TEMİZLİK KÂĞITLARI VE TEKNOLOJİLERİ SEKTÖRÜNÜN LİDERLERİ İLK KEZ İSTANBUL’DA BULUŞTU!

Temizlik kâğıdı ve teknolojileri sektörünün dünyadaki en büyük paydaşları, Paper & Tissue Expo İstanbul’da ilk kez aynı çatı altında buluştu. Sektöre dikkat çekmek, ekonomik büyüklüğünü ve çevresel sürdürülebilirlikteki rolünü vurgulamak amacıyla hayata geçirilen fuar, daha ilk gününden büyük ilgi gördü. Kâğıt Sanayi Vakfı Başkanı ve Lila Kâğıt Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Öğücü, kâğıt ve karton sanayiinin son 5 yılda yapılan yatırımlarla birlikte kapasitesinin %36 artarak 7,8 milyon ton seviyesine ulaştığını vurguladı. Fuar, 3 gün boyunca sektörün önde gelen katılımcılarını ve profesyonel ziyaretçilerini aynı çatı altında buluşturacak. İstanbul, Küresel İş Birliklerinin Yeni Buluşma Noktası 26-28 Mayıs tarihlerinde gerçekleşen, toplam 18 ülkeden sektör liderlerinin yer aldığı fuarda, ABD, Çin, Almanya, Fransa ve Hindistan gibi ülkelerden katılımcılar yer aldı. İstanbul’un stratejik konumu ve güçlü altyapısı, şehri bu alanda küresel iş birliklerinin yeni merkezi haline getirmeye aday gösterdi. Dünyanın dört bir yanından, alanında öncü firmaların katılım gösterdiği etkinlikte temizlik kâğıdı ve teknolojileri alanındaki en yeni ürün ve çözümler üç gün boyunca sergilenecek. Dash Fuarcılık organizasyonuyla gerçekleştirilen fuar, yalnızca sektördeki en son teknolojileri tanıtmakla kalmadı, aynı zamanda temizlik kâğıdı sektörünün ekonomik hacmini ve geleceğe dair hedeflerini de gündeme taşıdı. “Fuarı Her Yıl Düzenleyerek İstanbul’u Bir Merkez Yapmak İstiyoruz” Fuarın açılış konuşmasını yapan Fuar Direktörü Sinem Akgöl, “Temizlik kâğıdı sektörü, ekonominin en önemli yapı taşlarından biri. Paper & Tissue Expo İstanbul, lider yerli firmaların yanı sıra küresel ölçekte firmaları da ağırlayacak. İstanbul’un kolay ulaşılabilir konumu, çevre ülkelerden gelen ziyaretçiler için büyük lojistik avantaj sağlıyor. Fuarımız, her yıl düzenlenerek bölge ülkelerdeki potansiyel alıcılarla üreticileri buluşturan stratejik bir merkez hâline gelecek.” değerlendirmesinde bulundu. “Sektör Hacminin 2029 Yılına Kadar 10 Milyon Tona Ulaşması Bekleniyor” Fuarda üç gün boyunca sektörün nabzının tutulacağına işaret eden ve sektördeki büyümeye dikkat çeken İstanbul Ticaret Odası Yönetim Kurulu Üyesi Münir Üstün, “Temizlik kâğıdı sektöründeki yatırımların %80’i son 15 yıl içinde gerçekleşmiş, genç ve potansiyeli son derece yüksek bir sektördür. Bütün dünyada temel ihtiyaç malzemesi olan temizlik kâğıtları ürünlerinin tüketimindeki artış trendi hızla yükseliyor. Bu doğrultuda, Türkiye’deki temizlik kâğıdı sektörü sanayisi de son 10 yılda üretim kapasitesini %60, üretim hacmini ise %50 oranında artırdı. 2024 yılında 8 milyon ton üretim gerçekleştiren temizlik kâğıdı sektörü paydaşlarını yürekten tebrik ediyorum. Sektördeki hacminin 2029 yılına kadar 10 milyon tona ulaşması bekleniyor” dedi. “Sektördeki Geri Dönüşüm Oranı %53 Seviyelerinde” Fuarın ana sponsoru Essel, sektörün önde gelen markalarından biri olarak etkinlikte yer aldı. Türkiye genelinde birçok tesise sahip Lilla Kâğıt, geniş üretim ağıyla dikkat çekerken; İzmir merkezli Viking Kâğıt, kahverengi ve mavi temizlik kâğıtları gibi niş ürünlerle fark yaratıyor. Kâğıt Sanayi Vakfı ve Lilla Kâğıt Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Öğücü, son 5 yılda yatırımlarla sektör kapasitesinin %36 artarak 7,8 milyon tona ulaştığını belirtti. Üretimin 5,7 milyon ton, tüketimin ise 6,9 milyon ton seviyelerinde olduğunu ifade eden Öğücü, “Tüketim üretimden fazla. İhracatta temizlik kâğıtları %47, ambalaj kâğıtları ise %25 paya sahip” dedi. Sektörün girdilerinin %74’ü atık kâğıt, %24’ü selüloz ve %2’si dolgu malzemelerinden oluştuğunu söyleyen Öğücü, “Atık kâğıt toplama oranımız %73, geri dönüşüm oranımız ise %53 seviyesinde. Bunu en az %60’a çıkarmayı hedefliyoruz. %20’lik kaybı teknoloji ve inovasyonla azaltmalıyız” diye ekledi. “Türkiye’de Geri Dönüştürülmüş Kâğıt Kullanımını Yaygınlaştırmamız Gerekiyor” ICM Makine Genel Müdürü Çınar Ulusoy da sektördeki gelişmelere ve geri dönüşümden yararlanma oranlarına değinerek, şu bilgileri aktardı: “Türkiye sürdürülebilirlik konusunda biraz geri kaldı.…

MART AYI DIŞ TİCARET İSTATİSTİKLERİ

MART AYI DIŞ TİCARET İSTATİSTİKLERİ Dışa bağımlılık, dış ticaret açığı vermenin temel nedenlerinden biridir. Bazı ürünleri ithal etmek zorunda olan ülkeler maksimum seviyede üretim yaparak ihracatını ithalatından daha yüksek rakamlara ulaştırmadığı sürece dış ticaret açığı vermekten kurtulmaları mümkün değildir. Yani dış ticaret açığını en aza indirgemek veya dış ticaret fazlası vermek ancak ve ancak üretimin artmasıyla mümkündür. Ülkemiz de akaryakıt, enerji, doğalgaz gibi temel ihtiyaçlarımız bakımından dış ülkelere bağımlıdır ve bu ihtiyaçlarımız ithalat yoluyla tedarik edilmektedir. Bizim uzun yıllardan bu yana dış ticaret açığı vermemizin sebeplerinden biri de budur. Açığı kapatmak için üretim kaynaklarını en verimli şekilde kullanmak, üretimi teşvik edecek önlemleri almak, yabancı yatırımcıların ülkemizde yatırım yapması için koşulları oluşturmak, global pazarlarda söz sahibi olmak ve rekabet kriterlerine ayak uydurmak zorundayız. Bunun için ise millet olarak çok çalışarak çok üretim yapmak temel hedefimiz olmalıdır. Üretim yaparken kalitesiz, teknolojik olmayan vd. gibi ürünleri değil; yükte hafif pahada ağır, yüksek teknolojiye uygun, katma değeri yüksek ürünler üretmeliyiz ki uluslararası pazarlarda yerimizi alalım ve rekabet gücüne ulaşalım. Günümüzde Çin büyük çapta ihracat yaparak dış ticaret fazlası vermektedir. Bunun sebebi her türlü ürünü üreterek yabancı ülkelere kolaylıkla satabilmesi ve uluslararası pazarlarda kendini kabul ettirmesidir. Merhum Turgut Özal döneminde yani 1980 li yıllarda ithalat yasağı kalkınca koşulları uygun olan işletmeler genellikle Çin başta olmak üzere her türlü ürünü ülkemize getirerek sattılar. Ancak getirilen ürünlerin çoğu kalitesiz ama fiyat rekabetine uygun olduğu için ülkemiz pazarında rağbet gördü. İthalat yasağının kalkması, yerli ürünlerin fiyatlarının astronomik seviyeye gelmesini önlemek için yapılmıştı ama ülkemizde neredeyse yerli sanayi diye bir üretim kalmamıştı. Çünkü bizim üretim işletmelerinin Çin den gelen ürünlerle fiyat açısından rekabet etmeleri mümkün değildi ve hepsi birer birer faaliyetlerine son vermek zorunda kaldılar. Örneğin o dönemde 64 tane asma kilit fabrikası kepenk indirmişti. Ülkemiz ithalat cenneti durumuna girerken paramız sürekli yurt dışına gittiğinden dış ticaret açığı doğal olarak devam etmekte idi. Bugünkü hükümetin Eylül 2021 de Türkiye modeli diye adlandırdığı ekonomi modeli son derece olumludur. Ancak gidilen yolun yanlış olduğu sürekli olarak tartışma konusu oldu ve seçimden sonra görevlendirilen ekonomi yönetimi düşük faiz yüksek kur politikasından yumuşak geçiş yapılmasını öngördü. Türkiye modelinin amacı öncelikle ithalatı azaltarak yerli üretime önem vermek, üretim işletmelerine ucuz kredi vererek üretim maliyetlerini aşağı yönlü hareketlendirmek ve enflasyonu kontrol altına almaktı. Fakat uygulamada düşük faiz sanayiciye bir türlü ulaşmadı ve hatta faizler daha da yükseldiğinden kredi muslukları neredeyse kapandı. Bir üretim veya ticaret işletmesi, ürün gamını genişletmek, daha bölgesel Pazar payı yakalamak, ihracatı arttırmak için büyümek zorundadır ve büyümek için de global pazarın kabul ettiği ürünleri üretmek ve bunlar için doğal olarak makine ve teçhizat yatırımı yapmak durumundadır. İşte bu büyüme sırasında kaynak kullanmak son derece normaldir ve o kaynak, bankalardan sağlanan kredidir. Kullanılan kredi ne kadar uzun vade ve düşük maliyetli ise üretim kaynaklarına o kadar olumlu etkisi olacaktır. Günümüz koşullarında politika faizi 8 ay değişmeyerek %50 de sabit kalmasından dolayı kredi faiz oranları %65-70 seviyelerine kadar yükselmişti. Kredi maliyetleri astronomik şekilde yükselince üretim maliyetlerine yansıdığı için bazı işletmeler üretimlerini azaltarak, bazıları da ürün gamını azaltarak bu dönemi geçirmek durumundadır. Dolayısıyla koşullar böyle olduğu için iflas ve konkordatolar artmıştır. Üretimde daralma ise ihracatın azalmasına, işsizliğin artmasına yol açmıştır. Bu bağlamda olayı irdelediğimizde ise faizlerin düşmesi gerekirdi ki ocak aralık ve ocak, şubat aylarında…

Dolarizasyon geriliyor, TL’ye dönüş artıyor

19 Mart 2025’te İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınarak tutuklanmasıyla birlikte, Türkiye’de siyasi tansiyon yükseldi. Bu gelişme, finansal piyasalarda ciddi bir belirsizlik ortamı yarattı ve yurtiçi yerleşiklerin dövize yönelmesine neden oldu. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) verilerine göre, bu gelişmelerin ardından döviz tevdiat hesaplarında (DTH) hızlı bir artış yaşandı. Parite etkisinden arındırılmış veriler, 8 haftalık süreçte DTH’ların toplamda 7,1 milyar dolar arttığını gösterdi. Bu artışın 5,86 milyar doları, sadece 21 Mart haftasında gerçekleşti. Ancak nisan sonundan itibaren bu tablo tersine dönmeye başladı. Son üç haftada döviz hesaplarında azalma görülüyor. Parite etkisinden arındırılmış verilere göre, DTH’lar bu sürede toplam 1,68 milyar dolar geriledi. Bu düşüşün 698 milyon doları bireysel, 986 milyon doları ise kurumsal hesaplardan kaynaklandı. Bu durum, özellikle dövizden Türk lirasına geçişte bir eğilimin başladığına işaret ediyor. Dolarizasyon oranı da bu gelişmelere paralel olarak düşüşe geçti. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun (BDDK) haftalık verilerine göre, 14 Mart haftasında TL mevduatların toplam içindeki payı %59,25 iken, kur korumalı ve döviz mevduatlarının payı %40,25 düzeyindeydi. 25 Nisan haftasında ise dolarizasyon oranı %42,56 ile yılın en yüksek seviyesine ulaştı. Ancak sonrasında başlayan düşüşle birlikte, oran 2 Mayıs haftasında %42,31’e, 9 Mayıs haftasında ise %42,25’e geriledi. Bu süreçte TL mevduatların toplam içindeki payı yeniden yükselerek %57,75’e çıktı. Kur korumalı mevduatlar hariç tutulduğunda da benzer bir eğilim dikkat çekiyor. Sadece yabancı para cinsi mevduatların toplam mevduat içindeki payı, 25 Mart haftasında %39,38 iken, 9 Mayıs haftasında %39,35’e geriledi. Bu da yatırımcıların yavaş yavaş dövizden uzaklaşarak TL’ye yönelmeye başladığını gösteriyor. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek de döviz talebindeki bu azalmaya dikkat çeken bir açıklama yaptı. Sosyal medya hesabından yaptığı değerlendirmede, DTH talebinde düşüş yaşandığını, ülke risk priminin (CDS) gerilediğini ve Merkez Bankası’nın brüt rezervlerinin bir haftada 5,8 milyar dolar arttığını belirtti. Şimşek, temel hedeflerinin “kalıcı fiyat istikrarı” olduğunu ifade ederek, uygulanan politikaların meyvelerini vermeye başladığını vurguladı. Ayrıca azalan küresel belirsizliklerin ve iyileşen finansal göstergelerin dezenflasyon sürecini destekleyeceğini belirtti. Ekonomistler ise bu gelişmeleri, ekonomi yönetiminin sürdürdüğü sıkı para ve maliye politikalarının sonucu olarak değerlendiriyor. 19 Mart sonrasında yaşanan siyasi gerilim, dövize olan talebi artırırken, uygulanan politikalarla birlikte yatırımcının güveni kademeli olarak yeniden kazanılıyor. TL varlıklara dönüş teşvik edilirken, döviz hesaplarındaki azalma bu güvenin işareti olarak görülüyor. Uzmanlara göre, döviz talebindeki düşüşün kalıcı hale gelmesi için yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda siyasi istikrarın da sağlanması gerekiyor. Eğer bu eğilim devam ederse, Merkez Bankası’nın rezerv birikimi artacak, döviz kuru üzerindeki baskı azalacak ve finansal istikrar daha güçlü şekilde sağlanabilecek.

EMEKLİ AYLIK BAĞLAMA ORANLARINDE DEĞİŞİKLİK

EMEKLİ AYLIK BAĞLAMA ORANLARINDE DEĞİŞİKLİK Bildiğimiz üzere ülkemizde çalışan nüfus sayısı olarak 15-64 yaş arası esas alınmaktadır. Ancak 2022’den önce emekli olabilmek için yaş sınırına bakılmaksızın prim ödeme gün sayısı belirleyici faktör idi ve yaş sınırına bakılmıyordu. Emekliler her dönem ekonomik açıdan en olumsuz koşulları yaşayan kesimdir ve buna asgari ücretliler de eklenebilir. Dolayısıyla emeklinin yaşam koşulları, aldıkları maaşlar gündemden düşmemektedir. Ülkemizde maalesef doğurganlık oranı %1,5 civarındadır ve bu oran ilerleyen dönem için çalışan nüfusun azalması tehlikesiyle karşı karşıyadır ve yaşlı nüfusumuz her geçen dönemde artmaktadır.Sn. Cumhurbaşkanımızın yıllar önce 3 çocuk önerisi demek ki doğru imiş ve bugünkü ortamda da bu tez ispatlanmış durumdadır. Ancak içinde bulunduğumuz dönemde tek çocuğa bile bakmak, yetiştirmek ekonomik anlamda oldukça zordur. Vatandaşlarımız emekli oldukları taktirde aldıkları maaşın yarısı kadar maaş almaktadır ve bu tutar geçinmek için zordur ve hatta mümkün değildir. Dolayısıyla emekli vatandaşlarımız ikinci bir işte çalışmak zorunda kalmakta ama tabii ki herkes iş bulmakta güçlüklerle karşı karşıya kalmaktadır. Emeklilik koşulları 2022 yılında çıkarılan bir kanunla erkekler için 65, kadınlar için ise 60 olarak belirlenmiş ve çalışan nüfus sistemine uygundur. Bu kanun çıkmadan önce 45 yaş civarında prim ödeme gün sayısına göre emekli olunabiliyordu. Yani üretime katkı sağlayabilecek yaşta emeklilik söz konusu idi. Ancak sadece yaş sınırı baz alınmamakta belirli bir prim sayısını da tamamlamak gerekmektedir. Prim ödeme gün sayısı ise gene 2022 yılında çıkan bir kanunla erkekler için 7200 gün erkekler için ise gene aynı gündür. Ancak erkeklerde 2028 yılından itibaren 9000 gün olarak uygulanacaktır. Emeklilikte ilk sigorta girişi son derece önemlidir. Çünkü emeklilik girişi, emeklilik yaşı ve prim ödeme gün sayısını belirlemekte baz alınmaktadır. Emeklilik maaşı hesaplama formülü, yıllık ortalama maaşın “aylık bağlanma oranı” ile çarpılıp sonucun SGK’ya prim olarak ödenen yıl sayısına bölünmesiyle aylık emekli maaşı hesaplama sonucunu verir. Özellikle içinde bulunduğumuz dönemde emekli maaşlarının yetersizliğini hepimiz biliyoruz. Kamuoyunda intibak yasası olarak bilinen ve 2000 yılından önce emekli olanlar ile 2000 yılından sonra emeklilerin aldıkları maaş neredeyse %50 fark oluşmasına sebep olmuştur. Bir diğer konu da 2008 yılında emeklilik katsayısının %45 e düşürülmesiyle emekli maaşlarının oldukça düşük kalmasıdır. Öncelikle bu iki konunu emekliler arasındaki adaleti sağlamak için ivedilikle ele alınması ve çözülmesi gerekir. Emeklilik katsayısı konusu geçtiğimiz günlerde TBMM ye sunuldu. Yapılan düzenlemeye göre 25 yıl hizmet dönemini tamamlayan ve primini de ödeyen bir kişi emekli olmak istediğinde alacağı maaşın aylık bağlanma oranı yüzde 50 seviyesinden yüzde 75 seviyesine çıkacak. Bu şekilde emekli maaşlarının da belirlenen yeniden bağlanma oranına göre artırılması söz konusu olabilir. Emekli aylığı bağlanmasıyla ilgili 5510 sayılı kanundaki 29. madde aylık bağlanma oranını her yıl için yüzde 2 olarak belirliyor. Bu oran mevcut haliyle kaldığı tabloda 25 yıllık hizmet süresini dolduran bir vatandaş prime esas gelirinin yarısını emekli aylığı olarak alıyor. 25 yılın altında çalışanlarda ise bu oran daha da düşüyor. İlgili kanun teklifi Plan ve Bütçe Komisyonu’nda görüşülecek. Bir başka konu da emeklilerimizin birçoğu yaşlı olduğu için doğal olarak sağlık sorunlarının çoğalması, hastanelere olan ihtiyaçlarını ger geçen gün artmasıdır. Hastanelerden kesilen muayene farkı ve eczaneye ödenen ilaç farkları zaten az olan maaşlarını iyice düşürmektedir. Kendimden örnek verecek olursam diyaliz hastası olduğum için yani kronik hastalığım olduğu için birtakım ilaçları sürekli kullanmak zorundayım. Ve ilaç alımı için ocak ayında 485; şubat ayında da muayene katkı payı dahil 450…

Mplus Türkiye, kariyer etkinliklerinde genç yeteneklerle buluştu.

Türkiye’nin dört bir yanındaki lokasyonlarıyla hızla büyüyen ve dijital dönüşüme öncülük eden teknoloji destekli dış kaynak kullanımı sağlayıcısı (BPTO) Mplus Türkiye, ülkenin dört bir yanında düzenlenen kariyer fuarlarında genç yeteneklerle bir araya geldi. Van, Malatya ve İstanbul’da düzenlenen etkinliklerde binlerce öğrenciyle doğrudan temas kuran Mplus Türkiye, sunduğu kariyer ve staj fırsatlarını paylaşarak  yüzlerce geleceğin profesyoneline ilham verdi. İnsan odaklı yaklaşımıyla öne çıkan Mplus Türkiye, genç yeteneklere ulaşma ve onları iş dünyasına kazandırma hedefiyle Türkiye genelinde düzenlenen dört büyük kariyer fuarına katıldı. Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenen DAFAF’25, Malatya İnönü Üniversitesi ev sahipliğinde gerçekleşen İpekyolu Kariyer Fuarı, İstanbul’da Alman-Türk Ticaret ve Sanayi Odası (AHK Türkiye) tarafından düzenlenen 8’inci Kariyer Günü ve Türk-Alman Üniversitesi TAÜ Kariyer Zirvesi kapsamında yüzlerce öğrenci ve genç profesyonelle birebir iletişime geçen Mplus Türkiye, kariyer yolculuğuna dair bilgi ve deneyim paylaşımında bulundu. Lise ve üniversite öğrencilerine staj imkânları ve kariyer fırsatları tanıtıldı Mplus Türkiye’nin ilk durağı, Van Expo Fuar ve Kongre Merkezi’nde düzenlenen ve yaklaşık 50 bin kişinin ziyaret ettiği DAFAF’25 Kariyer Fuarı oldu. “Yetenek Her Yerde” sloganıyla düzenlenen etkinlik; Bitlis Eren, Hakkâri, Iğdır, Siirt ve Muş Alparslan üniversitelerinin paydaşlığında, Van Expo Fuar ve Kongre Merkezi’nde gerçekleştirildi. Cumhurbaşkanlığı İnsan Kaynakları Ofisi koordinasyonunda ve Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır’ın katılımıyla düzenlenen organizasyonda, Türk Hava Yolları, ASELSAN, HAVELSAN ve TUSAŞ gibi sektörün lider kurumlarının da yer aldığı 200’ü aşkın firma stant açtı. Mplus Türkiye, bu büyük organizasyonda lise ve üniversite öğrencileriyle doğrudan temas kurarak şirketi ve sunduğu kariyer fırsatlarını tanıtma imkânı buldu. İkinci durak ise Malatya İnönü Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenen İpekyolu Kariyer Fuarı oldu. Malatya Turgut Özal, Fırat, Munzur, Sivas Bilim ve Teknoloji ile Sivas Cumhuriyet üniversitelerinin paydaşlığında gerçekleşen fuar, Malatya Büyükşehir Belediyesi Fuar Merkezi’nde yapıldı. Cumhurbaşkanlığı İnsan Kaynakları Ofisi koordinasyonuyla düzenlenen bu etkinlikte, 150’den fazla firma yer alırken, 40 bini aşkın öğrenci katıldı. Otomotiv, yazılım, sağlık, eğitim ve inşaat sektörlerinden önemli firmaların yer aldığı fuarda Mplus Türkiye, genç yeteneklere iş ve staj imkânları sunarak doğrudan iletişim kurma fırsatı elde etti. Mplus Türkiye, gençlere şirket kültürünü tanıttı İstanbul’da gerçekleştirilen Alman-Türk Ticaret ve Sanayi Odası (AHK Türkiye) 8’inci Kariyer Günü’nde, Mplus Türkiye; iş ve staj arayışında olan genç profesyonellerle bir araya gelerek şirket kültürünü ve kariyer fırsatlarını tanıttı. Almanya ile Türkiye arasındaki ticari ilişkilerin güçlendirilmesini hedefleyen etkinliğe, otomotiv, teknoloji, mühendislik, finans ve üretim gibi birçok sektörden 100’den fazla yerli ve uluslararası firma katıldı. Katılımcılar, şirketlerin stantlarını ziyaret ederek doğrudan bilgi alırken, sektör profesyonelleriyle birebir görüşmeler yapma fırsatı da yakaladı. Gençlerin kariyer yolculuklarına güçlü bir başlangıç yapmalarına katkı sağlandı Türk-Alman Üniversitesi Kariyer Zirvesi etkinliğinde ise öğrencilerle bir araya gelerek şirketlerinin sunduğu kariyer olanaklarını tanıtan Mplus Türkiye, gençlerle birebir iletişim kurarak onların kariyer hedeflerine yönelik sorularını yanıtladı ve sektöre dair bilgilerini paylaştı. Türk-Alman Üniversitesi Endüstri İlişkileri Koordinatörlüğü ve 19 öğrenci kulübünün iş birliğiyle düzenlenen etkinlik, yaklaşık 3 bin 500 öğrencinin katılımıyla gerçekleşti. 50’yi aşkın şirketin stant açtığı organizasyonda, marka genç yeteneklerle bir araya gelerek ilham verici sohbetler gerçekleştirerek, gençlerin kariyer yolculuklarına güçlü bir başlangıç yapmalarına katkı sağladı. “Gençlerin heyecanını ve merakını görmek, bize motivasyon sağlıyor” Mplus Türkiye İşe Alım ve Kaynak Planlama Direktörü Cem Ercan, “Türkiye’nin dört bir yanında gençlerle yüz yüze temas kurmak, şirketimizi tanıtmak, onların enerjisini ve potansiyelini hissetmek açısından bizim için büyük bir ayrıcalıktı. Van’dan İstanbul’a…

AVRUPA’DAN AMERİKA’YA TEMİZLİK KÂĞIDI ENDÜSTRİSİNİN KALBİ İSTANBUL’DA ATACAK!

Dünyanın en büyük 15 sanayi kolu arasında yer alan temizlik kâğıdı ve teknolojileri sektörü, 26–28 Mayıs 2025 tarihleri arasında İstanbul Kongre Merkezi’nde düzenlenecek Paper & Tissue Expo İstanbul 2025’te bir araya geliyor. Avrupa’dan Asya’ya, Orta Doğu’dan Amerika’ya kadar uzanan geniş bir katılımcı profiline ev sahipliği yapacak bu dev buluşma, sektörün geleceğini şekillendirecek yeniliklere sahne olacak. Fuarımızın açılış töreni, 26 Mayıs Pazartesi günü saat 11.00’de gerçekleşecektir. Fuarımızı yerinde ziyaret ederek sektördeki en yeni teknolojileri keşfetmenizi ve Fuar Direktörümüz Sayın Sinem Akgöl ile gerçekleştireceğiniz keyifli bir sohbetle Türkiye’nin temizlik kâğıdı ve teknolojileri alanındaki potansiyelini ilk ağızdan dinlemenizi dileriz. Görüşmek dileğiyle!

Türkiye’de Marka Tescili ve Önemi: Birinci Marka Patent Yetkililerinden Kritik Uyarılar

Türkiye’de Marka Tescili ve Önemi: Birinci Marka Patent Yetkililerinden Kritik Uyarılar Türkiye’de işletmelerin en değerli varlıklarından biri haline gelen marka tescili ve fikri mülkiyet hakları, Birinci Marka Patent yetkilileri tarafından masaya yatırıldı. İşletme sahibi Lütfiye Barutçu marka tescili sürecinin detayları, yasal zorunluluklar ve iş dünyası için taşıdığı kritik önem ele aldı. Marka Tescili: Hukuki Koruma ve İşletmeler İçin Hayati AvantajlarTürkiye’de marka tescili, 10 Ocak 2017’de yürürlüğe giren 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ile korunuyor. Lütfiye Barutçu, “Marka tescili, bir işletmenin ürün veya hizmetlerini rakiplerinden ayıran isim, logo veya sloganların hukuki güvence altına alınmasıdır” diyerek sürecin önemini vurguladı. Barutçu’ya göre, marka tescili: – Taklit ve haksız kullanım riskini önlüyor,– Tüketici güvenini artırıyor,– Lisanslama ve uluslararası pazarlara açılımı kolaylaştırıyor,– Dijital platformlarda marka haklarını güçlendiriyor.“Firma Şartı Aranmıyor, Bireysel Başvuru Mümkün” Marka tescili için firma sahibi olma zorunluluğunun bulunmadığını belirten Lütfiye Barutçu, “Gerçek kişiler, TC kimlik numarasıyla başvuru yapabilir. Vergi mükellefi olma şartı da yok” açıklamasını yaptı. Elibüyük, özellikle girişimcilerin bireysel başvurularla markalarını koruma altına alabileceğinin altını çizdi.Tescil Süreci: 5 Adımda Koruma GüvencesiMarka tescil sürecini adım adım anlatan Barutçu, şu aşamalara dikkat çekti: Barutçu, İtiraz olmaması halinde süreç 5-7 ayda tamamlanıyor. Ancak itiraz durumunda bu süre 1 yılı aşabiliyor” ifadelerini kullandı.“Profesyonel Destek Şart: Hata Riski Azaltılıyor”Marka tescili sürecinde uzman desteğinin önemine değinen Lütfiye Barutçu, “Marka vekilleri, tescil edilebilirlik analizi yaparak başvuruyu eksiksiz tamamlıyor. Ayrıca, itiraz sürecinde markanın savunulmasını sağlıyor” dedi. Lütfiye Barutçu, danışmansız yapılan başvurularda red oranlarının yüksek olduğunu vurguladı.Tescil Edilemeyen Markalar ve Riskler – Ayırt edici olmayan isimler (Örn: “Mobilya” kelimesi mobilya sektöründe tescillenemez),– Tanınmış markalara benzerlik,– Kamu düzenine aykırı ifadeler,– Dini ve milli semboller tescil edilemiyor.-Tescil edilmemiş marka kullanmanın risklerini ise Barutçu şöyle sıraladı:– Başkalarının markasını ihlal etme ve tazminat riski,– Taklit durumunda hukuki mücadelenin zorluğu,– Markanın başkası tarafından tescillenmesi halinde yeniden pazarlama maliyetleri. “10 Yılda Bir Yenileme Unutulmamalı”Tescilli bir markanın koruma süresinin 10 yıl olduğunu hatırlatan Lütfiye Barutçu, “Süre bitiminden önce yenileme yapılmazsa, marka hükümsüz kalır ve başkalarına tescil hakkı doğar” uyarısında bulundu.Son Söz: Markanızı Bugünden KoruyunRöportajın sonunda, işletmelere ve girişimcilere marka tescili için harekete geçme çağrısı yapıldı. Barutçu, “Markanız, işletmenizin geleceğidir. Profesyonel destekle süreci yönetmek, hukuki ve mali riskleri en aza indirir” diyerek sözlerini tamamladı. Not:Bu haber metni, marka tescili sürecine dair kritik bilgileri özetlerken, uzman görüşleriyle iş dünyasına yol gösteriyor. Markasını korumak isteyenler için rehber niteliğinde…

Medya partneri olduğumuz INVESTPRO TURKIYE ISTANBUL 2025 12 Mayıs 2025 başlıyor.

Yılın en prestijli iş etkinliklerinden biri olan InvestPro Türkiye İstanbul 2025, farklı sektörlerden profesyonelleri bir araya getirerek eşsiz bir networking ve bilgi paylaşımı platformu sunuyor. 12 Mayıs 2025’te, İstanbul’un kalbinde yer alan lüks InterContinental Istanbul otelinde gerçekleşecek bu özel konferans, yalnızca bir iş etkinliği olmanın ötesine geçerek, katılımcılarına sektörel içgörüler, stratejik bağlantılar ve yeni iş fırsatları vadediyor. Gayrimenkul, uluslararası vergi planlaması, varlık yönetimi, fintech, finansal danışmanlık ve kurumsal hizmetler gibi birçok kilit alanda uzman konuşmacıların yer alacağı konferans, Avrupa, Orta Doğu ve Asya’dan sektörün önde gelen temsilcilerini ağırlayacak. İstanbul’un Avrupa ile Asya’yı buluşturan stratejik konumu ve son yıllarda hızla gelişen pazar yapısı, etkinliğe katılımı daha da değerli kılıyor. Şehir; tekstil, otomotiv ve finans gibi sektörlerde gösterdiği büyümeyle, yatırımcılar için cazip fırsatlar sunuyor. Etkinlik boyunca katılımcılar; iş dünyasının liderleri, yatırımcılar ve girişimcilerle doğrudan temas kurabilecek, B2B ve B2C formatında anlamlı bağlantılar geliştirebilecek. Ayrıca fuaye alanında yer alacak sergi bölümünde, en güncel iş çözümleri ve teknolojik yenilikler keşfedilebilecek. İşinizi küresel ölçekte büyütmek, sektör trendlerini yakından takip etmek ve yeni iş ortaklıkları kurmak istiyorsanız, InvestPro Türkiye İstanbul 2025 size bu yolculukta ihtiyaç duyduğunuz bilgi, ilham ve bağlantıları sunacak. Bu dönüştürücü deneyimin bir parçası olma fırsatını kaçırmayın! Kayıt için link: 12 Mayıs 2025’te InterContinental Istanbul’da gerçekleşecek InvestPro Turkiye Istanbul 2025’e katılın. Bu prestijli iş konferansı, gayrimenkul, uluslararası vergi planlaması, varlık yönetimi, fintech ve daha fazlasında profesyonellere pratik çözümler sunan küresel uzmanları bir araya getirecek. Dünyanın dört bir yanından gelen üst düzey karar vericiler, girişimciler ve yatırımcılarla ağ kurma fırsatını yakalayın. Son trendleri öğrenin ve işinizi ileriye taşıyacak somut bilgiler edinin. Şirketinizi genişletmek veya yeni ortaklıklar keşfetmek istiyorsanız, InvestPro Turkiye mükemmel bir büyüme platformu sunuyor. Bu eşsiz deneyimin bir parçası olma şansını kaçırmayın! Kayıt için link: Türkiye’de Dijital Bankacılık: Büyüme ve Güvenlik Dengesi Türkiye’de dijital bankacılık kullanımında dikkat çekici bir artış yaşanıyor. Bankalarla ilişkiler artık şube değil, ekran üzerinden kuruluyor. Türkiye Bankalar Birliği’nin verilerine göre mobil bankacılık işlemleri GSYİH’nin %49’unu, internet bankacılığı ise %26’sını oluşturuyor. Bu veriler yalnızca kullanıcı alışkanlıklarını değil, sektörün yeniden şekillendiğini de gösteriyor. Mobil cihaz kullanımının yaygınlığı, bu değişimin merkezinde yer alıyor. Nüfusun %93’ünden fazlası cep telefonlarına bağlı ve bu durum bankalara daha fazla kişiye ulaşma fırsatı veriyor. Ancak büyüme, beraberinde riskleri de getiriyor. 2024 yılında, Türk finans sektörü artan siber tehditlerle karşı karşıya kaldı. MASAK gibi düzenleyici kurumlar siber suçlara karşı denetimleri artırdı. Bankalar, güvenlik duvarlarını güçlendiriyor, veri şifreleme teknolojilerine yatırım yapıyor ve anlık tehdit izleme sistemleri kuruyor. Hedef, kullanıcıların güvenini kaybetmeden bu dönüşümü sürdürülebilir hale getirmek. CyberTech Turkey’nin kurucusu ve ünlü siber güvenlik uzmanı Dr. Hüseyin Yılmaz şu şekilde belirtti: “Dijital dönüşüm, olağanüstü fırsatlar ve benzeri görülmemiş riskler getiriyor. Türkiye’nin finansal kurumları için zorluk, siber tehditlerin önünde kalırken, yeniliklere de açık olabilmektir. Güvenlik yalnızca bir BT problemi değildir, bu bir bankayla müşterisi arasındaki güvenin temelidir. Güçlü bir siber güvenlik olmadan dijital bankacılık gelişemez.” Türk hükümeti, fintech sektörünü ekonomik modernleşmenin temel taşlarından biri olarak görmekte olup, bu vizyonun başarıya ulaşması, kullanıcı güveninin sağlanmasına dayanmaktadır. Müşteriler, hız ve kullanım kolaylığı talep ederken, güvenlikten taviz verilmesini kabul etmemektedir. Bu bağlamda, InvestPro Türkiye Istanbul 2025 gibi etkinlikler kritik bir öneme sahiptir. Bu tür organizasyonlar, bankalar, teknoloji firmaları, hukuk danışmanları, yatırımcılar ve girişimciler gibi farklı sektörlerden profesyonellerin bir araya gelerek, sektördeki en acil zorluklara yönelik çözümler…

Alternatif Menkul’ün Yeni Genel Müdürü Tolga Macit Güsar oldu

Alternatif Bank’ın sermaye piyasalarındaki stratejik iştiraki Alternatif Menkul’de üst düzey bir atama gerçekleşti. Finans ve bankacılık sektörünün deneyimli isimlerinden Tolga Macit Güsar, 1 Mayıs 2025 itibarıyla Alternatif Menkul Genel Müdürü olarak atandı. 30 yıla yaklaşan bir süredir Türkiye’nin önde gelen aracı kurumları arasında yer alan ve yenilikçi ürün ve hizmetleriyle bireysel ve kurumsal yatırımcılara değer yaratan Alternatif Menkul’de yeni bir dönem başlıyor. Alternatif Bank’ın finansal ekosistemi içinde stratejik bir konumda yer alan iştiraki Alternatif Menkul’e Genel Müdür olarak Tolga Macit Güsar atandı. Konuyla ilgili değerlendirmede bulunan Alternatif Bank Genel Müdürü Ozan Kırmızı, “Alternatif Menkul, sermaye piyasalarındaki uzmanlığı, güvenilirliği ve müşteri odaklı yapısıyla öne çıkan stratejik iştiraklerimizden biri. Tolga Macit Güsar’ın sektörel derinliği ve liderlik vizyonunun, Alternatif Menkul’ü daha da ileri taşıyacağına gönülden inanıyorum. Kendisinin önderliğinde, yatırımcılarımız için daha fazla değer yaratan, dijital ve sürdürülebilir finansal çözümler geliştiren yapımızı daha da güçlendireceğiz. Bu vesileyle, kendisine yeni görevinde başarılar diliyorum” dedi. Alternatif Menkul Genel Müdürü Tolga Macit Güsar ise yeni göreviyle ilgili olarak, “Alternatif Menkul’ün güçlü potansiyelini daha da ileri taşıyacak olmak benim için heyecan verici bir sorumluluk. Alternatif Bank’ın güçlü ekosistemiyle birlikte, sermaye piyasalarına yön veren, yatırımcılara ilham veren ve ülkemizin finansal gelişimine katkı sağlayan bir kurum olma vizyonumuzu kararlılıkla sürdüreceğiz” ifadelerini kullandı. Tolga Macit Güsar Kimdir? 25 yıllık tecrübeye sahip olan Tolga Macit Güsar, Boğaziçi Üniversitesi İşletme Bölümü’nden mezun oldu. Yeditepe Üniversitesi’nde MBA yapan Güsar ardından, İstanbul Aydın Üniversitesi’nde Muhasebe ve Denetim alanında doktora eğitimini tamamladı. Garanti Portföy ve TEB bünyesinde üst düzey yöneticilik görevlerinde bulunan Güsar; Garanti Portföy’de Strateji, Araştırma ve Satış’tan sorumlu Genel Müdür Yardımcılığı, TEB Grubu’nda Bireysel Bankacılık Grup Direktörlüğü ile Özel Bankacılık, Yatırım Hizmetleri ve Perakende Bankacılık Stratejiden sorumlu Grup Direktörlüğü görevlerini üstlendi. TEB Yatırım Yönetim Kurulu Üyesi olarak da görev yapan Güsar son olarak, Rota Portföy’de Yönetim Kurulu Danışmanlığı ve İş Ortaklığı görevlerinde bulundu. Güsar, Mayıs 2025 itibarıyla Alternatif Bank’ın iştiraklerinden Alternatif Menkul’e Genel Müdür olarak atandı.

c•paces Group iletişim çalışmalarını Brandworks İletişim Danışmanlığı’na emanet etti

Yeme-içme deneyimini sosyal alanlarla birleştirerek sektörde fark yaratan c•paces Group, kurumsal iletişim stratejilerini daha da güçlendirmek adına iletişim faaliyetlerini Brandworks İletişim Danışmanlığı’na emanet etti. 25 yılı aşkın deneyimiyle yeme-içme dünyasındaki trendleri yakından takip eden ve şehrin en ikonik noktalarını sosyal merkezlere dönüştüren c•paces Group; Brandworks İletişim Danışmanlığı’nın tecrübesi ve yaratıcı bakış açısıyla kurumsal iletişim faaliyetlerine yeni bir ivme kazandırmayı amaçlıyor. Feriye, dekk, Madera, Cream&Sugar, Restoran Modern, Cafe Modern ve Eggstation gibi güçlü markalarıyla sektöre yön veren c•paces Group, deneyim odaklı yaklaşımıyla yalnızca bir restoran zinciri olmanın ötesinde yeme, içme ve eğlenceyi merkeze alan sosyal etkileşim alanları tasarlıyor. Brandworks İletişim Danışmanlığı, c•paces Group’un marka bilinirliğini artırmak amacıyla; medya ilişkileri, içerik yönetimi, dijital iletişim stratejileri ve etkinlik yönetimi gibi alanlarda kapsamlı bir iletişim planı oluşturacak. c•paces Hakkında: Yeme-içme deneyimini sadece lezzetle sınırlamayan, yaşam ve sosyalleşme alanlarıyla sektörde fark yaratan c•paces Group, 25 yılı aşkın deneyimiyle yeme-içme dünyasındaki trendleri yakından takip etmekte ve şehrin en ikonik noktalarını sosyal merkezlere dönüştürmektedir. Feriye, dekk, Madera, Cream&Sugar, Restoran Modern, Cafe Modern ve eggstation gibi güçlü markalarıyla sektöre yön veren c•paces Group; deneyim odaklı yaklaşımıyla yalnızca bir restoran zinciri olmanın ötesinde yeme, içme ve eğlenceyi merkeze alan sosyal etkileşim alanları tasarlar. Sektörün öncü iş ortakları ve güçlü paydaşlarıyla birlikte çalışan c-paces Group, konuklarına unutulmaz deneyimler sunmayı hedeflemektedir. Ayrıntılı Bilgi ve İletişim İçin; Jülide ÇağlıMedya DirektörüAdres: Meşrutiyet Cad. No:100/1 Beyoğlu / İst. E-posta: julidecagli@brandworks.com.tr http://www.brandworks.com.tr

Güvenilir ve kaliteli ürünlerle büyümeye devam edeceğiz

Tüketici haklarının korunması ve bilinçli tüketimin teşvik edilmesi amacıyla her yıl 15 Mart’ta, Dünya Tüketiciler Günü kutlanıyor. Dondurulmuş gıda sektöründe kalite, güven ve sürdürülebilirliği ilke edinen Aktaşlar Lezzet Grubu, her geçen gün daha fazla tüketici kitlesine ulaşmak için çalışmalarına devam ediyor. Aktaşlar Lezzet Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Tamer Aktaş, “Tüketicilerimizin güveniyle büyüyoruz. Lezzetli, sağlıklı ve kaliteli üretim anlayışımızla geleceğe yön vererek, tüketicilerimizin yanında olmaya devam edeceğiz” dedi. Lezzetli, sağlıklı ve taze dondurulmuş ürünleriyle tüketicilerin beğenisini ve güvenini kazanan Aktaşlar Lezzet Grubu, bu vizyonla sektörde fark yaratmaya devam ediyor. 15 Mart Dünya Tüketiciler Günü vesilesiyle önemli mesajlar veren Aktaşlar Lezzet Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Tamer Aktaş, tüketicilerin yalnızca birer alıcı değil, aynı zamanda sektörleri ve markaları şekillendiren en büyük güç olduğunun altını çizdi. Tüketici haklarının korunmasının ve bilinçli tüketimin teşvik edilmesinin, yalnızca bir sorumluluk değil, aynı zamanda sektörün geleceği adına kritik bir adım olduğunu vurgulayan Aktaş, “Tüketici memnuniyeti, bizim için çok önemli bir değer. Ürünlerimizin her aşamasında kaliteyi ve güveni ön planda tutarak, tüketicilerimizin bilinçli tercihler yapmasını destekliyoruz. Adil ticaret ilkeleri çerçevesinde, sağlıklı ve güvenilir dondurulmuş gıda üretimimizle tüketicilerimizin yanında olmaya devam edeceğiz” diye konuştu. “Tüketici geri bildirimlerine önem veriyor, sertifikalarımızla güvenilirliğimizi tescilliyoruz” Kaliteli gıda üretimi konusundaki kararlılıklarına devam edeceklerini ve tüketici haklarını savunmaya devam edeceklerini ifade eden Aktaş, “Kurulduğumuz günden bu yana en büyük önceliğimiz, tüketicilerimize sağlıklı, lezzetli ve güvenilir ürünler sunmak oldu. Bu doğrultuda, tedarikten üretime, paketlemeden dağıtıma kadar tüm süreçlerimizi en yüksek gıda güvenliği standartlarına uygun şekilde yürütüyoruz. Kaliteyi sadece bir hedef değil, aynı zamanda bir taahhüt olarak görüyoruz. Müşteri geri bildirimlerine büyük önem vererek hizmetlerimizi sürekli geliştiriyor, tüketicilerimizin beklentilerini en iyi şekilde karşılamak için kendimizi yeniliyoruz. Sahip olduğumuz BRC, IFS ve Helal sertifikaları, güvenilirliğimizi uluslararası düzeyde tescilliyor. TSE-ISO-EN 22000 gıda güvenliği sertifikamız ile kalite standartlarından ödün vermeden üretim yaptığımızı belgeliyoruz” dedi. “En büyük önceliğimiz, sağlıklı, güvenilir ve kaliteli ürünlerimizi tüketicilere ulaştırmak” Dünya Tüketiciler Günü’nü, tüketici haklarının güçlenmesi ve bilinçli alışveriş alışkanlıklarının yaygınlaşması adına önemli bir fırsat olarak gördüklerini ve bu bilinçle hareket ettiklerini belirten Aktaş, “Tüketicilerimizin gıda güvenliği, ürün içerikleri ve doğru alışveriş alışkanlıkları konularında bilinçlenmesi için çeşitli bilgilendirici içerikler ve farkındalık kampanyaları düzenliyoruz. Tüketicilerimizin sağlıklı, güvenilir ve kaliteli ürünlere ulaşabilmesi en büyük önceliğimiz. Bu özel gün vesilesiyle bize güven duyan ve tercih eden tüm tüketicilere teşekkür ediyoruz. Aktaşlar Lezzet Grubu olarak, tazelikten ve kaliteden ödün vermeden ürettiğimiz ürünlerimizle her zaman yanınızdayız. Sağlıklı bir gelecek için bilinçli tüketimi desteklemeye ve sektörümüzde fark yaratmaya devam edeceğiz” dedi. AKTAŞLAR Hakkında: Türk mutfağına özgü otantik lezzetleri global gastronomi sahnesine taşımayı misyon edinen Aktaşlar Lezzet Grubu, marka yolculuğuna 1981 yılında Ordu’da 40 kişiye hizmet veren mütevazı bir restoranla başladı. İkinci neslin liderliğinde, aile işletmesi bir başarı hikayesine dönüştü ve Aktaşlar, Pidemiss, Nelipide ve Pideor gibi sevilen markaları ve franchise modelleri ile dünya çapında beğeni kazandı. Yerli ve yabancı zincir marketler dahip 30’dan fazla ülkede faaliyet gösteren, vegan Lahmacun ve margarita pide gibi inovatif ürünleriyle dondurulmuş gıda ve fast-food sektöründe güçlenen Aktaşlar, Lufthansa, Delta Airlines, Singapur ve Suudi Havayolları ile kurduğu iş birlikleri ile global pazarlardaki gücünü artırmakta, genişleyen ihracat ağıyla lider bir marka olmayı amaçlamaktadır. Ayrıntılı Bilgi ve İletişim İçin; Ahmet DoğanMedya DirektörüAdres: Meşrutiyet Caddesi No:100/1 Şişhane/BeyoğluTel: 0212 255 00 12 Gsm:0536 892 88 21 http://www.brandworks.com.tr

TRUMP IN GAZZE PLANI VE ÜLKEMİZİN TEPKİSİ

TBMM Başkanı Kurtulmuş, Trump’a şöyle seslendi: ”Olmayacak duaya ‘Âmin’ demeyin diyerek ABD’nin yeni başkanını uyarıyor ve bu yanlış tutumdan acilen dönmesinin dünya barışı için de Ortadoğu barışı için de önemli olduğunu ifade etmek istiyorum.” ABD Başkanı Donald Trump’ın İsrail Başbakanı Bünyamin Netanyahu ile görüşmesinde bahsettiği ‘Gazze Planı’na Türkiye’den tepki geldi. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan bu planın tartışmaya açılmasının bile yanlış olduğunu söyledi. Trump’ın ikinci görev döneminde Washington’da ağırladığı ilk yabancı lider Netanyahu oldu. Trump görüşme önce Gazze’deki Filistinlilerin başka ülkelere gönderilmesi önerisinden bahsetmişti. Sonrasında ise Netanyahu ile kameralar karşısına geçen Trump “ABD, Gazze Şeridi’ni devralacak ve biz de orada bir iş yapacağız. Sahanın sahibi olacağız ve sahadaki tüm tehlikeli patlamamış bombaların ve diğer silahların imhasından sorumlu olacağız,” dedi. Trump, “İnsanların geri dönmesi gerektiğini düşünmüyorum,” dedi ve ekledi: “Şu anda Gazze’de yaşayamazsınız. Bence başka bir yere ihtiyacımız var. Bence insanları mutlu edecek bir yer olmalı.” Bunu hangi ‘yetkiyle’ yapacağı sorusuna yanıt vermeyen Trump ABD’nin hamlesi ‘uzun vadeli bir sahiplik durumu’ olarak gördüğünü belirterek bölge liderlerinin de bu düşünceyi desteklediğini iddia etti. Fidan: ‘Tartışmaya açılması bile yanlış’ Buna Türkiye’den ilk tepki Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’dan geldi. Fidan Trump’ın planı için “Bu kabul edilemez bir konu. Filistin meselesi zaten bu nedenden başladı. Filistinlilerin Gazze’den çıkarılması tartışmaya açılamaz,” dedi. Fidan, Trump’ın iki devletli çözüme ilişkin taahhüt ortaya koyduğunun da görülmediğini vurgulayarak “Gazze ile ilgili tehcir meselesi hiçbir şekilde ne bölgenin ne de bizim kabul edeceğimiz bir durum değil. Bunu düşünmek bile aslında, kötü. Bunu düşünmek bile abesle iştigal. Tartışmaya açılması bile yanlış,” dedi. Kurtulmuş: ‘ABD Başkanı’nı uyarıyorum’ Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Numan Kurtulmuş, Netanyahu’nun Trump tarafından ‘kral edasıyla’ karşılandığını belirterek, İsrail liderinin Uluslararası Adalet Divanı’ndaki yargılanma sürecini hatırlattı. Trump’ın planı hakkında ”Gazze, Filistinlilerindir ve kıyamete kadar Filistin ‘in bir parçası olmaya devam edecektir. Gazze, sizin şirketlerinize satılık, kupon bir arazi değildir,” diyen Kurtulmuş şöyle devam etti: ”Nasıl bizim için bu vatanın her bir köşesi her bir karışı aziz bir vatan parçasıysa Filistinliler için Gazzeliler için de Gazze toprakları öyle bir yerdir, kıyamete kadar da öyle kalacaktır. İspatı da herhalde 1,5 yıldır fiilen her gün yapılmıştır, gerçekleştirilmiştir.” ABD ordusunun Vietnam, Afganistan, Irak’taki deneyimlerini hatırlatan Kurtulmuş böyle bir plana tüm Ortadoğu ülkelerinin tepki göstereceğini ve asla gerçekleşmeyeceğini söyledi. Kurtulmuş ”Olmayacak duaya ‘Âmin’ demeyin diyerek ABD’nin yeni başkanını uyarıyor ve bu yanlış tutumdan acilen dönmesinin dünya barışı için de Orta Doğu barışı için de önemli olduğunu ifade etmek istiyorum,” dedi. Türkiye, Filistin konusunda neyi savunuyor? Türkiye de uzun süredir İsrail-Filistin krizinde iki devletli çözümü destekleyen ülkeler arasında. Ankara, Filistin’in 1967 sınırları temelinde başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız bir devlet olarak tanınması gerektiğini savunuyor. Ayrıca Türkiye, İsrail’in Doğu Kudüs ve Batı Şeria’daki yerleşim politikalarını uluslararası hukuka aykırı olduğunu belirtip eleştiriyor. ABD’nin pozisyonu ABD, Filistin-İsrail meselesinde uzun yıllardır ‘iki devletli çözüm’ politikasını desteklese de bu tutum ilk Trump yönetiminde önemli bir sarsıntı yaşadı. 2017’de Donald Trump, Kudüs’ü resmen İsrail’in başkenti olarak tanıyıp büyükelçiliği Tel Aviv’den Kudüs’e taşıyarak uluslararası toplumun tepkisini çekti. Bu hamle, Kudüs’ün statüsünün nihai barış görüşmelerine bırakılması gerektiğini savunan Birleşmiş Milletler kararlarına aykırı. Ayrıca Trump, Filistin’e yapılan mali yardımları kesip diplomatik bağları büyük ölçüde kopardı. Biden yönetimi ise göreve geldikten sonra ‘iki devletli çözüm’ ilkesini yeniden savunmaya başladı ve Filistin’e mali yardımları geri getirdi. Kudüs’ü İsrail’in başkenti…

MERKEZ BANKASI ZORUNLU KARŞILIK ORANLARI ARTTIRILDI

Karar, aylık enflasyonun beklentilerin üzerinde gelmesinin ardından alındı. Merkez Bankası, yüzde 8 olan zorunlu karşılık oranının yüzde 12’ye yükseltildiğini açıkladı. Zorunlu karşılık oranı, bankaların topladıkları mevduatın belirli bir yüzdesini Merkez Bankası’nda tutmalarını zorunlu kılan bir düzenleme. Genelde para arzını kontrol etmek, enflasyonu yönetmek ve finansal istikrarı sağlamak için bu araca başvuruluyor. Oranın artırılması, bankaların kredi verme kapasitesini kısıtlarken, düşürülmesi ise kredi genişlemesini teşvik ediyor. Merkez Bankası’nın resmi internet sitesi üzerinden yayınlanan açıklamada, “…Bankaların bir yıla kadar (1 yıl dahil) vadeli Türk Lirası cinsi yükümlülüklerinden; yurt dışı repo işlemlerinden sağlanan fonlar, yurt dışından kullanılan krediler, yurt dışı bankalar mevduatı/katılım fonu için zorunlu karşılık oranı yüzde 8’den yüzde 12’ye yükseltilmiştir,” dendi. Karar, enflasyonun ocak ayında yüzde 5,03 yükselmesinin ardından alındı. Ocak ayında aylık enflasyonun yüzde 4,29 artacağı tahmin ediliyordu ancak rakam beklentilerin biraz üzerinde gelmiş oldu. Bağımsız Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG) verilerine göre ise yıllık enflasyon yüzde 81,01 olarak hesaplandı. Aylık bazda ise yüzde 8,22 artış kaydedildi. Kira zam oranını belirleyen 12 aylık ortalama enflasyon yüzde 56,35 olarak gerçekleşti. TÜİK’e göre, aylık bazda en yüksek artış gösteren ana grup yüzde 23,57 ile sağlık olurken, giyim ve ayakkabı grubunda ise fiyatlar aylık olarak yüzde 5,17 geriledi. Yıllık olarak ise en yüksek artış yüzde 99,93 ile eğitim oldu. Eğitimi yüzde 68,90 ile konut, yüzde 55,02 ile sağlık takip etti. Türkiye’nin 2024 yıl enflasyonu TÜİK tarafından yüzde 44,38 olarak açıklanmıştı. Aralık ayında enflasyon yüzde 1,03 ile son 19 ayın en düşük seviyesinde gelmişti. Merkez Bankası (TCMB) yılın ilk Enflasyon Raporu toplantısını 7 Şubat’ta İstanbul’da gerçekleştirecek. (Yukarıdaki yazı Euronews sitesinden alınmıştır.) ZAFER ÖZCİVAN Ekonomist-Yazar zozcivan@hotmail.com

ENFLASYONUN FATURASI

Yüksek enflasyon en basit anlatımla cebimizden daha çok paranın çıkması anlamındadır. İnsan olarakyaşamımızım idame ettirebilmemiz için barınma, beslenme, korunma kılık kıyafet vd. gibiihtiyaçlarımız hayatımız boyunca devam etmekte ve bunları gelir düzeyimize göre bazı kesimler sondrece rahat, büyük bir çoğunluk ise günümüzde son derece zor karşılamaktadır. %20 lik beş gelirgrubunun enflasyon oranlarına bakıldığında hepsinde oran farklıdır. Çünkü gelir grupları ayrıdır veharcamalar da buna paralel olarak değişkenlik göstermektedir. Örneğin en çok gelire sahip olan %20lik kesim milli gelirden %48,5 pay aldığı halde en düşük %20 gelire sahip kesim ise %6,2 payalmaktadır. Durum böyle olunca gelir dağılımının bozuk olduğu ortadadır. Enflasyon yüksek seyrettiği süre boyunca yukarıda dediğim gibi cebimizden çıkan para artmaktadır veaile bütçelerimiz sıkıntıyla sonuçlanmaktadır. Aynı şekilde dar ve sabit gelirli vatandaşlarımız da baştaen düşük maaş alan emekliler ve asgari ücretliler olmak üzere maaşlarının alım gücü düşmekte vemaddi kayıplar yaşamaktadır.Devletlerin de birbirlerine doğal olarak borçları veya alacakları olabilir. Önemli olan devletinborçlanması değil, alınan borcun nereye nasıl kullanıldığıdır. Yani borçlanan ülke, elde ettiği borçkaynağını en verimli şekilde kullanması gerekir. Ülkemizde enflasyon yüksek kaldığı sürece dışborçlarımız dövize endeksli olduğu için borçlarımız da yükselmektedir. Ancak geçtiğimiz yılda 800’ekadar yükselen CDS primi günümüzde 250 ye kadar gerilemiştir.CDS primi ülkelerin borçlanmasındaborcun geri ödenme riskine karşı uygulanan bir orandır. Yani bir ülkeden borç alırken normal faizi %3ise buna CDS primi de eklenerek faiz uygulanır, başka bir ifade sigorta primi şeklinde düşünülebilir.Ülkemizde yap işlet devret projeleri dış borçların artmasına verilebilecek en güzel örnektir. Vatandaşolarak hepimiz köprü, yol, tünel, hastane gibi yatırımların yapılmasını isteriz. Çünkü yapılan buyatırımlar bizim kullanmamız içindir. Ancak nasıl yapıldığı, maliyeti, ödeme koşulları bizim için sonderece önemlidir. Yapılan ihalelerin bedeller garanti verilerek yapılmış olup neredeyse torunlarımızbile borç altına alınmıştır. Hâlbuki ödenecek rakamların toplamının maliyetinin en az üç katı olduğunuyazılı ve görsel basından izlemekteyiz. Kendi yaptığımız yatırımlar bizim için çok daha verimli olacağıkesindir. Merhum Süleyman Demirel döneminde yapılan 15 Temmuz şehitler köprüsü, merhumTurgut Özal döneminde yapılan Fatih Sultan Mehmet köprüsü, Ankara İstanbul oto yolu, sondönemde sayıları hızla artan raylı sistem toplu taşıma araçları tamamen hükümet tarafındanyapılmıştır ve ulaşım sorunu büyük ölçüde çözülmüştür. İşte yap işlet devret projeleri de kendikaynaklarımızla yapılması gerekirdi. Çünkü enflasyon döviz kurları ile paralel gittiğinden dış borçlarınızenflasyon yükseldikçe artmaktadır. Aren dış ticaret açığı veren bir ülke olduğumuz için bu borçlarınödenmesi de problem olmaktan çıkabilir.Yüksek enflasyonun işçinin veya ücretlilerin maaşlarını da erittiği hepimiz tarafından bilinmektedir.Aşağıda DİSK-AR tarafından yapılan enflasyon faturası bilgilerini aynen paylaşıyorum.DİSK-Ar’ın Şubat 2025 Ücret Kayıpları İzleme Raporu’na göre, Ocak 2025’te işçi, memur ve emeklilerintoplam gelir kaybı yaklaşık 70 milyar TL oldu. Asgari ücret daha işçinin cebine girmeden bin 112 TLerirken, en düşük memur maaşı 4 bin 389 TL, en düşük emekli aylığı ise 728 TL değer kaybetti.Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Merkezi (DİSK-AR) tarafından hazırlananÜcret Kayıpları İzleme Raporu, yüksek enflasyon ve adaletsiz vergi politikalarının vatandaşlarıngelirlerinde yarattığı kayıpları ortaya koydu. Rapora göre, Ocak 2025’te çalışanların ve emeklilerintoplam gelir kaybı 70 milyar TL’ye yaklaştı. Rapora göre, 2025 yılı için belirlenen asgari ücret daha işçinin eline geçmeden bin 112 TL değerkaybetti. Ücretin enflasyon karşısındaki toplam kaybı ise 5 bin TL’yi aştı. Asgari ücretin 1,5 katıdüzeyinde maaş alan bir çalışanın kaybı bin 579 TL, asgari ücretin üç katı maaş alan bir çalışanın kaybıise 3 bin TL’yi buldu. OCAK AYINDA ÇALIŞANLARIN TOPLAM KAYIPLARIİşçilerin toplam kaybı: 37,8 milyar TLMemurların toplam…

Coffee Chefs istikrarlı büyümek için düğmeye bastı: 2025’te hedef 30 yeni şube

Franchise modeliyle 2 yıl içinde 200 yeni şube açacak! Coffee Chefs istikrarlı büyümek için düğmeye bastı: 2025’te hedef 30 yeni şube “Her nesil kahve” yaklaşımını sektöre kazandıran Coffee Chefs, sistemsel ve operasyonel altyapısını tamamlayarak franchise taleplerini toplamaya başladı. Halihazırda Marmara bölgesinde hizmet veren marka, yeni franchise modeli ile 2025 yılında 30, 2027 yılı sonuna kadar da 200 yeni şube açmayı hedefliyor. Özel konseptli mekanları ve “her nesil kahve” yaklaşımını özel lezzetlerle birleştiren Coffee Chefs, kahve kültürünü yeniden tanımlamaya hazırlanıyor. Kaliteli kahve keyfini ülke çapında daha fazla kahve tutkunu ile buluşturmak amacıyla franchise modeline geçiş yapan marka; konum seçimi, fizibilite, mağaza tasarımı, eğitim, tedarik, reklam ve pazarlama bilgileri konusunda kapsamlı destek de sağlıyor. Coffee Chefs tüm bunların yanında, franchise mağazalarında yüksek verimlilik için kendi yazılım sistemini de sunarken bu sayede şubelerinin yerel pazarda güçlü bir konum elde etmesine yardımcı oluyor. Marka bunun sonucunda 2027 sonuna kadar 200 yeni şube açmayı hedefliyor. Yeni pazarlara açılacak Tarladan fincana hep en iyiyi taşımak için kuruldukları günden bu yana yüksek hizmet kalitesini benimsediklerini ifade eden Coffee Chefs Yönetim Kurulu Başkanı Yüksel Kahriman, “Franchise modeline geçmek için kendi gelişimimizi tamamlamak, sistemsel ve operasyonel altyapımızı hazır hale getirmek için 2025 yılını bekledik. Planlamalarımız çerçevesinde de yeni yılla birlikte franchise taleplerini toplamaya başladık. Türkiye’de her ne kadar kahve zincirleri ve kahve üreticileri ciddi artış göstermiş olsa da aslında kahve sektörü yolun hala çok başında. Ülkemizde son yıllarda take away konsepti yaygındı. Bunun değişmesiyle birlikte kahve sektörüne ülkemizin kültürü ve insan yapısıyla bağdaşan yeni eklemelerle bu pazarın çok daha yüksek olan potansiyelinin de ortaya çıkacağını düşünüyoruz. Franchise modeliyle birlikte yeni pazarlara da açılacağız” dedi. Kendi kahve üretimini yapıyor Franchise adaylarından marka değerlerine uyum sağlayabilecek, müşteri memnuniyetine önem veren ve operasyonlara bağlı kalabilecek bir işletme anlayışı beklediklerini söyleyen Kahriman, şu açıklamalarda bulundu: “Coffee Chefs olarak aynı zamanda Esperro kahve markası ile kendi üretimini yapan bir kahve zinciriyiz. Bunun yanında kullandığımız tüm sistemler ve yazılımlar yine kendi bünyemizde bulundurduğumuz yazılım şirketi tarafından geliştirilmekte. Birçok kahve zincirinin aksine self servis değil, misafirlerimizin masalarından sipariş aldığımız sistemle çalışıyoruz. Kendi deneyimlerimizde bu sistemin satış anlamında ve hedef kitlemize hitap etmemiz konusunda bize ciddi bir avantaj sağladığını gördük. Franchise şubelerimiz, sıcak ve şık bir atmosfer sunarak müşteri deneyimini ön planda tutacak şekilde tasarlanıyor. Hizmet modelimiz ve butik kahve üretimimiz ile elde ettiğimiz kaliteli kahvelerimizi müşterilerimize konforlu ve keyifli bir kahve deneyimini yaşatacak şekilde sunuyoruz. Franchise modelimiz sayesinde 2025 yılı için 30, 2026 yılı için 60 ve 2027 yılı için 110 şube açmayı hedefliyoruz. Kendi bünyemize bulunduracağımız yeni şubelerin hazırlıkları ve açılışları da bu süre içerisinde devam edecek.” Coffee Chefs’in franchise modeli hakkında daha fazla bilgi ve başvuru koşullarına web sitesi üzerinden ulaşılabilir. Coffee Chefs Hakkında Kahve tutkunlarına kahve eşliğinde keyifli sohbetler, verimli çalışmalar, huzurlu dakikalar yaşatmak için 2017 yılında kurulan Coffee Chefs; İstanbul ve Kocaeli’ndeki 10’a yakın mağazası aracılığıyla kahve severleri çekirdekten fincana uzanan eşsiz bir lezzet yolculuğuna davet ediyor. Afrika ve Güney Amerika’daki en iyi üreticilerden temin ettiği seçkin kahve çekirdekleri ile kendi kahvesi olan Esperro’yu çok özel yöntemlerle kavurarak lezzet ailesini sürekli genişleten Coffee Chefs, mağazalarının çok özel konseptiyle de kahve keyfini yeniden tanımlıyor. İşini tutkuyla yapan profesyonellerin bir araya geldiği güçlü organizasyon yapısı, farklı damak zevklerine hitap eden geniş ürün yelpazesi ve sunduğu…

Geberit, EcoVadis Sürdürülebilirlik Sıralaması’nda Altın Madalya’nın sahibi oldu

Doğal kaynakların verimli kullanımı ve korunması konusundaki sürdürülebilirlik stratejisini 30 yılı aşkın süredir kararlılıkla yürüten Geberit, bu çabasının somut karşılığı olarak EcoVadis platformu tarafından Altın Madalya ile ödüllendirildi. EcoVadis tarafından listelenen Sürdürülebilirlik Sıralaması’nda tüm şirketler arasında böylelikle yüzde 5’lik dilimde yer alan Geberit, doğaya karşı sorumluluğu ve bu yönde yaptığı çalışmaları bir kez daha kanıtladı. Doğal kaynakların ve çevrenin geleceğine verdiği önemi suya yön veren teknolojilerle ileri taşıyan İsviçreli sıhhi tesisat devi Geberit; “çevre”, “adil çalışma ve insan hakları”, “etik” ve sürdürülebilir tedarik” ana temalarındaki değerlendirmeler ile şirketlerin sürdürülebilirlik performansını ölçen EcoVadis’te yüzde 5’lik dilimin içinde yer alarak Altın Madalya’nın sahibi oldu. Yıllık EcoVadis değerlendirmesinin bir parçası olarak verilen en yüksek ikinci ödülün sahibi olan Geberit, ayrıca listelenen tüm şirketler arasında yüzde 5’lik dilimde yer almayı başardı. Bu ödül, Geberit’in kapsamlı, sistematik ve uzun vadeli bir sürdürülebilirlik yönetim sistemine sahip olduğunu yeniden vurguladı. Sürdürülebilirlik, Geberit’in 30 yılı aşkın süredir yol göstericisi Sıhhi tesisat sektöründe yüksek sürdürülebilir standartlara ulaşmak ve kararlılıkla yönetmek adına EcoVadis Sürdürülebilirlik Sıralaması’nda üst dilimlerde yer almanın yeni hedefler belirlemeye de yardımcı olduğunu belirten Geberit Türkiye Genel Müdürü Ufuk Algıer, “Sürdürülebilirlik politikamızı yalnızca bugün için değil yarının dünyasını düşünerek gerçekleştiriyoruz. Bunu da 30 yılı aşkın süredir planlayıp ürünlerimizin Ar-Ge sürecinde ekolojik tasarım ilkelerine uygun hareket ediyoruz. Bu sayede bir öncekinden daha iyi duruma getirecek üretim stratejilerimizi kurguluyoruz. 1990 yılında ilk çevre stratejisini hazırlayıp uygulamaya koyduğumuzda sektöre öncülük etmek de istiyorduk. Yıllar geçtikçe bu stratejimizin kurumsal yapımızın bir parçası haline dönüşmesiyle takdir edilen bir konuma eriştik. Bu sayede Birleşmiş Milletler’in Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’ne önemli bir katkı sağlıyoruz. İnovatif teknolojilerimiz bundan sonra da sürdürülebilir bir dünya için suya yön vermeye devam edecek” dedi. Editöre Not EcoVadis nedir? EcoVadis platformu, kurulduğu 2007 yılından bu yana şirketler için dünyanın en büyük sürdürülebilirlik derecelendirme sağlayıcılarından biri haline geldi ve 150 binden fazla derecelendirilmiş şirketten oluşan küresel bir ağ oluşturdu. EcoVadis, 250 sektör ve 185’ten fazla ülkede risk ve performans değerlendirmeleri yapmaktadır. Analiz sistemi dört tematik alana bölünmüş 21 kriterden oluşmaktadır: Çevre, Adil Çalışma ve İnsan Hakları, Etik ve Sürdürülebilir Tedarik. Bütünsel ve doğrulanabilir sürdürülebilirlik stratejileri şirketler için giderek daha önemli hale gelmektedir. EcoVadis gibi platformlar şirketlerin sürdürülebilirlik performanslarının şeffaflığına önemli ölçüde katkıda bulunmakta ve böylece müşteriler için bir karşılaştırma zemini sağlamaktadır. Geberit Hakkında: Dünya çapında faaliyet gösteren Geberit Grubu, sıhhi tesisat ürünleri alanında Avrupa’nın lider şirketlerinden biridir ve 2024 yılında 150. yılını kutlamıştır. Geberit, Avrupa’nın çoğu ülkesinde güçlü bir yerel varlığa sahip olup sıhhi tesisat teknolojisi ve banyo vitrifiyeleri alanlarında benzersiz bir katma değer sunmaktadır. Şirketin 26 üretim tesisi bulunmaktadır ve bunlardan 4’ü Avrupa dışındaki ülkelerde yer almaktadır. Grubun merkezi İsviçre, Rapperswil-Jona’dadır. 50’den fazla ülkede yaklaşık 11.000 çalışanı bulunan Geberit, 2024 yılında 3,1 milyar İsviçre frangı net satış elde etmiştir. Geberit hisseleri, SIX İsviçre Borsası’nda işlem görmekte olup, 2012 yılından beri İsviçre Piyasa Endeksi (SMI) içerisinde yer almaktadır. Ayrıntılı Bilgi ve İletişim İçin; Ahmet Doğan Medya DirektörüAdres: Meşrutiyet Cad. No:100/1 Beyoğlu / İst.Tel: 0212 243 08 07GSM: 0536 892 88 21 http://www.brandworks.com.tr

Aktaşlar Lezzet Grubu, kadınların                  “Elinin Hamuruyla” büyümeye devam ediyor

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde kadın istihdamı konusundaki başarı hikâyesini paylaşan Aktaşlar Lezzet Grubu, kadın istihdamını teşvik eden politikalarıyla sektördeki örnek şirketlerden biri olarak dikkat çekiyor. 521 kişilik çalışan sayısını haziran ayı sonunda 1000’e çıkarmayı hedefleyen Aktaşlar Lezzet Grubu’nda çalışanların yüzde 74’ü kadınlardan oluşuyor. Kadın istihdamını artırarak bölgesel kalkınmaya da önemli bir katkı sağladıklarının altını çizen Yönetim Kurulu Başkanı Tamer Aktaş, kadın çalışanların şirketin büyümesine ve inovasyonuna sağladığı katma değere dikkat çekerek, “‘Elinin Hamuruyla’ sloganımız çerçevesinde, başarılarımızı dünyamızı güzelleştiren kadınlar sayesinde sürdürüyor ve ileriye taşıyoruz. Kadınların gücüyle büyüyen bir marka olmaktan gurur duyuyoruz” dedi. 40 yılı aşan birikim ve deneyiminden aldığı güçle Türk mutfağına özgü otantik lezzetleri global gastronomi sahnesine taşımayı misyon edinen Aktaşlar Lezzet Grubu, kadın istihdamını teşvik eden politikaları, kadın liderliğini destekleyici adımları ve iş-yaşam dengesi uygulamalarıyla sektördeki örnek şirketlerden biri olarak dikkat çekiyor. Bu bakış açısıyla Aktaşlar Lezzet Grubu, 521 kişilik çalışan sayısını Haziran ayı sonunda 1000’e çıkarmayı hedefliyor. Türkiye ortalamasının çok üzerinde bir kadın çalışan oranına sahip olan şirkette, çalışanların yüzde 74’ü kadınlardan oluşuyor. Bu oran, Aktaşlar Lezzet Grubu’nun kadınların iş gücüne katılımını destekleme ve toplumsal eşitliği teşvik etme vizyonunun bir yansıması olarak öne çıkıyor. “Yaşadığımız dünya, kadınların emeği ve yetkinlikleriyle daha iyi bir yere dönüşüyor” Mentorluk programları ve esnek çalışma saatleri gibi uygulamalarla kadınların kariyer gelişimini ve liderliğini desteklediklerini ifade eden Aktaşlar Lezzet Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Tamer Aktaş, şirketin kadın istihdamı konusundaki başarı hikâyesini şu sözlerle dile getirdi: “Özel eğitim ve profesyonel sertifikasyon programlarıyla kadınların çalışma hayatında hak ettikleri yere ulaşmaları için cesaretlendirici ve destekleyici bir ortam sunuyoruz. ‘Elinin Hamuruyla’ sloganımız çerçevesinde kadın emeğiyle ürettiğimiz lezzetler sadece sofralarımıza değil, toplumumuza da değer katıyor. Kadın liderlerle büyüyen ve güçlenen bir markayız; bu vizyonumuz ile sektörde örnek olmayı hedefliyor, kadınların gücüyle büyüyen bir marka olmaktan gurur duyuyoruz.” “Kadın istihdamına dikkat çekmeyi ve bu konuda gündem oluşturmayı hedefliyoruz” Uluslararası kalite standartlarında üretilen ürünlerini, ülke genelindeki güçlü satış ağıyla tüketicilerle buluşturduklarını ve 30’u aşkın ülkeye ihracat gerçekleştirdiklerini vurgulayan Tamer Aktaş, kadınların iş hayatındaki rolünün güçlendirilmesi gerektiğini belirterek şunları anlattı: “Şirketimiz yüzde 74 oranındaki kadın çalışanıyla Türkiye ortalamasının çok üzerinde kadın çalışan istihdam ediyor. Aktaşlar Lezzet Grubu, kadını önceliklendiren istihdam anlayışı, rotasyon programları ve güvenli çalışma ortamı ile tercih edilen bir işletme. İşe alım süreçlerimizde cinsiyet ayrımı yapmadan, yetenek ve becerilere odaklanıyor, hak ettikleri yere ulaşmaları için cesaretlendirici ve destekleyici bir ortam sunuyoruz. Kadın çalışanlarımızın deneyimlerine dayalı bakış açıları, müşteri ilişkilerindeki güçlü performansları ve liderlik vasıfları, Aktaşlar Lezzet Grubu’nu sektörde öne çıkarıyor.” AKTAŞLAR Hakkında: Türk mutfağına özgü otantik lezzetleri global gastronomi sahnesine taşımayı misyon edinen Aktaşlar Lezzet Grubu, marka yolculuğuna 1981 yılında Ordu’da 40 kişiye hizmet veren mütevazı bir restoranla başladı. İkinci neslin liderliğinde, aile işletmesi bir başarı hikayesine dönüştü ve Aktaşlar, Pidemiss, Nelipide ve Pideor gibi sevilen markaları ve franchise modelleri ile dünya çapında beğeni kazandı. Yerli ve yabancı zincir marketler dahip 30’dan fazla ülkede faaliyet gösteren, vegan Lahmacun ve margarita pide gibi inovatif ürünleriyle dondurulmuş gıda ve fast-food sektöründe güçlenen Aktaşlar, Lufthansa, Delta Airlines, Singapur ve Suudi Havayolları ile kurduğu iş birlikleri ile global pazarlardaki gücünü artırmakta, genişleyen ihracat ağıyla lider bir marka olmayı amaçlamaktadır. Ayrıntılı Bilgi ve İletişim İçin; Ahmet DoğanMedya Direktörü Adres: Meşrutiyet Caddesi No:100/1 Şişhane/BeyoğluTel: 0212 255 00 12 Gsm:0536 892 88 21 http://www.brandworks.com.tr

Günlük Döviz Kurları : Dolar : 36.225 -EURO : 38.004 Sterlin : 45.592

.15 Şubat 2025 : Günlük Döviz Kurları : Dolar : 36.225 -EURO : 38.004 Sterlin : 45.592

Aşkı paylaşmanın en gurme hali…

Pidemiss’in Ödüllü tatlarıyla 14 Şubat’ta sofranıza aşk ve lezzet katın Sevgililer Günü’nü lezzet dolu bir anıya dönüştürmek isteyenler için Aktaşlar Lezzet Grubu, ödüllü lezzetleriyle sofralarınızı şölene çeviriyor. Sevgilinizle birlikte kuracağınız o özel sofralarda, Pidemiss’in Uluslararası Lezzet Ödüllü Margarita, Kıymalı ve Karışık Peynirli pidelerini paylaşarak aşkınızı lezzetle taçlandırabilirsiniz. 14 Şubat’ı unutulmaz kılmak ve sevdiniz kişiyle birlikte keyif dolu bir an yaşamak için,sofralarınıza Pidemiss’in özel tatlarını eklemeyi unutmayın. Lezzet yolculuğuna 1981 yılında Ordu’da başlayan ve bugün dört kıtada 30’dan fazla ülkede faaliyet gösteren Aktaşlar Lezzet Grubu, Sevgililer Günü’nde de sofraları lezzetle buluşturmaya devam ediyor. Pidemiss markasına ait Uluslararası Lezzet Ödüllü Margarita, Kıymalı ve Karışık Peynirli pideler, aşkın en güzel haliyle paylaşılmasını sağlıyor. Türk mutfağına özgü otantik tatları tüketicilerle buluşturan Aktaşlar Lezzet Grubu, bu özel günü unutulmaz bir anıya dönüştürmek isteyenleri lezzet dolu bir serüvene davet ediyor. Sevgililer Günü’nü en özel şekilde kutlamak için Aktaşlar Lezzet Grubu’nun lezzetleriyle sofralarınızı renklendirin. Lezzetin ve paylaşmanın bir araya geldiği bu özel gün, unutulmaz anılar yaratmak için harika bir fırsat sunuyor. Siz de aşkınızı tatlandırmak için Pidemiss’in ödüllü pideleriyle sevdiklerinize lezzet dolu bir sürpriz yapın! Ayrıntılı Bilgi ve İletişim İçin; Jülide ÇağlıMedya Direktörü Adres: Meşrutiyet Caddesi No:100/1 Şişhane/BeyoğluTel: 0212 255 00 12 Gsm:0530 944 71 76 http://www.brandworks.com.tr

2025 emekli ikramiyesi için tek formül! Bayram ikramiyesi ne kadar olacak?

Emekli zammı düzenlemeleri sonrası sıra bayram ikramiyesi için atılacak adımlara geldi. 3000 TL olarak uygulanan emekli ikramiyesi ödemesinin 2025 yılı için artırılması bekleniyor. Masadaki en güçlü formül belli oldu. Ocak 2025’te emekli kök maaş zammı yüzde 15,75 olarak kayıtlara geçerken, en düşük emekli maaşı da 14 bin 469 TL olarak belirlendi. 16 milyon emeklinin beklediği bir diğer düzenleme ise bayram ikramiyesi oldu. Emekli bayram ikramiyesi mevcut durumda 3.000 TL olarak uygulanıyor.  EMEKLİYE YÜZDE 15,75 ZAM TÜİK’in aralık ayı enflasyonunu duyurması sonrası Ocak-Haziran döneminde SSK, BAĞ-KUR emekli maaşları için uygulanacak zam oranı yüzde 15,75 olarak belirlendi.  Emekliler Ocak ayında zamlı maaşlarını hesaplarında gördüler. En düşük emekli maaşı alanlar için yapılan düzenleme henüz Resmi Gazete’de yayımlanmadığı için buradan doğan maaş farkları hesaplara yatmadı. Ancak herhangi bir hak kaybı olmayacak.  EMEKLİYE MAAŞ FARKI GELECEK HAFTA HESAPLARDA Bununla beraber en düşük emekli maaşı da 12 bin 500 TL’den 14 bin 469 TL’ye yükseltildi. Bu düzenleme için Meclis’te yasalaşma süreci tamamlandı. Kanunun Resmi Gazete’de yayımlanması sonrası SGK bu düzenlemeden doğan maaş farklarını hesaplara yatıracak.  Önümüzdeki hafta içinde Ocak 2025 emekli maaş farkı ödemelerin yapılması bekleniyor.  SIRA BAYRAM İKRAMİYESİ DÜZENLEMESİNE GELDİ SSK, BAĞ-KUR ve memur emeklisi için zam düzenlemeleri yapıldı. Şimdi sıra emekli bayram ikramiyesi için yapılacak düzenlemelere geldi.  Bayram ikramiyesi emekli maaşı ne olursa olsun bütün emeklilere aynı miktarda ödeniyor. Yalnızca dul ve yetimler hissesi oranında emekli ikramiyesi ödemesi alıyor.  2024’te emekli bayram ikramiyesi 2 bin TL’den 3 bin TL’ye çıkarıldı. Geçen yıl yüzde 75 hissesi olan dul ve yetimler 2.250 TL, yüzde 50 hissesi olanlar 1.500 TL yüzde 25 hissesi olanlar 750 TL bayram ikramiyesi aldı.  EMEKLİ BAYRAM İKRAMİYESİ NE KADAR OLACAK? 3 bin TL olarak uygulanan emekli ikramiyesinin bu yıl da artması bekleniyor. Bunun için bütçe çalışması gerçekleştirilecek.  Türkiye’de 16 milyon emekli bulunuyor. 2 bayramda toplam geçen yıl 96 milyar TL ikramiye ödemesi yapıldı.  Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile Hazine ve Maliye Bakanlığı konu hakkında bir çalışma yapacak. Buna göre yeni tutar ‘Resen’ alınan kararla belirlenecek ve Meclis süreci başlayacak.  2024 yılında enflasyon yüzde 44,38 düzeyinde gerçekleşti. 2025 yılı enflasyon beklentisi ise yüzde 24 oldu. Bu rakamlara göre hesap yapıldığında bayram ikramiyesi 3.700 ila 4.300 TL arasında belirlenebilir. İki rakamın ortalaması dikkate alındığında 4.000 TL rakamı en güçlü senaryo olarak ortaya çıktı. Ayrıca bayram ikramiyesi geçen yıl da 1.000 TL artırılmıştı.  Bayram ikramiyesinin 4.000 TL olması durumunda emeklilere 2025’te toplamda 8.000 TL ödeme yapılacak. Bu rakamın da bütçeye maliyeti 128 milyar TL olacak.  2025 BAYRAM İKRAMİYESİ NE ZAMAN YATACAK? Emekli bayram ikramiyesi ödemeleri, bayramdan önceki hafta içinde ödeniyor.  Ramazan Bayramı ikramiyesinin 24-28 Mart tarihleri arasında; Kurban Bayramı ikramiyesinin ise 2-6 Haziran tarihleri arasında ödenmesi bekleniyor. Bayram ikramiyesi ödemesi emeklilerin her hangi bir başvuru yapmasına gerek kalmadan emekli maaşı aldıkları banka hesaplarına otomatik yatacak.