Enflasyonist Ortamda Konut Piyasası “Fiyat – Denge Arayışı”na Girdi
Sayın Basın Mensubu, Gaboras’ın dijital işlem verileri, 2025’in ilk yarısında konut satış ilanı hacminin geçen yılın aynı dönemine göre yükseldiğini, ancak alıcı tarafında teklif sayısının gerilediğini ortaya koyuyor. Konuyla ilgili detaylı değerlendirme ve görseller ekte bilginize sunulmuştur. Saygılarımızla Enflasyonist Ortamda Konut Piyasası “Fiyat – Denge Arayışı”na Girdi: Konutta Arz Canlandı, Talep Beklemede Gaboras’ın dijital işlem verileri, 2025’in ilk yarısında konut satış ilanı hacminin geçen yılın aynı dönemine göre yükseldiğini, ancak alıcı tarafında teklif sayısının gerilediğini ortaya koyuyor. Gaboras Genel Müdür’ü Ruhi Konak’a göre, talep frene bastıkça satıcılar fiyat esnekliğine yöneliyor; dijital ihale ve anlık değerleme araçları piyasanın yeni denge noktalarını hızlandırıyor. Türkiye’de yüksek enflasyonun gölgesinde geçen son on sekiz ay, konut piyasasında arz ve talebin birbirine yaklaştığı sıra dışı bir denge sürecini tetikledi. Gayrimenkul alım–satım, dijital değerleme ve online ihale süreçlerini tek çatı altında sunan Gaboras’ın platform içi istatistiklerine göre, 2025’in ilk altı ayında satışa çıkan konut adedi geçen yılın aynı dönemine kıyasla belirgin biçimde artarken, işlem hacmindeki büyüme bu artışı aynı hızla takip etmedi. Satışların temposu, halen yüksek kalan finansman maliyetleri nedeniyle sınırlı seyrederken; alıcı tarafında fiyat duyarlılığı ve bekleme süresi öne çıkıyor. Satıcı tarafındaki yükseliş, özellikle nakde dönmek isteyen mülk sahiplerinin sayısının çoğalmasına bağlanıyor; buna karşın alıcı tarafında kredi faizlerinin yüksek seyretmesi, bekleme ve pazarlık eğilimini güçlendiriyor. Gaboras Genel Müdürü Ruhi Konak: “Talep frene bastı, satıcı fiyat esnekliğine yöneliyor”Gaboras Genel Müdürü Ruhi Konak, konuyla ilgili değerlendirmesinde “Piyasada satıcı sayısı büyürken alıcı tarafı fiyat hassasiyetini koruyor. Satışla sonuçlanan işlemlerin önemli bir bölümünde ilk istenen rakamdan geri adım atılması, piyasa süreçlerinde açıkça görülüyor. Platformumuzda oluşan ortalama indirim oranı, yıl başından bu yana kademeli olarak artıyor. Bu veri, konut sahibinin likidite ihtiyacını öne çıkardığını, alıcının ise finansman maliyetini dengelemek adına pazarlık gücünü kullandığını gösteriyor” dedi. Konak’a göre dijital değerleme raporları da bu yeni dönemde kritik rol oynuyor; satıcı ve alıcı aynı veri setine bakarak müzakere ediyor, gayrimenkulün gerçekçi fiyatına daha hızlı ulaşılabiliyor. Gaboras ekosisteminde satıcıların en çok yararlandığı araçların başında, şeffaf rekabete dayalı online ihale modülü geliyor. Konak, “Talep fren yapmış olsa da, alıcı dip fiyatı net görmek istiyor. İhale mantığı, ilan sürelerini kısaltırken mülkün pazar fiyatını gerçek zamanlı ispat ediyor. Aynı zamanda veri tabanımızdaki konum, ulaşım ve demografik parametrelerle desteklenen dijital değerleme, pazarlığın ortak dili haline geliyor. Satıcı elindeki raporu teklif sahipleriyle paylaşınca süreç kişisel yorumdan çıkıyor, objektif verilere dayanıyor” ifadelerini kullanıyor. Alıcı talebleri faiz politikası ve enflasyon beklentilerine bağlı olacakSektör temsilcileri, yılın ikinci yarısında konut arzının benzer hızda devam edeceğini, buna karşın alıcı talebinin faiz politikası ve enflasyon beklentilerine bağlı olarak temkinli seyrini koruyacağını öngörüyor. Gaboras’ın değerleme motoruna düşen son veriler, İstanbul’un bazı merkezi ilçelerinde küçük metrekareli dairelerin amortisman süresinin kısaldığını, kira getirisi yüksek bölgelerde yatırımcı ilgisinin tamamen bitmediğini de ortaya koyuyor. Bununla birlikte, Konak’a göre asıl belirleyici unsur, “dijitalleşme sayesinde fiyatın şeffaf ve doğrulanabilir hale gelmesi”: “Bu veri, piyasanın güven barometresi. Kimin alıcı, kimin satıcı olduğunu değil fiyat ve değer ilişkisinin nereye oturduğunu analiz ediyoruz”. Gaboras, Temmuz ayı itibarıyla kullanıcı deneyimini sadeleştiren ve karar alma sürecini hızlandıran yeni dijital modüllerini devreye alırken; hem bireysel hem de kurumsal kullanıcılara yönelik olarak anlık değerleme ve işlem takip araçlarını yaygınlaştırmayı planlıyor. Bu araçlar, değer tespiti, pazarlık ve satış kararlarının şeffaf veriyle desteklenmesini mümkün kılıyor. Gaboras’tan güvenli piyasa vurgusu: Tapuda gerçek değer görünür olmalıTürkiye gayrimenkul piyasasında son dönemde yeniden gündeme gelen “tapuda gerçek değer gösterimi”…
Polonya’dan Türkiye’ye uzanan golf serüveni Corendon Airlines’ın katkısıyla yapılıyor
Polonyalı golfçüler Belek’teki büyük final için mücadele ediyor Avrupa’nın öncü tatil hava yolu markalarından Corendon Airlines, 20. yılına özel olarak hayata geçirdiği uluslararası projelere bir yenisini daha ekliyor. Polonya’nın önde gelen golf turizmi organizatörlerinden Golf Trips Tour ile iş birliğinde düzenlenen “Golf Trips Tour Tournaments”, Polonyalı amatör golfçülere Türkiye’nin gözde tatil ve golf destinasyonu Belek’te final oynama fırsatı sunuyor. Corendon Airlines’ın desteğiyle mayıs ayında start alan turnuva serisi, Polonya’nın farklı şehirlerindeki seçkin golf sahalarında düzenlenen altı ayak sonunda, 11 Kasım 2025 tarihinde Cullinan Belek’in ev sahipliğinde gerçekleşecek büyük finalle tamamlanacak. 20. yılda spor turizmine güçlü katkı Kurulduğu günden bu yana milyonlarca yolcuyu hayalleriyle buluşturan Corendon Airlines, 2025 yılında 20. yaşını kutluyor. Corendon, bu kapsamda hayata geçirdiği projelerle turizm ve havacılık sektörleriyle beraber aynı zamanda sporun gelişimine de katkı sağlamayı sürdürüyor. Polonya’da düzenlenen “Golf Trips Tour Tournaments” turnuvalarında başarılı olan oyuncular, Türkiye’nin golf turizmindeki önemli destinasyonu Belek’te, lüks konaklama ve üst düzey bir final organizasyonuyla ödüllendirilecek. Katılımcılar, Corendon Airlines’ın Polonya çıkışlı Antalya uçuşları sayesinde turnuvaya kolaylıkla ulaşabilecek. Ayrıca turnuva kapsamında golf çantası taşıma desteği, özel ödüller ve çeşitli sürprizler de oyuncuları bekliyor. “Golf sporunun gelişimine katkı sağlamayı ve kültürel bağları güçlendirmeyi hedefliyoruz” Corendon Airlines Yönetim Kurulu Başkanı Yıldıray Karaer, turnuvayla ilgili düşüncelerini şu sözlerle dile getirdi: “20. yılımızı kutladığımız bu anlamlı yılda, sporun birleştirici gücüne inanan bir marka olarak uluslararası projelere imza atmayı sürdürüyoruz. Golf Trips Tour Tournaments organizasyonda yaptığımız iş birliği, bu vizyonun somut bir yansıması. Polonya’daki amatör golfçüleri, Türkiye’nin golf başkenti Belek’te ağırlamak bizim için büyük bir mutluluk olacak. Bu organizasyonun, sadece sporun gelişimine değil, aynı zamanda ülkeler arasında kültürel bağların güçlenmesine katkı sunacağına inanıyoruz. Havacılık deneyimimizi, sporun dinamizmiyle buluşturarak katılımcılarımıza unutulmaz bir yolculuk yaşatmayı hedefliyoruz. Bu iş birliğinin önümüzdeki yıllarda da büyüyerek devam etmesini temenni ediyoruz.” Turnuva Takvimi 24–25 Mayıs 2025 – Mazury Golf & Country Club 14–15 Haziran 2025 – Karolinka Golf Park 5–6 Temmuz 2025 – Sierra Golf Resort 2 Ağustos 2025 – Klub Golfowy Lisia Polana 15–16 Ağustos 2025 – Royal Krakow & Krakow Valley 30–31 Ağustos 2025 – Mazury Golf & Country Club (Polonya Finali) 11 Kasım 2025 – GRAND FINAL – Cullinan Belek, Türkiye
Hem birikim hem mutluluk: Kuveyt Türk’ten Erken BES’e karne hediyesi
Türkiye’nin öncü katılım finans kuruluşu Kuveyt Türk, Kuveyt Türk Mobil üzerinden çocuklarına 800 TL ve üzeri katkı payı ile Erken BES yaptıran ailelere, karne dönemi için özel bir hediye sunuyor. Sınırlı sayıdaki “Eşini Bul” oyunu ile tatilde çocuklar aileleriyle keyifli vakit geçiriyor. Kuveyt Türk, çocuklarının geleceğine yatırım yapmak isteyen aileleri karne dönemine özel sürpriz hediyesiyle karşılıyor. 23 Haziran – 31 Temmuz 2025 tarihleri arasında Kuveyt Türk Mobil uygulaması üzerinden çocukları adına Katılım Emeklilik Erken BES başlatan müşterilere, sınırlı sayıda karne hediyesi “Eşini Bul” oyunu armağan edilecek. Aylık 800 TL ve üzeri katkı payı ile başlatılan Erken BES sayesinde ebeveynler, %30 devlet katkısından faydalanırken, çocuklarına yaz tatilinde hem aileleriyle hem de arkadaşlarıyla oynayabilecekleri eğlenceli bir hediye sunmuş olacak. Hediye sayısının 5.000 adet ile sınırlı olması sebebiyle kampanyaya katılımda erken davrananlar avantaj elde edecek. 18 yaş altındaki bireyler için geliştirilen Katılım Emeklilik Erken BES, devlet katkısına ek olarak; doğumdan ergenliğe kadar farklı yaş gruplarına yönelik hazırlanan diş ve göz check-up’ları, oyun terapisi, psikolojik danışmanlık, eğitim danışmanlığı gibi pek çok asistans hizmetiyle de dikkat çekiyor. “Geleceği güvence altına alırken bugünü de güzelleştirmek istiyoruz” Kuveyt Türk Bireysel ve Özel Bankacılıktan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Oral, kampanyaya ilişkin yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Kuveyt Türk olarak çocukların geleceğine yatırım yaparken bugünkü mutluluklarını da önemsiyoruz. Katılım Emeklilik Erken BES ürünümüzle yalnızca uzun vadeli birikim olanağı sunmakla kalmıyor, aynı zamanda ebeveynlerin çocuklarına yönelik sosyal ve duygusal gelişimlerini destekleyecek imkânlar da sağlıyoruz. Kampanyamızla da ailelere uzun vadeli birikim fırsatı sunarken, karne dönemine özel oyunumuzla çocukların tatilini eğlenceli hale getiriyoruz. Ailelerin bu değerli süreci hem maddi hem de duygusal anlamda desteklemelerine katkı sunmak bizim için büyük bir mutluluk.” Katılım Emeklilik Erken BES asistans hizmetleri Yeni Doğan Paketi (0-2 yaş arası) Okul Öncesi Paketi (2-5 yaş arası) Okul Çağı Paketi (5-18 yaş arası) Kuveyt Türk Hakkında Kuveyt Türk, 1989 yılında kurulmuştur. Seçkin finansal ürün ve hizmetlerini etkin şekilde tasarruf sahipleri ve yatırımcılarla buluşturan Kuveyt Türk, müşteri odaklı yaklaşımı, teknoloji-inovasyon çalışmaları ve dijital dönüşüm yolunda attığı adımlarla sektöründeki öncü konumunu sürdürmektedir. Altın bankacılığı alanında adım atan ilk katılım finans kuruluşu olan Kuveyt Türk, ayrıca dünyada ve Türkiye’de ilk sürdürülebilir sukuk işlemini gerçekleştirmiştir. Altı yıl üst üste Türkiye’nin En İyi İşvereni ödülüne layık görülen Kuveyt Türk, 2021’de de ilk sırada Avrupa’nın En İyi İşvereni seçildi. Bugün itibarıyla Türkiye genelinde 450 şube ve dijital kanallarıyla müşterilerine hizmet veren Kuveyt Türk’ün merkezinde yer aldığı Kuveyt Türk Finans Grubu çatısı altında Neova Katılım Sigorta, Architecht, Kuveyt Türk Portföy, Kuveyt Türk Yatırım, Körfez GYO, Katılım Emeklilik, Sağlam Finansal Teknolojiler, KT Sağlam Gayrimenkul ile Almanya’daki KT Bank AG yer alıyor. Operasyonel çalışmalarının yanı sıra toplumsal değerleri temel alarak ve kültürel varlıklara sahip çıkarak önemli sosyal sorumluluk projelerine imza atan Kuveyt Türk, “Değerlerimizle büyüyoruz” yaklaşımı doğrultusunda birçok restorasyon projesi üstlenmiş, insani yardım kampanyalarına destekte bulunmuş, kitap ve belgesel gibi kalıcı eserler ortaya koymuştur.
GREENLOG HOLLANDA’YI AVRUPA’DAKİ ÜSSÜ YAPTI
Greenlog Intermodal, Avrupa’daki büyüme stratejisi kapsamında Hollanda’da şirket açtı. Greenlog Intermodal İş Geliştirme Müdürü Merve Göresim, Avrupa taşımaları ile diğer yurt dışı operasyonlarını Hollanda’daki ofisleri aracılığıyla organize ettiklerini belirtti. Göresim, yeni ekipman yatırımları sayesinde kapasitelerini daha da büyüttüklerini böylece Avrupa’daki pazar paylarını önemli oranda artıracaklarını söyledi. Sektörde başarılı yeşil lojistik uygulamalarıyla öne çıkan Greenlog Intermodal, Hollanda’da Greenlog Intermodal Logistics B.V. adıyla şirket kurdu. Greenlog Intermodal İş Geliştirme Müdürü Merve Göresim, Avrupa içi taşımaları ile diğer yurt dışı operasyonlarını Hollanda’daki şirketleri üzerinden yürüttüklerini anlattı. Teslimat hızını artırdı, pazar payını büyütecek Göresim, “100’ü aşkın yeni özmal 45’lik konteyner ve tenteli ekipmanlarımızla hem Ro-Ro hem de demir yolu bağlantılı intermodal ve multimodal taşımalarımızda gücümüzü pekiştirdik. Almanya Duisburg’daki kullandığımız tren terminaline yakın bir konumda yer alan ofisimiz sayesinde, Avrupa’daki teslimat hızımızı artırdık. Pazar payımızı da önemli oranda büyütmeyi hedefliyoruz.” dedi. AB Yeşil Mutabakat uyumlu lojistik çözümleriyle Avrupa’nın tamamına ulaştıklarına dikkati çeken Göresim, “Halkalı-Duisburg kara treniyle Türkiye – Almanya/Benelux hattında karşılıklı seferlerimizle 8-9 günlük transit sürelerde hizmet veriyoruz. Teslimatlarımızı kara yoluna göre hem düşük emisyonlu ve çevre dostu hem de maliyet avantajlı gerçekleştiriyoruz. Duisburg-Trieste arasında da demir yolu taşımacılığı yapıyoruz.” diye konuştu. İngiltere ve İrlanda taşımalarını da yoğunlaştırdı Göresim, Duisburg ile İngiltere ve İrlanda arasında özellikle 45’HCPW ekipmanlarla yaptıkları taşımalarını yoğunlaştırdıklarını, bu hatta hem Avrupa hem de Türkiye’den müşterilerine esnek, güvenli, hızlı ve maliyet etkin çözümler sunduklarını vurguladı. İstanbul, İzmit, Pendik, Yalova, İzmir ve Mersin’deki limanlardan Avrupa’ya Ro-Ro hatlarıyla ulaştıklarını da belirten Göresim, “Türkiye ile Yunanistan’ın Patras, İtalya’nın Bari ve Trieste, Fransa’nın Sete ve İspanya’nın Alicante limanları arasında ithalat-ihracat taşımaları gerçekleştiriyoruz.” bilgilerini paylaştı. Yunanistan ve İspanya hatlarını daha da geliştirecek Göresim, Yunanistan ve İspanya Ro-Ro hatlarını daha da geliştirmek amacıyla çalışmalar yürüttüklerini ifade ederek, Türkiye bağlantılı taşımaları da dâhil olmak üzere, aciliyeti olan yükler için Avrupa’da minivan hizmeti verdiklerini de sözlerine ekledi.
ÇİFTÇİYE BÜYÜK DESTEK
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ziraat Bankası’nın ev sahipliğinde düzenlenen 4. Tarım Ekosistemi Buluşması’nda yaptığı konuşmada tarıma ve hayvancılığa dair çok önemli mesajlar verdi. Üreticiye doğrudan dokunan kredi desteklerinden, zirai don zararlarının karşılanmasına kadar birçok başlıkta dikkat çeken açıklamalarda bulunan Erdoğan, özellikle kırsalda üretim yapan vatandaşlara güvence verdi: “Çiftçimiz asla yalnız değil, devlet daima yanındadır.” Verilen mesajlar sadece birer müjde değil, aynı zamanda Türkiye’nin tarım ve hayvancılık politikasının yeni rotasının da işaretiydi. Özellikle son yıllarda artan maliyetler ve küresel iklim krizinin etkileri karşısında üreticinin elini güçlendirecek somut adımların atılması, büyük önem taşıyor. SERA, BÜYÜKBAŞ VE KÜÇÜKBAŞ YATIRIMLARINA DEVLET DESTEĞİ Açıklanan kredi paketleri, üç önemli üretim alanını doğrudan hedef alıyor: Sera yatırımı, süt hayvancılığı ve küçükbaş yetiştiriciliği. Bu destekler, özellikle Anadolu’nun dört bir yanında üretim yapan, ancak sermaye erişiminde zorlanan çiftçiler için ciddi bir rahatlama anlamına geliyor. SERA YATIRIMI YAPMAK İSTEYENE 10 MİLYON TL’YE KADAR KREDİ: Sebze ve meyve üretimi için sera kurmak isteyen üreticilere yönelik bu yeni kredi paketi, özellikle küçük ölçekli üreticiler için cazip. 10 dekar altındaki yatırımlar için 1 yıl geri ödemesiz, toplamda 10 yıl vadeli 10 milyon TL’ye kadar kredi sunuluyor. Bu, klasik kredi koşullarına kıyasla ciddi bir ayrıcalık. Üstelik genç ve kadın üreticiler için öz kaynak oranının %10’a düşürülmesi, tarıma katılımı artırabilecek önemli bir teşvik. Kırsalda yaşayan genç kadınların üretime katılması hem ekonomik hem de toplumsal açıdan güçlü bir dönüşüm yaratabilir. BÜYÜKBAŞ SÜT HAYVANCILIĞINA 5 MİLYON TL DESTEK: Süt üretimi yapan büyükbaş işletmelerin hayvan sayısını artırmalarına yönelik destek ise öz kaynak şartı olmadan sunuluyor. 1 yıl ana para ödemesiz, toplamda 7 yıl vadeli 5 milyon TL’ye kadar yatırım kredisi, özellikle halihazırda üretim yapan ama büyümekte zorlanan işletmeler için önemli bir can suyu olacak. Süt ve süt ürünleri sektörü son dönemde maliyet baskıları nedeniyle zorlanıyor. Bu destek, bu baskıyı bir nebze de olsa hafifletip arz güvenliğini korumayı amaçlıyor. KÜÇÜKBAŞ YETİŞTİRİCİLİĞİNDE LİMİT İKİ KATINA ÇIKTI: “Köyümde Yaşamak İçin Bir Sürü Nedenim Var” projesi kapsamında verilen küçükbaş kredi limiti 600 bin TL’den 1 milyon 200 bin TL’ye çıkarıldı. Bu artış, özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da küçükbaş hayvancılık yapan üreticiler için büyük önem taşıyor. Hayvancılığın sürdürülebilirliği sadece ekonomik değil, aynı zamanda sosyal bir meseledir. Köyde yaşamı cazip kılmak, gençlerin göç etmesini engellemek ve âtıl durumda kalan kapasitenin üretime kazandırılması açısından bu destekler stratejik bir adım olarak görülmeli. ZİRAİ DON ZARARLARINA TELAFİ SÖZÜ: SİGORTALI OLANA DA OLMAYANA DA DESTEK Nisan ayında yaşanan zirai don felaketi, 65 ilde üreticiyi derinden etkilemişti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, sadece sigortalı üreticilerin değil, sigortasız olanların da zararlarının karşılanacağını belirtti. Bu oldukça dikkat çekici bir yaklaşım. Çünkü genellikle yalnızca TARSİM sigortası olan üreticiler desteklenirken, bu sefer sigortası olmayanlar da unutulmadı. Bu uygulamanın çiftçiye verdiği mesaj çok açık: “Devlet olarak sizi yalnız bırakmayacağız.” Elbette burada altı çizilmesi gereken başka bir nokta da şu: Erdoğan, çiftçileri tarım sigortası yaptırmaya çağırıyor. %70’e varan prim desteğiyle sigortanın yaygınlaştırılması amaçlanıyor. Bu, doğal afetlere karşı üreticinin daha güçlü durmasını sağlayacak önemli bir adım. VERİYE DAYALI TARIM POLİTİKALARI: 1 TEMMUZ’DA TARIM SAYIMI BAŞLIYOR Cumhurbaşkanı’nın bir diğer önemli açıklaması, tarım alanında veri temelli planlamaya geçildiği yönündeydi. 1 Temmuz itibariyle başlatılacak tarım sayımıyla, arazi büyüklüğünden ürün çeşitliliğine kadar birçok veri güncellenecek. Bu ne anlama geliyor? Nerede ne ekiliyor? Hangi ürün ne kadar verim veriyor? Hangi bölgede hayvancılık potansiyeli daha yüksek?…
Kripto para piyasası yeni gümrük vergisi hamlesinin ardından güne düşüşle başladı
Kripto para piyasası yeni gümrük vergisi hamlesinin ardından güne düşüşle başladı Yeni günde piyasanın toplam değeri 3,41 trilyon dolar seviyesinde, Bitcoin 108 bin doların üzerindeki seviyesini korumaya devam ediyor. CoinTR Araştırma Departmanı tarafından hazırlanan bültende kripto ekosistemindeki gelişmelere yer veriliyor. Kripto para piyasası, ABD Başkanı Donald Trump’ın açıkladığı yeni gümrük vergileri nedeniyle güne zayıf bir başlangıç yaptı. Trump, pazartesi günü 14 ülkeye gümrük vergisi mektupları göndermeye başladı. Bu mektuplarda, 1 Ağustos’ta yürürlüğe girecek sert vergi artışları bildirildi. Söz konusu gelişmelerin ardından kripto para piyasasının toplam değeri son 24 saatte yüzde 4 düşüşle 3,41 trilyon dolar seviyesine geriledi. Altcoin piyasasının toplam değeri ise 1,26 trilyon dolar seviyesinde kaldı. Lider kripto para birimi Bitcoin, son 24 saatte yüzde 0,8 kayıpla 108.230 dolara gerilerken, Ethereum 2 bin 553 dolar seviyesine indi. XRP, yüzde 0,1 düşüşle 2,26 dolara, Solana ise yüzde 1,3 düşüşle 149,22 dolara geriledi. Öte yandan, dün spot Bitcoin ETF’leri 217 milyon dolarlık giriş kaydederken, spot Ethereum ETF’lerinde de 62,11 milyon dolarlık giriş görüldü. Dubai, ilk tokenize para piyasası fonunu onayladı Dubai Finansal Hizmetler Otoritesi (DFSA), Dubai Uluslararası Finans Merkezi (DIFC) bünyesinde Katar Ulusal Bankası (QNB) ile DMZ Finance’in ortaklaşa yürüttüğü bir proje olan QCD Money Market Fund’ı (QCDT) tokenize bir para piyasası fonu olarak onayladı. Pazartesi günü yapılan açıklamada DMZ Finance, projenin eş kurucusu olarak görev alacağını ve özel tokenizasyon teknoloji altyapısını sağlayacağını belirtirken, QNB’nin fon oluşturma ve yatırım yönetimi süreçlerine liderlik edeceği ifade edildi. QCDT, finans sektöründe çok sayıda kurumsal uygulamayı destekleyecek şekilde tasarlandı. Örneğin, bankalar QCDT’yi nitelikli teminat olarak kullanabilirken, merkezi borsalar bu fonu eşlenmiş teminat olarak değerlendirebilecek. “QCDT, yalnızca Dubai’de DFSA onaylı ilk tokenize para piyasası fonu olmakla kalmıyor, aynı zamanda QNB’nin dijital varlık yolculuğunda da kritik bir adımı temsil ediyor” diyen QNB Singapur CEO’su Silas Lee, açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “Ortadoğu’nun finansal inovasyon açısından küresel bir merkez olarak hızla yükseldiği bir dönemde, QCDT’nin başarılı bir şekilde hayata geçirilmesi, QNB’nin bölgesel finans ekosistemindeki liderliğini pekiştiriyor ve bir sonraki nesil finansal altyapının şekillendirilmesine yönelik uzun vadeli vizyonumuzu yansıtıyor.” BlackRock’ın Bitcoin ETF’i 700 bin BTC’yi aştı Dünyanın en büyük varlık yönetim şirketi BlackRock’ın spot Bitcoin borsa yatırım fonu (ETF) olan iShares Bitcoin Trust (IBIT), 7 Temmuz Pazartesi günü gerçekleşen 164,6 milyon dolarlık yeni girişle birlikte 700 bin BTC sınırını aştı. Bu miktar, güncel fiyatlarla yaklaşık 75,5 milyar dolarlık bir değere karşılık geliyor. Apollo’nun kurucu ortağı Thomas Fahrer’in aktardığı verilere göre, IBIT şu anda toplam 700 bin 307 BTC tutuyor. BlackRock’ın resmi iShares internet sitesine göre ise 3 Temmuz Perşembe günü itibariyle fonda 698 bin 919 BTC bulunuyordu. Bu da iki işlem gününde 1.388 BTC’lik bir artış yaşandığını gösteriyor. Bitbo verilerine göre IBIT, ABD’de işlem gören spot Bitcoin ETF’leri arasında en büyük paya sahip konumda. Tek başına, bu fon ülkedeki tüm spot Bitcoin ETF’lerinde tutulan BTC miktarının yüzde 55’inden fazlasını oluşturuyor. Ocak 2024’te piyasaya sürülen IBIT, bugüne kadar yüzde 82,67 oranında toplam getiri sağladı. BlackRock’ın bu etkileyici performansı, şirketin IBIT fonundan elde ettiği gelirlerin artık amiral gemisi olan iShares Core S&P 500 ETF’sini geride bıraktığına dair raporlarla da dikkat çekiyor. Trump Media’nın Bitcoin ve Ethereum ETF başvurusu SEC tarafından değerlendirmeye alındı ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu (SEC), Trump Media’nın Bitcoin ve Ethereum’a dayalı borsa yatırım fonu (ETF) başvurusunu kabul etti. Bu…
Cildinizi güneş ışınlarından koruyorsunuz, peki ya saçlarınız?
Saçlara yazın ekstra bakım gerek! Cildinizi güneş ışınlarından koruyorsunuz, peki ya saçlarınız? Güneş ışınları ruh halimiz ve D vitamini seviyelerimiz için harikalar yaratabilir, ancak saçlarımıza zarar verebilir. Güneşin altında yaz tatillerimizin tadını çıkarırken, bazen saçlarımız evde kalmayı dileyebilir. Saçınızı yaz hasarından onarmak için sezonun bitmesini beklemeyin. Güneş hasarı saçlarınızı kuru, kırılgan, rengi solmuş ve cansız bıraktı ise Arkopharma Forcapil serisi, kopan bağları onarır, bu da daha sağlıklı görünen saçlara sahip olacağınız anlamına gelir. SPF kremi sürmek cildinizi nemli tutmuş olabilir, ancak saçlarınız için durum farklı. Denizde ıslanmış, havuzda yüzmüş saçlar güneş sonrası hasar kontrolüne ihtiyaç duyar ve bu sezonun en iyi onarıcı saç bakımı Forcapil, onarmaya kökten başlıyor. Kurumuş saçları hayata döndürmek için Forcapil Şampuan, krem, sprey ve ihtiyaca göre Elixir damladan destek almalısınız. Yıllardır güneş ışınlarının zararlı etkilerine karşı savaşan Forcapil, doğal keratin üretimine yardımcı olur ve saç köklerini canlandırmak için çalışır. Gençlerde de çok yoğun saç dökülmesi var! Saç konusunda dünyada uzman markalardan biri olan Forcapil, gençlerde de yaygın görülmeye başlayan saç dökülmesini, kireçli sulara, doğru beslenmemeye, strese ve güneşe bağlıyor. Yazın ister tatilde ister evde olun, neme susamış saç tellerinizi yatıştırmak için güçlendirici şampuan yapın ve durulama sonrası saç derisine Forcapil Anti Chute Sprey sıkarak masaj yapın. Islak saçı taramaktan kaçının. Bu, saç kütiküllerine zarar verebilir veya saçınızın elastikiyetini kırılma noktasına kadar uzatabilir. Bunun yerine, geniş dişli bir tarakla nazikçe açın ve fazla suyu yumuşak bir havluyla sıkın. Eğer saçınızda “Erkek tipi” saç dökülmesi varsa5 farklı bitki özünü (Bambu, Isırgan Otu, Darı, Ginkgo, At Kuyruğu), Amino asit, B5, B6 Vitaminleri, Biotin, Çinko ve Kafein ile birleştiren Forcapil Elixir’i hayatınıza katmalısınız. Saç dökülmesini yavaşlatan, içeriğindeki kafein sayesinde kan dolaşımını uyararak saç köklerine besin ve oksijen sağlayan ürün, günde 5 damla ile saç büyümesini ve yoğunluğunu destekliyor. Hem ıslak hem kuru saça uygulanabilen Forcapil Sprey ve Elixir ürünlerinin içindeki çinko, ısırgan otu ve atkuyruğu saç köklerindeki sebum oluşumunu da dengeliyor. Fitoterapi konusunda 45 yılı aşkın süredir Avrupa’nın en önemli markalarından biri olan Arkopharma’nın saç sağlığı için geliştirdiği Forcapil serisi içinde, saçları beslemek için gerekli vitamin, mineral ve aminoasitlerin yanında saçları hem içeriden, hem dışarıdan destekleyen önemli bitki ekstreleri bir arada bulunuyor.
Önen Gıda, İSO İkinci 500’de 407 Basamak Yükseldi
Niyazi Önen Holding’in Dardanel Önentaş’tan sonra ikinci büyük üretim şirketi olan Önen Gıda San. A.Ş, İSO’nun ikinci büyük 500 şirketler değerlendirmesinde 407 sıra birden yükselerek 88. sırada yerini aldı. Bu yükseliş, Önen Gıda’nın gelişen tüketici trendleri doğrultusunda sağlık ve iyi beslenme odağında yenilikçi, kaliteli ve lezzetli ürünleri pazara sunmasındaki başarısını yansıtıyor. Türkiye’nin ikinci büyük sanayi kuruluşları arasında yer alan, bünyesinde Mr. NO ve Sushida gibi güçlü markaları bulunduran Önen Gıda, 407 basamak yükselerek 88. sıraya yerleşti. Katma değerli ürün çeşitliliği ve güçlü üretim altyapısıyla dikkat çeken Önen Gıda, sandviç, sushi, soğutulmuş ve dondurulmuş deniz ürünleri gibi kendi alanında öncü kategorilerle lezzetli, pratik ve inovatif ürünlerin üretim ve satışını gerçekleştiriyor. Tüketici trendlerini ve yenilikleri yakından takip ederek her yıl birçok yeni ürün geliştiren ve pazara sunan Önen Gıda, üretim yaptığı tüm kategorilerde öncü ve pazar lideri olarak faaliyetlerini sürdürürken ulusal ve uluslararası alanlarda yenilikçi ürün çeşitleri ile rekabet gücünü de her geçen gün artırıyor. Bu başarı, Önen Gıda’nın büyüme stratejisinin somut bir göstergesi olarak öne çıkıyor.
OPPO, Volkswagen ile 5G patent ortaklığını duyurdu
Dünyanın önde gelen akıllı telefon markalarından OPPO, bağlantılı araç teknolojilerinde önemli bir adım atarak Volkswagen ile 5G patent ortaklığını duyurdu. Dünyanın önde gelen akıllı telefon markalarından OPPO, bağlantılı araç teknolojilerinde stratejik bir adım atarak Volkswagen ile 5G dahil olmak üzere hücresel standart esaslı patentlerini kapsayan küresel bir lisans anlaşması imzaladı. Anlaşma kapsamında OPPO’nun hücresel iletişim alanındaki temel teknolojileri, Volkswagen’in küresel ürün yelpazesinde yer alan bağlantılı araç deneyimlerini geliştirmek üzere lisanslanacak. OPPO’nun bağlantılı araç sektöründe yaptığı ilk ikili patent lisans anlaşması olma özelliği taşıyan iş birliği, OPPO’nun hücresel standart esaslı teknolojilerinin akıllı telefonların ötesinde, özellikle otomotiv sektöründe de yaygın olarak benimsendiğinin altını çiziyor. Volkswagen ile patent lisanslama anlaşması çerçevesinde iş birliği yapmaktan büyük memnuniyet duyduklarını belirten OPPO Patent Lisanslama Başkanı Vincent Lin, anlaşmayla ilgili şunları söyledi: “Bu ortaklık, OPPO’nun hücresel teknoloji inovasyonundaki liderliğinin ve uzun vadeli yenilikçiliği ve sektör büyümesini destekleyen sürdürülebilir bir fikri mülkiyet ekosistemi yaratma kararlılığımızın bir göstergesidir.” Volkswagen Fikri Mülkiyet Lisanslama Başkanı Robin Cefai ise iş birliği ile ilgili yaptığı açıklamada “OPPO ile yapılan bu ortaklık, Standart Esaslı Patent lisanslama alanında verimli, saygılı ve iş odaklı bir iş birliğinin örneğidir” ifadesini kullandı. OPPO, 5G ve 6G, yapay zeka, şarj teknolojileri, görüntüleme ve video gibi teknoloji alanlarına yatırım yapmaya devam ederek küresel inovasyon ve yüksek değerli fikri mülkiyet konularındaki liderliğini pekiştiriyor. Mart 2025 itibarıyla dünya çapında 113.000’den fazla patent başvurusuna ve 62.000’den fazla onaylı patente sahip olan OPPO’nun 5G standardına dahil temel patentleri şu anda 40’tan fazla ülke ve bölgede kullanıyor. Önde gelen patent analiz platformu LexisNexis® IPlytics’e göre Ocak 2025 itibarıyla OPPO, küresel 5G patent gücü sıralamasında sekizinci sırada yer alıyor. OPPO Hakkında Küresel bir akıllı cihaz markası olan OPPO; 2008 yılında piyasaya sunduğu ilk cep telefonu ‘Smiley Face’ lansmanından bugüne estetik, memnuniyet ve inovatif teknolojinin oluşturduğu sinerjinin peşinde koşuyor. Bugün Find ve Reno serilerinin öncülük ettiği geniş bir akıllı cihaz yelpazesi sunan OPPO, cihazların ötesinde kullanıcılarına ColorOS işletim sistemi ve OPPO Cloud ve OPPO+ gibi internet hizmetleri de sunuyor. Yaklaşık 60’tan fazla ülke ve bölgede varlığını gösteren OPPO, 40 binden fazla çalışanıyla dünyanın dört bir yanındaki müşterileri için daha iyi bir yaşam yaratmayı hedefliyor.
Samsung One UI 8 Beta programının ilk sürümünü yeni Galaxy katlanabilir cihazlara dağıtacak
Beta programıyla erken erişime açılacak olan One UI 8, farklı Samsung Galaxy cihaz tasarımlarına özel olarak geliştirilen gerçek çok modlu yapay zekâ kullanımlarına imkân tanıyacak ve Samsung’da yeni bir yazılım zekâsı çağını başlatacak. Samsung’un entegre yazılım platformu One UI, Galaxy cihazların günlük rutinleri kolaylaştırmasına, üretkenliği ve kullanım rahatlığını artırmasına yardımcı olmak için geliştiriliyor. Samsung ile Google iş birliği sayesinde, One UI 8 bu yaz Samsung’un yeni katlanabilir cihazlarında kullanıma sunulacak. Kademeli olarak daha fazla Galaxy cihazına da yayılacak olan sürüm, kullanıcılara Android’in en yeni sürümüyle zenginleştirilmiş ve daha kişiselleştirilmiş mobil deneyimler yaşatacak. Açık iletişim anlayışıyla süren iş birliği sayesinde Samsung ve Google, kendi tasarım sistemlerini ve gerçek zamanlı geri bildirimlerini birbirleriyle aktif olarak paylaştı. Bu da One UI 8’in Android 16’yı kullanan ilk UI platformlarından biri haline getiren yazılım geliştirme sürecini hızlandı. One UI 8’in ilk yükseltmeleri yeni katlanabilir cihazlara sunulurken, önemli kullanıcı arayüzü ve yapay zekâ güncellemeleriyle Samsung’un yazılım evriminde yeni bir dönem başlayacak. Etkileyici ve doğal etkileşimler için kişiselleştirilmiş yapay zekâ One UI 8’in resmi lansmanıyla, Samsung’da ilk kez Galaxy S25 serisinde yer alan yapay zekâ özellikleri daha da geliştirilerek günlük yaşamı daha akıllı ve daha kolay hale getirecek olan yapay zekâ deneyimleri sunulacak. Bunları hayata geçirecek üç ana faktör arasında, çok modlu yetenekler, farklı cihaz tasarımlarına göre uyarlanmış kullanıcı deneyimleri ile kişiselleştirilmiş ve proaktif öneriler yer alıyor. Akıllı çok modlu özelliği, o anda neye baktığınızı veya ne izlediğinizi anlayabilen yapay zekâ sayesinde doğal ve kesintisiz iletişim kurmanızı sağlayacak. Günlük üretkenliğini ve verimliliği artırmak üzere güncellenen kullanıcı deneyimi, Galaxy ürün portföyündeki cihazların etkileyici tasarımına göre optimize edildi. Now Bar ve Now Brief gibi özellikler ise özenle seçilmiş yapay zekâ bilgileriyle görevlerin takip edilmesi ve günlük rutinlerin desteklenmesi için daha da kişiselleştirilmiş bilgiler ve öneriler sunacak. Yeni akıllı ve kişiselleştirilmiş yapay zekâ deneyimleri uzun çalışmalar sonucunda verileri koruyan güçlü güvenlik yetenekleri sayesinde geliştirildi. Samsung Knox Vault, hassas verileri diğer kullanıcı verilerinden izole etmek için atanmış bir güvenlik işlemcisi ile güvenli belleği birleştiriyor. Bu sayede, hiç kimse kişisel bilgilere fiziksel olarak veya uzaktan erişemiyor. Galaxy AI deneyimlerinin çoğu, yapay zekâyı hem cihazda hem de bulutta çalıştırıyor. Bu nedenle One UI 8, verileri yalnızca cihazda tutamak için seçebileceğiniz ayarlar da sunuyor. Şeffaf çalışan ve kullanıcı tercihlerini ön planda tutan One UI 8, gizliliği tehlikeye atmadan kişiselleştirilmiş yapay zeka deneyimleri yaşatmaya hazırlanıyor. Geliştirilmiş Günlük Kullanım One UI 8, yalnızca yapay zekâ deneyimleri sunmakla kalmayıp aynı zamanda mobil cihazlarla günlük yaşamı daha sorunsuz hale getirmek için tasarlanan kullanışlı ve sezgisel araçlar da içerecek. Bluetooth LE Audio tabanlı ses yayın teknolojisi Auracast, QR kodu tarama ve paylaşma yoluyla kolay ses bağlantıları kurmayı destekleyecek. Bu özellik, Galaxy Buds3 serisi kulaklıklar ve işitme cihazları gibi birden fazla Auracast cihazının, karmaşık kurulumlar gerektirmeden, paylaşılan bir ses akışına katılmasını sağlayacak. Ayrıca, Samsung Account ile doğrudan erişilebilen QR ve NFC desteği sayesinde, onarım merkezlerindeki müşteri desteği de hızlanacak ve daha da kolaylaşacak. Artık, kayıt formları doldurmaya gerek kalmadan QR veya NFC ile kaydolmak mümkün olacak; bekleme süreleri azalırken servis talepleri kolaylaşacak. Reminder uygulaması, daha kullanışlı ve sezgisel özellikleriyle kullanıcıların seyahatlerini destekleyecek. Örneğin, New York seyahati planlanırken, uygulamayı açar açmaz tüm hatırlatıcıları tek bir yerden yönetebilmek mümkün olacak. İlk kez kullananlar için bile kolay anlaşılır bir kullanıcı arayüzüne sahip olan uygulamada tek bir dokunuşla…
Kadın üreticilerin emeği, Shopsa ile dünyaya açılıyor
Yönetim kurulu başkanlığını iş insanı Demet Sabancı Çetindoğan’ın yaptığı ve Türkiye genelinde il bazında kadın üreticileri bir araya toplayan, onların ürünlerini yurt içi ve yurt dışı ayağı ile global pazarda yer almasını sağlayan Shopsa, sağladığı toplumsal fayda ile bireysel emeğin kurumsal başarıya dönüşmesine yardımcı oluyor. “kadına destek, ülkeye destek” mottosu ile yola çıkılan bu platformda Türkiye’nin 81 ilinden kadın üreticiler, kadın kooperatifleri ve birlikler bir araya geliyor. Shopsa’nın bu seneki hedefi, Türkiye’nin önemli zincir marketlerinde dahi satışa sunulan kadın emeği ürünlerin e-ticaretle yurtdışına satılmasını sağlayarak ihracatta önemli bir başarı elde etmek. Böylelikle daha çok üretici kadına dokunmak ve onlara ilham olabilmek. Türkiye ekonomisindeki kadın üreticilerin, girişimcilerin ve kadın kooperatiflerinin emeklerini ekonomiye ve ticarete kazandırmak amacıyla başlatılan bir sosyal girişim projesi olup Demet Sabancı Çetindoğan tarafından kurulan Shopsa, sosyal farkındalığa sahip yapısı ile kadın emeğini görünür kılıyor. Kadına destek, ülkeye destek amacıyla yola çıkan ve bu doğrultuda e-ticaret olmak üzere ürün geliştirme, iş geliştirme alanlarında destek sağlayan platform, emeği yerelden globale taşıyor. “Hikayemizi hep birlikte yaşayarak yazma arzusundayız” Toplumsal çıktıları ön plana alarak hayata geçirilen platforma dair açıklama yapan Shopsa Kurucusu Demet Sabancı Çetindoğan, “Shopsa, hem pandemiyle birlikte ciddi bir yükselişe geçen e-ticaret hem de kadınlara yönelik bir şeyler yapma ihtiyacımızdan doğdu. Bu sayede kadınları bireysel ve kurumsal olarak pazarla buluştururken onların verdiği emeği gerçek değerine kavuşturuyoruz. Bunu da sorumlu bir yaklaşımı benimseyerek yapıyoruz. Tabii bu süreçte e-ticaretin giderek yükselen trendi, vizyonumuzu daha hızlı şekilde ileriye taşımamıza destek sağlıyor. 81 ilimizdeki kadınların yaşadığı yerleri bizzat ziyaret ederek; ticaret odaları, valilikler ya da belediyeler aracılığıyla onların ürünlerini, sorunlarını ve markalarını yerinde inceliyoruz. Bu da onlar için çizdiğimiz stratejinin altyapısını daha güçlü kılıyor. Hikayemizi hep birlikte yaşayarak yazma arzusundayız ve bunun için bu süreçte tedarik zincirine ulaşacak altyapıya sahip markalarımızı perakende devleriyle buluşturup kadın üreticileri bu zincire dahil ediyoruz. Ayrıca kadınların iş becerilerini artırmalarına olanak tanıyan bir başka platform olan Shopsa Akademi ile de kadınların e-ticaret ve geleneksel ticaret alanlarında var olmalarını sağlayacak çeşitli destekler sunuyoruz.” dedi. Shopsa bünyesinde yer alan ve güçlü girişimcilik hikayesine sahip markalardan bazıları şunlar: Belu Gıda: Trakya’daki kadın çiftçileri organize eden Belu gıda, iyi tarım uygulamalarıyla yetiştirilen sebzelerden tamamen katkısız, doğal hazır çorbalar üretiyor. Lahana çorbası (özellikle diyet yapanlar için), antioksidan açısından zengin kırmızı pancar çorbası, ıspanak, kapya, brokoli ve balkabağı çorbaları gibi geniş bir ürün yelpazesi bulunuyor. Rootzo: Glütensiz ve vegan ürünleriyle öne çıkan Rootzo, Türkiye’de ilk defa basmati pirincinden makarna üreten marka olarak sağlıklı beslenme trendlerine öncülük ediyor. Bitkisel bazlı, katkısız ve yüksek besin değerine sahip ürünleriyle özellikle gluten hassasiyeti olan bireyler için güvenilir bir alternatif sunuyor. Rootzo markası, sürdürülebilir üretim anlayışıyla faaliyet gösteren Kaptan’ın Ceviz Çiftliği’nden doğmuştur. Nova Granola: Sağlıklı kuruyemişler, yulaf ve buğday içeren, özellikle vegan ve vejetaryen kitleye hitap eden inovatif granola çeşitleri sunuyor. Bulgurum Karakılçık: Adana bölgesine özgü, bin yıllık ata tohumlarından üretilen bir markadır. Yaklaşık beş nesildir aynı çiftlikte doğal gübre ve doğal yöntemlerle tarım yapan marka, ürünlerini geleneksel yöntemlerle, taş değirmenlerde öğüterek elde ediyor. Gerçek bulgurun bin yıl önceki lezzetini modern mutfağa taşıyor. Ayrıntılı Bilgi ve İletişim İçin; Ahmet DoğanMedya Direktörü Adres: Meşrutiyet Caddesi No:100/1 Şişhane/BeyoğluTel: 0212 255 00 12 Gsm:0536 892 88 21 http://www.brandworks.com.tr
İTHALATA DAYALI HAYVANCILIĞIN SORUNLARI VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ
İstanbul Sanayi Odası’nın (İSO) yayımladığı “Hayvancılık Sektörüne Bakış: Sorunlar ve ÇözümÖnerileri” başlıklı rapor, aslında uzun zamandır görmezden gelinen ama toplumun sofrasına kadarsirayet eden bir gerçekliği gözler önüne seriyor: Türkiye hayvancılıkta üretimden uzaklaşıyor, ithalatabağımlı hale geliyor.İSO Başkanı Erdal Bahçıvan’ın da ifade ettiği gibi, hayvancılık yalnızca ekonomik bir sektör değil; aynızamanda sosyal adaletin, sağlıklı nesillerin, kırsal kalkınmanın ve ulusal gıda güvenliğinin temel taşı.Ancak son 10 yılda yaşanan gelişmelere bakıldığında, ülke olarak bu alanda yanlış bir rota izlediğimizçok açık.MİLYAR DOLARLIK İTHALAT: GIDA YERİNE DÖVİZ VERDİKSon 13 yılda canlı hayvan ve kırmızı et ithalatına tam 10,6 milyar dolar harcanmış. Buna karşılık,hayvancılık sektörüne verilen destek 8,88 milyar dolarda kalmış. Bu tabloya dikkatle bakarsak,Türkiye’nin üretimi desteklemek yerine, dışa bağımlı hale gelmiş bir tüketim modeline yöneldiğini netbiçimde görebiliriz.Daha da çarpıcısı, Türkiye her yıl dünya sığır ithalatının yaklaşık %10’unu tek başına yapıyor. Yanidünya genelinde en çok ithalat yapan ülkelerden biriyiz. Bu durum, sadece dövizi yurt dışınaakıtmakla kalmıyor; aynı zamanda krizlere, fiyat dalgalanmalarına, dış politikalara karşı da kırılganlıkyaratıyor. Böylesine dışa bağımlı bir yapıyla ne fiyat istikrarı sağlanabilir ne de üretici korunabilir. Olan daüreticiye oluyor, tüketiciye oluyor. Kimi zaman kasap reyonlarında kırmızı etin kilosu 600 lirayadayandığında bunun nedenini sadece piyasa dalgalanmasıyla açıklayamayız.YEM BULMAK DERT, MERAYI KULLANMAK AYRI BİR DERTİSO raporuna göre Türkiye’nin kaba yem açığı %25 seviyesine ulaşmış durumda. Yani hayvanlarındoğal ve ucuz şekilde beslenebileceği kaynaklar yetersiz. Bunun doğal sonucu da yem ithalatınayönelmek. Özellikle karma yem fiyatlarının dövize bağlı olarak artması üretim maliyetlerinitırmandırıyor ve üreticiyi köşeye sıkıştırıyor.Bir başka temel sorun ise mera alanlarının etkin kullanılmaması. Türkiye’nin Doğu ve Güneydoğubölgeleri gibi potansiyeli yüksek alanlarında hayvancılık geri plana düşmüş durumda. Mera mülkiyetsorunları, verimsizlik ve bakım eksikliği yüzünden, bedava doğal yem kaynağımız olan meralar adetakaderine terk edilmiş durumda. Oysa gelişmiş ülkeler meralarını korur, ıslah eder ve çiftçiye ücretsiztahsis ederken biz tam tersini yapıyoruz.YERLİ ÜRETİMİ DESTEKLEMEZSEK GIDA MİLLİYETÇİLİĞİ NASIL OLACAK?İSO Başkanı Bahçıvan çok yerinde bir tespitte bulunmuş: “Tarım ve gıdada milliyetçilik yükseliyor.”Pandemiden, Ukrayna savaşından ve küresel tedarik krizlerinden sonra tüm ülkeler kendi üretiminikoruma altına aldı. Kimse başka ülkelere bel bağlamıyor artık.Türkiye’nin de bu rüzgârı doğru okuması gerekiyor. Tarım ve hayvancılığı savunma sanayi kadarstratejik bir alan olarak görmeden, bu alana gerçek anlamda yatırım yapmadan gıda güvenliğinisağlamak mümkün değil. Unutmayalım: Savunma sanayiniz olabilir, silahınız olabilir, ama halkınız açsahiçbir şeyin anlamı yok.KIRMIZI ETTE KÜÇÜKBAŞA DÖNÜŞ ŞART OLDU Türkiye’de kırmızı et deyince ilk akla gelen büyükbaş hayvancılık oluyor. Oysa bu yaklaşım artık hempahalı hem de sürdürülemez. İSO verilerine göre, Türkiye’de kırmızı et tüketiminde büyükbaşın payı%39 seviyesinde. Gelişmiş ülkelerde ise bu oran %25 civarında.Küçükbaş hayvancılık (koyun ve keçi) hem maliyet açısından daha ucuz hem coğrafi koşullara dahauygun hem de meraya dayalı olduğu için yem krizinden daha az etkileniyor. Yani çözüm aslındaelimizin altında. Fakat koyun ve keçi etine yönelik tüketici alışkanlıkları yeterince desteklenmiyor.Üstelik şarküteri ve işlenmiş et sektörlerinde hâlâ büyükbaş etin egemenliği sürüyor.Artık küçükbaş et üretimini ve tüketimini artırmak bir tercih değil, mecburiyet haline geldi. Bunoktada hem kamu politikalarına hem de toplumun bilinçlendirilmesine ihtiyaç var.ANAÇ HAYVANLARIN KESİMİ: GELECEĞİN KURBAN EDİLMESİRaporda dikkat çeken bir diğer nokta ise anaç hayvan kesimleri. 2021-2023 arasında 300 binden fazlaanaç hayvan kesilmiş. Bu durum, doğrudan üretimin geleceğini tehdit ediyor. Anaç hayvan demek,yeni yavruların kaynağı demek. Onlar kesilirse, gelecekte hayvan varlığınız da kalmaz.Bu tabloya rağmen yeterli müdahale yapılmadıysa, bu sektörün kaderine terk edildiğini gösterir.Tarımda da hayvancılıkta da günü…
Corendon Airlines bir kez daha ihracat şampiyonları arasında..
Havacılık sektörünün öncü markası Corendon Airlines, 30 Haziran 2025’te Haliç Kongre Merkezi’nde gerçekleşen Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) 32. Genel Kurulu ve İhracatın Şampiyonları Ödül Töreni’nde önemli başarılara imza attı. Corendon Airlines, “Türkiye’nin İlk 1000 İhracatçısı” listesinde yer alarak istikrarlı yükselişini bir kez daha kanıtladı. Ayrıca, hizmet ihracatında en başarılı ilk 10 firma arasında 8. sıraya girerek sektördeki güçlü konumunu pekiştirdi. Havacılık sektöründe 20. yılını kutlayan Corendon Airlines, bu yıl da “Türkiye’nin İlk 1000 İhracatçısı” arasında yer alarak ihracattaki istikrarlı başarısını bir kez daha ortaya koydu. 150 binden fazla ihracatçı firma arasından sıyrılarak bu prestijli listeye giren şirket, aynı zamanda hizmet ihracatı alanında da sektörünün en başarılı ilk 10 firması arasında yer aldı. Genişleyen uçuş ağı ve havacılık ile turizmi birleştiren yenilikçi iş modeliyle Corendon Airlines, Türkiye’yi uluslararası pazarlarda başarıyla temsil etmeye devam ediyor. Elde ettiği bu önemli başarılar, şirketin hem ülke ekonomisine sağladığı katkıyı hem de Türkiye’nin turizm potansiyelini dünyaya tanıtmadaki lider rolünü bir kez daha gözler önüne seriyor. “Uçuş ağımızı her geçen gün genişletmeye, doluluk oranlarımızı artırmaya ve Türkiye turizmine daha fazla katkı sağlamaya kararlıyız” Corendon Airlines Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Yıldıray Karaer, ödül töreninde yaptığı konuşmada şunları söyledi: “Kuruluşumuzun 20. yılında, Türkiye’nin ihracat şampiyonları arasında yer bulmak bizi hem gururlandırıyor hem de yeni başarılara ulaşma yolunda motive ediyor. Geçen 20 yıl boyunca 109 ülkeye ve 542 farklı havalimanına düzenlediğimiz uçuşlarla milyonlarca yolcumuzu taşıdık. Bugün 35 uçaklık modern filomuzla yılda 10 milyonun üzerinde yolcuya hizmet veriyoruz. ‘Türkiye’nin İlk 1000 İhracatçısı’ listesinde bir kez daha yer almak ve havacılık sektöründe en çok hizmet ihracatı yapan ilk 10 firma arasında bulunmak bizim için büyük bir onur. Uçuş ağımızı her geçen gün genişletmeye, doluluk oranlarımızı artırmaya ve Türkiye turizmine daha fazla katkı sağlamaya kararlıyız. 2.000’i aşkın uzman çalışanımızla, Corendon markasını küresel ölçekte daha da ileri taşımak için var gücümüzle çalışıyoruz. Bizi bu ödüle layık gören Türkiye İhracatçılar Meclisi’ne teşekkür ediyor, ülkemizi uluslararası pazarda başarıyla temsil etmeye devam edeceğimizi belirtmek istiyoruz.” 2024 yılında doluluk oranını %86,20 seviyesine çıkaran Corendon Airlines, her yıl milyonlarca turisti Türkiye’ye taşıyarak turizm ihracatına stratejik katkı sunmayı sürdürüyor. Hava yolu şirketi, sürdürülebilir büyüme hedefleri doğrultusunda uçuş programını genişletmeye ve küresel ölçekteki marka gücünü daha da ileriye taşımaya odaklanıyor.
Türk ihraç ürünleri Çin’in batısına Urumçi’den girecek
Egeli ihracatçılar Çin’e 1 milyar dolar ihracat hedefi belirledi . 2024 yılında Çin’e ihracatını yüzde 54’lük artışla 302 milyon dolardan 465 milyon dolara çıkaran Ege İhracatçı Birlikleri önümüzdeki 3 yıllık vadede Çin’e ihracatını 1 milyar doların üzerine taşımak için Çin’deki pazarlama faaliyetlerini yoğunlaştırıyor. Türk ihraç ürünleri Çin’in batısına Urumçi’den girecek. 2025 yılında Çin’de 3 fuarda milli katılım organizasyonu planlayan Ege İhracatçı Birlikleri, 16-19 Mart 2025 tarihlerindeki Xiamen Doğal Taş ve Teknolojileri Fuarı’ndan sonra, 26–30 Haziran 2025 tarihleri arasında Çin’in Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nin başkenti olan Urumçi’de gerçekleştirilen “2025 Çin Avrasya Emtia ve Ticaret Fuarı”nda yerini aldı. Ege İhracatçı Birlikleri, Çin Avrasya Emtia ve Ticaret Fuarı’nda Türk ürünlerini Çinli ithalatçılarla buluşturdu. EİB’nin Çin’deki üçüncü milli katılım organizasyonu 5-10 Kasım 2025 tarihlerinde Şanghay’daki Çin Uluslararası İthalat Fuarı olacak. 2025 Çin Avrasya Emtia ve Ticaret Fuarı’nın açılışı 26 Haziran’da “Asya-Avrupa İş birliği ve İpek Yolu refahını paylaşmak” temasıyla Xinjiang Uluslararsı Kongre ve Sergi Merkezi’nde Özerk Bölge Parti Sekreteri Ma Xingrui ve Özerk Bölge Valisi Erkin Tuniyaz’ın konuşmalarıyla gerçekleştirdi. Pekin Ticaret Başmüşaviri Atakan Özdemir’in de teşrifleriyle gerçekleşen açılış töreninde, Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkan Yardımcısı ve Ege Demir ve Demirdışı Metaller İhracatçıları Birliği Başkanı Yalçın Ertan ile Ege Hazır Giyim ve Konfeksiyon Birliği Başkanı Burak Sertbaş da yer aldı. Etkinlik, açılış konuşmalarının ardından protokolün sergi alanlarını ziyareti ile sonlanarak fuar ziyaretçilere açıldı. 2800’den fazla yerli ve yabancı katılımcının yer aldığı fuarda, Ege İhracatçı Birlikleri tarafından düzenlenen Milli Katılım Organizasyonu kapsamında BSA Professional Management Services, Oba Global Logistics, Kırlıoğlu Tarım firmalarının yanı sıra Ege Tarım Birlikleri, Ege Demir ve Demirdışı Metaller İhracatçıları Birliği ile Ege Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği info stantları yoğun ziyaretçi ilgisiyle karşılandı. Ertan; “Türk ürünlerinin Çin’e girişi için stratejik bir nokta” Fuarla ilgili değerlendirmelerde bulunan Ege Demir ve Demirdışı Metaller İhracatçıları Birliği Başkanı Yalçın Ertan, “Çin’in Batıya açılan kapısı olan Urumçi’de Ege İhracatçı Birlikleri olarak gerçekleştirdiğimiz Milli Katılım Organizasyonumuz, sürdürülebilir, uzun soluklu ve karşılıklı güven içeren iş birlikleri kurma hedefimize büyük katkı sağlamıştır. Son yıllarda büyük bir gelişim gösteren ve lojistik bir hub haline gelen Sincan Uygur Özerk Bölgesi Türk ürünlerinin Çin’e girişi için stratejik bir konumda yer alıyor. Biz de bu fuar vesilesiyle Türk ürünlerinin güvenilirliğini, kalitesini ve rekabetçiliğini Urumçi pazarına tanıtmayı amaçladık. Türkiye’nin ihracat hedeflerini destekleyerek bölgesel iş birliği ve ticari çeşitliliği artırmayı amaçlayan Birliğimiz, önümüzdeki süreçte de uluslararası pazarlarda Türk sanayi, tarım ve hizmet sektörlerinin görünürlüğünü güçlendirmeye devam edecektir” şeklinde konuştu. Türkiye’nin en çok ihracat yaptığı ülkeler sıralamasında Çin’in 2024 yılında 3,1 milyar dolarlık ihracatla 18. sırada yer aldığı bilgisini veren Ertan şöyle devam etti; “2024 yılı sonunda Ege İhracatçı Birlikleri’nin en çok ihracat yaptığı ülkelere baktığımızda Çin, 6 sıra birden yükselerek 15. sıradan, 9. sıraya ilerledi. Çin’e yaptığımız ihracat yüzde 54’lük artışla 302 milyon dolardan 465 milyon dolara yükseldi. Çin ile ticari temaslarımızı artırarak önümüzdeki 3 yılda EİB’den Çin’e 1 milyar dolar ihracat hedefliyoruz.” Sertbaş; “Hazır giyimde yeni pazarlar bulmak için buradayız” Hazır giyim sektörünün ana ihracat pazarı olan Avrupa’daki ekonomik daralma nedeniyle yeni pazarlara yönelmelerinin kaçınılmaz hale geldiğini vurgulayan Ege Hazır Giyim ve Konfeksiyon Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Burak Sertbaş, “Bu doğrultuda pazar çeşitliliğimizi artırmayı ve özellikle Çin ile olan ticari ilişkilerimizi hazır giyim özelinde güçlendirmeyi hedefliyoruz. Burada bulunmamızın temel amacı da bu. Amacımız, Çin pazarını…
Sigortam.net, 25. yılını kutluyor
Çeyrek asırdır dijital sigortacılığın öncüsü olarak sektörün dönüşümüne yön veren Sigortam.net, 10 milyondan fazla müşterisine güvenilir, ulaşılabilir ve kişiselleştirilmiş çözümler sunarak sigorta deneyimini herkes için kolay ve anlaşılır hale getiriyor. Bu sene 25. yılını kutlayan Sigortam.net, yenilikçi teknolojisi, insan odaklı yaklaşımı ve sigortayı sadeleştiren vizyonuyla geleceğin sigorta platformu olmayı sürdürüyor. Türkiye’nin ilk ve lider dijital sigorta platformu Sigortam.net, 25. yaşını kutluyor. 10 milyondan fazla müşterisi, 30’a yakın anlaşmalı sigorta şirketi ve 500’e yakın çalışanıyla sektörde güvenin adı haline gelen Sigortam.net, çeyrek asırlık deneyimi ile güveni teknolojiyle harmanlayarak yeni nesil sigortacılığın öncüsü olmayı sürdürüyor. 2000 yılında iLab Grup’un bir parçası olarak kurulan ve kuruluşundan bu yana sigorta süreçlerini herkes için daha şeffaf, anlaşılır ve erişilebilir hale getirmeyi amaçlayan Sigortam.net, bugün geldiği noktada 25 yıllık birikimiyle “Sigorta=Sigortam.net” yaklaşımını benimseyerek sigortayla ilgili her ihtiyaca tek noktadan çözüm sunuyor. Yapay zeka destekli teknolojik altyapısı sayesinde kişiselleştirilmiş çözümler üreten Sigortam.net, 7/24 erişilebilir müşteri hizmetleriyle satış öncesi ve sonrası süreçlerde de kullanıcılarının yanında yer alıyor. Bu sayede bir dijital platformdan çok daha fazlası olarak, Türkiye’nin en büyük sigorta danışmanı kimliğiyle konumlanıyor. Dijitalleşme ve insan odağını birleştiren hizmet modeliyle sigorta bilincini artırmayı da hedefleyen Sigortam.net, sunduğu rehber içerikler, karşılaştırma imkânları ve avantajlı kampanyalarla sektörde fark yaratıyor. Hayata geçirdiği inovatif çözümlerle ulusal ve uluslararası birçok ödüle layık görülen Sigortam.net, aldığı ödüllerle de yenilikçi yaklaşımını pekiştiriyor. 25. yılına özel olarak logosunu da değiştiren Sigortam.net, bu özel dönüm noktasında geçmişin deneyimini, bugünün teknolojisini ve geleceğin vizyonunu bir araya getiriyor. Sigortam.net CEO’su Ataman Kalkan, 25. yıla ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi:“25 yıldır güvenilir, ulaşılabilir ve kullanıcı dostu sigortacılığı mümkün kılmak için çalışıyoruz. Bu süreçte 10 milyondan fazla müşteriye ulaşmanın gururunu yaşarken 7/24 ulaşılabilir hizmet modelimiz, yapay zeka destekli altyapımız ve insana dokunan yaklaşımımızla her geçen gün daha da güçleniyoruz. Sigortacılıkta dijital dönüşümün öncüsü olarak, müşterilerimizin güvenini daima önceliğimiz kabul ediyor, onların ihtiyaçlarını en doğru şekilde karşılamak için çalışmaya devam ediyoruz.” Bilgi için: Burcu Erdemir / desiBel Ajans 0530 158 15 43 / burcu.erdemir@desibelajans.com Sigortam.net hakkında: 2000 yılında kurulan Sigortam.net, Mart 2001’de T.C. Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı Sigortacılık Genel Müdürlüğü’nden Sigorta ve Reasürans Brokerliği ruhsatlarını alarak faaliyetlerine başladı. Türkiye’nin ilk ve lider dijital sigorta platformu Sigortam.net, kasko, zorunlu trafik, İMM, özel sağlık, tamamlayıcı sağlık, seyahat sağlık, DASK, konut, evcil hayvan, cep telefonu sigortaları alanında 30’a yakın sigorta şirketine ait teklifleri karşılaştırma, satın alma ve satış sonrası hizmetleri sunuyor. iLab Hakkında: iLab, kendi alanlarında dijitalleşmeye öncülük eden markalardan oluşan internet şirketleri grubudur. Kurulduğu 2000 yılından bu yana iLab, sürdürülebilir büyüme potansiyeli olan ve inovasyon odaklı yaklaşımlarıyla fark yaratan dijital iş modellerine yaptığı yatırımların yanı sıra yeni platformların da hayata geçmesini sağlamıştır. iLab grup şirketleri Sigortam.net, Kariyer.net, İşin Olsun, arabam.com, HangiKredi, Emlakjet, Endeksa, Cimri, Neredekal, ChemOrbis ve SteelOrbis yenilikçi teknolojilere yatırım yaparak kullanıcı ihtiyaçlarına yönelik inovatif, güvenilir ve uçtan uca çözümler sunmaya devam etmektedir.
“ALTERNATİF LOJİSTİK ROTALARI TÜRKİYE’NİN EN BÜYÜK GÜCÜ”
PLASFED Başkanı Ömer Karadeniz, Hürmüz Boğazı’ndaki krizlerin başta plastik sektörü olmak üzere tüm sanayi üretimini ve tedarik zincirini sekteye uğrattığını belirtti. Türkiye’nin Orta Koridor gibi alternatif lojistik rotalara sahip olmasının stratejik bir güvence sunduğunu vurgulayan Karadeniz, “Petroldeki her artış, hammaddeden lojistiğe tüm maliyetleri artırıyor; üretim yavaşlıyor, yatırımlar erteleniyor” dedi. Plastik Sanayicileri Federasyonu (PLASFED) Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Karadeniz, Hürmüz Boğazı’nda artan jeopolitik gerilimin, küresel enerji ve lojistik güvenliği açısından ciddi riskler yarattığını belirtti. Petrol fiyatlarının yeniden 100 doların üzerine çıkma olasılığına dikkat çeken Karadeniz, “Petroldeki her artış, hammaddeden lojistiğe kadar tüm maliyetleri artırıyor. Üretim yavaşlıyor, yatırımlar erteleniyor. Bu tablo hem sanayiciyi zorluyor hem de tüketici fiyatlarını yukarı çekiyor” dedi. Karadeniz, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatma yönündeki adımlarının yalnızca enerji fiyatlarını değil, plastik sektörünün temel girdilerinden biri olan nafta gibi petrol türevlerinin tedarikini de doğrudan etkilediğini ifade etti. “Türkiye plastik sektörü büyük ölçüde ithalata dayalı bir yapıya sahip. Petrol fiyatlarındaki artış, enerji ve hammadde maliyetlerinin yanı sıra lojistik maliyetlerini de keskin biçimde artırıyor. Bu nedenle alternatifli lojistik koridorlara sahip olmak artık lüks değil, zorunluluk” diye konuştu. Orta Koridor Türkiye için stratejik avantaj Hürmüz Boğazı geçişinde yaşanan son belirsizlikte, Türkiye’nin alternatif ticaret ve lojistik güzergahlarına sahip olmasının öneminin bir kez daha ortaya çıktığını vurgulayan Karadeniz, “Orta Koridor başta olmak üzere Türkiye’nin Avrupa ile Asya arasında üstlendiği lojistik köprü rolü, yalnızca ekonomik değil aynı zamanda stratejik bir avantajdır. Bu avantajı iyi değerlendirmeliyiz” dedi. Karadeniz, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu’nun Orta Koridor vizyonuna da atıfta bulunarak, “Jeopolitik risklerin arttığı bir dönemdeyiz. Üretim ve ihracatın sürdürülebilirliği açısından lojistik güvenliği ve tedarik çeşitliliği her zamankinden daha büyük önem taşıyor” değerlendirmesinde bulundu. Yatırımlar askıya alınıyor, üretim riski artıyor Enerji arz güvenliği ve hammadde tedarikine yönelik artan belirsizliklerin, sanayi yatırımlarını frenlediğine dikkat çeken Karadeniz, uzun vadeli planlama gerektiren yatırımların ertelendiğini söyledi. Finansman imkanlarının daraldığı, risk primlerinin yükseldiği bu ortamda üretim gücünü korumak için hem kamu hem özel sektörün proaktif adımlar atması gerektiğine dikkat çeken Karadeniz, döngüsel ekonomiye geçişin hızlandırılması gerektiğini vurguladı. Dışa bağımlılığı azaltacak yapısal reformların hayata geçirilmesi gerektiğini vurgulayan çatı kuruluş PLASFED Başkanı, sanayi politikalarının yeniden şekillendirilmesinin artık ertelenemez bir zorunluluk haline geldiğini vurguladı. Lojistik maliyetleri ve tüketici fiyatları yükseliyor Petrol fiyatlarındaki artışın yalnızca üreticiyi değil, tüketiciyi de doğrudan etkilediğine işaret eden Karadeniz, “Lojistikten ambalajlamaya, enerjiden dağıtıma kadar birçok kalemde yaşanacak maliyet artışı, ürünlerin pazara erişim fiyatlarını yükseltecek. Bu da hem iç pazarda talep daralmasına hem de ihracat pazarlarında rekabet gücümüzün azalmasına neden olacaktır” diye konuştu. Karadeniz, sürdürülebilir bir plastik sanayi için yerli üretimin desteklenmesi ve alternatif hammadde kaynaklarına yönelimin hayati önem taşıdığına dikkat çekti.
RUSYA’DAN İSRAİL’E TEPKİ
Ortadoğu’da zaten gerilim doruktayken, şimdi işler çok daha tehlikeli bir boyuta taşındı. İsrail’in İran’a yönelik saldırıları sürerken, bu saldırıların nükleer tesisleri hedef alması uluslararası kamuoyunda büyük yankı uyandırdı. Özellikle Rusya Dışişleri Bakanlığı’nın yaptığı açıklama dikkat çekici ve uyarıcı nitelikteydi. Açıklamada, İsrail’in bu saldırısının uluslararası hukuka aykırı olduğu vurgulandı ve dünya için nükleer bir felaketin kapısının aralandığı ifade edildi. İSRAİL’İN NÜKLEER TESİSLERE SALDIRMASI NEDEN BU KADAR TEHLİKELİ? Savaşın ya da çatışmanın bir sınırı, bir kuralı olur. Ama nükleer tesislere yapılan bir saldırı, işin tüm kurallarını bozuyor. Çünkü bu tür tesisler, yalnızca askeri hedefler değil; çevre, insan sağlığı ve bölgesel istikrar açısından büyük risk taşıyan yerler. Rusya, yaptığı açıklamada İsrail’i açıkça uyarırken, bu saldırının sadece İran’ı değil tüm dünyayı ilgilendiren bir tehdit olduğunu belirtti. Özellikle İran’ın Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Anlaşması’na (NPT) bağlılığının altı çizilerek, İran’ın nükleer çalışmalarının uluslararası denetime açık ve yasal zeminde yürütüldüğü vurgulandı. Yani Rusya, “Bu saldırı meşru değil” demekle kalmadı, “Bu saldırı hepimizi ilgilendiriyor, çünkü nükleer tesisleri hedef almak insanlığa ihanettir” mesajı verdi. UAEA: NATANZ TESİSİ ZARAR GÖRDÜ Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) da süreci yakından takip ediyor. Sosyal medya platformu X üzerinden yapılan açıklamada, İsrail’in 13 Haziran’da düzenlediği saldırılar sonrasında elde edilen uydu görüntüleri üzerinden analiz yapıldığı ve Natanz Nükleer Tesisi’nin yer üstü kısımlarının zarar gördüğü ifade edildi. Ajans, yer altında uranyum zenginleştirme işlemi yapılan bölümlerle ilgili bazı bulgulara ulaştıklarını söylese de doğrudan bir fiziksel saldırının olup olmadığı konusunda net bir teyit veremedi. İsfahan ve Fordo’daki nükleer tesislerde ise şu an için bir değişiklik gözlemlenmediği bildirildi. Ama bu, tehdidin boyutunun az olduğu anlamına gelmiyor. RUSYA’NIN AÇIKLAMASI: SADECE UYARI DEĞİL, BİR SİNYAL Rusya’nın açıklaması sadece bir diplomatik tepki değil; aynı zamanda dünyaya verilmiş ciddi bir sinyal. Bu tür saldırıların nükleer felakete davetiye çıkardığını belirten Moskova yönetimi, özellikle saldırıya destek veren ülkeleri de açıkça hedef aldı. “Bu saldırılara destek veren ülkeler, bu eylemlere ortaktır” ifadesi dikkatle okunmalı. Bu söylem, özellikle Batılı müttefiklere — başta ABD’ye — doğrudan bir suçlama olarak yorumlanabilir. Rusya’nın bu açıklamayla hem İran’a arka çıktığı hem de nükleer meselelerde Batı’ya karşı jeopolitik pozisyonunu daha da netleştirdiği görülüyor. Bu, sadece Ortadoğu’daki bir çatışma değil; Doğu ile Batı arasındaki yeni nesil küresel çekişmenin nükleer gölgede yeniden biçimlenmesidir. TÜRKİYE AÇISINDAN YORUM: BÖLGESEL BARIŞA BÜYÜK DARBE Bu gelişmeler Türkiye açısından da son derece önemli. Hem coğrafi yakınlık hem de enerji yolları açısından bakıldığında, İran’da yaşanacak bir nükleer kriz ya da radyasyon sızıntısı gibi bir durum, doğrudan bizi etkiler. Ayrıca Türkiye, nükleer enerjiye geçiş sürecindeyken, bu tür saldırıların uluslararası nükleer güvenlik rejimlerini zedelemesi, bizim gibi barışçıl nükleer enerji geliştirmek isteyen ülkeleri de sıkıntıya sokar. Ayrıca Türkiye’nin dış politikasında dengeli duruşu koruma çabası, bu gibi krizlerde daha çok sınanıyor. İsrail’in kontrolsüz askeri adımları ve Batı’nın buna sessiz kalışı, Türkiye’nin bölgesel barışa dair söylemini daha da güçlendirmeli. Aksi hâlde bölgede çatışmalar büyürken, Türkiye’nin ekonomik ve diplomatik çıkarları da olumsuz etkilenebilir. SONUÇ: DÜNYA TEHLİKELİ BİR EŞİKTE Artık mesele sadece İran-İsrail gerilimi değil. Nükleer tesislerin hedef alınmasıyla, iş tüm insanlık için bir tehdit haline gelmiş durumda. İsrail’in bu saldırılarıyla birlikte, olası bir nükleer kazanın, sadece savaş değil, ekolojik ve insani bir felaket doğuracağı açıkça ortada. Rusya’nın bu çıkışı da bu yüzden önemli. Bu sadece diplomatik bir tepki değil, aynı zamanda dünyanın nükleer uçuruma yuvarlanmaması için atılmış…
Gardiyan, EMEA Technology Fast 500 listesine 91’inci sıradan giriş yaptı
Türkiye’den listeye giren 21 şirket arasında ilk üçte yer alıyor. Geniş ağ yapılarının güvenliğini sağlayan ve sistem operasyonlarını yöneten Gardiyan, Deloitte tarafından açıklanan 2024 EMEA Technology Fast 500 listesinde 91’inci sırada yer alarak Avrupa, Orta Doğu ve Afrika (EMEA) bölgesinin en hızlı büyüyen teknoloji şirketleri arasında olmayı başardı. Türkiye’den listeye giren 21 şirket arasında ise ilk üçte bulunan Gardiyan, yüzde 1915 oranındaki gelir büyümesiyle globalleşme yolculuğundaki kararlılığını bir kez daha teyit etti. Büyük ölçekli organizasyonların ihtiyaç duyduğu ağ izleme ve yönetimi, istemci yönetimi, erişim kontrolü gibi uçtan uca sistem güvenliği alanında gelişmiş yazılım çözümlerini gerçek zamanlı olarak sunan Gardiyan, ortaya koyduğu teknolojik vizyonu 2024 EMEA Technology Fast 500 listesinde 91’inci sırada yer alarak taçlandırdı. Geliştirdiği yenilikçi çözümlerle dijital dünyayı daha güvenli ve verimli hale getiren Gardiyan’ın hızlı büyümesini stratejik vizyonuyla buluşturmasının bir sonucu olarak elde ettiği bu başarı, Türkiye’den listeye giren 21 şirket arasında ilk üçte yer almasını sağladı. Teknoloji vizyonu, ürün mimarisi ve globaldeki stratejik duruş ile gelen başarı Müşteri memnuniyetini en üst seviyede tutarak, sürdürülebilir büyüme ve sürekli gelişim ilkelerini benimsemenin kendilerine yeni başarı kapılarını araladığını ifade eden Gardiyan CEO’su Erol Yılmaz, “Deloitte’un her yıl düzenli olarak yayınladığı EMEA Fast 500 listesi yalnızca finansal büyümeyi değil, aynı zamanda şirketlerin inovasyon gücünü, ölçeklenebilirliğini ve rekabetçi pazarlarda yarattığı etkiyi de değerlendirerek oluşturuluyor. Bu anlamda şirket olarak listede yer almamız, sadece etkileyici bir büyüme oranının değil, aynı zamanda ortaya koyduğumuz teknoloji vizyonunun, ürün mimarisinin ve global pazardaki stratejik duruşumuzun da bir yansımasını temsil ediyor. Geliştirdiğimiz öncü çözümler bugün; kamu kurumları, bankalar, enerji devleri, finansal servis sağlayıcıları ve yüksek güvenlik ihtiyacına sahip özel sektör oyuncuları tarafından tercih ediliyor. Her biri yüksek güvenlik, şeffaflık ve veri bütünlüğü talep eden bu organizasyonlar için sadece bir yazılım değil, stratejik bir kontrol merkezi işlevi görüyoruz. Bu da başarıya giden yolda en güçlü kozumuz oluyor.” dedi. “Yer aldığımız her pazarda çözüm ortağı ve yerel güvenilir oyuncu olarak konumlanıyoruz” Ürün ve teknoloji geliştirme süreçlerini Türkiye merkezli mühendislik ekibiyle yürütürken, küresel büyüme vizyonunu bölgesel derinlik ve dikey uzmanlık stratejisiyle hayata geçirdiklerini belirten Yılmaz, şu açıklamalarda bulundu: “Şirketimizin global ölçeğini yüksek potansiyele sahip bölgelerde pazara özel iletişim dili, lokal iş ortaklıkları ve güven temelli konumlandırmalar ile inşa ediyoruz. Bu kapsamda Avrupa pazarını öncelikli hedef bölge olarak seçerken, ardından Kuzey Avrupa, Orta Doğu ve Kuzey Amerika’da da pazar penetrasyonu için ilk adımlarımızı da atmış bulunuyoruz. Bunu başarmamızda hiç kuşku yok ki yüzde 1915 oranındaki gelir büyümemizin payı oldukça yüksek. Yer aldığımız her pazarda yalnızca ürün değil, aynı zamanda çözüm ortağı ve yerel güvenilir oyuncu olarak konumlanıyoruz. Bunun sonucunda orta vadede küresel operasyonlardan elde edeceğimiz geliri artırmayı planlıyoruz. 2025–2028 arasında çok kanallı pazarlama, ortak markalı projeler, yurt dışı ofis açılışları, stratejik iş birlikleri ve sektörel etkinlik katılımları gibi faaliyetler de iş planımızda yer alıyor. Bu yaklaşım, Gardiyan’ın yalnızca globalleşen bir yazılım firması değil; aynı zamanda Avrupa menşeili sistem güvenlik alanında yükselen bir firma olarak kalıcı yer edinmesinin teminatını üstleniyor. Kapsayıcı dijital güvenlik mimarisi, güçlü müşteri referansları, regülasyon odaklı geliştirme yaklaşımı ve kullanıcı odaklı ürün tasarımı ile yalnızca bugünün değil, dijitalleşmenin geleceğine yön verecek teknolojiler geliştirmeye devam edeceğiz.” Ayrıntılı Bilgi ve İletişim İçin; Ahmet DoğanMedya Direktörü Adres: Meşrutiyet Caddesi No:100/1 Şişhane/BeyoğluTel: 0212 255 00 12 Gsm:0536 892 88 21 http://www.brandworks.com.tr
2025 YILINDA ÜLKELERE GÖRE EMEKLİLİK YAŞLARI
Dünyada insanların çalışma hayatına son verip emekli olduğu yaş, ülkeden ülkeye oldukça farklılık gösteriyor. Bu farklar, her ülkenin ekonomik durumu, sağlık hizmetlerinin kalitesi, sosyal güvenlik sistemlerinin yapısı, nüfusun yaş ortalaması ve yaşam beklentisi gibi pek çok unsurun etkisiyle ortaya çıkıyor. 2025 yılı itibarıyla yapılan incelemelerde, Türkiye’nin emeklilik yaşı açısından dünya sıralamasında düşük pozisyonda olduğu görülüyor. Peki, Türkiye tam olarak kaçıncı sırada?Türkiye’de resmi olarak belirlenen emeklilik yaşı, erkekler için 60, kadınlar için ise 58’dir. Bu rakamlar, birçok gelişmiş ülkeye kıyasla oldukça düşük kalmaktadır. Bu durum, Türkiye’yi emeklilik yaşının en düşük olduğu ülkeler arasında ilk sıralara yerleştirmektedir. Ancak Türkiye, emeklilik yaşının gelecekte artması yönünde planlamalar yapmaktadır. Doğan her bireyin ortalama yaşam süresine göre emeklilik yaşının otomatik olarak artırılması hedeflenmektedir. Böylece sosyal güvenlik sisteminin sürdürülebilirliği sağlanmaya çalışılacaktır.DÜNYADA EMEKLİLİK YAŞI NEDEN FARKLILIK GÖSTERİYOR?Emeklilik yaşı, sadece yasal bir sayıdan ibaret değildir. Aynı zamanda bir ülkenin demografik yapısının, ekonomik gücünün, sağlık altyapısının ve sosyal politikalarının önemli göstergesidir. Örneğin, yaşam süresi yüksek olan ülkelerde insanlar daha uzun yaşadığı için emeklilik yaşı da genellikle daha yüksektir. Böylece devletlerin sosyal güvenlik sistemleri üzerindeki baskı hafifletilmiş olur.Öte yandan, bazı ülkelerde ekonomik koşullar veya istihdam piyasasının durumu nedeniyle erken emeklilik teşvik edilebilir. Ya da sağlık hizmetlerinin yetersiz olduğu yerlerde çalışma hayatı insanları daha erken yaşta yıpratabilir, bu da emeklilik yaşını düşürebilir.Türkiye’de ise sağlık hizmetlerinin gelişmesiyle ortalama yaşam süresi uzamakta, ancak emeklilik yaşı henüz birçok Avrupa ülkesinin oldukça gerisindedir. Bu durum sosyal güvenlik sistemine ileride büyük yük getirebileceği için, yaş ortalamasına bağlı olarak emeklilik yaşının artırılması gündemdedir.TÜRKİYE VE DÜNYADAKİ EMEKLİLİK YAŞLARI KARŞILAŞTIRMASI2025 verilerine göre dünya genelindeki bazı ülkelerin emeklilik yaşları şu şekildedir:Suudi Arabistan: 47 yaş ile dünyanın en düşük emeklilik yaşına sahip ülkesi.Endonezya: 57 yaş.Türkiye: Erkekler için 60, kadınlar için 58 yaş.Güney Kore: 61 yaş.Brezilya: 62 yaş.Fransa: 64 yaş.Japonya ve Kanada: 65 yaş.İspanya, Birleşik Krallık, İsveç: 66 yaş.ABD: 66 ile 67 yaş arasında (kişinin doğum yılına göre değişiyor).Almanya, Norveç, Avustralya: 67 yaş.Danimarka: 70 yaş (2040 yılına kadar kademeli artış planlanıyor).Bu verilere göre Türkiye, emeklilik yaşının en düşük olduğu üçüncü ülke konumundadır. Kadınlar için ise bu sıralama daha yukarıdadır.AVRUPA ÜLKELERİNDE EMEKLİLİK YAŞI TRENDLERİAvrupa ülkeleri genel olarak emeklilik yaşını yükseltme eğilimindedir. Nüfusun yaşlanması ve çalışma çağındaki nüfusun azalması, sosyal güvenlik sistemleri üzerindeki yükü artırmaktadır. Bu nedenle birçok Avrupa ülkesi, kademeli olarak emeklilik yaşını 65-67 yaş arasına çekmiştir. Bazı ülkelerde, özellikle Danimarka’da, emeklilik yaşı 2040 yılına kadar 70 yaşına kadar çıkarılacaktır.Bu değişiklikler hem kamu finansmanının sürdürülebilirliği açısından hem de çalışanların daha uzun süre aktif kalmasının sağlanması açısından önemlidir. Ayrıca emeklilik yaşının yükseltilmesi, yaşlanan nüfusun ekonomik hayata daha uzun süre katılması anlamına gelmektedir.TÜRKİYE’DE EMEKLİLİK YAŞININ GELECEĞİTürkiye’de emeklilik yaşı halen erkekler için 60, kadınlar için 58 olarak uygulanmaktadır. Ancak bu yaşların sürdürülebilir olmadığı görüşü ağırlık kazanmaktadır. Çünkü Türkiye’de ortalama yaşam süresi artmakta ve nüfus giderek yaşlanmaktadır. Bu durum, emeklilik sisteminde ciddi finansal açıklar oluşturabilir.Bu nedenle Türkiye’de doğan bireylerin yaşam süresine bağlı olarak emeklilik yaşının kademeli ve otomatik artırılması yönünde planlar yapılmaktadır. Böyle bir sistem, ilerleyen yıllarda sosyal güvenlik sisteminin mali açıdan daha dayanıklı olmasını sağlayacaktır. Ayrıca bu uygulama, emeklilik yaşının ekonomik ve demografik gerçeklerle uyumlu hale gelmesini mümkün kılacaktır.SONUÇ OLARAKTürkiye, 2025 yılı itibarıyla dünya genelinde emeklilik yaşının en düşük olduğu ülkelerden biridir. Erkeklerde 60, kadınlarda 58 yaş olarak belirlenen bu sınır, birçok gelişmiş ülkeye göre oldukça düşüktür. Ancak…
Ticaret Bakanlığı uyardı : Banka Hesaplarınızı Kullandırmayın, Güvende Kalın
Son dönemde bazı vatandaşlarımızın, banka hesaplarını maddi menfaat karşılığında üçüncü kişilere kullandırdığı ya da hesap bilgilerini paylaşmak suretiyle çeşitli yasa dışı faaliyetlere dolaylı olarak dâhil olduğu vakalara sıklıkla rastlanmaktadır. Bu tür uygulamalar, dolandırıcılık, kara para aklama ve benzeri suçların bir parçası hâline gelmekte olup, hesap sahipleri ciddi hukuki ve cezai yaptırımlarla karşı karşıya kalabilmektedir. Hesap sahibinin bilgisi dâhilinde gerçekleştirildiği kabul edilen bu tür işlemler, ilerleyen süreçte ağır mağduriyetlere ve yargı süreci sonunda hapis cezası, idari para cezası ve bankacılık işlemlerine erişimin sınırlandırılması gibi sonuçlara yol açabilmektedir. “Ben sadece hesabımı verdim, işlemi ben yapmadım.” yönündeki açıklamalar yasal sorumluluğu ortadan kaldırmamaktadır. Banka hesapları şahsa özeldir. Her türlü işlem yalnızca hesap sahibi tarafından ve şahsi ihtiyaçlar doğrultusunda gerçekleştirilmelidir. Hesap bilgileri, IBAN numaraları, banka kartları, dijital bankacılık şifreleri ve kimlik bilgileri hiçbir surette üçüncü kişilerle paylaşılmamalıdır. Bu tür bilgilerin kötü niyetli kişi veya yapılar tarafından kullanılması, hesabın yasa dışı işlemlerde araç hâline gelmesine neden olabilmektedir. Bazı kişiler kolay kazanç vaadiyle banka hesaplarını kullanmak isteyebilir. Bu tür tekliflere kesinlikle itibar edilmemeli, hesap sahibi bu işlemlerin hukuki sonuçlarından sorumlu olacağını unutmamalıdır. Bir hesap üzerinden gerçekleştirilen işlemler, ilk aşamada hesap sahibinin bilgisi ve onayı varmış gibi değerlendirilmektedir. Bu nedenle, hesabın kim tarafından ve ne amaçla kullanıldığının bilinmesi ve gerekli kontrolün sağlanması bireysel sorumluluğun bir parçasıdır. 5549 sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun’un 15. maddesi uyarınca, kendi adına ancak başkası hesabına işlem yapan kişilerin bu durumu ilgili finansal kuruluşa yazılı olarak bildirmemesi hâlinde hapis veya adli para cezası ile karşı karşıya kalabileceği hüküm altına alınmıştır. Vatandaşlarımızın, şüpheli durumlarla karşılaştıklarında derhâl bankaları veya yetkili kurumları bilgilendirmeleri hem kendi güvenlikleri hem de toplumun huzuru açısından önem arz etmektedir. Finansal güvenliğin sağlanmasının, her şeyden önce bireyin kendi sorumluluğunda olduğunun unutulmaması gerekmektedir. Ticaret Bakanlığı olarak vatandaşlarımızdan bilinçli, dikkatli ve sorumlu şekilde hareket etmelerini, kişisel finansal bilgilerini özenle korumalarını ve bu bilgilerin üçüncü kişilerle paylaşılmasına asla izin vermemelerini önemle rica ederiz. Kamuoyuna saygıyla duyurulur. Kaynak : Ticaret Bakanlığı





























