TÜRK – ÖZBEK TİCARETİNDE 5 MİLYAR DOLARLIK HEDEF
Pekcan, Özbekistan’daki temasları kapsamında Başbakan Yardımcısı, Yatırımlar ve Dış Ticaret Bakanı Sardor Umurzakov ile görüştü. Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan, Özbekistan ile ticaret hacmini, iki tarafın da kazanacağı dengeli bir ticaret ile 5 milyar dolar seviyesine çıkarmak istediklerini belirtti. Görüşme sırasında Pekcan, Özbekistan’da bulunmaktan büyük memnuniyet duyduklarını kaydederek, devlet başkanları düzeyindeki ilişkiler dahil iki ülke arasında kültürel, tarihi ve kardeşlik ilişkilerine dayanan bir stratejik iş birliğinin olduğunu vurguladı. Temmuz 2020’de iki ülke arasındaki ticari ilişkileri görüşme fırsatı bulduğunu hatırlatan Pekcan, bu ziyaret vesilesiyle de ilişkileri daha da geliştirme fırsatı bulacaklarının altını çizdi. Özbekistan’a üst düzey bir heyetle geldiğini aktaran Pekcan, “Amacımız, karşılıklı ekonomik ilişkilerimizi ülkelerimiz arasındaki kardeşlik ve dostluğa yakışan bir seviyeye getirmek. İki ülke arasında 2 milyar dolar seviyesinde dengeli bir ticaret hacmimiz var. Amacımız, bunu Cumhurbaşkanlarımızın da öngördüğü 5 milyar dolar seviyesine çıkarmak ve iki tarafın da kazanacağı dengeli bir ticaret hacmidir.” dedi. Umurzakov da Türk heyetini Özbekistan’da görmekten mutluluk duyduğunu belirterek, “Bu görüşmeler sonucunda iki ülkenin ekonomik ilişkilerini ele alarak, mevcut sorunlara çözüm bulacağımıza ve ilişkilerimizi yeni düzeye çıkaracağımıza inanıyorum.” yorumunu yaptı. Pekcan, ülkedeki temasları kapsamında Özbekistan-Türkiye Yuvarlak Masa Toplantısına katılacak, ayrıca Özbekistan Devlet Gümrük Komitesi Başkanı Murodjon Azimov ile görüşecek.Kaynak: www.ticaret.gov.tr
“İHRACATTA UÇTUK, İTHALATTA YÜZDÜK”
TÜİK verilerine göre 2021 Ocak-Şubat aylarında önceki yılın aynı dönemine kıyasla ihracat %5,9 artarken havayolu ile taşınan ihracat yükleri %4 artış gösterdi. Aynı dönemde ithalat artışı %1,4 olurken deniz yolu ile taşınan ithalat yükleri %9 arttı. Lojistik sektöründe yılın ilk iki ayında ihracatta hava yolu, ithalatta ise deniz yolu taşımacılığına ilgi arttı. TÜİK verilerine göre 2021 Ocak-Şubat aylarında önceki yılın aynı dönemine kıyasla ihracat yüzde 5,9 artarken hava yolu ile taşınan ihracat yükleri yüzde 4 artış gösterdi. Aynı dönemde ithalat artışı yüzde 1,4 olurken deniz yolu ile taşınan ithalat yükleri yüzde 9 arttı. Yekaş Fides Global Lojistik Hava ve Deniz Taşımaları Koordinatörü Aykut Yeşileker, “Konteyner tedarik sorununa rağmen Ocak-Şubat aylarında ithalat taşımacılığında deniz yolunun payı yüzde 50,9’dan yüzde 55,4’e çıktı. Kara ve demir yolunun payı da artarken hava yolunun payı azaldı.” dedi. İhracat havalandı, hava yolunun payı yüzde 8,1’e yükseldi Geçen yılın ilk iki ayında ihracat taşımalarının yüzde 7,8’inin hava yoluyla yapıldığını belirten Yeşileker, bu yılın ilk iki ayında bu rakamın yüzde 8,1’e çıktığına dikkati çekti. Yeşileker, hava yolu ile ihracat taşımacılığındaki artışta Turkish Cargo’nun ihracatçılara sağladığı kolaylıkların da etkili olduğunu dile getirdi. “Hava ve deniz yolunda dünyanın her noktasına hizmet veriyoruz” Yeşileker, Yekaş Fides Global Lojistik’in WCA ve FIATA üyesi olarak uluslararası deniz ve hava taşımacılığı operasyonlarında en kaliteli hizmeti en uygun maliyetle, tüm dünyayı kapsayan geniş bir acente ağı ile gerçekleştirdiklerini belirtti. Deniz yolu operasyonlarında limandan limana, limandan kapıya, kapıdan kapıya olarak tam konteyner ve parsiyel konteyner taşımacılığı yaptıklarını anlatan Yeşileker, hava yolunda ise tüm uluslararası havalimanlarından operasyonlar gerçekleştirebildiklerini sözlerine ekledi.Kaynak: lojiport.com
İHRAÇ EDİLEBİLİR YERLİ VE MİLLİ ULAŞTIRMA SİSTEMLERİ GELİŞTİRECEĞİZ
Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı ile Boğaziçi Üniversitesi arasında Akıllı Ulaşım Sistemleri konusunda iş birliği protokolü imzalandı. Karaismailoğlu, “İş birliğimizin ilk çalışması olarak; dünyada gelişmekte olan otonom araç teknolojilerinin ülkemizde de yerli ve milli olarak üretilmesini desteklemek ve ulaştırma altyapılarımızı gelişen teknolojilere uyumlu hale getirmek istiyoruz. Gerekli altyapıyı oluşturacağız. Otonom/bağlantılı ve elektrikli araç test çalışmalarımızın başarılı şekilde tamamlanması sonrasında, bu araçları yolcu taşımacılığında kullanmaya başlayacağız” dedi. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu, Boğaziçi Üniversitesi ile İşbirliği Protokolü İmza Törenine katıldı. Ülkemizin Akıllı Ulaşım Sistemlerinde yürüttüğü çalışmalara bir yenisini daha ekleyerek, çok önemli bir çalışma başlatacaklarını belirten Karaismailoğlu, Bakanlık ile ülkenin köklü eğitim kurumlarından Boğaziçi Üniversitesi arasında, dünyada ilk denilebilecek ‘Otonom Araçlarla Sürüş Mimarisi ve Trafik Yönetimi’ konusunda iş birliği protokolüne imza attı. – “Yatırımlarımız ile yıllık ortalama 1 milyon 20 bin kişinin dolaylı ve doğrudan istihdamına katkı yapıldı” Kara, hava, deniz ve demiryollarının yanı sıra uzayda da uydularımızla çok büyük başarılara imza attığımızı belirten Bakan Karaismailoğlu, büyüyen ve gelişen dünyanın, hareketlenen ticari koridorları üzerinde hâkimiyet kurduğumuza dikkat çekti. Karaismailoğlu, “Başarılarımız bütün dünya tarafından takip ediliyor. Ülkemizde büyük projeleri tamamlamış yüklenicilerimiz bu sayede dünyanın pek çok ülkesinde büyük projelere imza atıyorlar. Bu projelerde ağırlıklı olarak da Türk mühendis ve işçilerini çalıştırmaktalar. Ulaşım ve haberleşmede kazandığımız bu iddianın çok önemli ekonomik sonuçları olmuştur. Bugüne dek toplam 1 triyon 86 milyar lira olarak gerçekleşen yatırımlarımızın 2003-2020 yılları arasında Gayri Safi Yurtiçi Hasılaya toplam 395 milyar dolar ve üretime 838 milyar dolarlık etkisi oldu. Ayrıca Yıllık ortalama 1 milyon 20 bin kişilik dolaylı ve doğrudan istihdam gerçekleşmesine de katkı yapıldı.” – “Üniversitelerle dirsek temasında olmanız çok önemli ve zaruridir” 2021 yılı bütçesi içinde yüzde 31’lik orana sahip olan Ulaştırma ve Altyapı yatırımlarının, yapılan ve devam eden projelerle birlikte toplam 1 trilyon 555 milyar TL’ye ulaşacağını belirten Bakan Karaismailoğlu; hem özel sektör hem akademik camia ile birlikte çalışılarak, ülkenin geleceği için kalıcı eserlerin inşa edildiğini kaydetti. Karaismailoğlu, “Ulaştırma ve haberleşme gibi bir alanda ‘gündelik siyasi reflekslerle’ veya ‘popülizm’ ile hareket edemezsiniz. İşte bu yüzden devlet aklı ile hareket etmeniz, bunu yaparken bilimsellikten ödün vermemeniz ve üniversitelerle dirsek temasında olmanız çok önemli ve zaruridir. Bu nedenle siz kıymetli akademisyenlerimiz ve üniversitelerimizle birlikte çalışabilme fırsatlarını çok önemsiyor ve her aşamada birlikte ilerlemeye çalışıyoruz. Ülkemizin Akıllı Ulaşım Sistemlerinde yürüttüğü çalışmalara bir yenisini daha ekleyerek, çok önemli bir çalışma başlatıyoruz. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığımız ile ülkemizin köklü eğitim kurumlarından Boğaziçi Üniversitesi arasında, dünyada ilk diyebileceğimiz ‘Otonom Araçlarla Sürüş Mimarisi ve Trafik Yönetimi’ konusunda iş birliği protokolümüzün imzalarını atacağız.” -“İleri mühendislik teknolojilerinde takip eden değil, takip edilen ülke olacağız” Günümüzde akıllı ulaşım sistemleri alanında yapılacak; akademik, bilimsel, mühendislik ve benzeri perspektifteki her türlü teorik, teknolojik ve yenilikçi çalışmada, tüm dünyanın önünde ilerlediğimize dikkat çeken Bakan Karaismailoğlu, konuşmasına şu şekilde devam etti: “Ağustos 2020’de kamuoyuna ilan ettiğimiz Ulusal Akıllı Ulaşım Sistemleri Strateji Belgesi ve 2020-2023 Eylem Planı çerçevesinde, 31 eylemi gerçekleştirme çalışmalarını başlattık. Bu hedeflerimize ulaşmamız için bugün başlattığımız işbirliğiyle, Akıllı Ulaşım Sistemleri alanında ve bu alanla doğrudan ilgili olan Otonom Araç Sistemleri, Bağlantılı Araç Teknolojileri, ulaşımda yenilebilir enerji kullanılması, hareketlilik ve birçok konuda dünyadaki gelişmeler doğrultusunda, ileri bilişim teknolojilerini kullanacağız. Yani; ileri mühendislik teknolojilerinin hayata geçirilmesinde takip eden değil, takip edilen ülke olacağız. Ülkemizin kapasitesini en üst seviyede kullanarak, katma değerli, dünya…
GELECEĞİN TAŞIMA TÜRÜ: HYPERLOOP
Önümüzdeki yıllarda hızlı teslimat pazarının güçlü bir şekilde büyümesi beklenmektedir. Ancak bu büyüme, hızlı taşıma kapasitesindeki yetersizliklerle sınırlanmakta ve artan talep, giderek yoğunlaşan bir şekilde yoğunluk sorunlarına neden olmaktadır. Söz konusu talep artışına bağlı olarak, taşımacılık sektörü sadece iş açısından değil, çevresel açıdan da birçok zorlukla karşı karşıya kalmaktadır. Mevcut taşımacılık sistemlerinin sürdürülemez doğası ve sınırlı kapasite, yeni bir ulaşım türü olan Hyperloop’a olan ilgiyi artırmıştır. Hyperloop, yolcu ve/veya yük için yüksek hızda ve sürücüsüz operasyonlar sağlayan bir kara taşımacılığı türüdür. Hyperloop’un diğer temel özellikleri arasında yüksek düzeyde sürdürülebilirlik, güneş enerjisi kullanımıyla çevre dostu ve güvenli bir sistem olması sıralanabilir.Cargoloop, Hyperloop teknolojilerinin yük taşımacılığında kullanılan düşük maliyetli bir uygulamasıdır. Bu fikrin temel kavramı, yükün saatte yaklaşık 1000 kilometrelik yüksek hızlara ulaşılabilen, düşük basınçlı bir tüp içindeki araçlardan oluşan otonom bir yer tabanlı sistem aracılığıyla taşınmasıdır. Borudaki hava direncini azaltarak, basınçlı araçları harekete geçirmek için çok az enerji gerekmektedir ve bu da enerji açısından verimli bir taşıma yöntemi sağlamaktadır. Sürekli yük akışı, merkezi güvenlik prosedürleri, artan verimlilik, yileştirilmiş stok yönetimi, yüksek teslimat sıklıkları, hasarsız nakliye, teslimat süreleri üzerinde kontrol ve azaltılmış çevresel etkiler, Cargoloop sisteminin geleneksel taşımacılık türlerine kıyasla sunduğu çok sayıda avantajdan bazılarıdır. Dahası, Cargoloop’un Hyperloop aracılığıyla yolcu taşımaya yönelik bir basamak görevi görebileceği varsayılmaktadır. 2023 yılına kadar Cargoloop teknolojisinin kendisini kanıtlamasından sonra küresel bir kargo taşımacılığı ağının oluşturulması öngörülmektedir. Bunu başarmak için potansiyel Cargoloop rotalarının ticari uygulanabilirliğinin belirlenerek tanımlanması ve değerlendirilmesi gerekmektedir. Cargoloop’un bu hedefe ulaşabilmesi için Türkiye, coğrafi konumu nedeniyle Brezilya, Italya, Polonya, Hollanda ve Norveç/Isveç ile birlikte pilot güzergah lokasyonlarından biri olarak hayati bir rol oynamaktadır. Bu vizyonla Hardt Global, Cargoloop’un Türkiye›ye entegrasyonu için ön çalışma olarak bir proje başlatmıştır. Proje, Istanbul Teknik Üniversitesi’nden Prof. Dilay Çelebi ve Görkem Kerem tarafından yürütülmektedir. Önümüzdeki yıllarda Türkiye’de Hyperloop teknolojisinin kullanılabilme olasılığı oldukça heyecan verici bir haberdir. Lojistikte yenilikçi teknolojiler kullanımında öncü bir vizyona sahip olan UTİKAD, geleceğin lojistiğinin bu çığır açan alanında çalışmaları takip etmek, yönetmek ve yürütmek için çeşitli çalışma grupları, endüstri üyeleri ve akademisyenlerin temsilcilerinden oluşan bir Hyperloop Odak Grubu oluşturmuştur. Hyperloop Odak Grubu; sektörün, akademisyenlerin ve hükümet yetkililerinin daha geniş katılımıyla 28 Nisan 2021’de kapsamlı bir çevrimiçi çalıştay planlanmıştır.UTİKAD ve Hardt Global tarafından desteklenen, İstanbul Teknik Üniversitesi’nden Prof. Dr. Dilay Çelebi ile Görkem Kerem tarafından yürütülen “Türkiye’de Potansiyel Cargoloop Rotalarının Belirlenmesi” isimli projenin ilk aşamasında elde edilen çıktıları paylaşmak için 28 Nisan 2021 tarihinde 10.00 – 13.00 saatleri arasında Zoom platformu üzerinden çevrimiçi bir çalıştay düzenlenecektir. Çevrimiçi çalıştayda Cargoloop’un Türkiye’ye etkin entegrasyonu için fikirler üretilecek, çalışma sonuçları değerlendirelecek ve bu yeni ulaştırma türü kamu idaresi, akademi ve sanayi bakış açısından ele alınacaktır. Söz konusu proje kapsamında gerçekleştirilecek çalıştayın dili İngilizce olup LCV için Prof. Dr. Dilay Çelebi ile celebid@itu.edu.tr adresinden irtibata geçilmesi gerekmektedir. Çalıştay Bağlantı Bilgileri: Meeting ID: 910 9473 1647Şifre: 276717 Türkiye’de lojistik sektörünün gelişimi açısından değerli sonuçlar elde edileceğini umduğumuz çalıştayda siz değerli üyelerimizi de aramızda görmekten onur duyarız.
TİCARET BAKANI MUŞ, NİSAN AYI DIŞ TİCARET RAKAMLARINI AÇIKLADI
03.05.2021Ticaret Bakanı Mehmet Muş, nisanda ihracatın geçen yılın aynı ayına göre yüzde 109 artışla 18,8 milyar dolara ulaştığını belirterek, “Bu değerle tüm zamanların en yüksek nisan ayı ihracat rakamını ve ayrıca tüm yılların ikinci en yüksek aylık ihracatını gerçekleştirmiş bulunuyoruz.” dedi. Bakan Muş, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı İsmail Gülle’nin de katılımıyla yapılan basın toplantısında nisan ayı dış ticaret rakamlarını açıkladı. Muş, 21 Nisan’da devraldığı Ticaret Bakanlığı görevinde, vatana ve millete faydalı işler yapmanın en büyük amaçları olacağını söyledi. Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınıyla küresel ekonomi ve küresel ticaretin şimdiye kadar görülmemiş şekilde kritik dönemlerden geçtiğini ifade eden Muş, ekonomik bozulmanın ve daralmanın ötesinde ekonomik kapanmanın tartışıldığı bir dönem yaşandığını bildirdi. Muş, “pandemi” gerçekliğiyle 2020 yılında küresel ekonominin yüzde 3,3 daraldığına dikkati çekerek, “Şu ana kadar açıklanan çeyreklik büyüme verilerine ve öncü göstergelere baktığımızda, baz etkisini de göz önünde tutarsak 2021 yılının küresel ekonominin toparlanma yılı olacağı görülmektedir.” diye konuştu. Mutasyonlu koronavirüsün yayılımının artması ve aşı tedarikinde arzu edilen hızın henüz yakalanamamış olmasının da etkisiyle küresel tedarik sisteminde çeşitli aksaklıklar yaşandığına işaret eden Muş, buna bağlı olarak, lojistik ve girdi maliyetlerinde belirgin artışlar görüldüğünü dile getirdi. Muş, sahadaki gözlemlerinin, son dönemde konteyner fiyatlarının tarihi seviyelere yükseldiğini, ham madde ve emtia fiyatlarında ise önemli artışlar yaşandığını doğruladığını ifade ederek, bu durumun hem küresel ticaret hem de ulusal ticaret için risk oluşturduğunu kaydetti. – “İhracat pandemi öncesi seviyelerin de üzerinde tutundu” İhracatın 2020 yılının son çeyreği itibarıyla güçlü toparlanma yaşadığını vurgulayan Muş, “İhracatımız, 2021 yılının ilk çeyreğinde daha da ivmelenerek milli gelir büyümesinin en güçlü bileşeni haline gelmiştir. Ayrıca 2021 yılına ilişkin açıklanan göstergeler de Türkiye ekonomisindeki güçlü gidişata işaret etmektedir.” değerlendirmesinde bulundu. Muş, bu yılın ilk çeyreğinde ihracatın bir önceki yıla göre yüzde 17,2 artarak 50 milyar dolar, ithalatın ise yüzde 9,6 artışla 61 milyar dolar olduğunu belirterek, nisan ayı rakamlarına ilişkin şu bilgileri verdi: “Nisan ayında da ihracattaki güçlü performansımız devam etmiş, ihracatımız geçen yılın aynı ayına göre yüzde 109 artışla 18,8 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir. Bu değerle tüm zamanların en yüksek nisan ayı ihracat rakamını ve ayrıca tüm yılların ikinci en yüksek aylık ihracatını gerçekleştirmiş bulunuyoruz. Pandemi öncesi 2019 yılıyla karşılaştırıldığında ise ihracatımızın, nisan ayında yüzde 22,3 oranında arttığı görülecektedir. Bugün itibarıyla ihracatımızın pandemi öncesi seviyelerin de üzerinde tutunduğunu söyleyebiliriz. İthalatımız ise nisanda, geçen senenin aynı ayına göre yüzde 61,4 artışla 21,9 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir. Aylık ithalatımız pandemi öncesi dönemle karşılaştırıldığında, 2019 yılı nisan ayına göre ithalatımızın yüzde 21,1 oranında artış gösterdiği görülecektir. Böylece, nisan ayı dış ticaret açığımız, Nisan 2020’ye göre yüzde 31,9 azalarak 4,6 milyar dolardan 3,1 milyar dolara gerilemiştir. Bir diğer ifadeyle 2021 yılı Nisan ayında dış ticaret açığımız, bir önceki yılın aynı dönemine göre yaklaşık 1,5 milyar dolar azalmıştır.” – “Ocak-nisan döneminde ihracat yüzde 33,1 arttı” Bakan Muş, ihracatın ithalatı karşılama oranının nisanda geçen yılın aynı ayına göre 19,5 puan artışla yüzde 66,2’den yüzde 85,7’ye yükseldiğini bildirdi. Enerji ithalatı hariç tutulduğunda ise ihracatın ithalatı karşılama oranının 25,8 puan artışla yüzde 97,7 olarak gerçekleştiğine dikkati çeken Muş, şunları kaydetti: “Ocak-nisan döneminde ihracatımız yüzde 33,1 artışla 68,8 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir. İthalat ise ocak-nisan döneminde, yüzde 19,8 artışla 82,9 milyar dolar olarak kayıtlara geçmiş bulunmaktadır. Ocak-nisan dönemi dış ticaret açığımız, yüzde 19,5 azalarak 17,6 milyar dolardan 14,2…
PANDEMİDEN DAHA GÜÇLÜ ÇIKMAK İÇİN ÇALIŞIYORUZ
Dış ticaret ve lojistiğin ayrılmaz bir bütün olduğunu dolayısıyla lojistik sektörünü değerlendirirken dış ticaretimizin mevcut durumuyla paralel tespitler yapılması gerektiğinin altını geçtiğimiz makalelerimizde de belirtmiştim. Ancak 2020 yılını değerlendirirken sosyal yaşamımızda olduğu gibi profesyonel hayatımızda da COVID-19 pandemisi tüm dengeleri alt üst eden bir yıldırım gibi düştü. Bu küresel salgına bir de Brexit’in eklenmesi Türkiye’nin dış ticaretinde en önemli ve etkin pazarı olan Avrupa Birliği ülkeleri ile olan dış ticaretini dolayısıyla lojistik sektörünü özellikle 2020 yılının ilk çeyreğinden itibaren ciddi bir sıkıntıya uğrattı. Arka arkaya kapanan sınır kapıları, AB içindeki tüm ülkelerin salgına karşı aldıkları farklı tutumların sonucunda ortaya çıkan yasaklar ve kısıtlamalar lojistik sektörüne zorlu bir sınav verdirdi. Ancak geldiğimiz noktada her fırsatta belirttiğim üzere ‘Türk Lojistik Sektörünün’ bu sınavı başarıyla verdiğini düşünüyorum. Ve hem lojistik sektörü temsilcileri hem de canları pahasına sahada olmayı sürdüren sektör emekçilerimizle gurur duyuyorum. Zira lojistik sektörünün durması demek küresel tedarik zincirinin kopması demektir. Bu zincirleme olarak gıdadan tutun da bugün ‘umutla’ beklediğimiz corona aşısının dünyadaki dağıtımının mümkün olmamasıdır. Ki bu durum salgının atlatılamaması anlamına gelmektedir. AB ile ilişkilerimize yeniden dönecek olursak; 31 Aralık 1995 tarihinde Gümrük Birliği’nin yürürlüğe girmesi ile birlikte Türkiye ve AB arasında büyük bir ivme kazanan ticaret hacmi T.C. Ticaret Bakanlığı verilerine göre 2020 yılında 143 milyar dolar olarak gerçekleşmiş ve AB ülkemizin en önemli ticaret ortağı olmayı sürdürmüştür. Ülkemiz, AB’nin toplam ihracatından aldığı yüzde 3,4 pay ile 6. sırada yerini almıştır. AB, 2020 yılında 69 milyar dolar ile ihracatımızda yüzde 41,3 oranında pay almakta olup toplam ihracatımızda ilk sırada yer almaktadır. Yine Ticaret Bakanlığımızın verilerine göre; ülkemiz AB’nin toplam ithalatında ise yüzde 3,7’lik payla 6. sırada gelmektedir AB ülkelerinin kendi aralarında yaptığı ticaret hariç tutulduğunda). Ayrıca AB, ülkemizin ihracatında olduğu gibi ithalatında da ilk sırada yer almaktadır. 2020 yılı rakamlarına göre; Türkiye 219 milyar dolarlık toplam mal ithalatının 73 milyar dolarlık kısmını (yüzde 33,4’lük pay) AB’den gerçekleştirmiştir. 2020 yılında ülkemizin AB ile olan ticaretinde ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 95,4 seviyesinde gerçekleşmiştir. Dış ticaret verilerini UTİKAD Sektörel İlişkileri Müdürü Alperen Güler tarafından hazırlanan UTİKAD Lojistik Sektörü Raporu 2020’de yer alan taşımacılık faaliyetlerine ilişkin verilerle de örtüşmektedir. Türkiye’nin ihracatının ülke grupları bazında dağılımı incelendiğinde hem 2019 yılı sonunda hem de 2020 yılı üçüncü çeyreği sonunda AB-27 ülkelerinin ilk sırada yer aldığı görülmektedir. Birleşik Krallık’ın AB’den ayrılmadan önce, örneğin 2018 verilerine göre, AB ülkelerinin Türkiye’nin ihracatındaki payı yüzde 50 civarındaydı. AB harici ülkeler ile birlikte 2019 yılı sonu Avrupa’ya ihracat tüm ihracatın yüzde 56’sını oluşturmakta iken 2020 yılının ilk üç çeyreği sonunda Avrupa’ya yapılan ihracat tüm ihracatın yüzde 55’ini oluşturdu. Avrupa ülkelerini 2019 yılında yüzde 19 ve 2020 yılının ilk üç çeyreği sonunda yüzde 18 ile Yakın ve Orta Doğu ülkeleri takip etmektedir. İthalatta ise AB-27 ülkelerinin 2019 yılı ve 2020 yılının ilk üç çeyreği sonunda yüzde 32 oranındaki payı değişmedi. AB harici Avrupa ülkelerinden 2019 yılında yapılan ithalat tüm ithalatın yüzde 18’ini teşkil ederken bu oran 2020 yılının ilk üç çeyreği sonunda yüzde 16’ya geriledi. Yakın ve Orta Doğu ülkelerinden yapılan ithalat 2019 yılında tüm ithalatın yüzde 8’ini oluştururken bu oran 2020 yılının ilk üç çeyreği sonunda yüzde 10’a yükseldi. 2020 yılının ilk üç çeyreği sonunda Türkiye’nin ihracat gerçekleştirdiği ilk 20 ülkenin toplam ihracat içerisindeki payı yaklaşık yüzde 66, ithalat yapılan…
SCHENGEN VİZE BAŞVURULARINDA DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN HUSUSLAR
Bilindiği üzere Derneğimiz, Schengen vizelerinin temin süreçlerinin kolaylaştırılması, hızlandırılması ve ülke bazlı yaşanan tüm sorunların çözümü için gerek Dışişleri Bakanlığımız, Ticaret ve Ulaştırma Bakanlığımız gerek ise ülkemizdeki AB misyonları, AB Delegasyonu ve AB Komisyonu Vize Politikaları Dairesi nezdinde çalışmalar yürütmekte temaslarını sürdürmektedir. Sektörümüzde faaliyet gösteren firmalarımızda çalışan/çalıştırılan sürücülerimiz için yapılan Schengen Vize başvurularına “RET” yanıtı alınmasının önlenebilmesi amacıyla; başvurular için hazırlanan evrak listesine azami özen gösterilmesi gerektiği tespit edilen bazı hususların hatırlatılmasında fayda olacağı değerlendirilmiş olup bu amaçla aşağıdaki bilgilendirme yapılmıştır. Bilgi ve dikkatinize sunarız. Schengen Vize Başvurularında Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar 1-Schengen Misyonları Tarafından Davetiye Talep ediliyorsa; Davetiyenin çalışılan firma ve/veya sürücüsü adına temin edilmesine, Firma ve/veya sürücü adına düzenlenen bir davetiyenin başka bir firma ve/veya sürücü adına kullandırılmamasına, Davetiye üzerinde herhangi bir oynama/düzenleme yapılmamasına, Davetiyenin, teslim edilecek (taşınacak) yükün CMR si ile uyumlu olmasına, (Örneğin davetiye Tekstil firmasından geliyor, ancak gidecek yükün CMR si İnşaat malzemesi) özen gösterilmelidir. 2- Alınan Vizenin verildiği süreye bağlı olarak (6 ay süreli vize ile 90 gün, 1 yıl süreli vize ile 180 gün) oturum sürelerinin aşılmamasına özen gösterilmelidir. 3- Sürücü ehliyetlerinin geçerlilik süreleri kontrol edilmelidir. Bilindiği üzere, sürücü ehliyetleri için 5 yıl sonunda yenileme zorunluluğu bulunmaktadır. Vize başvurusu yapılan bazı örneklerde, süresi geçen ehliyet ile başvuru yapıldığı ve “RET” yanıtı alındığı tespit edilmiştir. Bu nedenle, sürücülerimizin her 5 yılda bir ehliyetlerini yenileme işlemlerini tamamlamaları/takip etmeleri gerekmektedir. 4- Talep Ediliyorsa; Geçerli SRC 3 Belgelerinin Başvuruda Sunulmasına özen gösterilmelidir. AB ülke misyonlarına sunulan bazı vize başvuru evrakları arasında; SRC3 belgesi olmayan ya da başvuruya ilgili sürücüye ait olmayan başka bir (farklı birine ait) SRC3 belgesinin eklendiğinin tespit edildiği vakalar olduğu bilgisi Derneğimize ulaşmıştır. Bu vakalar, sürücülerin vize taleplerine “RET” verilmesine sebep olduğu gibi, mevcut vizenin iptal edilmesi veya AB topraklarına giriş engeli gibi sonuçları da beraberinde getirmektedir. SRC 3 belgesinin başvuru yapılan kişiye ait olduğundan emin olunmalıdır. 5- CMR ve T1 gibi taşıma belgelerinin birbirleri ile uyumlu olmasına özen gösterilmelidir. 6- Yurda Giriş çıkış kayıtlarının eksik ve yanlış yazılmamasına özen gösterilmelidir. 7- Başvuru formunda ve giriş-çıkış formundaki sürücü imzasının pasaporttaki imza ile uyuşması gerekmektedir. 8- Firma tarafından hazırlanan dilekçe ve imza sirkülerinde ki imzaların uyuşmasına gerekmektedir. 9- Vize başvurusu yapılırken; yükün teslim edileceği ana varış ülkesi neresiyle o ülkeden vize başvurusu yapılmalıdır. (Örneğin; Polonya’ya taşıma yapacak bir kişi için Fransa’ya başvuru yapılmamalıdır.) 10- Derneğimize ulaşan ve “sahte evrak düzenlemek suretiyle vize işlemlerini yürüten / yürütmeye çalışan firma/firmalar hakkındaki şikayetler” ile ilgili olarak web sayfamızdaki haberde yer alan hususlara özen gösterilmelidir. (https://www.und.org.tr/medya-detay/duyurular/suruculerin-vize-basvuru-islemlerini-yuruten-firmalarla-ilgili-dernegimize-ulasan-sikayetler-hakkinda-bilgilendirme )
OTOMOTİV İHRACATINDA YENİ HEDEF; AMERİKA KITAS
OİB’in düzenlediği 3 boyutlu otomotiv fuarı Auto Expo Türkiye- Kuzey ve Güney Amerika başladı. Uludağ Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği’nin (OİB) T.C. Ticaret Bakanlığı desteğiyle düzenlediği Türkiye’nin otomotiv sektöründeki ilk ve tek üç boyutlu dijital fuarı olan Auto Expo Türkiye’de Kuzey ve Güney Amerika başta olmak üzere dünyadan çok sayıda ziyaretçi ağırlanacak. Auto Expo Türkiye-Kuzey ve Güney Amerika Dijital Fuarı’nın açılışında konuşan OİB Yönetim Kurulu Başkanı Baran Çelik, “Kuzey ve Güney Amerika Ülkelerine yönelik otomotiv ihracatımız 1,5 milyar dolar civarında. Bölgede ABD, Meksika, Brezilya, Şili ve Arjantin en önemli pazarlarımız arasında ancak sadece Şili ve Venezuela ile STA’mız bulunuyor. Bu büyük pazardan daha fazla pay almak için bölge ülkeleri ile STA yapılması avantaj sağlayacak” dedi. Uludağ Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği (OİB), pandemi döneminde de yeni ihracat pazarlarının kapısını açmak ve mevcut ihracatı artırmak amacıyla düzenlediği dijital etkinliklerini ara vermeden sürdürüyor. OİB, bu kapsamda Türkiye’nin otomotiv sektöründeki ilk üç boyutlu dijital fuarı olan Auto Expo Türkiye’nin ikincisini düzenliyor. OİB’in T.C. Ticaret Bakanlığı’nın desteği ve Türkiye İhracatçılar Meclisi’nin koordinasyonu ve Automechanika İstanbul’un desteğiyle düzenlediği Auto Expo Türkiye – Kuzey ve Güney Amerika Dijital Fuarı, OİB Yönetim Kurulu Başkanı Baran Çelik’in ev sahipliğinde TİM Başkanı İsmail Gülle’nin de katıldığı online törenle açıldı. Türkiye’den toplam 58 firmanın katıldığı ve 26-29 Nisan tarihleri arasında açık kalacak olan fuarda, Amerika kıtası başta olmak üzere dünyadan çok sayıda ziyaretçi ağırlanacak. Fuarda, otomotiv ana ve tedarik sanayi firmaları, üç boyutlu stantlarında tanıtım videolarından, broşür-kataloglarına ve iki boyutludan üç boyutlu ürün fotoğraflarına kadar çok kapsamlı tanıtım faaliyetleri yürütecek. Firmalar, fuar ziyaretçileri ile görüntülü görüşme ve mesaj platformları üzerinden de iletişim kurulabilecekler. Auto Expo Türkiye-Kuzey ve Güney Amerika Dijital Fuarı’nın açılışında konuşan OİB Yönetim Kurulu Başkanı Baran Çelik, “Alternatif pazarların otomotiv ihracatımızdaki önemi de her geçen gün artıyor. Bugün Kuzey ve Güney Amerika Ülkeleri en önemli alternatif pazarlarımız arasında yer alıyorlar. Bölge ülkelerine yönelik otomotiv ihracatımız son yıllarda 1,5 milyar dolar civarında seyrediyor. Bölgenin toplam otomotiv ihracatımızdan aldığı pay ise yüzde 5 civarında. ABD, Meksika, Brezilya, Şili ve Arjantin en önemli pazarlarımız olarak öne çıkıyor” dedi. “2021’de tekrar 30 milyar dolarlık ihracat rakamını hedefliyoruz” OİB Yönetim Kurulu Başkanı Baran Çelik, Türkiye’de otomotiv endüstrisinin son 15 yılın sektörel ihracat şampiyonu konumunda yer aldığını, ülkemizin pandemi öncesindeki üç yıllık otomotiv ihracat ortalamasının da 30 milyar dolar olduğunu belirterek şöyle devam etti: “2020 yılı ihracatımız 25,5 milyar dolara gerilese de, 2021 yılında hedefimiz tekrar 30 milyar dolarlık ihracat rakamına ulaşmak olacak. 2 milyon adetlik üretim kapasitemiz ve 1,3 milyon adetlik araç üretimimiz ile dünyada 14. AB Ülkeleri arasında 4. büyük motorlu araç üreticisi konumunda bulunuyoruz. Ayrıca Avrupa’nın 2. büyük ticari araç üreticisi konumunda da yer alıyoruz.” “Bölge ülkeleri ile STA yapılmalı” Alternatif pazarların otomotiv endüstrisindeki öneminin her geçen gün arttığına işaret eden Çelik, “Bugün Kuzey ve Güney Amerika ülkeleri en önemli alternatif pazarlarımız arasında yer alıyorlar. Kuzey ve Güney Amerika’ya yönelik ihracatımızda tedarik endüstrisi ve binek otomobiller öne çıkarken, bölgeye yönelik tedarik endüstrisi ihracatımız yıllık ortalama 750 milyon dolar olarak gerçekleşiyor. Dünya motorlu araç üretiminde Bölge ülkelerinden ABD 2. Meksika 7. Brezilya 9. sırada yer alıyor. Yine motorlu araçlar pazarı olarak bakıldığında Kuzey ve Güney Amerika ülkelerindeki toplam motorlu araçlar pazarının pandemi öncesinde yıllık 25 milyon adet olduğunu görüyoruz. Ayrıca bölge ülkelerinin toplamda yıllık 500…
UTİB’İN ÖNCELİKLİ GÜNDEMİ EKOLOJİK TEKSTİL
Uludağ Tekstil İhracatçıları Birliği (UTİB), T.C. Ticaret Bakanlığı destekleri ile gerçekleştirilen Ekolojik Tekstiller Ur-Ge Projesi ile ilgili değerlendirme toplantısı düzenledi. Yönetim Kurulu Başkanı Pınar Taşdelen Engin, üretim ve dış ticaretin daha çevre dostu bir form kazanmasını amaçladıklarını söyledi. Uludağ Tekstil İhracatçıları Birliği (UTİB) ev sahipliğinde online olarak düzenlenen Ekolojik Tekstiller Ur-Ge Projesi Toplantısı, projede yer alan firmaların katılımıyla gerçekleşti. Toplantıda projeyle ilgili gelinen aşama ve sonrası için nasıl bir yol haritası izleneceği hakkında fikir alışverişi yapıldı. ‘GÜZEL İŞLERE İMZA ATMAYA DEVAM’ Açılış konuşmasını gerçekleştiren UTİB Yönetim Kurulu Başkanı Pınar Taşdelen Engin, “Birliğimizde güzel işlere imza atmaya devam etmek istiyoruz. En önemsediğimiz projelerimizden biri de Sürdürülebilirlik Ur-Ge’miz. Dünya teknolojik, ekolojik ve sosyal bir değişim içinde. Bunlarla birlikte yaşamımızda da belirli değişimler meydana geliyor. Projemizde amacımız, Bursa başta olmak üzere Marmara Bölgesi’nin kalkınmasında büyük önem arz eden ev tekstili ve giyimlik kumaş üretimine yönelmesini sağlamak. Bu vesileyle ülkemizin üretim ve dış ticaretinin daha çevre dostu bir form kazanarak, küresel normlara uygunluğunun artırılmasını hedefliyoruz. Tam kapanmayla birlikte hepimiz nasıl bir yol haritası çizmeliyiz diye düşünüyoruz. Bu toplantıyla birlikte projemizde daha büyük ve daha sağlam adımlar atılmasını hedefliyoruz” dedi. ‘YOL HARİTASI ÇOK ÖNEMLİ’ UTİB Yönetim Kurulu Üyesi Aslı Türkün Karaçor da Sürdürülebilirlik Ur-Ge Projesi’nin daha verimli hale gelebilmesi için toplantıda fikirlerini paylaştı. Karaçor, “Her şeyin pandemiye takıldığı bu dönemde Sürdürülebilirlik Ur-Ge’sinde istediğimiz hızda olmasa da yolumuza devam ediyoruz. Ur-Ge’de ihtiyaç analizinin belli olmasının ardından belirli konularda eğitim ve danışmanlık sürecine girildikten sonra bu işin en önemsenen ayağı, yurtdışı pazarlama ayağı. Şu anda yurtdışı ayağında aksiyon almamız için zor bir dönemde olmamıza rağmen danışmanlık paketlerini önceden belirleyip firmalarla ortak bir yol haritası çizeceğiz” diye konuştu. Kaynak : Uludağ İhracatcılar Birliği
UİB’İN NİSAN İHRACATI YÜZDE 291 ARTIŞLA 2,6 MİLYAR DOLAR
BARAN ÇELİK: “BU RAKAMLAR, İHRACAT POTANSİYELİMİZİN GÖSTERGESİ” BURSA – Türkiye’nin Genel Sekreterlik bazında en fazla ihracat gerçekleştiren ikinci birliği olan Uludağ İhracatçı Birlikleri (UİB), nisan ayında yüzde 291 gibi yüksek bir oranda ihracat artışı gösterdi. UİB’in nisan ayı ihracatı, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 291 oranında artarak 2 milyar 599 milyon dolar oldu. UİB’in, geriye dönük 12 aylık dönemdeki ihracat tutarı ise 29 milyar 502 milyon 841 bin 929 dolar olarak gerçekleşti. UİB Koordinatör Başkanı Baran Çelik, ihracatta artış trendinin devam ettiğini, Türkiye’nin ve Bursa’nın nisan ayında sergilediği yüksek oranlı artışların gelecek dönemler için motivasyon kaynağı olduğunu söyledi. “Nisan ayındaki yüksek artışta her ne kadar baz etkisi olsa da, pandeminin getirdiği tüm olumsuzluklara ve zorluklara rağmen ihracatı artırmak için var gücüyle çalışan tüm firmalarımızı gösterdikleri üstün performanstan dolayı kutluyorum” diyen Başkan Çelik, UİB bünyesinde yer alan beş birliğin de ihracat rakamlarında artışlar olduğunu belirtti. UİB Koordinatör Başkanı Baran Çelik, “Covid-19 salgını tüm dünyayı başta sağlık ve ekonomi olmak üzere pek çok açıdan derinden sarstı. Böyle bir süreçte, yüksek bir ihracat artışına imza atmak güçlü ekonomik yapımızın, ihracat potansiyelimizin ve ihracatçılarımızın kararlı tutumlarının net bir göstergesi oldu. Tam kapanma sürecine paralel aşılama oranımızın yükselmesiyle pandeminin etkisinin giderek azalacağına ve piyasaların ikinci çeyrekle birlikte bir toparlanmaya gideceğine inanıyoruz. Kararlılıkla ve tüm gücüyle üreten, ihracatla büyüyen, sürdürülebilir modelle kalkınan ve istihdam yaratan daha güçlü bir Türkiye için çalışmaya devam edeceğiz” diye konuştu. OİB’in ihracatı Nisan ayında 2,1 milyar dolar Nisan ayında geçen yılın aynı ayına göre yüzde 379 gibi bir artışla 2 milyar 128 milyon dolarlık ihracat gerçekleştiren Uludağ Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği’nin (OİB), geriye dönük 12 aylık performansı ise 24 milyar 815 milyon dolar olarak açıklandı. Tekstil ihracatı Nisan’da 121,6 milyon dolar oldu Uludağ Tekstil İhracatçıları Birliği de (UTİB), Nisan ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 251 artışla 121,6 milyon dolar ihracata imza attı. UTİB’in geriye dönük 12 aylık dönemdeki ihracatı ise 1 milyar 121 milyon dolar olarak gerçekleşti. UHKİB’den Nisan’da 83,7 milyon dolar ihracat Nisan ayında geçen yılın nisan ayına göre yüzde 200 artışla 83,7 milyon dolar ihracat gerçekleştiren Uludağ Hazırgiyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği’nin (UHKİB), geriye dönük 12 aylık ihracatı ise 839,2 milyon dolar seviyelerinde gerçekleşti. UMSMİB’in ihracatı Nisan ayında 18,4 milyon dolar Nisan ayında bir önceki yılın nisan ayına göre yüzde 38 artışla 18,5 milyon dolar ihracat yapan Uludağ Meyve Sebze Mamulleri İhracatçıları Birliği (UMSMİB), geriye dönük 12 aylık dönemde ise 201,6 milyon dolar ihracat gerçekleştirmiş oldu. UYMSİB’den Nisan’da 7,9 milyon dolarlık ihracat Nisan ayında geçen yılın aynı ayına oranla yüzde 21 artışla 7,9 milyon dolar ihracat gerçekleştiren Uludağ Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği (UYMSİB), geriye dönük 12 aylık dönemde ise 152,8 milyon dolar seviyelerinde dış satışa imza attı. Öte yandan, UİB üzerinden ihracat kaydı yapılan ve ‘diğer’ başlığı altında listelenen sektörlerin Nisan ayı ihracatı, geçen yılın aynı ayına oranla yüzde 73 artışla 239,1 milyon dolar olarak açıklandı. kAYNAK : ULUDAĞ İHRACATCILAR BİRLİĞİ
BURSA SİYAHI İNCİRİ DÜNYA PAZARINI HEDEFLİYOR
PROF. DR. SENİH YAZGAN: “ÜRÜNÜN TANITIM VE PAZARLAMASI GELİŞTİRİLMELİ” Uludağ Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği (UYMSİB), Ticaret Bakanlığı desteğiyle Bursa Siyahı İnciri Ur-Ge Projesi kapsamında yaptığı eğitimlerin dördüncüsünü gerçekleştirdi. UYMSİB, İngiliz Kraliyet Ailesinin mutfağına kadar giren, uzun raf ömrü, iri dış görüntüsü, tadı ve muhteşem lezzetiyle dünyanın en kaliteli inciri kabul edilen Bursa Siyahı İnciri’nin daha geniş kitlelere tanıtılması amacıyla yaptığı çalışmalara bir yenisini daha ekledi. İlki Şubat 2020’de, henüz ilk vakanın ülkemizde görülmediği dönemde fiziki olarak yapılan eğitimlerin son 3’ü pandemi şartlarından dolayı online ortamda gerçekleşti. Deneyimli danışman Nilüfer Arıak tarafından Ur-Ge kümesinde yer alan firmaların katılımcılarına verilen eğitime, UYMSİB Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Senih Yazgan da katıldı. Gün boyunca online olarak düzenlenen ve 10 firmanın temsilcilerinin katıldığı toplantıda, ‘Dış Ticarette Teslim ve Ödeme Şekilleri’, ‘İhracat Finansmanı’ gibi ana başlıklar üzerinde duruldu. Eğitimde ayrıca akreditif ve akreditifte karşılaşılan sorunlar; açılmış, belgede yapılan hata nedeniyle rezerv konulmuş, bedeli tahsil edilememiş örnekler incelenirken, ihracatın finansmanı uluslararası finansman imkânları üzerinden de bütüncül bir yaklaşımla ele alındı. “Doğru pazarlanması ülke tarımına büyük katkı sağlar” Prof. Dr. Senih Yazgan, şehirle özdeşleşen Bursa Siyahı İnciri’nin dünya pazarında rakibi ve ihracatında limiti olmayan özel ve önemli bir ürün olduğunu belirterek, rakipsiz olan bu ürünün uluslararası piyasalarda tanınması ve uygun maliyetlerle pazarlanmasının ülke tarımına büyük katkı sağlayacağını ifade etti. Bu kapsamda Birlik olarak Bursa Siyahı İnciri’nin tanıtımı ve pazarlaması süreçlerinin daha da geliştirilmesi adına faaliyetlerini sürdürdüklerini belirten Yazgan, bu ürünün üretimi, tanıtımı ve pazarlamasının daha da geliştirilmesi gerektiğinin altını çizdi. KAYNAK :https://www.immib.org.tr/
OTOMOTİV İHRACATI NİSANDA 2,5 MİLYAR DOLAR OLDU
Son 15 yılın ihracat şampiyonunun nisan ihracatı baz etkisiyle üç haneli arttı Türkiye ekonomisinin son 15 yıldır sektörel bazda ihracat şampiyonu olan otomotiv endüstrisi, nisan ayı ihracatında baz etkisiyle üç haneli artış gösterdi. Uludağ Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği (OİB) verilerine göre, Türkiye otomotiv endüstrisi nisanda yüzde 313 artışla 2,5 milyar dolar ihracata imza attı. Nisanda bu yılki ihracat ortalamasında bir rakam sergileyen endüstride ilk 10 ülkenin tamanına yüzde 3. 438’e varan oranlarda yüksek artışlar oldu. OİB Yönetim Kurulu Başkanı Baran Çelik: “Geçen yıl pandeminin başlamasının ardından nisan ayını çok düşük bir rakamla kapattığımızdan geçen ayki yüksek artışta baz etkisi söz konusu. Tam kapanma sürecine paralel aşılama oranımızın yükselmesiyle pandeminin etkisinin giderek azalacağına ve piyasaların ikinci çeyrekle birlikte bir toparlanmaya gideceğine inanıyoruz.” Türkiye ekonomisinin son 15 yıldır sektörel bazda ihracat şampiyonu olan ve doğrudan 300 bin kişiye istihdam sağlayan otomotiv endüstrisi, nisan ayı ihracatında baz etkisiyle üç haneli artış gösterdi. Uludağ Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği (OİB) verilerine göre, Türkiye otomotiv endüstrisi nisanda yüzde 313 artışla 2,5 milyar dolar ihracata imza attı. Sektör, nisanda bu yılki aylık ihracat ortalamasında bir rakam sergiledi. Türkiye ihracatında ilk sırada yer alan otomotivin aldığı pay da yüzde 13 oldu. Yılın ilk dört ayında otomotiv endüstrisi ihracatı yüzde 34 artışla 10,2 milyar dolar olurken, ilk dört aydaki ortalama aylık ihracat 2,54 milyar dolar olarak gerçekleşti. OİB Yönetim Kurulu Başkanı Baran Çelik, geçen yıl pandeminin başlamasının ardından nisan ayını çok düşük bir rakamla kapattıklarına dikkat çekerek “Buna paralel geçen ayki yüksek artışta baz etkisi söz konusu. Nisanda en fazla ihracat yapılan ilk 10 ülkenin tamamına çok yüksek oranlı artışlar oldu. Bununla birlikte pandeminin getirdiği tüm zorluklara rağmen ihracatı artırmak için var gücüyle çalışan tüm firmalarımızı üstün performanslarından dolayı kutlarım” dedi Nisanda aynı şekilde tedarik endüstrisi, binek otomobiller ve eşya taşımaya mahsus motorlu taşıtlar ihracatının üç haneli arttığını vurgulayan Baran Çelik “Tam kapanma sürecine paralel aşılama oranımızın yükselmesiyle pandeminin etkisinin giderek azalacağına ve piyasaların ikinci çeyrekle birlikte bir toparlanmaya gideceğine inanıyoruz” diye konuştu. Tedarik endüstrisi en büyük ürün grubu Nisanda Tedarik Endüstrisi yüzde 208 artışla 1 milyar 54 milyon USD ihracatla otomotivde en büyük ürün grubunu oluştururken, Binek Otomobil ihracatı yüzde 582 artışla 899 milyon dolar, Eşya Taşımaya Mahsus Motorlu Taşıtlar ihracatı yüzde 652 artarak 300 milyon USD ve Otobüs-Minibüs-Midibüs ihracatı da yüzde 54 artarak 82 milyon USD olarak gerçekleşti. Tedarik Endüstrisinde en fazla ihracat yapılan ülke olan Almanya’ya ihracatta yüzde 229 oranında artış görülürken, yine önemli pazarlardan İtalya’ya yüzde 422, Fransa’ya yüzde 454, ABD’ye yüzde 225, Rusya’ya yüzde 231, Birleşik Krallık’a yüzde 298, İspanya’ya yüzde 774 ihracat artışı oldu. Binek otomobillerde önemli pazarlardan Fransa’ya yüzde 730, İtalya’ya yüzde 337, İspanya’ya yüzde 2.251, Almanya’ya yüzde 421, Polonya’ya yüzde 6.020, Birleşik Krallık’a yüzde 705 ihracat artışı yaşandı. Eşya Taşımaya Mahsus Motorlu Taşıtlarda ise Birleşik Krallık’a yüzde 23.460, Fransa’ya yüzde 2.161, İtalya’ya yüzde 609, Belçika’ya yüzde 1.452, Slovenya’ya yüzde 100 ve ABD’ye yüzde 56 ihracat artışı yaşandı. Otobüs Minibüs Midibüs ürün grubunda ise en fazla ihracat yapılan ülkeler olan Macaristan’a yüzde 408, Almanya’ya yüzde 56, Fransa’ya yüzde 24 artış görüldü. Diğer ürün grupları arasında yer alan Çekiciler ihracatı ise nisanda yüzde 721 artarak 102 milyon dolar oldu. Almanya’ya yüzde 278 artış oldu Endüstrinin en büyük pazarı olan Almanya’ya yüzde 278 artışla 419 milyon dolar ihracat yapılırken, Fransa’ya…
Plastik sektörü Mükemmeliyet Merkezi ile liderliğe oynayacak
PAGEV, 10 milyon tonluk üretim kapasitesiyle Avrupa’nın en büyük ikinci dünyanın en büyük altıncı plastik üreticisi konumunda bulunan Türkiye plastik sektörünü liderliğe taşıyacak PAGEV Plastik Mükemmeliyet Merkezi’nin temelini attı. Sektörün katma değerli üretimini artırırken ithalatını azaltacak 70 milyon liralık yatırım bedeline sahip dev projenin temel atma töreni PAGEV Başkanı Yavuz Eroğlu ev sahipliğinde Milli Eğitim Bakanı Prof. Dr. Ziya Selçuk ve sektör temsilcilerinin katılımıyla gerçekleşti. Türk Plastik Sanayicileri Araştırma, Geliştirme ve Eğitim Vakfı (PAGEV) öncülüğünde T.C. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın himayesinde hayata geçirilecek olan PAGEV Plastik Mükemmeliyet Merkezi’nin temel atma törenine Milli Eğitim Bakanı Prof. Dr. Ziya Selçuk, PAGEV Yönetim Kurulu Başkanı Yavuz Eroğlu ve çok sayıda plastik sektörü temsilcisi katıldı. Küçükçekmece PAGEV Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi yerleşkesinde konumlanan merkez, toplamda 30 bin metrekare kapalı alana sahip olacak. 70 milyon liralık yatırım bedeline sahip PAGEV Plastik Mükemmeliyet Merkezi, üç etapta yapılacak. İlk etap 2021 yılı içinde tamamlanarak plastik sanayinde faaliyet gösteren firmalara hizmet vermeye başlayacak. PAGEV Plastik Mükemmeliyet Merkezi, özelde plastik sektörünün, genelde Türkiye ekonomisinin gücüne güç katacak. Plastik sektörünün yanı sıra ürün, hammadde ve makine ekipman sektörlerine de hizmet vermesi planlanan merkez; araştırma, sertifikasyon, test ve laboratuvar hizmetleri verecek, en yeni teknolojiye sahip ürünlerin üretimi için sanayi kuruluşları, üniversiteler, araştırma kurumları, mesleki birlikler ve sivil toplum kuruluşlarıyla iş birliği yapacak. Ayrıca mesleki ve teknik eğitim ile danışmanlık hizmetleri sağlayacak. Makine sektörüne de hizmet verecek olan merkez, teknolojik gelişmelerin yapılabilmesi için gerekli olan plastik makine, kalıp ve ekipman üretiminin hem miktar hem kalite olarak artırılmasını sağlayacak. Standart dışı plastik ürün ithalinin önüne geçecek… PAGEV Mükemmeliyet Merkezi, ihraç edilen ürünlere ilişkin bir kontrol mekanizması oluşturarak Türkiye’de üretilen plastik ürünlerin uluslararası pazarlardaki güvenirliğinin ve itibarının korunmasına da katkı sağlayacak. Merkezin çok önemli bir artısı ise ithal edilen plastik ürünlerin, kesin ithalatı yapılmadan laboratuvarlarda teknik uygunluğunun belirlenmesi ile ülkemize kalitesiz ve standart dışı ürün girişini engellemesi olacak. Sadece sanayicilere değil öğretmenlere ve öğrencilere de önemli fırsatlar sunuyor PAGEV Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’ne komşu olacak Plastik Mükemmeliyet Merkezi, bu okuldaki öğretmenlere ve öğrencilere ileri teknoloji ile tanışma fırsatı sunacak. Bazı uygulama derslerini PAGEV Mükemmeliyet Merkezi’nde yapma şansını yakalarken merkezin eğitim ve konferans salonları da hizmetlerinde olacak. Sanayici ve akademisyenlerle yakın bağ kurulması noktasında da gerekli sinerjiyi yaratacak merkezde lise öğrencilerini staj fırsatı da bekliyor. Öğrenciler aynı zamanda başta PAGEV Plastik Mükemmeliyet Merkezi’nin protokol imzaladığı İstanbul Üniversitesi olmak üzere farklı üniversite akademisyenlerinden mentorluk alma şansına da sahip olacak. Mükemmeliyet Merkezi, plastik sektörünün katma değerli üretimini artıracak Temel atma töreninde konuşan PAGEV Yönetim Kurulu Başkanı Yavuz Eroğlu şunları söyledi; “Türkiye plastik sektörü mevcut hacmi ve potansiyeli ile liderliğe çok yakın bir konumda bulunuyor. 37 milyar dolarlık cirosu ile ülke ekonomisine ciddi bir değer yaratan sektörümüz 10 milyon tonluk üretim gücü ile Avrupa’nın en büyük ikinci, dünyanın en büyük altıncı üreticisi konumunda bulunuyor. Sektörümüzün mevcut konumunu şu örnekle daha iyi açıklayabiliriz: Ülkemizin 2023 hedefi dünyadaki en büyük ilk 10 ekonomiden biri olmak. Plastik sektörümüz ise daha bugünden dünyanın 6.’ncı büyük üreticisi. Sektörümüzde 11 bin civarında üretici firma 250 bin kişiyi istihdam ediyor. Bu firmalarımız 150’den fazla ülkeye ihracat gerçekleştiriyor. Görünen tablo bu kadar pozitifken Türkiye plastik sektörü neden lider konumda değil? Lider olamamamızın önündeki en büyük engel katma değeri düşük üretim. Katma değeri yüksek plastik mamulleri ithal ediyor ancak katma değeri düşük mamuller ihraç ediyoruz.…
Zorunlu Mesleki Yeterlilik Belgesi Yıl Sonuna Kadar Teşvikli!
Plastik sektörümüzün de içinde yer aldığı birçok sektörde çalışanları ve işletmeleri yakından ilgilendiren, çalışanlara Mesleki Yeterlilik Belgesi alınması uygulaması zorunlu bir uygulama olarak sürmektedir. Çalışma hayatında, yetkinlik belirleyici bir standardizasyonu sağlayan bu belge zorunluluğu, iş yaşamının da güvenli biçimde sürdürülebilirliğini amaçlamaktadır. Bu kapsamda, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından yayınlanan tebliği ile; yüzbinlerce çalışanı yakından ilgilendiren, tehlikeli ve çok tehlikeli işler sınıflarındaki mesleklerde Mesleki Yeterlilik Belgesi (MYK) zorunlu kılınmış olup, söz konusu belgeyi almayanlar mesleklerinde çalışamayacak olup, aynı zamanda MYK Belgesi olmayan personel çalıştıran işverenlere de cezai yaptırım uygulanmaktadır. PAGEV, plastik sektörümüzü yakından ilgilendiren süreçle ilgili olarak; Plastik, Kimya, Petrol ve Lastik sektörlerinde ulusal meslek standartları olan; 12UY0069-3 Plastik Enjeksiyon Üretim Elemanı, 12UY0069-4 Plastik Enjeksiyon Üretim Elemanı, 13UY0142-3 Plastik Profil Üretim Operatörü (Ekstrüzyon) ve 13UY0143-3 Plastik Şişirme Film Üretim Operatörü (Ekstrüzyon) meslek standartlarını kendi bünyesinde hazırlayarak Mesleki Yeterlilik Kurumu ve TÜRKAK tarafından ulusal meslek standartları olarak kabul edilmesini de sağlamıştır. Plastik sektörümüzün ulusal meslek standartlarının yazılması ve onaylanmasının yanı sıra PAGEV Mesleki Yeterlilik Merkezi, sektörde istihdam edilen çalışanlara yönelik ülke çapında sınav ve personel belgelendirme hizmetlerini de sürdürmektedir. PAGEV Mesleki Yeterlilik Merkezimizde; TS EN ISO / IEC 17024 standardına uygun olarak Plastik Enjeksiyon Üretim Elemanı (Seviye 3), Plastik Enjeksiyon Üretim Elemanı (Seviye 4), Plastik Profil Ekstrüzyon Üretim Operatörü (Seviye 3) ve Plastik Şişirme Film Üretim Operatörü (Ekstrüzyon) (Seviye 3) ulusal yeterliliklerinin sınav ve belgelendirmeleri yapılmaktadır. Söz konusu alanlarda faaliyet gösteren işletmelerimizin çalışanları için zorunlu tutulan bu uygulama, çalışanların bir nevi ehliyet sahibi olmalarına da imkan tanımaktadır. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından zorunlu tutulan belgelendirme işlemlerinin yapılmaması durumunda olası denetimlerde cezai müeyyidelerle karşılaşılmaması için 31 Aralık 2021 tarihine kadar uygulanan teşvikli belgelendirme hizmetinden yararlanılması işletmelerimizin menfaatine olacaktır. Sınavlarında başarılı olan adayların sınav ve belgelendirme masrafları İşsizlik Sigortası Fonu tarafından karşılanmaktadır. 6111 sayılı Kanun ile 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanununa eklenen Geçici 10. Madde kapsamında belirtilen şartları taşıyan ve MYK Mesleki Yeterlilik Belgesi sahibi kişilerin sigorta primlerinin işveren hisselerine ait tutarı İşsizlik Sigortası Fonundan karşılanmaktadır. Süreçle ilgili detaylı bilgi için, PAGEV Mesleki Yeterlilik Merkezi Kalite Yönetim Temsilcisi Aykut EREN (0212 425 13 13 – aykut.eren@pagev.org.tr) ile iletişime geçebilirsiniz. PAGEV Mesleki Yeterlilik Merkezi hakkında detaylı bilgi için tıklayınız.
Boykot ettiler, fiyatlar düştü
Petrokimya kartellerinin arzı kısması sonucu hammadde fiyatları fırladı. Bunun üzerine Türkiye ile Çin’deki plastik üreticileri dev şirketlere karşı boykot kararı aldı ve fiyatlar yüzde 15 geriledi. Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC) benzeri kartel yapıya sahip petrokimya şirketlerinin arzı çeşitli bahanelerle kısmasının ardından ham madde fiyatları dolar bazında yüzde 150’den fazla arttı. Bunun üzerine plastik ham maddede dünyadaki en büyük ithalatçılar olan Çin ve Türkiye’deki üreticiler, kartel zamlarına karşı ortak akılla hareket edip boykot kararı aldı. Söz konusu hamle işe yaradı ve fiyatlar düşüşe geçti. Türk Plastik Sanayicileri Araştırma Geliştirme ve Eğitim Vakfı (PAGEV) Başkanı Yavuz Eroğlu, ham madde fiyatlarına yüzde 150’nin üzerinde zam yapan petrokimya şirketlerine karşı ‘alımı durduralım’ çağrısı yaptıklarını söyledi. Eroğlu, “Boykota başladığımız martın ikinci yarısı sonrası ham madde fiyatları kısa sürede geriledi. Türkiye’nin aylık plastik ham madde kullanımının ortalama 600 bin ton olduğunu göz önüne aldığımızda ortaya çıkan yüzde 15’lik fiyat düşüşünün aylık karşılığı 180 milyon dolar” dedi. BİRÇOK ÜRÜNE ZAM Eroğlu, boykota, firmaların geniş katılım gösterdiğini kaydetti. Eroğlu, gıda ambalajından plastik ipliklerle dokunan kıyafetlere, temizlik malzemeleri ambalajından ayakkabıya, içecek şişelerinden mutfak eşyasına, inşaattan medikal sektörüne ve beyaz eşyaya birçok alanda tüketicilerin hayatına direkt etki eden plastik ürünlerin, ham maddedeki fiyat artışlarına bağlı olarak zamlandığını belirtti. DÜNYADA SES GETİRDİ Dünyadaki pek çok ülkenin medyası da hammadde zamlarına verilen tepkiye yer verdiler. Analiz ve haberler; Türkiye’deki süreci, ‘çözüm noktasındaki umut ışığı’ olarak yorumladılar. HAZİRANA KADAR DEVAM Elzem olmadıkça ham madde almayarak boykota hazirana kadar devam edeceklerini bildiren Eroğlu, “Yüzde 15’lik düşüş önemli ancak yüzde 150 artan fiyatlara göre henüz işin başındayız” dedi. Kaynak : Akşam Gazetesi*
TEKSTİLDE HAMMADDE SIKINTISI SEKTÖRÜN BELİNİ BÜKÜYOR
Türkiye’de tekstil sektöründe yaşanan hammadde ve ara malı fiyatlarındaki artıştan Asrın İşadamları Derneği (ASRİAD) bünyesinde sektörde hizmet veren iş insanları da fazlasıyla nasibini aldı. ASRİAD Tekstil Sektör Komisyonu tarafından yapılan açıklamada; pamuk ipliğinde fiyatların son 5 ayda yüzde 50’ye varan oranlarda arttığı, kilosu 20 lira olan ipliğin 30 TL’ye kadar yükseldiği belirtilirken, Eylül’de 9 buçuk lira olan pamuk fiyatının bugünlerde 17 TL’ye kadar çıktığı dile getirildi. Açıklamada, salgın ile birlikte örme giyime ilginin artmasıyla pamuk ipliğinin de global anlamda kıymete bindiği, bazı ülkelerin pamuk ipliği ihracatına sınır koyup, iç pazara odaklandığı, Avrupa’nın ise yükselen navlun fiyatları nedeniyle iplik almak için Türkiye’ye yöneldiği ifade edildi. Pamuk elyafı ve ipliği başta olmak üzere hazır giyim sektörünün kullandığı hammadde ve ara malların fiyatlarında dünyadaki artışın yüzde 20-25 düzeyindeyken, Türkiye’de doların da yükselmesi nedeniyle yüzde 50’lere kadar çıktığının altı çizildi. Bu durumun tekstil sektörünün rekabet gücünü bir hayli zayıflattığı, buna engel olmak adına bazı önlemler alınmasının elzem gözüktüğü belirtildi. Önlem olarak ise, içeride katma değerli ürüne dönüştürebileceğimiz elyaf ve ipliğinin yurtdışına ihracatına yönelik gözetim getirilmesi dışında, iplik ithalatında uygulanan ilave gümrük vergilerinin de en azından piyasalarda rahatlama olana kadar kaldırılması gerektiği vurgulandı. Lojistik sıkıntısı sektörü olumsuz etkiliyor Pandemi sürecinin başlamasıyla, dünyadaki lojistik zincirinde kopmalar ve yığılmalar olduğunun altı çizilirken, boş konteyner bulma sorununun ortaya çıktığı belirtildi. Yapılan açıklamada şu hususlara yer verildi: “Uzun süre çok düşük karlarla çalışan armatörler, pandemiden dolayı oluşan hızlı talep artışını fırsata çevirerek, konteyner nakliye fiyatlarında fahiş artışlar yapmaya başladı. Bunu fırsat bilen gemi sahipleri de gemi kiralama fiyatlarını ve kontrat sürelerini arttırdı. Bunların sonucu olarak, 2 bin dolar düzeyinde olan konteyner nakliye ücretleri 12-13 bin dolarlara çıktı. Libya’ya 800-900 dolara giden konteynerler 4500-5000 dolarlara çıktı. Bunun yanı sıra armatörlerin, sürekli çalıştıkları müşterilerine öncelik verdiği için, spot çalışan müşterilerine uzun terminler veya yüksek fiyatlar teklif ettiği ifade edildi. Nakliye fiyatlarının artması, maske lastik imalatındaki aşırı artış, evlerde rahat kıyafetlere yönelimden dolayı artan taleple ve Avrupa’da dünyanın en büyük likra hammadde üreticisinin pandemi dolayısıyla kapasitesini %30 civarında düşürmesiyle, likra fiyatları katlanarak arttı. 5 dolar olan likra 20-25 dolarlara kadar çıktı. Bu artışta aracıların ve bayilerin de kar marjlarını arttırmalarının etkisi oldu. Likra olarak adlandırılan elastanın Türkiye’ de tek üreticisi var ve kapasitesi Türkiye’ ye yetmiyor. Mevcut üretici, ürünlerinin bir kısmını yurtdışına ihraç ettiği ve daha önce yurtdışından takviye olarak getirdiği likraları yeteri kadar getiremediği için, ülkemizde likra fiyatları fahiş oranda artmış ve “20 denye likra” gibi kalemleri bulmak çok zor bir hale gelmiştir. Yıllık yaklaşık 100-120 bin ton ihtiyaç olan likranın bulunamaması ve fiyatlarının aşırı artmasından dolayı, birçok hazır giyim ve kumaş üreticisi, üretimi durdurmak veya kapasitesini düşürmek zorunda kalmış ve fiyat tutturmakta zorlanmıştır. TİM’in hazırladığı ihracat raporlarından elde edilen bilgilere göre, 2021 Ocak-Mart döneminde ihracat yapılan tekstil hammaddenin ortalama kg değeri 3,7$ iken, aynı dönemde hazır giyimde yapılan ihracatın ortalama kg değeri 13,2$ olarak gerçekleşmiştir. (tablo1). Yani hazır giyim ihracatının katma değeri, hammadde ihracatına göre yaklaşık 4 kat fazladır. Pamuk ipliğinde de, ham pamuk fiyatlarının dolar bazında uluslararası piyasalarda artması ve Çin, Rusya, Pakistan gibi ülkelerin Türkmenistan ve Özbekistan gibi ülkelerden yüksek miktarda satın aldıkları ipliklerden dolayı, Türkiye’ye gelen iplik miktarı azalmış ve fiyatlar artmıştır. Pandemi döneminde gümrük ithalat vergilerinin artmasını fırsat bilen bazı yerli iplik üreticileri, döviz kurunun da artmasıyla hem ihracata…
NİSAN AYINDA İHRACATTA TARİHİ REKOR
Nisan ayı ihracat rakamları açıklandı. Ticaret Bakanlığı’nın verilerine göre ihracatta, geçen yılın nisan ayına göre yüzde 109 artış yaşandı. 18,8 milyar dolar olarak kayıtlara geçen rakam tüm zamanların en yüksek nisan ayı ihracat rakamı oldu. Türk ihracatçısı milli menfaatler dahilinde çalışmalarını büyük bir başarıyla sürdürürken Ticaret Bakanlığı da pandemi döneminde almış olduğu önlemler, yaptığı çalışmalar ve ihracatçılarımıza verdiği destek ile büyük takdir topluyor. Türkiye’nin nisan ayında ihracatı 18.8 milyar dolara çıktı. Bu rakam, tüm zamanların en yüksek nisan ayı ihracat rakamı oldu. İthalat, nisan ayında 21.9 milyar dolar olarak gerçekleşti. Nisan ayı dış ticaret açığımız, 2020 nisan ayına göre % 31.9 azalarak 4.6 milyar dolardan 3.1 milyar dolara geriledi. İhracatın ithalatı karşılama oranı ise % 85.7 olarak gerçekleşti. Pandemi öncesi 2019 yılıyla karşılaştırıldığında ise ihracatımızın bu yılın nisan ayında % 22.3 oranında arttığı görülüyor. Bugün itibariyle ihracatımız, pandemi öncesi seviyelerin de üzerine çıkmış gözüküyor. İthalatımız ise nisanda % 21.1 artış gösterdi. -2021’in ilk çeyreğinde ihracatta yüzde 33,1 artış 2021 yılı ocak-nisan döneminde ihracatımız %33.1 artışla 68.8 milyar dolar olarak gerçekleşti. İthalat ise ocak-nisan döneminde % 19.8 artışla 82.9 milyar dolar olarak kayıtlara geçti. Yine ocak-nisan dönemi dış ticaret açığımız % 19.5 azalarak 17.6 milyar dolardan 14.2 milyar dolara geriledi. Bir başka ifadeyle, 2021 yılı ocak-nisan döneminde dış ticaret açığımız, önceki yılın aynı dönemine göre 3.4 milyar dolar daha az gerçekleşti. İhracatın ithalatı karşılama oranı ise ocak-nisan döneminde 8.3 puan artışla % 82.9 oldu. Nisan ayında en fazla ihracat yaptığımız fasıl “motorlu kara taşıtları”nda yaşanırken rakam, 2 milyar 109 milyon dolar olarak gerçekleşti. En fazla ihracat yapılan diğer fasıllar ise sırasıyla “kazanlar ve makinalar” (1 milyar 875 milyon dolar) ile “demir ve çelik” (1 milyar 289 milyon dolar ) olarak kayıtlara geçti. -İhracatta Almanya başı çekiyor Nisan ayında en fazla ihracat yapılan ülkeler sırasıyla Almanya (1 milyar 654 milyon dolar), ABD (1 milyar 182 milyon dolar) ve İngiltere (1 milyar 33 milyon dolar) oldu. İthalatta ise ilk üç sırayı Çin (2 milyar 412 milyon dolar), Rusya (2 milyar 174 milyon dolar) ve Almanya (2 milyar 131 milyon dolar) aldı. Yine olumlu bir gelişme de ihracat yapan firma sayılarımızda yaşandı. 2020 yılı nisan ayında 30 bin 112 olan ihracat yapan firma sayısı, 2021 yılının nisan ayında % 49.4 artışla 44 bin 988’e ulaştı. 2021 yılı ocak-nisan döneminde, ihracat yapan firma sayısı bir önceki yılın aynı dönemine göre % 12.07 artış göstererek 60 bin 329’dan 67 bin 611’e yükseldi. Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Nisan ayı raporu Engin DoğanASRİAD EXPORT Komisyon BaşkanıKuzey Gümrük Müşavirliği
Türkiye ve Ukrayna arasında e-ticaret yolu neden inşa edilmesin?
Çok değil bundan 7-8 yıl evvel, Ukrayna’da başkent Kiev’de dahi benzin istasyonlarında kredi kartıyla ödeme yapmak istediğinizde kart hesabınızda para var mı diye sorulması alışık olmanız gereken bir durumdu, zira kredi kartı kullanımı yok denecek kadar azdı ve birçok kasiyer kredi kartını, banka kartıyla aynı olarak değerlendiriyordu. O günlerden bugüne köprünün altından çok sular aktı, Ukrayna’da her alanda olduğu gibi finans ve ödeme altyapısında, iletişim teknolojililerinde, tüketici alışkanlıklarında köklü değişiklikler gerçekleşti. Bugün cep telefonuyla ödeme yapmak sıradan bir durum. Ukrayna’da bırakın yeniliklere açık Ukrayna halkı tarafından kredi kartının benimsenmesini, ülke geçtiğimiz yıl mobil ödeme sistemlerinde 35 katlık büyüme ile Avrupa’da en çok büyüme kaydeden ikinci ülke oldu. Teknolojik değişimlerden, inovatif gelişmelerden ticaretin gerçekleştiği yerler ve biçimler de etkileniyor ve özellikle son 5 yılda Ukraynalı tüketiciler alım yaptıkları alanları hızla alışveriş merkezi, mağaza, dükkan gibi klasik kanallardan online platformlara döndürüyorlar. 2019 yılında e-ticaret pazarı ülkede 3 milyar $’lık büyüklüğe ulaşırken, bunun %20’lik kısmı yani 600 milyon $’ı ise sınır ötesi alımlardan, ithalattan oluştu. Ukrayna, Dünya’da en çok yazılım uzmanı olan ilk 5 ülkeden biri Ukrayna’da nüfusun teknolojik gelişmelere adaptasyonunu kolaylaştıran, dijitalleşmeyi teşvik eden, tüketiciyi online platformlara, mobil uygulamalara yönlendiren elverişli bir ekosistem var. Her şeyden önce ortalama eğitim düzeyi olarak dünyanın ilk on ülkesi arasında. Okullaşma oranı %99,7, toplumda neredeyse yüksekokul mezunu ya da bir meslek sahibi olmayan bir insan yok. Ukrayna üniversiteleri Avrupa’da en çok mühendis mezun eden eğitim kurumları arasında yer alırken, Sovyetler Birliği’nde teknolojik gelişmelerin öncüsü, sanayileşme oranında %50 ile Birliğin lider ülkesi olan, ilk bilgisayarın icat edildiği Ukrayna’da araştırma merkezleri, enstitüleri ve nitelikli üniversiteleriyle bugünlere taşınan müthiş bir matematik altyapısı oluşmuş. Bu da özellikle son on yıllarda bilişim ve bilgi teknolojileri sektörlerinin ihtiyaç duyduğu uzmanların yetişmesine olanak sağladı. Bugün Ukrayna yazılım mühendisi sayısında dünyada ilk 5 ülke arasında ki önünde yalnızca Amerika, Çin, Hindistan ve Rusya Federasyonu gibi nüfusu Ukrayna’nın en az üç katı olan ülkeler var. Aynı şekilde ülke, IT outsource’unda ise Avrupa birincisi. Yazılım ve bilişim sektörü, ekonomide kümülatifte %17 küçülme yaşanan 2014 ve 2015 yıllarında bile kan kaybetmedi ve çift haneli büyüdü. Ukrayna’nın bu alandaki geleceği ise bugünkünden de parlak. Zira hem ülkenin değeri zamanla daha çok anlaşılıyor hem de Ukrayna üniversiteleri özellikle mühendis kökenli yazılımcı yetiştirmeye büyük bir hızla devam ediyorlar. Ukrayna’da 180 bin kişilik yazılım ve bilişim ordusuna yılda en az 15 bin kişi daha ekleniyor. 4000 binden fazla bilgiişlem firması faaliyet gösterirken, elektronik ticaret, oyun, iletişim ve yazılım gibi alanlarda yerel ve global 150’den fazla AR-GE merkezinin bulunduğu ülkede, son olarak bu AR-GE merkezleri arasında dünya devi Google da katıldı. 2018 yılında yazılım ve bilişim ihracatından 4.5 milyar dolar gelir edilirken, 2019’da ise ihracat 5 milyar $’ı aştı ve sektör ülkenin başat döviz kazanç kalemlerinden biri haline geldi. İşte bu ekosistem zaten bugün büyüklüğü 3 milyar doları aşan e-ticaret sektörünün sürdürülebilir bir biçimde büyümesinin ve sınır ötesi ticaretin de bu sistemin önemli bir parçası olmasının hızlandırıcısı, kolaylaştırıcısı hatta garantörü. Ukrayna’da sınır ötesi e-ticaretin ve özellikle de Çin’den bu yolla gelen ithalatın patlaması 2016’da devlet posta şirketi Ukrpoşta’nın Çin’e gitmesi ve Alibaba Group’un kargo şirketi Cainiao ile antlaşma imzalamasıyla oldu. Her yıl Çin’den gelen ürün miktarı artarken, 2019’da bu sayı 32 milyon parsele ulaştı. Kargo sistemi iki ülke arasında adeta yeni İpekyolu’nu inşa…
TUİD Başkanı Pehlivan: Kriz tecrübesi bulunan Türkiye ve Ukrayna’nın potansiyeli yüksek
Türk Ukrayna İşadamları Derneği (TUİD) Başkanı Burak Pehlivan, AA muhabirine pandemi sonrasında Türkiye ve Ukrayna arasında oluşacak iş fırsatları hakkında bilgi verdi. Koronavirüs pandemisi nedeniyle dünya ekonomisinde kartların yeniden dağıtıldığı, büyük değişim ve dönüşümlerin gerçekleşeceği bir dönemin yaşanacağını anlatan Pehlivan, bu dönemin aynı zamanda bilinmezliklerle dolu olduğunu söyledi. “Yeni şartlara hızla uyum sağlayanın bugüne kadar hiç olmadığı kadar avantajlı çıkacağı yeni bir döneme giriyoruz.” diyen Pehlivan, şunları kaydetti: “Kriz deneyimi olmayan, bu kadar çetin kriz şartlarıyla yaşayan hiçbir neslinin karşılaşmadığı batıya, gelişmiş ülkelere göre kriz deneyimi yüksek Türkiye ve Ukrayna gibi ülkelerin karşılaştırmalı üstünlükleri olabilecekleri bir ekosistem ile karşı karşıyayız. İmkan ve kabiliyetlerimizi doğru tanımlayabilir, yeni şartlara bekleyerek değil, stratejilerimizi doğru bir biçimde oluşturarak, çalışarak, her daim enerjimizi ve azmimizi koruyarak girebilirsek, kriz sonrası dönemde bambaşka bir dünyaya uyanabiliriz. Türkiye ve Ukrayna ekonomik ve ticari ilişkilerinin yeni bir evreye taşınması için önümüzde, bugüne kadar hiç olmadığı kadar büyük bir potansiyel var. Ve bu potansiyeli realize etmeye geçmişten çok daha hazır bir iş dünyasına ve elverişli ekosisteme sahibiz.” “Ukrayna’da ekonominin geri gelişi yine hızlı olacak” Koronavirüs krizinin tüm dünyayı derinden etkilediği gibi Ukrayna ekonomisi de etkilediğini belirten Pehlivan, hükümetin tahminine göre ekonominin 2020’de yüzde 3,6 küçüleceğini söyledi. İlk olarak 1991 yılında Sovyetler Birliği’nin yıkılmasıyla müthiş bir şok yaşayan, birkaç yılda ekonomisi yarıdan fazla küçülen Ukrayna’nın, 2009 yılında yüzde 16 küçüldüğünü hatırlatan Pehlivan, “Yaşadığı tüm krizler Ukrayna’nın serbest piyasa ekonomisine adaptasyonunu hızlandırmış, yapısal reformlar için katalizör etkisi yapmış, dış ticarette liberalleşmeye gidilmesini sağlamış, batı ile bütünleşme kadar aralarında Türkiye’nin de yer aldığı eski ve yeni ticaret ortaklarıyla ilişkileri güçlendirmişti. Krizlere alışkın, daha kötüsünü defalarca görmüş Ukrayna’da ekonominin geri gelişi de yine hızlı olacak, hatta ileriye dönük daha sağlıklı büyüme oranları yakalanabileceği, ülke için refah artışının ivmeleneceği bir ekosisteme girmemiz şaşırtıcı olmayacaktır.” diye konuştu. Tarım potansiyeli Ukrayna’nın en büyük avantajı Pehlivan, Ukrayna’nın, dünyanın en değerli toprağı olan kara toprağın (çernozyom), Dünya rezervlerinin üçte birini ve yine Avrupa’nın ekilebilir, dikilebilir topraklarının yüzde 30’unu sınırları içerisinde bulundurduğunu söyledi. Ülkenin 42 milyon hektarlık tarım arazisine sahip bir tarım devi olduğunu aktaran Pehlivan, “Ukrayna, Avrupa Birliği’ne geçtiğimiz yıl yaptığı 7,26 milyar dolarlık tarım ihracatı ile birliğin, Amerika Birleşik Devletleri ve Brezilya’dan sonra en büyük 3. gıda tedarikçisi haline gelirken, AB’nin 2019 yılındaki tarım ve gıda ürünleri ithalatındaki artışın yarıdan fazlası Ukrayna’dan kaynaklandı. Geçtiğimiz yıl yüzde 18,8 artışla 22,4 milyar dolara ulaşan tarım ürünleri ihracatının Ukrayna’nın toplam ihracatındaki payı ise yüzde 39’dan, yüzde 44’e çıktı.” bilgilerini verdi. Tarım makine sanayisine Ukrayna çağrısı Ukrayna’da bu ay çıkan yasayla 2001 yılında kabul edilen ve tarım arazilerinin alım satımını yasaklayan moratoryumun iptal edildiğini aktaran Pehlivan, şöyle konuştu: “Ukrayna’da tarım arazilerinin alım satımının önü açıldı. İlk etapta 100 hektara kadar araziler alınıp satılabilecek. 2024’ten sonra ise bu sınır 10 bin hektara çıkarılacak. Bu yasa iki açıdan önemli. Birincisi 20 yıl sonra Ukrayna’da tarım arazisi piyasası oluşturuyor. İkincisiyse 100 hektarlık sınırlandırma mevcut tarım tekelleri dışında alternatif tarımın da önünü açacak. Mevcut durumda, araziler alınıp satılamadığı için çiftçi bankaya arazisini teminat olarak gösteremiyor ve finansmana ulaşamıyordu. Türk firmalarımız açısından böylece yeni konjonktürde iki fırsat ortaya çıkıyor. Seracılık, bağ, bostan tarımı konusunda müthiş bir altyapısı olan, know-howa, ticaret deneyimine ve sermayesine sahip Türk tarım firmalarımız Ukrayna’da müthiş potansiyeline rağmen emekleme noktasında olan bu alanda geniş iş birliği…
Güvenilir dezenfektan nedir ?
Zarflı virüsler; nükleik asitler, protein ve moleküler bağlarla bir arada tutulan yağlı bir dış zardan oluşur. Dezenfektanlardaki alkol, dış zarın üzerindeki yağı çözerek parçalar ve virüse ait proteinlerin, nükleik asitlerin zar dışına çıkmasına neden olur. Bu sayede zarflı virüslerin yapıları bozularak yok edilmeleri sağlanır. Dezenfektan kullanımı sadece içinde bulunduğumuz bu zor süreçte değil Covid-19 sonrasında da zararlı tüm mikroorganizmalardan ve çeşitli bulaşıcı hastalıklardan korunmak için kazanılması gereken en önemli alışkanlıklardan biri olmalıdır. Başta sağlık profesyonelleri olmak üzere pek çok kişi salgın öncesinde de dezenfektanları biliyor ve kullanıyordu; pandemi ile birlikte son tüketici tarafında da bu ürünlere talepte büyük bir artış söz konusu oldu. Talep bu kadar yoğun olunca haliyle arz da hızla beraberinde geldi ve dezenfektan üretiminde tecrübeli tecrübesiz pek çok kişi ya da firma krizi fırsata çevirme gayesi ile üretim işine girdi. Bu dönemde piyasada pek çok ruhsatsız ürün yerini alırken bundan yine en çok etkilenen insan sağlığı oldu. İnsanlar için doğru ve kaliteli ürünü ayırt edip seçmek ne yazık ki fazlasıyla zorlaştı. Işte bu sebeple hepimiz bilinçli tüketiciler olmalı, sağlığımızın en temel koruyucularından olan dezenfektan ürünlerini tercih ederken hassas ve özenli davranmalı, güvenilir ürünleri tercih etmeliyiz. Peki Güvenilir Dezenfektan Nedir? Öncellikle güvenilir bir dezenfektan mutlaka T.C. Sağlık Bakanlığı tarafından onaylı biyosidal ruhsata sahip olmalıdır. Alkol oranı minimum %60 olmalı. Kullanılan alkol türü insan sağlığı için risk taşımamalıdır. Toksik etkiye sahip hiç bir bileşen içermemelidir. Bakterisidal, fungusidal ve virusidal etkinliğe sahip olmalıdır. Etkinliği bağımsız laboratuvarlarca kanıtlanmalıdır. Hızlı ve etkili koruyucu özellik gösterebilmelidir. Cilde zarar vermemeli, içeriğinde uygun nemlendiriciler barındırarak cildin dokusunu korumalıdır. Ellerde yapışkanlık hissi bırakmamalı, kullanıcıya kullanım konforu sağlamalıdır. Kötü kokmamalı, kokusu ile rahatsızlık hissi vermemelidir. Kalitesiz ve ucuz alkol kullanımının ürünün kötü kokmasına neden olduğu bilinmelidir. Ürün etiketinde üreticiye, içeriğe, üretim ve son kullanma tarihine ilişkin bilgiler muhakkak bulunmalıdır. Ürünün SKT’si geçmiş olmamalıdır. 20 Yıllık Medikal Tecrübe ile Üretilen KONIX… KONIX El Dezenfektan Jeli, T.C. Sağlık Bakanlığı tarafından onaylı Türkiye’nin ilk biyosidal ruhsatlı el dezenfektan jelidir. ABD Gıda ve İlaç Dairesi tarafından “FDA” onaylıdır. Bakteri, virüs ve mantarlara karşı %99.9 koruma sağlar. EN 14476 standartlarına uygun test edilmiştir ve EN 14476 standartlarında belirtilen, MERS ve SARS ailesi virüsleri dahil tüm virüslerde, antiviral aktivite gösterdiği klinik çalışmalarca kanıtlanmıştır. Hızlı etki gösterir. 30 saniye’de antimikrobiyal etki ile hızlı korur. Cildinizi kurutmaz. Piyasadaki bir çok üründen farklı olarak, KONIX ürünleri içerdiği özel nemlendiriciler sayesinde alkolden kaynaklanan zararı gidererek ellerinizde yumuşak bir his bırakır. Yapışkanlık hissi vermez, hızlı kurur ve durulama gerektirmez. Hoş kokusu ile keyifli kullanım sağlar. Tüm bu özellikleri ile sağlık profesyonellerinin de tercihi olan KONIX dezenfektan ailesinin tüm ürünlerini güvenle kullanabilir; kendinizin ve sevdiklerinizin sağlığını korumak için gönül rahatlığı ile tercih edebilirsiniz.



























