ÇİFTÇİYE BÜYÜK DESTEK

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ziraat Bankası’nın ev sahipliğinde düzenlenen 4. Tarım Ekosistemi Buluşması’nda yaptığı konuşmada tarıma ve hayvancılığa dair çok önemli mesajlar verdi. Üreticiye doğrudan dokunan kredi desteklerinden, zirai don zararlarının karşılanmasına kadar birçok başlıkta dikkat çeken açıklamalarda bulunan Erdoğan, özellikle kırsalda üretim yapan vatandaşlara güvence verdi: “Çiftçimiz asla yalnız değil, devlet daima yanındadır.” Verilen mesajlar sadece birer müjde değil, aynı zamanda Türkiye’nin tarım ve hayvancılık politikasının yeni rotasının da işaretiydi. Özellikle son yıllarda artan maliyetler ve küresel iklim krizinin etkileri karşısında üreticinin elini güçlendirecek somut adımların atılması, büyük önem taşıyor. SERA, BÜYÜKBAŞ VE KÜÇÜKBAŞ YATIRIMLARINA DEVLET DESTEĞİ Açıklanan kredi paketleri, üç önemli üretim alanını doğrudan hedef alıyor: Sera yatırımı, süt hayvancılığı ve küçükbaş yetiştiriciliği. Bu destekler, özellikle Anadolu’nun dört bir yanında üretim yapan, ancak sermaye erişiminde zorlanan çiftçiler için ciddi bir rahatlama anlamına geliyor. SERA YATIRIMI YAPMAK İSTEYENE 10 MİLYON TL’YE KADAR KREDİ: Sebze ve meyve üretimi için sera kurmak isteyen üreticilere yönelik bu yeni kredi paketi, özellikle küçük ölçekli üreticiler için cazip. 10 dekar altındaki yatırımlar için 1 yıl geri ödemesiz, toplamda 10 yıl vadeli 10 milyon TL’ye kadar kredi sunuluyor. Bu, klasik kredi koşullarına kıyasla ciddi bir ayrıcalık. Üstelik genç ve kadın üreticiler için öz kaynak oranının %10’a düşürülmesi, tarıma katılımı artırabilecek önemli bir teşvik. Kırsalda yaşayan genç kadınların üretime katılması hem ekonomik hem de toplumsal açıdan güçlü bir dönüşüm yaratabilir. BÜYÜKBAŞ SÜT HAYVANCILIĞINA 5 MİLYON TL DESTEK: Süt üretimi yapan büyükbaş işletmelerin hayvan sayısını artırmalarına yönelik destek ise öz kaynak şartı olmadan sunuluyor. 1 yıl ana para ödemesiz, toplamda 7 yıl vadeli 5 milyon TL’ye kadar yatırım kredisi, özellikle halihazırda üretim yapan ama büyümekte zorlanan işletmeler için önemli bir can suyu olacak. Süt ve süt ürünleri sektörü son dönemde maliyet baskıları nedeniyle zorlanıyor. Bu destek, bu baskıyı bir nebze de olsa hafifletip arz güvenliğini korumayı amaçlıyor. KÜÇÜKBAŞ YETİŞTİRİCİLİĞİNDE LİMİT İKİ KATINA ÇIKTI: “Köyümde Yaşamak İçin Bir Sürü Nedenim Var” projesi kapsamında verilen küçükbaş kredi limiti 600 bin TL’den 1 milyon 200 bin TL’ye çıkarıldı. Bu artış, özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da küçükbaş hayvancılık yapan üreticiler için büyük önem taşıyor. Hayvancılığın sürdürülebilirliği sadece ekonomik değil, aynı zamanda sosyal bir meseledir. Köyde yaşamı cazip kılmak, gençlerin göç etmesini engellemek ve âtıl durumda kalan kapasitenin üretime kazandırılması açısından bu destekler stratejik bir adım olarak görülmeli. ZİRAİ DON ZARARLARINA TELAFİ SÖZÜ: SİGORTALI OLANA DA OLMAYANA DA DESTEK Nisan ayında yaşanan zirai don felaketi, 65 ilde üreticiyi derinden etkilemişti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, sadece sigortalı üreticilerin değil, sigortasız olanların da zararlarının karşılanacağını belirtti. Bu oldukça dikkat çekici bir yaklaşım. Çünkü genellikle yalnızca TARSİM sigortası olan üreticiler desteklenirken, bu sefer sigortası olmayanlar da unutulmadı. Bu uygulamanın çiftçiye verdiği mesaj çok açık: “Devlet olarak sizi yalnız bırakmayacağız.” Elbette burada altı çizilmesi gereken başka bir nokta da şu: Erdoğan, çiftçileri tarım sigortası yaptırmaya çağırıyor. %70’e varan prim desteğiyle sigortanın yaygınlaştırılması amaçlanıyor. Bu, doğal afetlere karşı üreticinin daha güçlü durmasını sağlayacak önemli bir adım. VERİYE DAYALI TARIM POLİTİKALARI: 1 TEMMUZ’DA TARIM SAYIMI BAŞLIYOR Cumhurbaşkanı’nın bir diğer önemli açıklaması, tarım alanında veri temelli planlamaya geçildiği yönündeydi. 1 Temmuz itibariyle başlatılacak tarım sayımıyla, arazi büyüklüğünden ürün çeşitliliğine kadar birçok veri güncellenecek. Bu ne anlama geliyor? Nerede ne ekiliyor? Hangi ürün ne kadar verim veriyor? Hangi bölgede hayvancılık potansiyeli daha yüksek?…

Kripto para piyasası yeni gümrük vergisi hamlesinin ardından güne düşüşle başladı 

Kripto para piyasası yeni gümrük vergisi hamlesinin ardından güne düşüşle başladı  Yeni günde piyasanın toplam değeri 3,41 trilyon dolar seviyesinde, Bitcoin 108 bin doların üzerindeki seviyesini korumaya devam ediyor. CoinTR Araştırma Departmanı tarafından hazırlanan bültende kripto ekosistemindeki gelişmelere yer veriliyor. Kripto para piyasası, ABD Başkanı Donald Trump’ın açıkladığı yeni gümrük vergileri nedeniyle güne zayıf bir başlangıç yaptı. Trump, pazartesi günü 14 ülkeye gümrük vergisi mektupları göndermeye başladı. Bu mektuplarda, 1 Ağustos’ta yürürlüğe girecek sert vergi artışları bildirildi. Söz konusu gelişmelerin ardından kripto para piyasasının toplam değeri son 24 saatte yüzde 4 düşüşle 3,41 trilyon dolar seviyesine geriledi. Altcoin piyasasının toplam değeri ise 1,26 trilyon dolar seviyesinde kaldı.  Lider kripto para birimi Bitcoin, son 24 saatte yüzde 0,8 kayıpla 108.230 dolara gerilerken, Ethereum 2 bin 553 dolar seviyesine indi. XRP, yüzde 0,1 düşüşle 2,26 dolara, Solana ise yüzde 1,3 düşüşle 149,22 dolara geriledi. Öte yandan, dün spot Bitcoin ETF’leri 217 milyon dolarlık giriş kaydederken, spot Ethereum ETF’lerinde de 62,11 milyon dolarlık giriş görüldü.  Dubai, ilk tokenize para piyasası fonunu onayladı Dubai Finansal Hizmetler Otoritesi (DFSA), Dubai Uluslararası Finans Merkezi (DIFC) bünyesinde Katar Ulusal Bankası (QNB) ile DMZ Finance’in ortaklaşa yürüttüğü bir proje olan QCD Money Market Fund’ı (QCDT) tokenize bir para piyasası fonu olarak onayladı. Pazartesi günü yapılan açıklamada DMZ Finance, projenin eş kurucusu olarak görev alacağını ve özel tokenizasyon teknoloji altyapısını sağlayacağını belirtirken, QNB’nin fon oluşturma ve yatırım yönetimi süreçlerine liderlik edeceği ifade edildi. QCDT, finans sektöründe çok sayıda kurumsal uygulamayı destekleyecek şekilde tasarlandı. Örneğin, bankalar QCDT’yi nitelikli teminat olarak kullanabilirken, merkezi borsalar bu fonu eşlenmiş teminat olarak değerlendirebilecek. “QCDT, yalnızca Dubai’de DFSA onaylı ilk tokenize para piyasası fonu olmakla kalmıyor, aynı zamanda QNB’nin dijital varlık yolculuğunda da kritik bir adımı temsil ediyor” diyen QNB Singapur CEO’su Silas Lee, açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “Ortadoğu’nun finansal inovasyon açısından küresel bir merkez olarak hızla yükseldiği bir dönemde, QCDT’nin başarılı bir şekilde hayata geçirilmesi, QNB’nin bölgesel finans ekosistemindeki liderliğini pekiştiriyor ve bir sonraki nesil finansal altyapının şekillendirilmesine yönelik uzun vadeli vizyonumuzu yansıtıyor.” BlackRock’ın Bitcoin ETF’i 700 bin BTC’yi aştı Dünyanın en büyük varlık yönetim şirketi BlackRock’ın spot Bitcoin borsa yatırım fonu (ETF) olan iShares Bitcoin Trust (IBIT), 7 Temmuz Pazartesi günü gerçekleşen 164,6 milyon dolarlık yeni girişle birlikte 700 bin BTC sınırını aştı. Bu miktar, güncel fiyatlarla yaklaşık 75,5 milyar dolarlık bir değere karşılık geliyor. Apollo’nun kurucu ortağı Thomas Fahrer’in aktardığı verilere göre, IBIT şu anda toplam 700 bin 307 BTC tutuyor. BlackRock’ın resmi iShares internet sitesine göre ise 3 Temmuz Perşembe günü itibariyle fonda 698 bin 919 BTC bulunuyordu. Bu da iki işlem gününde 1.388 BTC’lik bir artış yaşandığını gösteriyor. Bitbo verilerine göre IBIT, ABD’de işlem gören spot Bitcoin ETF’leri arasında en büyük paya sahip konumda. Tek başına, bu fon ülkedeki tüm spot Bitcoin ETF’lerinde tutulan BTC miktarının yüzde 55’inden fazlasını oluşturuyor. Ocak 2024’te piyasaya sürülen IBIT, bugüne kadar yüzde 82,67 oranında toplam getiri sağladı. BlackRock’ın bu etkileyici performansı, şirketin IBIT fonundan elde ettiği gelirlerin artık amiral gemisi olan iShares Core S&P 500 ETF’sini geride bıraktığına dair raporlarla da dikkat çekiyor. Trump Media’nın Bitcoin ve Ethereum ETF başvurusu SEC tarafından değerlendirmeye alındı ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu (SEC), Trump Media’nın Bitcoin ve Ethereum’a dayalı borsa yatırım fonu (ETF) başvurusunu kabul etti. Bu…

Cildinizi güneş ışınlarından koruyorsunuz, peki ya saçlarınız?

Saçlara yazın ekstra bakım gerek! Cildinizi güneş ışınlarından koruyorsunuz, peki ya saçlarınız? Güneş ışınları ruh halimiz ve D vitamini seviyelerimiz için harikalar yaratabilir, ancak saçlarımıza zarar verebilir. Güneşin altında yaz tatillerimizin tadını çıkarırken, bazen saçlarımız evde kalmayı dileyebilir. Saçınızı yaz hasarından onarmak için sezonun bitmesini beklemeyin. Güneş hasarı saçlarınızı kuru, kırılgan, rengi solmuş ve cansız bıraktı ise Arkopharma Forcapil serisi, kopan bağları onarır, bu da daha sağlıklı görünen saçlara sahip olacağınız anlamına gelir. SPF kremi sürmek cildinizi nemli tutmuş olabilir, ancak saçlarınız için durum farklı. Denizde ıslanmış, havuzda yüzmüş saçlar güneş sonrası hasar kontrolüne ihtiyaç duyar ve bu sezonun en iyi onarıcı saç bakımı Forcapil, onarmaya kökten başlıyor. Kurumuş saçları hayata döndürmek için Forcapil Şampuan, krem, sprey ve ihtiyaca göre Elixir damladan destek almalısınız. Yıllardır güneş ışınlarının zararlı etkilerine karşı savaşan Forcapil, doğal keratin üretimine yardımcı olur ve saç köklerini canlandırmak için çalışır. Gençlerde de çok yoğun saç dökülmesi var! Saç konusunda dünyada uzman markalardan biri olan Forcapil, gençlerde de yaygın görülmeye başlayan saç dökülmesini, kireçli sulara, doğru beslenmemeye, strese ve güneşe bağlıyor. Yazın ister tatilde ister evde olun, neme susamış saç tellerinizi yatıştırmak için güçlendirici şampuan yapın ve durulama sonrası saç derisine Forcapil Anti Chute Sprey sıkarak masaj yapın. Islak saçı taramaktan kaçının. Bu, saç kütiküllerine zarar verebilir veya saçınızın elastikiyetini kırılma noktasına kadar uzatabilir. Bunun yerine, geniş dişli bir tarakla nazikçe açın ve fazla suyu yumuşak bir havluyla sıkın. Eğer saçınızda “Erkek tipi” saç dökülmesi varsa5 farklı bitki özünü (Bambu, Isırgan Otu, Darı, Ginkgo, At Kuyruğu), Amino asit, B5, B6 Vitaminleri, Biotin, Çinko ve Kafein ile birleştiren Forcapil Elixir’i hayatınıza katmalısınız. Saç dökülmesini yavaşlatan, içeriğindeki kafein sayesinde kan dolaşımını uyararak saç köklerine besin ve oksijen sağlayan ürün, günde 5 damla ile saç büyümesini ve yoğunluğunu destekliyor. Hem ıslak hem kuru saça uygulanabilen Forcapil Sprey ve Elixir ürünlerinin içindeki çinko, ısırgan otu ve atkuyruğu saç köklerindeki sebum oluşumunu da dengeliyor.   Fitoterapi konusunda 45 yılı aşkın süredir Avrupa’nın en önemli markalarından biri olan Arkopharma’nın saç sağlığı için geliştirdiği Forcapil serisi içinde, saçları beslemek için gerekli vitamin, mineral ve aminoasitlerin yanında saçları hem içeriden, hem dışarıdan destekleyen önemli bitki ekstreleri bir arada bulunuyor.

Önen Gıda, İSO İkinci 500’de 407 Basamak Yükseldi

Niyazi Önen Holding’in Dardanel Önentaş’tan sonra ikinci büyük üretim şirketi olan Önen Gıda San. A.Ş, İSO’nun ikinci büyük 500 şirketler değerlendirmesinde 407 sıra birden yükselerek 88. sırada yerini aldı. Bu yükseliş, Önen Gıda’nın gelişen tüketici trendleri doğrultusunda sağlık ve iyi beslenme odağında yenilikçi, kaliteli ve lezzetli ürünleri pazara sunmasındaki başarısını yansıtıyor. Türkiye’nin ikinci büyük sanayi kuruluşları arasında yer alan, bünyesinde Mr. NO ve Sushida gibi güçlü markaları bulunduran Önen Gıda, 407 basamak yükselerek 88. sıraya yerleşti. Katma değerli ürün çeşitliliği ve güçlü üretim altyapısıyla dikkat çeken Önen Gıda, sandviç, sushi, soğutulmuş ve dondurulmuş deniz ürünleri gibi kendi alanında öncü kategorilerle lezzetli, pratik ve inovatif ürünlerin üretim ve satışını gerçekleştiriyor. Tüketici trendlerini ve yenilikleri yakından takip ederek her yıl birçok yeni ürün geliştiren ve pazara sunan Önen Gıda, üretim yaptığı tüm kategorilerde öncü ve pazar lideri olarak faaliyetlerini sürdürürken ulusal ve uluslararası alanlarda yenilikçi ürün çeşitleri ile rekabet gücünü de her geçen gün artırıyor. Bu başarı, Önen Gıda’nın büyüme stratejisinin somut bir göstergesi olarak öne çıkıyor.

OPPO, Volkswagen ile 5G patent ortaklığını duyurdu

Dünyanın önde gelen akıllı telefon markalarından OPPO, bağlantılı araç teknolojilerinde önemli bir adım atarak Volkswagen ile 5G patent ortaklığını duyurdu. Dünyanın önde gelen akıllı telefon markalarından OPPO, bağlantılı araç teknolojilerinde stratejik bir adım atarak Volkswagen ile 5G dahil olmak üzere hücresel standart esaslı patentlerini kapsayan küresel bir lisans anlaşması imzaladı. Anlaşma kapsamında OPPO’nun hücresel iletişim alanındaki temel teknolojileri, Volkswagen’in küresel ürün yelpazesinde yer alan bağlantılı araç deneyimlerini geliştirmek üzere lisanslanacak. OPPO’nun bağlantılı araç sektöründe yaptığı ilk ikili patent lisans anlaşması olma özelliği taşıyan iş birliği, OPPO’nun hücresel standart esaslı teknolojilerinin akıllı telefonların ötesinde, özellikle otomotiv sektöründe de yaygın olarak benimsendiğinin altını çiziyor.  Volkswagen ile patent lisanslama anlaşması çerçevesinde iş birliği yapmaktan büyük memnuniyet duyduklarını belirten OPPO Patent Lisanslama Başkanı Vincent Lin, anlaşmayla ilgili şunları söyledi: “Bu ortaklık, OPPO’nun hücresel teknoloji inovasyonundaki liderliğinin ve uzun vadeli yenilikçiliği ve sektör büyümesini destekleyen sürdürülebilir bir fikri mülkiyet ekosistemi yaratma kararlılığımızın bir göstergesidir.” Volkswagen Fikri Mülkiyet Lisanslama Başkanı Robin Cefai ise iş birliği ile ilgili yaptığı açıklamada “OPPO ile yapılan bu ortaklık, Standart Esaslı Patent lisanslama alanında verimli, saygılı ve iş odaklı bir iş birliğinin örneğidir” ifadesini kullandı. OPPO, 5G ve 6G, yapay zeka, şarj teknolojileri, görüntüleme ve video gibi teknoloji alanlarına yatırım yapmaya devam ederek küresel inovasyon ve yüksek değerli fikri mülkiyet konularındaki liderliğini pekiştiriyor. Mart 2025 itibarıyla dünya çapında 113.000’den fazla patent başvurusuna ve 62.000’den fazla onaylı patente sahip olan OPPO’nun 5G standardına dahil temel patentleri şu anda 40’tan fazla ülke ve bölgede kullanıyor. Önde gelen patent analiz platformu LexisNexis® IPlytics’e göre Ocak 2025 itibarıyla OPPO, küresel 5G patent gücü sıralamasında sekizinci sırada yer alıyor.  OPPO Hakkında Küresel bir akıllı cihaz markası olan OPPO; 2008 yılında piyasaya sunduğu ilk cep telefonu ‘Smiley Face’ lansmanından bugüne estetik, memnuniyet ve inovatif teknolojinin oluşturduğu sinerjinin peşinde koşuyor. Bugün Find ve Reno serilerinin öncülük ettiği geniş bir akıllı cihaz yelpazesi sunan OPPO, cihazların ötesinde kullanıcılarına ColorOS işletim sistemi ve OPPO Cloud ve OPPO+ gibi internet hizmetleri de sunuyor. Yaklaşık 60’tan fazla ülke ve bölgede varlığını gösteren OPPO, 40 binden fazla çalışanıyla dünyanın dört bir yanındaki müşterileri için daha iyi bir yaşam yaratmayı hedefliyor.

Watsons, WBUS ile Yaz Coşkusuna Ortak Oluyor!

Türkiye’deki 20. yılını kutlayan Watsons Türkiye, “Yirmiyiz, Birlikte Sahillerde Çok İyiyiz!” sloganıyla unutulmaz bir yaz yolculuğuna çıkıyor. Watsons’ın renkli ve eğlenceli dünyasını alışılmışın dışında lokasyonlara taşıyan WBUS, 26 Temmuz’a kadar Türkiye’nin favori sahillerinde güzellik, bakım, müzik ve eğlenceyi bir araya getiriyor. 20. yılını müşterileri ve iş ortaklarıyla birlikte kutlayan Watsons Türkiye, her güne farklı bir güzellik ve kişisel bakım markasının eşlik ettiği WBUS ile güzelliği eğlenceyle buluşturuyor. Yazın favori lokasyonlarında güzellik tutkunlarıyla buluşan WBUS, dj performansları, interaktif oyunlar, deneyim alanları ve lezzetli ikramlarla her yaştan ziyaretçisine keyifli bir yaz festivali atmosferi yaşatıyor. WBUS Summer Roadshow, Kore Rüzgarıyla Başladı! Watsons’ın en sevilen kategorilerinden olan K-Beauty konseptiyle başlayan roadshow’un ilk durağı Bodrum Turgutreis Marina oldu. 20’den fazla Kore markasını Türk tüketicilerle buluşturan Watsons; Pure Beauty, Frudia, Haruharu Wonder, Cosrx, SNP, Axis-Y, Banila Co ve Collagen by Watsons olmak üzere Kore’nin sevilen 8 markasını Bodrum’da tatilcilerle bir araya getirdi. Katılımcıların eğlenceli oyunlar oynayarak orijinal boy ürün kazanma şansı yakaladığı WBUS, 26 Temmuz’a kadar sahillerde enerjiyi yükseltecek. Güzellik ve eğlencenin adresi WBUS’un bir sonraki durağını kaçırmamak için takvimi takip etmeyi unutmayın! Tarih Lokasyon Marka 7 Temmuz Pazartesi Bodrum – Turgutreis Marina K-Beauty 8 Temmuz Salı Bodrum – Turgutreis Marina Sensodyne 9 Temmuz Çarşamba Bodrum – Turgutreis Marina Rexona 11 Temmuz Cuma Bodrum – Milta Marina Urban Care 12 Temmuz Cumartesi Bodrum – Milta Marina Kotex 13 Temmuz Pazar Bodrum – Milta Marina Axe 14 Temmuz Pazartesi Bodrum – Turgutreis Marina Colgate & Palmolive 15 Temmuz Salı Bodrum – Turgutreis Marina Duaderm 16 Temmuz Çarşamba Bodrum – Turgutreis Marina Old Spice 17 Temmuz Perşembe Alaçatı Duaderm 18 Temmuz Cuma Alaçatı NYX 19 Temmuz Cumartesi Alaçatı L’Oréal Paris 20 Temmuz Pazar Çeşme Elidor 21 Temmuz Pazartesi Çeşme Pantene 22 Temmuz Salı Alaçatı Gillette Venus 25 Temmuz Cuma Çeşme Morfose 26 Temmuz Cumartesi Çeşme Nivea Websitemiz ve Sosyal Medya Hesaplarımız İçin:                       AS Watson Group Hakkında 1841 yılında kurulan AS Watson Group, kökleri Asya’ya dayanan dünyanın en köklü ve en tanınmış perakende şirketlerinden biridir. Bugün şirket, 30 pazarda 12 perakende markasıyla 17.000’den fazla mağaza işletmekte ve dünya çapında 130.000 kişiyi istihdam etmektedir. Bu da AS Watson Group’u dünyanın en büyük uluslararası sağlık ve güzellik perakendecisi yapmaktadır. AS Watson Group, 2024 mali yılında 24 milyar ABD dolarının üzerinde gelir kaydetmiştir. Şirketin teknoloji destekli O+O (Offline ve Online) platformları, fiziksel ve dijital perakende deneyimlerini sorunsuz bir şekilde entegre ederek yılda 6 milyardan fazla müşteriye hizmet vermektedir. AS Watson Group aynı zamanda 50’den fazla ülkede limanlar ve ilgili hizmetler, perakende, altyapı ve telekomünikasyon olmak üzere dört temel işletmeye sahip olan dünyaca ünlü çok uluslu holding CK Hutchison Holdings Limited’in bir üyesidir. Daha fazla bilgi için lütfen www.aswatson.com/our-company/o-and-o-strategy/ adresini ziyaret edin. Watsons Hakkında Watsons, şu anda 16 Asya, Avrupa ve Orta Doğu pazarında 8.000 mağaza ve 1.500’den fazla eczane işleten Asya’nın önde gelen O+O (Offline ve Online) sağlık ve güzellik perakendecisidir. Watsons, pazar lideri ürün yelpazesinin yanı sıra sağlık, güzellik ve kişisel bakım alanlarında kişiselleştirilmiş tavsiye ve danışmanlık sunarak müşterilerinin her gün “İYİ GÖRÜNMESİNİ, İYİ OLANI YAPMASINI ve HARİKA HİSSETMESİNİ” sağlayan Asya’nın *1 numaralı Kişisel Bakım ve Güzellik perakendecisi olarak adlandırılmaktadır. Watsons, AS Watson Group’un amiral gemisi sağlık ve güzellik markasıdır. *Campaign Asya-Pasifik’in 6 Asya ülkesinde 10.000 katılımcıyla…

TIME DERGİSİ, BEKO’YU DÜNYANIN EN SÜRDÜRÜLEBİLİR 20 ŞİRKETİNDEN BİRİ SEÇTİ 

Ev teknolojileri sektörünün lider şirketi Beko, sürdürülebilirlik alanındaki başarılarıyla dünyanın saygın endekslerinde üst sıralarda yer almaya devam ediyor. TIME dergisinin bu yıl ikincisini yayımladığı ve 5 bin 700’den fazla şirketi değerlendirip, 500 şirketi sıraladığı “Dünyanın En Sürdürülebilir Şirketleri” listesinde Beko, 17’nci olma başarısını gösterdi. Bu sonuçla üst üste ikinci kez sektöründe de lider olurken, Türkiye’den listeye giren şirketler arasında zirvede yer aldı.  Beko CEO’su Hakan Bulgurlu, “Binlerce şirketin değerlendirildiği ve titizlikle hazırlanmış böylesine prestijli bir endekste yükselmek ve sektörümüzde liderliği korumak, doğru yolda olduğumuzun en güçlü göstergeleri arasında yer alıyor. Beko olarak sektörümüzü hızla karbonsuzlaştırmayı en büyük sorumluluklarımız arasında görüyoruz. Sürdürülebilirliği iş modelimizin merkezinde konumluyor, tüm değer zincirimizi bu yaklaşımla kurguluyoruz. TIME ve Statista tarafından bu çabanın yeniden takdir edilmesi, sadece sürdürülebilirlik yaklaşımımızın değil, iş yapış biçimimizin, değerlerimizin ve vizyonumuzun da küresel ölçekte karşılık bulduğunu gösteriyor” dedi. ‘Dünyaya Saygılı, Dünyada Saygın’ vizyonuyla sektöründe sürdürülebilirlik alanındaki dönüşüme öncülük eden Beko, çalışmalarıyla uluslararası kuruluşlardan takdir görmeye devam ediyor.  Dünyanın en köklü yayınlarından TIME dergisinin önde gelen istatistik kuruluşu Statista iş birliğinde ikincisini yayımladığı “Dünyanın En Sürdürülebilir Şirketleri” listesinde bu yıl 500 şirket arasında 44’üncü sıradan 17’nci sıraya yükselen Beko, endekste bu yıl da sektörünün lideri oldu ve Türkiye’den listeye giren şirketler arasında zirvede yer aldı. TIME dergisi ve Statista’nın “Dünyanın En Sürdürülebilir Şirketleri 2025” listesi 35 ülkeden 5 bin 700’ü aşkın şirketin karbon emisyonu, sürdürülebilirlik hedef ve girişimlerine bağlılık, iş güvenliği, çalışan bağlılığı ve uluslararası raporlama standartlarına uyum gibi sürdürülebilirlik yönetimi ve şeffaflığına ilişkin 20’den fazla temel performans göstergesine göre değerlendirilmesiyle oluşturuldu. Endeks, sürdürülebilir bir gelecek için çalışmalarıyla fark yaratan ilk 500 şirketi Karbon Saydamlık Projesi (CDP) puanları, Bilim Temelli Hedefler Girişimi (SBTi) onaylı yakın ve uzun vadeli hedefleri, Dow Jones Sürdürülebilirlik Endeksi ve Bloomberg Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Endeksi (GEI) sıralamaları ile Küresel Raporlama Girişimi (GRI), Sürdürülebilirlik Muhasebesi Standartları Kurulu (SASB) ve İklimle İlgili Finansal Açıklamalar Görev Gücü (TCFD) standartlarına uyum gibi göstergeleri de göz önüne alarak sıralıyor.   Beko CEO’su Hakan Bulgurlu: “Çevreye duyarlı ve insan odaklı bir geleceği bugünden inşa etmek için çalışmaya devam edeceğiz” Beko’nun gelecek nesillere yaşanabilir bir dünya bırakma hedefiyle, faaliyet gösterdiği her coğrafyada çevresel ve toplumsal fayda yaratmayı amaçladığını vurgulayan Beko CEO’su Hakan Bulgurlu, “İklim krizinin etkilerini her geçen gün daha net ve daha yıkıcı bir şekilde hissediyoruz. 2024’te ilk kez bir takvim yılı boyunca 1,5°C eşiği aşılırken, bilim insanları 2025 için de sıcaklık rekorlarının devam edeceği uyarılarında bulunuyor. Bu durum, iklim krizinin artık geleceğe dair bir risk değil, bugün yönetilmesi gereken bir gerçeklik olduğunu açıkça ortaya koyuyor. Beko olarak sektörümüzü hızla karbonsuzlaştırmayı en büyük sorumluluklarımız arasında görüyoruz. Sürdürülebilirliği iş modelimizin merkezinde konumluyor, tüm değer zincirimizi bu yaklaşımla kurguluyoruz. Bilim Temelli Hedefler Girişimi (SBTi) tarafından onaylanan yakın vadeli hedeflerimiz ve net sıfır yol haritamız doğrultusunda; yenilenebilir enerji yatırımlarımıza hız veriyor, üretim süreçlerimizde dijitalleşme ve verimlilik odaklı projelerle çevresel etkilerimizi azaltıyoruz. Döngüsel ekonomi prensiplerini ürün tasarımına entegre ediyor, geri dönüştürülmüş malzemelerle kaynak kullanımını daha verimli hale getiriyoruz.” diye konuştu.  Hakan Bulgurlu sözlerine şöyle devam etti: “Avrupa’nın en büyük beyaz eşya üreticisi olarak, düşük karbonlu üretim modellerimiz ve sürdürülebilir teknolojilerimizle yalnızca sektörümüzde değil, faaliyet gösterdiğimiz ülkelerde sanayinin dönüşümüne de öncülük ediyoruz. Binlerce şirketin değerlendirildiği ve titizlikle hazırlanmış böylesine prestijli bir endekste yükselmek ve sektörümüzde liderliği korumak, doğru yolda olduğumuzun en güçlü göstergeleri arasında yer…

Samsung One UI 8 Beta programının ilk sürümünü yeni Galaxy katlanabilir cihazlara dağıtacak

Beta programıyla erken erişime açılacak olan One UI 8, farklı Samsung Galaxy cihaz tasarımlarına özel olarak geliştirilen gerçek çok modlu yapay zekâ kullanımlarına imkân tanıyacak ve Samsung’da yeni bir yazılım zekâsı çağını başlatacak. Samsung’un entegre yazılım platformu One UI, Galaxy cihazların günlük rutinleri kolaylaştırmasına, üretkenliği ve kullanım rahatlığını artırmasına yardımcı olmak için geliştiriliyor. Samsung ile Google iş birliği sayesinde, One UI 8 bu yaz Samsung’un yeni katlanabilir cihazlarında kullanıma sunulacak. Kademeli olarak daha fazla Galaxy cihazına da yayılacak olan sürüm, kullanıcılara Android’in en yeni sürümüyle zenginleştirilmiş ve daha kişiselleştirilmiş mobil deneyimler yaşatacak. Açık iletişim anlayışıyla süren iş birliği sayesinde Samsung ve Google, kendi tasarım sistemlerini ve gerçek zamanlı geri bildirimlerini birbirleriyle aktif olarak paylaştı. Bu da One UI 8’in Android 16’yı kullanan ilk UI platformlarından biri haline getiren yazılım geliştirme sürecini hızlandı. One UI 8’in ilk yükseltmeleri yeni katlanabilir cihazlara sunulurken, önemli kullanıcı arayüzü ve yapay zekâ güncellemeleriyle Samsung’un yazılım evriminde yeni bir dönem başlayacak.  Etkileyici ve doğal etkileşimler için kişiselleştirilmiş yapay zekâ One UI 8’in resmi lansmanıyla, Samsung’da ilk kez Galaxy S25 serisinde yer alan yapay zekâ özellikleri daha da geliştirilerek günlük yaşamı daha akıllı ve daha kolay hale getirecek olan yapay zekâ deneyimleri sunulacak. Bunları hayata geçirecek üç ana faktör arasında, çok modlu yetenekler, farklı cihaz tasarımlarına göre uyarlanmış kullanıcı deneyimleri ile kişiselleştirilmiş ve proaktif öneriler yer alıyor. Akıllı çok modlu özelliği, o anda neye baktığınızı veya ne izlediğinizi anlayabilen yapay zekâ sayesinde doğal ve kesintisiz iletişim kurmanızı sağlayacak. Günlük üretkenliğini ve verimliliği artırmak üzere güncellenen kullanıcı deneyimi, Galaxy ürün portföyündeki cihazların etkileyici tasarımına göre optimize edildi. Now Bar ve Now Brief gibi özellikler ise özenle seçilmiş yapay zekâ bilgileriyle görevlerin takip edilmesi ve günlük rutinlerin desteklenmesi için daha da kişiselleştirilmiş bilgiler ve öneriler sunacak. Yeni akıllı ve kişiselleştirilmiş yapay zekâ deneyimleri uzun çalışmalar sonucunda verileri koruyan güçlü güvenlik yetenekleri sayesinde geliştirildi. Samsung Knox Vault, hassas verileri diğer kullanıcı verilerinden izole etmek için atanmış bir güvenlik işlemcisi ile güvenli belleği birleştiriyor. Bu sayede, hiç kimse kişisel bilgilere fiziksel olarak veya uzaktan erişemiyor. Galaxy AI deneyimlerinin çoğu, yapay zekâyı hem cihazda hem de bulutta çalıştırıyor. Bu nedenle One UI 8, verileri yalnızca cihazda tutamak için seçebileceğiniz ayarlar da sunuyor. Şeffaf çalışan ve kullanıcı tercihlerini ön planda tutan One UI 8, gizliliği tehlikeye atmadan kişiselleştirilmiş yapay zeka deneyimleri yaşatmaya hazırlanıyor. Geliştirilmiş Günlük Kullanım  One UI 8, yalnızca yapay zekâ deneyimleri sunmakla kalmayıp aynı zamanda mobil cihazlarla günlük yaşamı daha sorunsuz hale getirmek için tasarlanan kullanışlı ve sezgisel araçlar da içerecek. Bluetooth LE Audio tabanlı ses yayın teknolojisi Auracast, QR kodu tarama ve paylaşma yoluyla kolay ses bağlantıları kurmayı destekleyecek. Bu özellik, Galaxy Buds3 serisi kulaklıklar ve işitme cihazları gibi birden fazla Auracast cihazının, karmaşık kurulumlar gerektirmeden, paylaşılan bir ses akışına katılmasını sağlayacak. Ayrıca, Samsung Account ile doğrudan erişilebilen QR ve NFC desteği sayesinde, onarım merkezlerindeki müşteri desteği de hızlanacak ve daha da kolaylaşacak. Artık, kayıt formları doldurmaya gerek kalmadan QR veya NFC ile kaydolmak mümkün olacak; bekleme süreleri azalırken servis talepleri kolaylaşacak. Reminder uygulaması, daha kullanışlı ve sezgisel özellikleriyle kullanıcıların seyahatlerini destekleyecek. Örneğin, New York seyahati planlanırken, uygulamayı açar açmaz tüm hatırlatıcıları tek bir yerden yönetebilmek mümkün olacak. İlk kez kullananlar için bile kolay anlaşılır bir kullanıcı arayüzüne sahip olan uygulamada tek bir dokunuşla…

Gıda endüstrisinin global buluşması F İstanbul 2025 başladı.

Federal Fuar ve So Fuar iş birliği ile “Sürekli Yeni Ticaret Bağlantıları” mottosuyla düzenlenen F İstanbul Gıda ve İçecek Ürünleri + Üretim Teknolojileri İhracat Fuarı, kapılarını açtı. T.C. Ticaret Bakanı Sayın Prof. Dr. Ömer Bolat ve Türkmenistan Tekstil Sanayi Bakanı Sayın Nurmuhammet Orazgeldiyev’in teşrifleriyle ziyaretçilerini ağırlamaya başlayan fuar, bu yıl 17 ülkeden katılımcı ve 120 ülkeden kayıtlı sektör profesyonelerine ev sahipliği yapıyor. 5 Temmuz’a kadar sürecek olan fuar, 700’den fazla stantta 17 ülkeden 1000’i aşkın katılımcı markaya ev sahipliği yapacak. Fuarın bu yılki onur ülkesi Türkmenistan oldu. Türkiye’de organize edilen; işlenmiş gıda, içecek, şekerleme, gıda katkı maddeleri, gıda işleme ve ambalaj endüstrisi dahil gıda sanayisinin tüm paydaşlarının katılımıyla gerçekleşen en geniş kapsamlı fuar olan F İstanbul Gıda ve İçecek Ürünleri + Üretim Teknolojileri İhracat Fuarı, kapılarını ziyaretçilerine açtı. 5 Temmuz’a kadar İstanbul Fuar Merkezi’nde devam edecek ve bu yılki onur ülkesi Türkmenistan olan fuarın açılışı; T.C. Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat ve Türkmenistan Tekstil Sanayii Bakanı Nurmuhammet Orazgeldiyev’in teşrifleri, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Gültepe, Türkmenistan Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mergen Gordov ve So Fuar Grubu Kurucusu Özgür Sofuoğlu’nun katılımıyla gerçekleştirildi. “Gıda endüstrisinin en büyük paydaşlarını ‘Sürekli Yeni Ticaret Bağlantıları’ mottosuyla bir araya getiriyoruz” Açılış konuşmasında F İstanbul’un gıda endüstrisindeki önemine değinen So Fuar Grubu Kurucusu Özgür Sofuoğlu, “Gıda endüstrisinin her yıl gerçekleştirdiği milyarlarca dolarlık ihracat başarısı sayesinde Türkiye’nin ekonomisine, üretimine ve istihdamına sağladığı katkı, fuarların yarattığı katma değer sayesinde her geçen gün daha da ivme kazanıyor. Bunda hiç kuşku yok ki sahip olduğumuz yüksek ürün çeşitliliği, iklim ve coğrafi avantaj, dört mevsimin yaşanması ve buna bağlı olarak verimlilik geliyor. Aynı zamanda Avrupa, Orta Doğu ve Kuzey Afrika gibi büyük pazarlara olan lojistik yakınlık da ihracatta elimizi güçlendiriyor. Fuarımızda Çin, Mısır, El Salvador, Almanya, Hindistan, İran, Irak, Ürdün, Malezya, Polonya, Rusya, Slovakya, Güney Afrika, Türkmenistan, Ukrayna, Özbekistan, Vietnam ve ülkemizden katılımcı firmalar yer alıyor. Pavilyon ile katılım sağlayan ülkeler ise Çin, El Salvador, Hindistan, Slovakya, Türkmenistan ve Özbekistan olurken, Türkmenistan’ı aynı zamanda fuarımızın onur ülkesi olarak ağırlıyoruz” diye konuştu. Türkiye ve Türkmenistan arasında ticaret hacmi yılın ilk altı ayında yüzde 26,3 arttı Açılış konuşmasında Türkiye ve Türkmenistan’ın, tarihi ve kültürel bağlarla birbirine sıkı sıkıya bağlı iki dost ve kardeş ülke olduğunu belirten T.C. Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat, “Türkmenistan ile 2,2 milyar dolar seviyesine ulaşan ticaret hacmimizin sergilediği dengeli görünüm bizleri memnun ediyor. Bu yılın ilk altı ayında da ticaret hacmimizde yaklaşık yüzde 26,3 artış sağlandığını görüyoruz. Sayın Cumhurbaşkanlarımızın belirlediği 5 milyar dolarlık ticaret hacmi hedefine bir an önce ulaşılması asıl hedefimizdir.” dedi. Ülkemizin Türkmenistan’daki yatırımlarının 200 milyon doları aştığına dikkat çeken Bolat, sözlerine şöyle devam etti: “Ayrıca, bugüne kadar Türk müteahhitleri Türkmenistan’da 1.099 proje üstlenmiştir. Altyapıdan enerji santrallerine, konutlardan akıllı şehirlere kadar geniş bir alana yayılan müteahhitlik projelerinin değeri 54 milyar doları geçmiştir. Bu rakam, Türk müteahhitlerin dünya genelinde üstlendikleri projelerin yaklaşık yüzde 10’unu oluşturmaktadır.” Türkiye’nin yıllık tarım ve gıda ihracatı 32,6 milyar dolara ulaştı Türkmenistan’da gerçekleştirilen Türk İhraç Ürünleri Fuarı’nda olduğu gibi ülkemizde de bir Türkmenistan Ticaret Fuarı düzenlenmesine yönelik çalışmaların sürdüğüne dikkat çeken Ömer Bolat, “İnanıyorum ki ‘Türkmenistan Ticaret Fuarı’ hem Türkmen ürünlerinin ülkemizde tanıtılması hem de Türkmen iş çevrelerinin ülkemizdeki yatırım fırsatlarını yerinde görmesi açısından büyük fayda sağlayacak.” dedi.…

Kadın üreticilerin emeği, Shopsa ile dünyaya açılıyor

Yönetim kurulu başkanlığını iş insanı Demet Sabancı Çetindoğan’ın yaptığı ve Türkiye genelinde il bazında kadın üreticileri bir araya toplayan, onların ürünlerini yurt içi ve yurt dışı ayağı ile global pazarda yer almasını sağlayan Shopsa, sağladığı toplumsal fayda ile bireysel emeğin kurumsal başarıya dönüşmesine yardımcı oluyor. “kadına destek, ülkeye destek” mottosu ile yola çıkılan bu platformda Türkiye’nin 81 ilinden kadın üreticiler, kadın kooperatifleri ve birlikler bir araya geliyor.  Shopsa’nın bu seneki hedefi, Türkiye’nin önemli zincir marketlerinde dahi satışa sunulan kadın emeği ürünlerin e-ticaretle yurtdışına satılmasını sağlayarak ihracatta önemli bir başarı elde etmek. Böylelikle daha çok üretici kadına dokunmak ve onlara ilham olabilmek.  Türkiye ekonomisindeki kadın üreticilerin, girişimcilerin ve kadın kooperatiflerinin emeklerini ekonomiye ve ticarete kazandırmak amacıyla başlatılan bir sosyal girişim projesi olup Demet Sabancı Çetindoğan tarafından kurulan Shopsa, sosyal farkındalığa sahip yapısı ile kadın emeğini görünür kılıyor. Kadına destek, ülkeye destek amacıyla yola çıkan ve bu doğrultuda e-ticaret olmak üzere ürün geliştirme, iş geliştirme alanlarında destek sağlayan platform, emeği yerelden globale taşıyor. “Hikayemizi hep birlikte yaşayarak yazma arzusundayız” Toplumsal çıktıları ön plana alarak hayata geçirilen platforma dair açıklama yapan Shopsa Kurucusu Demet Sabancı Çetindoğan, “Shopsa, hem pandemiyle birlikte ciddi bir yükselişe geçen e-ticaret hem de kadınlara yönelik bir şeyler yapma ihtiyacımızdan doğdu. Bu sayede kadınları bireysel ve kurumsal olarak pazarla buluştururken onların verdiği emeği gerçek değerine kavuşturuyoruz. Bunu da sorumlu bir yaklaşımı benimseyerek yapıyoruz. Tabii bu süreçte e-ticaretin giderek yükselen trendi, vizyonumuzu daha hızlı şekilde ileriye taşımamıza destek sağlıyor. 81 ilimizdeki kadınların yaşadığı yerleri bizzat ziyaret ederek; ticaret odaları, valilikler ya da belediyeler aracılığıyla onların ürünlerini, sorunlarını ve markalarını yerinde inceliyoruz. Bu da onlar için çizdiğimiz stratejinin altyapısını daha güçlü kılıyor. Hikayemizi hep birlikte yaşayarak yazma arzusundayız ve bunun için bu süreçte tedarik zincirine ulaşacak altyapıya sahip markalarımızı perakende devleriyle buluşturup kadın üreticileri bu zincire dahil ediyoruz. Ayrıca kadınların iş becerilerini artırmalarına olanak tanıyan bir başka platform olan Shopsa Akademi ile de kadınların e-ticaret ve geleneksel ticaret alanlarında var olmalarını sağlayacak çeşitli destekler sunuyoruz.” dedi. Shopsa bünyesinde yer alan ve güçlü girişimcilik hikayesine sahip markalardan bazıları şunlar: Belu Gıda: Trakya’daki kadın çiftçileri organize eden Belu gıda, iyi tarım uygulamalarıyla yetiştirilen sebzelerden tamamen katkısız, doğal hazır çorbalar üretiyor. Lahana çorbası (özellikle diyet yapanlar için), antioksidan açısından zengin kırmızı pancar çorbası, ıspanak, kapya, brokoli ve balkabağı çorbaları gibi geniş bir ürün yelpazesi bulunuyor. Rootzo: Glütensiz ve vegan ürünleriyle öne çıkan Rootzo, Türkiye’de ilk defa basmati pirincinden makarna üreten marka olarak sağlıklı beslenme trendlerine öncülük ediyor. Bitkisel bazlı, katkısız ve yüksek besin değerine sahip ürünleriyle özellikle gluten hassasiyeti olan bireyler için güvenilir bir alternatif sunuyor. Rootzo markası, sürdürülebilir üretim anlayışıyla faaliyet gösteren Kaptan’ın Ceviz Çiftliği’nden doğmuştur. Nova Granola: Sağlıklı kuruyemişler, yulaf ve buğday içeren, özellikle vegan ve vejetaryen kitleye hitap eden inovatif granola çeşitleri sunuyor. Bulgurum Karakılçık: Adana bölgesine özgü, bin yıllık ata tohumlarından üretilen bir markadır. Yaklaşık beş nesildir aynı çiftlikte doğal gübre ve doğal yöntemlerle tarım yapan marka, ürünlerini geleneksel yöntemlerle, taş değirmenlerde öğüterek elde ediyor. Gerçek bulgurun bin yıl önceki lezzetini modern mutfağa taşıyor. Ayrıntılı Bilgi ve İletişim İçin; Ahmet DoğanMedya Direktörü Adres: Meşrutiyet Caddesi No:100/1 Şişhane/BeyoğluTel: 0212 255 00 12 Gsm:0536 892 88 21 http://www.brandworks.com.tr

İTHALATA DAYALI HAYVANCILIĞIN SORUNLARI VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ

İstanbul Sanayi Odası’nın (İSO) yayımladığı “Hayvancılık Sektörüne Bakış: Sorunlar ve ÇözümÖnerileri” başlıklı rapor, aslında uzun zamandır görmezden gelinen ama toplumun sofrasına kadarsirayet eden bir gerçekliği gözler önüne seriyor: Türkiye hayvancılıkta üretimden uzaklaşıyor, ithalatabağımlı hale geliyor.İSO Başkanı Erdal Bahçıvan’ın da ifade ettiği gibi, hayvancılık yalnızca ekonomik bir sektör değil; aynızamanda sosyal adaletin, sağlıklı nesillerin, kırsal kalkınmanın ve ulusal gıda güvenliğinin temel taşı.Ancak son 10 yılda yaşanan gelişmelere bakıldığında, ülke olarak bu alanda yanlış bir rota izlediğimizçok açık.MİLYAR DOLARLIK İTHALAT: GIDA YERİNE DÖVİZ VERDİKSon 13 yılda canlı hayvan ve kırmızı et ithalatına tam 10,6 milyar dolar harcanmış. Buna karşılık,hayvancılık sektörüne verilen destek 8,88 milyar dolarda kalmış. Bu tabloya dikkatle bakarsak,Türkiye’nin üretimi desteklemek yerine, dışa bağımlı hale gelmiş bir tüketim modeline yöneldiğini netbiçimde görebiliriz.Daha da çarpıcısı, Türkiye her yıl dünya sığır ithalatının yaklaşık %10’unu tek başına yapıyor. Yanidünya genelinde en çok ithalat yapan ülkelerden biriyiz. Bu durum, sadece dövizi yurt dışınaakıtmakla kalmıyor; aynı zamanda krizlere, fiyat dalgalanmalarına, dış politikalara karşı da kırılganlıkyaratıyor. Böylesine dışa bağımlı bir yapıyla ne fiyat istikrarı sağlanabilir ne de üretici korunabilir. Olan daüreticiye oluyor, tüketiciye oluyor. Kimi zaman kasap reyonlarında kırmızı etin kilosu 600 lirayadayandığında bunun nedenini sadece piyasa dalgalanmasıyla açıklayamayız.YEM BULMAK DERT, MERAYI KULLANMAK AYRI BİR DERTİSO raporuna göre Türkiye’nin kaba yem açığı %25 seviyesine ulaşmış durumda. Yani hayvanlarındoğal ve ucuz şekilde beslenebileceği kaynaklar yetersiz. Bunun doğal sonucu da yem ithalatınayönelmek. Özellikle karma yem fiyatlarının dövize bağlı olarak artması üretim maliyetlerinitırmandırıyor ve üreticiyi köşeye sıkıştırıyor.Bir başka temel sorun ise mera alanlarının etkin kullanılmaması. Türkiye’nin Doğu ve Güneydoğubölgeleri gibi potansiyeli yüksek alanlarında hayvancılık geri plana düşmüş durumda. Mera mülkiyetsorunları, verimsizlik ve bakım eksikliği yüzünden, bedava doğal yem kaynağımız olan meralar adetakaderine terk edilmiş durumda. Oysa gelişmiş ülkeler meralarını korur, ıslah eder ve çiftçiye ücretsiztahsis ederken biz tam tersini yapıyoruz.YERLİ ÜRETİMİ DESTEKLEMEZSEK GIDA MİLLİYETÇİLİĞİ NASIL OLACAK?İSO Başkanı Bahçıvan çok yerinde bir tespitte bulunmuş: “Tarım ve gıdada milliyetçilik yükseliyor.”Pandemiden, Ukrayna savaşından ve küresel tedarik krizlerinden sonra tüm ülkeler kendi üretiminikoruma altına aldı. Kimse başka ülkelere bel bağlamıyor artık.Türkiye’nin de bu rüzgârı doğru okuması gerekiyor. Tarım ve hayvancılığı savunma sanayi kadarstratejik bir alan olarak görmeden, bu alana gerçek anlamda yatırım yapmadan gıda güvenliğinisağlamak mümkün değil. Unutmayalım: Savunma sanayiniz olabilir, silahınız olabilir, ama halkınız açsahiçbir şeyin anlamı yok.KIRMIZI ETTE KÜÇÜKBAŞA DÖNÜŞ ŞART OLDU Türkiye’de kırmızı et deyince ilk akla gelen büyükbaş hayvancılık oluyor. Oysa bu yaklaşım artık hempahalı hem de sürdürülemez. İSO verilerine göre, Türkiye’de kırmızı et tüketiminde büyükbaşın payı%39 seviyesinde. Gelişmiş ülkelerde ise bu oran %25 civarında.Küçükbaş hayvancılık (koyun ve keçi) hem maliyet açısından daha ucuz hem coğrafi koşullara dahauygun hem de meraya dayalı olduğu için yem krizinden daha az etkileniyor. Yani çözüm aslındaelimizin altında. Fakat koyun ve keçi etine yönelik tüketici alışkanlıkları yeterince desteklenmiyor.Üstelik şarküteri ve işlenmiş et sektörlerinde hâlâ büyükbaş etin egemenliği sürüyor.Artık küçükbaş et üretimini ve tüketimini artırmak bir tercih değil, mecburiyet haline geldi. Bunoktada hem kamu politikalarına hem de toplumun bilinçlendirilmesine ihtiyaç var.ANAÇ HAYVANLARIN KESİMİ: GELECEĞİN KURBAN EDİLMESİRaporda dikkat çeken bir diğer nokta ise anaç hayvan kesimleri. 2021-2023 arasında 300 binden fazlaanaç hayvan kesilmiş. Bu durum, doğrudan üretimin geleceğini tehdit ediyor. Anaç hayvan demek,yeni yavruların kaynağı demek. Onlar kesilirse, gelecekte hayvan varlığınız da kalmaz.Bu tabloya rağmen yeterli müdahale yapılmadıysa, bu sektörün kaderine terk edildiğini gösterir.Tarımda da hayvancılıkta da günü…

HISİAD HIRDAVAT SEKTÖRÜNÜN YÜKSELEN SESİ OLMAYA DEVAM EDİYOR

1-HİSİAD’IN TEMELLERİ: SANAYİYİ BİRLEŞTİRME VİZYONU… Türkiye sanayisinin en köklü ve fakat yıllarca dağınık halde varlığını sürdüren alanlarından biri olan hırdavat sektörü, özellikle 2000’li yıllarla birlikte büyük bir dönüşüm ihtiyacıyla karşı karşıya kaldı. Bu noktada, Hırdavat Sanayici ve İş Adamları Derneği (HİSİAD), sektörde faaliyet gösteren firmaları tek bir çatı altında birleştirme hedefiyle kuruldu. Dernek, sadece klasik anlamda bir “meslek örgütü” değil, aynı zamanda Türkiye’nin üretim kapasitesini dünyaya tanıtan stratejik bir platform haline geldi. HİSİAD’ın kuruluşundaki temel hedefler şunlardı: Sektördeki bilgi dağınıklığını gidermek, iletişim ağını güçlendirmek Küçük ve orta ölçekli üreticilerin global pazarlara entegrasyonunu sağlamak Yerli üretimi destekleyerek ithalat bağımlılığını azaltmak Kalite standartlarını yükselterek Türk malı algısını dünyada pozitif yönde değiştirmek Bu amaçlarla yola çıkan HİSİAD, zamanla sadece bir dernek değil, aynı zamanda sektörel dönüşümün mimarı haline geldi. HİSİAD’ın bu dönüşüm yolculuğunun en kritik yapı taşlarından biri, kuşkusuz Başkan Sn. Çetin Tecdelioğlu’dur. Aslen aile mesleği olan cıvata ve bağlantı elemanları sektöründe yetişen Tecdelioğlu, sadece bir sanayici değil, aynı zamanda bir vizyon geliştiricidir. HİSİAD başkanlığı görevinin yanı sıra, İDMİB (İstanbul Demir ve Demir Dışı Metaller İhracatçıları Birliği) Başkanlığı gibi önemli görevleri de yürüten Tecdelioğlu, Türk sanayisinin sesi haline gelmiştir. Kendisinin liderlik anlayışını farklı kılan unsurlar arasında şunlar öne çıkar: Sahadan gelen bir lider olması: Üretim hattından yönetime kadar her kademede bulunmuş olması, onu teoriden çok pratiğe dayalı bir yönetici haline getiriyor. İnovasyona açıklığı: Endüstri 4.0, dijitalleşme, yeşil dönüşüm gibi kavramları yalnızca konuşmayan, firmalara yol haritası çizen bir lider. İhracat odaklılık: “Yerli üret, dünyaya sat” ilkesini sadece slogan değil, kurumsal bir strateji haline getirdi. Başkan Sn. Tecdelioğlu’nun medya platformlarındaki açıklamaları, Bloomberg HT gibi yayınlarda verdiği demeçler, yurt dışı fuar ve ticaret heyetlerine katılımı, onun aktif ve çözüm odaklı yaklaşımını net şekilde ortaya koymaktadır.

Gıda endüstrisinin global buluşması F İstanbul 2025 başladı

Federal Fuar ve So Fuar iş birliği ile “Sürekli Yeni Ticaret Bağlantıları” mottosuyla düzenlenen F İstanbul Gıda ve İçecek Ürünleri + Üretim Teknolojileri İhracat Fuarı, kapılarını açtı. T.C. Ticaret Bakanı Sayın Prof. Dr. Ömer Bolat ve Türkmenistan Tekstil Sanayi Bakanı Sayın Nurmuhammet Orazgeldiyev’in teşrifleriyle ziyaretçilerini ağırlamaya başlayan fuar, bu yıl 17 ülkeden katılımcı ve 120 ülkeden kayıtlı sektör profesyonelerine ev sahipliği yapıyor. 5 Temmuz’a kadar sürecek olan fuar, 700’den fazla stantta 17 ülkeden 1000’i aşkın katılımcı markaya ev sahipliği yapacak. Fuarın bu yılki onur ülkesi Türkmenistan oldu. Türkiye’de organize edilen; işlenmiş gıda, içecek, şekerleme, gıda katkı maddeleri, gıda işleme ve ambalaj endüstrisi dahil gıda sanayisinin tüm paydaşlarının katılımıyla gerçekleşen en geniş kapsamlı fuar olan F İstanbul Gıda ve İçecek Ürünleri + Üretim Teknolojileri İhracat Fuarı, kapılarını ziyaretçilerine açtı. 5 Temmuz’a kadar İstanbul Fuar Merkezi’nde devam edecek ve bu yılki onur ülkesi Türkmenistan olan fuarın açılışı; T.C. Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat ve Türkmenistan Tekstil Sanayii Bakanı Nurmuhammet Orazgeldiyev’in teşrifleri, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Gültepe, Türkmenistan Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mergen Gordov ve So Fuar Grubu Kurucusu Özgür Sofuoğlu’nun katılımıyla gerçekleştirildi. “Gıda endüstrisinin en büyük paydaşlarını ‘Sürekli Yeni Ticaret Bağlantıları’ mottosuyla bir araya getiriyoruz” Açılış konuşmasında F İstanbul’un gıda endüstrisindeki önemine değinen So Fuar Grubu Kurucusu Özgür Sofuoğlu, “Gıda endüstrisinin her yıl gerçekleştirdiği milyarlarca dolarlık ihracat başarısı sayesinde Türkiye’nin ekonomisine, üretimine ve istihdamına sağladığı katkı, fuarların yarattığı katma değer sayesinde her geçen gün daha da ivme kazanıyor. Bunda hiç kuşku yok ki sahip olduğumuz yüksek ürün çeşitliliği, iklim ve coğrafi avantaj, dört mevsimin yaşanması ve buna bağlı olarak verimlilik geliyor. Aynı zamanda Avrupa, Orta Doğu ve Kuzey Afrika gibi büyük pazarlara olan lojistik yakınlık da ihracatta elimizi güçlendiriyor. Fuarımızda Çin, Mısır, El Salvador, Almanya, Hindistan, İran, Irak, Ürdün, Malezya, Polonya, Rusya, Slovakya, Güney Afrika, Türkmenistan, Ukrayna, Özbekistan, Vietnam ve ülkemizden katılımcı firmalar yer alıyor. Pavilyon ile katılım sağlayan ülkeler ise Çin, El Salvador, Hindistan, Slovakya, Türkmenistan ve Özbekistan olurken, Türkmenistan’ı aynı zamanda fuarımızın onur ülkesi olarak ağırlıyoruz” diye konuştu. Türkiye ve Türkmenistan arasında ticaret hacmi yılın ilk altı ayında yüzde 26,3 arttı Açılış konuşmasında Türkiye ve Türkmenistan’ın, tarihi ve kültürel bağlarla birbirine sıkı sıkıya bağlı iki dost ve kardeş ülke olduğunu belirten T.C. Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat, “Türkmenistan ile 2,2 milyar dolar seviyesine ulaşan ticaret hacmimizin sergilediği dengeli görünüm bizleri memnun ediyor. Bu yılın ilk altı ayında da ticaret hacmimizde yaklaşık yüzde 26,3 artış sağlandığını görüyoruz. Sayın Cumhurbaşkanlarımızın belirlediği 5 milyar dolarlık ticaret hacmi hedefine bir an önce ulaşılması asıl hedefimizdir.” dedi. Ülkemizin Türkmenistan’daki yatırımlarının 200 milyon doları aştığına dikkat çeken Bolat, sözlerine şöyle devam etti: “Ayrıca, bugüne kadar Türk müteahhitleri Türkmenistan’da 1.099 proje üstlenmiştir. Altyapıdan enerji santrallerine, konutlardan akıllı şehirlere kadar geniş bir alana yayılan müteahhitlik projelerinin değeri 54 milyar doları geçmiştir. Bu rakam, Türk müteahhitlerin dünya genelinde üstlendikleri projelerin yaklaşık yüzde 10’unu oluşturmaktadır.” Türkiye’nin yıllık tarım ve gıda ihracatı 32,6 milyar dolara ulaştı Türkmenistan’da gerçekleştirilen Türk İhraç Ürünleri Fuarı’nda olduğu gibi ülkemizde de bir Türkmenistan Ticaret Fuarı düzenlenmesine yönelik çalışmaların sürdüğüne dikkat çeken Ömer Bolat, “İnanıyorum ki ‘Türkmenistan Ticaret Fuarı’ hem Türkmen ürünlerinin ülkemizde tanıtılması hem de Türkmen iş çevrelerinin ülkemizdeki yatırım fırsatlarını yerinde görmesi açısından büyük fayda sağlayacak.” dedi.…

Corendon Airlines bir kez daha ihracat şampiyonları arasında..

Havacılık sektörünün öncü markası Corendon Airlines, 30 Haziran 2025’te Haliç Kongre Merkezi’nde gerçekleşen Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) 32. Genel Kurulu ve İhracatın Şampiyonları Ödül Töreni’nde önemli başarılara imza attı. Corendon Airlines, “Türkiye’nin İlk 1000 İhracatçısı” listesinde yer alarak istikrarlı yükselişini bir kez daha kanıtladı. Ayrıca, hizmet ihracatında en başarılı ilk 10 firma arasında 8. sıraya girerek sektördeki güçlü konumunu pekiştirdi.  Havacılık sektöründe 20. yılını kutlayan Corendon Airlines, bu yıl da “Türkiye’nin İlk 1000 İhracatçısı” arasında yer alarak ihracattaki istikrarlı başarısını bir kez daha ortaya koydu. 150 binden fazla ihracatçı firma arasından sıyrılarak bu prestijli listeye giren şirket, aynı zamanda hizmet ihracatı alanında da sektörünün en başarılı ilk 10 firması arasında yer aldı. Genişleyen uçuş ağı ve havacılık ile turizmi birleştiren yenilikçi iş modeliyle Corendon Airlines, Türkiye’yi uluslararası pazarlarda başarıyla temsil etmeye devam ediyor. Elde ettiği bu önemli başarılar, şirketin hem ülke ekonomisine sağladığı katkıyı hem de Türkiye’nin turizm potansiyelini dünyaya tanıtmadaki lider rolünü bir kez daha gözler önüne seriyor. “Uçuş ağımızı her geçen gün genişletmeye, doluluk oranlarımızı artırmaya ve Türkiye turizmine daha fazla katkı sağlamaya kararlıyız” Corendon Airlines Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Yıldıray Karaer, ödül töreninde yaptığı konuşmada şunları söyledi: “Kuruluşumuzun 20. yılında, Türkiye’nin ihracat şampiyonları arasında yer bulmak bizi hem gururlandırıyor hem de yeni başarılara ulaşma yolunda motive ediyor. Geçen 20 yıl boyunca 109 ülkeye ve 542 farklı havalimanına düzenlediğimiz uçuşlarla milyonlarca yolcumuzu taşıdık. Bugün 35 uçaklık modern filomuzla yılda 10 milyonun üzerinde yolcuya hizmet veriyoruz. ‘Türkiye’nin İlk 1000 İhracatçısı’ listesinde bir kez daha yer almak ve havacılık sektöründe en çok hizmet ihracatı yapan ilk 10 firma arasında bulunmak bizim için büyük bir onur. Uçuş ağımızı her geçen gün genişletmeye, doluluk oranlarımızı artırmaya ve Türkiye turizmine daha fazla katkı sağlamaya kararlıyız. 2.000’i aşkın uzman çalışanımızla, Corendon markasını küresel ölçekte daha da ileri taşımak için var gücümüzle çalışıyoruz. Bizi bu ödüle layık gören Türkiye İhracatçılar Meclisi’ne teşekkür ediyor, ülkemizi uluslararası pazarda başarıyla temsil etmeye devam edeceğimizi belirtmek istiyoruz.” 2024 yılında doluluk oranını %86,20 seviyesine çıkaran Corendon Airlines, her yıl milyonlarca turisti Türkiye’ye taşıyarak turizm ihracatına stratejik katkı sunmayı sürdürüyor. Hava yolu şirketi, sürdürülebilir büyüme hedefleri doğrultusunda uçuş programını genişletmeye ve küresel ölçekteki marka gücünü daha da ileriye taşımaya odaklanıyor.

Faiz İndirim Beklentisi Arttı, Konut Kredilerinde İndirim Kapıda

Finans sektöründe Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) politika faizinin düşeceğine yönelik beklentiler, konut kredisi piyasasında hareketliliklerin başlamasına neden oldu. Gündemi değerlendiren Denge Değerleme Genel Müdür Yardımcısı Latif Aksoy, “Olası bir faiz indirim serisinin gerçekleşmesi durumunda konut kredisi faiz oranlarında yüzde 2’lere yaklaşan kampanyalar görülebilir.” dedi. Politika faizinde beklenen indirim, üretici ve yatırımcı için daha hareketli bir ortamın kapısını araladı. Piyasalarda yaşanabilecek gelişmelere yönelik açıklamalarda bulunan Denge Değerleme Genel Müdür Yardımcısı Latif Aksoy, Temmuz 2025 öncesinde TCMB politika faizinde indirim beklentilerinin güçlendiğine ve konut kredisi piyasasında hazırlıkların başladığına dikkat çekti. Aksoy, “Merkez Bankası’nın enflasyon hedefindeki kararlı tutumu, gerektiğinde tüm enstrümanların devreye alınacağı mesajı, düşme eğilimindeki enflasyon verileri, ağırlıklı ortalama fonlama maliyetlerinin yüzde 46’nın altına inmesi ve TL referans faiz oranındaki gerileme ile birlikte teknik olarak faiz indiriminin mümkün olduğu bir ortam oluştu. Jeopolitik risklerin kalıcı bir ateşkesle hafiflemesi de bu sürece destek veriyor.” açıklamasında bulundu. Konut Kredisi Faizleri Yüzde 2’lere Düşebilir Kısa vadeli beklentilere dair konuşan Aksoy, “Temmuz ayında 300-350 baz puana kadar indirim beklentilerinin bulunduğu finans sektörü, konut kredisi indirimleri için düğmeye basılacağı tarihin yaklaştığını seziyor ve buna uygun olarak hazırlıklarına başlamış durumda. Konut kredisi faizlerinde yılbaşındaki düşüşle yüzde 2,59 seviyeleri görülmüşken, mart ayındaki artışla bu oran yüzde 3-3,5 bandına yükselmişti. Haziran toplantısında faiz sabit tutulsa da bugünlerde bazı bankalar yüzde 2,89 seviyelerine kadar inmiş durumda. Merkez Bankası’nın 350 baz puanlık bir faiz indirimi gerçekleştirmesi halinde bunun konut kredisi faiz oranlarını ilk etapta yüzde 2,80 bandına çekmesi muhtemel. Devamında gelebilecek olası bir faiz indirimi serisinin gerçekleşmesi durumunda, konut kredisi faiz oranlarında yüzde 2’lere yaklaşan kampanyalar görülebilir.” dedi. Konut Yatırımında Aylık Bazda Getiri Sinyalleri Başladı Konut kredisi faiz oranlarındaki düşüşün fiyatlar üzerindeki etkisini değerlendiren Aksoy, “Faiz oranının düşmesiyle birlikte konut fiyatlarında, hedeflenen enflasyondan ayrışacak bir sapma yaşanması istenmiyor. Ancak iki yıla yakın süredir enflasyonun altında kalan konut enflasyonu dikkate alındığında, makul seviyede bir artışın risk oluşturmayacağı ve bu anlamda konut kredisi faiz oranlarında temkinli bir düşüşü sağlayacak ortamın mevcut olduğu görülüyor. Konut yatırımı, henüz yıllık bazda reel getiri sağlamasa da aylık bazda bu yönde sinyaller vermeye başladı.” ifadelerini kullandı. Piyasaların TCMB’ye Güveni ve İnancı Tazelendi Merkez Bankası’nın piyasa katılımcıları anketinde yıl sonu enflasyon beklentisinin yüzde 30’un altına düştüğüne dikkat çeken Aksoy, “Bir önceki ankette yüzde 49 olan faiz beklentisi yüzde 46,2’ye indi. Bu durum Banka’nın kararlı duruşunun piyasada da alıcı gördüğü görüşünü destekliyor. Merkez Bankası 2025 yılı boyunca piyasa verilerine etkili müdahale edebilen, her türlü enstrümanı kullanabilen, piyasaya kararlı ve net mesajlar aktarabilen ve tüm bu duruşunu faiz oranını gerektiğinde düşürüp gerektiğinde tekrar yükseltebilecek kararlılıkla birleştiren başarılı bir yol takip etti. Piyasanın Banka’ya olan güveni ve inancı, enflasyon verilerindeki düşüşle birleşince başarılı gidişata güven tazelendi.” şeklinde konuştu. İlk Evini Alacaklar İçin Yüzde 1,2 Faizli Kampanyalar Gelebilir Finans sektöründeki 350 baz puana varan faiz indirim beklentisiyle konut kredilerinde kampanyaların canlanma ihtimalinin giderek güçlendiğini söyleyen Aksoy, “İlk evini alacaklar için normal kredi paketlerinin dışında yüzde 1,2 olarak dillendirilen bir kredi paketinin de piyasayı ciddi şekilde hareketlendirmesi muhtemel gözüküyor. Faiz oranlarındaki düşüş, konut satışlarının içindeki ipotekli satış oranının artma ihtimalini güçlendirecektir. 2013’ten pandemiye kadar olan dönemde ipotekli satışların payı yüzde 25-30 seviyelerindeyken geçen yıl yüzde 6’ya kadar düştü. Bugünlerde ise dipten dönüş yaparak yüzde 15 seviyesinde seyrediyor.” dedi. Faiz Düşüşü Konut Stokunu Eritebilir Faiz düşüşünün…

Türk ihraç ürünleri Çin’in batısına Urumçi’den girecek

Egeli ihracatçılar Çin’e 1 milyar dolar ihracat hedefi belirledi . 2024 yılında Çin’e ihracatını yüzde 54’lük artışla 302 milyon dolardan 465 milyon dolara çıkaran Ege İhracatçı Birlikleri önümüzdeki 3 yıllık vadede Çin’e ihracatını 1 milyar doların üzerine taşımak için Çin’deki pazarlama faaliyetlerini yoğunlaştırıyor. Türk ihraç ürünleri Çin’in batısına Urumçi’den girecek. 2025 yılında Çin’de 3 fuarda milli katılım organizasyonu planlayan Ege İhracatçı Birlikleri, 16-19 Mart 2025 tarihlerindeki Xiamen Doğal Taş ve Teknolojileri Fuarı’ndan sonra, 26–30 Haziran 2025 tarihleri arasında Çin’in Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nin başkenti olan Urumçi’de gerçekleştirilen “2025 Çin Avrasya Emtia ve Ticaret Fuarı”nda yerini aldı.   Ege İhracatçı Birlikleri, Çin Avrasya Emtia ve Ticaret Fuarı’nda Türk ürünlerini Çinli ithalatçılarla buluşturdu. EİB’nin Çin’deki üçüncü milli katılım organizasyonu 5-10 Kasım 2025 tarihlerinde Şanghay’daki Çin Uluslararası İthalat Fuarı olacak. 2025 Çin Avrasya Emtia ve Ticaret Fuarı’nın açılışı 26 Haziran’da “Asya-Avrupa İş birliği ve İpek Yolu refahını paylaşmak” temasıyla Xinjiang Uluslararsı Kongre ve Sergi Merkezi’nde Özerk Bölge Parti Sekreteri Ma Xingrui ve Özerk Bölge Valisi Erkin Tuniyaz’ın konuşmalarıyla gerçekleştirdi. Pekin Ticaret Başmüşaviri Atakan Özdemir’in de teşrifleriyle gerçekleşen açılış töreninde, Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkan Yardımcısı ve Ege Demir ve Demirdışı Metaller İhracatçıları Birliği Başkanı Yalçın Ertan ile Ege Hazır Giyim ve Konfeksiyon Birliği Başkanı Burak Sertbaş da yer aldı. Etkinlik, açılış konuşmalarının ardından protokolün sergi alanlarını ziyareti ile sonlanarak fuar ziyaretçilere açıldı. 2800’den fazla yerli ve yabancı katılımcının yer aldığı fuarda, Ege İhracatçı Birlikleri tarafından düzenlenen Milli Katılım Organizasyonu kapsamında BSA Professional Management Services, Oba Global Logistics, Kırlıoğlu Tarım firmalarının yanı sıra Ege Tarım Birlikleri, Ege Demir ve Demirdışı Metaller İhracatçıları Birliği ile Ege Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği info stantları yoğun ziyaretçi ilgisiyle karşılandı. Ertan; “Türk ürünlerinin Çin’e girişi için stratejik bir nokta” Fuarla ilgili değerlendirmelerde bulunan Ege Demir ve Demirdışı Metaller İhracatçıları Birliği Başkanı Yalçın Ertan, “Çin’in Batıya açılan kapısı olan Urumçi’de Ege İhracatçı Birlikleri olarak gerçekleştirdiğimiz Milli Katılım Organizasyonumuz, sürdürülebilir, uzun soluklu ve karşılıklı güven içeren iş birlikleri kurma hedefimize büyük katkı sağlamıştır. Son yıllarda büyük bir gelişim gösteren ve lojistik bir hub haline gelen Sincan Uygur Özerk Bölgesi Türk ürünlerinin Çin’e girişi için stratejik bir konumda yer alıyor. Biz de bu fuar vesilesiyle Türk ürünlerinin güvenilirliğini, kalitesini ve rekabetçiliğini Urumçi pazarına tanıtmayı amaçladık. Türkiye’nin ihracat hedeflerini destekleyerek bölgesel iş birliği ve ticari çeşitliliği artırmayı amaçlayan Birliğimiz, önümüzdeki süreçte de uluslararası pazarlarda Türk sanayi, tarım ve hizmet sektörlerinin görünürlüğünü güçlendirmeye devam edecektir” şeklinde konuştu. Türkiye’nin en çok ihracat yaptığı ülkeler sıralamasında Çin’in 2024 yılında 3,1 milyar dolarlık ihracatla 18. sırada yer aldığı bilgisini veren Ertan şöyle devam etti; “2024 yılı sonunda Ege İhracatçı Birlikleri’nin en çok ihracat yaptığı ülkelere baktığımızda Çin, 6 sıra birden yükselerek 15. sıradan, 9. sıraya ilerledi. Çin’e yaptığımız ihracat yüzde 54’lük artışla 302 milyon dolardan 465 milyon dolara yükseldi. Çin ile ticari temaslarımızı artırarak önümüzdeki 3 yılda EİB’den Çin’e 1 milyar dolar ihracat hedefliyoruz.” Sertbaş; “Hazır giyimde yeni pazarlar bulmak için buradayız” Hazır giyim sektörünün ana ihracat pazarı olan Avrupa’daki ekonomik daralma nedeniyle yeni pazarlara yönelmelerinin kaçınılmaz hale geldiğini vurgulayan Ege Hazır Giyim ve Konfeksiyon Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Burak Sertbaş, “Bu doğrultuda pazar çeşitliliğimizi artırmayı ve özellikle Çin ile olan ticari ilişkilerimizi hazır giyim özelinde güçlendirmeyi hedefliyoruz. Burada bulunmamızın temel amacı da bu. Amacımız, Çin pazarını…

Sigortam.net, 25. yılını kutluyor

Çeyrek asırdır dijital sigortacılığın öncüsü olarak sektörün dönüşümüne yön veren Sigortam.net, 10 milyondan fazla müşterisine güvenilir, ulaşılabilir ve kişiselleştirilmiş çözümler sunarak sigorta deneyimini herkes için kolay ve anlaşılır hale getiriyor. Bu sene 25. yılını kutlayan Sigortam.net, yenilikçi teknolojisi, insan odaklı yaklaşımı ve sigortayı sadeleştiren vizyonuyla geleceğin sigorta platformu olmayı sürdürüyor. Türkiye’nin ilk ve lider dijital sigorta platformu Sigortam.net, 25. yaşını kutluyor. 10 milyondan fazla müşterisi, 30’a yakın anlaşmalı sigorta şirketi ve 500’e yakın çalışanıyla sektörde güvenin adı haline gelen Sigortam.net, çeyrek asırlık deneyimi ile güveni teknolojiyle harmanlayarak yeni nesil sigortacılığın öncüsü olmayı sürdürüyor. 2000 yılında iLab Grup’un bir parçası olarak kurulan ve kuruluşundan bu yana sigorta süreçlerini herkes için daha şeffaf, anlaşılır ve erişilebilir hale getirmeyi amaçlayan Sigortam.net, bugün geldiği noktada 25 yıllık birikimiyle “Sigorta=Sigortam.net” yaklaşımını benimseyerek sigortayla ilgili her ihtiyaca tek noktadan çözüm sunuyor. Yapay zeka destekli teknolojik altyapısı sayesinde kişiselleştirilmiş çözümler üreten Sigortam.net, 7/24 erişilebilir müşteri hizmetleriyle satış öncesi ve sonrası süreçlerde de kullanıcılarının yanında yer alıyor. Bu sayede bir dijital platformdan çok daha fazlası olarak, Türkiye’nin en büyük sigorta danışmanı kimliğiyle konumlanıyor. Dijitalleşme ve insan odağını birleştiren hizmet modeliyle sigorta bilincini artırmayı da hedefleyen Sigortam.net, sunduğu rehber içerikler, karşılaştırma imkânları ve avantajlı kampanyalarla sektörde fark yaratıyor. Hayata geçirdiği inovatif çözümlerle ulusal ve uluslararası birçok ödüle layık görülen Sigortam.net, aldığı ödüllerle de yenilikçi yaklaşımını pekiştiriyor. 25. yılına özel olarak logosunu da değiştiren Sigortam.net, bu özel dönüm noktasında geçmişin deneyimini, bugünün teknolojisini ve geleceğin vizyonunu bir araya getiriyor. Sigortam.net CEO’su Ataman Kalkan, 25. yıla ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi:“25 yıldır güvenilir, ulaşılabilir ve kullanıcı dostu sigortacılığı mümkün kılmak için çalışıyoruz. Bu süreçte 10 milyondan fazla müşteriye ulaşmanın gururunu yaşarken 7/24 ulaşılabilir hizmet modelimiz, yapay zeka destekli altyapımız ve insana dokunan yaklaşımımızla her geçen gün daha da güçleniyoruz. Sigortacılıkta dijital dönüşümün öncüsü olarak, müşterilerimizin güvenini daima önceliğimiz kabul ediyor, onların ihtiyaçlarını en doğru şekilde karşılamak için çalışmaya devam ediyoruz.” Bilgi için: Burcu Erdemir / desiBel Ajans  0530 158 15 43 / burcu.erdemir@desibelajans.com  Sigortam.net hakkında: 2000 yılında kurulan Sigortam.net, Mart 2001’de T.C. Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı Sigortacılık Genel Müdürlüğü’nden Sigorta ve Reasürans Brokerliği ruhsatlarını alarak faaliyetlerine başladı. Türkiye’nin ilk ve lider dijital sigorta platformu Sigortam.net, kasko, zorunlu trafik, İMM, özel sağlık, tamamlayıcı sağlık, seyahat sağlık, DASK, konut, evcil hayvan, cep telefonu sigortaları alanında  30’a yakın sigorta şirketine ait teklifleri karşılaştırma, satın alma ve satış sonrası hizmetleri sunuyor. iLab Hakkında: iLab, kendi alanlarında dijitalleşmeye öncülük eden markalardan oluşan internet şirketleri grubudur. Kurulduğu 2000 yılından bu yana iLab, sürdürülebilir büyüme potansiyeli olan ve inovasyon odaklı yaklaşımlarıyla fark yaratan dijital iş modellerine yaptığı yatırımların yanı sıra yeni platformların da hayata geçmesini sağlamıştır. iLab grup şirketleri Sigortam.net, Kariyer.net, İşin Olsun, arabam.com, HangiKredi, Emlakjet, Endeksa, Cimri, Neredekal, ChemOrbis ve SteelOrbis yenilikçi teknolojilere yatırım yaparak kullanıcı ihtiyaçlarına yönelik inovatif, güvenilir ve uçtan uca çözümler sunmaya devam etmektedir.

MediaMarkt ve Samsung’dan iş birliği:

MediaMarkt’ın teknoloji deneyim mağazası Tech Arena Samsung mağazasına da ev sahipliği yapacak. MediaMarkt Türkiye, Samsung Electronics Türkiye ile iş birliğini artırıyor. MediaMarkt’ın Marmara Park AVM’deki Türkiye’nin ilk teknoloji deneyim mağazası Tech Arena’da butik mağaza açan Samsung, yenilikçi ürünlerini MediaMarkt müşterilerinin deneyimine sunacak. MediaMarkt Türkiye CEO’su Hulusi Acar, Tech Arena’nın Samsung’la güçlenerek gerçek bir teknoloji arenası olarak hizmete devam edeceğini söyledi. MediaMarkt Türkiye ve Samsung Electronics Türkiye mevcut iş birliklerini güçlendirerek, yeni mağaza açılışı ile kapsamını genişletti. Bu kapsamda, MediaMarkt’ın Türkiye’de bir ilk olarak, tamamen deneyim odaklı konsept mağazası Tech Arena’da Samsung butiği açıldı. İstanbul Marmara Park AVM’de 6500 m2’lik alanda “Markaların ve Teknolojinin Evi” olarak tanımlanan mağazada, butik bir alanda Samsung’un tabletten akıllı telefona, beyaz eşyadan klimaya tüm ürünleri teknoloji severlerle buluşacak. Tech Arena’nın geniş ve konforlu ortamında teknoloji severlere yepyeni bir deneyim sunmaya hazırlanan butik mağaza, 27 Haziran Cuma günü Samsung Türkiye CEO’su Jeff Jo ve MediaMarkt Türkiye CEO’su Hulusi Acar’ın katılımıyla düzenlenen bir törenle açıldı. Jeff Jo: “Tüketiciler en yeni teknolojilerimizi deneyimleyerek keşfedecek” Samsung Electronics Türkiye CEO’su Jeff Jo, yaptığı açılış konuşmasında; “Tüketicilerimize ulaştığımız her noktayı çok önemsiyoruz. Bu vizyonla Türkiye’de online alışverişin yanı sıra deneyim odaklı perakende yatırımlarımıza da hız kesmeden devam ediyoruz. MediaMarkt Türkiye’nin teknoloji odaklı konsept mağazasında açılışını gerçekleştirdiğimiz yeni butik mağazamız, özel deneyim alanlarıyla tüketicilere farklı ürün gruplarımızı ve yenilikçi teknolojilerimizi deneyimleme imkânı sunacak. Tüketiciler, AI teknolojilerinin evde ve mobil cihazlarda hayatı kolaylaştırma biçimlerini alanında uzman ekiplerimiz eşliğinde keşfedebilecek ve MediaMarkt’ın hizmet kalitesiyle konforlu bir alışveriş keyfi yaşayacaklar” dedi. Hulusi Acar: “Samsung ile güçlenen Tech Arena gerçek bir teknoloji arenası olarak hizmet veriyor” MediaMarkt Türkiye CEO’su Hulusi Acar ise “Deneyim Şampiyonluğu vizyonumuzla tüm fiziksel mağazalarımızı ve online alışveriş kanalımızı müşterilerimizin uçtan uca benzersiz bir alışveriş deneyimi yaşayabileceği şekilde kurguluyoruz. Bu anlayışla 2023 yılında Marmara Park mağazamızı müşteri deneyiminin merkezi olan gerçek bir teknoloji arenasına dönüştürdük. Yeni mağaza konseptimiz ile tüm teknoloji severlere eşsiz bir atmosferde, en yeni teknolojileri deneyimleyebilecekleri çok özel bir mağaza yarattık. 6500 m2 mağazamızda yer alan marka butiklerimiz arasında artık Samsung’un da yer almasından büyük mutluluk duyuyoruz.  Satış alanındaki mini deneyim alanları ile Samsung’un en yeni teknolojilerini ve inovatif ürünlerini ziyaretçilerimizle buluşturacak, dünyanın önde gelen teknoloji trendlerine dokunarak doğrudan deneyimleme imkânı sunacağız. Barista Club’tan GameZone alanlarına, birçok özel konsept deneyim alanıyla Tech Arena, Samsung butik mağazasıyla güçlenen ürün yelpazesiyle teknoloji severleri ağırlamaya devam edecek” dedi. Ayrıntılı Bilgi: Medyaevi İletişim | Duygu Sayıner Çıdamal | 0212 351 91 81

“ALTERNATİF LOJİSTİK ROTALARI TÜRKİYE’NİN EN BÜYÜK GÜCÜ”

PLASFED Başkanı Ömer Karadeniz, Hürmüz Boğazı’ndaki krizlerin başta plastik sektörü olmak üzere tüm sanayi üretimini ve tedarik zincirini sekteye uğrattığını belirtti. Türkiye’nin Orta Koridor gibi alternatif lojistik rotalara sahip olmasının stratejik bir güvence sunduğunu vurgulayan Karadeniz, “Petroldeki her artış, hammaddeden lojistiğe tüm maliyetleri artırıyor; üretim yavaşlıyor, yatırımlar erteleniyor” dedi. Plastik Sanayicileri Federasyonu (PLASFED) Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Karadeniz, Hürmüz Boğazı’nda artan jeopolitik gerilimin, küresel enerji ve lojistik güvenliği açısından ciddi riskler yarattığını belirtti. Petrol fiyatlarının yeniden 100 doların üzerine çıkma olasılığına dikkat çeken Karadeniz, “Petroldeki her artış, hammaddeden lojistiğe kadar tüm maliyetleri artırıyor. Üretim yavaşlıyor, yatırımlar erteleniyor. Bu tablo hem sanayiciyi zorluyor hem de tüketici fiyatlarını yukarı çekiyor” dedi.  Karadeniz, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatma yönündeki adımlarının yalnızca enerji fiyatlarını değil, plastik sektörünün temel girdilerinden biri olan nafta gibi petrol türevlerinin tedarikini de doğrudan etkilediğini ifade etti. “Türkiye plastik sektörü büyük ölçüde ithalata dayalı bir yapıya sahip. Petrol fiyatlarındaki artış, enerji ve hammadde maliyetlerinin yanı sıra lojistik maliyetlerini de keskin biçimde artırıyor. Bu nedenle alternatifli lojistik koridorlara sahip olmak artık lüks değil, zorunluluk” diye konuştu. Orta Koridor Türkiye için stratejik avantaj Hürmüz Boğazı geçişinde yaşanan son belirsizlikte, Türkiye’nin alternatif ticaret ve lojistik güzergahlarına sahip olmasının öneminin bir kez daha ortaya çıktığını vurgulayan Karadeniz, “Orta Koridor başta olmak üzere Türkiye’nin Avrupa ile Asya arasında üstlendiği lojistik köprü rolü, yalnızca ekonomik değil aynı zamanda stratejik bir avantajdır. Bu avantajı iyi değerlendirmeliyiz” dedi. Karadeniz, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu’nun Orta Koridor vizyonuna da atıfta bulunarak, “Jeopolitik risklerin arttığı bir dönemdeyiz. Üretim ve ihracatın sürdürülebilirliği açısından lojistik güvenliği ve tedarik çeşitliliği her zamankinden daha büyük önem taşıyor” değerlendirmesinde bulundu. Yatırımlar askıya alınıyor, üretim riski artıyor Enerji arz güvenliği ve hammadde tedarikine yönelik artan belirsizliklerin, sanayi yatırımlarını frenlediğine dikkat çeken Karadeniz, uzun vadeli planlama gerektiren yatırımların ertelendiğini söyledi. Finansman imkanlarının daraldığı, risk primlerinin yükseldiği bu ortamda üretim gücünü korumak için hem kamu hem özel sektörün proaktif adımlar atması gerektiğine dikkat çeken Karadeniz, döngüsel ekonomiye geçişin hızlandırılması gerektiğini vurguladı. Dışa bağımlılığı azaltacak yapısal reformların hayata geçirilmesi gerektiğini vurgulayan çatı kuruluş PLASFED Başkanı, sanayi politikalarının yeniden şekillendirilmesinin artık ertelenemez bir zorunluluk haline geldiğini vurguladı. Lojistik maliyetleri ve tüketici fiyatları yükseliyor Petrol fiyatlarındaki artışın yalnızca üreticiyi değil, tüketiciyi de doğrudan etkilediğine işaret eden Karadeniz, “Lojistikten ambalajlamaya, enerjiden dağıtıma kadar birçok kalemde yaşanacak maliyet artışı, ürünlerin pazara erişim fiyatlarını yükseltecek. Bu da hem iç pazarda talep daralmasına hem de ihracat pazarlarında rekabet gücümüzün azalmasına neden olacaktır” diye konuştu.  Karadeniz, sürdürülebilir bir plastik sanayi için yerli üretimin desteklenmesi ve alternatif hammadde kaynaklarına yönelimin hayati önem taşıdığına dikkat çekti.

34 MİLYON KİŞİ YARDIM KUYRUĞUNDA

Son yıllarda Türkiye’de derinleşen ekonomik kriz artık sadece en yoksul kesimi değil, giderek daha geniş halk kitlelerini etkisi altına alıyor. Artan enflasyon, işsizlik, hayat pahalılığı ve düşük gelir düzeyleriyle baş edemeyen milyonlarca vatandaş, çareyi sosyal yardımlarda arıyor. Bunu rakamlar çok net bir şekilde ortaya koyuyor: Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın yardım hattı olan Alo 144, sadece son 4 yılda 34 milyon 3 bin 818 kez aranmış. Her bir arama, temel yaşam ihtiyacını karşılamakta zorlanan bir insanı temsil ediyor. Bu durum artık sıradan bir ekonomik göstergenin çok ötesinde; yoksulluğun kitleselleştiğini, sosyal yardımın ise olağan hale geldiğini gösteriyor. Türkiye’de devlet yardımı bir destek olmaktan çıkıp, bir hayatta kalma aracı haline dönüşmüş durumda. BAŞVURULARIN SAYISI YIL YIL KATLANARAK ARTTI Veriler, ekonomik gidişatın halk üzerindeki yıkıcı etkisini açıkça gözler önüne seriyor. Bakan Mahinur Özdemir Göktaş’ın verdiği bilgiye göre: 2020 yılında Alo 144’e 6 milyon 638 bin 270 kişi yardım için başvurdu. 2021 yılında bu sayı 6 milyon 26 bin 918 oldu. 2022’de rekor kırıldı: 9 milyon 7 bin 545 başvuru yapıldı. 2023’te az da olsa bir düşüş yaşansa da başvuru sayısı yine 7 milyon 383 bin 143 oldu. 2024 yılına gelindiğinde, sadece ilk beş ayda bile 4 milyon 947 bin 942 başvuru yapıldığı açıklandı. Bu rakamlar tek başına bile Türkiye’de derin bir sosyal yara olduğunu ispatlıyor. Özellikle kömür, gıda ve barınma yardımı gibi temel yaşam gereksinimleri için yapılan başvurular, toplumun önemli bir kesiminin artık en temel ihtiyaçlarını bile kendi başına karşılayamadığını gösteriyor. BAKANLIĞIN AÇIKLAMASI: FARKINDALIK MI, GERÇEKLERDEN KAÇIŞ MI? Aile Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş ise bu artışı, yoksulluğun derinleşmesine değil, sosyal devletin daha fazla kişiye ulaştığına bağlıyor. Bakan, “Yararlanıcı sayısındaki artış, yoksulluğun artmasından ziyade sosyal devlet uygulamalarının yaygınlaşmasından kaynaklanıyor” diyerek tabloyu farklı bir yerden okumayı tercih ediyor. Buna ek olarak, vatandaşların sosyal yardımlarla ilgili farkındalığının ve bilgi düzeyinin arttığını savunarak, başvuru sayılarındaki yükselişi olumlu bir gelişme gibi sunuyor. Oysa gerçek şu ki: Eğer her yıl milyonlarca insan yardım istemek zorunda kalıyorsa, burada konuşulması gereken şey farkındalık değil, ekonomik çöküntüye itilen milyonların yaşadığı travmadır. GÖRMEZDEN GELİNEN BİR SORUN: ÇARESİZLİK Bu kadar yüksek yardım başvurusunu farkındalık artışıyla açıklamaya çalışmak, yoksulluğu görünmez kılmak anlamına geliyor. Çünkü bu çağrılarda bulunan insanlar, yalnızca bilgi sahibi oldukları için değil, mecbur kaldıkları için yardım istiyorlar. İş bulamayan gençlerden, geçinemeyen emeklilere; üç kuruş maaşla çocuklarını okutmaya çalışan ailelerden, ay sonunu getiremeyen beyaz yakalılara kadar geniş bir kesim, artık sosyal yardımlara bel bağlamış durumda. Bu tablo aynı zamanda Türkiye’de sosyal sınıflar arasında derin bir uçurum oluştuğunun da göstergesi. Zenginler daha da zenginleşirken, orta sınıf hızla eriyor, alt gelir grubu ise hayatta kalmak için devlet kapısında bekliyor. SOSYAL YARDIMLAR KALICI ÇÖZÜM MÜ, GEÇİCİ YAMA MI? Evet, sosyal yardımlar kısa vadede önemli bir destek olabilir. Ancak bu yardımlar, kalıcı bir ekonomik çözümün yerini alamaz. Milyonlarca insanın her yıl devletten kömür, gıda veya barınma yardımı talep etmesi, aslında üretime dayalı olmayan, tüketimi bile borçla sürdürülen bir ekonomi modelinin iflas ettiğini gösteriyor. Bu yardımların sistematikleşmesi, vatandaşları üretken olmaktan çok bağımlı hale getiriyor. Devletin görevi sadece yardım etmek değil; insanların yardıma ihtiyaç duymadan yaşayabileceği bir ekonomik düzeni kurmaktır. Eğer 34 milyon kişi sosyal yardım arıyorsa, bu sistemin değil, ekonomik modelin çöktüğünün resmidir. SONUÇ: YOKSULLUKLA MÜCADELE, YARDIMLA DEĞİL ADALETLE OLUR Türkiye’deki mevcut tablo, sosyal yardımlara olan ihtiyacın azalmadığını, tersine arttığını…