7 MİLYAR DOLARLIK HEDEF İÇİN TURKCOMPOSITE’TEN KARARLI ADIM

Sayın Sektörtürk Dergisi Yazıişleri,

Kompozit Sanayicileri Derneği ve CNG Expo işbirliği ile düzenlenecek olan Türkiye’nin kompozit malzeme ve teknolojileri alanındaki Uluslararası Kompozit Fuarı TURKCOMPOSITE 2026, yoğun bir katılım ile basın mensuplarına tanıtıldı.

7 MİLYAR DOLARLIK HEDEF İÇİN TURKCOMPOSITE’TEN KARARLI ADIMSon yıllarda hızla gelişen Türk kompozit sektörü, özellikle inşaat, otomotiv, havacılık ve savunma sanayi gibi stratejik alanlarda güçlü bir atılım gerçekleştiriyor. 2024 itibariyle sektörün toplam ihracatı 2 milyar doları aştı. Önümüzdeki 5 yıl içinde pazar hacminin 7 milyar dolara ulaşması hedefleniyor. Türkiye’nin yüksek teknolojili ihracat kalemleri arasında önemli bir yer edinen kompozit sektörü bu kapsamda globaldeki gücünü arttırabilmek adına önemli bir adım atıyor. Kompozit Sanayicileri Derneği ve CNG Expo işbirliği ile düzenlenecek olan Türkiye’nin kompozit malzeme ve teknolojileri alanındaki en kapsamlı organizasyonu Uluslararası Kompozit Fuarı TURKCOMPOSITE 2026, yoğun bir katılım ile basın mensuplarına tanıtıldı… Toplantıya; Kompozit Sanayicileri Derneği Başkanı Kemal Darcan, CNG Expo CEO’su Cengiz Yaman, Amiblu Holding Genel Müdürü Kemal Tunç, Kompozit Sanayicileri Derneği Yönetim Kurulu ve Üyeleri ile çok sayıda basın mensubu katıldı. KOMPOZİT SEKTÖRÜ İHRACATI SON 5 YILDA 5 KAT ARTTIKompozit Sanayicileri Derneği Başkanı Kemal Darcan: “Türk kompozit sektörü son yıllarda büyük bir ivme kazanmış durumda. İnşaat, otomotiv, havacılık ve savunma sanayi gibi stratejik alanlarda hızla büyüyen sektörümüz, önümüzdeki beş yıl içinde 7 milyar dolarlık bir pazar hacmine ulaşmayı hedefliyor. Bugün sektörümüz sadece üretim kapasitesiyle değil; tasarım, mühendislik ve yüksek teknoloji odaklı çözümleriyle de dünya pazarlarında yer buluyor. Türkiye’deki üreticilerimiz, EN, ASTM ve ISO gibi uluslararası standartlara uygun üretim yaparak Avrupa, Kuzey Amerika ve Asya gibi önemli pazarlarda başarıyla konumlanıyor. Geleneksel cam elyaf ürünlerinin yanı sıra; karbon fiber takviyeli polimerler, aramid fiberler, prepreg ve nano-kompozit gibi ileri mühendislik ürünleri de ülkemizde yaygınlaşıyor. Bu gelişmeler, Türk kompozit sektörünü yalnızca takip eden değil, yön veren bir konuma taşımaktadır. 


2024 yılı itibarıyla 2 milyar doları aşan ihracat rakamı, bu başarının somut bir göstergesidir. Son beş yılda sektördeki ihracatın beş kat artması, hep birlikte gösterdiğimiz vizyonun ve emeğin sonucudur. Kompozit Sanayicileri Derneği olarak bizler, yalnızca sektörümüzü geliştirmekle kalmıyor; aynı zamanda ülkemizi uluslararası arenada temsil etme sorumluluğuyla hareket ediyoruz. JEC World (Fransa) ve CAMX (ABD) gibi prestijli fuarlarda Türk firmalarımızın gösterdiği başarıyı şimdi TURKCOMPOSITE 2026 ile ülkemize taşımayı hedefliyoruz.  İnanıyoruz ki; İstanbul, kompozit dünyasının buluşma noktası olacak. Sonuç olarak, TURKCOMPOSITE 2026, ürünlerin sergilendiği bir alan olmanın ötesinde; bilgi alışverişinin, teknoloji transferinin ve uluslararası iş birliklerinin merkezi olacak. Yenilenen organizasyon yapısıyla fuarımız, Türk kompozit sektörünü küresel vitrine taşıma yolunda çok güçlü bir adım olacaktır” açıklamasında bulundu. DÜNYANIN EN BÜYÜK BEŞ KOMPOZİT FUARINDAN BİRİ OLACAĞIZCNG Expo CEO’su Cengiz Yaman: “20 yılı aşkın sektörel deneyimimizi kompozit sektörü için yoğun çalışmalar yürüterek devam ettirmeyi hedefliyoruz. Türkiye’nin kompozit malzeme ve teknolojileri alanındaki en kapsamlı organizasyonu olan Uluslararası Kompozit Fuarı TURKCOMPOSITE 2026, çok daha güçlü bir organizasyon yapısıyla sektöre ve dünyaya kapılarını açmaya hazırlanıyor. Fuarımız, 21-23 Ekim 2026 tarihleri arasında İstanbul Fuar Merkezi Hall 9-10 ve fuaye alanında, 15 bin m²’lik alanda düzenlenecek. “Meet4Composite” sloganıyla gerçekleştirilecek etkinlik, katılımcılara hammadde, yarı mamul, nihai ürünler, laboratuvar sistemleri ve üretim teknolojileri gibi birçok alanda kapsamlı bir platform sunuyor. Dünyanın en büyük ve en önemli beş kompozit fuarından biri olarak anılmak en temel hedefimiz. Bu doğrultuda, fuarımızda yüzde 70’i yerli, yüzde 30’u yabancı olmak üzere 150’nin üzerinde katılımcı firmayı ağırlamayı planlıyoruz. Yüzde 25’i yabancı olmak üzere 5 binin üzerinde ziyaretçi bekliyoruz. Kompozit Sanayicileri Derneği ile iş birliğimiz sayesinde hem ziyaretçi deneyimi hem de uluslararası tanıtım stratejileri büyük ölçüde güçlendirilecek, Türk kompozit sektörünün uluslararası bilinirliği ve prestiji arttırılacak” açıklamasında bulundu. TÜRKİYE’YE 60 MİLYON EUROLUK YATIRIM YAPIYORUZ Amiblu Holding Genel Müdürü Kemal Tunç: “Dünyanın önde gelen Cam Elyaf Takviyeli Plastik (CTP) boru sistemleri üreticisi Amiblu Holding GmbH olarak, Mersin Tarsus Organize Sanayi Bölgesi‘nde yaklaşık 100 dönüm arazi üzerinde, 25 bin m² kapalı alana sahip modern bir üretim tesisi kuruyoruz. Türkiye’deki kompozit gücü, altyapısını değerlendirmek amacıyla Amiblu olarak Türkiye’yi üretim üssü olarak konumlandıracağız. 60 milyon euro değerindeki bu yatırımımız, üretim kapasitesinin yanı sıra lojistik erişilebilirlik, ihracat potansiyeli ve nitelikli iş gücü avantajları sayesinde, şirketimizin Avrupa, Orta Doğu, Afrika ve Orta Asya pazarlarına yönelik faaliyetlerinde kritik bir rol oynayacak. 500 kişilik ek istihdam sağlamış olacağız. Bu yatırımımız ile Uzak Doğu da dahil tüm ülkelere ihracat yapabilmeyi hedefliyoruz. Türkiye’nin teknolojik alt yapısına da arge gücümüz ile büyük bir katkı sağlayacağız“ dedi. TÜRK KOMPOZİT SEKTÖRÜNÜ KÜRESEL VİTRİNE TAŞIMA YOLUNDA GÜÇLÜ BİR ADIM Kompozit Sanayicileri Derneği ve Türk firmaları, her yıl Fransa’daki JEC World ve ABD’deki CAMX gibi dünyanın önde gelen fuarlarında başarıyla yer alıyor.

Artık hedef, bu global etkiyi TURKCOMPOSITE Fuarı ile Türkiye’ye taşımak ve ülkemizi kompozit alanında bölgesel bir merkez haline getirmek.  TURKCOMPOSITE 2026, yalnızca bir ürün sergileme platformu değil; aynı zamanda bilgi paylaşımı, teknoloji transferi ve uluslararası iş birliği fırsatlarının buluşma noktası olacak. Yenilenen organizasyon yapısıyla fuar, bu yıl Türk kompozit sektörünü küresel vitrine taşıma yolunda güçlü bir adım olarak konumlanıyor.

Benzer Haberler

Ustalar.com sizleri Yapı Fuarı – Turkeybuild İstanbul, fuarında sizleri bekliyor olacak !

1978’den bu yana düzenlenen Yapı Fuarı – Turkeybuild İstanbul, güçlü fuar portföyüyle yapı ve inşaat sektörüne dünya standartlarında etkinlikler sunuyor. Dünyayı Türkiye’de misafir ediyor Yapı Fuarı – Turkeybuild İstanbul, Türkiye, Balkanlar, Kuzey Afrika, Orta Doğu, Rusya ve BDT`den yapı sektörlerinin temsilcilerini bir araya getiriyor. En son ürün yeniliklerini tanıtma ve keşfetme fırsatı sunan etkinlikler, iş geliştirme platformları olarak da hizmet vermektedir. Ayrıca fuar endüstri profesyonellerini desteklemek ve sektöre fayda sağlamak için zengin içerikli iş programlarına da ev sahipliği yapıyor. Bölgesel gücü arttırmayı hedefleyen nitelikli fuar içeriği İş Geliştirme Paltformu Etkinlikleri, Konuk Ülke, Konuk Bölge, Hedef Pazar projeleri, MasterClass Özel Fuar Turları, Yapı Tech Garage Start-Up Buluşmaları ve Altın Mıknatıs Stand Tasarım Ödülleri`ni kapsayan fuar içi etkinlikler inşaat ve yapı sektörünün kurumsal itibar araçları haline geldi. Fuar bu nitelikleriyle Türkiye`nin inşaat ve yapı sektöründe yükselen bir yıldız olmasına katkıda bulunuyor. Yapı Fuarı, yürüttüğü uluslararası işbirlikleriyle dünya genelindeki bilgi ve iş fırsatlarının bölgeye aktarılmasına aracılık ediyor. Online ücretsiz davetiye tıklayın >>

SÜREÇ SERMAYESİ

SÜREÇ SERMAYESİ Kurumsal başarıyı sadece maddi kaynaklar belirlemez. İnsan gücü, teknoloji ve finansal sermaye gibi klasik unsurların ötesinde, işletmelerin sürdürülebilir büyümesinde kritik rol oynayan bir kavram var: süreç sermayesi. Günümüzde şirketler, süreçlerini optimize ederek ve süreç temelli bilgi birikimini yöneterek rekabet avantajı elde edebiliyor. Süreç sermayesi, aslında bir işletmenin iş yapma biçiminden doğan, görünmeyen ama değer yaratan sermaye türü olarak tanımlanabilir. Süreç sermayesini daha iyi anlamak için öncelikle onu oluşturan temel unsurlara bakmak gerekiyor. Birincisi iş süreçlerinin yapısı. Şirketlerin üretimden hizmete kadar her adımda kullandığı sistematik yöntemler, süreç sermayesinin temel taşlarını oluşturur. Bu süreçlerin belgelenmesi, standartlaştırılması ve sürekli iyileştirilmesi, işletmeye hem hız hem de maliyet avantajı sağlar. Örneğin, bir otomotiv firmasının montaj hattındaki süreç iyileştirmeleri, sadece üretim hızını artırmakla kalmaz, aynı zamanda kaliteyi de yükseltir; bu da uzun vadede marka değerine doğrudan katkı sağlar. İkincisi, bilgi akışı ve deneyim yönetimi. Süreç sermayesi, çalışanların deneyimleri ve kurumsal hafızayla doğrudan ilişkilidir. Bir süreçte edinilen deneyimler ve elde edilen veriler, yeni süreç tasarımlarında kullanılabilir. Burada kritik nokta, bilginin kurum içinde etkin bir şekilde aktarılabilmesidir. Çoğu şirket, bilgi paylaşımını ihmal ettiği için süreç sermayesini tam anlamıyla kullanamaz. Örneğin, bir finans şirketinde kredi değerlendirme süreçlerinin standartlaştırılması ve bu süreçlerdeki tecrübelerin yeni çalışanlara aktarılması hem hata oranını düşürür hem de müşteri memnuniyetini artırır. Üçüncü unsur ise teknoloji ve otomasyon. Dijitalleşme, süreç sermayesinin değerini katlayan en önemli faktörlerden biri olarak öne çıkıyor. ERP (Kurumsal Kaynak Planlama) sistemleri, yapay zekâ destekli analizler ve otomasyon teknolojileri, süreçleri daha şeffaf ve ölçülebilir hâle getiriyor. Böylece şirketler, hangi süreçlerin değer yarattığını, hangi noktaların verimsiz olduğunu net bir şekilde görebiliyor. Örneğin, lojistik sektöründe kullanılan rota optimizasyon yazılımları hem yakıt maliyetlerini düşürür hem de teslimat sürelerini kısaltır; bu da süreç sermayesinin doğrudan ekonomik faydaya dönüşmesini sağlar. Ancak süreç sermayesi sadece şirket içi verimlilikle sınırlı değil. Müşteri ilişkilerinde de kritik rol oynuyor. İş süreçleri optimize edildikçe, müşterilere sunulan hizmet kalitesi artıyor, yanıt süreleri kısalıyor ve güven oluşuyor. Bu da şirketin pazar konumunu güçlendiriyor. Özellikle hizmet sektöründe, süreç sermayesi, müşteri memnuniyetini ve sadakatini artırmanın en etkili yollarından biri olarak görülüyor. Süreç sermayesinin yönetiminde dikkate alınması gereken bir diğer konu ise ölçümlenebilirlik. Birçok şirket süreçlerini iyileştirmek istese de hangi süreçlerin gerçekten değer yarattığını ve hangi yatırımların getirisi olduğunu net olarak ölçemiyor. Bu noktada süreç analitiği ve performans göstergeleri devreye giriyor. Örneğin, üretim hattında bir sürecin her aşamasına ait zaman ve maliyet verilerinin toplanması, darboğazların belirlenmesini sağlar ve süreç sermayesinin verimli kullanımı için rehber olur. Ekonomik krizler ve belirsizlik dönemlerinde süreç sermayesinin önemi daha da artıyor. Finansal kaynakların kısıtlı olduğu dönemlerde, verimli süreçler şirketlerin ayakta kalmasını sağlayan en önemli faktör haline geliyor. İyi tasarlanmış ve sürekli iyileştirilen süreçler, aynı kaynaklarla daha fazla değer yaratmayı mümkün kılıyor. Bu nedenle, süreç sermayesi sadece operasyonel bir konu değil, stratejik bir rekabet avantajı olarak değerlendirilmelidir. Sonuç olarak, süreç sermayesi, modern işletmelerin göz ardı edemeyeceği bir değer alanı olarak karşımıza çıkıyor. İnsan sermayesi ve teknolojik yatırımlar kadar, süreçlerin etkin yönetimi de şirketlerin uzun vadeli başarısında belirleyici oluyor. İşletmeler, süreçlerini belgeleyip standartlaştırarak, deneyimi kurumsal hafızaya dönüştürerek ve teknolojiyi doğru kullanarak süreç sermayesini güçlendirebilir. Bu da rekabetin yoğun olduğu günümüz pazarında ayakta kalabilmek için kritik bir strateji haline geliyor. Süreç sermayesinin farkında olan şirketler, sadece bugünü yönetmekle kalmıyor; aynı zamanda geleceğe yönelik sürdürülebilir bir değer…