Mastercard ve Octet Türkiye’den Stratejik İş Birliği

  • Mastercard ve Octet Türkiye, MENA bölgesindeki işletmelerin finansal esnekliğini artırmak amacıyla iş birliği gerçekleştirdi. 
  • Gerçekleştirilen iş birliği ile Octet Türkiye, nakit ödemelerin yanında daha etkili seçenekler sunarak dijital işlem hacminin artmasına katkıda bulunacak.

İstanbul, Türkiye; 9 Temmuz 2025: Mastercard ve Octet Türkiye, MENA bölgesindeki işletmelerin finansal esnekliğini artırmak ve dijital işlem hacmini büyütmek amacıyla stratejik bir iş birliğine imza attı. Bu ortaklık sayesinde Octet Türkiye, nakit ödemelere ek olarak daha etkili dijital ödeme seçenekleri sunarak bölgedeki dijital ticaretin gelişimine katkı sağlayacak.

İki şirket, MENA bölgesindeki işletmelerin artan nakit yönetimi ve ticari ödeme ihtiyaçlarına çözüm üretmek için çok yönlü bir dijital platformu hayata geçirecek. Söz konusu platform, kredi kartları aracılığıyla kolay ve güvenli ödeme ile tahsilat işlemlerini desteklerken, şimdi al sonra öde yöntemi ile çeşitli kurumsal işlemlerin de sorunsuz bir şekilde gerçekleştirilmesini mümkün kılacak.

Statista verilerine göre, Orta Doğu ve Afrika’da dijital B2B ödemelerinin sayısının 2023 ile 2028 yılları arasında yaklaşık iki katına çıkması bekleniyor. Mastercard ve Octet Türkiye tarafından geliştirilen bu yenilikçi çözüm, dijital işlem hacmini artırırken işletmelere taksitli veya vadeli ödeme imkânı sunacak. Ayrıca, satıcıların faturalarını anında tahsil edebilmesine de olanak tanıyacak.

Mastercard EEMEA Bölgesi Pazar Geliştirmeden Sorumlu Kıdemli Başkan Yardımcısı Mete Güney, iş birliği ile ilgili görüşlerini; “Ticari ödemeler alanı, inovasyon adına pek çok fırsat barındırıyor. Mastercard olarak, kesintisiz ödeme yöntemlerini hayata geçirmek için iş birliklerinin gücünden yararlanmaya odaklanıyoruz. Octet Türkiye ile gerçekleştirdiğimiz bu son iş birliği, işletmelerin dijital ödemeleri benimsemesine katkı sağlayarak, harcama güçlerini artırmalarını mümkün kılacak” şeklinde ifade etti. 

Kurumsal kredi kartlarının giderek artan kullanımı sayesinde işletmeler, geleneksel nakit kredilerine başvurmadan ödeme vadelerini uzatabiliyor ve finansal esnekliklerini artırabiliyor. Bu iş birliği, şirketlerin tercih ettikleri bankaların kredi kartlarıyla ödeme yapmalarına olanak tanırken, tahsilat süreçlerini de güvenli ve verimli bir dijital altyapı üzerinden kolayca yönetilmesine imkân tanıyacak.

Octet Türkiye Kurucu Ortağı ve CSO’su Kazım Can Saydam, “Türkiye’de, işlem tutarı ne olursa olsun, kredi kartıyla taksitli ödeme uzun süredir yaygın bir uygulama. Dijitalleşmenin hızlandırdığı nakitsiz ticaret eğiliminin yanı sıra, küresel ölçekte likidite yönetimine duyulan ihtiyaç da ticari kartla ödeme sistemini vazgeçilmez kılıyor. Octet Türkiye olarak Mastercard ile yaptığımız iş birliğiyle bu ihtiyacı bölgedeki işletmelerin B2B süreçlerinde karşılamaya hazırız.” dedi.

Mastercard ve Octet Türkiye’nin bu stratejik ortaklığı, MENA bölgesindeki işletmelere dijital ödemeler konusunda yenilikçi, güvenilir ve esnek çözümler sunarak bölgedeki dijital ticaretin gelişimine önemli katkılarda bulunacak. İşletmeler, bu çözüm sayesinde finansal süreçlerini daha etkin yönetebilecek ve bölgesel rekabette avantaj elde edebilecek ve işletme sermayelerini daha iyi yönetmek için bir ürüne daha kavuşacaklar.

  • Benzer Haberler

    Ustalar.com sizleri Yapı Fuarı – Turkeybuild İstanbul, fuarında sizleri bekliyor olacak !

    1978’den bu yana düzenlenen Yapı Fuarı – Turkeybuild İstanbul, güçlü fuar portföyüyle yapı ve inşaat sektörüne dünya standartlarında etkinlikler sunuyor. Dünyayı Türkiye’de misafir ediyor Yapı Fuarı – Turkeybuild İstanbul, Türkiye, Balkanlar, Kuzey Afrika, Orta Doğu, Rusya ve BDT`den yapı sektörlerinin temsilcilerini bir araya getiriyor. En son ürün yeniliklerini tanıtma ve keşfetme fırsatı sunan etkinlikler, iş geliştirme platformları olarak da hizmet vermektedir. Ayrıca fuar endüstri profesyonellerini desteklemek ve sektöre fayda sağlamak için zengin içerikli iş programlarına da ev sahipliği yapıyor. Bölgesel gücü arttırmayı hedefleyen nitelikli fuar içeriği İş Geliştirme Paltformu Etkinlikleri, Konuk Ülke, Konuk Bölge, Hedef Pazar projeleri, MasterClass Özel Fuar Turları, Yapı Tech Garage Start-Up Buluşmaları ve Altın Mıknatıs Stand Tasarım Ödülleri`ni kapsayan fuar içi etkinlikler inşaat ve yapı sektörünün kurumsal itibar araçları haline geldi. Fuar bu nitelikleriyle Türkiye`nin inşaat ve yapı sektöründe yükselen bir yıldız olmasına katkıda bulunuyor. Yapı Fuarı, yürüttüğü uluslararası işbirlikleriyle dünya genelindeki bilgi ve iş fırsatlarının bölgeye aktarılmasına aracılık ediyor. Online ücretsiz davetiye tıklayın >>

    SÜREÇ SERMAYESİ

    SÜREÇ SERMAYESİ Kurumsal başarıyı sadece maddi kaynaklar belirlemez. İnsan gücü, teknoloji ve finansal sermaye gibi klasik unsurların ötesinde, işletmelerin sürdürülebilir büyümesinde kritik rol oynayan bir kavram var: süreç sermayesi. Günümüzde şirketler, süreçlerini optimize ederek ve süreç temelli bilgi birikimini yöneterek rekabet avantajı elde edebiliyor. Süreç sermayesi, aslında bir işletmenin iş yapma biçiminden doğan, görünmeyen ama değer yaratan sermaye türü olarak tanımlanabilir. Süreç sermayesini daha iyi anlamak için öncelikle onu oluşturan temel unsurlara bakmak gerekiyor. Birincisi iş süreçlerinin yapısı. Şirketlerin üretimden hizmete kadar her adımda kullandığı sistematik yöntemler, süreç sermayesinin temel taşlarını oluşturur. Bu süreçlerin belgelenmesi, standartlaştırılması ve sürekli iyileştirilmesi, işletmeye hem hız hem de maliyet avantajı sağlar. Örneğin, bir otomotiv firmasının montaj hattındaki süreç iyileştirmeleri, sadece üretim hızını artırmakla kalmaz, aynı zamanda kaliteyi de yükseltir; bu da uzun vadede marka değerine doğrudan katkı sağlar. İkincisi, bilgi akışı ve deneyim yönetimi. Süreç sermayesi, çalışanların deneyimleri ve kurumsal hafızayla doğrudan ilişkilidir. Bir süreçte edinilen deneyimler ve elde edilen veriler, yeni süreç tasarımlarında kullanılabilir. Burada kritik nokta, bilginin kurum içinde etkin bir şekilde aktarılabilmesidir. Çoğu şirket, bilgi paylaşımını ihmal ettiği için süreç sermayesini tam anlamıyla kullanamaz. Örneğin, bir finans şirketinde kredi değerlendirme süreçlerinin standartlaştırılması ve bu süreçlerdeki tecrübelerin yeni çalışanlara aktarılması hem hata oranını düşürür hem de müşteri memnuniyetini artırır. Üçüncü unsur ise teknoloji ve otomasyon. Dijitalleşme, süreç sermayesinin değerini katlayan en önemli faktörlerden biri olarak öne çıkıyor. ERP (Kurumsal Kaynak Planlama) sistemleri, yapay zekâ destekli analizler ve otomasyon teknolojileri, süreçleri daha şeffaf ve ölçülebilir hâle getiriyor. Böylece şirketler, hangi süreçlerin değer yarattığını, hangi noktaların verimsiz olduğunu net bir şekilde görebiliyor. Örneğin, lojistik sektöründe kullanılan rota optimizasyon yazılımları hem yakıt maliyetlerini düşürür hem de teslimat sürelerini kısaltır; bu da süreç sermayesinin doğrudan ekonomik faydaya dönüşmesini sağlar. Ancak süreç sermayesi sadece şirket içi verimlilikle sınırlı değil. Müşteri ilişkilerinde de kritik rol oynuyor. İş süreçleri optimize edildikçe, müşterilere sunulan hizmet kalitesi artıyor, yanıt süreleri kısalıyor ve güven oluşuyor. Bu da şirketin pazar konumunu güçlendiriyor. Özellikle hizmet sektöründe, süreç sermayesi, müşteri memnuniyetini ve sadakatini artırmanın en etkili yollarından biri olarak görülüyor. Süreç sermayesinin yönetiminde dikkate alınması gereken bir diğer konu ise ölçümlenebilirlik. Birçok şirket süreçlerini iyileştirmek istese de hangi süreçlerin gerçekten değer yarattığını ve hangi yatırımların getirisi olduğunu net olarak ölçemiyor. Bu noktada süreç analitiği ve performans göstergeleri devreye giriyor. Örneğin, üretim hattında bir sürecin her aşamasına ait zaman ve maliyet verilerinin toplanması, darboğazların belirlenmesini sağlar ve süreç sermayesinin verimli kullanımı için rehber olur. Ekonomik krizler ve belirsizlik dönemlerinde süreç sermayesinin önemi daha da artıyor. Finansal kaynakların kısıtlı olduğu dönemlerde, verimli süreçler şirketlerin ayakta kalmasını sağlayan en önemli faktör haline geliyor. İyi tasarlanmış ve sürekli iyileştirilen süreçler, aynı kaynaklarla daha fazla değer yaratmayı mümkün kılıyor. Bu nedenle, süreç sermayesi sadece operasyonel bir konu değil, stratejik bir rekabet avantajı olarak değerlendirilmelidir. Sonuç olarak, süreç sermayesi, modern işletmelerin göz ardı edemeyeceği bir değer alanı olarak karşımıza çıkıyor. İnsan sermayesi ve teknolojik yatırımlar kadar, süreçlerin etkin yönetimi de şirketlerin uzun vadeli başarısında belirleyici oluyor. İşletmeler, süreçlerini belgeleyip standartlaştırarak, deneyimi kurumsal hafızaya dönüştürerek ve teknolojiyi doğru kullanarak süreç sermayesini güçlendirebilir. Bu da rekabetin yoğun olduğu günümüz pazarında ayakta kalabilmek için kritik bir strateji haline geliyor. Süreç sermayesinin farkında olan şirketler, sadece bugünü yönetmekle kalmıyor; aynı zamanda geleceğe yönelik sürdürülebilir bir değer…