ULUSLARARASI KREDİ DERECELENDİRME KURULUŞLARININ ÖNEMİ VE ÜLKEMİZE VERDİĞİ NOTLAR
Küreselleşen finans piyasalarında, ülkelerin ekonomik güvenilirliğini ve yatırım cazibesini ölçmek için çeşitli göstergelere ihtiyaç vardır. Bu noktada, uluslararası kredi derecelendirme kuruluşları hem devletler hem de özel sektör için kritik bir rol oynar. Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeler açısından bu kuruluşların verdiği notlar, finansal piyasalarda erişilebilirlik, borçlanma maliyetleri ve yatırımcı güveni üzerinde doğrudan etkili olur. Bu makalede, kredi derecelendirme kuruluşlarının işlevi, Türkiye’ye yönelik değerlendirmeleri ve bu notların ülkemiz ekonomisine yansımaları üzerinde duracağız.Kredi Derecelendirme Kuruluşları Nedir, Ne İşe Yarar?Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşları (credit rating agencies), ülkelerin, şirketlerin ve finansal araçların geri ödeme kapasitesini ve risk seviyesini analiz ederek not verirler. En bilinen üç büyük kuruluş Moody’s, Standard & Poor’s (S&P) ve Fitch Ratings’dir. Bu kuruluşlar, bir ülkenin ya da şirketin borçlarını zamanında ödeyip ödeyemeyeceğine dair objektif bir bakış açısı sağlarlar.Verilen notlar, yatırımcıların risk algısını şekillendirir; yüksek notlar düşük risk anlamına gelirken, düşük notlar yatırımcıyı uyarır. Dolayısıyla kredi derecelendirme notları, uluslararası finans piyasalarında borçlanma faiz oranlarını belirlemede önemli bir referans olur. Aynı zamanda ülkelerin dış krediye erişimi, yabancı yatırımcı çekme kabiliyeti ve hatta para politikalarının etkinliği üzerinde etkisi vardır.Türkiye’ye Verilen Notlar ve Değerlendirme SüreciTürkiye, gelişmekte olan bir ekonomi olarak kredi derecelendirme kuruluşlarının radarında önemli bir yere sahiptir. Ancak ülkemize yönelik kredi notları, siyasi, ekonomik ve finansal gelişmelere paralel olarak dalgalanmalar göstermektedir. Örneğin, son 10 yıl içinde Türkiye’nin kredi notları zaman zaman yatırım yapılabilir seviyenin (investment grade) altına düşmüş, bazen toparlanma sinyalleriyle yükseliş yaşamıştır.2025 yılı itibarıyla Moody’s Türkiye’nin kredi notunu “B1”, S&P’nin “B+” ve Fitch’in “BB-” seviyelerinde tutmaktadır. Bu notlar, Türkiye’nin kredi riskinin orta-üst düzeyde olduğunu ve yatırım yapılabilir seviyenin biraz altında kaldığını göstermektedir. Bu durumun temel sebepleri arasında enflasyon oranlarının yüksek seyretmesi, cari açık sorunu, jeopolitik riskler ve zaman zaman yaşanan makroekonomik dalgalanmalar gösterilebilir.Kuruluşlar raporlarında, Türkiye’nin güçlü genç nüfusu, stratejik coğrafi konumu ve büyüme potansiyelini olumlu not ederken, politika belirsizlikleri ve dış finansman ihtiyacının yarattığı risklere dikkat çekmektedir. Özellikle döviz kurlarındaki oynaklık, yüksek enflasyon ve bütçe açığı gibi göstergeler notların belirlenmesinde kritik rol oynuyor.Türkiye Ekonomisine Etkileri ve SonuçlarıUluslararası kredi notları, Türkiye ekonomisi için sadece bir gösterge değil, aynı zamanda ekonomik yönetim politikalarını da şekillendiren önemli bir parametredir. Düşük kredi notu, dış borçlanma maliyetlerinin artmasına yol açar, bu da kamu ve özel sektörün finansman giderlerini yükseltir. Sonuç olarak, yatırım ve büyüme üzerinde negatif baskı oluşur.Öte yandan, notların iyileşmesi Türkiye’ye daha uygun koşullarda borçlanma imkânı sağlar, yabancı yatırımcıların ilgisini artırır ve döviz rezervlerinin güçlenmesine katkıda bulunur. Bu yüzden hükümetler ve ekonomi yönetimleri, kredi notlarını yükseltmek için ekonomik reformlar, makroekonomik disiplin ve siyasi istikrar gibi alanlarda çaba harcar.Türkiye’nin son dönemde attığı adımlar arasında, finansal piyasaların şeffaflığını artırmak, enflasyonla mücadele etmek ve dış ticaret açığını azaltmak gibi stratejiler yer alıyor. Ancak uluslararası piyasaların güvenini kazanmak için daha sürdürülebilir ve öngörülebilir politikalar benimsemek kritik önemde.Dünya ve Türkiye Bağlamında Kredi Notlarının ÖnemiKredi derecelendirme kuruluşları sadece ülkeleri değil, küresel sermaye akışlarını da yönlendirir. Özellikle gelişmekte olan ülkeler için bu notlar, yabancı sermayenin gelip gelmeyeceği konusunda belirleyici olur. Türkiye gibi ekonomisi dışa açık ülkelerde kredi notu değişimleri, borsaya, döviz kurlarına ve faiz oranlarına ani dalgalanmalar olarak yansıyabilir.Dünya ekonomisi açısından baktığımızda, büyük finansal krizlerde kredi derecelendirme notlarının önemi bir kez daha ortaya çıkmıştır. Örneğin 2008 küresel finans krizinde bazı kuruluşların notlama hataları tartışma konusu olmuş ve kuruluşların güvenilirliği sorgulanmıştır. Ancak genel olarak, finansal…
TÜRKİYE’DE MEVDUAT HESAPLARININ ANALİZİ
Türkiye ekonomisinin temel taşlarından biri olan mevduat hesapları hem bireylerin tasarruf alışkanlıklarını hem de bankacılık sektörünün sağlıklı işleyişini anlamak açısından büyük önem taşıyor. Mevduat hesapları, ekonomide likidite yönetimi, faiz politikaları ve para arzı açısından kritik bir rol üstlenirken, aynı zamanda vatandaşların ekonomik güveninin ve tasarruf eğilimlerinin de bir göstergesi olarak görülüyor. Bu makalede, Türkiye’deki mevduat hesaplarının güncel durumu, eğilimleri ve ekonomik yansımaları detaylı bir şekilde ele alınacak. Mevduat Hesapları Nedir ve Türkiye’deki Önemi Mevduat hesapları, bankalarda açılan ve çeşitli faiz oranlarıyla işletilen tasarruf araçlarıdır. Vadeli ve vadesiz olarak iki ana kategoride incelenir. Vadesiz mevduatlar, günlük harcamalar için kullanılan hesaplar olup, faiz getirisi yoktur veya çok düşüktür. Vadeli mevduatlar ise belirli bir süre için yatırılan ve bu süre sonunda faiz kazancı elde edilen hesaplardır. Türkiye’de mevduat hesapları hem bireysel hem de kurumsal tasarrufların önemli bir parçasını oluşturur. Türk lirası (TL) mevduatları ile birlikte döviz mevduatları da ekonomide önemli bir yer tutar. Özellikle döviz mevduatları, ekonomik belirsizlik dönemlerinde vatandaşların riskten korunma aracı olarak tercih ettiği enstrümanlardan biridir. Mevduat Hesaplarında Son Dönem Gelişmeleri 2020 ve sonrasında Türkiye ekonomisi, yüksek enflasyon, faiz değişiklikleri ve döviz kurlarındaki dalgalanmalar gibi faktörlerden etkilendi. Bu dinamikler, mevduat hesaplarının yapısını ve tercihlerini önemli ölçüde değiştirdi. Faiz Politikalarının Etkisi:Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) uyguladığı faiz politikaları, mevduat faiz oranlarını doğrudan etkiliyor. Özellikle 2023 ve 2024 yıllarında politika faizlerinde yaşanan artışlar, vadeli mevduatların cazibesini artırdı. Faizlerin yükselmesi, vatandaşların TL mevduatlarını artırmalarına yol açtı. Enflasyonun Rolü:Yüksek enflasyon ortamında reel faiz oranları negatif seviyelerde seyrediyor. Bu durum, mevduat hesaplarından elde edilen kazancın enflasyon karşısında erimesine neden oluyor. Bu da bazı tasarruf sahiplerini alternatif yatırım araçlarına yönlendirdi. Döviz Mevduatları:TL’deki değer kaybı ve döviz kurlarındaki yükseliş, döviz mevduatlarına olan ilgiyi artırdı. 2024 verilerine göre döviz mevduatlarında belirgin bir artış yaşandı. Özellikle dolar ve euro mevduatları, ekonomik belirsizlik dönemlerinde tercih edilen güvenli liman oldu. Mevduat Hesaplarının Bankacılık Sektöründeki Yeri Türkiye’de bankacılık sektörünün finansman yapısı büyük ölçüde mevduatlara dayanıyor. Bankalar, topladıkları mevduatları kredi olarak ekonomiye aktarırken, bu süreç ekonominin büyümesi için hayati önemde. Likidite Yönetimi:Mevduatlar bankaların likidite yönetiminde temel kaynaktır. Özellikle vadesiz mevduatlar kısa vadede bankaların ödeme yükümlülüklerini karşılamada önemli rol oynar. Kredi Verme Kapasitesi:Bankaların kredi vermek için kullandıkları kaynakların büyük kısmı mevduatlardan oluşur. Bu nedenle mevduatlarda yaşanacak dalgalanmalar, kredi hacmini doğrudan etkileyebilir. Kâr Marjları:Bankalar, mevduat faiz oranları ile kredi faiz oranları arasındaki farktan kâr elde eder. Bu nedenle mevduat faizlerindeki artış, bankaların kâr marjlarını daraltabilir. Tasarruf Eğilimleri ve Mevduatların Sosyal Boyutu Türkiye’de tasarruf oranları, ekonomik istikrar, gelir düzeyi ve güven ortamı ile doğrudan ilişkilidir. Son yıllarda artan ekonomik belirsizlikler, vatandaşların tasarruf alışkanlıklarını ve mevduat tercihlerindeki değişimleri tetikledi. Tasarruf Oranları:TÜİK verilerine göre Türkiye’de hane halkı tasarruf oranı, son yıllarda dalgalı seyretmektedir. Özellikle gelir artışlarının enflasyon karşısında erimesi, tasarruf oranlarının düşmesine neden oldu. TL’ye Güven:Döviz kurlarındaki dalgalanmalar nedeniyle halkın TL’ye olan güveni azaldı. Bu durum, döviz mevduatlarının artmasına sebep olurken, TL mevduatlarında zaman zaman azalmalar yaşandı. Dijital Bankacılık ve Mevduatlar:Dijital bankacılığın yaygınlaşması, mevduat hesaplarının yönetimini kolaylaştırdı ve erişilebilirliği artırdı. Mobil bankacılık üzerinden vadeli mevduat açmak gibi işlemler, tasarruf yapmayı daha pratik hale getirdi. Geleceğe Dönük Beklentiler ve Öneriler Türkiye ekonomisindeki gelişmeler ve küresel finansal trendler, mevduat hesaplarının yapısını ve işlevini şekillendirmeye devam edecek. Enflasyonun kontrol altına alınması, faiz politikalarının istikrara kavuşması ve ekonomik güvenin artması, mevduatlarda pozitif etkiler yaratacaktır.…
TÜRKİYE’DE İNŞAAT MALZEMESİ SANAYİSİ
Türkiye Ekonomisinin Sessiz Gücü – İnşaat Malzemesi Sanayi Türkiye ekonomisinin büyüme hikâyesi anlatılırken genellikle hizmet sektörü, turizm ya da otomotiv sanayi ön plana çıkar. Oysa bu anlatıda gözden kaçan fakat ekonominin omurgasını taşıyan sektörlerden biri de inşaat malzemesi sanayisidir. Bu sektör yalnızca inşaat sektörünün bir parçası olmakla kalmaz; aynı zamanda demir-çelikten seramiğe, çimentodan cam ve yalıtım ürünlerine kadar geniş bir üretim ekosistemine sahiptir. 2025 yılının ilk yarısında inşaat malzemesi sanayi üretimi, geçen yılın aynı dönemine kıyasla sınırlı bir artış göstermiştir. Türkiye İnşaat Malzemesi Sanayicileri Derneği’nin (İMSAD) verilerine göre yılın ilk 6 ayında toplam üretim yüzde 1,2 oranında artarken, özellikle yalıtım ürünleri, seramik karo ve demir çelik mamullerde üretim hacminde ciddi dalgalanmalar yaşanmıştır. Bu tablo, sektörün yalnızca iç piyasa talebine bağlı olmadığını, dış ticaret rüzgârlarına karşı da oldukça hassas bir yapıya sahip olduğunu gözler önüne sermektedir. İnşaat malzemesi üretiminin bölgesel dağılımı da Türkiye’nin sanayi altyapısı açısından önemli bir gösterge niteliğindedir. Marmara ve İç Anadolu bölgeleri üretimin yoğunlaştığı merkezler olurken, özellikle Kayseri, Eskişehir ve Bilecik çevresindeki seramik ve cam üretim tesisleri dikkat çekmektedir. Çimento ve hazır beton üretiminde ise Akdeniz ve Güneydoğu bölgeleri öne çıkmaktadır. Dışa Açılan Kapı – İhracatta Yavaşlama Sinyalleri İnşaat malzemesi sanayisinin en güçlü yanlarından biri ihracata olan yüksek katkısıdır. Türkiye, Avrupa başta olmak üzere Orta Doğu, Kuzey Afrika ve Orta Asya ülkelerine büyük miktarlarda inşaat malzemesi ihraç etmektedir. Ancak 2025 yılı itibarıyla küresel ekonomik yavaşlama ve artan lojistik maliyetler, ihracat tarafında da ciddi bir baskı yaratmaya başlamıştır. Geçtiğimiz yıl 33 milyar dolar seviyelerinde olan inşaat malzemesi ihracatı, bu yılın ilk 6 ayında yaklaşık yüzde 4 oranında gerilemiştir. Özellikle Almanya, Fransa ve Irak gibi ana pazarların yavaşlayan inşaat talebi, Türkiye’deki üreticilerin sipariş defterlerinde boşluklar oluşturmuştur. Diğer yandan Çin ve Hindistan gibi ülkelerden gelen rekabetin de artması, ihracat fiyatlarını aşağıya çekmekte ve kâr marjlarını daraltmaktadır. Bu durum, özellikle küçük ve orta ölçekli üreticileri daha da zorlamaktadır. Büyük üretici firmalar; markalaşma, lojistik ağlarını geliştirme ve enerji verimliliği yatırımlarıyla ayakta kalmayı başarırken, ölçek ekonomisinden uzak kalan KOBİ’ler ise kârlılığını sürdürmekte zorlanmakta ve üretimlerinde kısıtlamaya gitmektedir. İhracattaki bu daralma, döviz girdisi ve dış ticaret dengesi açısından da önem arz etmektedir. Türkiye’nin sanayi ihracatının önemli bir kalemini oluşturan bu sektörün performansı, döviz rezervlerinin istikrarında da etkili olmaktadır. Sorunlar, Çözüm Önerileri ve Gelecek Stratejileri Sektörün üretim cephesinde yaşadığı en temel sorunların başında enerji maliyetleri, ham madde fiyatlarındaki dalgalanmalar, kur baskısı ve iş gücü maliyetleri gelmektedir. Özellikle enerji yoğun sektörlerden biri olan çimento ve cam sanayi, doğalgaz ve elektrik tarifelerinde yaşanan artışlardan doğrudan etkilenmektedir. Bu durum üretim maliyetlerini artırmakta ve rekabet gücünü düşürmektedir. Ayrıca inşaat sektöründeki genel yavaşlama, kamu yatırımlarındaki azalma ve konut kredilerinin daralması gibi nedenlerle iç talep de sınırlı kalmaktadır. Özellikle orta sınıfa yönelik konut üretiminin azalması, iç piyasada talep daralmasına neden olmakta ve bu da malzeme üreticilerinin kapasite kullanım oranlarını düşürmektedir. Bu tabloya rağmen sektör temsilcileri ve uzmanlar, inşaat malzemesi sanayisinin yeniden ivme kazanabileceği birkaç stratejik alan üzerinde durmaktadır: Yeşil Dönüşüm ve Sürdürülebilir Üretim: Enerji verimli malzeme üretimi, karbon ayak izi düşük ürünlerin teşviki ve geri dönüştürülebilir malzeme kullanımı gibi alanlarda yapılacak yatırımlar hem iç piyasada hem de AB pazarında rekabet avantajı sağlayabilir. Teknoloji ve Dijitalleşme: Üretim süreçlerinde dijital dönüşüm, akıllı fabrikalar ve otomasyon sistemlerine geçiş, verimliliği artırmakta ve maliyetleri düşürmektedir. Türkiye’de bu dönüşüm…
TRUMP’IN GÜMRÜK VERGİLERİNİN KÜRESEL TİCARET VE SERBEST BÖLGELERE OLASI ETKİLERİ
Gümrük Vergilerinde Yeni Dalgalar ABD’de Donald Trump’ın yeniden gündeme getirdiği gümrük vergileri, küresel ticaret düzenini yeniden şekillendirme potansiyeli taşıyor. Özellikle “önce Amerika” söylemiyle güçlenen bu yaklaşım, 2017-2020 döneminde Çin başta olmak üzere birçok ülkeyle ticaret savaşlarına yol açmıştı. Şimdi ise Trump’ın daha sert ve kapsamlı gümrük vergileri planladığına yönelik sinyaller, uluslararası ticaret sisteminde yeni bir belirsizlik dalgası yaratıyor.Trump’ın savunduğu politika, ABD’nin dış ticaret açığını azaltmayı ve yerli üretimi teşvik etmeyi amaçlıyor. Ancak küresel ekonomi, özellikle son yıllarda pandeminin, enerji krizinin ve jeopolitik gerginliklerin gölgesinde kırılgan bir yapı sergiliyor. Böyle bir dönemde ticaret duvarlarının yükselmesi, yalnızca ABD ile ticaret yapan ülkeleri değil; tedarik zincirlerinin tamamını etkileyebilir.Küresel Ticaretin Yeni RiskleriTrump’ın uygulamayı düşündüğü yüksek gümrük tarifeleri, yalnızca Çin değil, Avrupa Birliği, Meksika ve Kanada gibi yakın ticaret ortaklarını da kapsayabilir. Bu durum, küresel ticaretin temelini oluşturan “serbest piyasa ve düşük gümrük vergisi” ilkesine meydan okuyor.Küresel ölçekte gümrük tarifelerinin yükselmesi şu sonuçlara yol açabilir:Maliyet Artışı: İthal girdilere bağımlı olan birçok sektör, üretim maliyetlerinde keskin artışlarla karşılaşabilir.Tedarik Zinciri Aksamaları: Otomotiv, elektronik ve tekstil gibi küresel ölçekte parçalı üretim yapan sektörler ciddi aksaklıklarla yüzleşebilir.Yeni Ticaret Blokları: ABD dışındaki ülkeler, alternatif ticaret anlaşmaları ve bölgesel iş birlikleriyle Amerikan pazarına bağımlılığı azaltma arayışına girebilir.Korumacılığın Küreselleşmesi: ABD’nin attığı adımlar diğer ülkelere örnek teşkil edebilir, dünya genelinde korumacı politikaların artmasına yol açabilir.Bu tablo, 1930’larda yaşanan ve Büyük Buhranın derinleşmesine neden olan Smoot-Hawley Tarifelerini hatırlatıyor. Tarih, ticarette duvarların yükselmesinin küresel refaha katkı sunmadığını defalarca göstermiştir.Serbest Bölgeler İçin Yeni Fırsatlar mı, Yoksa Risk mi?Trump’ın gümrük vergilerinin en ilginç yansımalarından biri de serbest bölgeler üzerinde hissedilecektir. Serbest bölgeler, genellikle yatırımcıya gümrük ve vergi avantajı sağlayarak dış ticareti kolaylaştıran alanlardır. Bu bölgeler, dünya ticaretindeki korumacı eğilimlerden hem olumlu hem de olumsuz etkilenebilir.Olumlu Etkiler:ABD ile doğrudan ticarette zorlanan firmalar, üretimlerini serbest bölgelerde konumlandırarak maliyet avantajı elde edebilir.Asya ve Avrupa’daki bazı serbest bölgeler, küresel şirketlerin “ara üsleri” haline gelebilir.Türkiye gibi stratejik konumdaki ülkelerin serbest bölgeleri, yeni yatırımlar için cazip hale gelebilir.Olumsuz Etkiler:ABD’ye doğrudan ihracat yapan serbest bölge şirketleri, yüksek gümrük duvarları nedeniyle pazar kaybı yaşayabilir.Yatırımcılar, ticaret savaşlarının belirsizliği nedeniyle uzun vadeli yatırım kararlarında temkinli davranabilir.Dolayısıyla serbest bölgelerin geleceği, Trump’ın politikalarının yönü kadar, diğer ülkelerin vereceği karşılıklarla da belirlenecek.Türkiye İçin Çifte EtkiTürkiye açısından Trump’ın gümrük vergileri iki yönlü sonuç doğurabilir. Bir yandan ABD’ye ihracatta belirli sektörler kayıp yaşarken, diğer yandan Türkiye’nin serbest bölgeleri ve gümrük birliği avantajı yeni fırsatlar yaratabilir. Özellikle lojistik açıdan Avrupa ile Asya arasında köprü konumundaki Türkiye, küresel tedarik zincirlerinin yeniden şekillenmesinde daha stratejik hale gelebilir.Ancak burada kritik nokta, Türkiye’nin ticaret politikalarını hızla uyarlayabilmesi ve alternatif pazar stratejilerini geliştirebilmesidir. Örneğin, savunma, makine ve otomotiv gibi sektörlerde ABD pazarına erişim zorlansa da Orta Doğu ve Afrika pazarlarında daha güçlü konumlanma ihtimali doğabilir.Sonuç: Dünya Ticaretinde Çalkantılı Bir DönemTrump’ın gümrük vergileri, küresel ticaret düzenine meydan okuyan yeni bir “korumacılık dalgası” olarak değerlendirilebilir. Kısa vadede Amerikan üreticilerine nefes aldırsa da uzun vadede hem ABD ekonomisi hem de dünya ticareti açısından olumsuz sonuçlar doğurması kuvvetle muhtemeldir.Serbest bölgeler, bu süreçte hem fırsatların hem de risklerin merkezinde yer alacaktır. Küresel şirketler, yeni gümrük duvarlarını aşabilmek için bu bölgeleri birer “kaçış noktası” olarak görebilir. Ancak aynı zamanda artan belirsizlik, yatırım iştahını da törpüleyebilir.Sonuç olarak, önümüzdeki dönem, ülkelerin ticaret politikalarını yeniden gözden geçirdiği, serbest bölgelerin stratejik değerinin arttığı, ancak küresel ticaretteki kırılganlıkların da büyüdüğü…
Tether, Bit2Me’de azınlık hissesi alarak 30 milyon avroluk yatırım turuna liderlik etti
Dijital varlık sektörünün en büyük şirketi Tether, İspanyolca konuşulan bölgelerin lider dijital varlık platformu Bit2Me’ye azınlık hissesi alarak 30 milyon avroluk yatırım turuna liderlik ediyor; bu hamle, şirketin Avrupa ve Latin Amerika’daki büyümesini destekleyecek. Dijital varlık ekosisteminin öncü şirketlerinden Tether’in Bit2Me’ye yaptığı stratejik yatırım, şirketin Avrupa ve Latin Amerika’daki büyümesini desteklemeyi hedefliyor. 30 milyon avroluk yatırım turuna liderlik eden Tether, bu hamlesiyle Bit2Me’nin Avrupa Birliği genelindeki genişlemesine ve özellikle Arjantin gibi Latin Amerika pazarlarındaki varlığını güçlendirmesine katkı sağlayacak. Yatırım, Bit2Me’nin kısa süre önce AB’nin MiCA düzenlemesi kapsamında, İspanya’nın CNMV kurumu tarafından Kripto Varlık Hizmet Sağlayıcısı (CASP) olarak yetkilendirilmesiyle elde ettiği yasal başarıyı da perçinliyor. Bu lisans sayesinde Bit2Me, AB’nin 27 üye ülkesinde yasal olarak faaliyet gösterebilecek. “Avrupa ve ötesinde düzenlenmiş kripto hizmetlerinin geleceğini şekillendirmelerine destek olmaktan gurur duyuyoruz” Bit2Me’ye yaptıkları yatırım hakkında açıklamalarda bulunan Tether CEO’su Paolo Ardoino, “Tether olarak, Bit2Me’nin dijital varlık ekosistemi için uyumlu, güvenli ve kullanıcı dostu bir altyapı oluşturma konusundaki kararlılığını sürekli olarak gördük. Eğitim, şeffaflık ve kullanıcıyı güçlendirme odakları, Tether’in açık bir finansal sistem oluşturma misyonuyla yakından örtüşüyor. Avrupa ve ötesinde düzenlenmiş kripto hizmetlerinin geleceğini şekillendirmelerine destek olmaktan gurur duyuyoruz” dedi. Tether ile yapılan iş birliğine dair değerlendirmelerde bulunan Bit2Me Kurucu Ortağı ve COO’su Andrei Manuel, “Küresel bir lider olan Tether’in hissedar yapımıza katılması, Bit2Me için dönüştürücü bir an. Bu destekle, Avrupa ve Latin Amerika’daki liderliğimizi hızlandırmayı hedefliyoruz. Bu pazarlar, merkeziyetsiz finansın gücünü yeni yeni keşfetmeye başlıyor” ifadelerini kullandı. Bit2Me Kurucu Ortağı ve CFO’su Pablo Casadío, ”Güçlü büyümemiz ve güvenilir itibarımız, on yılı aşkın süredir şeffaflık, regülasyon ve müşteri odaklı yeniliklere olan bağlılığımızın bir sonucu. Tether’in desteğiyle artık ürünlerde, kullanıcı sayısında ve coğrafi olarak çok daha hızlı ölçeklenebilecek bir konuma geldik” dedi. 2014 yılında kurulan Bit2Me’nin bugün 1,2 milyondan fazla kullanıcısı ve 7.000’den fazla kurumsal müşterisi bulunuyor. 2025 yılı itibarıyla işlem hacmi 3 milyar avroyu aşmış durumda.
TEMMUZ 2025 VERİLERİYLE FİNANSAL YATIRIM ARAÇLARININ REEL GETİRİSİ
Finansal Gösterge Panosunda Temmuz 20252025 yılının ilk yedi ayı genel ekonomik belirsizlikler, sıkı para politikaları, yüksek enflasyon ve döviz kuru dalgalanmaları ile geçti. Temmuz ayı itibarıyla yatırımcılar açısından en temel soru yine aynıydı: “Paramı nereye yatırsam?” TÜİK tarafından açıklanan finansal yatırım araçlarının reel getiri oranları verilerine göre, yatırımcıların bazı tercihlerinin enflasyon karşısında eridiği, bazılarının ise yüksek reel kazanç sağladığı net biçimde ortaya çıktı.Temmuz 2025’te aylık TÜFE artışı %2,18 olarak gerçekleşti. Bu oran, finansal enstrümanların nominal getirilerinin enflasyona karşı test edildiği çıta oldu. Reel getiri, yani yatırımcının enflasyon sonrası elinde kalan gerçek kazancı bu çerçevede değerlendirildiğinde, tablo dikkat çekici sonuçlar ortaya koydu.Temmuz ayında yatırımcısına en yüksek reel getiriyi külçe altın sağladı. Altını sırasıyla BIST 100 endeksi ve Euro takip etti. Mevduat faizleri ise yatırımcıyı kâğıt üzerinde sevindiriyor gibi görünse de enflasyonla eriyerek gerçek anlamda negatif getiri sundu. Döviz cephesinde, Dolar ve Euro arasındaki performans farkı dikkat çekerken, yatırımcılar için kur riskinin ve küresel politikaların da ne kadar belirleyici olduğu bir kez daha görüldü.Yatırım Araçlarının Performans Analizi Külçe Altın: Yine Güvenli Liman Rolünde Temmuz ayında altın, %4,6’lık nominal getiri ile listenin başında yer aldı. Enflasyondan arındırıldığında ise %2,37’lik reel getiri sunarak yatırımcısını gerçek anlamda sevindirdi. Altının yükselişinde, küresel belirsizlikler, merkez bankalarının faiz politikalarındaki yumuşama beklentileri ve ABD-Çin arasında yeniden alevlenen ticaret gerginlikleri etkili oldu. Ayrıca içeride TL’nin değer kaybı ve jeopolitik risk algısı da altına olan talebi artırdı.BIST 100 Endeksi: Borsada Yüksek Volatilite, Ama Pozitif GetiriBIST 100 endeksi temmuz ayında nominal olarak %3,9 artış gösterdi. Enflasyon etkisi düşüldüğünde bile yatırımcısına yaklaşık %1,7’lik reel kazanç sağladı. Endeksin yükselişinde, banka hisseleri ve ihracatçı şirketlerin finansallarındaki iyileşme belirleyici oldu. Temmuz sonunda TCMB’nin faizleri sabit tutması ve “sıkı duruş devam edecek” mesajı da yabancı yatırımcının iştahını sınırlı da olsa canlandırdı. Ancak yine de borsa yatırımcıları açısından risk algısı yüksek kaldı.Euro ve Dolar: Kur Cephesinde AyrışmaDöviz piyasasında Euro, temmuz ayında %3,1’lik nominal getiri ile pozitif reel kazanç sunan yatırım araçları arasında yer aldı. Euro’nun reel getirisi yaklaşık %0,9 olarak hesaplandı. Dolar ise %2,0’lık artışla negatif reel getiri sundu. Bu durumda Euro’nun daha güçlü performansı, Avrupa Merkez Bankası’nın faiz politikalarında beklentiler ve Euro bölgesi dış ticaret dengelerinde yaşanan toparlanmayla ilişkilendiriliyor. Ayrıca Türkiye’nin dış ticaretinde Euro’nun ağırlığı da Euro yatırımlarına destek sağladı.Mevduat Faizleri: Enflasyona Karşı Kaybettirdi. Brüt %2,2 oranındaki 1 aylık vadeli TL mevduat faizi, net %1,87 seviyesinde bir getiri sundu. Ancak bu oran %2,18’lik enflasyonun altında kalarak yatırımcısına -0,30 puanlık reel kayıp yazdırdı. Bu, tasarruflarını mevduat hesabında değerlendiren bireylerin alım gücünün ay sonunda azaldığı anlamına geliyor. Yatırımcılar açısından risksiz gibi görünen bu araç, reel anlamda erimeye neden oldu.Devlet İç Borçlanma Senetleri (DİBS): Durağan Getiri, Zayıf KorumaDİBS’ler temmuz ayında yatırımcısına nominal olarak %2,0 civarında getiri sağladı. Ancak bu da enflasyonun gerisinde kaldı. Özellikle kısa vadeli tahvillerin getiri potansiyeli düşük kalırken, uzun vadeli kağıtlarda faiz beklentileriyle oynaklık yaşandı. Neticede DİBS’ler de reel kayıp yaşatan yatırım araçları arasında yer aldı.Genel Değerlendirme ve Yatırımcıya MesajlarTemmuz 2025 verileri, bir kez daha yatırım kararlarında enflasyonun göz ardı edilemeyecek kadar belirleyici olduğunu gösterdi. Nominal kazançlar yanıltıcı olabilirken, reel getiri, yatırımcının satın alma gücünü gerçekten artıran unsuru yansıtıyor. Bu çerçevede: Altın, temmuz ayında hem küresel hem yerel risklerden korunma aracı olarak öne çıktı. Borsa, seçici hisselerde ve iyi bilançoya sahip şirketlerde kazandırmaya devam etti.Euro, kur sepetinde daha…
Range Rover, Defender ve Discovery Müşterilerine Özel Ayrıcalık Programı, Yeni Mobil Uygulamada
Borusan Otomotiv’in Türkiye distribütörlüğünü üstlendiği Range Rover, Defender ve Discovery markaları için geliştirilen Land Rover Türkiye mobil uygulaması, ayrıcalıklı ve kişiselleştirilmiş müşteri deneyimi yolculuğunda önemli bir adımı temsil ediyor. Bu mobil platform, araçla ilgili süreçlerin yönetim ve takibini kolaylaştırırken, müşteri deneyimini gastronomiden seyahate, sanattan spora farklı alanlarda sunduğu ayrıcalıklar ile daha özel kılmayı başarıyor. Land Rover Türkiye mobil uygulamasının en dikkat çeken ve kullanıcı deneyimini farklılaştıran bölümlerinden biri olan Ayrıcalık Programı, markanın rafine yaşam tarzını dijital dünyaya taşıyor. Her ay güncellenen ayrıcalıklar, özel etkinlik davetleri ve farklı yaşam tarzlarına hitap eden özgün içeriklerle şekillenen bu alan, kullanıcıların uygulamayla kurduğu etkileşimi canlı tutmayı başarıyor. Borusan Otomotiv müşterilerine özel tasarlanan Ayrıcalık Programı ile kullanıcıların yaşam tarzına uyum sağlanırken; seyahat, gastronomi, sanat, sağlıklı yaşam, spor gibi alanlarda ilham verici deneyimlere özel erişim sağlanıyor. Uygulama indirildikten ve kullanıcı girişi işlemleri tamamlandıktan sonra tüm özellikleriyle aktif hale gelen bu alan, markaların dünyasıyla kesintisiz bir bağ kurulmasını sağlıyor. Uygulama üzerinden kullanıcılar, Borusan Otomotiv Yetkili Satıcılarından satın aldıkları araçlarına dair teknik bilgilere ve müşteri servis geçmişine erişebilirken, servis randevusu oluşturabiliyor ve model yılına göre şekillenen Servis Sadakat Programı’na ilişkin detayları inceleyebiliyor. Servis Sadakat Programı kapsamında, 2 yaş ve üzeri araçlar için işçilik ve yedek parça hizmetlerinde aracın yaşına ve kilometresine göre farklı ayrıcalık oranları sunuluyor. Böylece kullanıcılar, düzenli servis devamlılığı ile satış sonrası hizmetlerden daha ayrıcalıklı koşullarla yararlanabiliyor. Uygulama kapsamında sunulan Özel Asistan Hizmeti sayesinde kullanıcılar, kendilerine atanan Land Rover Ayrıcalık Yönetimi Danışmanı ile doğrudan iletişime geçebiliyor; bir concierge hizmeti gibi, ihtiyaç duydukları her an kişiselleştirilmiş destek alabiliyor. OneLife Blog ise Range Rover, Defender ve Discovery markalarının dünyasına ait ilham veren hikayelerin, yenilikçi teknolojilerin ve tasarım vizyonunun keşfedilebildiği özel bir içerik alanı sunuyor. Kullanıcılar bu içeriklerle markanın dünyasını daha yakından tanıma fırsatı buluyor. Fiziksel deneyimleri dijital platformla kusursuz bir şekilde harmanlayan Land Rover Türkiye mobil uygulaması, markaların sofistike, özgün ve ayrıcalık dolu evrenine rahatlıkla ulaşmanızı sağlıyor. Uygulama kullanıcıları; yalnızca araç sahiplerine özel olarak sunulan ayrıcalıklı deneyimlere kolaylıkla erişebilirken, Range Rover House, Destination Defender, Defender Experience gibi markaların özel etkinliklerine ilişkin duyurularından ilk olarak uygulama üzerinden haberdar olma fırsatını da elde ediyor. Gastronomi, sanat, wellness ve outdoor yaşam gibi farklı disiplinleri tek çatı altında toplayan bu özel etkinlikler; Defender’ın doğaya meydan okuyan güçlü karakteriyle, Range Rover’ın zarafet ve incelikle örülmüş duruşunu bir araya getirerek markaların dünyasını her yönüyle yaşamanızı mümkün kılıyor. Land Rover Türkiye mobil uygulaması, App Store ve Play Store’da. Web Sitesi: https://www.landrover.com.tr/mobil-uygulama/land-rover-turkiye Uygulamayı indirmek için: https://app.adjust.com/1qji2kn0
Akıllı Tarım Uygulamaları
1959 yılında Antalya’nın İbradı ilçesine bağlı ÜRÜNLÜ köyünde doğdu. İnşaat ustası baba ve ev hanımı annenin yedi çocuğunun en küçüğüdür. Antalya’da ilk, orta ve lise öğrenimi sırasında inşaat işçiliği, sebze meyve işçiliği yaptı.1978 yılında İstanbul Üniversitesi işletme fakültesini kazandı ve 1982 yılında mezun oldu. Üniversite öğreniminin ikinci sınıfında İstanbul Tahtakale’de hırdavat ticaretine başladı.21 yıl hırdavat ticareti yaptıktan sonra ülkenin ekonomik koşullarından dolayı büyük bir fabrikaya satış müdürü oldu. Daha sonraki süreçte başka işletmelerde satış direktörlüğü, grup satış müdürlüğü ve sektör başkanlığı yaptı. 2008 yılında yakalandığı kronik böbrek yetmezliği ve 2013 yılında diyaliz tedavisine başladıktan sonra emekli olmak durumunda kaldı. Emekli olduktan sonra kendi bilim dalı olan ekonomi konusunda çalışmalar yaptı. SATIŞIN TEMELLERİ ve Ürünlü köyünü anlatan İŞTE KÖYÜM İŞTE KÖYLÜM kitabına ilaveten EV HEMODİYALİZİ kitaplarının yazarıdır. Halen DÜNYA GAZETESİ-SANAYİ HABER AJANSI,TÜNAYDIN GAZETESİ NALBUR TEKNİK DERGİSİ-İŞ GELİŞTİRME DERGİSİ VE MADE IN TURKEY dergilerinde ekonomik ve sosyal makaleler yazan ZAFER ÖZCİVAN evli ve iki çocuk babasıdır. Bir zamanlar sadece çiftçinin elindeki kürek ve gözüyle görebildiği kadarını bilmek yeterliydi. Oysa artık tarlalarda sensörler, uydular, drone’lar ve yapay zekâ destekli sistemler var. Tarımda dijital dönüşüm, ‘akıllı tarım’ adı altında sessiz ama derin bir devrim yaratıyor. Bu devrim, sadece çiftçilerin değil; şehirdeki tüketicinin, gıda sanayisinin ve hatta çevrenin geleceğini de doğrudan etkiliyor. Topraktan Sofraya Dijital Yolculuk Geleneksel tarım yöntemleri, yüzlerce yıldır benzer şekilde uygulana geldi. Hava durumuna bakarak ekim yapmak, gözle hastalık tespiti ve sezgilerle sulama gibi yöntemler, geçmişte belki yeterliydi. Ancak günümüzde nüfusun artması, iklim değişikliği, su kaynaklarının azalması ve gıda talebindeki hızlı artış; tarımda daha bilimsel, veriye dayalı ve sürdürülebilir çözümleri zorunlu kılıyor.İşte tam bu noktada “akıllı tarım” kavramı devreye giriyor. Gelişmiş sensörler, GPS tabanlı takip sistemleri, drone teknolojileri ve yapay zekâ algoritmaları, tarladaki bitkinin büyümesini anbean izliyor. Çiftçiler, cep telefonlarına gelen bildirimlerle toprağın nem durumunu, hava koşullarını ve bitkinin gelişim sürecini takip edebiliyor. Bu sayede, tarlalar suya ihtiyaç duyduğunda sulama yapılabiliyor; gereksiz gübre veya ilaç kullanımı azaltılıyor. Bu teknolojilerin en önemli faydalarından biri de kayıpların önüne geçmek. Örneğin, bitkilerde erken hastalık tespiti sayesinde verimde ciddi düşüşlerin önlenmesi mümkün hale geliyor. Tüm bu veriler, hasat zamanının da daha isabetli belirlenmesini sağlıyor. Sadece Büyük Çiftçilere Değil, Küçük Ölçekli Üreticiye de Umut Akıllı tarım uygulamaları ilk başta maliyetli gibi görünse de uzun vadede ciddi kazanç sağlıyor. Daha az su, daha az gübre ve ilaç kullanımı hem çevreyi koruyor hem de üretim maliyetlerini düşürüyor. Bu da özellikle küçük ve orta ölçekli çiftçilerin rekabet gücünü artırıyor.Türkiye’de de son yıllarda birçok girişim, kooperatif ve teknoloji şirketi, küçük çiftçilere özel düşük maliyetli çözümler sunuyor. Tarımsal drone kiralama hizmetleri, cep telefonu tabanlı uygulamalar ve yerli sensör sistemleri, çiftçilere teknolojiyi erişilebilir hale getiriyor.Bu gelişmeler, tarımda “büyük balık küçük balığı yutar” anlayışının yerini, “bilgiyi kullanan kazanır” yaklaşımına bırakıyor. Yani artık tarlasında dijital sensör kullanan küçük bir çiftçi, büyük bir holding kadar verimli üretim yapabiliyor. Sürdürülebilirlik ve Çevresel Etkiler Akıllı tarım uygulamalarının bir diğer önemli yönü de çevresel sürdürülebilirlik. Bilinçsizce yapılan sulama ve gübreleme işlemleri, toprağın verimsizleşmesine ve su kaynaklarının tükenmesine neden oluyor. Oysa akıllı sistemler, gerçek zamanlı verilerle tam ihtiyacı kadar sulama ve gübreleme yapılmasını sağlıyor. Böylece hem üretim maliyetleri düşüyor hem de doğaya verilen zarar en aza iniyor. Ayrıca, doğru veriler sayesinde ilaç ve pestisit kullanımı da azaltıldığı için hem bitki sağlığı…
Kuveyt Türk Katılım Bankacılığında Bir İlke İmza Atarak Eximbank İş Birliğiyle Yeni İhracat Destek Finansmanı Programını Başlattı
Kuveyt Türk, Türk Eximbank iş birliği ile “Katılım Bankaları Aracılığıyla İhracat Destek Finansmanı” programını öncü olarak müşterileriyle buluşturdu. Program, ihracatçılara Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası kaynaklı, düşük maliyetli ve sürdürülebilir bir çözüm sunuyor. İhracatçı firmaların uygun maliyetli finansmana erişimini kolaylaştırmayı hedefleyen Kuveyt Türk, katılım bankacılığı sektöründe bir ilke imza atarak Türk Eximbank iş birliği ve Türkiye Katılım Bankaları Birliği (TKBB) desteğiyle “Katılım Bankaları Aracılığıyla İhracat Destek Finansmanı” programını devreye aldı. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın hazırladığı uygulama talimatı doğrultusunda geliştirilen bu yeni finansman modeli, faiz hassasiyeti olan ihracatçılara reeskont kredisine alternatif, düşük maliyetli ve sürdürülebilir bir çözüm sunuyor. Kuveyt Türk, ihracat yapan firmalara TL bazlı finansmana daha kolay erişim imkânı sağlarken dış ticaretin finansmanında daha kapsayıcı ve erişilebilir bir yapı hedefliyor. “İhracatçılarımıza maliyet avantajı sunan yeni bir dönem başlıyor” Kuveyt Türk Kurumsal ve Ticari Bankacılıktan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Dr. R. Ahmet Albayrak, programın önemine ilişkin şu değerlendirmede bulundu: “Kuveyt Türk olarak, Türk Eximbank iş birliğiyle sunduğumuz bu yeni finansman programını hem kurumumuz hem de sektörümüz adına tarihi bir gelişme olarak değerlendiriyoruz. İhracatçılarımıza ciddi bir maliyet avantajı sunan bu ürünün, ülkemizin ihracat hedeflerine ulaşmasına katkı sağlayacağına, reel sektörün büyümesini destekleyeceğine ve katılım bankacılığının dış ticaret finansmanında daha etkin bir rol üstlenmesine zemin hazırlayacağına inanıyoruz. Önümüzdeki dönemde, ihracatçılarımızı güçlü bir şekilde desteklemeye ve Türkiye’nin sürdürülebilir ekonomik büyümesine katkıda bulunmaya devam edeceğiz.” Kuveyt Türk Hakkında Kuveyt Türk, 1989 yılında kurulmuştur. Seçkin finansal ürün ve hizmetlerini etkin şekilde tasarruf sahipleri ve yatırımcılarla buluşturan Kuveyt Türk, müşteri odaklı yaklaşımı, teknoloji-inovasyon çalışmaları ve dijital dönüşüm yolunda attığı adımlarla sektöründeki öncü konumunu sürdürmektedir. Altın bankacılığı alanında adım atan ilk katılım finans kuruluşu olan Kuveyt Türk, ayrıca dünyada ve Türkiye’de ilk sürdürülebilir sukuk işlemini gerçekleştirmiştir. Altı yıl üst üste Türkiye’nin En İyi İşvereni ödülüne layık görülen Kuveyt Türk, 2021’de de ilk sırada Avrupa’nın En İyi İşvereni seçildi. Bugün itibarıyla Türkiye genelinde 452 şube ve dijital kanallarıyla müşterilerine hizmet veren Kuveyt Türk’ün merkezinde yer aldığı Kuveyt Türk Finans Grubu çatısı altında Neova Katılım Sigorta, Architecht, Kuveyt Türk Portföy, Kuveyt Türk Yatırım, Körfez GYO, Katılım Emeklilik, Sağlam Finansal Teknolojiler, KT Sağlam Gayrimenkul ile Almanya’daki KT Bank AG yer alıyor. Operasyonel çalışmalarının yanı sıra toplumsal değerleri temel alarak ve kültürel varlıklara sahip çıkarak önemli sosyal sorumluluk projelerine imza atan Kuveyt Türk, “Değerlerimizle büyüyoruz” yaklaşımı doğrultusunda birçok restorasyon projesi üstlenmiş, insani yardım kampanyalarına destekte bulunmuş, kitap ve belgesel gibi kalıcı eserler ortaya koymuştur.
Naturelgaz’ın, yılın ilk yarısında satış hacmi yüzde 25 artı; net karı 429 milyon TL’ye yaklaştı.
Taşımalı doğal gaz pazarında faaliyet gösteren Naturelgaz, 2025 yılının ilk yarısına yönelik finansal sonuçlarını açıkladı. Şirket, yılın ilk yarısında bir önceki yılın aynı dönemine göre satış hacmini yüzde 25 artırarak, 195 milyon Sm3’e çıkardı. Şirket operasyonel verimlilikteki iyileşmeler ve etkin maliyet yönetimiyle, FAVÖK’ünü yüzde 40 artarak 871,7 milyon TL’ye çıkarırken, net karını da yüzde 311 artışla 428,9 milyon TL’ye yükseltti. Şirket’in 2025 yılının ilk yarısına yönelik finansal ve operasyonel performansını değerlendiren Naturelgaz Genel Müdürü Hasan Tahsin Turan “Yılın ilk yarısı itibarıyla satış hacmimizi yüzde 25 artırarak 195 milyon Sm³ seviyesine taşıdık; verimlilik odaklı yatırımlarımız sayesinde güçlü ve istikrarlı finansal performansımızı sürdürdük” dedi. Naturelgaz, 2025 yılının ilk yarısına ilişkin açıkladığı finansal sonuçlarda güçlü bir performans sergiledi. Şirket, bu dönemde satış hacmini geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 25 artırarak 195 milyon Sm³’e yükseltti. Maliyet optimizasyonu ve operasyonel süreçlerdeki etkinlik artışı sayesinde FAVÖK yüzde 40 artışla 871,7 milyon TL’ye ulaştı. Net kar, yüzde 311 oranında artarak 428,9 milyon TL’ye çıkarken, vergi öncesi kar da yüzde 303 artışla 735,4 milyon TL oldu. Gelirler ise yüzde 16’lık artışla 3.662 milyon TL seviyesine yükseldi. Şehir gazı iş kolunda, 2024 yılı sonu itibarıyla 132 ilçe ve beldeye hizmet verilirken, bu sayı boru hattına geçen ilçeler ve yeni kazanılan ihaleler ile 2025 yılının ilk yarısı sonunda 126 ilçe ve belde olarak gerçekleşti. Buna karşın şirketin şehir gazı iş kolu satış hacmi abone artışı etkisiyle büyümeye devam etti. ‘Sürdürülebilir büyüme stratejilerimize kararlılıkla devam edeceğiz’ Şirket’in 2025 yılının ilk yarısına ilişkin finansal ve operasyonel performansını değerlendiren Naturelgaz Genel Müdürü Hasan Tahsin Turan “Taşımalı doğal gaz pazarındaki güçlü konumumuzu yılın ilk yarısında daha da pekiştirdik. Satış hacmimizi geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 25 artırarak 195 milyon Sm³ seviyesine taşıdık. Bu büyümeyi, verimlilik odaklı yatırımlarımız ve etkin maliyet yönetimimizle destekledik. Operasyonel verimlilikteki iyileşmeler sayesinde FAVÖK’ümüzü yüzde 40 artışla 871,7 milyon TL’ye, net kârımızı ise yüzde 311 artışla 428,9 milyon TL’ye yükselttik. Elde ettiğimiz bu güçlü finansal performans, sürdürülebilir büyüme hedeflerimize kararlılıkla ilerlediğimizin bir göstergesidir. Ayrıca Temmuz ayında Muş’taki GES projemizi tamamladık ve devreye aldık. Bu yatırım önemli ölçüde enerji maliyetlerinde tasarruf sağlamamızı sağlayacak ve operasyonel verimliliğimize katkıda bulunacak. Yatırımımızın etkilerini gelecek dönemdeki finansal sonuçlarda göreceğiz” dedi.
DUBAİ, VERGİSİZ YATIRIM CENNETİ OLMA YOLUNDA İLERLİYOR
Vergisiz yatırım imkânları ve yüksek kira getirileriyle dikkat çeken Dubai, 2024 yılında yüzde 17’lik fiyat artışıyla yatırımcıların gözdesi oldu. Türkiye’den de birçok şirket bölgeye yöneliyor. Dünyanın dört bir yanından yatırımcıları kendine çeken Dubai, vergi politikasıyla adeta yeni bir yatırım modeli sunuyor. Bireysel yatırımcılar ve şirketler için hayati önem taşıyan vergi yükünü ortadan kaldıran Dubai Emirliği, gelir vergisi, kira vergisi ve değer artış kazancı vergisi almıyor. Yalnızca tapu işlemlerinde yüzde 4’lük bir işlem bedeli alınması, şehri yatırım açısından daha da cazip kılıyor. Her gün en az iki yeni gayrimenkul projesinin lansmanının yapıldığı şehirde, halihazırda satışta olan proje sayısı 4.500’ü buluyor. Bu projelerle beraber Dubai, çölün ortasında yükselen bir yatırım üssüne dönüştü. Projeler Her Bütçeye Hitap Ediyor Dubai’de geliştirilen projelerde fiyatlar 160-200 bin dolardan başlarken, bazı ultra lüks konutlar 100 milyon doları aşıyor. Satılan her 100 konuttan 55’inin, halen devam eden projelerden oluştuğu belirtiliyor. Bu durum, yatırımcıların proje aşamasındaki gayrimenkullere olan yüksek ilgisini gösteriyor. Türk Yatırımcılar Dubai’yi Radarına Aldı Türkiye’den de birçok şirket Dubai’de yatırım fırsatlarını değerlendirmeye başladı. Dubai’de iki proje ofisi açan gayrimenkul yatırım uzmanı Parcell Estates’in kurucusu Özden Çimen, bölgedeki yükselen talebi şöyle değerlendiriyor: “Dubai’de gayrimenkul fiyatları 2024 yılında dolar bazında ortalama yüzde 17 arttı. Projeden alan yatırımcılar yüzde 40 peşinatla ödeme yapıp kalanı taksitlendirerek sahip olabiliyor. Kira getirileri oldukça tatmin edici. Yatırımın geri dönüş süresi 8-12 yıl arasında. Açıkçası bizi bile şaşırtan bir yatırımcı ilgisiyle karşı karşıyayız.” Yatırımcı Akını Sürüyor Dubai’nin yatırımcılara sunduğu düşük riskli ve yüksek getirili fırsatlar, sadece Ortadoğu’dan değil, Avrupa ve Asya’dan da yoğun ilgi görmesini sağlıyor. Şehir, yalnızca gayrimenkul yatırımlarıyla değil, aynı zamanda şirket kuruluşları açısından da cazip hale geldi. Kurumlar için vergi avantajı sunması, Dubai’yi uluslararası bir iş ve yatırım merkezine dönüştürdü.
İhracatta temmuz bereketi .EİB’nin temmuz ihracatı yüzde 8’lik artışla 1 milyar 650 milyon dolar oldu
EİB’nin temmuz ihracatı yüzde 8’lik artışla 1 milyar 650 milyon dolar oldu Ege İhracatçı Birlikleri 2025 yılının ikinci yarısına başarılı bir giriş yaptı. 2024 yılı temmuz ayında 1 milyar 533 milyon dolarlık ihracat yapan Egeli ihracatçılar, 2025 yılı temmuz ayında yüzde 8’lik artışla 1 milyar 650 milyon dolarlık ihracata imza attılar. Türkiye’nin temmuz ayı ihracatıysa yüzde 11’lik artışla 22 milyar 475 milyon dolardan, 24 milyar 951 milyon dolara ulaştı. Ege İhracatçı Birlikleri’nin ocak – temmuz döneminde ihracatı yüzde 1’lik artışla 10 milyar 525 milyon dolardan 10 milyar 653 milyon dolara çıkarken, son 1 yıllık dönemdeki ihracatı yüzde 2’lik artışla 18 milyar 120 milyon dolardan 18 milyar 522 milyon dolara ilerledi. Sanayi sektörleri ihracatlarını yüzde 8’lik artışla 821 milyon dolardan 889 milyon dolara yükseltirken, tarım sektörleri 2024 yılı temmuz ayında 601 milyon dolar olan ihracatlarını 2025 yılı temmuz ayında yüzde 9 büyüterek 654 milyon dolara ilerletti. Madencilik sektörü ise; 107 milyon dolarlık ihracatı hanesine yazdırdı. Demir ve demirdışı metaller sektörü 2,5 milyar doları aştı Ege İhracatçı Birlikleri bünyesinde ihracat lideri olan Ege Demir ve Demirdışı Metaller İhracatçıları Birliği, temmuz ayında ihracatını yüzde 29’luk artışla 189 milyon dolardan 243 milyon dolara çıkarırken, 7 aylık ihracatı yüzde 12’lik yükselişle 1 milyar 365 milyon dolardan 1 milyar 530 milyon dolara ilerledi. EDDMİB’in son 1 yıllık ihracatı da yüzde 5’lik artışla 2 milyar 515 milyon dolara ulaştı. Su ürünleri ve hayvansal mamuller ihracatında çifte mutluluk Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği, yumurta ihracatındaki 1,5 dolarlık fonun kalkmasıyla moral depolarken temmuz ayında ihracatını yüzde 32’lik rekor artışla 128,6 milyon dolardan 169,5 milyon dolara taşıdı. ESÜHMİB, EİB çatısı altında hem ihracatta ikinci hem de ihracat artış rekortmeni oldu. Çifte mutluluk yaşadı. Moda endüstrisi üçüncü oldu Ege Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği 128,5 milyon dolarlık ihracat performansıyla zirvenin üçüncü sırasına adını yazdırdı. EHKİB’in son 1 yıllık ihracatı 1 milyar 341 milyon dolar oldu. ETİB, ihracatta 1 milyar doları aştı 2025 yılına başarılı bir giriş yapan Ege Tütün İhracatçıları Birliği, ihracattaki artış seyrini temmuz ayında da sürdürdü. Temmuz ayında ihracatını yüzde 24’lük artışla 90 milyon dolardan 112 milyon dolara çıkaran Ege Tütün İhracatçıları Birliği son 1 yıllık dönemde yüzde 14’lük yükselişle 882 milyon dolardan 1 milyar 9 milyon dolara çıktı ve 1 milyar doları aşma mutluluğu yaşadı. EMİB’ten yıllık 1 milyar 365 milyon dolar ihracat Ege Maden İhracatçıları Birliği, temmuz ayında yüzde 4’lük ihracat kaybıyla 107 milyon dolarlık ihracata imza atarken, yıllık ihracatı yüzde 16’lık artışla 1 milyar 179 milyon dolardan 1 milyar 365 milyon dolara ulaştı. Hububat bakliyat bitkisel yağ ihracatı yüzde 22 arttı 2024 yılındaki ihracat kayıplarını, 2025 yılında telafi eden Ege Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği temmuz ayında ihracatını yüzde 22 geliştirerek 81,5 milyon dolardan 99,3 milyon dolara taşıdı. EHBYTİB son 1 yıllık dönemde 1 milyar 53 milyon dolarlık ihracatı kayda aldı. Mart ve nisan aylarındaki don ve soğuk hava nedeniyle başta kiraz olmak üzere ihraç ürünlerinde rekolte kaybı yaşayan Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği temmuz ayında yüzde 10’luk kayıpla 95,2 milyon dolarlık ihracat yapma başarısı gösterdi. Kuru meyve ihracatında yüzde 21’lik artış Türkiye’de kuru meyve ihracatının lideri olan Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği’nin temmuz ayı ihracatı yüzde 21’lik artışla 64,5 milyon dolardan 78 milyon dolara ulaştı. Ege…
Saklı cennet Geyikli tatil için sizleri bekliyor.
Geyikli Beldesi Çanakkale İli Ezine ilçesine bağlıdır. Geyikli Ezine ilçesine 12, Çanakkale’ye 54 kilometre mesafededir. Geyiklimiz sınırlarında yeralan mutlaka görülmesi, gezilmesi gereken, tarih ve kültür hazinemiz Alexandria Troas… ALEXANDRIA TROAS Alexandrıa Troas, İskenderin Troası demektir. Büyük İskender, bugünkü Bağdat yakınlarındaki Babylonıa da ölünce, imparatorluğu komutanları arasında paylaşılmıştır. Troya yarımadası dahil Anadolunun büyük kısmı, Suriye ve Lübnan komutan Antigonas’a (Tek gözlü Antigon) bırakılmıştır. M. Ö 310 yılında Antigonos şu anda bulunduğumuz kentin inşasını başlattı. Kentin simgesi olarak, ÇIĞRI dağında kurulmuş olan dönemin at yetiştiriciliği ile ünlü NEANDRIA(Delikanlı nın yurdu) kentine ait ” otlayan at ” sembolü benimsenerek paraların üzerine basıldı. Kent 390 hektarlık alanda kurulmuş, 8 km. Uzunluğunda, 3m.kalınlığında surlarla çevrelenmiştir. Liman, deniz feneri, mendirek inşa edilen kentin içinde iç sur, tiyatro, saray, çok amaçlı salon olan odeon, tapınak, çok sayıda ev, kilise olduğu düşünülen yapı bulunmaktadır. Bu yapıdan kazı alanına kadar gittiği tespit edilen gizli bir geçit bulunmuştur. Antik dönem gezgin ve yazarlarından Strabon’a göre kentin nüfusu 100.000’i aşıyordu. Roma imparatorluğu döneminde, Sezar’ın yeğeni olan İmparator Augustus döneminde şehrin önemi daha da arttı. Sezar’ın zamanında burayı başkent yapmak istediğini bilen Augustus, şehri canlandırma çalışmalarını başlattı. Hz. İsa’dan sonra Hıristiyanlığı yaymaya çalışan Havarilerinden Aziz Paul(Tarsuslu Saul), üç kez Alexandrıa Troası ziyaret etmiştir.Bu ziyaretler İncilde anlatılmaktadır. Aziz Paul burada mucizelerinii göstermiş, kendisinin vaazını camdan sarkarak dinleyen bir çocuğun düşerek ölmesi sonucunda çocuğu diriltmesi, halkın Hıristiyanlığı kabul etmesi ile sonuçlanmıştır. Alexandrıa Troas, Hıristiyanlığı kabu eden ilk şehirdir.Bu nedenle İnanç Turizmi açısından bulunduğumuz Geyikli sınırları içindeki antik kent son derece önemlidir. Hıristiyanların hac merkezi olarak kabul edilir. İmparator Hadrıan zamanında şehir altın çağını yaşar, susuzluk çeken şehre Herodos Atticus tarafından su getirilmesi, kentin kalkınmasında büyük rol oynar. Hadrıanus döneminin en önemli olaylarından biri olimpiyat kurallarının yazılmasıdır. En ilginç kural, disiplini bozan sporcuların kırbaç cezasına çarptırılması, ancak sakatlanmamaları için dikkatli olunması gereğinin bertilmesidir. Hadrıanus zamanından sonra kentin önemi azalır. Roma imparatoru Konstantinus İstanbulu başkent ilan edince Sezar’ın başkent yapmak istediği bu büyük şehir artık başkent olma ihtimalini kaybetmiştir. Halk arasında ise hala bu bölgeye Eski İstanbul denilmektedir. Alexandrıa Troas ile Apollon Sımıntheus arasındaki 35 km. lik yol, kutsal yol olarak sayılmaktadır. Bu yol üzerinde Güneş Tanrısı Apollon a adaklar yapıldığı, altarlar sunulduğu görülmektedir. Bu altarlardan biri Alexandrıa Troas sakini olan Zoilos isimli bir kölenin azat edilince Apollon Sımıntheus a adadığı bir altardır. Hizmetlerine karşılık aldığı bir yıllık ücretle bu adağını gerçekleştirmiş olmalıdır. Kentte Ay, gece ve büyü tanrıçası Hekate kültünün olduğu, Üç gövdeli Hekate heykellerinden anlaşılmaktadır. Hekate için 4 yılda bir anahtar taşıma törenleri düzenlenirdi. Buluntular arasında 1500 yıl öncesine tarihlenen bir pitos içerisindeki tarım ve marangozluk aletleri, odeon yapısında Dıonysos sanatçılarına hitaben yazılmış bir yazıt(bu yazıtta kentte yerleşik bir tiyatro ekibi olduğu anlaşılmaktadır),ayrıca 1500 yıllık bir Pitostan yeşeren bir asma yeralmaktadır. Kazılar Halen Ankara Üniversitesinden Prof. Dr. Erhan Öztepe başkanlığında yürütülmekte, İÇDAŞ sponsor olarak desteklemektedir. GEYİK BABA Geyikli, Geyik Baba tarafından kurulduğu rivayet edilen eski bir Türk yerleşimidir. Kabri Bursa’da bulunan Geyik Baba, Orhan Gazi zamanında 1275-1350 yılları arasında yaşadığı düşünülen erenlerdendir. Bursa’da Osmanlı Devleti’nin kuruluşunu simgeleyen büyük çınarı diktiği, Orhan Gazi zamanında birçok talebe yetiştirdiği ve fetihlere bizzat katılarak askere moral verdiği Aşıkpaşazadede’den Hoca Saadeddin’in Tacüt Tevarihine, Taş Köprülüzade’nin Şakayık-ı Numaniyesi’nden Kamus-ul A’lam’a kadar birçok Osmanlı kaynalarında ifade edilen bir zattır. Rivayete göre savaş…
Azerbaycan Gazının Türkiye Üzerinden Suriye’ye İhracatı Başladı
2 Ağustos 2025 tarihinde, Türkiye’nin Kilis ilinde, Azerbaycan gazının Türkiye üzerinden Suriye’ye sevkine başlanmasıyla ilgili bir tören düzenlendi. Törene Azerbaycan, Türkiye, Suriye ve Katar hükümet temsilcileri ile resmi yetkililer katıldı. Azerbaycan Cumhuriyeti Ekonomi Bakanı ve SOCAR Denetleme Kurulu Başkanı Mikayıl Cabbarov, 11 Nisan 2025 tarihinde Antalya’da ve ardından 12 Temmuz’da Bakü’de Azerbaycan Cumhurbaşkanı Sayın İlham Aliyev ile Suriye Geçiş Dönemi Cumhurbaşkanı Sayın Ahmed El Şaraa arasında gerçekleştirilen görüşmelerde varılan mutabakatlar doğrultusunda, kısa bir süre içinde Azerbaycan gazının Türkiye üzerinden Suriye’ye ihraç edilmeye başlandığını ifade etti. Bakan, bu gelişmenin Suriye’nin enerji güvenliğine katkı sağlayacağını belirterek, kardeş ülkeler olarak Azerbaycan ve Türkiye’nin enerji sektörü dahil olmak üzere tüm alanları kapsayan stratejik iş birliklerinin bu tarihi öneme sahip projenin kısa sürede hayata geçirilmesini mümkün kıldığını vurguladı. İki ülkenin, Suriye’nin yeniden inşası ve kalkınmasına yönelik ortak çalışmalar yürüttüğünü ve önemli adımlar attığını dile getirdi. Mikayıl Cabbarov, Azerbaycan doğalgazının Türkiye üzerinden Suriye’ye taşınmasının ülkenin enerji ihracatı tarihinde önemli bir aşama olduğunu ve Güney Kafkasya ile Orta Doğu arasında yeni bir enerji köprüsünün temelini attığını belirtti. Azerbaycan’ın gaz ihraç ettiği ülke sayısının 14’e ulaştığını aktaran Bakan, SOCAR’ın planlarının daha da büyük olduğunu, şirketin yurt dışındaki doğalgaz üretim projelerinde paylar elde ederek gazını yeni tüketici ülkelere ulaştırmayı hedeflediğini ifade etti. SOCAR Denetleme Kurulu Başkanı, Azerbaycan’ın gerçekleştirdiği stratejik enerji projelerinden söz ederek, bu girişimlerin ülkenin bölgesel ve küresel enerji güvenliğinin sağlanmasında paha biçilemez bir rol oynadığını belirtti. Türkiye-Suriye Doğal Gaz Boru Hattı’nın açılışı ile Azerbaycan’dan Suriye’ye doğalgaz sevkiyatının başlamasının, Azerbaycan’ın güvenilir ve stratejik bir enerji tedarikçisi olduğunu bir kez daha gösterdiğini dile getirdi. Bu projenin, Azerbaycan’ın doğalgaz ihracat coğrafyasını yeni yönlerde genişletmesine önemli katkılar sunacağını söyledi. Suriye Enerji Bakanı Muhammed El Beşir, uzun yıllar süren savaştan etkilenen Suriye’de refahın artırılması ve ülkenin yeniden inşası yönünde gösterdikleri destek için Azerbaycan ve Türkiye devletlerine teşekkür etti. Türkiye Cumhuriyeti Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, SOCAR ile Azerbaycan’dan gelen gazın Türkiye-Suriye sınırında teslimine yönelik bir swap anlaşması imzaladıklarını belirterek “Kederde ve sevinçte bir olduğumuz Azerbaycan, bu projede de desteğini bizden esirgemedi.” dedi. Azerbaycan’dan gelen doğalgazı Kilis üzerinden Suriye’ye ihraç edeceklerini kaydeden Bakan Bayraktar, “Yavuzlu Ölçüm İstasyonu’ndan günde 6 milyon metreküplük kapasite ile gaz sevkiyatı gerçekleştireceğiz. Bu sayede oradaki elektrik santralleri de yakın bir zaman içinde devreye alınacak. İlk aşamada Suriye’ye yılda 2 milyar metreküpe kadar doğalgaz ihracı sağlanabilecek. Bu doğalgaz ile yaklaşık bin 200 megavatlık kurulu güç faal hale gelecek. Bu proje Suriye’de hayatın normalleşmesine çok ciddi bir katkı yapacak, insanların yaşam standardını yükseltecek ve ülkeye dönüşleri hızlandıracak.” diye konuştu. Azerbaycan heyetinin ziyareti kapsamında, Türkiye ve Suriye heyetleriyle ikili görüşmeler de gerçekleştirildi. Görüşmelerde enerji sektöründe iş birliğinin genişletilmesi imkanları değerlendirildi ve karşılıklı ilgi duyulan konular üzerinde fikir alışverişinde bulunuldu.
Zeytin Ve Zeytinyağı İhracatında Hedef 1,5 Milyar Dolar
Türkiye’de 41 ilde, 500 bin aile zeytincilik yapıyor. Yıllık ortalama 450 bin ton sofralık zeytin üretimi yapılırken, 200 bin ton zeytinyağı üretimi yapılıyor. 500 bin aile zeytinden geçimini sağlıyor. Zeytinin hasadında, budamasında, sofralık zeytin ve zeytinyağına dönüşüm sürecinde fabrikalarda önemli bir istihdam ortaya çıkıyor. Zeytin ve zeytinyağı sektöründe ihracat istatistiklerini ise; sezon bazında değerlendirmekte fayda var. 31 Ekim itibariyle biten 2019/20 zeytinyağı sezonunu 45 bin ton’luk ihracatla geride bıraktık. Geçtiğimiz sezon ise 52 bin ton zeytinyağı ihraç etmiştik. Zeytinyağı ihracatında yüzde 13’lük bir azalış söz konusu. Toplamda 110 milyon ABD$ da döviz girdisi elde edilmiş oldu. 30 Eylül tarihinde sona eren sofralık zeytin ihracatımız ise, bir önceki sezona göre miktar bazında %7 azalarak 84 bin ton olurken, tutar bazında %3 artarak 145 milyon ABD$ döviz geliri elde ettik. Bu ihracat rakamı sektörümüzün yeni ihracat rekoru olarak kayıtlara geçti. Miktar bazındaki düşüşe rağmen, döviz gelirimizin artmasının altındaki en önemli etken sofralık zeytinde birim fiyatımızın 1, 55 dolardan 1, 73 dolara yükselmesi oldu. 2020/21 ihracat sezonuna ise başarılı bir giriş yaptık. Yeni sezonda iki ay geride kalırken zeytinyağı ihracatı önceki sezonun aynı dönemine göre yüzde 20’lik artış yakalayarak 23, 1 milyon dolardan, 27, 8 milyon dolara yükseldi. Zeytinyağı ihracatı miktar bazında bakıldığında ise; yüzde 13’lük artışla 9 bin 734 tondan, 10 bin 951 tona yükseldi. Türk zeytinyağı ihracatçıları, 2020/21 sezonunda sağlık iksirini dolar bazında yüzde 7 daha fazla fiyata ihraç etme başarısı gösterdi. Türkiye zeytinyağı ihracatında en büyük artışı Amerika Birleşik Devletleri’nde yakaladı. ABD’ye sağlık iksirinin ihracatı yüzde 112’lik artışla 5, 9 milyon dolardan 12, 6 milyon dolara yükseldi. Zeytinyağı ihracatında ABD’nin aldığı pay yüzde 25’ten yüzde 45’e yükseldi. 1 Ekim 2020 tarihinde başlayan sofralık zeytin ihracatı yatay bir seyir izledi. Sofralık zeytin ihracatı 2019/20 sezonun ilk çeyreğindeki 40 milyon dolarlık ihracat seviyesini korudu. Sofralık zeytin ihracatında siyah zeytin ihracatı 31 milyon 753 bin dolar olurken, yeşil zeytin ihracatı 8 milyon 241 bin dolar olarak kayıtlara geçti. Türkiye, 1 Ekim – 31 Aralık 2020 tarihleri arasında 23 bin 208 ton sofralık zeytin ihraç etti. Zeytincilik sektörünün 2020/21 sezonunun geride kalan dilimindeki toplam ihracatı yüzde 6’lık artışla 65 milyon dolardan 69 milyon dolara yükseldi. Zeytinyağı ihracatımızın 2019/20 sezonunda en çok olduğu ülkeler ABD, Suudi Arabistan, İspanya, Japonya ve İtalya olurken, hedef pazarlarımız ABD, Almanya, Birleşik Krallık, Çin, Hindistan, Irak, Iran, Japonya, Rusya ve Suudi Arabistan olarak sıralanabilir. Zeytinyağı ihraç ettiğimiz ülke ve serbest bölge sayısı 131 olarak kayıtlarımıza geçti. Sofralık zeytinde ihracatımızın en çok olduğu ülkeler Almanya, Irak, Romanya, ABD ve Bulgaristan şeklinde sıralanırken, önemli hedef pazarlarımız, ABD, Almanya, BAE, Birleşik Krallık, Bulgaristan, Irak, Iran, Romanya, Rusya ve Suudi Arabistan’dır. Sofralık zeytin ihraç ettiğimiz ülke sayısı ise 119 oldu. Zeytinyağı ve sofralık zeytin ihracatında hedefimiz ambalajlı ürün ihracatını arttırmak ve 2025’te 1.5 milyar dolar dövizi ülkemize kazandıracak konuma gelmek. 2019/20 sezonunun tamamında 21 bin ton ambalajlı zeytinyağı ihraç ettik, bu da toplam zeytinyağı ihracatımızın yaklaşık %57’sine denk gelmekte. Sofralık zeytinde ise toplam zeytin ihracatımızın %95’ini ambalajlı olarak yapıyoruz. Türkiye’nin zeytin ve zeytinyağı sektöründe dünya genelinde domine eden bir oyuncu olabilmesi için üretimde sürekliliğin ve verimliliğin olması gerekiyor. Dünya’da zeytin ve zeytinyağı sektörünü İspanya domine ediyor. Bunun en önemli nedeni de, dünya genelinde 3, 2 milyon ton seviyesindeki zeytinyağı üretiminin yüzde 50’den fazlasını tek başına…
Aksigorta’dan Özel Sağlık Sigortası Müşterilerine Tamamlayıcı Sağlık Sigortası’nda %30 İndirim Fırsatı!
Müşteri odaklı yaklaşımıyla sigortalılarının her an yanında olan Aksigorta, Özel Sağlık Sigortası (ÖSS) müşterilerine yönelik bambaşka bir kampanyaya daha imza atıyor. Aksigorta’nın tüm Özel Sağlık Sigortası müşterileri, Tamamlayıcı Sağlık Sigortası (TSS) yenilemelerinde ve yeni poliçe alımlarında %30 indirim fırsatından yararlanabiliyor. Sağlık sigortacılığında sunduğu yenilikçi çözümler ve geniş hizmet ağı ile sektörde fark yaratan Aksigorta, avantajlı kampanyalarıyla müşterilerinin yanında olmaya devam ediyor. Kampanya kapsamında; Aksigorta’nın tüm Özel Sağlık Sigortası (Akbireysel, Aksağlık) müşterileri, Tamamlayıcı Sağlık Sigortası’na %30 indirim fırsatıyla sahip olabiliyor. Üstelik bu kampanya hem ayakta tedavi hem de yatarak tedavi teminatlarını içeren tüm TSS planlarını kapsıyor. Aksigorta Tamamlayıcı Sağlık Sigortası ile Sağlığınızı Güvence Altına Alın Aksigorta Tamamlayıcı Sağlık Sigortası, Türkiye genelinde yaygın anlaşmalı özel hastane ve uzman doktor ağı ile sigortalılarına diledikleri kurumda kaliteli sağlık hizmeti alma imkânı tanıyor. Aksigorta Tamamlayıcı Sağlık Sigortası ile doktor muayenesi, laboratuvar ve görüntüleme hizmetlerinden fizik tedaviye kadar birçok ihtiyaç SGK anlaşmalı özel sağlık kuruluşlarında %100 karşılanıyor. Yatarak tedavi teminatı kapsamında ise ameliyat, hastane tedavileri, refakatçi hizmeti ve evde bakım gibi birçok başlıkta geniş bir güvence sunuluyor. Ayrıcalıklı Hizmetler ve Esnek Kullanım İmkânı ile Tanışın Aksigorta, Tamamlayıcı Sağlık Sigortası, sigortalıların hayatını kolaylaştıran önemli avantajlarıyla da dikkat çekiyor. 18 yaş altı çocukların tek başına sigortalanabilmesi, aileler için büyük bir avantaj sunarken; anlaşmasız kurumlarda geri ödeme seçeneği ile sigortalılar sağlık hizmetine erişimde daha özgür hale geliyor. Aksigorta Her An Yanınızda Aksigorta Tamamlayıcı Sağlık Sigortası yalnızca hastalık halinde değil, sağlıklı yaşamı destekleyen ayrıcalıklarla da fark yaratıyor. Hediye check-up, birçok branşta online uzman doktor danışmanlığı, iki kişilik poliçelerde %5, üç kişi ve üzeri poliçelerde %10 aile indirimi gibi avantajlar sayesinde kullanıcılar hem sağlıklarını koruma altına alabiliyor hem de ekonomik çözümlerden faydalanabiliyor. Size ve ailenize özel sağlık çözümleri için detaylı bilgi: https://tinyurl.com/35drn63e Aksigorta Hakkında: 1960 yılından bu yana müşteri odaklı ve yenilikçi yaklaşımıyla Türkiye sigortacılık sektörünün gelişimine öncülük eden Aksigorta, bugün 10 bölge müdürlüğü, yaklaşık 1.000 çalışanı, 3.600’ün üzerinde bağımsız acentesi, 693 Akbank şubesi, 146 broker ve 6 bine yakın anlaşmalı kurumu ile sigortalılarına ‘bambaşka’ bir sigortacılık deneyimi sunuyor. Sürdürülebilir bir yaşam için yeni nesil çözümler sunarak değerli olanı koruma amacıyla hareket eden Aksigorta, elementer branşlardaki geniş ürün ve hizmet yelpazesiyle müşterilerinin hayat boyu risk yoldaşı olmayı sürdürüyor. Çevresel, Sosyal ve Yönetişim (ÇSY) kriterlerini iş stratejisinin merkezine alarak sürdürülebilir bir geleceği destekleyen Aksigorta, aynı zamanda teknoloji ve dijitalleşme yatırımlarıyla sigortacılığı daha erişilebilir, yalın ve hızlı hale getiriyor. Ana hissedarları %36 oranla H.Ö. Sabancı Holding ve %36 oranla Ageas Insurance International N.V. olan şirket, Borsa İstanbul’da AKGRT sembolüyle işlem görüyor.
The Marmara Taksim: İstanbul’un Kalbinde Kurumsal Etkinlikler İçin Mükemmel Adres
İstanbul’un en ikonik meydanında konumlanan The Marmara Taksim, iş dünyasının buluşma noktası olmaya devam ediyor. Merkezi lokasyonu, kapsamlı toplantı altyapısı ve bünyesinde yer alan seçkin yeme-içme alternatifleriyle otel, kurumsal organizasyonlar için ayrıcalıklı bir ev sahipliği sunuyor. Geniş çaplı iş toplantılarından butik çalıştaylara kadar her tür etkinliğe uyum sağlayacak şekilde tasarlanmış 18 farklı toplantı salonu, gün ışığı alan ve son teknoloji ekipmanlarla donatılmış esnek yapısıyla dikkat çekiyor. En büyüğü ortalama 500 kişi kapasiteli Ballroom olmak üzere, geniş toplantı alanları, kurumsal etkinliklerinize özel bir atmosfer katıyor. The Marmara Taksim’in eşsiz avantajlarından biri de konuklarına zengin bir gastronomik deneyim sunması. Otelin içinde yer alan; dünya mutfaklarının seçkin örneklerini sunan Cafe Marmara, Boğaz manzaralı roof lounge konseptiyle öne çıkan Upperist, Hint mutfağının özgün tatlarını sunan Dubb Indian Bosphorus ve çağdaş yorumlarla hazırlanan Anadolu lezzetleriyle Okra Istanbul, toplantılara keyifli molalar ya da özel davetler için benzersiz seçenekler sunuyor. İstanbul’a ister yurtiçinden ister yurtdışından gelen iş insanları için ulaşım kolaylığı sağlayan The Marmara Taksim hem Atatürk Havalimanı’na hem de Sabiha Gökçen’e direkt ulaşım imkânı sunan merkezi konumuyla da öne çıkıyor. Kurumsal etkinliklerinizin merkezinde yer almak ve iş dünyasına ilham veren bir ortam sunmak için The Marmara Taksim sizi bekliyor.
MİMAR FİLİZ CİNGİ YURDAKUL: “DOĞAYLA BAĞINI KOPARAN KENTLER GRİLEŞİYOR”
Kentlerin insan sağlığı, hafıza ve toplumsal bağlarla yeniden ilişki kurması gerektiğini vurgulayan Mimar Filiz Cingi Yurdakul, mimarlığın yalnızca inşa süreci değil; hatırlama, dönüştürme ve bağ kurma sanatı olduğunun altını çiziyor. “Mimar olmak, yalnızca bir unvan taşımak değil; hayata başka türlü bakmak, mekânları başka türlü duymak ve insana yaşamak, hissetmek, hatırlamak için bir zemin hazırlamak demektir.” açıklamasında bulunan Mimar Filiz Cingi Yurdakul “Bugün Türkiye’de şehirlerimiz, hatırlamak ile unutmak arasında sıkışmış durumda. Ankara bunun en çarpıcı örneklerinden biri. Başkent olmanın taşıdığı sembolik yük, ne yazık ki mekânsal anlayış eksikliği, parçalı planlamalar ve rant odaklı yapılaşma nedeniyle gün geçtikçe zayıflıyor. Oysa şehirler sadece içinde yaşadığımız yerler değildir; bizi dönüştüren, davranışlarımızı ve etkileşimlerimizi şekillendiren canlı organizmalardır.” dedi. Dünya kentlerinin de benzer bir sınavdan geçtiğini aktaran Yurdakul “İnsanlar artan gürültü, kirlilik ve stres yüzünden şehirlerden kaçmayı düşünmeye başlıyor. Kent merkezlerini canlandırmak isteyen yerel yönetimler artık sadece binalar inşa ederek yetinemez; insanın sağlığını, mutluluğunu ve mekânla bağını güçlendiren projelere odaklanmak zorundadır.” diye konuştu. Şehirleri İyileştirmek: İnsan ve Doğa Arasında Yeniden Bağ Kurmak “Kentlerimiz doğayla bağını kaybettikçe grileşiyor, nefessiz kalıyor. Ankara’da yıllar içinde tüm doğal akarsuların yer altına alınması, yalnızca bir mühendislik kararı değil; kentsel belleğin de yok edilmesi anlamına geliyor.” diyen Yurdakul şunları söyledi: “Oysa su yolları, yeşil koridorlar, yürüyüş ve bisiklet hatları şehirlerin nefes borusudur. Yeni kentsel projeler bu doğal damarları yeniden görünür kılmalı, insanları doğayla buluşturan kamusal alanlara dönüştürmelidir. Her yerde çıplak ayakla yürümek pratik olmayabilir; fakat kum, taş, ahşap gibi dokuları çocuk oyun alanlarına, park yollarına, meydanlara entegre ederek insanın doğayla tensel bağını canlandırmak mümkün. Yumuşak yürüyüş parkurları, kokulu bitki koridorları, taş havuzlar… Hepsi stresin azaldığı, bağ kurmanın güçlendiği mekânlar yaratır.” İyi tasarlanmış şehirler bağ kurmaya teşvik eder İyi tasarlanmış şehirlerin insanları oturmaya veya kapalı kalmaya değil; hareket etmeye, keşfetmeye, bağ kurmaya teşvik ettiğinin altını çizen Filiz Cingi Yurdakul “Alışveriş sokakları, meydanlar, yaya yolları; hepsi sosyal ve ticari etkileşimi planlamayla biçimlenir. Araştırmalar gösteriyor ki, hareketi destekleyen, merak uyandıran mekânlar hem insan psikolojisini güçlendirir hem de ekonomik canlılık sağlar. Kent içinde planlanmış yürüyüş rotaları, interaktif sanat enstalasyonları, günün saatine göre değişebilen kamusal meydanlar… Bunların hepsi kentlilerin ‘oyun alanını’ zenginleştirir. Oyun ve keşif sadece çocuklara özgü değildir; her yaştan insanın mekâna bağlanma biçimidir.” Gökyüzüyle Bağlantı Kurulmalı “Bir şehri dönüştürmenin belki de en şiirsel yolu, insanları gökyüzüne baktırmaktır.” diyerek gökyüzüne bakmanın ruh sağlığı üzerindeki olumlu etkilerine değinen Filiz Cingi Yurdakul “Basit bir ‘yukarı bakmak’ bile stresi azaltır, yaratıcılığı artırır, insana durup nefes alma fırsatı verir. Oysa çoğu şehirde bu en doğal, bedava iyi hissetme aracı göz ardı ediliyor. Yüksek yapılar tasarlanırken gökyüzünü gizlemek yerine, yansıtıcı cepheler, kinetik yüzeyler, gökyüzü terasları ve sky-lounge alanlarıyla bu bağlantıyı güçlendirmek mümkün.” açıklamasında bulundu. Mimarlık: Hatırlamak, Bağlanmak, Dönüştürmek Bugün şehirlerin en çok ihtiyacı olan şeyin, mimarlığı sadece inşa etmekten ibaret görmemek olduğunu ve her yeni projenin, ‘Bu yapı hafızayı nasıl korur?’ İnsanı doğayla nasıl barıştırır? ‘Toplumsal bağları nasıl güçlendirir?’ gibi sorularla yola çıkması gerektiğini aktaran Yurdakul “Şehirler, hatırladıkları sürece yaşar. Mimarlık, o hatıraları koruyan ve yeni hikâyeler üreten bir bağ kurma sanatıdır. Bugün şehir merkezlerini canlandırmak, insanları yeniden mekânla buluşturmak ve kalıcı aidiyetler üretmek için iyi tasarlanmış kamusal alanlara, duyuları harekete geçiren tasarım anlayışına, sağlığı ve iyiliği odağına alan stratejilere ihtiyacımız var. Geleceğin şehirleri, yalnızca beton duvarlarla örülü değil; gökyüzüne, suya, yeşile…
UPS, 2025 ikinci çeyrek finansal sonuçlarını açıkladı.
UPS (NYSE: UPS), 2025 yılının ikinci çeyreğinde konsolide gelirinin 21,2 milyar dolar olduğunu açıkladı. 1,8 Milyar Dolar olarak gerçekleşen Konsolide Faaliyet Kârı, GAAP dışı düzeltilmiş bazda 1,9 Milyar Dolara ulaştı. Çeyrek döneme ait Seyreltilmiş Hisse Başına Kazanç 1,51 Dolar ve GAAP Dışı Düzeltilmiş Hisse Başına Seyreltilmiş Kazanç, 1,55 Dolar olarak gerçekleşti. 2025 yılı ilk çeyreği için genel kabul görmüş muhasebe sonuçları (GAAP), hisse başına 0,04 dolara denk gelen 29 milyon dolarlık net giderleri içermektedir. Bu tutar 57 Milyon Dolar vergi sonrası dönüşüm bedeli, Tedarik Zinciri Çözümleri birimi içerisindeki bir iş kolunun elden çıkarılmasından elde edilen 15 milyon dolarlık kazanç ve bir gelir vergisi karşılığının kısmen iptal edilmesinden kaynaklanan 13 milyon dolarlık vergi avantajıyla dengelenen miktarı kapsıyor. UPS İcra Kurulu Başkanı Carol Tomé, “Bu son derece dinamik ortamda gösterdikleri özverili çalışmalar için tüm UPS çalışanlarına teşekkür etmek istiyorum. İkinci çeyrek sonuçlarımız, hem faaliyet ortamının çok boyutlu doğasını hem de uygulama gücümüzü yansıtıyor. Stratejik girişimlerimizde anlamlı ilerlemeler kaydediyoruz. Bu adımların şirketimizi uzun vadede daha güçlü bir finansal performansa ve artan rekabet avantajına taşıyacağına inanıyoruz.” ABD Yurt İçi Segment 20252. Çeyrek Düzeltilmiş 20252. Çeyrek 20242. Çeyrek Düzeltilmiş 2024 2. Çeyrek Gelir 14,083 Milyon $ 14,201 Milyon $ Faaliyet kârı 916 Milyon $ 982 Milyon $ 988 Milyon $ 996 Milyon $ Uluslararası Segment 20252. Çeyrek Düzeltilmiş 20252. Çeyrek 20242. Çeyrek Düzeltilmiş 2024 2. Çeyrek Gelir 4,485 Milyon $ 4,370 Milyon $ Faaliyet kârı 672 Milyon $ 682 Milyon $ 718 Milyon $ 824 Milyon $ Tedarik Zinciri Çözümleri[1] 20252. Çeyrek Düzeltilmiş 20252. Çeyrek 20242. Çeyrek Düzeltilmiş 20242. Çeyrek Gelir 2,653 Milyon $ 3,247 Milyon $ Faaliyet kârı 234 Milyon $ 212 Milyon $ 238 Milyon $ 244 Milyon $ 2025 Genel Bakış Şirket, mevcut makroekonomik belirsizlikler doğrultusunda, daha önce açıkladığı 2025 yılı için gelir veya faaliyet kârı beklentisi paylaşmadı. Ancak yıl geneli için aşağıdaki öngörüler geçerliliğini korumaktadır. UPS Hakkında UPS (NYSE: UPS), 2023 yılında 91 Milyar Dolar gelirle dünyanın en büyük şirketlerinden biridir ve 200’den fazla ülke ve bölgede müşterilerine kapsamlı entegre lojistik çözümleri sunmaktadır. “Önemli olanı taşıyarak dünyayı ileriye götürüyoruz” hedefiyle hareket eden şirket, yaklaşık 500.000 çalışanıyla, basit ama güçlü bir stratejiyi hayata geçirmektedir: Müşteri Odaklı. İnsan Merkezli. İnovasyonla Yönetilen. UPS, çevresel etkisini azaltmaya ve dünya genelinde hizmet verdiği toplulukları desteklemeye kararlıdır. Ayrıca, çeşitlilik, eşitlik ve kapsayıcılık konularında tavizsiz bir duruş sergilemektedir. Daha fazla bilgi için ups.com, about.ups.com ve investors.ups.com adreslerini ziyaret edebilirsiniz. Bilgi için: Emrah Anabal – Weber Shandwick, eanabal@webershandwick.com; 0555 488 87 56 Selcan Çirişoğlu – Weber Shandwick, scirisoglu@webershandwick.com; 0 530 156 10 02 * “GAAP dışı düzeltilmiş” veya “GAAP dışı dü.” ifadeleri, GAAP (Genel Kabul Görmüş Muhasebe İlkeleri) dışı düzeltilmiş finansal göstergelerdir. Bu basın bülteninin ekinde, GAAP dışı düzeltilmiş finansal göstergelerle ilgili açıklamalar ve en yakın GAAP göstergesiyle yapılan mutabakat yer almaktadır. † Önceki yılın bazı verileri, cari yıl sunum formatına uyum sağlamak amacıyla yeniden sınıflandırılmıştır. Bu düzenlemeler, hava kargo sonuçlarının ABD Yurt İçi kategorisine yeniden atanmasını içermektedir ve konsolide sonuçlarda herhangi bir değişikliğe neden olmamıştır. Bazı tutarlar yuvarlanmamış rakamlar üzerinden hesaplanmıştır.
Bybit Easy Earn Nedir?
Bybit TR, Türkiye’de sektöre katkı sunmak için blok zinciri ve Web3’teki son trendleri ele aldığı seride bu hafta “Easy Earn Nedir?” konusuna yer veriyor. Bybit Easy Earn, dijital varlıklarınızdan kazanç elde etmeyi basit ve erişilebilir hale getirmek için tasarlanmış yeni yatırım ürünlerinden oluşan bir koleksiyondur. Kullanıcıların farklı tasarruf seçeneklerini tek bir yerde yönetebilmesi için açık ve kullanıcı dostu bir arayüz sunar. Easy Earn, düşük taahhütlü esneklikten belirli süreli planlara kadar farklı yatırımcı tercihlerine hitap eden Esnek Vadeli, Sabit Vadeli ve Sabit Faizli Kredi olmak üzere üç ana ürün tipi sunar. Platform ayrıca, belirli Sabit Vadeli ürünlere katılım sağlayanlara ek teşvikler sunan bir ödül programı olan Megadrop’u da entegre eder. Easy Earn, kullanıcıların atıl fonlarını rekabetçi getiriler ve kolay yönetim araçlarıyla Bybit uygulaması üzerinden değerlendirmelerine yardımcı olmayı amaçlar. Fonlarını istedikleri zaman çekme özgürlüğü isteyenlerden sabit getiri tercih edenlere kadar, Easy Earn her yatırım ihtiyacına uygun seçenekler sunar. Esnek vadeli ürünler Easy Earn’ün Esnek Vadeli ürünü, kilitlenme süresi olmadan kripto varlığınız üzerinden kazanç elde etmek için basit ve erişilebilir bir seçenek sunar. Dijital varlıklarınızı yatırabilir ve otomatik olarak hesaplanan ve hesabınıza aktarılan rekabetçi günlük getiriler elde etmeye başlayabilirsiniz. Getiri, yatırdığınız varlığın türüne ve miktarına göre saatlik olarak hesaplanır ve her gün 03:30’da (TSİ) hesabınıza yansıtılır. Esnek Vadeli ürünlerin önemli bir özelliği, bekleme süresi ya da ceza olmadan varlıklarınızı istediğiniz zaman geri alabilmenizdir. Seçili varlıklar, Batch Redeem (Toplu Geri Alım) özelliği ile eksiksiz şekilde Fonlama Hesabınıza aktarılabilir, bu sayede aynı anda 10 varlığa kadar hızlı ve pratik bir şekilde geri alım yapabilirsiniz. Bu özellik yalnızca Esnek Vadeli ürünlere özeldir. Esnek Vadeli ürünlerde, yatırımınızın ilk kısmının en yüksek oranı kazandırdığı kademeli yıllık getiri (APR) sistemi kullanılır. Örneğin, 200 USDT’den az yatırımlar için fazladan yüzde 5 APR kazanabilirken, 200 USDT’yi aşan tutarlar için temel APR oranı uygulanır. Her varlık için belirlenen kademeli eşikleri ve güncel APR oranlarını Bybit TR hesabınızdan kontrol edebilirsiniz. Bir diğer önemli özellik ise APR Booster’dır. Esnek Vadeli ürün satın alırken isteğe bağlı olarak eklenen bu özellik, APR’nizi belirli bir oranda artırır. Örneğin, ürün planınız yüzde 100 APR sunuyorsa ve siz yüzde 10 APR Booster seçerseniz, toplam APR’niz yüzde 110 olur. Booster getirisi belirli bir üst limite sahiptir ve bu limite ulaşıldığında veya süresi dolduğunda sona erer. Aktif bir APR Booster’ınız varsa ve birden fazla alım yaparsanız, toplam APR varsayılan olarak geçerli olur. Ayrıca, Esnek Vadeli ürün kullanıcıları için Auto-Earn (Otomatik Kazanç) fonksiyonu da mevcuttur. Auto-Earn aktif edildiğinde, seçtiğiniz atıl fonlar otomatik olarak Esnek Vadeli ürünlere yatırılır, böylece manuel işlem yapmadan faiz kazanabilirsiniz. Sabit vadeli ürünler Sabit Vadeli ürünler, Esnek Vadeli ürünlerden farklı olarak, garantili sabit bir APR ve belirli bir yatırım süresi sunar. Bir Sabit Vadeli plan satın aldığınızda, şartlar kilitlenir, yani yatırım süresi ve faiz oranı değişmez. Vade sonunda, anaparanız ve kazandığınız getiri otomatik olarak Fonlama Hesabınıza aktarılır. Bu ürün, öngörülebilir getiri isteyen ve varlıklarını belirli bir süre kilitlemekten çekinmeyen kullanıcılar için en uygunudur. Sabit Vadeli ürünlerin getirileri, Bybit’in kredi faaliyetlerinden ve üçüncü tarafların Bybit Türev ve Spot piyasalarında yürüttüğü Varlık Yönetimi stratejilerinden elde edilir. Yatırım süresi ve APR, baştan açıkça belirlenir, böylece Esnek Vadeli ürünlere kıyasla sabit ve istikrarlı getiriler sunar. Sabit Vadeli ürünlerde yararlanabileceğiniz önemli bir seçenek, Bybit Megadrop Easy Earn’dür. Bu, hesabınızda “Megadrop” etiketiyle görünen özel bir Sabit…
































