İSTANBUL HAVALİMANI EN HEYECAN VERİCİ HAVALİMANLARI ARASINA GİRDİ
CNN International dünyanın yeni açılan ve en heyecan verici havalimanlarını açıkladı. Türkiye’den listeye İstanbul Havalimanı girdi. İşte o liste ve İstanbul Havalimanı için kullanılan ifadeler: -Ilan ve Asaf Ramon Uluslararası Havalimanı- İsrail Ilan ve Asaf Ramon Uluslararası Havalimanı, 473.5 milyon dolara inşa edildi. Havalimanı Moshe Tzur Mimarlık ve Amir Mann-Ami Shinar Mimarlık tarafından tasarlandı. -Singapur Changi Havalimanı– Singapur Singapur Changi Havalimanı yerleşkesi içerisinde inşa edilen “Jewel Changi Airport“, 17 Nisan 2019 tarihinde resmen açılıyor. 11-16 Nisan günleri arasında ise isteyenler, Jewel Changi Airport kısmını açılış öncesinde inceleme fırsatını bulacak. Jewel Changi Airport’un içerisinde faaliyet gösterecek dükkânların yüzde 90’ından fazlasının açılış gününde hazır olacağı belirtiliyor. -Carlisle Lake District Havalimanı– İngiltere Carlisle Göller Bölgesi’nde yer alan havalimanı açılışında gecikme yaşamıştı. Bölgenin adını taşıyan havalimanı 2019 yazında işletmeye açılacak. -Murcia-Corvera Havalimanı- İspanya 2019’da açılan havalimanı, İspanyol turist destinasyonlarından birine açılan kapı olarak yorumlanıyor. -Pekin Daxing Uluslararası Havalimanı – Çin Proje bütçesinin 12 milyar dolar olarak açıklandığı havalimanı, Pekin şehir merkezine 46 kilometre mesafede inşa edilmekte. Havalimanı ayrıca ekonomik olarak kalkındırılmak istenen Hebei ve Tianjin şehirlerine de hizmet verebilecek yakınlıkta. -İstanbul Havalimanı– Türkiye İstanbul’un yeni havaalanı dünyanın en büyüklerinden biri olmayı hedefliyor. Havaalanı henüz tamamlanmamış olabilir, ancak lale şeklindeki kontrol kulesi ve çarpıcı tasarımı, Berlin’deki 2016 Dünya Mimarlık Festivali’ndeki “Gelecek projeler – Altyapı” kategorisinde birincilik ödülü kazandı. Havalimanı ‘büyümek için inşa edildi’, bitiminde 200 binden fazla yolcu kullanacak. Kaymak: ulasimonline.com
ÇİN, ABD’Yİ GEÇEREK AVRUPA BİRLİĞİ’NİN BİR NUMARALI TİCARİ PARTNERİ OLDU
Çin, ABD’yi geçerek Avrupa Birliği’nin bir numaralı ticari partneri oldu banner157 Çin, Amerika Birleşik Devletleri’ni (ABD) sollayarak, 2020’de Avrupa Birliği’nin (AB) birinci ticari partneri oldu. Bu konumu Çin, ekonomisinin Covid-19 salgınından Batılı partnerlerine kıyasla daha hızlı kurtulup onlardan daha önce canlanmasına borçlu. Avrupa İstatistik Enstitüsü’nün (Eurostat) açıkladığı verilere göre, geçtiğimiz yılın bütünü itibarıyla Çin’in Avrupa Birliği ile ticareti, ihracatın ve ithalatın toplamı olarak 586 milyar dolara ulaştı. AB’nin ABD ile ticaret hacmi 555 milyar dolarda kaldı. Dolayısıyla Eurostat, bildirisinde Çin’in 2020 yılında AB’nin baş partneri olduğunu vurguladı. Eurostat’ın verilerine göre bu sonuç, AB’nin Çin’den yaptığı ithalatın 2020’de, bir yıl öncesine kıyasla yüzde 5,6; Çin’e yaptığı ihracatın da yine aynı dönemler kıyaslandığında yüzde 2,2 artmış olmasından kaynaklanıyor. Yine 2019 ile 2020 arasında AB’nin ABD’den ithalatı yüzde 13,2; ihracatı yüzde 8,2 oranlarında düştü. Geçen yılın ilk çeyreğinde Covid-19 pandemisi nedeniyle gerilemiş olan Çin ekonomisi, daha sonra hızla toparlanmakla kalmadı, yıl sonunda bir yıl öncesinin düzeyini bile aştı. Bu suretle Çin, Avrupa’dan özellikle otomobil ve lüks ürün sektöründe alımları artırdı. Çin’in Avrupa’ya ihracatı ise tıbbi ekipman ve elektronik ürünlerde odaklanan yoğun bir taleple karşılaştı. Dolayısıyla AB’nin Çin’e karşı dış ticaret açığı 2019’daki 164,7 milyar Euro’luk değeri 2020’de 181 milyara çıktı. Aynı sürede AB’nin ABD’ye karşı dış ticaret fazlası yaklaşık 151 milyar Euro düzeyinde sabitleşti. AB’nin üçüncü büyük dış ticaret partneri ise Çin ve ABD’den sonra birlikten ayrılan Birleşi Krallık oldu. Ancak AB’nin bu ülkeye ihracatı geçen yıl yüzde 13,2; ithalatı ise yüzde 13,9 oranında azaldı. Kaynak: transmedya.com
İMALAT SEKTÖRÜ İÇİN 300 MİLYON DOLARLIK ANLAŞMA
KOSGEB, Japonya Uluslararası İşbirliği Ajansı (JICA) ile kredi anlaşması imzaladı. JICA kredisi, Dünya Bankası ile koordinasyon içerisinde eş finansman projesi çerçevesinde sağlandı. 300 milyon dolarlık anlaşma, pandemiden etkilenen imalat sanayisindeki mikro ve küçük işletmeler ile 2017 yılı sonrası kurulan teknoloji tabanlı start-up’ları kapsıyor. Anlaşma, işletmelerin finansmana kolay erişimini sağlayacak. KAZAN-KAZAN ANLAYIŞI Anlaşmaya ilişkin imzalar, KOSGEB Başkanı Hasan Basri Kurt ile JICA Türkiye Başkanı Nobuhiro Ikuro tarafından atıldı. Törende konuşan KOSGEB Başkanı Hasan Basri Kurt, kazan-kazan anlayışıyla JICA ile iş birliklerini bundan sonra da arttırmayı istediklerini belirterek “Türkiye, yatırımlar açısından önemli bir coğrafi pozisyona sahip. Genç iş gücümüz fazla. Bunların değerlendirilmesi, katma değer üretir hale getirilmesi için Japon dostlarımızla ortak çalışmaktan mutluluk duyacağız.” dedi. SOSYAL ANLAMDA DA ÖNEMLİ JICA Türkiye Ofisi Başkanı Ikuro, kredi anlaşmasına imza atmaktan dolayı büyük memnuniyet duyduğunu ifade ederek “Bu projenin Türkiye ekonomisinde kilit rolü olan mikro ve küçük ölçekli işletmeler için öneminin farkındayım. Özellikle bu tip işletmelerde çalışanların işlerini koruması açısından yani sosyal anlamda da önemli bir proje olduğunu düşünüyorum. Mikro ve küçük ölçekli işletmelerin korona döneminde ve sonrasında kendinden emin şekilde Türk ekonomisine katkı sağlayacağını umuyor ve diliyorum.” diye konuştu. İMZALAR ATILDI Konuşmaların ardından Kurt ve Ikuro, mikro ve küçük işletmelere hızlı destek sağlayacak anlaşmayı imzaladı. KOSGEB Başkanı Kurt, günün anısına Ikuro’ya kahve fincanı hediye etti. TEKNOLOJİ TABANLI START-UP’LAR Anlaşma, imalat sektöründeki mikro ve küçük işletmeler ile 2017 yılı sonrasında kurulan imalat, bilgisayar programlama ve bilimsel Ar-Ge sektörlerindeki teknoloji tabanlı start-up’ları kapsıyor. Pandemi öncesinde de kısıtlı ekonomik imkanlarla Ar-Ge çalışmaları yürüten teknoloji tabanlı start-up’ların salgın döneminde yaşadıkları finansal güçlükleri aşmaları için bu anlaşma büyük önem taşıyor. Görüntü için ftp adresi : ftp://212.174.38.248/
130 BİN İŞLETMENİN YARARLANMASINI ÖNGÖRÜYORUZ
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, KOSGEB’in 5 milyar TL bütçeli yeni destek programını duyurdu. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank da programın ayrıntılarını anlattı. KOSGEB’in Kovid-19’dan zarar gören imalat sektöründeki işletmeler ile 2017 ve sonrasında kurulan teknoloji tabanlı start up’lar için bu programı başlattığını ifade eden Bakan Varank, başvuruları 3-21 Mayıs arası alacaklarını kaydetti. Varank, mikro ölçekli işletmelere 30, küçük işletmelere 75 bin TL üst limitli destek vereceklerini vurgulayarak “Teknoloji tabanlı start-up’ların test ve sertifikasyon gibi ihtiyaçları için de 25 bin TL’ye kadar ilave destek sağlayacağız. Toplamda yaklaşık 130 bin işletmemizin bu programdan yararlanabileceğini öngörüyoruz.” diye konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, MKE’de katıldığı etkinlikte “KOSGEB vasıtasıyla toplamda 5 milyar TL bütçeli yeni bir destek programı başlatıyoruz.” diyerek programı duyurdu. AKSİYON ALDIK Bakan Varank da daha sonra yaptığı açıklamada tüm dünyayı etkisi altına almaya devam eden pandeminin, bütün iş yapma biçimlerimizi değiştirdiğini söyledi. Sosyal hayattan ekonomiye, sanayiden teknolojiye kadar hayatın her alanında yeniliklerin bir biri ardına geldiğini kaydeden Varank, “Bu dönemde Kovid-19’a karşı ilk aksiyon alan ülkelerden biri olduk.” dedi. ENSTRÜMANLARI KULLANMAYA BAŞLADIK Bakan Varank, “Bu süreçten elbette ekonominin belkemiği olarak kabul ettiğimiz KOBİ’lerimiz de etkilendi. Pandeminin KOBİ’ler üzerindeki bu etkisini azaltmak için elimizdeki tüm enstrümanları aktif şekilde kullanmaya başladık.” diye konuştu. KOBİ’LERİN NABZINI TUTTUK Varank, KOSGEB alacaklarını 3 ay süreyle ertelediklerini, projelere de 4 ay ek süre tanıdıklarını anlatarak “Süreç boyunca yaptığımız anketlerle de KOBİ’lerimizin nabzını tutarak taleplerini almayı ihmal etmedik.” dedi. Bu olağanüstü dönemi, proaktif bir yönetim anlayışıyla sürdürmeye devam ettiklerinin altını çizen Varank, şöyle devam etti: YENİ PROGRAM: Bildiğiniz gibi sayın Cumhurbaşkanımız KOSGEB vasıtasıyla toplamda 5 milyar TL bütçeli yeni destek programımızı duyurdu. Mikro ve Küçük İşletmelere Hızlı Destek Programı; imalat, bilgisayar programlama ve bilimsel Ar-Ge gibi sektörlerde faaliyet gösteren mikro ve küçük işletmelerin finansmana kolay erişimini hedefliyor. ÖDEMELER 2024’TEN SONRA: Bu program ile Kovid-19’dan etkilenen işletmelerimizi destekleyeceğiz. 2020’da 2019’a kıyasla belirli bir gelir kaybına uğrama veya nakit akışı bozulma durumuna bakacağız. Kapsama giren ve 2020 yılı Mart ayı istihdamını koruyan işletmelerimiz, geri ödemeli bu desteğimizden faizsiz olarak yararlanabilecek. İşletmelerimiz 3 yıl sonra yani 2024’ten itibaren ödemelerini eşit taksitlerle yapacak. TEKNOLOJİK FAALİYETLERE İLAVE 25 BİN TL: Bu programımız ile bir yıl önceki istihdamlarını koruyan işletmelere mikro ölçekliyse 3 ayda toplamda 30, küçük ölçekliyse yine 3 ayda toplamda 75 bin TL’ye kadar destek vereceğiz. Teknoloji tabanlı start-up’ların bu yıl içinde gerçekleştirdikleri veya gerçekleştirmeyi planladıkları teknoloji faaliyetleri için de ekstra 25 bin TL’ye kadar ilave destek sağlayacağız. Yine bu start-up’lara özel olarak, gelir kaybı veya nakit akışı kriterine bakmayacağız. İŞLETMELERE ÇAĞRI: Toplamda yaklaşık 130 bin işletmemizin bu programdan yararlanabileceğini öngörüyoruz. Şu anki hedefimiz, Haziran ayında ilk destek ödemelerini yapmak. Mikro ve küçük ölçekli şartları tutan işletmelerimizin finansmana hızlı ve kolay erişimini sağlayacak bu desteğimizin Türkiye’deki KOBİ ekosistemine hayırlı uğurlu olmasını diliyorum. Bu vesileyle mikro ve küçük işletmeleri, bu programımızdan yararlanmaya davet ediyorum.
TÜM DEVLET DESTEKLERİ BİR TIK UZAKLIKTA
Tüm devlet desteklerini tek bir platformda toplayan www.yatirimadestek.gov.tr, yatırım yapmak, iş fikirlerini hayata geçirmek isteyenlerin yeni adresi oldu. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, kamu tarafından verilen hibe, teşvik ve desteklerin tek bir çatı altında sunulduğu internet sitesini videolu bir mesaj ile anlattı. Bakan Varank, mesajında, “Yatırım yapmak, fikrini ticarileştirmek isteyenlerin işi artık daha kolay. Devletin verdiği destek, teşvik ve hibeleri tek çatı altında www.yatirimadestek.gov.tr adresinde topladık. Yatırımcının, girişimcinin işini kolaylaştırmaya var gücümüzle devam ediyoruz!.” ifadelerini kullandı. YATIRIMA İLİŞKİN TÜM SÜREÇLER Bakan Varank’ın sosyal medyada paylaştığı videoda, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Kalkınma Ajansları Genel Müdürlüğü tarafından hayata geçirilen web sitesinin yatırıma ilişkin tüm süreçleri ayrıntıları ile aktardığı ifade ediliyor. GELİŞMİŞ ALGORİTMA Web sitesinin ana sayfasında yer alan arama motoru hızlı ve güvenilir sonuçlar veriyor. Destek ilanlarının özet veya detaylı bilgilerine anında erişim sağlayan sitede, gelişmiş arama algoritması ile daha detaylı aramalar da yapılabiliyor. TEŞVİK ROBOTU Sitede bulunan “Teşvik Robotu” ile yatırım yapılması düşünülen şehir ve sektörle ilgili ayrıntılara yer veriliyor. Yatırım teşvikinin getirisini tahmini olarak paylaşan sitede, “Yatırımcı Sözlüğü” ile destekler ya da yatırım ile ilgili teknik terimlerin anlamı öğrenilebiliyor. YATIRIM FIRSATLARI Sitenin “Yatırım Fırsatları” bölümünde yerel, ulusal ve küresel fırsatlara yönelik hazırlanmış ön fizibilite çalışmaları da bulunuyor. Örnek yatırım konularıyla ilgili özet bilgilere ulaşılabiliyor. Yatırım maliyetleri ve geri dönüş süresiyle ilgili detaylı bilgiler edinilebiliyor. UZMANLARA ANINDA ULAŞILABİLİYOR Sitede yer alan “Soru-cevap” sayfasında, Kalkınma Ajanslarının 81 ilde görev yapan yatırım destek ofisi uzmanlarına anında ulaşılabiliyor. Böylece yatırım süreçleri, yatırımı hayata geçirmek için verilecek devlet destekleri ve yatırım boyunca ihtiyaç duyulan danışmanlık hizmetine kolayca erişim sağlanabiliyor. TÜM GELİŞMELERDEN HABERDAR OLUN “www.yatirimadestek.gov.tr” adresine kayıt yaptıran kullanıcılar, devlet destekleriyle ilgili tüm gelişmelerden anında haberdar olabiliyor. YENİLİKÇİ BİR YAKLAŞIM Yatırımcılara destek olma konusunda bütüncül ve yenilikçi bir yaklaşım olarak hayata geçen www.yatirimadestek.gov.tr, Kalkınma Ajansları Genel Müdürlüğü koordinasyonunda Kalkınma Ajansları Yatırım Destek Ofislerinin iş birliğiyle hazırlandı. Haberin Videosu için : youtu.be/yAI0OZPeAww
140 BİN DOZ AŞIYI SAKLAYABİLECEK KAPASİTEDE
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, Öztiryakiler firmasının ürettiği aşı saklama dolabına ilişkin, “Bu buzdolabı 140 bin dozdan fazla aşıyı saklayabilecek kapasitede bir dolap. Boyutlarına baktığınızda eczanelerde ya da hastanelerde çok rahat kullanılabilecek bir dolaptan bahsediyoruz. İşte bizim katma değerli üretimden kastımız budur.” dedi. Endüstriyel Mutfak Ürünleri ve Sahrada Yaşam Üniteleri alanında Türkiye’nin lider şirketleri arasında bulunan Öztiryakiler 4 bin 500’den fazla ürün çeşidiyle 130’dan fazla ülkeye ihracat yapıyor. Aralarında; ABD, Rusya ve İtalya gibi devletlerin bulunduğu ülkelerin orduları şirketin 1000’den fazla ürününü kullanıyor. Bakan Varank, İstanbul’daki programı kapsamında, endüstriyel mutfak ekipmanları sektöründe 130’dan fazla ülkeye ihracat yapan Öztiryakiler firmasını ziyaret etti. Bakan Varank’a ziyaretinde Bakan Yardımcısı Hasan Büyükdede ve Öztiryakiler Yönetim Kurulu Başkan Vekili Tahsin Öztiryaki eşlik etti. Heyetle tesisin üretim ve Ar-Ge alanlarını gezen Bakan Varank, fabrikada yerli ve milli olarak üretilen ürünleri ve özellikle yurt dışına satışa hazırlanan aşı saklama dolabını yakından inceledi. Bakan Varank ziyaretinin ardından yaptığı değerlendirmede şunları söyledi: ÇELİĞİ SANATA DÖNÜŞTÜRÜYORLAR: Öztiryakiler, endüstriyel mutfak konusunda Türkiye’nin en büyük firmalarından birisi. Firmamız birçok katma değerli ürün üretiyor. Paslanmaz çeliği adeta sanata dönüştürüp endüstriyel ürünler tasarlayan ve üreten bir firmamız. Endüstriyel mutfak dediğimizde sadece pişirme kısmı yok. Bunun yanında soğutucuları, ısıtıcılar, yemek pişirmeyle ilgili bütün malzemeler bunun içine giriyor. DÜNYA PAZARINDA: Burası Bakanlığımızın tescilli Ar-Ge merkezi. Bu Ar-Ge merkezinde kendi geliştirdikleri, Ar-Ge’sini yaptıkları ürünleri de seri şekilde üretip dünyaya satıyorlar. Cirolarının yüzde 60’ını ihracatları oluşturuyor. Dünyanın 130’dan fazla ülkesine ihracat yapabiliyorlar. Ben gerçekten fabrikayı gezmeden önce böyle bir yatırımı beklemiyordum, çok etkilendim. AR-GE ÖRNEĞİ ÜRÜN: Ar-Ge’nin önemi nedir diye baktığımızda bu ürün (aşı saklama dolabı) bunun en güzel örneklerinden bir tanesi. Biliyorsunuz aşılarla birlikte eksi 80 derecelerin üzerinde soğutma yapabilen buzdolapları gündeme gelmişti. İşte Öztiryakiler böyle bir dolabı çok kolay bir şekilde tasarladı ve üretti. Bu buzdolabı 140 bin dozdan fazla aşıyı saklayabilecek kapasitede bir dolap. Boyutlarına baktığınızda eczanelerde, hastanelerde çok rahat kullanılabilecek bir dolaptan bahsediyoruz. İşte bizim katma değerli üretimden kastımız budur. KALKINMA HAMLEMİZDE ÖNEMLİ İŞLER BAŞARACAĞIZ: Yakın zamanda firmamız Japonlarla bir ortaklığa da girişti. Dünyanın bu alanda faaliyet gösteren en önemli firmalarından bir tanesi Öztiryakiler’e ortak oldu. Firmamızın hedefi 10 yıl içinde dünyada ilk 3’e girmek. Böyle örnek firmalarımızla, katma değerli üretimle Türkiye’yi kalkındırma hamlemizde önemli işler başaracağız.” “YERLİ ÜRETİM DOLAP MUADİLLERİNDEN DAHA UCUZ” Öztiryakiler Yönetim Kurulu Başkan Vekili Tahsin Öztiryaki ise Bakan Varank’ın ziyaretinden dolayı son derece memnun olduklarını belirterek, kendisine teşekkür etti. Öztiryaki, Türkiye’de üretilen ürünlerin kullanılması konusunda dünyadaki büyük ülkelerin izlediği politikaların izlenmesi gerektiğini ifade ederek, sözlerini şöyle tamamladı: “Geleceğimiz ihracatta, kendi ürünlerimizi yapmakta. Savunma sanayisinde ortaya çıkan başarıyı biz kendi üzerimize düşen anlamda yerine getiriyoruz. Savunma sanayisine de bir anlamda hizmet ediyoruz… Bu aşı dolabı dünyadaki muadillerinden çok daha ucuza ve yerli malı olarak kullanıma hazır. Biz hazırız, bunu ticari amaçla yapmadık. Dolap adı geçtiği için yaptık. Eksi 85 derece dolap dediler, biz de dolap yapan bir firmayız niye yapmıyoruz diye yola çıktık ve yaptık. Şimdi bu konuda ihtiyaç oldukça yapmaya hazır olduğumuzu ifade etmek istiyorum.” TSK’NIN ANA TEDARİKÇİSİ Bakan Varank’ın üretim tesislerini gezdiği Öztiryakiler; Endüstriyel Mutfak Ürünleri ve Sahrada Yaşam Üniteleri alanında Türkiye’nin lider şirketleri arasında bulunuyor. Şirket 4 bin 500’den fazla ürün çeşidiyle 130’dan fazla ülkeye ihracat yapıyor. Öztiryakiler, aynı zamanda Türk Silahlı Kuvvetlerinin de ana tedarikcisi konumunda. BİNDEN FAZLA ÜRÜN ÇEŞİDİYLE ORDULARIN…
SANAYİ ÜRETİMİNDE YÜZDE 16,6 ARTIŞ
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, “Sanayi, martta da ekonomimizin lokomotifi olduğunu kanıtladı.” ifadesini kullandı. Bakan Varank, Twitter hesabından mart ayına ilişkin sanayi üretim endeksi verilerine dair değerlendirmede bulundu. Varank, paylaşımında “Sanayi, martta da ekonomimizin lokomotifi olduğunu kanıtladı. Sanayi üretimi, üst üste 11 aylık yükseliş eğilimini koruyarak bir önceki aya göre yüzde 0,7 bir önceki yılın aynı ayına göre ise yüzde 16,6 artış gösterdi.” bilgilerine yer verdi. Mart ayı verileriyle beklentileri aşan sanayi üretiminin bu yılın ilk çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre yüzde 2,6 arttığını belirten Varank, “Geçtiğimiz yılın aynı çeyreğine göre ise yüzde 12,3 yükselişle G-20 ülkeleri arasında sanayi üretimini en çok artıran ülkelerden biri olduk.” ifadesini kullandı. Bakan Varank, Türkiye’de sanayi üretiminin aylık ve yıllık değişimlerinin yanı sıra G-20 ülkelerinde sanayi üretiminin ilk çeyrekte elde ettiği yıllık değişimleri gösteren grafiği de paylaştı. Buna göre Türkiye, verisi açıklanan ülkeler arasında, Çin ve Arjantin’in ardından üçüncü sırada yer aldı. Sanayi üretimi ilk çeyrekte ABD, Almanya, Rusya ve Japonya’da düşüş gösterdi. AA
REKOR ÜRETİME RAĞMEN KONTEYNER KRİZİ UZAYACAK
Veriler konteyner ekipman üretiminin ilk çeyrekte rekor kırdığını gösterse de, uzmanlar yeni konteyner üretiminin bu yıl tahmin edilen %52’lik artışa rağmen talebe yetmeyeceği ve konteyner sıkıntılarının 2022’ye sarkabileceği görüşünde. Pandemiyle birlikte başlayan ve doğru noktada yeterince konteyner olmamasıyla büyüyen konteyner krizi, sektörün iki önemli leasing devinin öngörülerine göre – bu yıl görülecek rekor yeni üretime rağmen – 2022 yılına uzayabilir. Konteyner leasing şirketleri Triton International ve CAI Intenational, nisan ayında ilk çeyrek sonuçlarını açıklarken “konteyner kapasitesi yetersiz olmaya devam ettikçe, konteyner kiralayıcıları için kârlı bir yıl olacağı” beklentisini paylaştı. Freight Waves haberine göre, iki şirket de arzın yetersiz olması nedeniyle fiyatların yükseldiğine dikkat çekerek bu durumun muhtemelen 2022’ye de sarkarak leasing performansına olumlu etki edeceğine işaret etti. CAI International CEO’su “Deniz taşımacılığı yapan şirketlerin şu anda mücadele ettikleri konteyner kıtlığınına ilişkin bir rahatlama beklentileri yok. Yani bizim için görünüm en az yıl sonuna kadar ve muhtemelen 2022’ye de sarkacak şekilde, hayli iyi görünüyor” diye konuşuyor. Toplam kapasite %6-8 artabilir Dünyadaki toplam konteyner üretiminin yaklaşık yüzde 80’i sadece üç Çinli şirketten geliyor: CIMC, DIC ve CXIC. Üretimde rekor büyüme var ve konteyner sektörünü yakından izleyen Drewry verilerine göre bu yıl sektörün toplam yeni konteyner üretiminin geçen yıla göre yüzde 52 artacağı tahmin ediliyor. Tahminler bu rekor artışın toplam konteyner kapasitesini yüzde 6 ila 8 artıracağı yönünde. Ancak konteyner çok hızlı üretilebilen bir ürün değil ve üretim yatırımlarının zaman alması, kapasite kısıtını yeterince hızlı bertaraf etmeyi zorlaştırıyor. Bu yıl üretimde rekor görülecek İlk çeyrekte 1,4 milyon TEU konteyner üretimi ile çeyreklik üretim bazında tarihi bir rekor kırıldığını aktaran Drewry Shipping Consultans tahminlerine göre küresel konteyner hacmi 2020’de yüzde 5,8 artışla 45,7 milyon TEU’ya yükseldi. İlk çeyrekteki üretim 2020 son çeyreğe göre yüzde 10’un üzerinde, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 21’lik bir artışa denk geliyor. Rekor ilk çeyrek üretimin ardından Drewry yılın 4,7 milyon TEU üretimle kapatılacağı görüşünde. Drewry’den konteyner ekipmanları kıdemli analisti John Fossey “Mevcut üretim faaliyetine göre toplam 2021 üretiminin 4,7 milyon TEU’yu geçebileceğini öngörüyoruz. Bu en son 2018’de görülen 4,42 milyon TEU’luk rekorun da üzerine çıkılacağı, geçen yılki 3,1 milyon TEU’luk üretime göre yüzde 52’lik bir artış kaydedileceği anlamına geliyor” diye açıklıyor. Yıl sonuna kadar tüm üreticilerde üretim kapasitelerinin dolu olduğunu belirten Drewry, ilk çeyrek üretiminin yüzde 90’ının 40ft yüksek kübik konteynerden oluştuğu bilgisini veriyor. Yeni üretimin %45’i eskiyen konteynerleri yenilemeye gidiyor Yeni konteyner üretimi sadece artan talebi karşılamak için değil, 15 yıllık ömrünü dolduran konteynerlerin yerini doldurmak için de gerekiyor. The Load Star analizinde sektörde genelde konteynerler için 15 yıllık bir yaşam biçildiği belirtilerek 2005 ve 2009 yılları arasında üretilen konteynerlerin büyük bir kısmının faliyet hayatının yakında sona ereceği belirtiliyor. Bu yılki rekor üretim getiren siparişlerin yüzde 45’inin yenileme ihtiyaçlarına gittiğini belirten Fossey, 2000’li yılların sonunda çok fazla üretim gerçekleştiğini ve yeni üretimin yenilemeye gidecek payının gelecek yıl ve 2025’e kadar yüzde 60’ın üzerine çıkacağını aktarıyor. Limanlardaki sıkışma yeni kapasiteyle hemen çözülmez” Denizcilik sektörüne danışmanlık yapan Drewry’den konteyner analisti Fossey de konteyner leasing şirketleriyle aynı fikirde: “Bu rekor üretim de muhtemelen şu anda dünyadaki birçok denizcilik şirketi ve brokerin mücadele ettiği akut konteyner kısıtlarını hafifletemeyecek. Korkarım arz kısıtı yıl sonuna kadar devam edecek.” Fossey, taşıyıcılar yeni kapasiteye sahip olsa da, limanların bu kapasite artışına ayak urdurmasının da zaman alacağını…
ALİAĞA LİMANLARI TÜM ZAMANLARIN ELLEÇLEME REKORUNU KIRDI
Türkiye ekonomisinde sanayi ve ticaret denilince akla ilk gelen merkezler arasında yer alan Aliağa, son yıllarda yapılan dev yatırımlarla gerek sanayi gerekse de limanlarıyla adeta bir cazibe merkezi haline geldi. Aliağa limanları ve sanayisi pandeminin ekonomiye olan olumsuz etkisine rağmen 2020 yılında rekorlar kırmaya devam etti. 2020 yılında Aliağa limanlarında toplam elleçleme, gelen gemi sayısı ve konteyner elleçlemesinde tüm zamanların rekoru kırıldı. 2020’de Aliağa limanlarında toplam yük elleçlemesi 68 milyon 946 bin ton oldu. Limanlara gelen gemi sayısı ise 5 bin 356 adet olurken konteyner elleçlemesi ise 1 milyon 275 bin TEU olarak gerçekleşti. EN YOĞUN LİMAN Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’ndan elde edilen verilere göre, 2019 yılında Aliağa limanlarında 65 milyon 799 bin ton olan toplam yük elleçlemesi, 2020 yılında yüzde 4,78 artışla 68 milyon 946 bin ton rakamına ulaşarak tarihinin en yüksek rakamına ulaştı. 2019 yılında 1 milyon 132 bin TEU olan konteyner elleçlemesi ise 2020 yılında yüzde 12,63 oranında artarak 1 milyon 275 bin TEU’ya ulaştı. 2019 yılında toplam 5 bin 132 adet gemi hareketi olurken 2020 yılında bu sayı 5 bin 356’ya çıkarak Aliağa limanları İzmit’ten sonra Türkiye’nin en yoğun ikinci limanı oldu. DIŞ TİCARET FAZLASI Aliağa limanlarının ve sanayisinin 2020 yılı verilerini değerlendiren Aliağa Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Ertürk, korona virüs salgını neticesinde dünya ölçeğinde daralan ticaret hacminden dolayı yük bulmakta zorlanan limanların aksine Aliağa limanlarının stratejik konumu, yük miktarları ve lojistik kapasiteleri ile Avrupa ve dünya ticaretine; ayrıca küresel tedarik zincirlerine 2020 yılında önemli katkı sağlamaya devam ettiğini söyledi. Başkan Ertürk, Aliağa’nın 2020 yılında da dış ticaret fazlası vermeye devam ettiğini ifade ederek, bölgede ihracatın ithalatı karşılama oranının yüzde 152,4 olduğunu dile getirdi. Ortaya çıkan rakam ve rekorların bölge sanayisinin üretimde ve istihdamda olumlu ilerlemeleri gösterdiğini belirten Ertürk, “Limanlarımızın gösterdiği başarı, müteşebbislerin bölgeye olan yatırım iştahını da arttırıyor. Bu noktada 2021 yılında limanlarımızda yatırım programlarının devreye alındığını görüyoruz. Anılan veriler ışığında baktığımızda Aliağa’nın geleceğe bakışının hangi çerçevede olması gerektiğine işaret ediyor. Bölge sanayicisinin ve lojistik firmalarının sorunlarının çözümü, bölgemizde iş yapmayı tercih eden yatırımcıların ve ilçe halkının refahına olumlu etki edecek ve geleceğe umutla bakmamızı sağlayacak yatırımların bölgemize çekilmesi açısından da çok önemli olduğu aşikar” dedi. EKONOMİYE BÜYÜK KATKI Aliağa’nın mevcut ekonomik ve jeostratejik potansiyeli ile Türkiye’de istihdamın, üretimin ve ticaretin merkezi olma yolunda ilerlediğini ifade eden Başkan Ertürk, “Bölgemizdeki petrol ve petro kimya endüstrisi, enerji üretimi, demir çelik sektöründeki öncülüğü, organize sanayi bölgesi, ülkemizin doğalgazdaki sigortası olan LNG tesisleri, gemi söküm, liman ve lojistik yatırımları ile Aliağa, ülke ekonomisine en büyük katkıyı sağlayan merkezlerin başında yer alıyor” dedi. ‘SORUNLAR BİRLİKTELİKLE ÇÖZÜLMELİ’ Aliağa’nın ekonomide yeni normale geçişle birlikte büyüme ivmesinin çok daha yüksek olacağının altını çizen Ertürk, “Aliağa yatırımlarla hızla gelişiyor ve bu gelişimi sürdürülebilir hale getirebilmek için gelişime giden yoldaki sorunların kurumlar arası birliktelik içerisinde iyi irdelenmesi ve bu sorunlara çözümler üretilmesi gerekiyor. Birlikte hareket etmenin, sorunlarımızın çözümünde ve sürdürülebilir büyemeye katkılarını görmemezlikten gelmememiz, bölgemize ve ülkemize büyük katkılar sunacaktır” dedi. Kaynak: lojiport.com
2020 Son Çeyrekte Türkiye EkonomisiSınırlı Ölçüde Yavaşladı
COVID-19 salgını nedeniyle duraksamanın yaşandığı 2020 ikinci çeyrekte sert daralan Türkiye ekonomisi üçüncü çeyrekte güçlü bir toparlanma kaydetmiştir. 2020 üçüncü çeyrekte, mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış gayri safi yurtiçi hasıla (GSYH) bir önceki döneme kıyasla %15,6 büyürken, takvim etkisinden arındırılmış GSYH’de yıllık bazda büyüme %6,5 olarak gerçekleşmiştir. Arındırılmamış verilere göre GSYH’de yıllık bazda büyüme %5,5 olan piyasa ortalama beklentisinin üzerinde %6,7 seviyesinde gelmiştir. Ekonomideki bu toparlanmada özel sektör tüketimininve yatırım harcamalarının etkili olduğu görülürken, net dış talep büyümeyi sınırlamıştır. Üretim tarafından bakıldığında ise genele yayılan artışlar gözlenmiştir. Bu sonuçlarla, 2020 Ocak-Eylül döneminde GSYH 2019’un aynı dönemine göre %0,5 büyümüştür. 2020 ikinci çeyrekte 743,9 milyar dolar olan yıllıklandırılmış dolar bazında GSYH, 2020 üçüncü çeyrekte 736,10 milyar dolar seviyesine inmiştir. Döviz kurlarındaki oynaklık ve normalleşme sürecinin yol açtığı kapasite kısıtlarının yanında gıda fiyatlarındaki hızlı artışlarla enflasyon yükseliş eğilimini sürdürmektedir. Eylül’de %11,7 olan genel tüketici fiyatları endeksi (TÜFE) yıllık enflasyonu Aralık ayı itibarıyla %14,6 seviyesine yükselmiştir. Bu dönemde çekirdek enflasyon göstergelerinde döviz kurlarının gecikmeli etkileriyle yükselişler devam etmiştir. Bununla birlikte, döviz kuru ve uluslararası emtia fiyatlarındakigelişmelerin yol açtığı maliyet baskısıyla yurtiçi üretici fiyatları endeksi (Yi-ÜFE) yıllık enflasyonu Eylül’deki %14,3’ten Ekim’de %18,2’ye, Kasım’da %23,1’e ve Aralık’ta %25,1’e ulaşmıştır. Enflasyon görünümündeki artan riskler üzerine TCMB politika faizini yükseltirken, para politikası çerçevesinde sadeleşme adımları atmıştır. Ekim ayı toplantısında faizleri değiştirmeyen TCMB önce Kasım ayı toplantısında %10,25 olan haftalık repo faizini %15,00’a yükseltmiş, ardından bu oranı Aralık ayında %17’ye çıkarmıştır. Bununla birlikte, piyasanın fonlaması haftalık repo ihaleleriyle karşılanmaya başlanmıştır.Aynı zamanda TCMB reel kredi büyümesine dayalı ve sektörel bazda ayrışan zorunlu karşılık sistemini sonlandırarak sadeleşmeye gitmiştir. Bu kapsamda efektif olarak zorunlu karşılıklarda yükselişe gidilerek finansal koşullar sıkılaştırılarak enflasyonla mücadeleyi güçlendirmek amacıyla parasal aktarım mekanizması desteklenmiştir. Son olarak Ocak toplantısında faizleri değiştirmezken, sözlü yönlendirmesinde yaptığı değişikliklerle gerekmesi halinde ilave sıkılaştırma yapılabileceğini ve sıkı duruşun uzun süre korunacağını vurgulamıştır. Bankacılık Düzenleme ve DenetlemeKurulu salgın döneminde alınan tedbirleri kademeli olarak geri çekmeye başlamıştır. Bu kapsamda Aktif Rasyosu (AR) uygulamasının yıl sonundan itibaren sonlandırılmasına karar verilmiştir. Aynı zamanda yurtdışı yerleşiklerle yapılan işlemlere yönelik kısıtlamalar hafifletilmiştir. Son dönemde finansal piyasalar COVID-19’a karşı geliştirilen aşılara yönelik olumlu gelişmeler ile başlayan aşılama faaliyetleri, artan vaka sayıları ve dünya genelinde açıklanan makroekonomik verilerle yön bulmuştur. Gelişmiş ekonomilerde destekleyici para ve maliye politikaları korunurken, açıklananveriler küresel ekonominin artan vaka sayılarıyla bir miktar hız kesmiş olabileceğine işaret etmiştir. COVID-19’a karşı geliştirilen aşılara yönelik olumlu haberler orta vadede salgının kontrol altına alınma ihtimalini güçlendirmektedir. Uluslararası kuruluşlar bu gelişmeler sonrası küresel görünüme ilişkin beklentilerini bir miktar iyileştirse de risklerin sürdüğünü hatırlatmaktadır.
“En Çok Aşılama Yapan Ülkeler Arasındayız”
Sağlık Bakanı Dr. Fahrettin Koca, Sağlık Bakanlığı Bilkent Yerleşkesi’nde düzenlenen Koronavirüs Bilim Kurulu Toplantısı’nın ardından açıklamalarda bulundu. Bakan Koca, yaptığı konuşmada, Türkiye’nin 10 Nisan itibarıyla günlük vaka sayısının 52 bin 676, vefat sayısının 248, toplam vaka sayısının 3 milyon 798 bin 333, vefat sayısının 33 bin 702 olduğunu hatırlattı. Bakan Koca, mart ayının başından itibaren vaka durumlarını il, il gösteren bir harita yayınladıklarını anımsatarak, “Bu harita, vakaların her yerde artışta olduğunu gösteriyor. Kovid-19 risk haritamızsa nüfusun yüzde 80’inin çok yüksek risk grubundaki şehirlerde yaşadığını ortaya koyuyor. Şu anda iki önemli olumsuz faktör güçlerini bize karşı birleştirmiş, daha hızlı yol almamızı zorlaştırmaktadır. Faktörlerden biri, belirsizliğin verdiği gerginlik içinde zamanla yorulmuş olmamızdır, diğer olumsuz faktör virüsün yeni varyantlarıdır. Yorgunluğun haklı sebepleri var” dedi. “Varyantlarla mutantların işi zorlaştırdığı bir gerçektir” Bakan Koca, varyantın, ortaya çıktığı ilk şekle göre farklılık göstermiş virüs anlamına geldiğini söyleyerek, “Vaka artışlarında etkisi yüksek olan varyantlarla virüsün daha ciddi değişime uğramış bir şekli olan mutantların işi zorlaştırdığı bir gerçektir. Hızlı yayılım dışında, bunlar hastalığın daha ağır geçirilmesine de neden olabilmektedir” diye konuştu. “Yeni vakaların yüzde 85’i İngiltere mutasyonu kaynaklı” Koca, son haftalarda çok sayıda mutant ve varyant virüs tespit ettiklerini bildirerek, şöyle devam etti: “Yeni vakaların yüzde 85’i İngiltere mutasyonu kaynaklıdır. Virüsün değişime uğramış bu şekli, ilk koronavirüse göre daha hızlı yayılmaktadır. Bugün, virüsün dünyada yaygın olan tipi budur. Bunun dışında tespit edilen başka varyantlar var. Güney Afrika varyantı 11 ilimizde 285 kişide, Brezilya varyantı ise 9 ilimizde 166 kişide görülmüştür. Az sayıda olmakla birlikte Kaliforniya-New York ile B.1.525 varyantı da tespit edilmiştir. Dünya Sağlık Örgütü’nün yüksek bulaştırıcılığı nedeniyle sıkı takibini tavsiye ettiği E484K mutasyonuna ise 4 bin 820 vakada rastlanmıştır.” “Dramatik artış yok ama gelişmeler ciddi, veriler ikaz edicidir” “Türkiye genelinde yüzde 59 olan yatak doluluk oranı ve yüzde 67,4 olan yoğun bakım doluluk oranında dramatik artış yoktur ama gelişmeler ciddi, veriler ikaz edicidir” diyen Bakan Koca, “Sağlık hizmetlerimiz halen genel sağlık hizmetlerini muntazam olarak kapsayacak şekilde, eksiksiz sürmektedir. Şayet yükümüz önü alınamaz derecede ağırlaşırsa örneğini daha önce yaşadığımız gibi bir düzenlemeye gitmek zorunda kalabiliriz” şeklinde konuştu. Koca, bu bilgilerin, günlük hayatın, Kovid-19 test laboratuvarlarının ve vaka tablolarının gerçeği olduğunu belirterek, bu gerçeğin uyarısına dikkat edilmesi gerektiğini vurguladı. Kovid-19’la mücadele kapsamındaki aşılamanın etkisinin görüldüğüne işaret eden Koca, “Kasım ayında yoğun bakıma yatan hastaların yüzde 69’unu 65 yaş üstü oluştururken, bugün bu oran yüzde 53’lere kadar düştü. Belirlenen gruplardan başlayarak aşı programı devam ediyor. En çok aşılama yapan ülkeler arasındayız. Yakın zamanda hem tedarik yoluyla aşı çeşitliliğini sağlayarak hem de yerli aşı üretimiyle toplum bağışıklığını gerçekleştireceğiz” diye konuştu. “Türkiye, dünyada en çok aşı yapan 6’ncı ülkedir” Koca, şu ana dek 18 milyon dozdan fazla aşı yapıldığını bildirerek, “İkinci doz aşısını olan vatandaşlarımızın sayısı 7,5 milyonu bulmuştur. Bu bilgi ışığında, ister ‘Türkiye aşıda başarılı’ diyelim, ister ‘başarısızdır’ diyelim, şurası tartışma götürmez bir gerçektir: Türkiye, dünyada en çok aşı yapan 6’ncı ülkedir” bilgisini paylaştı.
TÜRKİYE İLE AZERBAYCAN ARASINDA E-TİCARET MUTABAKAT ZAPTI İMZALANDI
Ticaret Bakanı Pekcan ve Azerbaycan Ekonomi Bakanı Cabbarov, Türkiye ile Azerbaycan arasında e-Ticaret Mutabakat Zaptı’na imza attı. Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan, Bakü temasları kapsamında Azerbaycan Ekonomi Bakanı Mikayıl Cabbarov’la Türk ve Azerbaycanlı iş dünyasındaki STK başkanlarıyla yuvarlak masa toplantısına katıldı. Pekcan, toplantıda yaptığı konuşmada, Azerbaycan’ın Dağlık Karabağ’da elde ettiği başarıdan gurur duyduklarını, bugün iş dünyası ve hükümet temsilcileri olarak sahadaki başarıları ekonomik başarılarla taçlandırabilmek için bir araya geldiklerini söyledi. Türkiye ile Azerbaycan arasındaki Tercihli Ticaret Anlaşması’nın 1 Mart 2021’de yürürlüğe girdiğini hatırlatan Pekcan, “İkili ticaretimizin derinleşip çeşitlenmesi önemli. Bu anlaşmanın kapsamını genişletmek için çalışmalara başladık. Fakat tek millet vizyonu ile yola çıkarak tek pazar olarak yola devam edip Serbest Ticaret Anlaşması ile tamamlamayı hedefliyoruz. Bu doğrultuda ekonomik ilişkilerde en kapsamlı iş birliğini sağlamalı, fırsatları birlikte en iyi şekilde değerlendirmeliyiz. Türkiye ile Azerbaycan arasındaki ekonomik iş birliğinin derinleşmesi bölge ekonomisi için de çok şey ifade edecektir. Ayrıca, Türkiye ile Azerbaycan arasında artan ekonomik iş birliği, Orta Asya’daki Türki Cumhuriyetler ile olan etkileşimimizi de birlikte güçlendirecektir. Bu şekilde, hem ikili hem de bölgesel bir anlayışla, ekonomik iş birliğimizi stratejik bir biçimde ilerletmek için çalışmalarımızı müştereken sürdürmeliyiz.” dedi. Pekcan, Türkiye’nin AB ile mevcut Gümrük Birliği anlaşmasının önemli olduğu kadar Azerbaycan’ın da üçüncü ülkelerle olan mevcut tercihli ticaret düzenlemelerini son derece önemli gördüklerini, özellikle Ukrayna, Gürcistan ve Bağımsız Devletler Topluluğu coğrafyası gibi pazarlara giriş ve bu pazarlarla etkileşim açısından Azerbaycan’ın yatırımcılara sağladığı avantajın farkında olduklarını ifade etti. Türkiye ile Azerbaycan arasındaki karşılıklı yatırım ilişkilerinin oldukça memnun edici bir seviyede olduğunu söyleyen Pekcan, yatırımların daha da artması için hükümetler olarak her türlü desteği vermeye devam edeceklerini, bunun için “road show”lar düzenleyeceklerini bildirdi. Pekcan, Azerbaycan’ın Karabağ’da kazandığı zaferin Türkiye ile Azerbaycan ilişkilerinde her anlamda yeni bir açılım imkanı doğurduğunu, ikili ticaret, yatırımlar ve lojistikte yeni fırsatlar ortaya çıkardığını belirtti. 1 Nisan’da iki ülke arasında kimlikle geçiş sürecinin başladığını hatırlatan Pekcan, “Biz devlet olarak size her türlü kolaylığı sağlayacağız ama sizin de rol almanız gerekiyor. Bu yeni dönemi ve getirdiği fırsatları değerlendirme noktasında iş dünyamıza çok önemli rol düşmektedir. İşgal altından kurtarılan bölgelerdeki alt ve üstyapı projeleri, bu bölgelerde yapılacak yeni yatırımlar ve fabrikalar ile birlikte ticari faaliyetlerin artırılması, ortaya çıkan lojistik fırsatlar, ‘Orta-Koridor’ olarak nitelendirilen rotanın daha aktif kullanımı ve Azerbaycan’ın lojistikteki öneminin güçlendirilmesi gibi konular yeni dönemde, proaktif bir yaklaşımla üzerinde durmamız ve sonuç almamız gereken alanlardır. Hep birlikte, yakın iş birliği ve eşgüdüm halinde bu işi başarmalıyız, başaracağız.” şeklinde konuştu. Pekcan, hem Türkiye hem Azerbaycan devlet yetkililerinin ilişkileri geliştirme konusunda aynı görüşte olduğunu belirterek “Ticaretin kolaylaştırılması, gümrük ve lojistik alanlarındaki iş birliğinin artırılması, yatırımların karşılıklı artırılması gibi önemli gündem konuları çerçevesinde pek çok teknik hususu ele alıyoruz, çözüme kavuşturmak konusunda hemfikiriz.” diye konuştu. Bugün imzalanan e-Ticaret Mutabakat Zaptı’nın önemine de değinen Pekcan, “e-Ticaret gibi yenilikçi alanlar üzerinde çalışarak ilişkilerimizin geleceğine de yatırım yapıyoruz. Bizim amacımız (mutabakat zaptını) dijital ekonomik ortaklık anlaşması haline getirmek. Bu yönde de çalışmalarımıza hemen başlayacağız.” değerlendirmesinde bulundu. – “Ekonomik ilişkileri yepyeni bir boyuta taşıyabiliriz” Pekcan, iş dünyasından gelecek her türlü talep ve öneriye açık olduklarına işaret ederek şunları kaydetti: “Ülkelerimiz arasındaki ticari ve ekonomik ilişkilerde yeni bir döneme girdik. Tercihli Ticaret Anlaşmamızın yürürlüğe girmesi, kapsamının genişlemesi, Karabağ zaferinin getirdiği yeni imkanlar, Karabağ’da yapılacak yeni yatırımları, pandemi sürecinin küresel ekonomide yarattığı dönüşüm…
TİCARET BAKANI MUŞ, NİSAN AYI DIŞ TİCARET RAKAMLARINI AÇIKLADI
03.05.2021Ticaret Bakanı Mehmet Muş, nisanda ihracatın geçen yılın aynı ayına göre yüzde 109 artışla 18,8 milyar dolara ulaştığını belirterek, “Bu değerle tüm zamanların en yüksek nisan ayı ihracat rakamını ve ayrıca tüm yılların ikinci en yüksek aylık ihracatını gerçekleştirmiş bulunuyoruz.” dedi. Bakan Muş, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı İsmail Gülle’nin de katılımıyla yapılan basın toplantısında nisan ayı dış ticaret rakamlarını açıkladı. Muş, 21 Nisan’da devraldığı Ticaret Bakanlığı görevinde, vatana ve millete faydalı işler yapmanın en büyük amaçları olacağını söyledi. Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınıyla küresel ekonomi ve küresel ticaretin şimdiye kadar görülmemiş şekilde kritik dönemlerden geçtiğini ifade eden Muş, ekonomik bozulmanın ve daralmanın ötesinde ekonomik kapanmanın tartışıldığı bir dönem yaşandığını bildirdi. Muş, “pandemi” gerçekliğiyle 2020 yılında küresel ekonominin yüzde 3,3 daraldığına dikkati çekerek, “Şu ana kadar açıklanan çeyreklik büyüme verilerine ve öncü göstergelere baktığımızda, baz etkisini de göz önünde tutarsak 2021 yılının küresel ekonominin toparlanma yılı olacağı görülmektedir.” diye konuştu. Mutasyonlu koronavirüsün yayılımının artması ve aşı tedarikinde arzu edilen hızın henüz yakalanamamış olmasının da etkisiyle küresel tedarik sisteminde çeşitli aksaklıklar yaşandığına işaret eden Muş, buna bağlı olarak, lojistik ve girdi maliyetlerinde belirgin artışlar görüldüğünü dile getirdi. Muş, sahadaki gözlemlerinin, son dönemde konteyner fiyatlarının tarihi seviyelere yükseldiğini, ham madde ve emtia fiyatlarında ise önemli artışlar yaşandığını doğruladığını ifade ederek, bu durumun hem küresel ticaret hem de ulusal ticaret için risk oluşturduğunu kaydetti. – “İhracat pandemi öncesi seviyelerin de üzerinde tutundu” İhracatın 2020 yılının son çeyreği itibarıyla güçlü toparlanma yaşadığını vurgulayan Muş, “İhracatımız, 2021 yılının ilk çeyreğinde daha da ivmelenerek milli gelir büyümesinin en güçlü bileşeni haline gelmiştir. Ayrıca 2021 yılına ilişkin açıklanan göstergeler de Türkiye ekonomisindeki güçlü gidişata işaret etmektedir.” değerlendirmesinde bulundu. Muş, bu yılın ilk çeyreğinde ihracatın bir önceki yıla göre yüzde 17,2 artarak 50 milyar dolar, ithalatın ise yüzde 9,6 artışla 61 milyar dolar olduğunu belirterek, nisan ayı rakamlarına ilişkin şu bilgileri verdi: “Nisan ayında da ihracattaki güçlü performansımız devam etmiş, ihracatımız geçen yılın aynı ayına göre yüzde 109 artışla 18,8 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir. Bu değerle tüm zamanların en yüksek nisan ayı ihracat rakamını ve ayrıca tüm yılların ikinci en yüksek aylık ihracatını gerçekleştirmiş bulunuyoruz. Pandemi öncesi 2019 yılıyla karşılaştırıldığında ise ihracatımızın, nisan ayında yüzde 22,3 oranında arttığı görülecektedir. Bugün itibarıyla ihracatımızın pandemi öncesi seviyelerin de üzerinde tutunduğunu söyleyebiliriz. İthalatımız ise nisanda, geçen senenin aynı ayına göre yüzde 61,4 artışla 21,9 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir. Aylık ithalatımız pandemi öncesi dönemle karşılaştırıldığında, 2019 yılı nisan ayına göre ithalatımızın yüzde 21,1 oranında artış gösterdiği görülecektir. Böylece, nisan ayı dış ticaret açığımız, Nisan 2020’ye göre yüzde 31,9 azalarak 4,6 milyar dolardan 3,1 milyar dolara gerilemiştir. Bir diğer ifadeyle 2021 yılı Nisan ayında dış ticaret açığımız, bir önceki yılın aynı dönemine göre yaklaşık 1,5 milyar dolar azalmıştır.” – “Ocak-nisan döneminde ihracat yüzde 33,1 arttı” Bakan Muş, ihracatın ithalatı karşılama oranının nisanda geçen yılın aynı ayına göre 19,5 puan artışla yüzde 66,2’den yüzde 85,7’ye yükseldiğini bildirdi. Enerji ithalatı hariç tutulduğunda ise ihracatın ithalatı karşılama oranının 25,8 puan artışla yüzde 97,7 olarak gerçekleştiğine dikkati çeken Muş, şunları kaydetti: “Ocak-nisan döneminde ihracatımız yüzde 33,1 artışla 68,8 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir. İthalat ise ocak-nisan döneminde, yüzde 19,8 artışla 82,9 milyar dolar olarak kayıtlara geçmiş bulunmaktadır. Ocak-nisan dönemi dış ticaret açığımız, yüzde 19,5 azalarak 17,6 milyar dolardan 14,2…
SCHENGEN VİZE BAŞVURULARINDA DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN HUSUSLAR
Bilindiği üzere Derneğimiz, Schengen vizelerinin temin süreçlerinin kolaylaştırılması, hızlandırılması ve ülke bazlı yaşanan tüm sorunların çözümü için gerek Dışişleri Bakanlığımız, Ticaret ve Ulaştırma Bakanlığımız gerek ise ülkemizdeki AB misyonları, AB Delegasyonu ve AB Komisyonu Vize Politikaları Dairesi nezdinde çalışmalar yürütmekte temaslarını sürdürmektedir. Sektörümüzde faaliyet gösteren firmalarımızda çalışan/çalıştırılan sürücülerimiz için yapılan Schengen Vize başvurularına “RET” yanıtı alınmasının önlenebilmesi amacıyla; başvurular için hazırlanan evrak listesine azami özen gösterilmesi gerektiği tespit edilen bazı hususların hatırlatılmasında fayda olacağı değerlendirilmiş olup bu amaçla aşağıdaki bilgilendirme yapılmıştır. Bilgi ve dikkatinize sunarız. Schengen Vize Başvurularında Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar 1-Schengen Misyonları Tarafından Davetiye Talep ediliyorsa; Davetiyenin çalışılan firma ve/veya sürücüsü adına temin edilmesine, Firma ve/veya sürücü adına düzenlenen bir davetiyenin başka bir firma ve/veya sürücü adına kullandırılmamasına, Davetiye üzerinde herhangi bir oynama/düzenleme yapılmamasına, Davetiyenin, teslim edilecek (taşınacak) yükün CMR si ile uyumlu olmasına, (Örneğin davetiye Tekstil firmasından geliyor, ancak gidecek yükün CMR si İnşaat malzemesi) özen gösterilmelidir. 2- Alınan Vizenin verildiği süreye bağlı olarak (6 ay süreli vize ile 90 gün, 1 yıl süreli vize ile 180 gün) oturum sürelerinin aşılmamasına özen gösterilmelidir. 3- Sürücü ehliyetlerinin geçerlilik süreleri kontrol edilmelidir. Bilindiği üzere, sürücü ehliyetleri için 5 yıl sonunda yenileme zorunluluğu bulunmaktadır. Vize başvurusu yapılan bazı örneklerde, süresi geçen ehliyet ile başvuru yapıldığı ve “RET” yanıtı alındığı tespit edilmiştir. Bu nedenle, sürücülerimizin her 5 yılda bir ehliyetlerini yenileme işlemlerini tamamlamaları/takip etmeleri gerekmektedir. 4- Talep Ediliyorsa; Geçerli SRC 3 Belgelerinin Başvuruda Sunulmasına özen gösterilmelidir. AB ülke misyonlarına sunulan bazı vize başvuru evrakları arasında; SRC3 belgesi olmayan ya da başvuruya ilgili sürücüye ait olmayan başka bir (farklı birine ait) SRC3 belgesinin eklendiğinin tespit edildiği vakalar olduğu bilgisi Derneğimize ulaşmıştır. Bu vakalar, sürücülerin vize taleplerine “RET” verilmesine sebep olduğu gibi, mevcut vizenin iptal edilmesi veya AB topraklarına giriş engeli gibi sonuçları da beraberinde getirmektedir. SRC 3 belgesinin başvuru yapılan kişiye ait olduğundan emin olunmalıdır. 5- CMR ve T1 gibi taşıma belgelerinin birbirleri ile uyumlu olmasına özen gösterilmelidir. 6- Yurda Giriş çıkış kayıtlarının eksik ve yanlış yazılmamasına özen gösterilmelidir. 7- Başvuru formunda ve giriş-çıkış formundaki sürücü imzasının pasaporttaki imza ile uyuşması gerekmektedir. 8- Firma tarafından hazırlanan dilekçe ve imza sirkülerinde ki imzaların uyuşmasına gerekmektedir. 9- Vize başvurusu yapılırken; yükün teslim edileceği ana varış ülkesi neresiyle o ülkeden vize başvurusu yapılmalıdır. (Örneğin; Polonya’ya taşıma yapacak bir kişi için Fransa’ya başvuru yapılmamalıdır.) 10- Derneğimize ulaşan ve “sahte evrak düzenlemek suretiyle vize işlemlerini yürüten / yürütmeye çalışan firma/firmalar hakkındaki şikayetler” ile ilgili olarak web sayfamızdaki haberde yer alan hususlara özen gösterilmelidir. (https://www.und.org.tr/medya-detay/duyurular/suruculerin-vize-basvuru-islemlerini-yuruten-firmalarla-ilgili-dernegimize-ulasan-sikayetler-hakkinda-bilgilendirme )
OTOMOTİV İHRACATINDA YENİ HEDEF; AMERİKA KITAS
OİB’in düzenlediği 3 boyutlu otomotiv fuarı Auto Expo Türkiye- Kuzey ve Güney Amerika başladı. Uludağ Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği’nin (OİB) T.C. Ticaret Bakanlığı desteğiyle düzenlediği Türkiye’nin otomotiv sektöründeki ilk ve tek üç boyutlu dijital fuarı olan Auto Expo Türkiye’de Kuzey ve Güney Amerika başta olmak üzere dünyadan çok sayıda ziyaretçi ağırlanacak. Auto Expo Türkiye-Kuzey ve Güney Amerika Dijital Fuarı’nın açılışında konuşan OİB Yönetim Kurulu Başkanı Baran Çelik, “Kuzey ve Güney Amerika Ülkelerine yönelik otomotiv ihracatımız 1,5 milyar dolar civarında. Bölgede ABD, Meksika, Brezilya, Şili ve Arjantin en önemli pazarlarımız arasında ancak sadece Şili ve Venezuela ile STA’mız bulunuyor. Bu büyük pazardan daha fazla pay almak için bölge ülkeleri ile STA yapılması avantaj sağlayacak” dedi. Uludağ Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği (OİB), pandemi döneminde de yeni ihracat pazarlarının kapısını açmak ve mevcut ihracatı artırmak amacıyla düzenlediği dijital etkinliklerini ara vermeden sürdürüyor. OİB, bu kapsamda Türkiye’nin otomotiv sektöründeki ilk üç boyutlu dijital fuarı olan Auto Expo Türkiye’nin ikincisini düzenliyor. OİB’in T.C. Ticaret Bakanlığı’nın desteği ve Türkiye İhracatçılar Meclisi’nin koordinasyonu ve Automechanika İstanbul’un desteğiyle düzenlediği Auto Expo Türkiye – Kuzey ve Güney Amerika Dijital Fuarı, OİB Yönetim Kurulu Başkanı Baran Çelik’in ev sahipliğinde TİM Başkanı İsmail Gülle’nin de katıldığı online törenle açıldı. Türkiye’den toplam 58 firmanın katıldığı ve 26-29 Nisan tarihleri arasında açık kalacak olan fuarda, Amerika kıtası başta olmak üzere dünyadan çok sayıda ziyaretçi ağırlanacak. Fuarda, otomotiv ana ve tedarik sanayi firmaları, üç boyutlu stantlarında tanıtım videolarından, broşür-kataloglarına ve iki boyutludan üç boyutlu ürün fotoğraflarına kadar çok kapsamlı tanıtım faaliyetleri yürütecek. Firmalar, fuar ziyaretçileri ile görüntülü görüşme ve mesaj platformları üzerinden de iletişim kurulabilecekler. Auto Expo Türkiye-Kuzey ve Güney Amerika Dijital Fuarı’nın açılışında konuşan OİB Yönetim Kurulu Başkanı Baran Çelik, “Alternatif pazarların otomotiv ihracatımızdaki önemi de her geçen gün artıyor. Bugün Kuzey ve Güney Amerika Ülkeleri en önemli alternatif pazarlarımız arasında yer alıyorlar. Bölge ülkelerine yönelik otomotiv ihracatımız son yıllarda 1,5 milyar dolar civarında seyrediyor. Bölgenin toplam otomotiv ihracatımızdan aldığı pay ise yüzde 5 civarında. ABD, Meksika, Brezilya, Şili ve Arjantin en önemli pazarlarımız olarak öne çıkıyor” dedi. “2021’de tekrar 30 milyar dolarlık ihracat rakamını hedefliyoruz” OİB Yönetim Kurulu Başkanı Baran Çelik, Türkiye’de otomotiv endüstrisinin son 15 yılın sektörel ihracat şampiyonu konumunda yer aldığını, ülkemizin pandemi öncesindeki üç yıllık otomotiv ihracat ortalamasının da 30 milyar dolar olduğunu belirterek şöyle devam etti: “2020 yılı ihracatımız 25,5 milyar dolara gerilese de, 2021 yılında hedefimiz tekrar 30 milyar dolarlık ihracat rakamına ulaşmak olacak. 2 milyon adetlik üretim kapasitemiz ve 1,3 milyon adetlik araç üretimimiz ile dünyada 14. AB Ülkeleri arasında 4. büyük motorlu araç üreticisi konumunda bulunuyoruz. Ayrıca Avrupa’nın 2. büyük ticari araç üreticisi konumunda da yer alıyoruz.” “Bölge ülkeleri ile STA yapılmalı” Alternatif pazarların otomotiv endüstrisindeki öneminin her geçen gün arttığına işaret eden Çelik, “Bugün Kuzey ve Güney Amerika ülkeleri en önemli alternatif pazarlarımız arasında yer alıyorlar. Kuzey ve Güney Amerika’ya yönelik ihracatımızda tedarik endüstrisi ve binek otomobiller öne çıkarken, bölgeye yönelik tedarik endüstrisi ihracatımız yıllık ortalama 750 milyon dolar olarak gerçekleşiyor. Dünya motorlu araç üretiminde Bölge ülkelerinden ABD 2. Meksika 7. Brezilya 9. sırada yer alıyor. Yine motorlu araçlar pazarı olarak bakıldığında Kuzey ve Güney Amerika ülkelerindeki toplam motorlu araçlar pazarının pandemi öncesinde yıllık 25 milyon adet olduğunu görüyoruz. Ayrıca bölge ülkelerinin toplamda yıllık 500…
UTİB’İN ÖNCELİKLİ GÜNDEMİ EKOLOJİK TEKSTİL
Uludağ Tekstil İhracatçıları Birliği (UTİB), T.C. Ticaret Bakanlığı destekleri ile gerçekleştirilen Ekolojik Tekstiller Ur-Ge Projesi ile ilgili değerlendirme toplantısı düzenledi. Yönetim Kurulu Başkanı Pınar Taşdelen Engin, üretim ve dış ticaretin daha çevre dostu bir form kazanmasını amaçladıklarını söyledi. Uludağ Tekstil İhracatçıları Birliği (UTİB) ev sahipliğinde online olarak düzenlenen Ekolojik Tekstiller Ur-Ge Projesi Toplantısı, projede yer alan firmaların katılımıyla gerçekleşti. Toplantıda projeyle ilgili gelinen aşama ve sonrası için nasıl bir yol haritası izleneceği hakkında fikir alışverişi yapıldı. ‘GÜZEL İŞLERE İMZA ATMAYA DEVAM’ Açılış konuşmasını gerçekleştiren UTİB Yönetim Kurulu Başkanı Pınar Taşdelen Engin, “Birliğimizde güzel işlere imza atmaya devam etmek istiyoruz. En önemsediğimiz projelerimizden biri de Sürdürülebilirlik Ur-Ge’miz. Dünya teknolojik, ekolojik ve sosyal bir değişim içinde. Bunlarla birlikte yaşamımızda da belirli değişimler meydana geliyor. Projemizde amacımız, Bursa başta olmak üzere Marmara Bölgesi’nin kalkınmasında büyük önem arz eden ev tekstili ve giyimlik kumaş üretimine yönelmesini sağlamak. Bu vesileyle ülkemizin üretim ve dış ticaretinin daha çevre dostu bir form kazanarak, küresel normlara uygunluğunun artırılmasını hedefliyoruz. Tam kapanmayla birlikte hepimiz nasıl bir yol haritası çizmeliyiz diye düşünüyoruz. Bu toplantıyla birlikte projemizde daha büyük ve daha sağlam adımlar atılmasını hedefliyoruz” dedi. ‘YOL HARİTASI ÇOK ÖNEMLİ’ UTİB Yönetim Kurulu Üyesi Aslı Türkün Karaçor da Sürdürülebilirlik Ur-Ge Projesi’nin daha verimli hale gelebilmesi için toplantıda fikirlerini paylaştı. Karaçor, “Her şeyin pandemiye takıldığı bu dönemde Sürdürülebilirlik Ur-Ge’sinde istediğimiz hızda olmasa da yolumuza devam ediyoruz. Ur-Ge’de ihtiyaç analizinin belli olmasının ardından belirli konularda eğitim ve danışmanlık sürecine girildikten sonra bu işin en önemsenen ayağı, yurtdışı pazarlama ayağı. Şu anda yurtdışı ayağında aksiyon almamız için zor bir dönemde olmamıza rağmen danışmanlık paketlerini önceden belirleyip firmalarla ortak bir yol haritası çizeceğiz” diye konuştu. Kaynak : Uludağ İhracatcılar Birliği
BURSA SİYAHI İNCİRİ DÜNYA PAZARINI HEDEFLİYOR
PROF. DR. SENİH YAZGAN: “ÜRÜNÜN TANITIM VE PAZARLAMASI GELİŞTİRİLMELİ” Uludağ Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği (UYMSİB), Ticaret Bakanlığı desteğiyle Bursa Siyahı İnciri Ur-Ge Projesi kapsamında yaptığı eğitimlerin dördüncüsünü gerçekleştirdi. UYMSİB, İngiliz Kraliyet Ailesinin mutfağına kadar giren, uzun raf ömrü, iri dış görüntüsü, tadı ve muhteşem lezzetiyle dünyanın en kaliteli inciri kabul edilen Bursa Siyahı İnciri’nin daha geniş kitlelere tanıtılması amacıyla yaptığı çalışmalara bir yenisini daha ekledi. İlki Şubat 2020’de, henüz ilk vakanın ülkemizde görülmediği dönemde fiziki olarak yapılan eğitimlerin son 3’ü pandemi şartlarından dolayı online ortamda gerçekleşti. Deneyimli danışman Nilüfer Arıak tarafından Ur-Ge kümesinde yer alan firmaların katılımcılarına verilen eğitime, UYMSİB Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Senih Yazgan da katıldı. Gün boyunca online olarak düzenlenen ve 10 firmanın temsilcilerinin katıldığı toplantıda, ‘Dış Ticarette Teslim ve Ödeme Şekilleri’, ‘İhracat Finansmanı’ gibi ana başlıklar üzerinde duruldu. Eğitimde ayrıca akreditif ve akreditifte karşılaşılan sorunlar; açılmış, belgede yapılan hata nedeniyle rezerv konulmuş, bedeli tahsil edilememiş örnekler incelenirken, ihracatın finansmanı uluslararası finansman imkânları üzerinden de bütüncül bir yaklaşımla ele alındı. “Doğru pazarlanması ülke tarımına büyük katkı sağlar” Prof. Dr. Senih Yazgan, şehirle özdeşleşen Bursa Siyahı İnciri’nin dünya pazarında rakibi ve ihracatında limiti olmayan özel ve önemli bir ürün olduğunu belirterek, rakipsiz olan bu ürünün uluslararası piyasalarda tanınması ve uygun maliyetlerle pazarlanmasının ülke tarımına büyük katkı sağlayacağını ifade etti. Bu kapsamda Birlik olarak Bursa Siyahı İnciri’nin tanıtımı ve pazarlaması süreçlerinin daha da geliştirilmesi adına faaliyetlerini sürdürdüklerini belirten Yazgan, bu ürünün üretimi, tanıtımı ve pazarlamasının daha da geliştirilmesi gerektiğinin altını çizdi. KAYNAK :https://www.immib.org.tr/
OTOMOTİV İHRACATI NİSANDA 2,5 MİLYAR DOLAR OLDU
Son 15 yılın ihracat şampiyonunun nisan ihracatı baz etkisiyle üç haneli arttı Türkiye ekonomisinin son 15 yıldır sektörel bazda ihracat şampiyonu olan otomotiv endüstrisi, nisan ayı ihracatında baz etkisiyle üç haneli artış gösterdi. Uludağ Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği (OİB) verilerine göre, Türkiye otomotiv endüstrisi nisanda yüzde 313 artışla 2,5 milyar dolar ihracata imza attı. Nisanda bu yılki ihracat ortalamasında bir rakam sergileyen endüstride ilk 10 ülkenin tamanına yüzde 3. 438’e varan oranlarda yüksek artışlar oldu. OİB Yönetim Kurulu Başkanı Baran Çelik: “Geçen yıl pandeminin başlamasının ardından nisan ayını çok düşük bir rakamla kapattığımızdan geçen ayki yüksek artışta baz etkisi söz konusu. Tam kapanma sürecine paralel aşılama oranımızın yükselmesiyle pandeminin etkisinin giderek azalacağına ve piyasaların ikinci çeyrekle birlikte bir toparlanmaya gideceğine inanıyoruz.” Türkiye ekonomisinin son 15 yıldır sektörel bazda ihracat şampiyonu olan ve doğrudan 300 bin kişiye istihdam sağlayan otomotiv endüstrisi, nisan ayı ihracatında baz etkisiyle üç haneli artış gösterdi. Uludağ Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği (OİB) verilerine göre, Türkiye otomotiv endüstrisi nisanda yüzde 313 artışla 2,5 milyar dolar ihracata imza attı. Sektör, nisanda bu yılki aylık ihracat ortalamasında bir rakam sergiledi. Türkiye ihracatında ilk sırada yer alan otomotivin aldığı pay da yüzde 13 oldu. Yılın ilk dört ayında otomotiv endüstrisi ihracatı yüzde 34 artışla 10,2 milyar dolar olurken, ilk dört aydaki ortalama aylık ihracat 2,54 milyar dolar olarak gerçekleşti. OİB Yönetim Kurulu Başkanı Baran Çelik, geçen yıl pandeminin başlamasının ardından nisan ayını çok düşük bir rakamla kapattıklarına dikkat çekerek “Buna paralel geçen ayki yüksek artışta baz etkisi söz konusu. Nisanda en fazla ihracat yapılan ilk 10 ülkenin tamamına çok yüksek oranlı artışlar oldu. Bununla birlikte pandeminin getirdiği tüm zorluklara rağmen ihracatı artırmak için var gücüyle çalışan tüm firmalarımızı üstün performanslarından dolayı kutlarım” dedi Nisanda aynı şekilde tedarik endüstrisi, binek otomobiller ve eşya taşımaya mahsus motorlu taşıtlar ihracatının üç haneli arttığını vurgulayan Baran Çelik “Tam kapanma sürecine paralel aşılama oranımızın yükselmesiyle pandeminin etkisinin giderek azalacağına ve piyasaların ikinci çeyrekle birlikte bir toparlanmaya gideceğine inanıyoruz” diye konuştu. Tedarik endüstrisi en büyük ürün grubu Nisanda Tedarik Endüstrisi yüzde 208 artışla 1 milyar 54 milyon USD ihracatla otomotivde en büyük ürün grubunu oluştururken, Binek Otomobil ihracatı yüzde 582 artışla 899 milyon dolar, Eşya Taşımaya Mahsus Motorlu Taşıtlar ihracatı yüzde 652 artarak 300 milyon USD ve Otobüs-Minibüs-Midibüs ihracatı da yüzde 54 artarak 82 milyon USD olarak gerçekleşti. Tedarik Endüstrisinde en fazla ihracat yapılan ülke olan Almanya’ya ihracatta yüzde 229 oranında artış görülürken, yine önemli pazarlardan İtalya’ya yüzde 422, Fransa’ya yüzde 454, ABD’ye yüzde 225, Rusya’ya yüzde 231, Birleşik Krallık’a yüzde 298, İspanya’ya yüzde 774 ihracat artışı oldu. Binek otomobillerde önemli pazarlardan Fransa’ya yüzde 730, İtalya’ya yüzde 337, İspanya’ya yüzde 2.251, Almanya’ya yüzde 421, Polonya’ya yüzde 6.020, Birleşik Krallık’a yüzde 705 ihracat artışı yaşandı. Eşya Taşımaya Mahsus Motorlu Taşıtlarda ise Birleşik Krallık’a yüzde 23.460, Fransa’ya yüzde 2.161, İtalya’ya yüzde 609, Belçika’ya yüzde 1.452, Slovenya’ya yüzde 100 ve ABD’ye yüzde 56 ihracat artışı yaşandı. Otobüs Minibüs Midibüs ürün grubunda ise en fazla ihracat yapılan ülkeler olan Macaristan’a yüzde 408, Almanya’ya yüzde 56, Fransa’ya yüzde 24 artış görüldü. Diğer ürün grupları arasında yer alan Çekiciler ihracatı ise nisanda yüzde 721 artarak 102 milyon dolar oldu. Almanya’ya yüzde 278 artış oldu Endüstrinin en büyük pazarı olan Almanya’ya yüzde 278 artışla 419 milyon dolar ihracat yapılırken, Fransa’ya…
Plastik sektörü Mükemmeliyet Merkezi ile liderliğe oynayacak
PAGEV, 10 milyon tonluk üretim kapasitesiyle Avrupa’nın en büyük ikinci dünyanın en büyük altıncı plastik üreticisi konumunda bulunan Türkiye plastik sektörünü liderliğe taşıyacak PAGEV Plastik Mükemmeliyet Merkezi’nin temelini attı. Sektörün katma değerli üretimini artırırken ithalatını azaltacak 70 milyon liralık yatırım bedeline sahip dev projenin temel atma töreni PAGEV Başkanı Yavuz Eroğlu ev sahipliğinde Milli Eğitim Bakanı Prof. Dr. Ziya Selçuk ve sektör temsilcilerinin katılımıyla gerçekleşti. Türk Plastik Sanayicileri Araştırma, Geliştirme ve Eğitim Vakfı (PAGEV) öncülüğünde T.C. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın himayesinde hayata geçirilecek olan PAGEV Plastik Mükemmeliyet Merkezi’nin temel atma törenine Milli Eğitim Bakanı Prof. Dr. Ziya Selçuk, PAGEV Yönetim Kurulu Başkanı Yavuz Eroğlu ve çok sayıda plastik sektörü temsilcisi katıldı. Küçükçekmece PAGEV Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi yerleşkesinde konumlanan merkez, toplamda 30 bin metrekare kapalı alana sahip olacak. 70 milyon liralık yatırım bedeline sahip PAGEV Plastik Mükemmeliyet Merkezi, üç etapta yapılacak. İlk etap 2021 yılı içinde tamamlanarak plastik sanayinde faaliyet gösteren firmalara hizmet vermeye başlayacak. PAGEV Plastik Mükemmeliyet Merkezi, özelde plastik sektörünün, genelde Türkiye ekonomisinin gücüne güç katacak. Plastik sektörünün yanı sıra ürün, hammadde ve makine ekipman sektörlerine de hizmet vermesi planlanan merkez; araştırma, sertifikasyon, test ve laboratuvar hizmetleri verecek, en yeni teknolojiye sahip ürünlerin üretimi için sanayi kuruluşları, üniversiteler, araştırma kurumları, mesleki birlikler ve sivil toplum kuruluşlarıyla iş birliği yapacak. Ayrıca mesleki ve teknik eğitim ile danışmanlık hizmetleri sağlayacak. Makine sektörüne de hizmet verecek olan merkez, teknolojik gelişmelerin yapılabilmesi için gerekli olan plastik makine, kalıp ve ekipman üretiminin hem miktar hem kalite olarak artırılmasını sağlayacak. Standart dışı plastik ürün ithalinin önüne geçecek… PAGEV Mükemmeliyet Merkezi, ihraç edilen ürünlere ilişkin bir kontrol mekanizması oluşturarak Türkiye’de üretilen plastik ürünlerin uluslararası pazarlardaki güvenirliğinin ve itibarının korunmasına da katkı sağlayacak. Merkezin çok önemli bir artısı ise ithal edilen plastik ürünlerin, kesin ithalatı yapılmadan laboratuvarlarda teknik uygunluğunun belirlenmesi ile ülkemize kalitesiz ve standart dışı ürün girişini engellemesi olacak. Sadece sanayicilere değil öğretmenlere ve öğrencilere de önemli fırsatlar sunuyor PAGEV Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’ne komşu olacak Plastik Mükemmeliyet Merkezi, bu okuldaki öğretmenlere ve öğrencilere ileri teknoloji ile tanışma fırsatı sunacak. Bazı uygulama derslerini PAGEV Mükemmeliyet Merkezi’nde yapma şansını yakalarken merkezin eğitim ve konferans salonları da hizmetlerinde olacak. Sanayici ve akademisyenlerle yakın bağ kurulması noktasında da gerekli sinerjiyi yaratacak merkezde lise öğrencilerini staj fırsatı da bekliyor. Öğrenciler aynı zamanda başta PAGEV Plastik Mükemmeliyet Merkezi’nin protokol imzaladığı İstanbul Üniversitesi olmak üzere farklı üniversite akademisyenlerinden mentorluk alma şansına da sahip olacak. Mükemmeliyet Merkezi, plastik sektörünün katma değerli üretimini artıracak Temel atma töreninde konuşan PAGEV Yönetim Kurulu Başkanı Yavuz Eroğlu şunları söyledi; “Türkiye plastik sektörü mevcut hacmi ve potansiyeli ile liderliğe çok yakın bir konumda bulunuyor. 37 milyar dolarlık cirosu ile ülke ekonomisine ciddi bir değer yaratan sektörümüz 10 milyon tonluk üretim gücü ile Avrupa’nın en büyük ikinci, dünyanın en büyük altıncı üreticisi konumunda bulunuyor. Sektörümüzün mevcut konumunu şu örnekle daha iyi açıklayabiliriz: Ülkemizin 2023 hedefi dünyadaki en büyük ilk 10 ekonomiden biri olmak. Plastik sektörümüz ise daha bugünden dünyanın 6.’ncı büyük üreticisi. Sektörümüzde 11 bin civarında üretici firma 250 bin kişiyi istihdam ediyor. Bu firmalarımız 150’den fazla ülkeye ihracat gerçekleştiriyor. Görünen tablo bu kadar pozitifken Türkiye plastik sektörü neden lider konumda değil? Lider olamamamızın önündeki en büyük engel katma değeri düşük üretim. Katma değeri yüksek plastik mamulleri ithal ediyor ancak katma değeri düşük mamuller ihraç ediyoruz.…
Zorunlu Mesleki Yeterlilik Belgesi Yıl Sonuna Kadar Teşvikli!
Plastik sektörümüzün de içinde yer aldığı birçok sektörde çalışanları ve işletmeleri yakından ilgilendiren, çalışanlara Mesleki Yeterlilik Belgesi alınması uygulaması zorunlu bir uygulama olarak sürmektedir. Çalışma hayatında, yetkinlik belirleyici bir standardizasyonu sağlayan bu belge zorunluluğu, iş yaşamının da güvenli biçimde sürdürülebilirliğini amaçlamaktadır. Bu kapsamda, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından yayınlanan tebliği ile; yüzbinlerce çalışanı yakından ilgilendiren, tehlikeli ve çok tehlikeli işler sınıflarındaki mesleklerde Mesleki Yeterlilik Belgesi (MYK) zorunlu kılınmış olup, söz konusu belgeyi almayanlar mesleklerinde çalışamayacak olup, aynı zamanda MYK Belgesi olmayan personel çalıştıran işverenlere de cezai yaptırım uygulanmaktadır. PAGEV, plastik sektörümüzü yakından ilgilendiren süreçle ilgili olarak; Plastik, Kimya, Petrol ve Lastik sektörlerinde ulusal meslek standartları olan; 12UY0069-3 Plastik Enjeksiyon Üretim Elemanı, 12UY0069-4 Plastik Enjeksiyon Üretim Elemanı, 13UY0142-3 Plastik Profil Üretim Operatörü (Ekstrüzyon) ve 13UY0143-3 Plastik Şişirme Film Üretim Operatörü (Ekstrüzyon) meslek standartlarını kendi bünyesinde hazırlayarak Mesleki Yeterlilik Kurumu ve TÜRKAK tarafından ulusal meslek standartları olarak kabul edilmesini de sağlamıştır. Plastik sektörümüzün ulusal meslek standartlarının yazılması ve onaylanmasının yanı sıra PAGEV Mesleki Yeterlilik Merkezi, sektörde istihdam edilen çalışanlara yönelik ülke çapında sınav ve personel belgelendirme hizmetlerini de sürdürmektedir. PAGEV Mesleki Yeterlilik Merkezimizde; TS EN ISO / IEC 17024 standardına uygun olarak Plastik Enjeksiyon Üretim Elemanı (Seviye 3), Plastik Enjeksiyon Üretim Elemanı (Seviye 4), Plastik Profil Ekstrüzyon Üretim Operatörü (Seviye 3) ve Plastik Şişirme Film Üretim Operatörü (Ekstrüzyon) (Seviye 3) ulusal yeterliliklerinin sınav ve belgelendirmeleri yapılmaktadır. Söz konusu alanlarda faaliyet gösteren işletmelerimizin çalışanları için zorunlu tutulan bu uygulama, çalışanların bir nevi ehliyet sahibi olmalarına da imkan tanımaktadır. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından zorunlu tutulan belgelendirme işlemlerinin yapılmaması durumunda olası denetimlerde cezai müeyyidelerle karşılaşılmaması için 31 Aralık 2021 tarihine kadar uygulanan teşvikli belgelendirme hizmetinden yararlanılması işletmelerimizin menfaatine olacaktır. Sınavlarında başarılı olan adayların sınav ve belgelendirme masrafları İşsizlik Sigortası Fonu tarafından karşılanmaktadır. 6111 sayılı Kanun ile 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanununa eklenen Geçici 10. Madde kapsamında belirtilen şartları taşıyan ve MYK Mesleki Yeterlilik Belgesi sahibi kişilerin sigorta primlerinin işveren hisselerine ait tutarı İşsizlik Sigortası Fonundan karşılanmaktadır. Süreçle ilgili detaylı bilgi için, PAGEV Mesleki Yeterlilik Merkezi Kalite Yönetim Temsilcisi Aykut EREN (0212 425 13 13 – aykut.eren@pagev.org.tr) ile iletişime geçebilirsiniz. PAGEV Mesleki Yeterlilik Merkezi hakkında detaylı bilgi için tıklayınız.




























