ÜLKEMİZDE ÇALIŞAN MEMNUNİYETİ
İnsan kaynakları departmanı açısından çalışan memnuniyeti belirli zaman periyotlarında işletmenin tüm çalışanlarının katılımıyla gerçekleşen anket şeklinde yapılır. Çalışan memnuniyeti konusu ise işletmeler için son derece önemli ve son derece dikkate alınması gerekir. Çünkü çalışanların memnuniyeti işletmenin daha verimli olmasını sağlayacak, ileriye dönük atılacak adımlarda hatta ücretlerin değerlendirilmesinde baz alınabilecek bir faktördür. Ülkemizde kurumsal şirketlerde çalışanların patron şirketlerine göre çalışan memnuniyeti oranı daha fazladır. Çünkü yapılan veya yapılacak terfilerde, görev tanımının belirlenmesinde, mesai saatlerinin ve mesai ücretlerin tespitinde, maaşların ödemelerinin zamanında yapılmasında kurumsal şirketler daha hassastır ve hatta verilen sözlerin tutulmasında daha etkin ve belirleyicidir. Patron şirketlerinde ise çalışan memnuniyetinin az olma sebebi, öncelikle eş, dost, akraba olarak çalışan sayısı fazladır. Dolayısıyla özellikle önemli departmanlarda sorumluluk verilecek kişi akrabalardan seçilecektir ve bu yaklaşım başarılı çalışanlar tarafından benimsenmez ve verim düşüklüğüne neden olabilir. Çünkü her konu patronla ilişkilendirilir ve alınacak kararlar yanlış da olsa patron tarafından değerlendirilerek işletmenin önündeki süreç belirlenir. Ayrıca bazı patron şirketlerinde mesai kavramı yoktur. Günlük işler uzayabilir ve mesai ücreti de belki ödenmeyebilir. Bu tür şirketlerde “işe adam değil adama iş yöntemi öne çıkar. Ülkemizde patron şirketlerinde personel almak veya çıkarmak belirli kriterler gözeterek yapılmayabilir. Hatta bazı patronlar işten ayrılan personelinin tazminatını bile ödemek istemez. İşletmelerde çalışan memnuniyetini sağlamak için aşağıdaki kriterler uygulanabilir. *Her insan gibi çalışanlar da hata yapabilir. Önemli olan yapılan bu hatanın tekrarlanmamasını sağlayarak personeli kazanmaktır. Hata yaptı diye bir çalışan rencide edilmemelidir. *Çalışan her bireyin ücreti zamanında ve tam olarak ödenmelidir. Onların da bir ailesi olduğu ve giderleri olduğu unutulmamalıdır. *Başarılı çalışan her birey ödüllendirilmelidir. Bu ödül; satıştan prim, kısa süreli tatil vs. şeklinde olabilir. *İş yerinde iş sağlığı ve güvenliği yasanın öngördüğü şekilde sağlanmalıdır. Bu konuda çeşitli kurumlardan yardım alınabilir. *Gerektiği zamanlarda personel eğitimi için girişimler yapılarak ihtiyaç duyulan konularda çalışanın bilgilendirilmesi verim açısından faydalı olacağı kesindir. *Çalışan hakları titizlikle uygulanmalıdır. Yıllık izin, dini ve milli bayramlarda tatil hakkı kesinlikle verilmelidir. *Başarılı elemanlara gerekli durumlarda maaşından mahsup edilmek üzere özel kredi verilebilir. Örneğin çocuğunun okul taksiti gibi. *İnsan kaynakları departmanı tarafından yapılan TURNOVER RATE oranı (İşletmelerde personelin sirkülasyonu) düşük olmalıdır. Çünkü bu oran yüksek olduğu taktirde çalışanlar birtakım streslere girecek veya kendilerince çözüm arayacaklardır. Yukarıdaki örnekler çoğaltılabilir. Ancak ister kurumsal ister patron şirketi olsun işletmenin verimliliği, karlılığı, ileriye dönük alınacak kararlar, önümüzdeki süreç için yapılacak yatırımlar gibi faktörler açısından çalışan memnuniyeti mutlaka sağlanmalıdır. Yukarıda tamamıyla personel açısından konuyu değerlendirmeye çalıştım. Ancak madalyonun bir de öbür yüzüne bakmayı unutmayalım. Üst düzey yöneticilerin veya patronların da çalışandan memnun olması gerekir. Olaya bu açıdan baktığımızda ise her çalışan aldığı görevi zamanında ve eksiksiz yapmak, mesai saatlerine uymak, üslerinden aldıkları emirleri yerine getirmek, eğitim aldı ise öğrendiklerini işletmenin menfaati için kullanmak gibi kriterlere dikkat etmek zorundadır. İşletmelerin başarılı olmasında, Pazar payının genişlemesinde, ürün gamının büyümesinde, ülkeye katma değer yaratmasında çalışanların katkısı olduğu kesindir. Bu da ancak iyi, çalışkan, işini seven, başarıdan başarıya koşan, şirket menfaatlerini kollayan kısaca işletmenin her birimini kendininmiş gibi düşünen elemanlarla mümkün olacaktır. Çalışan memnuiyeti konusuna ekonomik olarak bakacak olursak, ülkemizde sadece çalışan değil toplam nüfusumuzun %80 kadarı ekonomik olarak memnun değildir. Türk İş tarafından yapılan ve %20 lik dilimler halinde 5 grup olarak açıklanan enflasyon oranlarında hepsinin değişik oranı olduğunu görebiliriz. Başka bir araştırmada ise en zengin %20 lik kesimin (yaklaşık 18 milyon kişi)…
TRUMP TAN DOLAYI ÇİN DE ZENGİNLER ÜLKEYİ TERK EDİYOR
Çin hükümeti, ABD Başkanı seçilen Donald Trump’ın vadettiği yüksek gümrük vergilerinin ekonomide yaratacağı şoklara hazırlanıyor. Çin’de, iktidardaki Komünist Partisi emlak krizi ve COVID-19 salgını sırasında yaşanan aksaklıklar nedeniyle tıkanan ekonomiyi canlandırmada tüketicilerin ve üreticilerin daha fazla harcama yapmalarını sağlamak, Çin para birimi Yuan ve hisse senedi fiyatları düşüşüne engel olmak için bir dizi önlem alıyor. Bu bir bakıma ABD Başkanı seçilen Donald Trump’ın vadettiği yüksek gümrük vergilerinin ekonomide yaratacağı şoklara karşı Çin hükümetinin hazırlıkları olarak görülebilir. Öte yandan, Henley & Partners tarafından hazırlanan bir rapora göre, 2022’den bu yana 13.800 kadar ‘süper zengin’, ekonomik zorluklar nedeniyle ülkeden ayrıldı. İşte, Çin’in kaderini tersine çevirmek için 2025 yılının öncelikler listesinde yer alan bazı başlıklar: Harcamaları teşvik etmek Çin, sürdürülebilir enerjiyle çalışan araç modellerinin satın alınmasında başvurduğu araç geri dönüşüm programını genişletmeyi amaçlıyor. Çarşamba günü yapılan bir açıklamada, geçen yıl haziran ayında başlayan program sayesinde benzinle çalışan 6,5 milyon aracın elektrikli ve hibrit araçlarla değiştirildiği belirtildi. Yetkililer ayrıca, son birkaç ay içinde yeni beyaz eşya satışlarında çift haneli artış görüldüğünü kaydetti. Harcamalardaki yüzde 20’lik sübvansiyonun artık bir düzine alet-edevatı, cep telefonları gibi dijital ürünleri kapsadığı belirtildi. Buna ek olarak fabrikalardaki eski makinelerin yenilenmesi de sübvanse ediliyor. Keyfi denetimlere uyarı Adalet Bakan Yardımcısı Hu Weillie, salı günü gazetecilere yaptığı açıklamada, yerel yönetimlerin işleri aksatan “keyfi denetimlerden” kaçınmasını istedi. Devlet yayın kuruluşu Xinhua Haber Ajansı’nın aktarımına göre, varlıklara keyfi el konulması, üretimin durdurulması ve gücün kötüye kullanılması bu sayede engellenecek. Başbakan Li Qiang’a göre bu, Çin’deki iş ortamını iyileştirmeyi amaçlayan bir sürecin parçası. Bu adım, nakit sıkıntısı çeken yerel yönetimlerin şirketleri haraca bağladığına yönelik iddialar ve gelen şikayetler sonrasında atıldı. Daha fazla para Çin şimdiye kadar harcamalara teşvik ettirmede büyük bir proje başlatmamıştı. Daha hedefli ve kademeli bir yönteme başvuruyorlardı. Fakat Ulusal Kalkınma ve Reform Komisyonu Başkanı Zhao Chenxin, hükümetin bu tür harcamaları finanse etmede “önemli ölçüde daha büyük” ölçekli uzun vadeli hazine tahvilleri duyurmayı planladığını söyledi. Ayrıca kesin rakamlar, mart ayı başında yapılması planlanan yasama meclisinin yıllık toplantısına kadar gelmeyecek. Halkın parası Çin Merkez Bankası’nın geçtiğimiz hafta sonu düzenlediği toplantıda, ülkenin para birimi yuanın sabit tutulması ve piyasalarda istikrar sağlaması yönünde karar alındığı aktarıldı. “Renminbi” (halkın parası) olarak tanımlanan Çin para birimi, ABD doları ve diğer para birimleri karşısında zayıflayarak finans piyasaları üzerinde baskı oluşturuyor. Şanghay’daki borsa da 3.700’e yükseldiği eylül ayı sonundaki kısa canlanmanın ardından yeniden düşüşe geçip 3.200 seviyesine geriledi. Yuan çarşamba günü dolar karşısında 7.3278’den işlem görüyordu. Ekim ayı başında 7’ydi. Yuanın zayıflaması Çin’in ihracatını daha rekabetçi hale getirebilir. Fakat ülkenin ticari ortaklarını kızdırma riskini de taşır. Ekonomiyi övmek Çin’deki iktidar, muhalefete çok az alan tanıyor ve bu bir bakıma ekonomi hakkında konuşmayı da kısıtlıyor. Devlet Başkanı Xi Jinping’in liderliğine destek toplamaya çalışan yetkililer, ekonomi politikalarını eleştiren uzmanların sosyal medya hesaplarını askıya aldı. Xinhua’nın geçtiğimiz günlerde yayınladığı bir haberde, “ana akım kamuoyu yaratılması” ve “kamuoyunu doğru şekillendirecek görüşlerin sağlanması” için çağrı yapıldı. Araştırma ve danışmanlık firması Rhodium Group’un yakın dönemde paylaştığı bir raporda, Çin’in geçen yılki gerçek ekonomik büyümesinin yüzde 2,4 ila yüzde 2,8 aralığında olduğu, gerçek büyümenin resmi olarak açıklanan yüzde 5’in altında kaldığı belirtiliyor. (Yukarıdaki yazı Euronews sitesinden alınmıştır.) ZAFER ÖZCİVAN Ekonomist-Yazar zozcivan@hotmail.com
TRUMP’A GÖRE SURİYE DEN ABD ASKERLERİNİN ÇEKİLMESİ TÜRKİYE İLE İLGİLİ
ABD’nin seçilmiş başkanı Donald Trump, Suriye’deki ABD askerlerinin durumunu ‘askeri stratejinin parçası’ olarak nitelendirerek Türkiye’ye atıfta bulundu. 20 Ocak Pazartesi günü Beyaz Saray’a dönmeye hazırlanan ABD’nin seçilmiş başkanı Donald Trump, Florida’daki Mar-a-Lago malikanesinde düzenlediği basın toplantısında Suriye’de konuşlu ABD askerlerine değindi. Trump, bir gazetecinin, “Suriye’den ABD askerlerini çekecek misiniz?” şeklindeki sorusuna, “Bunu size söylemeyeceğim çünkü bu bir askeri stratejinin parçası. Ancak şunu söyleyebilirim ki bu Türkiye ile ilgili bir durum,” diye devam etti. “Suriye’de yaşananlara bakarsanız, Rusya ve İran zayıfladı. (Cumhurbaşkanı Recep Tayyip) Erdoğan çok zeki bir adam; adamlarını oraya farklı biçim ve isimler altında gönderdi. Onlar da gidip orada kontrolü ele geçirdiler,” değerlendirmesinde bulundu. Devam eden bölümde Erdoğan için, “Benim arkadaşım ve saygı duyduğum biri. Onun da bana saygı duyduğunu düşünüyorum,” ifadelerini kullandı. Trump daha önce de Beşar Esad’ın devrilmesiyle sonuçlanan sürecin arkasında Türkiye’nin olduğunu iddia etmişti. 16 Aralık Pazartesi günü yaptığı açıklamada, “Erdoğan çok zeki ve sert bir adam. Türkiye çok fazla can kaybı olmadan dostane olmayan bir şekilde kontrolü ele geçirdi. Esad bir kasaptı. Çocuklara neler yaptığını gördük,” şeklinde konuşmuştu. “Türkiye büyük bir güç ve Erdoğan çok iyi anlaştığım biri. Büyük bir askeri güce sahipler.” Suriye’de ABD’nin 2.000 askeri bulunuyor. ABD Savunma Bakanlığı Sözcüsü Patrick Ryder, Aralık 2024’te yaptığı bir açıklamada, “Suriye’de yaklaşık 2.000 ABD askeri bulunuyor ve bana açıklandığı kadarıyla bu ek kuvvetler, görev gereksinimlerini karşılamak için konuşlandırılan geçici rotasyon kuvvetleri olarak değerlendiriliyor. Çekirdek sayı 900 ABD askeri daha uzun vadeli konuşlandırma için bulunuyor,” demişti. Ryder, 2.000 ABD askerinin Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ın devrilmesinden önce Suriye’de konuşlandığını belirtti. Ne olmuştu? Suriye’de 13 yıldır devam eden iç savaş, HTŞ ve diğer muhalif grupların son 12 günlük operasyonunun ardından Esad ailesinin 54, Baas Partisi’nin 61 yıllık iktidarının bitişiyle sonuçlandı. Ülkenin kuzeybatısında, İdlib’de konumlanmış ve yaklaşık 4 milyonluk bir nüfusu idare ettiği belirtilen HTŞ tarafı, 27 Kasım Çarşamba günü sabahı Türkiye’nin de desteklediği Suriye Milli Ordusu’nun (SMO) yardımıyla, Şam’daki Suriye hükümetine ve ordusuna karşı “Saldırganlığı Caydırma- Rad’ul Udvan” operasyonunu başlattı. Hızla ilerleyen muhalifler 28 Kasım’da Halep’i Şam’a bağlayan otoyolu kesti, aynı gün 46. Alay Üssü’nü ve en az 8 köyü ele geçirdi. 29-30 Kasım tarihlerinde ülkenin en büyük ikinci kenti Halep, muhaliflerin elindeydi. Bu gelişme sonrası Rus ve Suriyeli savaş uçakları, 2016’dan bu yana ilk kez, 2024’te muhaliflerin ele geçirdiği düşünülen mevzileri bombaladı. HTŞ’nin kontrolündeki muhalif gruplar 4 Aralık’ta Hama, 7 Aralık’ta Humus ve 8 Aralık’ta Esad’ın ülkeyi yönettiği Şam’ı ele geçirdi. Bu gelişmelerden sonra Esad, Rusya’nın “insani gerekçelerle” tanıdığı sığınma hakkı kapsamında ailesiyle beraber Moskova’ya uçtu. HTŞ lideri Colani veya gerçek adıyla Ahmed Hüseyin el-Şara ise aynı gün Suriye devlet televizyonunda Esad’ı devirdiklerini açıkladı. (Yukarıdaki yazı Euronews sitesinden alınmıştır.) ZAFER ÖZCİVAN Ekonomist-Yazar zozcivan@hotmail.com
ÜLKEMİZDE VE ABD EYALETLERİNDE KİŞİ BAŞINA DÜŞEN MİLLİ GELİR
Mississippi, ABD’nin en fakir eyaleti. Fakat kişi başına düşen gelirde Avrupa’nın en büyük ekonomisi Almanya ile yarışıyor. Türkiye’den de dört kat daha zenginler. ABD’nin en yoksul eyaleti Mississippi’nin kişi başına düşen gelirde, Avrupa Birliği’nin en güçlü ekonomisi olan Almanya’nın sadece 1.524 euro (55.474 Türk Lirası) gerisinde olduğunu biliyor muydunuz? Ya da Türkiye’den dört kat daha zengin olduklarını? Daha adil bir karşılaştırma sağlayan satın alma gücü standardı (PPS) hesaba katıldığında, Lüksemburg ve İrlanda hariç, ABD’nin en yoksul eyaletinin tüm Avrupa Birliği ülkelerini geride bıraktığı görülüyor. Kısa bir hatırlatma: Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (GSYİH), bir ülkenin belirli bir dönemde (genellikle bir yıl) içinde üretilen tüm mal ve hizmetlerin toplam değeriyken, kişi başına düşen milli gelir, bir ülkenin toplam gelirinin (veya GSYİH ‘sının) nüfusuna bölünmesiyle elde ediliyor. Türkiye’de 2023 yılında kişi başına düşen milli gelir 13.110 dolar (463.791 Türk Lirası) seviyesindeydi. Bu rakam Mississippi’de 53.872 dolar (1,9 milyon Türk Lirası) civarında. Euronews, eyaletlerin 2024 yılındaki GSYİH’lerine ABD Ekonomik Analiz Bürosu’ndan (BEA), Avrupa ülkelerindeki rakamlara da Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) “Küresel Görünüm” raporu aracılığıyla ulaştı. ABD eyaletlerinde 2024 yılının üçüncü çeyreğinde mevsimsel olarak düzeltilmiş veri setleri ve ABD Nüfus Sayım Bürosu’nun Temmuz 2024’teki nüfus tahminleri kullanıldı. 2024’ün üçüncü çeyreğinde Mississippi’de kişi başına düşen milli gelir 53.872 dolardı. Bu rakam Columbia Bölgesi’nde 266.787 dolara (9,43 milyon Türk Lirası) kadar çıkıyor. Batı Virginia (58.100 dolar- 2,05 milyon Türk Lirası), Arkansas (58.578 dolar- 2,07 milyon Türk Lirası), Alabama (59.756 dolar- 2,11 milyon Türk Lirası), Güney Carolina (61.081 dolar- 2,16 milyon Türk Lirası) eyaletleri de alt sıralarda yer alıyor. İlk beşte New York (110.575 dolar- 3,91 milyon Türk Lirası), Massachusetts (104.588 dolar- 3,7 milyon Türk Lirası), Washington (102.759 dolar- 3,63 milyon Türk Lirası), California (99.619 dolar- 3,52 milyon Türk Lirası), Columbia Bölgesi’ni takip ediyor. Avrupa Birliği’nde de 2024 yılında kişi başına düşen milli gelir Bulgaristan’da 15.773 euro (574.142 Türk Lirası) iken Lüksemburg’da 125.043 euro (4,55 milyon Türk Lirası) seviyesindeydi. AB ortalaması 40.060 euro (1,45 milyon Türk Lirası), ABD ortalaması 80.023 euro (2,91 milyon Türk Lirası) olarak ölçüldü. Avrupa’nın en büyük beş ekonomisinde Almanya’da kişi başına düşen milli gelir 51.304 euro (1,86 milyon Türk Lirası) iken, bu rakam İngiltere’de 48.441 euro (1,76 milyon Türk Lirası), Fransa’da 44.365 euro (1,61 milyon Türk Lirası), İtalya’da 37.227 euro (1,35 milyon Türk Lirası), İspanya’da 33.070 euro (1,2 milyon Türk Lirası) seviyesindeydi. Avrupa’nın en büyük beş ekonomisi kişi başına düşen milli gelire göre değil, toplam ekonomik büyüklüğe, yani Gayri Safi Yurtiçi Hasıla’ya (GSYİH) göre tanımlanıyor. Mississippi, Almanya’ya çok yakın, Türkiye’den çok uzak Bu rakamlar göz önünde bulundurulduğunda, ABD’de “en yoksul eyalet” olarak tanımlanan Mississippi’nin, Avrupa’nın en büyük ekonomisi olan Almanya’nın, kişi başına düşen milli gelirde 1.524 euro (55.474 Türk Lirası) geride olduğu sonucuna varılıyor. Almanya, 2024’te dünyanın en büyük üçüncü ekonomisiydi ve Avrupa Birliği’nin GSYİH’sine yüzde 24,3 oranında katkı sağladı. Türkiye ise, IMF’in sağladığı veriler doğrultusunda, 1,024 trilyon dolarlık (36,23 trilyon Türk Lirası) GSYİH’si ile 2023 yılında dünyanın en büyük 17. ekonomisiydi. Kişi başına düşen milli gelir 13.110 dolardı. Yani Mississippi’den 40.762 dolar (1,44 milyon Türk Lirası) daha az. Bu hesapta ABD’nin en yoksul eyaletinde kişi başına düşen gelir, İspanya’dan 16.710 euro (608.249 Türk Lirası), İtalya’dan 12.553 euro (456.933 Türk Lirası), Fransa’dan 5.415 euro (197.107 Türk Lirası) ve İngiltere’den 1.339 euro (48.740 Türk Lirası) daha…
TRUMP IN ELEKTRİKLİ ARAÇ POLİTİKALARI VE ÜRETİCİLERİN 2025 TAHMİNLERİ
Elektrikli araç talebinin bu yıl artmaya devam etmesi bekleniyor, ancak politika değişiklikleri ve tarifeler konusundaki belirsizlik tahminleri gölgeliyor. S&P Global Mobility’ye göre, bataryalı elektrikli araçların küresel satışlarının 2025 yılında yüzde 30’luk bir artışla 15,1 milyona ulaşması bekleniyor. Aynı zamanda bataryalı elektrikli araçların hafif araç pazar payının yüzde 16,7’sini oluşturması da beklentiler arasında. Ancak araştırma raporuna göre, Donald Trump’ın başkanlığı hem elektrikli araç üreticileri hem de tüketiciler için vergi ve diğer teşviklerde büyük politika değişiklikleri anlamına gelebileceğinden, Tesla, Çinli BYD ve diğer üreticiler 2025 yılında büyük bilinmeyenlerle karşı karşıya. Rapor, ithalatta gümrük vergisi tehdidinin ve küresel olarak misilleme gümrük vergilerinin elektrikli araçların üretim ve satışını daha da zorlaştırabileceğine işaret ediyor. S&P Global Mobility’de otomobil istihbaratı müdür yardımcısı Stephanie Brinley, “Havada çok fazla belirsizlik var” dedi. “Bu, ille de gümbür gümbür gitmek isteyeceğiniz bir ortam değil.” ABD’de tüketiciler şu anda belirli yeni elektrikli araçlar için 7.500 dolara kadar federal vergi avantajı talep edebiliyor. Otomobil üreticileri de elektrikli araç üretimi ve altyapısı için bazı federal desteklerden yararlanıyor. Başkan Trump döneminde tüm bunların kesilmesi mümkün. Trump başkanlık kampanyası sırasında elektrikli araçlar için federal vergi kredisini kınadı. Bunu, otomobil endüstrisine zarar verecek “yeni yeşil aldatmacanın” bir parçası olarak nitelendirdi. Yine de yeni yönetimin, otomobil üreticilerine potansiyel olarak yardımcı olabilecek endüstrilerin daha geniş bir şekilde serbestleştirilmesi için baskı yapması bekleniyor. Daha büyük elektrikli araç üreticilerinden bazıları, tüketiciler ve üreticiler için faydalar sağlasa bile karışık bir 2024 geçirdi. Tesla’nın satışları yüzde 1,1 düşerek son 10 yıldır ilk kez yıllık bazda düşüş gösterdi. Rivian’ın teslimatları ise yüzde 2,9 arttı. Gümrük tarifeleri sektör için bir başka tehdit. Üretim küresel olarak gerçekleşiyor ve süreç boyunca parçalar ithal ve ihraç ediliyor. Trump Meksika, Kanada, Çin ve diğer ülkelerden yapılan ithalatı vergilendirmekle tehdit etti ki bu da muhtemelen misilleme tarifelerine yol açacaktır. Çin elektrikli araçlar için en büyük pazar ve onu ABD izliyor. ABD’de Tesla, pazar payının yaklaşık yüzde 50’sine sahip olan baskın elektrikli araç üreticisi konumunda. Otomobil üreticileri, Trump’ın vergi kredilerini iptal etme ve gümrük tarifelerini uygulama tehdidini yerine getirip getirmeyeceğini görmek için diğer birçok sektörle birlikte bekle ve gör pozisyonunda. Daha geniş anlamda otomobil endüstrisi temkinli ilerliyor. Genel olarak S&P Global Mobility, hafif araç üretiminin 2024 yılında yüzde 1,6 düşmesini ve 2025 yılında yüzde 0,4 daha azalmasını bekliyor. Bu, otomobil üreticilerinin üretim ve talebi daha iyi eşleştirmesinin bir sonucudur. Toplam hafif araç satışlarının 2025 yılında yüzde 1,7 artması bekleniyor. Elektrikli araçlara geçiş sürecinin devam etmesi de üretimin daha ılımlı hale gelmesinde rol oynuyor. Ford ve General Motors gibi şirketler daha fazla kapasite eklemek yerine bazı durumlarda üretim kapasitesini elektrikli araçlara kaydırıyor. (Yukarıdaki yazı Euronews sitesinden alınmıştır.) ZAFER ÖZCİVAN Ekonomist-Yazar zozcivan@hotmail.com
Yeni dünyanın akıllı otelleri geliyor
COVID-19 salgınıyla hayatımıza bir daha çıkmamak üzere giren akıllı otel uygulamaları birçok eski alışkanlıklarımızla ile vedalaşmamızı sağlıyor. Yapay zeka, artırılmış gerçeklik, kişiselleştirilmiş hizmetler ve elbette robotlar… Önümüzdeki yıllarda oteller, bambaşka özellikler ve sıra dışı bir hizmet anlayışıyla hizmet verecek. İşte baş döndüren özellikleriyle akıllı otel uygulamaları… Hizmetler (Akıllı Telefon Otel Uygulaması) Gelişmiş arayüz ile sunulan zengin kriter seçeneği ile uygun otel arama Resepsiyonisti beklemek zorunda kalmadan otele giriş yapabilme NFC özellikle akıllı telefonu kimliğin tanınması ve telefonu oda anahtarı olarak kullanabilme Otel odasının ısı, ışık, mini bar v.b. kaynaklarını yönetebilme Konsiyerj hizmeti olarak restoran, spa, havuz, fitness salonu gibi otelin farklı departmanlarının yanı sıra turistik yerlerin açıklamaları da dâhil olmak üzere sunulan otel rehberi hizmetine erişebilme Daha kapsamlı görselleştirme sağlamak amacıyla kullanılan multimedya içerikten faydalanabilme Otel ortamını ses ve grafikler şeklinde sanal bilgisayar tarafından üretilen arttırılmış gerçeklik teknolojisi ile görüntülemek ve çevredeki yerler hakkında telefonun ekranını tutarak arttırılmış gerçeklik teknolojisi ile bilgi alabilme Otelde çıkış işlemlerini yaparak, mini barda tükettikleri içkiler ve ekstra ödemelerin de eklendiği faturayı uygulama aracılığıyla ödeyebilme Temassız ödeme ile otel içinde ödemeleri yapabilme Kişiselleştirilmiş Servisler Akıllı otel sistemi, müşterilerin TV, klima, mini bar kullanımı ve kullanılan hizmetler hakkında geçmiş tercihlerini müşteri profili veri tabanında tutar ve sonraki gelişlerinde bu verilere göre hizmetlerini kişiselleştirir. (Otel odasındaki mini bar önceden en çok tercih edilen içeceklerin konması) Akıllı Kart Önceden para yüklenen kart ile otel içinde alışveriş yapabilme Kiosk Mobil uygulama ile sağlanan tüm hizmetlere erişebilme Akıllı karta para yükleme Akıllı Servis Personeli Restorandaki otel personelinin el cihazına yüklü yazılımı kullanarak, müşterilerin geçmiş tercihlerinin yanı sıra demografik bilgilerini de kullanarak müşteriye menü öğeleri tavsiyesi yapabilme Akıllı Oda Müşteri, odada sesli komut ile oteldeki aktiviteler hakkında bilgi almak istediğini söylediğinde, akıllı büyük ekranlara oteldeki günlük aktiviteler, kahvaltı/öğle yemeği zamanlarının ve menülerin yansıtılması. Sonrasında, akıllı büyük ekranların değiştirilebilen duvar kağıdı görünümü alması Ses komutları ile banyodaki suyun sıcaklığının ve basıncının ayarlanabilmesi ve banyodaki akıllı büyük ekranlardan istediği videoyu ses komutlarıyla açabilmesi Odadaki sensörlerin oda koşullarını sürekli takip ederek gerekli durumlarda konuklar uyurken bile klimayı sıcaklık ve nem için otomatik olarak ayarlaması Konukların sağlık durumlarında acil bir durum oluştuğunda, sistemin doktora haber vermesi. Tuvaletteki sensörlerin idrardaki kan ve şekeri ölçerek sorunlu bir durum algılandığında gerekli ilk yardım önlemlerinin alınması. Çocuk Takip Bileklikleri Müşterinin RFID özellikli bileklikleri takan çocuğunu, büyük ve kalabalık oyun alanında cep telefonu aracılığı ile hem kameradaki görüntülerinden hem de kolundaki bileklik aracılığı ile konumundan takip edebilmesi Personel Performans Yönetim Sistemi Gerçek zamanlı servis ve bekleme sürelerinin sensörler ve servis personelinin kullandığı el cihazı aracılığı ile alınması. Performansı yönetilen ve ücretlendirilen personelin verimliliğinin artması ve bu veriler sayesinde sistemde sorunlu yerlerin kısa sürede tespit edilip gerekli çözümlerin geliştirilmesi ve böylece hizmet hızının artması. Akıllı Otel Kaynakları Yönetimi Mini barda yer alan RFID okuyucularından alınan bilginin, ilgili otel personelinin el cihazına bu içeceğin yenisini koy şeklinde görev bilgisine dönüştürülmesi. Stoğa dair gerçek zamanlı verilerin tutulması, böylece herhangi bir müşterinin bir şeyin bitmesi sebebi ile herhangi bir problemle karşılaşmaması. Hayaller gerçeğe dönüşürken zamanın ruhunu yakalayanlar ancak geleceği öngörecek şekilde bir yol haritası planlayabilir. Ünlü fütürist Dr. James Canton geleceğin otelleri araştırmasında öne çıkan yardımcı robotlar konuklarına güler yüzle ve en içten şekilde hoş geldiniz diyebilir mi? Bizim bu yeniliklerin tamamını görmeye ömrümüz yeter…
Başlarken ,
Her bir ihtiyaç bir projenin oluşumda en büyük faktördür. Eğer ki benzer projelerin maddi kaygısına ön planda ise proje hedef çizgisine çıkarak , firmaların ve yanlı haber merkezi haline gelmektedir. Bu projede hedef sektörde konuların detayların incelenmesi, yeni gelişmelerin iyi bir anlatım biçimde sunulması amaçlanmıştır. Kurumsal şirket yöneticileri en büyük özelliği öncelikle ilgili sektörü iyi incelemeleri, tüm ekonomik gelişmeleri bilgilenmeli e rakip firmaların stratejilerine bakarak marka yolunda bir stratejik yol harita çizmeleridir. Bu amaçla SEKTÖR TÜRK en önemli haber kaynağı olacaktır. Teşvik ve Kanunlardaki gelişmeler firmaların kısa zaman için maddi zararlar uzun süreçte gelişimde zarar vermektedir.
İYİ VE REEL EEKONOMİ İLE BÜYÜME STRATEJİSİ
Öncelikle belirtmek isterim ki; ekonomin “İYİ” olarak tanımlanması için “İstihdam, Yatırım ve İlerleme” üçlüsü yapıtaşlarına sahip olması gerekir diye düşünenlerdenim. Konuyu özellikle belirli bir çerçevede tutmak için klasik anlamda döviz veya borsa hareketleri ya da günceli meşgul eden bazı durum veya değişikleri temel sorunları göz ardı ederek yapılan ekonomi odaklı bazı yorumları pas geçmek istiyorum. Reel olmayan ekonomiyi çözüm diye sunan, üzerinde saatlerce yorumlar yapan kısaca havanda su döven arkadaşları okurken veya dinlerken ise sizlere “Aman dikkat” diyorum. Ekonomimiz sağlıklı büyümelidir. Nasıl mı? Ekonomi bir ülkenin tamamının gelirini nasıl kazandığı ve harcadığına bakılarak tanımlanır. Milli gelir; bir yıl içinde, üretilen mal ve hizmetlerin parasal değeridir. Kişi başına düşen sizin cebinize giren para değildir. Reel ekonomi tarım, madencilik, imalat, ticaret, inşaat, taşımacılık, turizm gibi mal veya hizmet üreten faaliyetin tamamına denir. Reel olmayan ekonomi ise; Bankalar, borsa, sigorta gibi “para”yı, para hareketlerini temel alan faaliyetler olarak tanımlanabilir. Şirketlerin borsada oluşan değerlerine bakılarak yatırım, alım yapmak yanıltıcı olabilir. Bu değerler genelde sanaldır ve çok hızlı değişim göstermeleri nedeniyle tek başlarına güvenilir değildir. Önemli başka bir detay ise borsaya arz edilen bölüm şirketin tamamı için de emsal teşkil etmez. Cari açık bir ülkenin ürettiğinden fazla harcaması olarak tanımlanır. Sanırım fark ettiğiniz üzere nedense (!) bazı dönemlerde hani, tam da içinde olduğumuz gibi bahar ve yaz ayları, ramazan, bayram ve seçim öncesi veya sonrası zamanlarda garip bir durgunluk oluşur piyasalarda. Maaşlı çalışanlarda az fark edilen bu durum piyasada paranın, nakitin azalması hatta neredeyse yok denemek seviyelere gerilemesi durumu yaşanır. Öte yandan fiyatlar belirli bir ivme ile, yine özel durumlar ve dönemlere bağlı olmak üzere yükselen bir oranda artar. “Enflasyon ile işsizliğin bir arada görüldüğü durgunluk dönemleri ülke ekonomisini olumsuz etkiler. Bu dönemlerin istidam odaklı yatırımla aşılması mümkündür.” Durgunluk dönemlerinde ilk dikkatimizi çeken piyasadaki nakit akışının azalması, ödemelerin sürekli ve çeşitli bahanelerle ertelenmesi, çek, senet ve özellikle nakit ödemelerin yapılmaması ve piyasada işler durgun, kesat, tatsız sohbetlerinin artmasıdır. Bu sohbetler başlangıçta sadece bazı sektörlere özel gibi görünse de yayılması bulaşıcı nitelikte ve mitoz bölünme ile hızlanma eğilimindedir. Durgunluk işsizliği artırma odaklı olmaya, yani işten çıkarmaların artması ve iş bulma imkanlarının azalması ile de genelin dikkatini çekmeye başlar. Sonraki aşamada ise dolaylı olarak ekmek, pide veya bakliyat ve temel ihtiyaç maddelerinin fiyatlarının bir önceki aya ve yıla bağlı olarak ne kadar arttığı olur.. Eğer direk alışverişi yapmıyorsak yani artışı biz fark etmesek de zaten TV, Gazete ve sosyal medya haberlerinde tekrarlarından zam, fiyat artışı duyurularından birine rastlarız. Sanırım bu aşamada salt bu detaylara takılmayıp konunun diğer bölümlerine bakmak iyi olur. Yatırım penceresinden bakacak olursak öncelikle ülkemizde çok sayıda girişken olduğunu ama az sayıda başarıya ulaşmış girişimci ve yatırımcı olduğunu söylemek mümkün. “Yatırımlar ülke ekonomisinin sağlıklı olması için gereklidir. Kurumsal yatırımlar ve ülkenin yaptığı yatırımları ise çoğunlukla seçim ve özelleştirme dönemlerinde dikkat çeker. Oysa ülkeler açısından yatırımların sürekliliği sadece hükümetler veya firmalar için değil tüm bireyler için önemlidir.” Örneğin yerli yatırımcılar için; “Yatırım istek ve iştahını kaybetmiş girişimci, firma ve işadamı sayısı azımsanamayacak düzeyde” diyebiliriz. Öte yandan yabancı yatırımcı açısından ise; ülkenin istikrarı, ekonomiye olan güven ve yatırım sonrası yatırımın geri dönüşü (return on Investment- ROI) sürelerine ve temelde de yatırım verimliliğine salt bir alanda değil sektör, ilişkisel sektörler hatta ülke karşılaştırmaları…
Mehmet ÖZKÖK
MEHMET ÖZKÖK – Gelişen Dünya Düzeninde inovasyon İlk öncelikle www.sektorturk.com ‘u bu değerli girişimi sebebi ile tebrik ederim, bize fırsat sunduğu içinde ayrıca teşekkürlerimi sunuyorum. Gelişen dünya düzeninde inovasyon; bunca Ekonomist, Akademisyen, Araştırmacı ve Danışman var iken haddimi aşmadan küçük ve orta seviyelerde ticari girişimler yapmak isteyen girişimcilere birkaç tavsiye de bulunmak istiyorum. Hergün aynı şeyleri yaparak farklı sonuçlar elde edemeyiz, gelişen dünya düzeninde sık sık duyduğumuz bir kelime var artık günümüzde ‘’ ekmek aslanın ağzında değil artık midesinde! ‘’ rakiplerimiz günden güne artıyor, bununla beraber sürekli yükselen dolar kuru, ülkemizin geçme aşamasında olduğu zor süreçler, insanların yatırım kaygıları, büyük şirketlerin ayakta kalabilme mücadeleleri.. Eğer bir girişimci iseniz hepsini hesaba katmak ve fark oluşturmak mecburiyetindesiniz. Girişimcilik = ‘’ Risk ‘’ tir. Bir Girişimci ilerideki yaşamında haftada 56 saat çalışmamak için şimdiden hafta da 80 saat çalışmayı göze alan kişidir. Günümüzde ticaretin kuralları değişti, dünya düzeni değişiyor, değişen ve gelişen ticaret hayatına ayak uydurmak yada yok olmak, tercih siz değerli Girişimcilerin.. Ticaret hayatında Risk sürekli yaşayan bir kavramdır, siz sadece profesyonelliğiniz sayesinde riskin hangi oranlara inip-çıkacağına karar verip yönlendiren kişi olabilirsiniz. Riski yok etmek gibi bir kavram ise Ticaret hayatının dışındadır. Uzun uzun anlatmayacağım bu yazı da, kitabı sondan okumak diye bir tabir vardır. Aşağıdaki maddeleri uygulamanız takdirinde kısa süre de çevrenize örnek olacak ve uzun süre konuşulacak bir batış sergileyebilirsiniz. -Kendinizi güncellemeyin. -Müşterileriniz ile sıcak temas kurmayın. -Sattığınız ürün/hizmetin arkasında durmayın. -Çevrenizde hangi fuarlar/hangi reklam yöntemleri oluyor takip etmeyin. -Ar-Ge nedir? İçeriği nedir araştırmayın, çok fazla önem vermeyin. -Çalışanlarınıza iyi davranmayın, işlerin iyi gitmemesini sürekli onlara bağlayın. -İşinize dilediğiniz saatte gidin, ama geç gidin sabah uykusu herşeyden önemlidir. -Çevrenizde olan her türlü olumsuz gelişmede Devletinizi sizi yönetenleri suçlayın. (Bu hareket çok cool bir harekettir, çevreniz tarafından da daha kültürlü gözükürsünüz.) ve daha niceleri.. Gelişen ticaret düzeninde sürekli farkındalık oluşturmaya çalışan Cevdet USTA ‘ya sevgilerimle.. Mehmet ÖZKÖK Girişimci / mehmetozkoktr@gmail.com GG Şirketler Grubu Yönetim Üyesi














