TÜM DEVLET DESTEKLERİ BİR TIK UZAKLIKTA

Tüm devlet desteklerini tek bir platformda toplayan www.yatirimadestek.gov.tr, yatırım yapmak, iş fikirlerini hayata geçirmek isteyenlerin yeni adresi oldu. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, kamu tarafından verilen hibe, teşvik ve desteklerin tek bir çatı altında sunulduğu internet sitesini videolu bir mesaj ile anlattı. Bakan Varank, mesajında, “Yatırım yapmak, fikrini ticarileştirmek isteyenlerin işi artık daha kolay. Devletin verdiği destek, teşvik ve hibeleri tek çatı altında www.yatirimadestek.gov.tr adresinde topladık. Yatırımcının, girişimcinin işini kolaylaştırmaya var gücümüzle devam ediyoruz!.” ifadelerini kullandı. YATIRIMA İLİŞKİN TÜM SÜREÇLER Bakan Varank’ın sosyal medyada paylaştığı videoda, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Kalkınma Ajansları Genel Müdürlüğü tarafından hayata geçirilen web sitesinin yatırıma ilişkin tüm süreçleri ayrıntıları ile aktardığı ifade ediliyor. GELİŞMİŞ ALGORİTMA Web sitesinin ana sayfasında yer alan arama motoru hızlı ve güvenilir sonuçlar veriyor. Destek ilanlarının özet veya detaylı bilgilerine anında erişim sağlayan sitede, gelişmiş arama algoritması ile daha detaylı aramalar da yapılabiliyor. TEŞVİK ROBOTU Sitede bulunan “Teşvik Robotu” ile yatırım yapılması düşünülen şehir ve sektörle ilgili ayrıntılara yer veriliyor. Yatırım teşvikinin getirisini tahmini olarak paylaşan sitede, “Yatırımcı Sözlüğü” ile destekler ya da yatırım ile ilgili teknik terimlerin anlamı öğrenilebiliyor. YATIRIM FIRSATLARI Sitenin “Yatırım Fırsatları” bölümünde yerel, ulusal ve küresel fırsatlara yönelik hazırlanmış ön fizibilite çalışmaları da bulunuyor. Örnek yatırım konularıyla ilgili özet bilgilere ulaşılabiliyor. Yatırım maliyetleri ve geri dönüş süresiyle ilgili detaylı bilgiler edinilebiliyor. UZMANLARA ANINDA ULAŞILABİLİYOR Sitede yer alan “Soru-cevap” sayfasında, Kalkınma Ajanslarının 81 ilde görev yapan yatırım destek ofisi uzmanlarına anında ulaşılabiliyor. Böylece yatırım süreçleri, yatırımı hayata geçirmek için verilecek devlet destekleri ve yatırım boyunca ihtiyaç duyulan danışmanlık hizmetine kolayca erişim sağlanabiliyor. TÜM GELİŞMELERDEN HABERDAR OLUN “www.yatirimadestek.gov.tr” adresine kayıt yaptıran kullanıcılar, devlet destekleriyle ilgili tüm gelişmelerden anında haberdar olabiliyor. YENİLİKÇİ BİR YAKLAŞIM Yatırımcılara destek olma konusunda bütüncül ve yenilikçi bir yaklaşım olarak hayata geçen www.yatirimadestek.gov.tr, Kalkınma Ajansları Genel Müdürlüğü koordinasyonunda Kalkınma Ajansları Yatırım Destek Ofislerinin iş birliğiyle hazırlandı. Haberin Videosu için    : youtu.be/yAI0OZPeAww

FİLYOS LİMANI, BÖLGEYİ DENİZ TİCARETİNİN MERKEZİ YAPACAK

Filyos Limanı yapım çalışmalarını yerinde inceleyen Bakan Karaismailoğlu, Filyos Limanı’nın bölgeyi kalkındıracağını; ekonomiye, istihdama büyük bir katkı vereceğini bildirdi. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu, “Tamamlandığında Karadeniz hinterlandının en önemli deniz kapısı olacak olan Filyos Limanı, bu noktada Zonguldak’ı hak ettiği yere taşıyacak ve bölgesel deniz ticaretinin merkezi yapacak. Sadece Zonguldak’ın değil, başta Karabük ve Bartın olmak üzere tüm Batı Karadeniz ve İç Anadolu’nun ana ihracat merkezi haline dönüşecek” dedi. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu, bir dizi ziyaret ve incelemede bulunmak için Zonguldak’a geldi. Filyos Limanı yapım çalışmalarını yerinde inceleyen Bakan Karaismailoğlu, Filyos Limanı’nın hizmete girdiği ilk günden itibaren bölgeyi kalkındıracağını; ekonomiye, istihdama büyük bir katkı vereceğini belirterek; basına önemli açıklamalarda bulundu. – “Filyos Limanı hem bölgeyi hem de ülkeyi lojistik alanında daha da ileriye taşıyacak” Mavi Vatanda güçlenen hakimiyetin bir nişanesi olan Filyos Limanı’nın Türkiye’nin gurur projelerinden biri olduğunu belirten Bakan Karaismailoğlu, Filyos Limanı’nın sadece bir liman olmasının ötesinde hem bölgeyi hem de Türkiye’yi lojistik alanında daha ileriye taşıyacak “dev bir lojistik merkez” projesi olduğunu dile getirdi. Karaismailoğlu, “Tamamlandığında Karadeniz hinterlandının en önemli deniz kapısı olacak olan Filyos Limanı, bu noktada Zonguldak’ı hak ettiği yere taşıyacak ve bölgesel deniz ticaretinin merkezi yapacak. Filyos Limanı hizmete girdiğinde, yıllık 25 milyon ton konteyner elleçleme kapasitesi ile büyük tonajlı gemilerin yeni adresi olacak. Sadece Zonguldak’ın değil, başta Karabük ve Bartın olmak üzere tüm Batı Karadeniz ve İç Anadolu’nun ana ihracat merkezi haline dönüşecek” diye konuştu. – “Marmara Limanları ve Boğazların yükünü hafifletecek” Bakan Karaismailoğlu; Rusya, Balkanlar ve Orta Doğu ülkeleri arasındaki kombine taşımacılık zincirinin aktarma merkezi olarak Filyos Limanı’nın tüm bölgenin yükünü Karadeniz’den; Rusya’ya, Balkanlara hatta İskandinav ülkelerine taşıyacağını bildirdi. Karaismailoğlu, açıklamalarına şu şekilde devam etti: “Marmara Limanları ve Boğazların yükünü hafifletecek. Hatta artan gemi trafiği nedeniyle Boğazların karşı karşıya kaldığı tehdidi azaltacak. Şu an itibariyle proje genelinde altyapı gerçekleşme oranı yüzde 99.5’e ulaşan limanımız; 14 metre derinliğindeki rıhtım ile 70 bin detveyt tonluk Genel Kargo gemileri ile 8 bin TEU’luk Konteyner gemilerine, 19 metre derinliğindeki rıhtım ile 180 bin detveyt tonluk Kuru Yük gemileri ile 14 bin TEU’luk Konteyner gemilerine hizmet verecektir. Aynı anda, farklı boyutlarda 13 geminin elleçlenmesi yapılabilecektir.” – “Doğalgaz çalışmaları için gereken lojistik destek Filyos limanımızdan sağlanacak” Filyos Limanı’nın önemli bir misyonu daha üstleneceğini belirten Bakan Karaismailoğlu, şu bilgileri aktardı: “Bizleri milletçe sevince boğan doğalgaz keşfinden sonra, TPAO’nun Filyos Limanı ve geri sahasından yararlanması için limanımıza tahsis edilen alan da genişlemiştir. Doğalgaz çalışmaları için gereken lojistik destek limanımızdan sağlanacak. Filyos Limanı hizmete girdiği ilk günden itibaren bölgemizi kalkındıracak, ekonomiye, istihdama büyük bir katkı verecektir. Bu limanın bağlantı yollarını da en iyi şekilde tesis etmeniz gerekiyor. Filyos Limanı ve Filyos Endüstri Sanayi Bölgesi İltisak Hattı Bağlantısı projesi ile 12 km demiryolu ve 4,5 km karayolu inşa edeceğiz.” Bakan Karaismailoğlu, ayrıca Anadolu Ajansı Zonguldak muhabiri Ferdi Akıllı’nın hayatını kaybetmesinden dolayı duyduğu üzüntüyü dile getirerek; Merhuma Allah’tan rahmet, tüm yakınlarına ve Anadolu Ajansı’na başsağlığı diledi. Zonguldak programı kapsamında ziyaretlerine devam eden Bakan Karaismailoğlu, Zonguldak Valiliği’ni, Mithatpaşa Tünelleri Şantiyesi’ni, Zonguldak Belediye Başkanlığı’nı, AK Parti Zonguldak İl Başkanlığını ziyaret edip, Kozlu Köprülü Kavşağı’nda ve Bülent Ecevit Köprülü Kavşağı’nda incelemelerde bulundu.Kaynak: www.uab.gov.tr

10 SORUDA KONTEYNER KRİZİ

Global konteyner krizi ve ani artan ürün ticareti talebi sebebiyle navlunların hiç olmadığı kadar arttığını belirten UTİKAD Yönetim Kurulu Üyesi ve Denizyolu Çalışma Grubu Başkanı Cihan Özkal, ekipman ve yer sıkışıklığı sorunun Eylül ayına kadar devam etmesinin beklendiğini söyledi. Özkal, bu tür krizlere karşı yatırım miktarı yaklaşık 4 milyar Amerikan doları olması beklenen çoğunluk hissesinin özel sektörde olduğu, belirli oranda kamu hissesi de olan ve halka açık, dünya çapında bir konteyner hattının (armatör şirketinin) kurulmasını önerdi. UTİKAD Yönetim Kurulu Üyesi ve Denizyolu Çalışma Grubu Başkanı Cihan Özkal, denizyolu taşımacılığının mevcut durumunu, konteyner krizinin dünya ve Türkiye’de yarattığı sorunları ve Türkiye’nin denizyolu taşımacılığında neler yapması gerektiğini 10 soruda cevapladı. 1- Denizyolu taşımacılığı neden önemli? Ticaretin küreselleşmesinde öncü ve önemli rol oynayan denizyolu taşımacılığı genellikle büyük hacme sahip, birim fiyatı ve zaman duyarlılığı düşük yüklerin taşınması açısından son derece önemli bir taşıma modu ve dünya ticaretini en çok etkileyen taşımacılık türü. Son yarım yüzyılda denizyolu ile yapılan taşımaların hacminin 20 kat artış göstermesi, 2019 yılında tüm dünyada taşınan yüklerin hacmen %84 oranında denizyolu ile taşınması, küresel denizyolu taşımacılığının önemini ortaya koymaktadır.Diğer yandan denizyolu yük taşımacılığında koronavirüs pandemisinden önce de durgunluk vardı. 2019 yılında küresel denizyolu ticareti sadece %0,5 oranında büyüdü ve 2018 yılındaki %2,8 oranındaki büyümenin altında kaldı. 2019 yılı büyüme oranı 2008-2009 küresel finans krizinin denizyolu ticaretine etkilerinden bu yana en düşük oran oldu. 2- Denizyolu taşımacılığının Türkiye’deki son durumu nedir? Coğrafi bakımdan bir yarımada olan Türkiye, Avrupa, Asya ve Afrika’nın kavşak noktasında konumlanmaktadır. Ancak Türkiye’nin dış ticaretinde önemli paya sahip denizyolu taşımacılığının önünde özellikle transit taşımacılık faaliyetleri açısından gelişim alanları bulunmaktadır.Türkiye’de 2010 ve 2020 yılının üçüncü çeyreğine kadar olan dönemde denizyolu ile taşınan ithalat yükleri 2019 yılına kadar %60’larda seyretti. 2014 ve 2015 yıllarında payı %69’a kadar yükseldi. Ancak 2020 yılının ilk üç çeyreği sonunda 10 yıllık dönem içerisinde, ilk kez payı %60’ın altına indi ve %58,10 oldu. Değer bazında ihracat taşımalarında ise denizyolu taşımacılığı incelenen dönemde payını 2015-2018 yılları arasında sürekli artırdı. 2018 yılında ihracat taşımalarında değer bazında payı incelenen dönemin en yüksek oranı olan %63,31’e kadar yükseldi. İthalatta olduğu gibi ihracatta da denizyolu taşımacılığının değer bazındaki payı 2020 yılının ilk üç çeyreği sonunda %60’ın altında kaldı ve %59,86 olarak gerçekleşti. 3- Denizyolu konteyner taşımacılığının dünya ticaretine etkisi nasıl oldu? Özellikle 80’li yıllar itibarıyla, süratle konteyner ile denizyolu taşımacılığının dünyada yaygınlaşması ve bu taşımacılık türüne göre yeni nesil konteyner gemilerinin ve yeni nesil limanların kurulmaya başlanmasıyla küresel çapta denizyolu taşımacılığı büyümeye ve değişmeye başladı. Üretilen birçok ürünün konteynerize olabilecek şekilde ölçülendirilmesi, üretim, depolama süreçlerinin buna göre yapılması, yükleme ve boşaltmada yeni yöntem ve kuralların oluşturulması dünya konteyner deniz yolu taşımacılığının yaygınlaşmasına vesile oldu. 4- Denizyolu konteyner taşımacılığında neler oluyor? Pandemi sebebiyle Şubat ve Mart 2020 itibariyle ülkelerde kapanmalar, global çapta talepte ve arzda, anormallikler yaşanmaya başladı. Pandeminin başladığı yer Çin, bundan ilk kurtulan ve normal çalışma temposuna dönüş yaparken, birikmiş siparişler ve üretimin de hız kazanmasıyla yüksek miktarlarda ekipman ihtiyacı yarattı. Ortalama her yıl %4 artan konteyner üretimi pandemi sürecinde olumsuz etkilendi ve üretim düştü. Pandeminin başında Çin’in durmasıyla armatörlerin ilk reaksiyonları, “blank sailing” dediğimiz sefer iptalleri oldu. Ayrıca pandemi kaynaklı ithalat yüklerinin boşaltılmasındaki yavaşlama sonucu, boş ekipman temininde de sorunlar yaşanmaya başladı.Tüm büyük armatörler (hatlar; Maersk, MSC, Hapag Lloyd,…

REKOR ÜRETİME RAĞMEN KONTEYNER KRİZİ UZAYACAK

Veriler konteyner ekipman üretiminin ilk çeyrekte rekor kırdığını gösterse de, uzmanlar yeni konteyner üretiminin bu yıl tahmin edilen %52’lik artışa rağmen talebe yetmeyeceği ve konteyner sıkıntılarının 2022’ye sarkabileceği görüşünde. Pandemiyle birlikte başlayan ve doğru noktada yeterince konteyner olmamasıyla büyüyen konteyner krizi, sektörün iki önemli leasing devinin öngörülerine göre – bu yıl görülecek rekor yeni üretime rağmen – 2022 yılına uzayabilir. Konteyner leasing şirketleri Triton International ve CAI Intenational, nisan ayında ilk çeyrek sonuçlarını açıklarken “konteyner kapasitesi yetersiz olmaya devam ettikçe, konteyner kiralayıcıları için kârlı bir yıl olacağı” beklentisini paylaştı. Freight Waves haberine göre, iki şirket de arzın yetersiz olması nedeniyle fiyatların yükseldiğine dikkat çekerek bu durumun muhtemelen 2022’ye de sarkarak leasing performansına olumlu etki edeceğine işaret etti. CAI International CEO’su “Deniz taşımacılığı yapan şirketlerin şu anda mücadele ettikleri konteyner kıtlığınına ilişkin bir rahatlama beklentileri yok. Yani bizim için görünüm en az yıl sonuna kadar ve muhtemelen 2022’ye de sarkacak şekilde, hayli iyi görünüyor” diye konuşuyor. Toplam kapasite %6-8 artabilir Dünyadaki toplam konteyner üretiminin yaklaşık yüzde 80’i sadece üç Çinli şirketten geliyor: CIMC, DIC ve CXIC. Üretimde rekor büyüme var ve konteyner sektörünü yakından izleyen Drewry verilerine göre bu yıl sektörün toplam yeni konteyner üretiminin geçen yıla göre yüzde 52 artacağı tahmin ediliyor. Tahminler bu rekor artışın toplam konteyner kapasitesini yüzde 6 ila 8 artıracağı yönünde. Ancak konteyner çok hızlı üretilebilen bir ürün değil ve üretim yatırımlarının zaman alması, kapasite kısıtını yeterince hızlı bertaraf etmeyi zorlaştırıyor. Bu yıl üretimde rekor görülecek İlk çeyrekte 1,4 milyon TEU konteyner üretimi ile çeyreklik üretim bazında tarihi bir rekor kırıldığını aktaran Drewry Shipping Consultans tahminlerine göre küresel konteyner hacmi 2020’de yüzde 5,8 artışla 45,7 milyon TEU’ya yükseldi. İlk çeyrekteki üretim 2020 son çeyreğe göre yüzde 10’un üzerinde, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 21’lik bir artışa denk geliyor. Rekor ilk çeyrek üretimin ardından Drewry yılın 4,7 milyon TEU üretimle kapatılacağı görüşünde. Drewry’den konteyner ekipmanları kıdemli analisti John Fossey “Mevcut üretim faaliyetine göre toplam 2021 üretiminin 4,7 milyon TEU’yu geçebileceğini öngörüyoruz. Bu en son 2018’de görülen 4,42 milyon TEU’luk rekorun da üzerine çıkılacağı, geçen yılki 3,1 milyon TEU’luk üretime göre yüzde 52’lik bir artış kaydedileceği anlamına geliyor” diye açıklıyor. Yıl sonuna kadar tüm üreticilerde üretim kapasitelerinin dolu olduğunu belirten Drewry, ilk çeyrek üretiminin yüzde 90’ının 40ft yüksek kübik konteynerden oluştuğu bilgisini veriyor. Yeni üretimin %45’i eskiyen konteynerleri yenilemeye gidiyor Yeni konteyner üretimi sadece artan talebi karşılamak için değil, 15 yıllık ömrünü dolduran konteynerlerin yerini doldurmak için de gerekiyor. The Load Star analizinde sektörde genelde konteynerler için 15 yıllık bir yaşam biçildiği belirtilerek 2005 ve 2009 yılları arasında üretilen konteynerlerin büyük bir kısmının faliyet hayatının yakında sona ereceği belirtiliyor. Bu yılki rekor üretim getiren siparişlerin yüzde 45’inin yenileme ihtiyaçlarına gittiğini belirten Fossey, 2000’li yılların sonunda çok fazla üretim gerçekleştiğini ve yeni üretimin yenilemeye gidecek payının gelecek yıl ve 2025’e kadar yüzde 60’ın üzerine çıkacağını aktarıyor. Limanlardaki sıkışma yeni kapasiteyle hemen çözülmez” Denizcilik sektörüne danışmanlık yapan Drewry’den konteyner analisti Fossey de konteyner leasing şirketleriyle aynı fikirde: “Bu rekor üretim de muhtemelen şu anda dünyadaki birçok denizcilik şirketi ve brokerin mücadele ettiği akut konteyner kısıtlarını hafifletemeyecek. Korkarım arz kısıtı yıl sonuna kadar devam edecek.” Fossey, taşıyıcılar yeni kapasiteye sahip olsa da, limanların bu kapasite artışına ayak urdurmasının da zaman alacağını…

2020 Son Çeyrekte Türkiye EkonomisiSınırlı Ölçüde Yavaşladı

COVID-19 salgını nedeniyle duraksamanın yaşandığı 2020 ikinci çeyrekte sert daralan Türkiye ekonomisi üçüncü çeyrekte güçlü bir toparlanma kaydetmiştir. 2020 üçüncü çeyrekte, mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış gayri safi yurtiçi hasıla (GSYH) bir önceki döneme kıyasla %15,6 büyürken, takvim etkisinden arındırılmış GSYH’de yıllık bazda büyüme %6,5 olarak gerçekleşmiştir. Arındırılmamış verilere göre GSYH’de yıllık bazda büyüme %5,5 olan piyasa ortalama beklentisinin üzerinde %6,7 seviyesinde gelmiştir. Ekonomideki bu toparlanmada özel sektör tüketimininve yatırım harcamalarının etkili olduğu görülürken, net dış talep büyümeyi sınırlamıştır. Üretim tarafından bakıldığında ise genele yayılan artışlar gözlenmiştir. Bu sonuçlarla, 2020 Ocak-Eylül döneminde GSYH 2019’un aynı dönemine göre %0,5 büyümüştür. 2020 ikinci çeyrekte 743,9 milyar dolar olan yıllıklandırılmış dolar bazında GSYH, 2020 üçüncü çeyrekte 736,10 milyar dolar seviyesine inmiştir. Döviz kurlarındaki oynaklık ve normalleşme sürecinin yol açtığı kapasite kısıtlarının yanında gıda fiyatlarındaki hızlı artışlarla enflasyon yükseliş eğilimini sürdürmektedir. Eylül’de %11,7 olan genel tüketici fiyatları endeksi (TÜFE) yıllık enflasyonu Aralık ayı itibarıyla %14,6 seviyesine yükselmiştir. Bu dönemde çekirdek enflasyon göstergelerinde döviz kurlarının gecikmeli etkileriyle yükselişler devam etmiştir. Bununla birlikte, döviz kuru ve uluslararası emtia fiyatlarındakigelişmelerin yol açtığı maliyet baskısıyla yurtiçi üretici fiyatları endeksi (Yi-ÜFE) yıllık enflasyonu Eylül’deki %14,3’ten Ekim’de %18,2’ye, Kasım’da %23,1’e ve Aralık’ta %25,1’e ulaşmıştır. Enflasyon görünümündeki artan riskler üzerine TCMB politika faizini yükseltirken, para politikası çerçevesinde sadeleşme adımları atmıştır. Ekim ayı toplantısında faizleri değiştirmeyen TCMB önce Kasım ayı toplantısında %10,25 olan haftalık repo faizini %15,00’a yükseltmiş, ardından bu oranı Aralık ayında %17’ye çıkarmıştır. Bununla birlikte, piyasanın fonlaması haftalık repo ihaleleriyle karşılanmaya başlanmıştır.Aynı zamanda TCMB reel kredi büyümesine dayalı ve sektörel bazda ayrışan zorunlu karşılık sistemini sonlandırarak sadeleşmeye gitmiştir. Bu kapsamda efektif olarak zorunlu karşılıklarda yükselişe gidilerek finansal koşullar sıkılaştırılarak enflasyonla mücadeleyi güçlendirmek amacıyla parasal aktarım mekanizması desteklenmiştir. Son olarak Ocak toplantısında faizleri değiştirmezken, sözlü yönlendirmesinde yaptığı değişikliklerle gerekmesi halinde ilave sıkılaştırma yapılabileceğini ve sıkı duruşun uzun süre korunacağını vurgulamıştır. Bankacılık Düzenleme ve DenetlemeKurulu salgın döneminde alınan tedbirleri kademeli olarak geri çekmeye başlamıştır. Bu kapsamda Aktif Rasyosu (AR) uygulamasının yıl sonundan itibaren sonlandırılmasına karar verilmiştir. Aynı zamanda yurtdışı yerleşiklerle yapılan işlemlere yönelik kısıtlamalar hafifletilmiştir. Son dönemde finansal piyasalar COVID-19’a karşı geliştirilen aşılara yönelik olumlu gelişmeler ile başlayan aşılama faaliyetleri, artan vaka sayıları ve dünya genelinde açıklanan makroekonomik verilerle yön bulmuştur. Gelişmiş ekonomilerde destekleyici para ve maliye politikaları korunurken, açıklananveriler küresel ekonominin artan vaka sayılarıyla bir miktar hız kesmiş olabileceğine işaret etmiştir. COVID-19’a karşı geliştirilen aşılara yönelik olumlu haberler orta vadede salgının kontrol altına alınma ihtimalini güçlendirmektedir. Uluslararası kuruluşlar bu gelişmeler sonrası küresel görünüme ilişkin beklentilerini bir miktar iyileştirse de risklerin sürdüğünü hatırlatmaktadır.

Ramazan’da Beslenme Önerileri (11.04.2021)

Vatandaşlarımız, Covid 19 salgını nedeniyle   öncelikle pandeminin yayılımının önlenmesi amacıyla  alınan tedbirlere uygun hareket etmelidir. Ramazan’da beslenme önerileri dikkate alınmalı, kalabalık iftar sofraları kurulmamalı ve sosyal mesafe kurallarına azami özen gösterilmelidir. Oruç tutan vatandaşlarımız Ramazan boyunca yeterli ve dengeli beslenmeye dikkat etmelidir. Sahur öğünü atlanmamalıdır. Sahurda süt, yoğurt, peynir, yumurta, tam tahıllı ekmekler gibi besinlerden oluşan hafif bir kahvaltı yapılabilir ya da çorba, zeytinyağlı yemekler, yoğurt ve salatadan oluşan bir öğün tercih edilebilir. Gün içerisinde aşırı acıkma problemi olanların midenin boşalma süresini uzatarak acıkmayı geciktiren kuru fasulye, nohut, mercimek, bulgur pilavı gibi yemekleri tüketmesi; aşırı yağlı, tuzlu ve ağır yemekler ile hamur işlerinden uzak durulması uygun olacaktır. İftarda kan şekeri çok düşük olduğundan kısa sürede çok miktarda besin tüketme isteği doğmaktadır. Yapılan en büyük hatalardan biri çok hızlı  şekilde, yüksek miktarda besin tüketmektir. Çok hızlı yemek yendiğinde hem sağlık açısından risk oluşabilir  hem de ilerleyen günlerde kilo alımına zemin hazırlayabilir. Sıvı tüketimine dikkat edilmelidir. Yeterince sıvı alınmazsa su ve mineral kaybı sonucu, bayılma, bulantı, baş dönmesi gibi sağlık problemleri yaşanabilmektedir. İftar ile sahur arasında en az 2 litre su içilmeli, bununla birlikte  sıvı ihtiyacını  karşılayacak ayran, taze sıkılmış meyve-sebze suları, sade soda gibi içecekler tüketilmelidir. İftar ve sahurda kan şekerini birden yükseltmeyen, uzun süre tokluk hissi sağlayan, yavaş sindirilen proteinli ve lifli gıdalar, tam tahıllı ürünler, kuru baklagiller, süt ürünleri, yumurta, bal, taze sebze ve meyveler, şekersiz hoşaf veya komposto, hurma, ceviz, kavrulmamış fındık veya badem tercih edilmelidir. Rafine ürünlerden, beyaz undan yapılmış kek, poğaça ve kurabiye gibi hamur işleri ile şekerli yiyeceklerden uzak durulmalıdır. İftara peynir, domates, zeytin gibi kahvaltılıklar veya çorba gibi hafif yemeklerle başlanmalıdır. Tek seferde büyük porsiyonlar yerine, iftardan sonra aralıklı ve her seferinde küçük porsiyonlar tercih edilmelidir. Çiğ veya az pişmiş hayvan ürünleri yemekten kaçınılmalı, iyi pişmiş yiyecekler alınmalıdır. İftardan sonra tatlı yenilecekse; sütlü tatlılar veya meyve, hoşaf ve kompostolar tercih edilmelidir. Oruç tutarken, bağışıklık sisteminizi güçlendirici özelliği olan A ve C vitamini gibi antioksidan vitaminlerden zengin sebzelerin yanı sıra kış aylarında bolca bulunan portakal, mandalina, elma gibi meyvelerin tüketimi önemlidir. E ve D vitaminleri de bağışıklığın güçlendirilmesinde önemli rol oynamaktadır. D vitamini güneş ışınlarıyla deri tarafından üretilen bir vitamindir ve besinlerde pek fazla bulunmaz. Özellikle kışın güneşten faydalanmasının mümkün olmadığı hallerde besin desteği olarak D vitamini alınabilir. Sebzeler, kurubaklagiller, yağlı tohumlar, meyveler ve probiyotik ürünler kefir, yoğurt, ayran, boza, tarhana, şalgam suyu, turşular bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi için tüketilmesi gereken besinlerdir. Şalgam  suyu ve turşu gibi çok tuzlu gıdaların tüketiminde yüksek tansiyon hastaları dikkat etmelidir. Tütün ve tütün ürünleri kullanılmamalı, iftar ve sahurda dişler mutlaka fırçalanmalıdır.

“En Çok Aşılama Yapan Ülkeler Arasındayız”

Sağlık Bakanı Dr. Fahrettin Koca, Sağlık Bakanlığı Bilkent Yerleşkesi’nde düzenlenen Koronavirüs Bilim Kurulu Toplantısı’nın ardından açıklamalarda bulundu. Bakan Koca, yaptığı konuşmada, Türkiye’nin 10 Nisan itibarıyla günlük vaka sayısının 52 bin 676, vefat sayısının 248, toplam vaka sayısının 3 milyon 798 bin 333, vefat sayısının 33 bin 702 olduğunu hatırlattı. Bakan Koca, mart ayının başından itibaren vaka durumlarını il, il gösteren bir harita yayınladıklarını anımsatarak, “Bu harita, vakaların her yerde artışta olduğunu gösteriyor. Kovid-19 risk haritamızsa nüfusun yüzde 80’inin çok yüksek risk grubundaki şehirlerde yaşadığını ortaya koyuyor. Şu anda iki önemli olumsuz faktör güçlerini bize karşı birleştirmiş, daha hızlı yol almamızı zorlaştırmaktadır. Faktörlerden biri, belirsizliğin verdiği gerginlik içinde zamanla yorulmuş olmamızdır, diğer olumsuz faktör virüsün yeni varyantlarıdır. Yorgunluğun haklı sebepleri var” dedi. “Varyantlarla mutantların işi zorlaştırdığı bir gerçektir” Bakan Koca, varyantın, ortaya çıktığı ilk şekle göre farklılık göstermiş virüs anlamına geldiğini söyleyerek, “Vaka artışlarında etkisi yüksek olan varyantlarla virüsün daha ciddi değişime uğramış bir şekli olan mutantların işi zorlaştırdığı bir gerçektir. Hızlı yayılım dışında, bunlar hastalığın daha ağır geçirilmesine de neden olabilmektedir” diye konuştu. “Yeni vakaların yüzde 85’i İngiltere mutasyonu kaynaklı” Koca, son haftalarda çok sayıda mutant ve varyant virüs tespit ettiklerini bildirerek, şöyle devam etti: “Yeni vakaların yüzde 85’i İngiltere mutasyonu kaynaklıdır. Virüsün değişime uğramış bu şekli, ilk koronavirüse göre daha hızlı yayılmaktadır. Bugün, virüsün dünyada yaygın olan tipi budur. Bunun dışında tespit edilen başka varyantlar var. Güney Afrika varyantı 11 ilimizde 285 kişide, Brezilya varyantı ise 9 ilimizde 166 kişide görülmüştür. Az sayıda olmakla birlikte Kaliforniya-New York ile B.1.525 varyantı da tespit edilmiştir. Dünya Sağlık Örgütü’nün yüksek bulaştırıcılığı nedeniyle sıkı takibini tavsiye ettiği E484K mutasyonuna ise 4 bin 820 vakada rastlanmıştır.” “Dramatik artış yok ama gelişmeler ciddi, veriler ikaz edicidir” “Türkiye genelinde yüzde 59 olan yatak doluluk oranı ve yüzde 67,4 olan yoğun bakım doluluk oranında dramatik artış yoktur ama gelişmeler ciddi, veriler ikaz edicidir” diyen Bakan Koca, “Sağlık hizmetlerimiz halen genel sağlık hizmetlerini muntazam olarak kapsayacak şekilde, eksiksiz sürmektedir. Şayet yükümüz önü alınamaz derecede ağırlaşırsa örneğini daha önce yaşadığımız gibi bir düzenlemeye gitmek zorunda kalabiliriz” şeklinde konuştu. Koca, bu bilgilerin, günlük hayatın, Kovid-19 test laboratuvarlarının ve vaka tablolarının gerçeği olduğunu belirterek, bu gerçeğin uyarısına dikkat edilmesi gerektiğini vurguladı. Kovid-19’la mücadele kapsamındaki aşılamanın etkisinin görüldüğüne işaret eden Koca, “Kasım ayında yoğun bakıma yatan hastaların yüzde 69’unu 65 yaş üstü oluştururken, bugün bu oran yüzde 53’lere kadar düştü. Belirlenen gruplardan başlayarak aşı programı devam ediyor. En çok aşılama yapan ülkeler arasındayız. Yakın zamanda hem tedarik yoluyla aşı çeşitliliğini sağlayarak hem de yerli aşı üretimiyle toplum bağışıklığını gerçekleştireceğiz” diye konuştu. “Türkiye, dünyada en çok aşı yapan 6’ncı ülkedir” Koca, şu ana dek 18 milyon dozdan fazla aşı yapıldığını bildirerek, “İkinci doz aşısını olan vatandaşlarımızın sayısı 7,5 milyonu bulmuştur. Bu bilgi ışığında, ister ‘Türkiye aşıda başarılı’ diyelim, ister ‘başarısızdır’ diyelim, şurası tartışma götürmez bir gerçektir: Türkiye, dünyada en çok aşı yapan 6’ncı ülkedir” bilgisini paylaştı.

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca güncel corona virüsü rakamlarını açıkladı

Son dakika corona virüsü (koronavirüs) haberi… Çin‘in Wuhan kentinde başlayan ve dünya çapında yayılım gösteren corona virüsü, ülkemizde de etkisini göstermeye devam ediyor. Günbegün vaka sayılarını paylaşan Sağlık Bakanı Dr. Fahrettin Koca, 9 Mayıs gününe ait rakamları duyurdu. Peki, corona virüsü vaka sayısı bugün kaç? İşte Bakan Koca’nın o açıklaması… Türkiye’de son dakika corona virüsü gelişmelerini, vaka ve ölüm sayılarını her akşam paylaşan Sağlık Bakanı Dr. Fahrettin Koca, 9 Mayıs günü vaka ve ölüm sayıları hakkında güncel bilgileri yaptığı son dakika açıklaması ile duyurdu. Bakan Koca 9 Mayıs günü 15 bin 191 vakaya rastlandığını açıkladı. CORONA VİRÜSÜ NEDİR?Hem dünyada hem de ülkemizde hayatı tehdit eden ve küresel bir salgın haline dönüşen corona virüsüyle ilgili bilgiler Sağlık Bakanlığı’nın internet sitesinde yer alıyor. Peki corona virüsü nedir? İşte, corona virüsünün tanımı; Corona virüsler, hem hayvanlarda hem de insanlarda bulunan geniş bir virüs ailesidir. Bazıları insanları enfekte eder ve soğuk algınlığından, Orta Doğu Solunum Sendromu (MERS) ve Şiddetli Akut Solunum Sendromu (SARS) gibi daha ciddi hastalıklara neden olduğu bilinmektedir. BELİRTİLERİ NELERDİR?Genellikle yaşlıların risk grubunda yer aldığı corona virüsü hastalığı, kişiden kişiye bulaşabilerek ve farklı semptomlar halinde kendisini belli ediyor. İşte, ‘corona virüsü belirtileri nelerdir? sorusunun yanıtı; COVID-19’un en yaygın semptomları ateş, yorgunluk ve kuru öksürüktür. Bazı hastalarda ağrı ve sızı, burun tıkanıklığı, burun akıntısı, boğaz ağrısı veya ishal olabilir. Bu semptomlar genellikle hafiftir ve yavaş yavaş başlar. Bazı insanlar enfekte olur, ancak herhangi bir semptom görülmez ve kendilerini kötü hissetmezler. Çoğu insan (yaklaşık% 80) özel tedaviye ihtiyaç duymadan iyileşir. COVID-19 virüsünü alan her 6 kişiden yaklaşık 1’i ağır hastalanmakta ve nefes almakta güçlük çekmektedir. Yaşlı insanlar ve yüksek tansiyon, kalp problemleri veya diyabet gibi altta yatan tıbbi sorunları olanların ciddi hastalık geliştirme olasılığı daha yüksektir. Hastalığa yakalanan insanların yaklaşık % 2’si ölmüştür. Ateş, öksürük ve nefes almada zorluk çeken insanlar mutlaka tıbbi yardım almalıdır. CORONA VİRÜSÜ NASIL BULAŞIR?‘Corona virüsü nasıl bulaşır?’ sorusu ülkemizde de corona virüsüne karşı araştırılan en fazla konuların başında geliyor. Sağlık Bakanlığı ve yetkililer, vatandaşlara ‘evde kalın’ çağrısı yaparken, hastalığın genellikle solunum, öksürme, dokunma gibi eylemlerle bulaştığının da altını çiziyor. İşte, corona virüsünün bulaşma şekilleri şöyle anlatılabilir. COVID-19 virüsü kişiden kişiye, hasta bir kişi tarafından öksürme, hapşırma veya solunum esnasında havaya atılan küçük damlacıklar yoluyla bulaşır. Hasta kişinin yakınında bulunan diğer kişiler havadaki damlacıkları soluyarak enfekte olabildikleri gibi, damlacıkların etraftaki nesnelere ve yüzeylere düşmesi ve insanların buralara temas etmiş kirli elleriyle gözlerine, burunlarına veya ağızlarına dokunmasıyla da COVID-19’a yakalanmaları mümkündür. Bu yüzden hasta olan bir kişiyle arada 1 metreden (3 feet) daha fazla mesafe bulundurmak ve elleri sık sık yıkamak çok önemlidir. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), COVID-19’un yayılma yolları konusunda devam eden araştırmaları değerlendirmekte ve güncellenmiş bulguları paylaşmaktadır.

ÜÇ KITANIN ORTASINDAKİ TÜRKİYE LOJİSTİK AÇIDAN ÖNE ÇIKIYOR

Asya, Avrupa ve Afrika’nın ortasında bulunması ve üç tarafının denizlerle çevrili olması sayesinde Türkiye, lojistik açıdan yabancı yatırımcılara önemli imkanlar sunuyor. AA muhabirinin derlediği bilgilere göre, son yıllarda kara, hava ve deniz ulaşımına önemli yatırımlar yapılırken, bu durum yük ve kargo taşımacılığı, dolayısıyla dış ticaret rakamlarına yansıdı. Geride kalan 18 yılda 930 milyar lira civarında lojistik yatırımı gerçekleştirilirken, bunun yüzde 62’sini kara yolu yatırımları oluşturdu. Bu dönemde kara yolu yatırımlarının yaklaşık tutarı 566 milyar lira olarak hesaplandı. Söz konusu dönemde bölünmüş yol uzunluğu 6 bin 100 kilometreden 28 bin 195 kilometreye, otoyol uzunluğu da 1714 kilometreden 3 bin 523 kilometreye yükseldi. Sivil havalimanlarının yıllık toplam 317,85 milyon yolcu kapasitesi var Doğu-Batı ekseninde kıtaları birbirine bağlayan Türkiye, hava ulaşımına da önemli yatırım yaptı. Başta İstanbul Havalimanı olmak üzere, bu alanda ciddi projelere imza atan Türkiye’nin geçen yıl itibarıyla sivil hava trafiğine açık havalimanı sayısı 56 olurken, bu havalimanları yıllık toplam 317,85 milyon yolcu kapasitesine sahip bulunuyor. Yolcu trafiği, 2019 sonu itibarıyla 208,9 milyon olarak gerçekleşirken, bu sayı geçen yıl, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının olumsuz etkilerine rağmen, kesinleşmemiş verilere göre 81,7 milyon oldu. Demiryolu yatırımları Demir yolu yatırımları da Türkiye’nin son yıllardaki lojistik kapasitesini artıran faaliyetler arasında yer aldı. Avrupa yönüne Bulgaristan, Romanya, Macaristan, Polonya, Avusturya, Slovakya, Çekya ve Almanya’ya, Bakü-Tiflis-Kars Hattı üzerinden Gürcistan, Azerbaycan, Kazakistan, Türkmenistan, Özbekistan, Kırgızistan ve Tacikistan’a ve yine bu hat üzerinden Rusya ve Çin’e blok yük trenleri işletiliyor. Van/Kapıköy sınır garı üzerinden İran ve ötesi ülkelere de blok yük trenleri işletilirken, Pakistan ve Afganistan’a tren işletilmesi yönünde çalışmalar sürdürülüyor. Limanlarda geçen yıl 139 milyon ihracat yükü elleçlendi Üç tarafı denizlerle çevrili Türkiye limanlar üzerinden gerçekleştirilen ticaret açısından da önemli bir ülke konumunda bulunuyor. İstanbul ve Çanakkale boğazları Karadeniz’e kıyısı olan ülkelere daha güneydeki bölgelere inme imkanı verirken, dünyanın geri kalanıyla da bu ülkelerin deniz yoluyla temasını sağlıyor. Yurt genelinde Uluslararası Gemi ve Liman Tesisi Güvenlik Kodu (ISPS) sertifikasına sahip ve ticari yük taşımacılığı hizmeti veren 182 kıyı tesisi bulunuyor. Bu tesislerde geçen yıl 486 milyon 702 bin 168 ton yük elleçlendi ve bunun 138 milyon 902 bin 823 tonunu ihracat yükleri oluşturdu. Aynı yıl 226,5 milyon tonu ithalat, 138,9 milyon tonu ihracat olmak üzere 365,4 milyon ton dış ticaret taşıması gerçekleştirildi. “Türkiye, dünyanın üretim ve tedarik merkezi olma yolunda güçlü bir aday” Ankara Ticaret Odası (ATO) Başkanı Gürsel Baran, konuyla ilgili değerlendirmesinde, Kovid-19 salgınının dünyanın ticaret dengesini değiştirirken Türkiye için fırsatları da beraberinde getirdiğini söyledi. Baran, salgınla mücadele sürecinde sağlık ve ekonomi alanında başarılı mücadele yürüten Türkiye’nin, bir taraftan dünyadaki görünürlüğünü artırdığını, diğer taraftan üretim için alternatif arayışına giren yatırımcıların dikkatini çektiğini dile getirdi. Türkiye’nin, coğrafi konum, işgücü kaynağı ve potansiyel bakımından değerlendirildiğinde de dünyanın üretim ve tedarik merkezi olma yolunda güçlü bir aday olarak öne çıktığını belirten Baran, şu ifadeleri kullandı: “Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın öncülüğünde ülkemizde gerçekleştirilecek ekonomi ve hukuk reformlarının yatırımcıların güvenini daha da artıracağına inanıyorum. Riski az, güveni yüksek, kazancı tatminkar, coğrafi olarak avantajlı bir ülke durumundaki Türkiye’de yatırımcılar birçok sektöre yatırım yapma olanağına sahip.” Türkiye’nin, gelişmiş ulaşım olanakları, yeni inşa edilmiş köprüleri, havaalanları, ticareti, gelişmiş turizmi, kongre turizmi ve eğlence hayatı ile yabancı yatırımcılar için çekici bir ülke olduğunu belirten Baran, Türkiye’den Avrupa, Asya, Orta Doğu ve Kuzey Afrika’daki müşterilere kolay erişim…

TÜRK – ÖZBEK TİCARETİNDE 5 MİLYAR DOLARLIK HEDEF

Pekcan, Özbekistan’daki temasları kapsamında Başbakan Yardımcısı, Yatırımlar ve Dış Ticaret Bakanı Sardor Umurzakov ile görüştü. Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan, Özbekistan ile ticaret hacmini, iki tarafın da kazanacağı dengeli bir ticaret ile 5 milyar dolar seviyesine çıkarmak istediklerini belirtti. Görüşme sırasında Pekcan, Özbekistan’da bulunmaktan büyük memnuniyet duyduklarını kaydederek, devlet başkanları düzeyindeki ilişkiler dahil iki ülke arasında kültürel, tarihi ve kardeşlik ilişkilerine dayanan bir stratejik iş birliğinin olduğunu vurguladı. Temmuz 2020’de iki ülke arasındaki ticari ilişkileri görüşme fırsatı bulduğunu hatırlatan Pekcan, bu ziyaret vesilesiyle de ilişkileri daha da geliştirme fırsatı bulacaklarının altını çizdi. Özbekistan’a üst düzey bir heyetle geldiğini aktaran Pekcan, “Amacımız, karşılıklı ekonomik ilişkilerimizi ülkelerimiz arasındaki kardeşlik ve dostluğa yakışan bir seviyeye getirmek. İki ülke arasında 2 milyar dolar seviyesinde dengeli bir ticaret hacmimiz var. Amacımız, bunu Cumhurbaşkanlarımızın da öngördüğü 5 milyar dolar seviyesine çıkarmak ve iki tarafın da kazanacağı dengeli bir ticaret hacmidir.” dedi. Umurzakov da Türk heyetini Özbekistan’da görmekten mutluluk duyduğunu belirterek, “Bu görüşmeler sonucunda iki ülkenin ekonomik ilişkilerini ele alarak, mevcut sorunlara çözüm bulacağımıza ve ilişkilerimizi yeni düzeye çıkaracağımıza inanıyorum.” yorumunu yaptı. Pekcan, ülkedeki temasları kapsamında Özbekistan-Türkiye Yuvarlak Masa Toplantısına katılacak, ayrıca Özbekistan Devlet Gümrük Komitesi Başkanı Murodjon Azimov ile görüşecek.Kaynak: www.ticaret.gov.tr

GELECEĞİN TAŞIMA TÜRÜ: HYPERLOOP

Önümüzdeki yıllarda hızlı teslimat pazarının güçlü bir şekilde büyümesi beklenmektedir. Ancak bu büyüme, hızlı taşıma kapasitesindeki yetersizliklerle sınırlanmakta ve artan talep, giderek yoğunlaşan bir şekilde yoğunluk sorunlarına neden olmaktadır. Söz konusu talep artışına bağlı olarak, taşımacılık sektörü sadece iş açısından değil, çevresel açıdan da birçok zorlukla karşı karşıya kalmaktadır. Mevcut taşımacılık sistemlerinin sürdürülemez doğası ve sınırlı kapasite, yeni bir ulaşım türü olan Hyperloop’a olan ilgiyi artırmıştır. Hyperloop, yolcu ve/veya yük için yüksek hızda ve sürücüsüz operasyonlar sağlayan bir kara taşımacılığı türüdür. Hyperloop’un diğer temel özellikleri arasında yüksek düzeyde sürdürülebilirlik, güneş enerjisi kullanımıyla çevre dostu ve güvenli bir sistem olması sıralanabilir.Cargoloop, Hyperloop teknolojilerinin yük taşımacılığında kullanılan düşük maliyetli bir uygulamasıdır. Bu fikrin temel kavramı, yükün saatte yaklaşık 1000 kilometrelik yüksek hızlara ulaşılabilen, düşük basınçlı bir tüp içindeki araçlardan oluşan otonom bir yer tabanlı sistem aracılığıyla taşınmasıdır. Borudaki hava direncini azaltarak, basınçlı araçları harekete geçirmek için çok az enerji gerekmektedir ve bu da enerji açısından verimli bir taşıma yöntemi sağlamaktadır. Sürekli yük akışı, merkezi güvenlik prosedürleri, artan verimlilik, yileştirilmiş stok yönetimi, yüksek teslimat sıklıkları, hasarsız nakliye, teslimat süreleri üzerinde kontrol ve azaltılmış çevresel etkiler, Cargoloop sisteminin geleneksel taşımacılık türlerine kıyasla sunduğu çok sayıda avantajdan bazılarıdır. Dahası, Cargoloop’un Hyperloop aracılığıyla yolcu taşımaya yönelik bir basamak görevi görebileceği varsayılmaktadır. 2023 yılına kadar Cargoloop teknolojisinin kendisini kanıtlamasından sonra küresel bir kargo taşımacılığı ağının oluşturulması öngörülmektedir. Bunu başarmak için potansiyel Cargoloop rotalarının ticari uygulanabilirliğinin belirlenerek tanımlanması ve değerlendirilmesi gerekmektedir. Cargoloop’un bu hedefe ulaşabilmesi için Türkiye, coğrafi konumu nedeniyle Brezilya, Italya, Polonya, Hollanda ve Norveç/Isveç ile birlikte pilot güzergah lokasyonlarından biri olarak hayati bir rol oynamaktadır. Bu vizyonla Hardt Global, Cargoloop’un Türkiye›ye entegrasyonu için ön çalışma olarak bir proje başlatmıştır. Proje, Istanbul Teknik Üniversitesi’nden Prof. Dilay Çelebi ve Görkem Kerem tarafından yürütülmektedir. Önümüzdeki yıllarda Türkiye’de Hyperloop teknolojisinin kullanılabilme olasılığı oldukça heyecan verici bir haberdir. Lojistikte yenilikçi teknolojiler kullanımında öncü bir vizyona sahip olan UTİKAD, geleceğin lojistiğinin bu çığır açan alanında çalışmaları takip etmek, yönetmek ve yürütmek için çeşitli çalışma grupları, endüstri üyeleri ve akademisyenlerin temsilcilerinden oluşan bir Hyperloop Odak Grubu oluşturmuştur. Hyperloop Odak Grubu; sektörün, akademisyenlerin ve hükümet yetkililerinin daha geniş katılımıyla 28 Nisan 2021’de kapsamlı bir çevrimiçi çalıştay planlanmıştır.UTİKAD ve Hardt Global tarafından desteklenen, İstanbul Teknik Üniversitesi’nden Prof. Dr. Dilay Çelebi ile Görkem Kerem tarafından yürütülen “Türkiye’de Potansiyel Cargoloop Rotalarının Belirlenmesi” isimli projenin ilk aşamasında elde edilen çıktıları paylaşmak için 28 Nisan 2021 tarihinde 10.00 – 13.00 saatleri arasında Zoom platformu üzerinden çevrimiçi bir çalıştay düzenlenecektir. Çevrimiçi çalıştayda Cargoloop’un Türkiye’ye etkin entegrasyonu için fikirler üretilecek, çalışma sonuçları değerlendirelecek ve bu yeni ulaştırma türü kamu idaresi, akademi ve sanayi bakış açısından ele alınacaktır. Söz konusu proje kapsamında gerçekleştirilecek çalıştayın dili İngilizce olup LCV için Prof. Dr. Dilay Çelebi ile celebid@itu.edu.tr adresinden irtibata geçilmesi gerekmektedir. Çalıştay Bağlantı Bilgileri: Meeting ID: 910 9473 1647Şifre: 276717 Türkiye’de lojistik sektörünün gelişimi açısından değerli sonuçlar elde edileceğini umduğumuz çalıştayda siz değerli üyelerimizi de aramızda görmekten onur duyarız.

TİCARET BAKANI MUŞ, NİSAN AYI DIŞ TİCARET RAKAMLARINI AÇIKLADI

03.05.2021Ticaret Bakanı Mehmet Muş, nisanda ihracatın geçen yılın aynı ayına göre yüzde 109 artışla 18,8 milyar dolara ulaştığını belirterek, “Bu değerle tüm zamanların en yüksek nisan ayı ihracat rakamını ve ayrıca tüm yılların ikinci en yüksek aylık ihracatını gerçekleştirmiş bulunuyoruz.” dedi. Bakan Muş, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı İsmail Gülle’nin de katılımıyla yapılan basın toplantısında nisan ayı dış ticaret rakamlarını açıkladı. Muş, 21 Nisan’da devraldığı Ticaret Bakanlığı görevinde, vatana ve millete faydalı işler yapmanın en büyük amaçları olacağını söyledi. Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınıyla küresel ekonomi ve küresel ticaretin şimdiye kadar görülmemiş şekilde kritik dönemlerden geçtiğini ifade eden Muş, ekonomik bozulmanın ve daralmanın ötesinde ekonomik kapanmanın tartışıldığı bir dönem yaşandığını bildirdi. Muş, “pandemi” gerçekliğiyle 2020 yılında küresel ekonominin yüzde 3,3 daraldığına dikkati çekerek, “Şu ana kadar açıklanan çeyreklik büyüme verilerine ve öncü göstergelere baktığımızda, baz etkisini de göz önünde tutarsak 2021 yılının küresel ekonominin toparlanma yılı olacağı görülmektedir.” diye konuştu. Mutasyonlu koronavirüsün yayılımının artması ve aşı tedarikinde arzu edilen hızın henüz yakalanamamış olmasının da etkisiyle küresel tedarik sisteminde çeşitli aksaklıklar yaşandığına işaret eden Muş, buna bağlı olarak, lojistik ve girdi maliyetlerinde belirgin artışlar görüldüğünü dile getirdi. Muş, sahadaki gözlemlerinin, son dönemde konteyner fiyatlarının tarihi seviyelere yükseldiğini, ham madde ve emtia fiyatlarında ise önemli artışlar yaşandığını doğruladığını ifade ederek, bu durumun hem küresel ticaret hem de ulusal ticaret için risk oluşturduğunu kaydetti. – “İhracat pandemi öncesi seviyelerin de üzerinde tutundu” İhracatın 2020 yılının son çeyreği itibarıyla güçlü toparlanma yaşadığını vurgulayan Muş, “İhracatımız, 2021 yılının ilk çeyreğinde daha da ivmelenerek milli gelir büyümesinin en güçlü bileşeni haline gelmiştir. Ayrıca 2021 yılına ilişkin açıklanan göstergeler de Türkiye ekonomisindeki güçlü gidişata işaret etmektedir.” değerlendirmesinde bulundu. Muş, bu yılın ilk çeyreğinde ihracatın bir önceki yıla göre yüzde 17,2 artarak 50 milyar dolar, ithalatın ise yüzde 9,6 artışla 61 milyar dolar olduğunu belirterek, nisan ayı rakamlarına ilişkin şu bilgileri verdi: “Nisan ayında da ihracattaki güçlü performansımız devam etmiş, ihracatımız geçen yılın aynı ayına göre yüzde 109 artışla 18,8 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir. Bu değerle tüm zamanların en yüksek nisan ayı ihracat rakamını ve ayrıca tüm yılların ikinci en yüksek aylık ihracatını gerçekleştirmiş bulunuyoruz. Pandemi öncesi 2019 yılıyla karşılaştırıldığında ise ihracatımızın, nisan ayında yüzde 22,3 oranında arttığı görülecektedir. Bugün itibarıyla ihracatımızın pandemi öncesi seviyelerin de üzerinde tutunduğunu söyleyebiliriz. İthalatımız ise nisanda, geçen senenin aynı ayına göre yüzde 61,4 artışla 21,9 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir. Aylık ithalatımız pandemi öncesi dönemle karşılaştırıldığında, 2019 yılı nisan ayına göre ithalatımızın yüzde 21,1 oranında artış gösterdiği görülecektir. Böylece, nisan ayı dış ticaret açığımız, Nisan 2020’ye göre yüzde 31,9 azalarak 4,6 milyar dolardan 3,1 milyar dolara gerilemiştir. Bir diğer ifadeyle 2021 yılı Nisan ayında dış ticaret açığımız, bir önceki yılın aynı dönemine göre yaklaşık 1,5 milyar dolar azalmıştır.” – “Ocak-nisan döneminde ihracat yüzde 33,1 arttı” Bakan Muş, ihracatın ithalatı karşılama oranının nisanda geçen yılın aynı ayına göre 19,5 puan artışla yüzde 66,2’den yüzde 85,7’ye yükseldiğini bildirdi. Enerji ithalatı hariç tutulduğunda ise ihracatın ithalatı karşılama oranının 25,8 puan artışla yüzde 97,7 olarak gerçekleştiğine dikkati çeken Muş, şunları kaydetti: “Ocak-nisan döneminde ihracatımız yüzde 33,1 artışla 68,8 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir. İthalat ise ocak-nisan döneminde, yüzde 19,8 artışla 82,9 milyar dolar olarak kayıtlara geçmiş bulunmaktadır. Ocak-nisan dönemi dış ticaret açığımız, yüzde 19,5 azalarak 17,6 milyar dolardan 14,2…

PANDEMİDEN DAHA GÜÇLÜ ÇIKMAK İÇİN ÇALIŞIYORUZ

Dış ticaret ve lojistiğin ayrılmaz bir bütün olduğunu dolayısıyla lojistik sektörünü değerlendirirken dış ticaretimizin mevcut durumuyla paralel tespitler yapılması gerektiğinin altını geçtiğimiz makalelerimizde de belirtmiştim. Ancak 2020 yılını değerlendirirken sosyal yaşamımızda olduğu gibi profesyonel hayatımızda da COVID-19 pandemisi tüm dengeleri alt üst eden bir yıldırım gibi düştü. Bu küresel salgına bir de Brexit’in eklenmesi Türkiye’nin dış ticaretinde en önemli ve etkin pazarı olan Avrupa Birliği ülkeleri ile olan dış ticaretini dolayısıyla lojistik sektörünü özellikle 2020 yılının ilk çeyreğinden itibaren ciddi bir sıkıntıya uğrattı. Arka arkaya kapanan sınır kapıları, AB içindeki tüm ülkelerin salgına karşı aldıkları farklı tutumların sonucunda ortaya çıkan yasaklar ve kısıtlamalar lojistik sektörüne zorlu bir sınav verdirdi. Ancak geldiğimiz noktada her fırsatta belirttiğim üzere ‘Türk Lojistik Sektörünün’ bu sınavı başarıyla verdiğini düşünüyorum. Ve hem lojistik sektörü temsilcileri hem de canları pahasına sahada olmayı sürdüren sektör emekçilerimizle gurur duyuyorum. Zira lojistik sektörünün durması demek küresel tedarik zincirinin kopması demektir. Bu zincirleme olarak gıdadan tutun da bugün ‘umutla’ beklediğimiz corona aşısının dünyadaki dağıtımının mümkün olmamasıdır. Ki bu durum salgının atlatılamaması anlamına gelmektedir. AB ile ilişkilerimize yeniden dönecek olursak; 31 Aralık 1995 tarihinde Gümrük Birliği’nin yürürlüğe girmesi ile birlikte Türkiye ve AB arasında büyük bir ivme kazanan ticaret hacmi T.C. Ticaret Bakanlığı verilerine göre 2020 yılında 143 milyar dolar olarak gerçekleşmiş ve AB ülkemizin en önemli ticaret ortağı olmayı sürdürmüştür. Ülkemiz, AB’nin toplam ihracatından aldığı yüzde 3,4 pay ile 6. sırada yerini almıştır. AB, 2020 yılında 69 milyar dolar ile ihracatımızda yüzde 41,3 oranında pay almakta olup toplam ihracatımızda ilk sırada yer almaktadır. Yine Ticaret Bakanlığımızın verilerine göre; ülkemiz AB’nin toplam ithalatında ise yüzde 3,7’lik payla 6. sırada gelmektedir AB ülkelerinin kendi aralarında yaptığı ticaret hariç tutulduğunda). Ayrıca AB, ülkemizin ihracatında olduğu gibi ithalatında da ilk sırada yer almaktadır. 2020 yılı rakamlarına göre; Türkiye 219 milyar dolarlık toplam mal ithalatının 73 milyar dolarlık kısmını (yüzde 33,4’lük pay) AB’den gerçekleştirmiştir. 2020 yılında ülkemizin AB ile olan ticaretinde ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 95,4 seviyesinde gerçekleşmiştir. Dış ticaret verilerini UTİKAD Sektörel İlişkileri Müdürü Alperen Güler tarafından hazırlanan UTİKAD Lojistik Sektörü Raporu 2020’de yer alan taşımacılık faaliyetlerine ilişkin verilerle de örtüşmektedir. Türkiye’nin ihracatının ülke grupları bazında dağılımı incelendiğinde hem 2019 yılı sonunda hem de 2020 yılı üçüncü çeyreği sonunda AB-27 ülkelerinin ilk sırada yer aldığı görülmektedir. Birleşik Krallık’ın AB’den ayrılmadan önce, örneğin 2018 verilerine göre, AB ülkelerinin Türkiye’nin ihracatındaki payı yüzde 50 civarındaydı. AB harici ülkeler ile birlikte 2019 yılı sonu Avrupa’ya ihracat tüm ihracatın yüzde 56’sını oluşturmakta iken 2020 yılının ilk üç çeyreği sonunda Avrupa’ya yapılan ihracat tüm ihracatın yüzde 55’ini oluşturdu. Avrupa ülkelerini 2019 yılında yüzde 19 ve 2020 yılının ilk üç çeyreği sonunda yüzde 18 ile Yakın ve Orta Doğu ülkeleri takip etmektedir. İthalatta ise AB-27 ülkelerinin 2019 yılı ve 2020 yılının ilk üç çeyreği sonunda yüzde 32 oranındaki payı değişmedi. AB harici Avrupa ülkelerinden 2019 yılında yapılan ithalat tüm ithalatın yüzde 18’ini teşkil ederken bu oran 2020 yılının ilk üç çeyreği sonunda yüzde 16’ya geriledi. Yakın ve Orta Doğu ülkelerinden yapılan ithalat 2019 yılında tüm ithalatın yüzde 8’ini oluştururken bu oran 2020 yılının ilk üç çeyreği sonunda yüzde 10’a yükseldi. 2020 yılının ilk üç çeyreği sonunda Türkiye’nin ihracat gerçekleştirdiği ilk 20 ülkenin toplam ihracat içerisindeki payı yaklaşık yüzde 66, ithalat yapılan…

OTOMOTİV İHRACATINDA YENİ HEDEF; AMERİKA KITAS

OİB’in düzenlediği 3 boyutlu otomotiv fuarı Auto Expo Türkiye- Kuzey ve Güney Amerika başladı.  Uludağ Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği’nin (OİB) T.C. Ticaret Bakanlığı desteğiyle düzenlediği Türkiye’nin otomotiv sektöründeki ilk ve tek üç boyutlu dijital fuarı olan Auto Expo Türkiye’de Kuzey ve Güney Amerika başta olmak üzere dünyadan çok  sayıda ziyaretçi ağırlanacak.  Auto Expo Türkiye-Kuzey ve Güney Amerika Dijital Fuarı’nın açılışında konuşan OİB Yönetim Kurulu Başkanı Baran Çelik, “Kuzey ve Güney Amerika Ülkelerine yönelik otomotiv ihracatımız 1,5 milyar dolar civarında. Bölgede ABD, Meksika, Brezilya, Şili ve Arjantin en önemli pazarlarımız arasında ancak sadece Şili ve Venezuela ile STA’mız bulunuyor. Bu büyük pazardan daha fazla pay almak için bölge ülkeleri ile STA yapılması avantaj sağlayacak” dedi. Uludağ Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği (OİB), pandemi döneminde de yeni ihracat pazarlarının kapısını açmak ve mevcut ihracatı artırmak amacıyla düzenlediği dijital etkinliklerini ara vermeden sürdürüyor. OİB, bu kapsamda Türkiye’nin otomotiv sektöründeki ilk üç boyutlu dijital fuarı olan Auto Expo Türkiye’nin ikincisini düzenliyor. OİB’in T.C. Ticaret Bakanlığı’nın desteği ve Türkiye İhracatçılar Meclisi’nin koordinasyonu ve Automechanika İstanbul’un desteğiyle düzenlediği Auto Expo Türkiye – Kuzey ve Güney Amerika Dijital Fuarı, OİB Yönetim Kurulu Başkanı Baran Çelik’in ev sahipliğinde TİM Başkanı İsmail Gülle’nin de katıldığı online törenle açıldı. Türkiye’den toplam 58 firmanın katıldığı ve 26-29 Nisan tarihleri arasında açık kalacak olan fuarda, Amerika kıtası başta olmak üzere dünyadan çok  sayıda ziyaretçi ağırlanacak. Fuarda, otomotiv ana ve tedarik sanayi firmaları, üç boyutlu stantlarında tanıtım videolarından, broşür-kataloglarına ve iki boyutludan üç boyutlu ürün fotoğraflarına kadar çok kapsamlı tanıtım faaliyetleri yürütecek. Firmalar, fuar ziyaretçileri ile görüntülü görüşme ve mesaj platformları üzerinden de iletişim kurulabilecekler. Auto Expo Türkiye-Kuzey ve Güney Amerika Dijital Fuarı’nın açılışında konuşan OİB Yönetim Kurulu Başkanı Baran Çelik, “Alternatif pazarların otomotiv ihracatımızdaki önemi de her geçen gün artıyor. Bugün Kuzey ve Güney Amerika Ülkeleri en önemli alternatif pazarlarımız arasında yer alıyorlar.  Bölge ülkelerine yönelik otomotiv ihracatımız son yıllarda 1,5 milyar dolar civarında seyrediyor. Bölgenin toplam otomotiv ihracatımızdan aldığı pay ise yüzde 5 civarında. ABD, Meksika, Brezilya, Şili ve Arjantin en önemli pazarlarımız olarak öne çıkıyor” dedi. “2021’de tekrar 30 milyar dolarlık ihracat rakamını hedefliyoruz” OİB Yönetim Kurulu Başkanı Baran Çelik, Türkiye’de otomotiv endüstrisinin son 15 yılın sektörel ihracat şampiyonu konumunda yer aldığını, ülkemizin pandemi öncesindeki üç yıllık otomotiv ihracat ortalamasının da 30 milyar dolar olduğunu belirterek şöyle devam etti: “2020 yılı ihracatımız 25,5 milyar dolara gerilese de, 2021 yılında hedefimiz tekrar 30 milyar dolarlık ihracat rakamına ulaşmak olacak. 2 milyon adetlik üretim kapasitemiz ve 1,3 milyon adetlik araç üretimimiz ile dünyada 14. AB Ülkeleri arasında 4. büyük motorlu araç üreticisi konumunda bulunuyoruz. Ayrıca Avrupa’nın 2. büyük ticari araç üreticisi konumunda da yer alıyoruz.” “Bölge ülkeleri ile STA yapılmalı” Alternatif pazarların otomotiv endüstrisindeki öneminin her geçen gün arttığına işaret eden Çelik, “Bugün Kuzey ve Güney Amerika ülkeleri en önemli alternatif pazarlarımız arasında yer alıyorlar. Kuzey ve Güney Amerika’ya yönelik ihracatımızda tedarik endüstrisi ve binek otomobiller öne çıkarken, bölgeye yönelik tedarik endüstrisi ihracatımız yıllık ortalama 750 milyon dolar olarak gerçekleşiyor. Dünya motorlu araç üretiminde Bölge ülkelerinden ABD 2. Meksika 7. Brezilya 9. sırada yer alıyor. Yine motorlu araçlar pazarı olarak bakıldığında Kuzey ve Güney Amerika ülkelerindeki toplam motorlu araçlar pazarının pandemi öncesinde yıllık 25 milyon adet olduğunu görüyoruz. Ayrıca bölge ülkelerinin toplamda yıllık 500…

BURSA SİYAHI İNCİRİ DÜNYA PAZARINI HEDEFLİYOR

PROF. DR. SENİH YAZGAN: “ÜRÜNÜN TANITIM VE PAZARLAMASI GELİŞTİRİLMELİ” Uludağ Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği (UYMSİB), Ticaret Bakanlığı desteğiyle Bursa Siyahı İnciri Ur-Ge Projesi kapsamında yaptığı eğitimlerin dördüncüsünü gerçekleştirdi. UYMSİB, İngiliz Kraliyet Ailesinin mutfağına kadar giren, uzun raf ömrü, iri dış görüntüsü, tadı ve muhteşem lezzetiyle dünyanın en kaliteli inciri kabul edilen Bursa Siyahı İnciri’nin daha geniş kitlelere tanıtılması amacıyla yaptığı çalışmalara bir yenisini daha ekledi. İlki Şubat 2020’de, henüz ilk vakanın ülkemizde görülmediği dönemde fiziki olarak yapılan eğitimlerin son 3’ü pandemi şartlarından dolayı online ortamda gerçekleşti. Deneyimli danışman Nilüfer Arıak tarafından Ur-Ge kümesinde yer alan firmaların katılımcılarına verilen eğitime, UYMSİB Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Senih Yazgan da katıldı. Gün boyunca online olarak düzenlenen ve 10 firmanın temsilcilerinin katıldığı toplantıda, ‘Dış Ticarette Teslim ve Ödeme Şekilleri’, ‘İhracat Finansmanı’ gibi ana başlıklar üzerinde duruldu. Eğitimde ayrıca akreditif ve akreditifte karşılaşılan sorunlar; açılmış, belgede yapılan hata nedeniyle rezerv konulmuş, bedeli tahsil edilememiş örnekler incelenirken, ihracatın finansmanı uluslararası finansman imkânları üzerinden de bütüncül bir yaklaşımla ele alındı. “Doğru pazarlanması ülke tarımına büyük katkı sağlar” Prof. Dr. Senih Yazgan, şehirle özdeşleşen Bursa Siyahı İnciri’nin dünya pazarında rakibi ve ihracatında limiti olmayan özel ve önemli bir ürün olduğunu belirterek, rakipsiz olan bu ürünün uluslararası piyasalarda tanınması ve uygun maliyetlerle pazarlanmasının ülke tarımına büyük katkı sağlayacağını ifade etti. Bu kapsamda Birlik olarak Bursa Siyahı İnciri’nin tanıtımı ve pazarlaması süreçlerinin daha da geliştirilmesi adına faaliyetlerini sürdürdüklerini belirten Yazgan, bu ürünün üretimi, tanıtımı ve pazarlamasının daha da geliştirilmesi gerektiğinin altını çizdi. KAYNAK :https://www.immib.org.tr/

OTOMOTİV İHRACATI NİSANDA 2,5 MİLYAR DOLAR OLDU

Son 15 yılın ihracat şampiyonunun nisan ihracatı baz etkisiyle üç haneli arttı Türkiye ekonomisinin son 15 yıldır sektörel bazda ihracat şampiyonu olan otomotiv endüstrisi, nisan ayı ihracatında baz etkisiyle üç haneli artış gösterdi. Uludağ Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği (OİB) verilerine göre, Türkiye otomotiv endüstrisi nisanda yüzde 313 artışla 2,5 milyar dolar ihracata imza attı. Nisanda bu yılki ihracat ortalamasında bir rakam sergileyen endüstride ilk 10 ülkenin tamanına yüzde 3. 438’e varan oranlarda yüksek artışlar oldu. OİB Yönetim Kurulu Başkanı Baran Çelik: “Geçen yıl pandeminin başlamasının ardından nisan ayını çok düşük bir rakamla kapattığımızdan geçen ayki yüksek artışta baz etkisi söz konusu. Tam kapanma sürecine paralel aşılama oranımızın yükselmesiyle pandeminin etkisinin giderek azalacağına ve piyasaların ikinci çeyrekle birlikte bir toparlanmaya gideceğine inanıyoruz.” Türkiye ekonomisinin son 15 yıldır sektörel bazda ihracat şampiyonu olan ve doğrudan 300 bin kişiye istihdam sağlayan otomotiv endüstrisi, nisan ayı ihracatında baz etkisiyle üç haneli artış gösterdi. Uludağ Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği (OİB) verilerine göre, Türkiye otomotiv endüstrisi nisanda yüzde 313 artışla 2,5 milyar dolar ihracata imza attı. Sektör, nisanda bu yılki aylık ihracat ortalamasında bir rakam sergiledi. Türkiye ihracatında ilk sırada yer alan otomotivin aldığı pay da yüzde 13 oldu. Yılın ilk dört ayında otomotiv endüstrisi ihracatı yüzde 34 artışla 10,2 milyar dolar olurken, ilk dört aydaki ortalama aylık ihracat 2,54 milyar dolar olarak gerçekleşti. OİB Yönetim Kurulu Başkanı Baran Çelik, geçen yıl pandeminin başlamasının ardından nisan ayını çok düşük bir rakamla kapattıklarına dikkat çekerek “Buna paralel geçen ayki yüksek artışta baz etkisi söz konusu. Nisanda en fazla ihracat yapılan ilk 10 ülkenin tamamına çok yüksek oranlı artışlar oldu. Bununla birlikte pandeminin getirdiği tüm zorluklara rağmen ihracatı artırmak için var gücüyle çalışan tüm firmalarımızı üstün performanslarından dolayı kutlarım” dedi Nisanda aynı şekilde tedarik endüstrisi, binek otomobiller ve eşya taşımaya mahsus motorlu taşıtlar ihracatının üç haneli arttığını vurgulayan Baran Çelik “Tam kapanma sürecine paralel aşılama oranımızın yükselmesiyle pandeminin etkisinin giderek azalacağına ve piyasaların ikinci çeyrekle birlikte bir toparlanmaya gideceğine inanıyoruz” diye konuştu. Tedarik endüstrisi en büyük ürün grubu Nisanda Tedarik Endüstrisi yüzde 208 artışla 1 milyar 54 milyon USD ihracatla otomotivde en büyük ürün grubunu oluştururken, Binek Otomobil ihracatı yüzde 582 artışla 899 milyon dolar, Eşya Taşımaya Mahsus Motorlu Taşıtlar ihracatı yüzde 652 artarak 300 milyon USD ve Otobüs-Minibüs-Midibüs ihracatı da yüzde 54 artarak 82 milyon USD olarak gerçekleşti. Tedarik Endüstrisinde en fazla ihracat yapılan ülke olan Almanya’ya ihracatta yüzde 229 oranında artış görülürken, yine önemli pazarlardan İtalya’ya yüzde 422, Fransa’ya yüzde 454, ABD’ye yüzde 225, Rusya’ya yüzde 231, Birleşik Krallık’a yüzde 298, İspanya’ya yüzde 774 ihracat artışı oldu. Binek otomobillerde önemli pazarlardan Fransa’ya yüzde 730, İtalya’ya yüzde 337, İspanya’ya yüzde 2.251, Almanya’ya yüzde 421, Polonya’ya yüzde 6.020, Birleşik Krallık’a yüzde 705 ihracat artışı yaşandı. Eşya Taşımaya Mahsus Motorlu Taşıtlarda ise Birleşik Krallık’a yüzde 23.460, Fransa’ya yüzde 2.161, İtalya’ya yüzde 609, Belçika’ya yüzde 1.452, Slovenya’ya yüzde 100 ve ABD’ye yüzde 56 ihracat artışı yaşandı. Otobüs Minibüs Midibüs ürün grubunda ise en fazla ihracat yapılan ülkeler olan Macaristan’a yüzde 408, Almanya’ya yüzde 56, Fransa’ya yüzde 24 artış görüldü. Diğer ürün grupları arasında yer alan Çekiciler ihracatı ise nisanda yüzde 721 artarak 102 milyon dolar oldu. Almanya’ya yüzde 278 artış oldu Endüstrinin en büyük pazarı olan Almanya’ya yüzde 278 artışla 419 milyon dolar ihracat yapılırken, Fransa’ya…

Plastik sektörü Mükemmeliyet Merkezi ile liderliğe oynayacak

PAGEV, 10 milyon tonluk üretim kapasitesiyle Avrupa’nın en büyük ikinci dünyanın en büyük altıncı plastik üreticisi konumunda bulunan Türkiye plastik sektörünü liderliğe taşıyacak PAGEV Plastik Mükemmeliyet Merkezi’nin temelini attı. Sektörün katma değerli üretimini artırırken ithalatını azaltacak 70 milyon liralık yatırım bedeline sahip dev projenin temel atma töreni PAGEV Başkanı Yavuz Eroğlu ev sahipliğinde Milli Eğitim Bakanı Prof. Dr. Ziya Selçuk ve sektör temsilcilerinin katılımıyla gerçekleşti. Türk Plastik Sanayicileri Araştırma, Geliştirme ve Eğitim Vakfı (PAGEV) öncülüğünde T.C. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın himayesinde hayata geçirilecek olan PAGEV Plastik Mükemmeliyet Merkezi’nin temel atma törenine Milli Eğitim Bakanı Prof. Dr. Ziya Selçuk, PAGEV Yönetim Kurulu Başkanı Yavuz Eroğlu ve çok sayıda plastik sektörü temsilcisi katıldı. Küçükçekmece PAGEV Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi yerleşkesinde konumlanan merkez, toplamda 30 bin metrekare kapalı alana sahip olacak. 70 milyon liralık yatırım bedeline sahip PAGEV Plastik Mükemmeliyet Merkezi, üç etapta yapılacak. İlk etap 2021 yılı içinde tamamlanarak plastik sanayinde faaliyet gösteren firmalara hizmet vermeye başlayacak. PAGEV Plastik Mükemmeliyet Merkezi, özelde plastik sektörünün, genelde Türkiye ekonomisinin gücüne güç katacak. Plastik sektörünün yanı sıra ürün, hammadde ve makine ekipman sektörlerine de hizmet vermesi planlanan merkez; araştırma, sertifikasyon, test ve laboratuvar hizmetleri verecek, en yeni teknolojiye sahip ürünlerin üretimi için sanayi kuruluşları, üniversiteler, araştırma kurumları, mesleki birlikler ve sivil toplum kuruluşlarıyla iş birliği yapacak. Ayrıca mesleki ve teknik eğitim ile danışmanlık hizmetleri sağlayacak. Makine sektörüne de hizmet verecek olan merkez, teknolojik gelişmelerin yapılabilmesi için gerekli olan plastik makine, kalıp ve ekipman üretiminin hem miktar hem kalite olarak artırılmasını sağlayacak. Standart dışı plastik ürün ithalinin önüne geçecek… PAGEV Mükemmeliyet Merkezi, ihraç edilen ürünlere ilişkin bir kontrol mekanizması oluşturarak Türkiye’de üretilen plastik ürünlerin uluslararası pazarlardaki güvenirliğinin ve itibarının korunmasına da katkı sağlayacak. Merkezin çok önemli bir artısı ise ithal edilen plastik ürünlerin, kesin ithalatı yapılmadan laboratuvarlarda teknik uygunluğunun belirlenmesi ile ülkemize kalitesiz ve standart dışı ürün girişini engellemesi olacak. Sadece sanayicilere değil öğretmenlere ve öğrencilere de önemli fırsatlar sunuyor PAGEV Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’ne komşu olacak Plastik Mükemmeliyet Merkezi, bu okuldaki öğretmenlere ve öğrencilere ileri teknoloji ile tanışma fırsatı sunacak. Bazı uygulama derslerini PAGEV Mükemmeliyet Merkezi’nde yapma şansını yakalarken merkezin eğitim ve konferans salonları da hizmetlerinde olacak. Sanayici ve akademisyenlerle yakın bağ kurulması noktasında da gerekli sinerjiyi yaratacak merkezde lise öğrencilerini staj fırsatı da bekliyor. Öğrenciler aynı zamanda başta PAGEV Plastik Mükemmeliyet Merkezi’nin protokol imzaladığı İstanbul Üniversitesi olmak üzere farklı üniversite akademisyenlerinden mentorluk alma şansına da sahip olacak. Mükemmeliyet Merkezi, plastik sektörünün katma değerli üretimini artıracak Temel atma töreninde konuşan PAGEV Yönetim Kurulu Başkanı Yavuz Eroğlu şunları söyledi; “Türkiye plastik sektörü mevcut hacmi ve potansiyeli ile liderliğe çok yakın bir konumda bulunuyor. 37 milyar dolarlık cirosu ile ülke ekonomisine ciddi bir değer yaratan sektörümüz 10 milyon tonluk üretim gücü ile Avrupa’nın en büyük ikinci, dünyanın en büyük altıncı üreticisi konumunda bulunuyor. Sektörümüzün mevcut konumunu şu örnekle daha iyi açıklayabiliriz: Ülkemizin 2023 hedefi dünyadaki en büyük ilk 10 ekonomiden biri olmak. Plastik sektörümüz ise daha bugünden dünyanın 6.’ncı büyük üreticisi. Sektörümüzde 11 bin civarında üretici firma 250 bin kişiyi istihdam ediyor. Bu firmalarımız 150’den fazla ülkeye ihracat gerçekleştiriyor. Görünen tablo bu kadar pozitifken Türkiye plastik sektörü neden lider konumda değil? Lider olamamamızın önündeki en büyük engel katma değeri düşük üretim. Katma değeri yüksek plastik mamulleri ithal ediyor ancak katma değeri düşük mamuller ihraç ediyoruz.…

Zorunlu Mesleki Yeterlilik Belgesi Yıl Sonuna Kadar Teşvikli!

Plastik sektörümüzün de içinde yer aldığı birçok sektörde çalışanları ve işletmeleri yakından ilgilendiren, çalışanlara Mesleki Yeterlilik Belgesi alınması uygulaması zorunlu bir uygulama olarak sürmektedir. Çalışma hayatında, yetkinlik belirleyici bir standardizasyonu sağlayan bu belge zorunluluğu, iş yaşamının da güvenli biçimde sürdürülebilirliğini amaçlamaktadır. Bu kapsamda, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından yayınlanan tebliği ile; yüzbinlerce çalışanı yakından ilgilendiren, tehlikeli ve çok tehlikeli işler sınıflarındaki mesleklerde Mesleki Yeterlilik Belgesi (MYK) zorunlu kılınmış olup, söz konusu belgeyi almayanlar mesleklerinde çalışamayacak olup, aynı zamanda MYK Belgesi olmayan personel çalıştıran işverenlere de cezai yaptırım uygulanmaktadır. PAGEV, plastik sektörümüzü yakından ilgilendiren süreçle ilgili olarak; Plastik, Kimya, Petrol ve Lastik sektörlerinde ulusal meslek standartları olan; 12UY0069-3 Plastik Enjeksiyon Üretim Elemanı, 12UY0069-4 Plastik Enjeksiyon Üretim Elemanı, 13UY0142-3 Plastik Profil Üretim Operatörü (Ekstrüzyon) ve 13UY0143-3 Plastik Şişirme Film Üretim Operatörü (Ekstrüzyon) meslek standartlarını kendi bünyesinde hazırlayarak Mesleki Yeterlilik Kurumu ve TÜRKAK tarafından ulusal meslek standartları olarak kabul edilmesini de sağlamıştır. Plastik sektörümüzün ulusal meslek standartlarının yazılması ve onaylanmasının yanı sıra PAGEV Mesleki Yeterlilik Merkezi, sektörde istihdam edilen çalışanlara yönelik ülke çapında sınav ve personel belgelendirme hizmetlerini de sürdürmektedir. PAGEV Mesleki Yeterlilik Merkezimizde; TS EN ISO / IEC 17024 standardına uygun olarak Plastik Enjeksiyon Üretim Elemanı (Seviye 3), Plastik Enjeksiyon Üretim Elemanı (Seviye 4), Plastik Profil Ekstrüzyon Üretim Operatörü (Seviye 3) ve Plastik Şişirme Film Üretim Operatörü (Ekstrüzyon) (Seviye 3) ulusal yeterliliklerinin sınav ve belgelendirmeleri yapılmaktadır. Söz konusu alanlarda faaliyet gösteren işletmelerimizin çalışanları için zorunlu tutulan bu uygulama, çalışanların bir nevi ehliyet sahibi olmalarına da imkan tanımaktadır. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından zorunlu tutulan belgelendirme işlemlerinin yapılmaması durumunda olası denetimlerde cezai müeyyidelerle karşılaşılmaması için 31 Aralık 2021 tarihine kadar uygulanan teşvikli belgelendirme hizmetinden yararlanılması işletmelerimizin menfaatine olacaktır. Sınavlarında başarılı olan adayların sınav ve belgelendirme masrafları İşsizlik Sigortası Fonu tarafından karşılanmaktadır. 6111 sayılı Kanun ile 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanununa eklenen Geçici 10. Madde kapsamında belirtilen şartları taşıyan ve MYK Mesleki Yeterlilik Belgesi sahibi kişilerin sigorta primlerinin işveren hisselerine ait tutarı İşsizlik Sigortası Fonundan karşılanmaktadır. Süreçle ilgili detaylı bilgi için, PAGEV Mesleki Yeterlilik Merkezi Kalite Yönetim Temsilcisi Aykut EREN (0212 425 13 13 – aykut.eren@pagev.org.tr) ile iletişime geçebilirsiniz. PAGEV Mesleki Yeterlilik Merkezi hakkında detaylı bilgi için tıklayınız.

Boykot ettiler, fiyatlar düştü

Petrokimya kartellerinin arzı kısması sonucu hammadde fiyatları fırladı. Bunun üzerine Türkiye ile Çin’deki plastik üreticileri dev şirketlere karşı boykot kararı aldı ve fiyatlar yüzde 15 geriledi. Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC) benzeri kartel yapıya sahip petrokimya şirketlerinin arzı çeşitli bahanelerle kısmasının ardından ham madde fiyatları dolar bazında yüzde 150’den fazla arttı. Bunun üzerine plastik ham maddede dünyadaki en büyük ithalatçılar olan Çin ve Türkiye’deki üreticiler, kartel zamlarına karşı ortak akılla hareket edip boykot kararı aldı. Söz konusu hamle işe yaradı ve fiyatlar düşüşe geçti. Türk Plastik Sanayicileri Araştırma Geliştirme ve Eğitim Vakfı (PAGEV) Başkanı Yavuz Eroğlu, ham madde fiyatlarına yüzde 150’nin üzerinde zam yapan petrokimya şirketlerine karşı ‘alımı durduralım’ çağrısı yaptıklarını söyledi. Eroğlu, “Boykota başladığımız martın ikinci yarısı sonrası ham madde fiyatları kısa sürede geriledi. Türkiye’nin aylık plastik ham madde kullanımının ortalama 600 bin ton olduğunu göz önüne aldığımızda ortaya çıkan yüzde 15’lik fiyat düşüşünün aylık karşılığı 180 milyon dolar” dedi. BİRÇOK ÜRÜNE ZAM Eroğlu, boykota, firmaların geniş katılım gösterdiğini kaydetti. Eroğlu, gıda ambalajından plastik ipliklerle dokunan kıyafetlere, temizlik malzemeleri ambalajından ayakkabıya, içecek şişelerinden mutfak eşyasına, inşaattan medikal sektörüne ve beyaz eşyaya birçok alanda tüketicilerin hayatına direkt etki eden plastik ürünlerin, ham maddedeki fiyat artışlarına bağlı olarak zamlandığını belirtti. DÜNYADA SES GETİRDİ Dünyadaki pek çok ülkenin medyası da hammadde zamlarına verilen tepkiye yer verdiler. Analiz ve haberler; Türkiye’deki süreci, ‘çözüm noktasındaki umut ışığı’ olarak yorumladılar. HAZİRANA KADAR DEVAM Elzem olmadıkça ham madde almayarak boykota hazirana kadar devam edeceklerini bildiren Eroğlu, “Yüzde 15’lik düşüş önemli ancak yüzde 150 artan fiyatlara göre henüz işin başındayız” dedi. Kaynak : Akşam Gazetesi*

TEKSTİLDE HAMMADDE SIKINTISI SEKTÖRÜN BELİNİ BÜKÜYOR

Türkiye’de tekstil sektöründe yaşanan hammadde ve ara malı fiyatlarındaki artıştan Asrın İşadamları Derneği (ASRİAD) bünyesinde sektörde hizmet veren iş insanları da fazlasıyla nasibini aldı. ASRİAD Tekstil Sektör Komisyonu tarafından yapılan açıklamada; pamuk ipliğinde fiyatların son 5 ayda yüzde 50’ye varan oranlarda arttığı, kilosu 20 lira olan ipliğin 30 TL’ye kadar yükseldiği belirtilirken, Eylül’de 9 buçuk lira olan pamuk fiyatının bugünlerde 17 TL’ye kadar çıktığı dile getirildi. Açıklamada, salgın ile birlikte örme giyime ilginin artmasıyla pamuk ipliğinin de global anlamda kıymete bindiği, bazı ülkelerin pamuk ipliği ihracatına sınır koyup, iç pazara odaklandığı, Avrupa’nın ise yükselen navlun fiyatları nedeniyle iplik almak için Türkiye’ye yöneldiği ifade edildi.  Pamuk elyafı ve ipliği başta olmak üzere hazır giyim sektörünün kullandığı hammadde ve ara malların fiyatlarında dünyadaki artışın yüzde 20-25 düzeyindeyken, Türkiye’de doların da yükselmesi nedeniyle yüzde 50’lere kadar çıktığının altı çizildi. Bu durumun tekstil sektörünün rekabet gücünü bir hayli zayıflattığı, buna engel olmak adına bazı önlemler alınmasının elzem gözüktüğü belirtildi. Önlem olarak ise, içeride katma değerli ürüne dönüştürebileceğimiz elyaf ve ipliğinin yurtdışına ihracatına yönelik gözetim getirilmesi dışında, iplik ithalatında uygulanan ilave gümrük vergilerinin de en azından piyasalarda rahatlama olana kadar kaldırılması gerektiği vurgulandı. Lojistik sıkıntısı sektörü olumsuz etkiliyor  Pandemi sürecinin başlamasıyla, dünyadaki lojistik zincirinde kopmalar ve yığılmalar olduğunun altı çizilirken, boş konteyner bulma sorununun ortaya çıktığı belirtildi. Yapılan açıklamada şu hususlara yer verildi: “Uzun süre çok düşük karlarla çalışan armatörler, pandemiden dolayı oluşan hızlı talep artışını fırsata çevirerek, konteyner nakliye fiyatlarında fahiş artışlar yapmaya başladı. Bunu fırsat bilen gemi sahipleri de gemi kiralama fiyatlarını ve kontrat sürelerini arttırdı. Bunların sonucu olarak, 2 bin dolar düzeyinde olan konteyner nakliye ücretleri 12-13 bin dolarlara çıktı. Libya’ya 800-900 dolara giden konteynerler 4500-5000 dolarlara çıktı. Bunun yanı sıra armatörlerin, sürekli çalıştıkları müşterilerine öncelik verdiği için, spot çalışan müşterilerine uzun terminler veya yüksek fiyatlar teklif ettiği ifade edildi.  Nakliye fiyatlarının artması, maske lastik imalatındaki aşırı artış, evlerde rahat kıyafetlere yönelimden dolayı artan taleple ve Avrupa’da dünyanın en büyük likra hammadde üreticisinin pandemi dolayısıyla kapasitesini %30 civarında düşürmesiyle, likra fiyatları katlanarak arttı. 5 dolar olan likra 20-25 dolarlara kadar çıktı. Bu artışta aracıların ve bayilerin de kar marjlarını arttırmalarının etkisi oldu. Likra olarak adlandırılan elastanın Türkiye’ de tek üreticisi var ve kapasitesi Türkiye’ ye yetmiyor. Mevcut üretici, ürünlerinin bir kısmını yurtdışına ihraç ettiği ve daha önce yurtdışından takviye olarak getirdiği likraları yeteri kadar getiremediği için, ülkemizde likra fiyatları fahiş oranda artmış ve “20 denye likra”  gibi kalemleri bulmak çok zor bir hale gelmiştir. Yıllık yaklaşık 100-120 bin ton ihtiyaç olan likranın bulunamaması ve fiyatlarının aşırı artmasından dolayı, birçok hazır giyim ve kumaş üreticisi, üretimi durdurmak veya kapasitesini düşürmek zorunda kalmış ve fiyat tutturmakta zorlanmıştır. TİM’in hazırladığı ihracat raporlarından elde edilen bilgilere göre, 2021 Ocak-Mart döneminde ihracat yapılan tekstil hammaddenin ortalama kg değeri 3,7$ iken, aynı dönemde hazır giyimde yapılan ihracatın ortalama kg değeri 13,2$ olarak gerçekleşmiştir. (tablo1). Yani hazır giyim ihracatının katma değeri, hammadde ihracatına göre yaklaşık 4 kat fazladır.  Pamuk ipliğinde de, ham pamuk fiyatlarının dolar bazında uluslararası piyasalarda artması ve Çin, Rusya, Pakistan gibi ülkelerin Türkmenistan ve Özbekistan gibi ülkelerden yüksek miktarda satın aldıkları ipliklerden dolayı, Türkiye’ye gelen iplik miktarı azalmış ve fiyatlar artmıştır.  Pandemi döneminde gümrük ithalat vergilerinin artmasını fırsat bilen bazı yerli iplik üreticileri, döviz kurunun da artmasıyla hem ihracata…