OPPO RENO TÜRKİYE’DE SATIŞA ÇIKTI

Lider telefon markası OPPO’nun yepyeni serisi Reno, Türkiye pazarında kullanıcılarla buluşmaya başladı. Reno, tasarımda ve donanımda birçok yenilikçi özelliği ile fark yaratarak, gördüklerimizin ötesinde deneyimler vadediyor. OPPO’nun merakla beklenen yeni serisi Reno, Türkiye’de akıllı telefon pazarında boy göstermeye başladı. “Gördüklerimizin ötesinde” mottosuyla sunulan Reno serisi, yaratıcı yeniliklerle tasarım, fotoğraf ve performansta yüksek beklentileri karşılayacak şekilde geliştirildi. Reno serisinin ilk telefonu “Reno”, benzersiz pop-up kamerası ile dikkat çekiyor. Çekim sırasında otomatik olarak açılıp kapanabilen pop-up kamera, bu özelliği ile eğlenceli bir deneyim yaşatıyor. Pop-up mekanizma, 200.000’den fazla kez başarıyla kullanılabiliyor. Bir kullanıcı kamerayı günde yaklaşık 100 kez açarsa, pop-up yapı 5 yıllık kullanım boyunca çalışmaya devam ediyor. Ayrıca, düşmeye karşı koruma mekanizması, telefonun düşmesini gerçek zamanlı olarak algılayabiliyor ve herhangi bir hasarı önlemek için kamerayı otomatik olarak geri çekebiliyor.16 megapiksel çözünürlüğe sahip pop-up kamera, 1080p 30 fps hızında video kaydı da yapılabiliyor. Reno’da arkada yer alan iki kamera, 3D camın altına tamamen gizlendi. Herhangi bir çıkıntı olmadan kusursuz bir görünüm sağlandı. Arkadaki ana kamera 48 megapiksel çözünürlüğünde performans gösteriyor. Reno, 4K videoların 60 fps’ye kadar çekilmesini destekliyor. Cihaz, OIS ile net ve istikrarlı bir görüntü yakalayabiliyor. Audio Focus teknolojisi, çevredeki sesleri 360 derece kaydetmek için telefonda çoklu mikrofonlar kullanıyor. Bu teknoloji, hareket halindeyken adeta taşınabilir bir sinema sunmak için stereo hoparlörler ve Dolby Atmos ile eşleştiriliyor. Reno’nun arka kısmında,lensleri herhangi bir çizilmeden korumak için seramik cevheri O-dot bulunuyor. O-dot, lensleri yüzeyle doğrudan temas etmekten korumak için telefonu hafifçe kaldırıyor. Reno, 6,4 inç büyüklüğünde panoramik ekran ile geldi. 2340×1080 piksel çözünürlüğe ve ince bir çerçeveye sahip. Aynı zamanda % 93,1’e varan bir ekran / gövde oranına ile tamamen çentiksiz olarak tasarlandı. Snapdragon 710 işlemcisi bulunan OPPO Reno modeli, 6GB RAM ve 256GB dahili hafıza özelliklerini taşıyor. Android 9.0 Tabanlı ColorOS 6 Sistemi bulunan Reno’nun pil gücü ise 3765mAh (Typ). Şık tasarımları ile beğeni toplayan Reno’nun, “Okyanus Yeşili” veya “Karbon Siyah” renk seçenekleri bulunuyor. OPPO Reno, KDV dahil tavsiye edilen tüketici fiyatı 4.999 TL ile zincir mağazalarda ve operatörlerde satışa sunuldu.

Türkiye enerji sektörünün köklü markası İpragaz da “Etik ve İtibar” dedi

2010 yılında kurulan ve Türkiye’nin önde gelen kurum ve kuruluşlarının yer aldığı Etik ve İtibar Derneği üyeleri arasına, yarım asrı aşan köklü geçmişi ile Türkiye enerji sektörünün öncü kuruluşu İpragaz da katıldı Basın Bülteni 23 Mayıs 2019 İş etiği ilke ve kurallarının anlaşılması, benimsenmesi, yaygınlaştırılması için kılavuzluk etmek ve referans olmak misyonuyla 2010 yılından bu yana faaliyet gösteren Etik ve İtibar Derneği’nin (TEİD) bugün 140’ı aşan üyeleri arasına Türkiye enerji sektörünün önemli oyuncusu İpragaz da katıldı. Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi’nin özünü oluşturan 10 temel ilkeyi içeren ‘Etik Beyannamesi’ TEİD ve İpragaz arasında imzalandı. ‘Etik Beyannamesi’ ile İpragaz, şirket politikaları arasında yer alan iş etiği değerlerini de resmen beyan etmiş oldu. Etik ve İtibar Derneği Başkanı Avukat Ertuğrul Onur, LPG’den akaryakıta, elektrikten doğalgaza, enerji sektörünün her alanında gelişime liderlik eden, Türkiye enerji sektörünün öncü kuruluşu İpragaz’ın Etik ve İtibar Derneği üyeleri arasına katılması ile daha da güçlendiklerini belirtti. TEİD Başkanı Onur katılımlarla ilgili olarak “Türkiye ekonomisine çok önemli katkılarda bulunmaya devam eden, çağdaş ve kurumsal bu önemli şirketler, kurumsal etik kodlara sahip çıkmanın uzun vadede markaya değer ve itibar katacağı bilinciyle hareket ederek aramıza katıldı. İş dünyasının yoğun desteğini alarak hızla büyüyen derneğimiz bugün, Türkiye’nin öncü kurum ve kuruluşlarının aralarında olduğu 140 üyeyi aşmıştır. Etik ilke ve değerlerin şirketlerin tüm idari ve ticari fonksiyonları tarafından benimsenmesi ve bir iş yapma biçimi haline getirilmesi için çalışmalarımızı sürdürüyoruz.” ifadesinde bulundu. Tüpraş, Sabancı Holding, Siemens, Zorlu Holding, Doğuş Grubu, Arçelik, Enka, Tekfen Holding, Adel Kalemcilik, Sütaş, Anadolu Grubu, Bayer, KPMG, Borusan Holding, Akbank, Akkök Holding, Coca Cola İçecek, Ernst & Young, Deloitte, Bilim İlaç, Pınar Süt, Bosch, Philips, Brisa, 3M, Abdi İbrahim, Allianz, BP gibi öncü kurumların üyeleri arasında bulunduğu TEİD’e, İpragaz’ın yanı sıra geçtiğimiz günlerde Polat Enerji ve Kastamonu Entegre Ağaç Sanayi de katılmıştı. Contentİstanbul Basın iletişim:Ayşegül Azemar Telefon: 0212 243 16 62 GSM: 0532 624 28 11

2019 MONACO GRAND PRİX EN YAVAŞ PİST EN YUMUŞAK LASTİKLER

Milano, 23 Mayıs 2019 – Formula 1 takviminin en farklı ve en ünlü yarışı Monaco’da koşuluyor. Geçmişi 1920’lere uzanan yavaş ve dar pist, prensliğin merkezinden geçerken ünlü bariyerleri hiçbir hatayı affetmiyor. Pirelli, her zaman olduğu gibi Monaco’ya C3, P Zero Beyaz, C4, P Zero Sarı orta ve C5, P Zero Kırmızı yumuşak olmak üzere en yumuşak hamurlu lastiklerini getiriyor.Pist özellikleriMonaco, en yavaş ortalama tur hızı ve en yavaş viraj gibi pek çok ‘en’ ile tanımlanıyor. En başta ve öncelikle maksimum mekanik tutuş gerektirdiği için en yumuşak hamurlar öneriliyor.Bu yıl pistin bazı bölümlerinde yüzey yenilendi ama önceki haline çok benzeyen bir yol asfaltı olduğu için fazla bir fark yaratmayacağı söylenebilir.Monaco’da normal olarak tek pit stop stratejisi uygulanır ve olağan dışı bir durum olmadıkça bu sene de aynı olacağı öngörülebilir. Diğer araçları geçmek son derece zor olduğu için pit stop zamanlaması önem kazanıyor.Yol tutuşunun düşük olduğu Monaco pistinde nispeten fazla değişim oluşmuyor (pistin her akşam ve Cuma gün boyu trafiğe açık olacağı da dikkate alınmalı). Yolların dar olmasının getirdiği sınırlamalar da düşünüldüğünde güvenlik aracı büyük olasılıkla devreye girecektir.Bir önceki sokak pisti olan Bakü’den farklı olarak Monaco’da lastikler sürekli hareket ediyor çünkü bir viraj hemen bir başkası takip ediyor. Dolayısıyla, hamurun ısınması da oldukça kolay oluyor.Mario Isola – F1 ve Otomobil Yarışları Başkanı:“Beklendiği gibi Monaco’ya en yumuşak lastiklerimizi getiriyoruz. C5, geçen yılın hiper yumuşak hamuruna büyük ölçüde benzemekle birlikte daha serin havalarda daha az topaklanma yaratacak ve pilotlara her turun başından sonuna kadar zorlamaları için daha çok olanak sunacak şekilde tasarlandı. Bu durum, 2018 hiper yumuşak kadar lastik yönetimi gerektirmemesi ama bir yandan da mükemmel performansın korunması anlamına geliyor. Dolayısıyla, özellikle geçen seneye kıyasla daha hızlı bir yarış bekleyebiliriz. Monaco, başka hiçbir yarışa benzemez ama özellikle güvenlik aracı devreye girerse her stratejik fırsatın değerlendirilmesi gereken bir Grand Prix’dir. Geçen sene Daniel Ricardo’nun ilk sırada başlayıp ciddi bir teknik arızaya rağmen kazanarak kanıtladığı gibi sollamanın neredeyse imkansız olduğu bu pistte, pit stoplarda kazanılan ve kaybedilen süreler kritik önem taşıyor.”Diğer Pirelli haberleriDaha yumuşak hamurların güçlü bir şekilde vurgulandığı Monaco’da çok sayıda pilot maksimum 11 set yumuşak lastiği tercih etti.Geçen haftaki yarışın ardından tüm araçlar Barcelona’da iki günlük testleri tamamladı ve Mercedes pilotu Valtteri Bottas, en hızlı dereceleri elde etti. Ayrıca, her iki gün, Ferrari ve Racing Point, ikinci bir araçla Pirelli’nin 2020 prototip lastiklerini test etti.Gelecek yıl yarışacak yeni 18 inç Formula 2 lastiklerinin testleri başladı. Mugello’da (İtalya) tamamlanan ‘shakedown’ oturumunun ardından önümüzdeki haftalar için ilave testler planlanıyor.Pirelli’nin 2020 ıslak zemin lastik prototiplerinin ilk özel testi, Monaco Grand Prix’nin ardından gerçekleştirilecek. Gelecek sene için potansiyel orta ve tam ıslak zemin lastikleri, 28-29 Mayısta Ferrari ve Red Bull tarafından Fransa’daki Paul Ricard pistinde denenecek. Ferrari, sadece ilk gün, Red Bull ise her iki gün sürüşlerde yer alacak. Osman KurtMedia Director Ogilvy Public Relations Istanbul Harman Sokak, Harmanci Giz Plaza, M1-2 Levent 34394 Istanbul, TurkeyOffice: +90 212 339 8360Mobile: +90 535 979 5591Email: osman.kurt@ogilvy.comwww.ogilvy.com.tr

TÜRK MOBİLYALARI DÜNYANIN ÜÇ KITASINDA

Özenle seçilmiş dairelerinde konaklama hizmeti veren Blueground, dünya çapında tüm dairelerini Türkiye’den temin ettiği mobilya, tekstil ürünleri ve aksesuarlarla eşyalandırıyor. Yeni açılacağı pazarlarla birlikte 2019 yılında mobilya ihracatını 40 milyon TL’ye çıkarmayı hedefleyen şirket, misafirlerine hem estetik hem de akıllı yaşam alanları yaratıyor. Yenilikçi iş modeliyle emlak ve konaklama sektörlerinde faaliyet gösteren Blueground, mobilitenin gitgide arttığı günümüzde insanların yaşamayı seçtikleri her yerde kendilerini evlerinde hissetmelerini sağlamayı amaçlıyor. Dünyanın 9 metropolünde ideal lokasyonlardaki Blueground daireleri modern eşyalı, tam donanımlı ve teknoloji odaklı yaşam alanlarına dönüştürüldükten sonra bir aydan başlayan sürelerde kiralanıyor.  Amerika, Dubai, Atina veya İstanbul… Bir Blueground dairesi dünyanın neresinde olursa olsun Türkiye’den temin edilen mobilya, tekstil ürünleri ve aksesuarlarla eşyalandırılıyor. Blueground Kurucu Ortağı Kurtuluş Korkmaz, “Misafirlerimize dairelerine yerleştikleri ilk gün, her detayı düşünülmüş bir yaşam alanı sunuyoruz. 3 kıtada 9 şehirde yönettiğimiz 2000 dairemiz için 2018 yılında 23 milyon TL’lik mobilya ve ev eşyası ihracatı gerçekleştirdik. Bu sayı, ihracata ilk başladığımız 2017 yılına kıyasla bir senede altı kat artış gösterdi. Anadolu’nun her köşesinden 40’ın üzerinde tedarikçi ile çalışıyoruz. Mobilya ve döşemelik gruplarımız Ankara, Kocaeli, Denizli ve İstanbul’dan, ev tekstili ürünlerimiz Denizli’den, halılarımız Isparta, Konya ve Karaman’dan, aydınlatmalarımız İstanbul ve Ankara’dan, dairelerimizde kullandığımız mermer aksesuarları da Afyon’dan alıp faaliyetteolduğumuz ülkelere gönderiyoruz. Kısacası iş ortaklarımızla birlikte dünyaya Türk mobilyalarını tanıtıyor, böylece yaklaşık 2000 kişilik bir istihdamı destekliyor ve ekonomiye katkı sağlıyoruz.” dedi.  Tüm dairelerin Blueground (www.theblueground.com) değerlerini ve standartlarını yansıttığından emin olmak için çoğu İstanbul’da bulunan iç mimar, tasarımcı ve tedarik zinciri uzmanlarından oluşan 15 kişilik ekip yoğun bir şekilde çalışmaya devam ediyor. Atina’da doğan ve İstanbul’da büyüyen bir şirket olarak, tüm dairelerin olmazsa olmazı imza ürünleri sıcak Ege esintileri taşıyor ve titizlikle planlanan detaylar şirketin doğduğu coğrafyadan ilham alıyor. Blueground, 2023 yılına kadar dünya çapında 50 şehirde yer almayı ve 50.000’den fazla daireden oluşan bir portföy sunmayı hedefliyor. Blueground Hakkında Blueground, insanların yaşamayı seçtikleri her yerde kendilerini evlerinde hissetmelerini sağlama misyonuyla yola çıkan teknoloji odaklı bir emlak şirketidir. Bir aydan bir yıla kadar veya daha uzun süreler için kaliteli mobilyalarla döşenmiş ve kendi mimarları tarafından dizayn edilmiş modern daireler sunar. Bu daireler insanların sadece valizleriyle ve özel eşyalarıyla gelip kolayca yaşamaya başlamaları için tasarlanmıştır. New York, Los Angeles, San Francisco, Boston, Chicago, Washington DC, Dubai, İstanbul ve Atina dahil dokuz büyük şehirde 2000 dairesi ve 300 çalışanı ile hizmet veren şirket, dünya çapında 50 şehirde yer almayı ve 2023 yılına kadar 50.000’den fazla daireden oluşan bir portföy sunmayı hedeflemektedir. www.theblueground.com Ayrıntılı Bilgi İçin; Effect BCW Hazan Aköz Işık – hazanakoz@effect.com.tr – 0 532 658 87 02 Burak Şeker – burakseker@effect.com.tr – 0 542 690 49 53

“2019 İnşaat Sektörünün Toparlanma Yılı Olacak”

KAMDER Başkanı, 2018 yılında inşaat sektörünün en kötü dönemini yaşadığını, 2019 yılında sektörün yeni projeler üretmek yerine stokları tüketmeyi hedeflediğini söyledi. İnşaat Sektörünün 2018’deki faaliyetlerini değerlendiren ve 2019 ile ilgili beklentilerini açıklayan Karşıyaka Yapı Müteahhitleri Derneği (KAMDER) başkanı ve İzmir Ticaret Odası İnşaat Komitesi meclis üyesi Niyazi Gültekin, sektörün eski günlerine dönebilmesi için faizlerin mutlaka düşmesi gerektiğini, 2019 yılından umutlu olduklarını ifade etti. En zor yılı geride bıraktık İnşaat Sektörü’nün 2018’de çok zor bir süreç yaşadığını belirten Niyazi Gültekin, “24 Haziran seçimlerinden önce başlayan ekonomik krizden en fazla inşaat sektörü etkilendi. Konut kredisinde faiz ortalaması yüzde 2.75’lere yükseldi. İnşaat maliyetleri yüzde 40’tan fazla arttı. Birçok meslektaşımız bu ekonomik koşulların altından kalkamayıp konkordato ilan etmek zorunda kaldı. Konkordato ilan edenler arasında büyük firmalar da var. Çok sayıda inşaat yarım kalmış vaziyette. Bu sürecin 2019’da sona ereceğini ve 2019 yılının sektör için daha güzel geçeceğini umut ediyoruz” dedi. Bankalar sektöre ihanet etti Bankaların inşaat sektörü sayesinde yüzbinlerce kişiye konut kredisi sattığını ve çok büyük kârlar elde ettiğini ifade eden Niyazi Gültekin, “İyi günde dost olan bankalar zor günde müteahhitlere en büyük darbeyi vurdu. Birçok müteahhit arkadaşlarımızın yüzde 13-15’lerle aldığı kredilerin faiz oranı yüzde 45’lere kadar çıktı. Müteahhitler zaten yüksek konut kredisi faizleri yüzünden satış yapamadıkları bu dönemde yüksek faizler ödemek zorunda kaldı. Özellikle özel bankalar yüzde 20 ile mevduat alırken yüzde 45 ile kredi sattılar. Yüzde 100’den fazla kâr ettiler. Bankalar bu dönemde güvenimizi kaybetti. İnşaat sektörünün yeniden yükselmeye başlayacağı dönemlerde bankaların yaptığı bu ihaneti asla unutmayacağız” dedi. 2019’da hedef inşaatları tamamlayıp stokları eritmek Sektörün 2019 hedefleri ile ilgili görüşlerini paylaşan Gültekin sözlerini şu şekilde sürdürdü; “Bu yıl çok az proje lansmana çıkacaktır. Sektörün en büyük önceliği mevcut projeleri tamamlayıp, stokları eritmek. Türkiye’de 2 milyona yakın konut satılmayı bekliyor. Bu konutların satılması için faizlerin düşmesi gerekiyor. Kamu bankalarının başlattığı 0,98 faiz kampanyası sektöre bir hareket getirdi ancak yeterli değil. 0,98 faiz kampanyasının müteahhite maliyeti çok yüksek. 0.80’lik maliyeti müteahhitler karşılıyor. Merkez Bankası’nın ilk toplantıda faiz oranlarını yüzde 20’nin altına düşürmesi ve 2019’a olumlu bir başlangıç yapması gerekiyor. Devam eden faizlerdeki düşüş eğilimi, 2019’da konut satışlarını artırıp, sektöre yeniden hareket getirecektir.” Kaynak yapi.com.tr

Temizlik Şirketi Kurmak / Nasıl Açılır

Türkiye’de son dönemde konut sayısının patlaması ve gelir durumunun yükselmesiyle birlikte artık temizlik şirketlerine daha fazla ihtiyaç duyulmaya başlandı. Bir girişimci ve yatırımcı olarak bu ihtiyacın artışına paralel olarak bir girişim başlatmak kesinlikle karlı bir iş fikri olacak. Temizlik şirketi kurmanın karlı bir iş fikri olarak bir diğer avantajı ise düşük sermaye ile başlanılabilmesi. Zira, bir temizlik şirketinin ofisinde muhtemelen bir bilgisayar, birkaç sandalye ve bir masa dışında başka bir şey olmasına gerek yok. Temizlik şirketlerinde başlangıç maliyeti çok düşüktür, önemli olan personelleri işe aldıktan sonraki personel maaşlarıdır. Bu nedenle başlangıç için ciddi bir paraya ihtiyacınız yok. ŞİRKETİN KURULUMU ve MALİYETLER Standart olarak bir temizlik şirketini kurmak çok kolaydır. Bir ofis belirleyin ve ardından bir muhasebeci tutun. Ortalama olarak 3-4 bin liralık (her yıl zam geliyor) masraf sonrasında şirketiniz hazır hale gelecektir. Bu işlemleri muhasebecinizin halletmesine izin verin, çünkü sürekli olarak muhasebeciye ihtiyacınız olacak. Kendi başınıza işi halletmek istiyorsanız da Gerekli Belgeler rehberimize göz atmanız yeterli olacak. Şirketi kurduktan sonra standart olarak ek maliyet oluşturacak temizlik ürünlerine ihtiyacınız olacak. Temizlik ürünlerini toptan almanızı ve bu toptan alımı da standart bir market yerine toptancılar sitelerinden temin etmenizi öneriyoruz, daha ucuz olacak. Temizlik ürünlerinin genel bir listesi yoktur, karar sürecinde aldığınız kategoriye göre ihtiyaçlarınız değişecektir. Eğer hiç fikriniz yoksa bu durumda birkaç deneme yapmak üzere kendi evinizi, ofisinizi veya kar amaçlı olarak kurulmayan hayvan barınağı, belediye atölyeleri gibi bir yer için ücretsiz bir temizlik hizmeti verebilirsiniz. Böylelikle tam olarak neye ihtiyacınız olacağını anlayabilirsiniz Ayrıca bu sayede personel konusundaki eksikliklerinizi de görebilirsiniz. Bazı personelleriniz deneyimsiz olabilir, işe yarayacaktır. KARAR SÜRECİ Temizlik şirketlerinin birçok farklı türü vardır. Şirketi kurarken bu süreci mutlaka değerlendirmeniz ve kararı aldıktan sonra buna göre planlama yapmanız gerekiyor. Temizlik şirketi olarak her konuda hizmet sağlamak istiyor olabilirsiniz, ancak yeterli ekibiniz ve ekipmanlar için sermayeniz yoksa, belirli bir alana yönelmenizi tavsiye ederiz. Yönelebileceğiniz kategoriler ise şöyle; Genel Periyodik Temizlik Ofis Temizliği İnşaat Sonrası Temizlik Detaylı Ev Temizliği Zemin Temizliği Bahçe Temizliği Fabrika Temizliği Otel Temizliği Elbette bu hizmetlerin tamamı için de hizmet verebilirsiniz. Ancak belirli bir kategoriden yola koyulmak ve iş hacmine göre hizmetleri artırmak daha mantıklı olabilir. İŞE KOYULMA Hizmet verdiğiniz alanı belirledikten sonra temizlik şirketlerinin en önemli konusu için hazırlık yapmanız gerekiyor. Temizlik şirketlerinin ana odak noktası ve en çok sorun yaşadığı konu elbette personeldir. Çünkü şirketin tüm hizmetleri personeller aracılığıyla yapılıyor. Bu nedenle ne kadar iyi personelleriniz varsa, o kadar kaliteli bir şirket olacaksınız. İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR: Bijuteri Takı Mağazası & Dükkanı Açmak Temizlik şirketleri için personel bulmak zor değildir, genellikle başlangıçta asgari ücret ile personel bulmak çok kolay olacak. Ancak deneyimli ve size artı değer kazandıracak personeller için maaşınızı yükseltmeniz gerekecek. Ayrıca bazı büyük temizlik şirketleri maaş dışında, iş başına ek ödeme de yapmaktadır. Çünkü personelleriniz mutlu ise, muhtemelen iş yaptığınız müşteri de iş sonunda mutlu olacaktır. Personel arama sürecini mutlaka profesyonel bir şekilde gerçekleştirin. Temizlik şirketlerinin en az dikkat ettiği konular arasında personel seçimi geliyor. Birçok şirket, kendi yakınlarından personeller ile işe başlamakta ve bu nedenle iş hayatına bir sıfır geriden başlamaktadır. Eğer yakınlarınız arasında profesyonel olarak temizlik yapmış deneyimli insanlar varsa olabilir, ancak yoksa, sırf maliyetleri azaltmak için bu yola başvurmanızı asla önermiyoruz. İŞ ALMAK Temizlik şirketini kurduktan ve nitelikli olduğuna inandığınız personelleri temin ettikten sonra işin asıl noktasına gelirsiniz:…

Güneş Enerjisi Sektörü Hızla Büyüyor: İş Fikirleri

Türkiye için çok önemli bir potansiyel içeren Güneş Enerjisi sektörü son yıllarda hızla büyümeye devam ediyor. Son birkaç yıldır olgunlaşma dönemine giren Güneş Enerjisi Sektörü’nde geçtiğimiz yılda da önemli atılımlar yaşandı. Birçok yerli firma yeni yatırımlar ile adından söz ettirmeyi başarırken, sektör 2019 yılında da çok önemli atılımlar için şimdiden planlamalar yapmaya başladı. Türkiye’de güneş enerjisi sektörünü yakından izleyen Uluslararası Güneş Enerjisi Topluluğu Türkiye Bölümü (GÜNDER) 2019’da Türkiye’de güneş enerjisi konusunda bir rekor yılı olmasını bekliyor. Dernek, 2019’da ülke genelinde lisanslı ve lisanssız santral olarak toplam 950 megavat civarı kurulum, 800 milyon dolar yatırım bekliyor. Güneş enerjisi santrali kurmanın, birçok diğer elektrik santraline göre daha kolay olduğunu söylemek mümkün. Örneğin bir termik ya da hidroelektrik santral kurmak ortalama 3 yıllık bir süreç alırken, bir güneş enerjisi santrali kurmak için 3-4 aylık bir süreç yeterli. MALİYETLER DÜŞÜYOR Yenilebilir enerjiler arasında Türkiye için en yüksek potansiyeli barındıran güneş enerjisi santrallerinin kurulumda maliyetlerde de azalış var. Uzak doğu kökenli olarak üretilen hücre fiyatlarında yaşanan düşüş son dönemde etkisini göstermeye başladı. Özellikle monoperc hücre fiyatlarında yaşanan düşüş ile birlikte maliyetlerin azalması devam ediyor. Son dönemde birçok yeni şirket daha da üretim konusunda harekete geçti ve bu durum da rekabeti beraberinde getirerek, yatırımcılar için maliyetleri azaltmaya başladı. 2019 yılında da güneş enerjisi sektörünü hareketli bir yıl bekliyor olacak. Peki hangi iş fikirlerine yoğunlaşmak mümkün? GÜNEŞ ENERJİSİ SEKTÖRÜNDE İŞ FİKİRLERİ Bir güneş enerjisi denetçisi olarak, işiniz, enerji maliyetlerini azaltmak ve kullanımıyla enerji verimliliğini artırabilecekleri yollar önermektir. Bunun için güneş enerjisine geçmek isteyen kişilerin evlerini veya iş yerlerini ziyaret edersiniz. Genellikle bir şirket için çalışırsınız veya kendi şirketinizi kurabilirsiniz. 2. Güneş Paneli Kurulumu Ev, ofis ve iş yerleri için güneş paneli kurulumu işi başlatabilirsiniz. Elbette bunun için deneyimli personellere ihtiyaç duyacaksınız. 3. Danışman Kapsamlı bir sektör olması nedeniyle, güneş santrali kurmak gibi işletmeler için danışmanlık hizmeti verebilir. Tabii ki bunun eğitimini almış olmanız değer kazandıracaktır. 4. Güneş Sistemi Tamircisi Bir arıza olduğunda, insanların güneş panellerini koruma ve bakımını yapmalarına yardımcı olacak bir güneş sistemi tamircisi olabilirsiniz. 5. Güneş Enerjisi Projeleri Geliştiricisi Güneş enerjisi sektöründe yapabileceğiniz birçok icat var. Bu konuda bireysel olarak çalışmalar yürütebileceğiniz gibi direkt olarak bir şirket de kurarak harika işlere imza atabilirsiniz. 6. Güneş Enerjisi Ürünü Pazarlamak Güneş enerjisi için binlerce ürün bulunuyor. Bu ürünler için pazarlama hizmeti verebilirsiniz. Elbette bir şeyi satabilmek için o ürünü tanımanız gerekir. Bu nedenle sektör hakkında bilgi sahibi olmadan bu işe kalkışmanızı pek önermioruz. 7. Güneş Paneli Temizleyici Güneş panelleri düzenli temizlik ve bakıma ihtiyaç duyar ve bu sık sık hasarlara neden olması nedeniyle çoğunlukla profesyoneller tarafından yapılır. Bu konuda hizmet sağlayabilirsiniz. 8. Güneş Enerjisi Ürünleri Distribütörü Güneş enerjisi ürünleri toptancılığı yapabilirsiniz. Ancak hedef noktasında konu ile ilgilenen şirketlerin bulunup, bulunmadığına dikkat edin. 9. Güneş Eğitimi Hizmetleri Güneş enerjisi harika bir sektördür ve Türkiye için eşsiz fırsatlar barındırmaktadır. Bu kapsamda, bu sektöre yönelmek isteyenler için eğitim hizmetleri için bir kurs programı başlatabilirsiniz. Güzel bir reklam ile ciddi bir girişim olabilir. 10. Tarım Çiftçilere danışmanlık yapabilir ve onlara bitkilerin büyümesini arttırmak için güneş enerjisini nasıl kullanacaklarını öğretebilirsiniz.   kaynak : karliisfikirleri.com

NAYLON FATURA NEDİR? SAHTE FATURADAN KORUNMAK İÇİN NE YAPILMALI?

Vergi Usul Kanunun 359. maddesinde, gerçek bir muamele veya duruma dayanmakla birlikte bu muamele veya durumu mahiyet veya miktar itibariyle gerçeğe aykırı şekilde yansıtan belge muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge; gerçek bir muamele veya durum olmadığı halde bunlar varmış gibi düzenlenen belge, sahte belge olarak tanımlanmıştır. Bu tanımdan, gerçek durumu olduğu gibi yansıtmayan belgelerin sahte fatura olarak değerlendirileceğini anlamak gerekmektedir. Sahte fatura, mükellefler arasında “naylon fatura” olarak ta adlandırılmaktadır. Bilmeden sahte belge kullanma nedeniyle mükellefler yüksek tutarlı cezalarla karşılaşmaktadırlar. Danıştayın son zamanlardaki içtihatlarıyla, sahte belge kullandığı iddia edilen mükellefler için şu önemli kriterler getirilmiştir. 1- Davacıya fatura düzenlendiği dönemde gerçek ticari faaliyetlerinin olmadığı yönünde tespit yapılmalıdır. 2- Sahte fatura düzenlediğine dair somut bir tespit yapılmalıdır. 3- Fatura bedellerinin banka kanalıyla ödendiği tespit var ise vergi inceleme elemanınca bu husus hakkında araştırma yapılmalıdır. Danıştay 9. Dairesi Tarih : 22.03.2017 Esas No : 2014/9301 Karar No : 2017/3099 KDVK Md. 29 VUK Md. 3 FATURALARIN GERÇEĞİ YANSITMADIĞININ VERGİ İNCELEME RAPORUNDA ORTAYA KONULMASI GEREKTİĞİ Alınan faturaların sahte olduğu yolunda düzenlenen vergi inceleme raporuna dayanılarak re’sen tarh edilen KDV ve kesilen vergi ziyaı cezasına ilişkin olarak, fatura alınan mükellefler hakkında düzenlenen vergi tekniği raporlarında yer alan tespitlerin değerlendirilmesinden, davacıya faturadüzenleyen şirketler hakkında davacıya fatura düzenlendiği dönemde gerçek ticari faaliyetlerinin olmadığı ve sahte fatura düzenlediğine dair somut herhangi bir tespit yapılmadığı ve davacı şirket hakkında düzenlenen vergi inceleme raporuna ek tutanakta fatura bedellerinin banka kanalıyla ödendiği tespitine yer verilmesine karşın, vergi inceleme elemanınca bu husus hakkında herhangi bir eleştiri ve araştırma yapılmadığı görüldüğünden, davayı reddeden vergi mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. Sahte fatura kullanma mahkeme kararları İstemin Özeti: Davacı adına, (A) Ltd. Şti.’den ve Tasfiye halinde (B) Ltd. Şti.’den aldığı faturaların sahteolduğu yolunda düzenlenen vergi inceleme raporuna dayanılarak 2008/Ocak, Mart, Nisan, Temmuz, Eylül, Ekim dönemleri için re’sen tarh edilen katma değer vergisi ile kesilen bir kat vergi ziyaı cezasının kaldırılması istemiyle açılan davayı reddeden Vergi Mahkemesinin kararının; dilekçede ileri sürülen sebeplerle bozulması istenilmektedir. Karar: Uyuşmazlıkta; davacı adına, bir kısım alış faturalarının sahte olduğu yolunda düzenlenen vergi inceleme raporuna dayanılarak 2008/Ocak, Mart, Nisan, Temmuz, Eylül ve Ekim dönemleri için re’sen tarh edilen katma değer vergisi ile kesilen bir kat vergi ziyaı cezasının kaldırılması istemiyle açılan davayı; davacının faturalarında yer alan katma değer vergilerini indirim konusu yaptığı (A) Ltd. Şti. ve tasfiye halinde (B) Ltd. Şti.’nden aldığı faturaların sahte olduğu sonucuna varıldığı gerekçesiyle reddeden Vergi Mahkemesi kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmiştir. 3065 sayılı KDV Kanunu’nun 29. maddesinde, mükelleflerin yaptıkları vergiye tabi işlemleri üzerinden hesaplanan katma değer vergisinden faaliyetlerine ilişkin olarak kendilerine yapılan teslim ve hizmetler dolayısıyla düzenlenen fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen katma değer vergisini indirebilecekleri belirtilmiştir. 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 3/B maddesinde de, vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin esas olacağı açıklanmıştır. Bu kuralın gereği olarak yükümlülerin Katma Değer Vergisi Kanunu’nun yukarıda sözü edilen 29. madde hükmünden yararlanabilmelerinin ön şartı fatura ve benzeri vesikaların gerçeği yansıtmasıdır. Bu madde hükümlerine göre mal alışları nedeniyle yüklenilen katma değer vergilerinin indirim ve iade konusu yapılabilmesi için faturaların gerçek bir mal alım satımı karşılığı düzenlenmesi gerekmektedir. Gerçekleşmemiş teslim ve hizmetler dolayısıyla katma değer vergisi ödenmesi ve bunun sonucu olarak da vergi indirimi söz konusu olamayacağından, vergi indirimine dayanak teşkil eden faturaların gerçeği yansıtıp yansıtmadığının ortaya konulması…

VERGİNİN TEBLİĞİ VE TEBLİĞ USULÜNDE SON DURUM

VERGİLENDİRMEYE İLİŞİKİN TEBLİĞ YÖNTEMLERİNDE NE DEĞİŞTİ? GİRİŞ Tebliğ kelime olarak bildirme, haber verme, bildirim anlamına gelmektedir. İdari işlemler genellikle tebliğ ile birlikte hukuk aleminde sonuç doğurur. Tebliğ ile birlikte işlemin tarafı haberdar olur ve bu işleme karşı yasal yollara başvurabilir. Vergilendirme işlemi de bir idari işlemdir. Bu nedenle, vergilendirmeye ilişkin yapılacak tebligat mükellef açısından önemli hukuki sonuçlar meydana getirmektedir. Vergi kanunları uyarınca yapılacak tebligat posta yoluyla, ilanen, memur vasıtasıyla veya elektronik ortamda yapılmaktadır. Vergi Usul Kanunun 21 maddesinde tebliğ, vergilendirmeyi ilgilendiren ve hüküm ifade eden hususların yetkili makamlar tarafından mükellefe veya ceza sorumlusuna yazı ile bildirilmesi olarak tanımlanmıştır. Vergi işlemlerinde süreler, vergi kanunları ile belirlenir, sürenin belli olmadığı hallerde ilgililere 15 günden az olmamak üzere süre verilir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usul Kanununun 7. maddesinde, dava açma süresinin, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış ve vergi mahkemelerinde otuz gün olduğu, 8. maddede ise, sürelerin, tebliğ, yayın veya ilan tarihini izleyen günden itibaren işlemeye başlayacağı kurala bağlanmıştır. TEBLİGATTAN KAYNAKLANAN SORUNLAR Vergilendirme ile ilgili tebliğ işlemlerinin Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre yapılması gerekmektedir. Bu konularda Tebligat Kanunu hükümleri uygulanmaz. Örneğin Vergi Mahkemesince verilen bir kararda, “Ayrıca, yine davalı vekili tarafından Tebligat Kanunu’nun 21, 28 ve 32.maddeleri açıklanarak tebliğin usule uygun olduğu savunulmuş ise de; vergilendirme ile ilgili olup hüküm ifade eden vesikaların tebliğinde Tebligat Kanunu değil 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun tebliğe ilişkin hükümlerince belirlenen usullere göre tebliğin yapılması gerektiği nedeniyle bu iddiaya da itibar edilmemiştir.” gerekçesiyle yapılan cezalı tarhıyat iptal edilmiştir Vergi daireleri tarafından yapılan birçok vergilendirme işleminin tebligattan kaynaklanan usulsüzlükler nedeniyle iptal edildiği malumdur. Yine Vergi Mahkemesince verilen bir kararda “Yukarıda anılan yasa hükümlerinin dava konusu olay bakımından değerlendirilmesi sonucunda; davacı adına yapılan cezalı tarhiyatların bildirimi amacıyla düzenlenen ihbarnamelerin bilinen adresine ilmühaberli taahhütlü olarak kapalı zarf içinde posta yoluyla ya da memur eliyle tebliğe çıkarılması ancak muhatabın adresini değiştirmesinden dolayı bulunamamış olması durumunda memurunun durumu zarf üzerine yazarak idareye teslim etmesi,geçici olarak başka bir yere gittiğinin adreste bulunan kişilerden birinin imzası alınarak zarf üzerine yazılması ve idareye teslim edilmesi,idarece münasip başka bir tarihte tekrar tebliğe çıkarılması ikinci kez de tebliğ edilememesi halinde ilanen tebliğ yoluna başvurulması gerektiği ve anılan işlemlerin komşularından bir kişi veya muhtar veya ihtiyar heyeti üyelerinden biri veyahut bir zabıta memuru huzurunda icra ve keyfiyet taahhüt ilmühaberine yazılarak tarih ve imza vaz’edilmek ve hazır bulunanlara da imzalatılmak suretiyle tespit edilmesi gerektiği halde davalı idarece ihbarnamelerin davacının ikametgah adresine tebliğe çıkarıldığı ancak ne sebeple tebliğ edilemediğine ilişkin tebliğ mazbatasında herhangi bir kaydın bulunmadığı görülmüştür. Ayrıca 101.maddede belirtildiği üzere işi bırakmada bildirilen adresler de bilinen adreslerdendir çünkü işi bırakma adresinde terk edildiği anlamına gelmeyecektir. Dolayısıyla kanun koyucu işi bırakmada bildirilen adresleri de bilinen adreslerden saydığından idare tarafından ihbarnamelerin tebliğin de bu adreslere de gidilmesi gerekir. Ancak davalı idarece, ihbarnamelerin davacının işi bırakma bildiriminde belirttiği işyeri adresine tebliğe çıkarılmadığı ve ikametgah adresinde yapılan tebliğinde usulüne uygun olmadığı hususları değerlendirildiğinde usulüne uygun olmayan tebligat esas alınarak amme alacağının kesinleştiği ve vadesinde ödenmediğinden bahsedilemeyeceğinden düzenlenen ödeme emirlerinin hukuka uygun olmadığı sonucuna varılmaktadır.” denilmiş ve ihbarname aşamasının usulsüz olarak tebliği nedeniyle ödeme emrinin iptaline karar verilmiştir. Tebligata ilişkin usulsüzlüklerin en başında posta görevlileri tarafından yeterli hukuki bilgiye dayanmadan yapılan tebligatlar gelmektedir. Bu nedenle, Gelir İdaresi tebligat usulünün basitleştirilmesi, elektronik…

ÖZEL USULSÜZLÜK CEZASI NELERE UYGULANIR? YASAL DAYANAĞI NEDİR?

Özel usulsüzlük cezaları, vergiye ilişkin bazı ödevlerin yerine getirilmemesi veya eksik yerine getirilmesi halinde sorumlular ve mükellefler hakkında VUK’da belirlenen miktar ve oranlarda uygulanan cezalardır. VUK’nun 353 ve mükerrer 355’inci maddelerin de yer alan özel usulsüz cezaları miktarları VUK’nun 414’üncü maddesi ile verilen yetkiye dayanarak Maliye Bakanlığı’nca yeniden değerleme oranında artırılarak Resmi Gazete’de yayınlanan Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile ilan edilmektedir.

KİMLER VERGİ MAHKEMESİNDE DAVA AÇMAYA YETKİLİDİR? KİMLER VERGİ MAHKEMESİNDE DAVA AÇAMAZ?

Kimlerin vergi mahkemelerinde dava açmaya yetkili olduğunun belirlenmesi için İYUK ve VUK hükümlerinin birlikte değerlendirilmesi gerekir. Vergi mahkemesinde dava açma yetkisi ile ilgili olarak yargı içtihatlarıyla da bazı tespitler yapılmıştır. Vergi mahkemesinde dava açma yetkisi ile ilgili olarak öncelikle İYUK hükümlerine bakılması gerekmektedir. İYUK’nun 2. maddesinde idari davalar, idarî işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan iptal davaları, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, tahkim yolu öngörülen imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar hariç, kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan her türlü idari sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalar olarak sayılmıştır.www.davavergi.com Bu hükme göre idari dava açma ehliyetine sahip olanlar, menfaatleri ihlâl edilenler, kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar ve idari sözleşmelerden dolayı taraflar olarak sayılabilir. Vergi mahkemesinde dava açmaya yetkili olanlar konusunda 213 sayıl yasada da hüküm bulunmaktadır. 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 377. maddesinde, mükellefler ve kendilerine vergi cezası kesilenler, tarh edilen vergilere ve kesilen cezalara karşı vergi mahkemesinde dava açabileceği, vergi dairesinin, tadilat ve takdir komisyonlarınca tahmin ve takdir olunan matrahlara karşı vergi mahkemesinde dava açabileceği, Belediyelerde dava açma yetkisini belediye adına varidat müdürü, olmayan yerlerde hesap işleri müdürü veya o görevi yapanların kullanacağı hükme bağlanmıştır.www.davavergi.com Vergi Usul Kanununa göre vergi mahkemesinde dava açabilecekler; mükellefler, kendine vergi cezası kesilenler, vergi daireleri ve belediyeler olarak sayılmıştır. İYUK ile VUK hükümleri bir arada değerlendirildiğinde, vergi mahkemelerinde dava açmaya yetkili olanlar yani dava ehliyetine sahip olanlar, menfaatleri ihlâl edilenler, kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar, mükellefler, kendine vergi cezası kesilenler, vergi daireleri ve belediyeler olarak sayabiliriz. Vergi mahkemelerinde ve vergi yargısında gerçek şahıslar bizzat kendileri dava açabilecekleri gibi vekilleri vasıtasıyla da vergi davası açabilmektedirler. Ancak, dava ehliyetine sahip kişinin vekili sıfatıyla açılacak vergi davasında kişinin avukat gerekmektedir. Küçüklerin, kısıtlıların ve tüzel kişilerin vergi davalarını kanuni temsilcileri veya bunların avukatları tarafından açılabilir. Katma değer vergisinin kanuni mükellefi olmamakla birlikte bu vergiyi fiilen ödeyen ve vergiye nihai olarak katlanan davacıların dava açma ehliyeti bulunmaktadır. Yani nihai yüklenici olan tüketiciler katma değer vergisi bakımından vergi mahkemelerinde vergi davası açma hakkına sahiptirler. NOT: YASAL HAKLAR SAKLIDIR. YAZILAR İZİN ALINMAKSIZIN VE ATIF YAPILMAKSIZIN KULLANILAMAZ. www.davavergi.com

VERGİ İHTİLAFLARININ VERGİ YARGISI YOLU İLE ÇÖZÜMÜNDE DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN ÖNEMLİ HUSUSLAR NELERDİR?

Vergi ihtilafları şayet idari aşamada sonuçlandırılamazsa Vergi Mahkemeleri, Bölge İdare Mahkemeleri veya Danıştay yoluyla çözülmeye çalışılır. Türk Vergi Sistemi esas itibarıyla beyan sistemine dayanmaktadır. Beyan sisteminin geçerli olduğu durumlarda, vergiye tabi işlemleri yapan mükellefler beyanname esasına göre tarh ve tahakkuk eden vergileri öderler. Vergi idaresi, vergi incelemeleri veya diğer yollarla edindiği bilgilerle beyan edilen tutarların gerçekten farklı olduğuna dair delil elde etmesi durumunda tarhıyat yoluna gider. www.davavergi.com Vergi ihtilaflarının yargı yolu ile çözümünde birçok konu başlıkları bulunmaktadır. Vergi yargılamasında bilinmesi gereken temel hususları şu şekilde sayabiliriz: • Vergi ihtilafları neden kaynaklanır? İhtilaflar vergi yargısına nasıl taşınır? • Kimler vergi mahkemesinde dava açmaya yetkilidir? Kimler vergi mahkemesinde dava açamaz? • Vergi, harç ve benzeri mali ihtilaflardan kaynaklanan davalarda görevli mahkeme hangisidir? • Vergi mahkemelerinde görülebilecek vergi davaları nelerdir? • Vergi dava dilekçelerinde dikkat edilmesi gereken önemli noktalar nelerdir? • Vergi davaları açılırken gözden kaçırılmaması gereken durumlar nelerdir? • Vergi davalarında dava açma sürelerine ilişkin bilinmesi gerekenler nelerdir? • Vergi davalarında ispat nasıl olur? İspat sorumluluğu kimdedir? • Vergi mükellefleri beyan üzerine tarh ve tahakkuk ettirilen vergilere karşı vergi davası açabilirler mi? • Vergi davaları tahsilatı durdurur mu? Vergi davalarında yürütmenin durdurulması ne demektir? • Vergi mahkemesi kararlarının uygulanması • Vergi mahkemesi kararlarına karşı başvuru yolları nelerdir? • Vergi davalarında getirilen istinaf sistemi ne anlama gelmektedir? www.davavergi.com Vergi ihtilaflarının vergi yargısı yolu ile çözüm aşamasında; vergi ihtilafının ortaya çıkışı, ihtilafın vergi mahkemesine taşınması, vergi dava dilekçesinin düzenlenmesi, yürütmenin durması, vergi mahkemesi kararlarının uygulanması, vergi mahkemesi kararlarının istinaf ve temyiz yolu ile incelenmesi gibi temel hususlarda İYUK ve VUK hükümlerinin bilinmesi büyük önem taşımaktadır. Daha sonraki yazılarımızda, vergi ihtilaflarının vergi yargısı yolu ile çözüm aşamasına ilişkin olarak yukarıda yer verilen konu başlıkları ayrıntılı olarak incelenmeye çalışılacaktır. NOT: YASAL HAKLAR SAKLIDIR. YAZILAR İZİN ALINMAKSIZIN VE ATIF YAPILMAKSIZIN KULLANILAMAZ. www.davavergi.com

MÜKELLEFLER KENDİ BEYANLARINA KARŞI VERGİ DAVASI AÇABİLİR Mİ?

213 sayılı Vergi Usul Kanununun 377. maddesinde, mükellefler ve kendilerine vergi cezası kesilenler, tarh edilen vergilere ve kesilen cezalara karşı vergi mahkemesinde dava açabileceği, vergi dairesinin, tadilat ve takdir komisyonlarınca tahmin ve takdir olunan matrahlara karşı vergi mahkemesinde dava açabileceği, Belediyelerde dava açma yetkisini belediye adına varidat müdürü, olmayan yerlerde hesap işleri müdürü veya o görevi yapanların kullanacağı hükme bağlanmıştır. Vergi Usul Kanununa göre vergi mahkemesinde dava açabilecekler; mükellefler, kendine vergi cezası kesilenler, vergi daireleri ve belediyeler olarak sayılmıştır. Anayasa Mahkemesi, mükelleflerin beyan ettikleri matrahlar üzerinden tarh edilen vergilere karşı dava açamayacaklarına ilişkin hükmün Anayasaya aykırı olmadığına karar verdi. Anayasa Mahkemesi, 14.6.2017 gün ve Esas Sayısı : 2017/24 Karar Sayısı: 2017/112 sayılı kararıyla, 4.1.1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 23.6.1982 tarihli ve 2686 sayılı Kanun’un 51. maddesiyle değiştirilen 378. maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “Mükellefler beyan ettikleri matrahlara ve bu matrahlar üzerinden tarh edilen vergilere karşı dava açamazlar.” hükmünün Anayasa’ya aykırı olmadığına oy çokluğuyla karar verdi. İtiraz konusu olay, ihtirazi kayıtla verilen kurumlar vergisi düzeltme beyannamesi üzerine tahakkuk eden kurumlar vergisi ile kurumlar vergisi üzerinden kesilen bir kat vergi ziyaı cezasının iptali talebiyle açılan davada İstanbul 9. Vergi Mahkemesi tarafından itiraz yoluna başvurulması üzerine verilmiştir. Anayasa Mahkemesi itiraz konusu hükmün anayasaya aykırı olmadığına karar verirken, düzeltme beyannamesi ve ihtirazi kayıt müessesesine dair önemli tespitlerde yapmıştır. Yüksek Mahkeme, itiraz başvuru gerekçesinden hareketle, ihtirazi kaydın uygulamada ortaya çıkan ve düzeltme beyannamesi olarak adlandırılan beyannamelere konulup konulamayacağı; konulabilse dahi dava açma hakkını tanıyıp tanımayacağı esasında itiraz konusu kuralın değil, kuralın istisnasının kanuni dayanağı olan 2577 sayılı Kanun’un 27. maddesinin (4) numaralı fıkrasının yorumundan kaynaklandığını, 2577 sayılı Kanun’un 27. maddesinin (4) numaralı fıkrasında beyannameler arasında herhangi bir ayrım yapılmadığını, kanuni süresinden sonra verilen beyannamelere ihtirazi kayıt konulup konulamaması hususunun içtihat farklılığına neden olduğu gerekçesiyle Anayasa’ya aykırı olduğu ileri sürülmüş ise de herhangi bir düzenlemenin mahkemeler arasında içtihat uyuşmazlıklarına neden olması yargılama hukukunun doğası gereği her zaman mümkün olup bu durumun anayasal bir sorun oluşturmasının söz konusu olmadığı, kaldı ki hukuk sistemi içerisinde mahkemeler arasındaki içtihat uyuşmazlıklarını çözecek hukuki yollara yer verildiği belirtilmiştir. NOT: YASAL HAKLAR SAKLIDIR. YAZILAR İZİN ALINMAKSIZIN VE ATIF YAPILMAKSIZIN KULLANILAMAZ. www.davavergi.com

VERGİ YAPILANDIRMASI BOZULANLARA YENİ BİR HAK

7159 sayılı Kanun ile 7143 sayılı Vergi ve Diğer Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanuna eklenen geçici 2 nci madde kapsamında; Kanun kapsamında yapılandırma başvurusunda bulunduğu halde geçici 2 nci maddenin yürürlüğe girdiği 28/12/2018 tarihi itibarıyla ödenmesi gereken tutarları süresinde ödemeyerek Kanun hükümlerini ihlal eden borçlulara, ihlale neden olan tutarları 28/2/2019 tarihine kadar (bu tarih dâhil), ödemeleri gerektiği tarihten ödeme tarihine kadar (bu tarih dâhil) geçen süre için Kanunun 9 uncu maddesinin altıncı fıkrasında belirlenen ve ödemede gecikilen her ay ve kesri için hesaplanması gereken geç ödeme zammı ile birlikte ödemeleri halinde Kanun hükümlerinden yeniden, yararlanma imkânı sağlanmıştır.

VERGİ BORCU NEDENİYLE EMEKLİ MAAŞINA HACİZ KONULABİLİR Mİ?

Son günlerde e haciz işlemlerinin yaygınlaştığı görülmektedir. Vergi daireleri ve SGK tarafından banka hesaplarına e haciz işlemleri uygulanmaktadır. Vergi idaresi vergi alacaklarını takip ve tahsil edebilmek amacıyla hukuken sahip olduğu yöntemlerle harekete geçmektedir. Ödenemeyen vergi borçları için vergi daireleri önce ödeme emri düzenleyerek borcun takibi yoluna gitmekte, şayet borç yine tahsil edilemez ise mükelleflerin mal varlıklarına veya banka hesaplarına haciz tatbik etmektedir. 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanununun 54. maddesinde ödeme müddeti içinde ödenmeyen amme alacağının cebren tahsil edileceği belirtildikten sonra;55. maddesinde, Amme alacağını vadesinde ödemeyenlere 7 gün içinde ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumunun bir ödeme emri ile tebliğ olunacağı;58. maddesinde de “Kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahsın böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı hakkında tebliğ tarihinden ibaren 7 gün içinde tahsil dairesine ait itiraz işlemlerine bakan vergi mahkemesi nezdinde itirazda bulunabilecekleri;62. maddesinde ise, Borçlunun, mal bildiriminde gösterilen veya tahsil dairesince tespit edilen borçlu veya üçüncü şahıslar elindeki menkul mallar ile gayrimenkullerinden, alacak ve haklarından amme alacağına yetecek miktarın tahsil dairesince haczolunacağı;71. maddesinde de, Aylıklar, ödenekler, her çeşit ücretler, intifa hakları ve hasılatı, ilama bağlı olmayan nafakalar, emeklilik aylıkları, sigorta ve emeklilik sandıkları tarafından bağlanan gelirler kısmen haczolunabileceği, ancak haczolunacak miktar bunların üçte birinden çok dörtte birinden az olamayacağı, hükümleri yer almıştır. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlik Sigortası Kanununun 99.maddesinde, sosyal güvenlik hak ve yükümlülükleri ile ilgili yapılacak her türlü kanunî düzenlemelerin bu Kanunda yapılacağı hükme bağlanmıştır. 5510 sayılı Kanunun 93.maddesinde de, “Bu Kanun gereğince sigortalılar ve hak sahiplerinin gelir, aylık ve ödenekleri, sağlık hizmeti sunucularının genel sağlık sigortası hükümlerinin uygulanması sonucu Kurum nezdinde doğan alacakları, devir ve temlik edilemez. Gelir, aylık ve ödenekler; 88 inci maddeye göre takip ve tahsili gereken alacaklar ile nafaka borçları dışında haczedilemez. Bu fıkraya göre haczi yasaklanan gelir, aylık ve ödeneklerin haczedilmesine ilişkin talepler, borçlunun muvafakati bulunmaması halinde, icra müdürü tarafından reddedilir.” hükmü yer almaktadır. 5510 sayılı Kanunun anılan hükümleri uyarınca, sosyal güvenlik hak ve yükümlülüklerine dair her türlü kanunî düzenlemeler bu Kanunda yapılacaktır ve bu Kanun gereğince sigortalılar ile hak sahiplerinin, gelir, aylık ve ödenekleri 88.maddeye göre takip ve tahsili gereken alacaklar ile nafaka borçları dışında haczedilemeyecek ve bu fıkraya göre haczi yasaklanan gelir, aylık ve ödeneklerin haczedilmesine ilişkin talepler, borçlunun muvafakati bulunmaması halinde, icra müdürü tarafından reddedilecektir. Yukarda yer verilen düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde, 6183 sayılı yasa uyarınca “emekli aylıkları”nın kısmen haciz edilebileceği ancak 5510 sayılı Kanununa göre ise bunun mümkün olmadığı görülmektedir. Sonuç olarak, 5510 sayılı Kanunun anılan hükümleri uyarınca vergi daireleri tarafından borçlunun muvafakatı alınmaksızın mükelleflerin emekli maaşına haciz konulması hukuka aykırıdır. Nitekim bu konuda verilmiş çok sayıda vergi yargısı kararı bulunmaktadır. NOT: YASAL HAKLAR SAKLIDIR. YAZILAR İZİN ALINMAKSIZIN VE ATIF YAPILMAKSIZIN KULLANILAMAZ. www.davavergi.com

SAHTE FATURA NEDENİYLE VERGİ İNCELEMESİ KAPSAMINDA OLAN MÜKELLEFLERİN MATRAH ARTIRIM SORUNU NASIL ÇÖZÜLÜR?

SAHTE FATURA NEDENİYLE VERGİ İNCELEMESİ KAPSAMINDA OLAN MÜKELLEFLERİN MATRAH ARTIRIM SORUNU NASIL ÇÖZÜLÜR? Bilindiği gibi sahte fatura düzenleyen mükelleflerin 7143 sayılı yasa kapsamında matrah artırımları kabul edilmemektedir. Ancak, sahte belge düzenleme nedeniyle bazı mükelleflerin incelemeleri devam ettiği, sahte belge düzenleyip düzenlemediklerinin idarece henüz tespit edilemediği durumlar vardır. Bu mükelleflerin incelemeleri sonuçlanana kadar matrah artırımları kabul edilmemektedir. Özelge ile, inceleme sonuçlandıktan sonra sahte belge düzenleme fiilinin tespit edilememesi durumunda, 7143 sayılı Kanun’un 5. maddesinde öngörülen diğer şartların yerine getirilmesi koşuluyla bu madde hükümlerinden yararlanabileceklerine dair açıklamalar yapılmıştır: “Başkanlığımıza intikal eden olaylardan, SMİYB düzenleme şüphesi ile vergi incelemesi devam eden bazı mükelleflerin 7143 sayılı Kanun kapsamında matrah arttırımında bulunmak istedikleri ancak sistemin “Sahte Belge Düzenleme Fiilinden Hareketle Nezdinizde Yapılan Vergi İncelemesi Devam Etliğinden İncelemeniz Sonuçlanana Kadar Matrah Artırımında Bulunmanız Mümkün Değildir.” şeklinde uyarı verdiği ve matrah arttırımında bulunulamadığı anlaşılmış olup, konuya ilişkin olarak aşağıdaki açıklamaların yapılmasına gerek duyulmuştur. Bilindiği üzere, 7143 sayılı Vergi ve Diğer Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanunu’nun “Matrah ve Vergi Artırımı” başlıklı 5. maddesinde, sahte belge düzenleme fiili nedeniyle incelemesi devam eden mükelleflerin aynı maddenin birinci, ikinci ve üçüncü fıkrası hükümlerinden yararlanamayacakları, vergi incelemesi tamamlanması sonucunda bu fiillerin varlığının tespit edilememesi durumunda, bu durumun tespitine ilişkin raporun veya yazının mükelleflere tebliği tarihinden itibaren bir ay içerisinde yazılı başvurulması, matrah ve vergi artırımı sonucu hesaplanan vergilerin, raporun veya yazının tebliğini izleyen aydan başlamak üzere ikişer aylık dönemler halinde altı eşit taksitte ödenmesi ve Kanun’un 5. maddesinde öngörülen diğer şartların yerine getirilmesi koşuluyla bu madde hükümlerinden yararlanılabileceği hususları düzenlenmiştir. Konuya ilişkin olarak 1 Seri No.lu Vergi ve Diğer Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tebliği’nin “Diğer Hususlar” başlıklı (V/D-6) bölümünde de açıklamalara yer verilmiştir. Yukarıda yer alan hüküm ve açıklamalar doğrultusunda, SMİYB düzenleme şüphesi ile vergi incelemesi devam eden mükelleflerin vergi incelemesi sonuçlanana kadar matrah artırımında bulunması mümkün değildir. Söz konusu inceleme sonuçlandıktan sonra sahte belge düzenleme fiilinin tespit edilememesi durumunda ise, bu durumun tespitine ilişkin raporun veya yazının mükelleflere tebliği tarihinden itibaren bir ay içerisinde yazılı başvurulması, matrah ve vergi artırımı sonucu hesaplanan vergilerin, raporun veya yazının tebliğini izleyen aydan başlamak üzere ikişer aylık dönemler halinde altı eşit taksitte ödenmesi ve Kanun’un 5. maddesinde öngörülen diğer şartların yerine getirilmesi koşuluyla bu madde hükümlerinden yararlanabilecekleri tabiidir.” * www.davavergi.com *31.07.2018 tarih ve 21152195-130[99-2018.1224]-E. 132482 sayılı, Hazine ve Maliye Bakanlığı Özelgesi.

YENİ TORBA YASA “VERGİ” DE NELERİ DEĞİŞTİRECEK?

Gün geçmiyor ki yeni bir torba yasa gündeme gelmesin. Vergi sistemleri ülke ekonomisiyle yakın ilişki içindedir. Bu nedenle, günümüz toplumlarında ekonomik hayatta meydana gelen gelişmelere müdahale amacıyla vergi politikalarında değişiklikler yapılabilmektedir. Vergi kanunları ekonomik gelişmelerle uyumlu olmak üzere en sık değişiklik yapılan mevzuatın başında gelmektedir. Bu durum, vergi ile muhatap olan mükellef, serbest muhasebeci, avukat vb. kesimlerin en sık yakındıkları hususların başında gelmektedir. Yeni torba yasa teklifi 30 Kasımda Meclise sunuldu Ak Partili milletvekillerinin imzasıyla 71 maddelik yeni torba yasa teklifi meclise sunuldu. Bu teklifte, ekonomiden vergiye birçok hususta yeni düzenlemeler öngörülmektedir. Biz vergiye ilişkin yapılması düşünülen yasa değişikliklerinden başlıklar itibarıyla söz edeceğiz. Şöyle ki: • 5300 sayılı Tarım Ürünleri Lisanslı Depoculuk Kanunu kapsamında düzenlenen ürün senetlerinin elden çıkarılmasından doğan kazançlar için öngörülen istisna 31.12.2023 tarihine kadar uzatılması, • İmalat sanayi yatırımları üzerindeki katma değer verisinden kaynaklanan finansman yükünün giderilmesi amacıyla KDV iadesine yönelik uygulamanın 2019 yılında da sürdürülmesi, • Şalgam suyu, içme sütü, bebek sütünün ÖTV’ye tabi tutulmaması, • İmalat sanayi yatırımları için 5520 sayılı Yasanın 32/A maddesi uygulama süresinin 2019 yılını da kapsaması, • Pilotlar için ödenen ücretlere gelir vergisi istisnası, • Kur farklarının KDV’ye tabi olması, • Şirketlerin ortaklarına borç vermesine ilişkin düzenleme. Yasal Uyarı: Sitemizde yayınlanan yazılar telif hakları nedeniyle izin alınmaksızın ve atıf yapılmaksızın kullanılamaz. Yapılan atıflarda, MÜKELLEFHABER / www.davavergi.com adreslerinin belirtilmesi zorunludur.

ZAYİ BELGESİ NEDİR? DEFTER VE BELGELERİN İBRAZI YÖNÜNDEN ZAYİ BELGESİ NEDEN ÖNEMLİDİR?

GİRİŞ Türk Vergi Sistemi temelde beyan esasına dayanmaktadır. Beyan esasında, elde edilen gelir mükellef tarafından beyan edilmekte, vergi idaresi tarafından tespit edilen eksik vergilendirme hallerinde ise tarhıyat yoluna gidilmektedir. Beyan sisteminde, verilen beyanlar ile yasal defter ve belgelerin uyumlu olması beklenmektedir. Gerek, Vergi Usul Kanununda gerekse Ticaret Kanununda defter ve belgelerin belirli sürelerle saklanması, gereken hallerde ilgili makamlara ibrazı öngörülmüştür. VUK’nun 253. maddesinde, defter tutmak mecburiyetinde olanların, tuttukları defterlerle üçüncü kısımda yazılı vesikaları, ilgili bulundukları yılı takibeden takvim yılından başlıyarak beş yıl süre ile muhafaza etmeye mecbur oldukları hükmü mevcuttur. TTK.’nun “Belgelerin saklanması, saklama süresi” başlıklı 82. maddesinde, tutulması zorunlu defterler ve belgelerin on yıl süreyle saklanması zorunludur. DEFTER VE BELGELERİN İBRAZ ZORUNLULUĞU VUK’nun “Defter ve Belgelerle Diğer Kayıtların İbraz Mecburiyeti” başlıklı 256. maddesinde, “ Geçen maddelerde yazılı gerçek ve tüzel kişiler ile mükerrer 257 nci madde ile getirilen zorunluluklara tabi olanlar, muhafaza etmek zorunda oldukları her türlü defter, belge ve karneler ile vermek zorunda bulundukları bilgilere ilişkin mikro fiş, mikro film, manyetik teyp, disket ve benzeri ortamlardaki kayıtlarını ve bu kayıtlara erişim veya kayıtları okunabilir hale getirmek için gerekli tüm bilgi ve şifreleri muhafaza süresi içerisinde yetkili makam ve memurların talebi üzerine ibraz ve inceleme için arz etmek zorundadırlar. Bu zorunluluk Maliye Bakanlığınca belirlenecek usule uygun olarak, tasdike ve 3568 sayılı Kanunun 8/A maddesi uyarınca düzenlenecek katma değer vergisi iadesine dayanak teşkil eden rapora konu hesap ve işlemlerin doğrulanması için gerekli kayıt ve belgelerle sınırlı olmak üzere, bu hesap ve işlemlere doğrudan ya da silsile yoluyla taraf olanlara, defter ve belgelerinin tetkiki amacıyla yeminli mali müşavirler ve serbest muhasebeci mali müşavirler tarafından yapılan talepler için de geçerlidir.” hükmü yer almaktadır. DEFTER VE BELGELERİN İBRAZ EDİLMEMESİNİN CEZASI Defter ve belgelerin ibraz edilmemesi bir takım müeyyidelere tabidir. Öncelikle, bu durum özel usulsüzlük cezasını gerektirir. Ayrıca, ibraz ödevini yerine getirmeyen mükelleflerin ilgili dönem KDV indirimleri reddedilir. Bu durum, mükellef hakkında resen tarh nedeni olarak kabul edilir. Defter ve belgelerin ibraz edilmemesi kaçakçılık suçu olarakta nitelendirilerek hürriyeti bağlayıcı ceza öngörülmüştür. VUK’nun 359. Maddesinde, defter, kayıt ve belgeleri tahrif edenler veya gizleyenler veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge düzenleyenler veya bu belgeleri kullananlar hakkında on sekiz aydan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunacağı, varlığı noter tasdik kayıtları veya sair suretlerle sabit olduğu halde, inceleme sırasında vergi incelemesine yetkili kimselere defter ve belgelerin ibraz edilmemesi, bu fıkra hükmünün uygulanmasında gizleme olarak kabul edileceği kurala bağlanmıştır. ZAYİ BELGESİ NEDİR? Zayi belgesine ilişkin VUK’da bir düzenleme yapılmamıştır. Zayi belgesi konusu TTK’da düzenlenmiştir. TTK 82/7. Maddesinde, “Bir tacirin saklamakla yükümlü olduğu defterler ve belgeler; yangın, su baskını veya yer sarsıntısı gibi bir afet veya hırsızlık sebebiyle ve kanuni saklama süresi içinde zıyaa uğrarsa tacir zıyaı öğrendiği tarihten itibaren onbeş gün içinde ticari işletmesinin bulunduğu yer yetkili mahkemesinden kendisine bir belge verilmesini isteyebilir. Bu dava hasımsız açılır. Mahkeme gerekli gördüğü delillerin toplanmasını da emredebilir.” hükmü yer almaktadır. Zayi belgesi, ticari işletmenin bulunduğu yer asliye ticaret mahkemelerinden talep edilmektedir. DEFTER VE BELGELER İRADE DIŞI OLARAK ELDEN ÇIKMASI HALİ VUK’un “Mücbir sebepler” başlıklı 13 üncü maddesinde, vergi ödevlerinden her hangi birinin yerine getirilmesine engel olacak derecede ağır kaza, ağır hastalık ve tutukluluk; vergi ödevlerinin yerine getirilmesine engel olacak yangın, yer sarsıntısı ve su basması gibi afetler; kişinin iradesi dışında vukua gelen mecburi gaybubetler;…

ÖZEL USULSÜZLÜK CEZALARINDA VUK 353. MADDE UYGULAMASI KAPSAMINDAKİ FİİLLER NELERDİR?

Hangi fillere özel usulsüzlük cezası kesileceği ağırlıklı olarak, Vergi Usul Kanununun 353. maddesinde düzenlenmiştir. Vergi ceza hukukunda kıyas yasağı olduğu için yasa maddesinde sayılmamış fiiller için açık yetki verilmemiş durumlarda idari işlemlerle özel usulsüzlük cezası kesilmesi mümkün değildir. 1 . Elektronik belge olarak düzenlenmesi gerekenler de dâhil olmak üzere, verilmesi ve alınması icabeden fatura, gider pusulası, müstahsil makbuzu ile serbest meslek makbuzlarının verilmemesi, alınmaması, düzenlenen bu belgelerde gerçek meblağdan farklı meblağlara yer verilmesi, bu belgelerin elektronik belge olarak düzenlenmesi gerekirken Maliye Bakanlığınca belirlenen zorunlu haller hariç olmak üzere kâğıt olarak düzenlenmesi ya da bu Kanunun 227 nci ve 231 inci maddelerine göre hiç düzenlenmemiş sayılması halinde özel usulsüzlük cezası kesilir. 2. Elektronik belge olarak düzenlenmesi gerekenler de dâhil olmak üzere, perakende satış fişi, ödeme kaydedici cihazla verilen fiş, giriş ve yolcu taşıma bileti, sevk irsaliyesi, taşıma irsaliyesi, yolcu listesi, günlük müşteri listesi ile Maliye Bakanlığınca düzenlenme zorunluluğu getirilen belgelerin; düzenlenmediğinin, kullanılmadığının, bulundurulmadığının, düzenlenen belgelerin aslı ile örneğinde farklı meblağlara yer verildiğinin, gerçeğe aykırı olarak düzenlendiğinin veya elektronik belge olarak düzenlenmesi gerekirken Maliye Bakanlığınca belirlenen zorunlu haller hariç olmak üzere kâğıt olarak düzenlendiğinin tespiti ya da bu belgelerin bu Kanunun 227 nci maddesine göre hiç düzenlenmemiş sayılması halinde özel usulsüzlük cezası kesilir. 3. 232 nci maddenin birinci fıkrasının 1 ila 5 numaralı bentlerinde sayılanlar dışında kalan kişilerin fatura, gider pusulası, müstahsil makbuzu, serbest meslek makbuzu, perakende satış fişi, ödeme kaydedici cihaz fişi ve giriş ve yolcu taşıma biletlerini almadıklarının tespit edilmesi halinde özel usulsüzlük cezası kesilir. (Şu kadar ki, bu cezanın kesilebilmesi için, belge alınmadığına ilişkin tespitin vergi incelemesine yetkili olanlar tarafından yapılması şarttır.) 4. Günlük kasa defteri, günlük perakende satış ve hasılat defteri ile Maliye Bakanlığınca tutulma ve günü gününe kayıt edilme mecburiyeti getirilen defterlerin; işyerinde bulundurulmaması, bu defterlere yazılması gereken işlemlerin günü gününe deftere kayıt edilmemesi veya yoklama ve incelemeye yetkili olanlara istendiğinde ibraz edilmemesi halleri ile vergi kanunlarının uygulanması bakımından levha bulundurma veya asma zorunluluğu bulunan mükelleflerin bu zorunluluğa uymamaları halinde her tespit için özel usulsüzlük cezası kesilir. 5. Muhasebe standartlarına, tek düzen hesap planına ve mali tablolara ilişkin usul ve esaslar ile muhasebeye yönelik bilgisayar programlarının üretilmesine ve kullanılmasına ilişkin kural ve standartlara uymayanlara özel usulsüzlük cezası kesilir. 6. Bu Kanunun 8 inci maddesinin son fıkrası uyarınca (vergi kimlik numarası zorunluluğu) getirilen mecburiyete uymaksızın işlem yapanlara her bir işlem için özel usulsüzlük cezası kesilir. 7. Belge basımı ile ilgili bildirim görevini tamamen veya kısmen yerine getirmeyen matbaa işletmecilerine özel usulsüzlük cezası kesilir. 8. 4358 sayılı Kanun uyarınca işlemlerinde vergi kimlik numarası kullanma zorunluluğu getirilen kurum ve kuruluşlardan yaptıkları işlemlere ilişkin bildirimleri Maliye Bakanlığının belirleyeceği standartlarda, araçlarla (yazı, manyetik ortam, disket, mikrofilm, mikro fiş gibi) ve zamanlarda yerine getirmeyenler hakkında lira özel usulsüzlük cezası kesilir.( Ceza kesilenler, ödedikleri ceza için fiilleri ile ceza kesilmesine neden olan kişilere rücu edebilirler. ) 9. (Bu Kanununun 127 nci maddesinin (d) bendi uyarınca Maliye Bakanlığının özel işaretli görevlisinin ikazına rağmen durmayan aracın sahibi adına özel usulsüzlük cezası kesilir.

SAHTE BELGE (NAYLON FATURA) NEDENİYLE KDV İADE TALEPLERİNDE ÖZEL ESASLAR/KOD UYGULAMASI HUKUKA UYGUN MUDUR?

GİRİŞ Vergi idaresi (GİB, vergi dairesi başkanlıkları, vergi dairesi müdürlükleri) uygulamalarında, sahte belge (naylon fatura) düzenledikleri veya kullandıklarına dair rapor veya tespit bulunan mükelleflerin iade talepleri “özel esaslara” göre yerine getirilmektedir. Özel esaslar uygulamasının dayanağını Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Genel Tebliği oluşturmaktadır. Tebliğin, “E. ÖZEL ESASLAR” başlıklı bölümünde, Tebliğle, iade edilecek KDV tutarının gerçek olup olmadığının tespit edilmesi suretiyle, Hazine’ye intikal etmemiş ve/veya hayali olarak oluşturulmuş, gerçek bir yüklenime dayanmayan tutarların KDV iadesi çatısı altında yolsuz olarak iadesini önlemeyi amaçlandığı ifade edilmektedir. Özel esaslara alma uygulaması ile bir takım vergisel yükümlülüklerin yanı sıra mükelleflerin ticari ilişkide bulunduğu diğer gerçek ve tüzel kişi mükellefler nezdindeki itibarı olumsuz olarak eklenmektedir. KATMA DEĞER VERGİSİ GENEL UYGULAMA TEBLİĞİ UYARINCA ÖZEL ESASLARA TABİ MÜKELLEFLER Tebliğ ile düzenledikleri veya kullandıkları belgelerin gerçek duruma aykırı olduğuna ilişkin delil ve karineleri içeren rapor veya tespit bulunan mükelleflerin iade taleplerinin yerine getirilmesi bakımından özel esaslara tabi olduğu belirtilmiştir. Bu mükellefler şunlardır: – 213 sayılı Kanunun (153/A) maddesi kapsamına giren mükellefler, – Sahte belge veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenleme fiiline iştirak eden mükellefler de dâhil olmak üzere sahte belge veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenleme ya da kullanma konusunda haklarında “olumsuz rapor” veya “olumsuz tespit” bulunan mükellefler, -Sahte belge veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenleme konusunda haklarında “olumsuz rapor” bulunan mükelleflerin raporun ait olduğu dönemdeki ortakları, kanuni temsilcileri, bunların kurdukları veya ortak oldukları mükellefler ile kanuni temsilcisi oldukları mükellefler, -Haklarında beyanname vermeme, defter ve belge ibraz etmeme ve adresinde bulunamama konusunda tespit bulunan mükellefler, -Haklarında KDV yönünden ihtiyati tahakkuk veya ihtiyati haciz uygulanan mükellefler VERGİ İNCELEME/TEKNİĞİ RAPORLARI TEK BAŞINA DELİL SAYILABİLİR Mİ? Vergi incelemesinin temel amacı, ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunu araştırmak, tespit etmek ve sağlamaktır. Yapılan inceleme sonucunda hazırlanan ve tarhiyata veya vergi iadesine dayanak alınan raporlar vergi inceleme raporlarıdır. Vergi müfettişlerince vergi inceleme raporu dışında hazırlanan diğer raporları, basit rapor, görüş öneri raporu ve vergi tekniği raporu olarak sayabiliriz. Vergi müfettişleri tarafından hazırlanan vergi inceleme raporları dışındaki diğer bir rapor türü ise vergi tekniği raporlarıdır. Vergi tekniği raporları, inceleme raporlarından farklı olarak tarhiyata esas alınmazlar. Vergi tekniği raporları ile örneğin sahte fatura düzenlediği iddia olunan bir mükellef hakkında durum tespiti yapılarak, mükellefin sahte fatura düzenleyicisi olup olmadığı somut verilerle ortaya konulmaya çalışılır. Teknik rapor sonrasında yapılan tespitler de dikkate alınarak ayrıca vergi inceleme raporları düzenlenir. Vergi inceleme raporları veya vergi tekniği raporları tüm idari işlemler gibi hukuka uygunluk karinesinden yararlanırlar. Yani, vergi inceleme raporları ile tespit edilen hususlar aksi yönde yargı kararı olmadığı ya da idarece geri alınmadığı müddetçe doğru olarak kabul edilir. Ancak, vergi inceleme raporlarında tespit edilen hususların doğru olmadığı, süresinde açılacak bir vergi davasıyla ortaya konulabilir. Buradan, idare hukuku (vergi hukuku) çerçevesinde, vergi inceleme/vergi tekniği raporlarının aksi ispat edilinceye kadar doğru olarak kabul edilmesi gerektiği sonucuna ulaşılabilir. VERGİLERİN KANUNİLİĞİ İLKESİ Anayasanın “temel haklar ve ödevler” başlıklı ikinci kısmının “siyasi haklar ve ödevler” alt başlığını taşıyan dördüncü bölümünde, yer alan 73. maddede “vergi ödevi” düzenlenmiştir. Bu madde de, “Herkes, kamu giderlerini karşılamak üzere, malî gücüne göre, vergi ödemekle yükümlüdür. Vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımı, maliye politikasının sosyal amacıdır. Vergi, resim, harç ve benzeri malî yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır. Vergi, resim, harç ve benzeri malî yükümlülüklerin muaflık, istisnalar ve indirimleriyle oranlarına ilişkin hükümlerinde kanunun…