyetlerinin durdurulması ve yavaşlatılması Çin odaklı küresel arz-talep dengesi üzerinde daha önce benzeri görülmemiş bir baskı yarattı. Hammadde tedariki konusunda dünya ekonomilerinin daha önce nispeten sorunsuz işleyen küresel tedarik zinciri sayesinde ithal girdi ihtiyaçları ile hedef pazarlarının talepleri öngörülebilir ve planlanabilir iken, koronavirüs pandemisinin getirmiş olduğu belirsizlik tedarik zincirinin üreticiler, dağıtıcılar, alıcılar, lojistik hizmet sağlayıcılar, depocular vb. gibi unsurlarını geciken sevkiyatlar, artış gösteren lojistik maliyetler ve finansal mutabakatlardaki gecikmeler sebebiyle öngörülmesi ve planlanması zor bir süreç ile karşı karşıya bıraktı. Koronavirüs pandemisine yönelik alınan karantina ve sokağa çıkma yasakları gibi önlemler ile birlikte virüsten korunma amacıyla kalabalık ve kapalı alanlardan kaçınan tüketiciler pandemi öncesi alışveriş merkezleri, marketler ve perakende mağazalarına fiziki olarak giderek karşıladıkları ihtiyaçlarını e-ticaret altyapısı kullanarak gidermeyi tercih ettiler. OECD verileri Birleşik Krallık ve ABD’de perakende satışlarda e-ticaret payının özellikle koronavirüs pandemisinin etkilerinin küreselleştiği 2020 yılı başında yükselişe geçtiğini göstermektedir. 2019 yılının son çeyreğinde perakende satış içerisinde e-ticaretin payı ABD için yaklaşık yüzde 12, Birleşik Krallık için ise yaklaşık yüzde 21 iken 2020 yılının ikinci çeyreğinde bu oran ABD için yaklaşık yüzde 16, Birleşik Krallık için ise yaklaşık yüzde 32’ye yükseldi. Koronavirüs salgınının ekonomik olumsuzluklarını azaltmak için ticareti kolaylaştırmanın önemli bir zorunluluk olduğu tüm dünyada kabul edilmektedir. İçinde bulunduğumuz bu süreçte dünyanın önde gelen kurum ve kuruluşlarının gündemlerine aldıkları ticareti kolaylaştırma konusunda ülkemizde ticari faaliyetlerin kolaylaştırılması, bu amaca hizmet eden kurumlara destek verilmesi, bu yönde bir farkındalık oluşturulması geniş kapsamlı bir yaklaşım ile mümkün olabilecektir. Bu çerçevede ülkemizde de T.C. Ticaret Bakanlığı himayesinde Ticaretin Kolaylaştırılması Koordinasyon Komitesi 2017 yılında kurulmuştur. UTİKAD olarak komitenin kurulduğu günden bu yana aktif rol üstleniyor, ticaretin uluslararası standartlarda yapılması için ülkemizin ve sektörlerin yararına atılması gereken kolaylaştırıcı adımlara yönelik önerilerimizi sunmaya devam ediyoruz. Pandemiyle birlikte hem ülke ekonomilerini koruyacak hem de ticaret ve lojistik akışları kolaylaştıracak bu çalışmaların pandeminin olumsuz etkilerini hafifletmede büyük rol oynayacağı düşüncesindeyiz. Bu konuyla ilgili olarak 2019 yılında UTİKAD E-Ticaret Odak Grubu’nun çalışmaları neticesinde hazırlanan ”Türkiye’de E-Ticaret ve E-İhracat Gelişim Potansiyeli ve Lojistik Süreçler Raporu”nu kamuoyu ile paylaşmıştık. UTİKAD internet sitesi üzerinden dijital olarak yayınlanan rapor; özellikle KOBİ’lerin e-ticaret ve e-ihracata girişinin kolaylaştırılması ve e-ihracatın önündeki engellerin aşılmasına yönelik çözüm önerileri oluşturmayı hedefliyordu. Bugün geldiğimiz noktada ise; pandemi sonrası gelişen dinamikler nedeniyle UTİKAD E-Ticaret Odak Grubu tarafından güncellenme çalışmalarının sürdüğünden bahsetmek gerekiyor. Aynı zamanda UTİKAD olarak TOBB’un e-ticaret meclisinde e-ticaret lojistiği faaliyetleri yürüten üyelerini temsilen görev almakta ve çalışmalarımızı sürdürmekteyiz. Son olarak; Türkiye’nin konumunun stratejik öneminin ve küresel bir hub olabilmesi için yapılması gerekenlerin altını çizmeye devam edeceğimizi belirtmek isterim. Sektörümüzün hızla dijitalleşmesi, ticaretin kolaylaştırılması ve tabii ki gümrüklerimizde küresel entegrasyonun tamamlanması için fikirlerimizi ve projelerimizi kamuya iletmeyi sürdüreceğiz.Emre EldenerUTİKAD Yönetim Kurulu BaşkanıEkovitrin Dergisi Mart 2021

TİM, LOJİSTİK SORUNLARI ‘PORTAL’ İLE AŞACAK

TİM Başkanı İsmail Gülle, “Portal, lojistik firmalarıyla ihracatçılarımız arasında bir köprü vazifesi görecek. Ürünlerimiz, dünyanın dört bir köşesine artık daha hızlı, daha ucuz ve daha güvenli bir şekilde ulaşacak” dedi. Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM), İhracat 2021 Raporu’nu gerçekleştirdiği basın toplantısıyla tanıttı. Raporda; küresel ekonomi ve Türkiye ekonomisinin 2020 yılı performansı ve 2021 beklentileri yer alıyor. Küresel ticarette orta ve uzun vadeli trendler, Türkiye için fırsatlar ve riskler, küresel tedarik zincirlerindeki dönüşüm süreci ve TİM’in 2021 ajandası rapordaki önemli başlıklar arasında dikkat çekiyor. 100 bin ihracatçının gerekli potansiyel ve enerjiye sahip olduğunu belirten TİM Başkanı İsmail Gülle, “Bu yıl artık geleneksel bir yapıya kavuşan raporumuzun 3’üncüsünü yayımlıyoruz. 2021’de tekrar yükselen talep ve ekonomilerdeki normalleşmeyle, ihracatta yıllık rekorumuzu tazelemek ve 2021 yılı ihracat hedefimiz olan 184 milyar doları aşmak adına durmadan çalışacağız.” dedi. Lojistik sorunları çözebilmek adına oluşturdukları lojistik komitesi ile Türkiye Lojistik Portalı’nı kuracaklarını belirten Gülle, şu bilgileri verdi: “TİM olarak, lojistikte küresel olarak yaşanan sorunları dikkatle takip ediyoruz. Bu küresel soruna, ulusal bir çözüm getirmek adına hazırlıklarımızı tamamladık. Çok yakında, Türkiye Lojistik Portalımızı faaliyete geçirerek, bu portalı İhracatçılarımızın dünyaya açılan kapısı haline getireceğiz. Türkiye Lojistik Portalı ile ihracat hacmimiz artarken, lojistik noktasında önemli avantajlar elde edeceğiz. Portal, lojistik firmalarıyla ihracatçılarımız arasında bir köprü vazifesi görecek. Ürünlerimiz, dünyanın dört bir köşesine artık daha hızlı, daha ucuz ve daha güvenli bir şekilde ulaşacak. Önümüzdeki günlerde, portalımızın detaylarını paylaşacağız.”İmam GÜNEŞ – DÜNYA Kaynak: lojiport.com

TÜRKİYE İLE AZERBAYCAN ARASINDA E-TİCARET MUTABAKAT ZAPTI İMZALANDI

Ticaret Bakanı Pekcan ve Azerbaycan Ekonomi Bakanı Cabbarov, Türkiye ile Azerbaycan arasında e-Ticaret Mutabakat Zaptı’na imza attı. Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan, Bakü temasları kapsamında Azerbaycan Ekonomi Bakanı Mikayıl Cabbarov’la Türk ve Azerbaycanlı iş dünyasındaki STK başkanlarıyla yuvarlak masa toplantısına katıldı. Pekcan, toplantıda yaptığı konuşmada, Azerbaycan’ın Dağlık Karabağ’da elde ettiği başarıdan gurur duyduklarını, bugün iş dünyası ve hükümet temsilcileri olarak sahadaki başarıları ekonomik başarılarla taçlandırabilmek için bir araya geldiklerini söyledi. Türkiye ile Azerbaycan arasındaki Tercihli Ticaret Anlaşması’nın 1 Mart 2021’de yürürlüğe girdiğini hatırlatan Pekcan, “İkili ticaretimizin derinleşip çeşitlenmesi önemli. Bu anlaşmanın kapsamını genişletmek için çalışmalara başladık. Fakat tek millet vizyonu ile yola çıkarak tek pazar olarak yola devam edip Serbest Ticaret Anlaşması ile tamamlamayı hedefliyoruz. Bu doğrultuda ekonomik ilişkilerde en kapsamlı iş birliğini sağlamalı, fırsatları birlikte en iyi şekilde değerlendirmeliyiz. Türkiye ile Azerbaycan arasındaki ekonomik iş birliğinin derinleşmesi bölge ekonomisi için de çok şey ifade edecektir. Ayrıca, Türkiye ile Azerbaycan arasında artan ekonomik iş birliği, Orta Asya’daki Türki Cumhuriyetler ile olan etkileşimimizi de birlikte güçlendirecektir. Bu şekilde, hem ikili hem de bölgesel bir anlayışla, ekonomik iş birliğimizi stratejik bir biçimde ilerletmek için çalışmalarımızı müştereken sürdürmeliyiz.” dedi. Pekcan, Türkiye’nin AB ile mevcut Gümrük Birliği anlaşmasının önemli olduğu kadar Azerbaycan’ın da üçüncü ülkelerle olan mevcut tercihli ticaret düzenlemelerini son derece önemli gördüklerini, özellikle Ukrayna, Gürcistan ve Bağımsız Devletler Topluluğu coğrafyası gibi pazarlara giriş ve bu pazarlarla etkileşim açısından Azerbaycan’ın yatırımcılara sağladığı avantajın farkında olduklarını ifade etti. Türkiye ile Azerbaycan arasındaki karşılıklı yatırım ilişkilerinin oldukça memnun edici bir seviyede olduğunu söyleyen Pekcan, yatırımların daha da artması için hükümetler olarak her türlü desteği vermeye devam edeceklerini, bunun için “road show”lar düzenleyeceklerini bildirdi. Pekcan, Azerbaycan’ın Karabağ’da kazandığı zaferin Türkiye ile Azerbaycan ilişkilerinde her anlamda yeni bir açılım imkanı doğurduğunu, ikili ticaret, yatırımlar ve lojistikte yeni fırsatlar ortaya çıkardığını belirtti. 1 Nisan’da iki ülke arasında kimlikle geçiş sürecinin başladığını hatırlatan Pekcan, “Biz devlet olarak size her türlü kolaylığı sağlayacağız ama sizin de rol almanız gerekiyor. Bu yeni dönemi ve getirdiği fırsatları değerlendirme noktasında iş dünyamıza çok önemli rol düşmektedir. İşgal altından kurtarılan bölgelerdeki alt ve üstyapı projeleri, bu bölgelerde yapılacak yeni yatırımlar ve fabrikalar ile birlikte ticari faaliyetlerin artırılması, ortaya çıkan lojistik fırsatlar, ‘Orta-Koridor’ olarak nitelendirilen rotanın daha aktif kullanımı ve Azerbaycan’ın lojistikteki öneminin güçlendirilmesi gibi konular yeni dönemde, proaktif bir yaklaşımla üzerinde durmamız ve sonuç almamız gereken alanlardır. Hep birlikte, yakın iş birliği ve eşgüdüm halinde bu işi başarmalıyız, başaracağız.” şeklinde konuştu. Pekcan, hem Türkiye hem Azerbaycan devlet yetkililerinin ilişkileri geliştirme konusunda aynı görüşte olduğunu belirterek “Ticaretin kolaylaştırılması, gümrük ve lojistik alanlarındaki iş birliğinin artırılması, yatırımların karşılıklı artırılması gibi önemli gündem konuları çerçevesinde pek çok teknik hususu ele alıyoruz, çözüme kavuşturmak konusunda hemfikiriz.” diye konuştu. Bugün imzalanan e-Ticaret Mutabakat Zaptı’nın önemine de değinen Pekcan, “e-Ticaret gibi yenilikçi alanlar üzerinde çalışarak ilişkilerimizin geleceğine de yatırım yapıyoruz. Bizim amacımız (mutabakat zaptını) dijital ekonomik ortaklık anlaşması haline getirmek. Bu yönde de çalışmalarımıza hemen başlayacağız.” değerlendirmesinde bulundu. – “Ekonomik ilişkileri yepyeni bir boyuta taşıyabiliriz” Pekcan, iş dünyasından gelecek her türlü talep ve öneriye açık olduklarına işaret ederek şunları kaydetti: “Ülkelerimiz arasındaki ticari ve ekonomik ilişkilerde yeni bir döneme girdik. Tercihli Ticaret Anlaşmamızın yürürlüğe girmesi, kapsamının genişlemesi, Karabağ zaferinin getirdiği yeni imkanlar, Karabağ’da yapılacak yeni yatırımları, pandemi sürecinin küresel ekonomide yarattığı dönüşüm…

“İHRACATTA UÇTUK, İTHALATTA YÜZDÜK”

TÜİK verilerine göre 2021 Ocak-Şubat aylarında önceki yılın aynı dönemine kıyasla ihracat %5,9 artarken havayolu ile taşınan ihracat yükleri %4 artış gösterdi. Aynı dönemde ithalat artışı %1,4 olurken deniz yolu ile taşınan ithalat yükleri %9 arttı. Lojistik sektöründe yılın ilk iki ayında ihracatta hava yolu, ithalatta ise deniz yolu taşımacılığına ilgi arttı. TÜİK verilerine göre 2021 Ocak-Şubat aylarında önceki yılın aynı dönemine kıyasla ihracat yüzde 5,9 artarken hava yolu ile taşınan ihracat yükleri yüzde 4 artış gösterdi. Aynı dönemde ithalat artışı yüzde 1,4 olurken deniz yolu ile taşınan ithalat yükleri yüzde 9 arttı. Yekaş Fides Global Lojistik Hava ve Deniz Taşımaları Koordinatörü Aykut Yeşileker, “Konteyner tedarik sorununa rağmen Ocak-Şubat aylarında ithalat taşımacılığında deniz yolunun payı yüzde 50,9’dan yüzde 55,4’e çıktı. Kara ve demir yolunun payı da artarken hava yolunun payı azaldı.” dedi. İhracat havalandı, hava yolunun payı yüzde 8,1’e yükseldi Geçen yılın ilk iki ayında ihracat taşımalarının yüzde 7,8’inin hava yoluyla yapıldığını belirten Yeşileker, bu yılın ilk iki ayında bu rakamın yüzde 8,1’e çıktığına dikkati çekti. Yeşileker, hava yolu ile ihracat taşımacılığındaki artışta Turkish Cargo’nun ihracatçılara sağladığı kolaylıkların da etkili olduğunu dile getirdi. “Hava ve deniz yolunda dünyanın her noktasına hizmet veriyoruz” Yeşileker, Yekaş Fides Global Lojistik’in WCA ve FIATA üyesi olarak uluslararası deniz ve hava taşımacılığı operasyonlarında en kaliteli hizmeti en uygun maliyetle, tüm dünyayı kapsayan geniş bir acente ağı ile gerçekleştirdiklerini belirtti. Deniz yolu operasyonlarında limandan limana, limandan kapıya, kapıdan kapıya olarak tam konteyner ve parsiyel konteyner taşımacılığı yaptıklarını anlatan Yeşileker, hava yolunda ise tüm uluslararası havalimanlarından operasyonlar gerçekleştirebildiklerini sözlerine ekledi.Kaynak: lojiport.com