Ukrayna’da Türk iş dünyası için tarihi bir gün, tarihi imzalar

Ukrayna Sanayi ve Ticaret Odası’nın Coliseum Salonu’nunda geride bıraktığımız yılın nisan ayının on dokuzunda bir araya gelen birçok farklı ülkenin iş insanları, diplomatları, gazetecileri Ukrayna’daki iş dünyaları için tarihi bir ana tanıklık ettmişlerdi. O gün, Ukrayna Bağımsızlık tarihinde ilk kez ülkedeki Alman, Amerikan, Çin, Fransız ve Türk iş dünyalarıyla, Ukrayna Sanayi ve Ticaret Odası’nın temsilcileri güçlerini ortak bir mekanizmada birleştirdiler. Almanya Ukrayna Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Alexander Markus, Fransa Ukrayna Ticaret Odası direktörü Bertrand Barrier, Ukrayna Sanayi ve Ticaret Odası başkanı Gennadiy Çizikov -ki bu kurum Türkiye’deki Odalar ve Borsalar Birliği’nin(TOBB) karşılığıdır-, Çin Ticaret Odası Başkanı Ruslan Osipenko, Amerika Birleşik Devletleri Ukrayna İş Konseyi Başkanı Morgan Williams ve Uluslararası Türk Ukrayna İşadamları Derneği’nin temsilen ben, Ukrayna’daki İş Dernekleri ve Odaları Uluslararası Konseyi’nin kuruluş senedine imza attık. Britanya Ukrayna Ticaret Odası ise kuruluş sürecine ilişkin bazı itirazları olması nedeniyle törende yerini alamamış ancak en sonunda bizimle aynı noktada buluşmuş ve onlar da kurucu üye olarak imza masasında olmasa da konseyde yerlerini almışlardı. Etkinlik Ukrayna için tarihi olmasının yanı sıra, yurtdışı Türk dernekçiliği açısından da tarihiydi zira bugüne kadar başka hiçbir bir ülkede Türk işadamı dernekleri böyle bir konseyin kuruluş sürecinde en azından yakın tarihimizde paydaş olmadı.

Ukrayna’daki Uluslararası İş İnsanları Dernekleri ve Odaları Üst Konseyi’nin(ICBAC) ‘ın birinci yılını tamamladık. ICBAC, geçtiğimiz bir yıl boyunca yapılan toplantılarla olgunlaştı. Kurumun ilk projesi olarak önce altı kurucu iş insanları derneği ve odası Ukrayna için her birimiz beşer reform önerisi hazırladık. Hatırlanacağı üzere TUİD’in beş reform önerisini daha önce bir makale ile ele almıştım. Tüm bu öneriler bir araya getirilerek beş ortak maddeye, Ukrayna Bakanlar Kurulu’na sunulmak için konsolide edildi. Nitekim konsolide edilen bu beş maddenin üçü, bizim Türk iş dünyası olarak önerilerimizden çıktı. Yine bu bir yıl boyunca dernek yönetimleri, üyeleri birbirlerinin faaliyetlerine katılarak, karşılıklı ilişkileri, dostlukları pekiştirdiler Beraber ilk büyük etkinliğimizi olan Ukrayna Yatırım Forumu’nu ise, aralık ayında ICBAC’a katılarak yapının bir parçası olan Avusturya Ukrayna İş Derneği ile birlikte Ukrayna Diplomasi Akademisi’nde geçtiğimiz haftalarda gerçekleştirdik. 150’den fazla ismin katıldığı bu forumu daha sonra bir yazı ile değerlendireceğim.

O gün atılan imzalara, ICBAC’ın kuruluşuna elbette kolay gelinmedi. Bir yıllık yoğun bir çalışma sonucunda konseyin kuruluş süreci tamamlandı. Aslında bu hazırlık süreci bizler açısından 2011 yılının başlarına dayanıyordu. Son altı yıldır, Ukrayna’daki diğer ülkelerden işadamlarıyla, işadamları dernekleriyle iyi ilişkilere, işbirliğine Ukrayna Türk iş dünyası, TUİD olarak önem verdik. İtalyanlar, İngilizler, Amerikalılar, Polonyalılar, Almanlar ve hatta Çinliler’le birçok etkinliği bu süreçte beraber gerçekleştirdik. Kuşkusuz bu çalışmalar, bu çabaların bir sonucu olarak, Ukrayna’daki diğer önde gelen yatırımcı ve aktif iş dünyasına sahip olan Almanya, Büyük Britanya, ABD, Çin, Fransa iş dünyalarıyla birlikte kurucu üye olarak ICBAC’ın bir birleşini olmamız sürpriz olmadı. Tabii önemli bir faktör de Ukrayna’nın içinde bulunduğu konjonktür. 2014 yılı öncesinden farklı olarak iş dünyasıyla diyaloğa çok daha açık, bu diyaloğa önem veren bir yönetim anlayışı Ukrayna’ya hakim. Ülkedeki yapısal reformların gerçekleştirilmesi noktasında Ukrayna hükümeti iş dünyasının önerilerini, tavsiyelerini ve eleştirilerini dinlemeye hazır dolasıyla ICBAC gibi bir mekanizmanın varlığı özellikle farklı ülkelerin yatırımcılarının ortak sorunlarını çözümünde ve iş dünyasını Ukrayna hükümeti nezdinde sesinin duyurulmasında çok daha işlevsel ve etkili olabilecek.

Bu yapı önümüzdeki dönemde daha da büyüyecektir. Maalesef açılış günüyle ilgili o gün bir yazı kaleme alalamamıştım. O gün yazdığım notlara göz gezdirdiğimde, ICBAC’ın hedeflenenden çok daha hızlı büyüdüğünü ve güçlendiğini görüyorum. Kuruluş töreninde bir konuşma yapan İsviçre’nin Ukrayna Büyükelçiliği müsteşarı Christoph Spaeti ülke olarak bu önemli inisiyatifi desteklediklerini ve konseyin Ukrayna’daki İsviçre İşadamları Derneği olmamasına rağmen en azından büyükelçilik düzeyinde bir şekilde parçası olmasını istediklerini dile getirirken, daha sonra ise İsviçre’nin Ukrayna Büyükelçiliği’nin resmi twitter hesabından yayımladıkları mesajla, ICBAC’ı desteklediğini de ayrıca bir daha kamuoyuyla paylaşmışlardı. Ukrayna’daki Avusturya iş dünyasını temsilen düşüncelerini dile getiren Alfred P. Praus ise konseyde kurucu üye olarak yer almanın önemine dikkate çekerek, birkaç ay içerisinde bu konseye üye olmak istediklerini ve kabul edilmek için dilekçelerini en kısa zamanda vereceklerini söylemişti. Nitekim Avusturya Ukrayna İş Derneği, Konseye üye olurken, İspanya, Kanada, İtalya gibi ülkeleri iş dernek ve odaları ICBAC ile üye olma görüşmelerini sürdürüyorlar.

İmza törenindeki konuşmalarımızda her paydaş ülkenin temsilcileri olarak hem ülkelerimizin Ukrayna’daki yatırımlarından söz ederken hem de imzacı kurumlarımızdan bahsettik. Bu çerçevede TUİD’in kurulduğu 2004’ten yılından beri yalnız gıda, tekstil, inşaat gibi Türk iş insanlarının yurtdışında başarıyla faaliyet gösterdiği ‘klasik’ sektörlerde değil, Ukrayna’da ilaçtan, sağlığa, makineden, IT’ye, tarımdan, iletişime ekonominin hemen hemen her sektöründe başarıyla çalışan üyeleri olduğunu, yalnız büyük Türk firmalarının değil, küçük ve ortaboy birçok Türk işletmesinin üyelerimiz arasından yer aldığınıdan bahsettim. Ayrıca Kiev merkez dışında, güney Ukrayna’da Herson, Odesa ve Zaporoje’de, Doğu Ukrayna’da Harkov’da, Orta Ukrayna’da Vinitsa’da ve Batı Ukrayna’da Lviv’de temsilciliklerimizin olduğunu, böylece Ukrayna’da yabancı ülke iş dernekleri arasında en geniş şube ağına sahip olduğumuzu belirtirken, üye profilimiz arasında yalnız Türk işadamlarının değil Ukrayna’daki çokuluslu kurum ve şirketlerdeki üst düzeyde görev yapan Türk profesyonellerin de olduğunu hatırlattım. Bunu yaparken de bizi törende yalnız bırakmayan, Ukrayna’daki en büyük yabancı yatırımcı olan Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası’nın(EBRD) Ukrayna Direktörü, üyemiz Şevki Acuner’i güzel örneklerden biri olarak gösterdim. Acuner, aynı zamanda Amerikan Ticaret Odası’nın(ACC) başkan yardımcılığı görevini de üstleniyordu Konseyin kuruluşunu kutlamak için kürsüye çıkan Şevki Acuner, belki günün en güzel konuşmalarından birini gerçekleştirdi. Acuner iş yapmanın güven ve iletişimden geçtiğini, bu konseyin ise bu güven ve iletişimin oluşmasından önemli bir vazife üstleneceğini belirterek, ICBAC’ın çalışmalarından başarılar diledi. EBRD başkanı aynı şekilde kurumlarının, ICBAC ile yakın çalışmaya hazır olduğunu ve üye firmaları Ukrayna’daki yatırımlarında desteklemeye hazır olduklarını sözlerine eklemeyi ihmal etmedi. Nitekim 31 Mayıs 2018’de görevi sona eren Acuner’in son güne kadar her zaman büyük desteğini gördük.

Gelin ICBAC’ı oluşturan kurucu ülke üye işadamı derneklerine beraber göz atalım. Başkanlığını Morgan Williams’ın yaptığı ve 200’den fazla Amerikan firmasının üye olduğu USUBC 1995 yılından kurulmuş. Bizim DEİK benzeri bir kuruluş olduğunu söyleyebiliriz. Washington’daki bu tarz kuruluşlar arasında en çok üyeye sahip birkaç dernekten biri ve Ukrayna’ya daha fazla yatırım yapılması ve Ukrayna’daki iş ortamının iyileştirilmesi için kayda değer çalışmalar yürütüyor. USUBC, Türk iş dünyasının Ukrayna’daki gücü ve önemini takdir eden, her dönem bizimle iyi ilişkiler yürüten ve ICBAC kuruluş sürecinde de yakın çalışma yürüttüğümüz bir kuruluş oldu. Başkanlığını bir Amerikalı’nın Bate Toms’ın yaptığı BUCC ise yine 1995 yılında kurulmuş. Ukrayna’nın yatırım potansiyelinin ortaya çıkması ve Büyük Britanya iş dünyasın sesinin duyulması için çalışma yürütürken, sosyal faaliyetlere de büyük önem veriyorlar

Almanya Başbakanı Angela Merkel’in çabası ve teşvikleriyle kurulan Almanya Ukrayna Ticaret Odası’nın ise bugün itibarıyla 85 üyesi var ve her geçen gün üye sayılarını artıyorlar. Almanya bugün itibarıyla Ukrayna’nı en büyük ikinci dış ticaret partneri ve iki ülke arasında ticaretteki değişim trendi bu hızla sürerse, Almanya’nın birkaç yıl içerisinde Rusya’yı geçerek birinci sıraya yükselmesi kuvvetle muhtemel. Halbuki çok değil bundan 3-4 yıl önce 28 üyeli AB ile Ukrayna’nın dış ticareti, ancak Rusya ile dış ticaretine eşitti. AHU başkanı Andreas Markus oldukça dinamik ve çalışkan ICBAC’ın ilk kuruluş sürecinde de genel sekreterlik görevini üstlendi. Markus, Türkiye’nin, Ukrayna’nın kalkınma sürecindeki öneminin farkında olan bir isim. ,

Çin Ticaret Odası ise diğer dernek ve odalardan üye sayısı ve profiliyle ayrışıyor. Üye sayıları birkaç düzine ile sınırlı ve yalnız büyük ve çoğu da devlet ortaklı kuruluşları bünyelerinde bulunduruyorlar. Birkaç yıllık bir geçmişleri olmakla birlikte, TUİD’in birçok etkinliğine başkanları ve yöneticilerinin katılım gösterdiğini söyleyebilirim. Fransa Ukrayna Ticaret Odası, imza sahibi kuruluşlardan en eskilerinden biri olarak göze çarpıyor. 150 üyeleri var ve bu üyelerin %35’i tarım sektöründe faaliyet gösteriyor. Kendisi de bir tarım konusunda oldukça başarılı olan Fransa, Ukrayna’da tarıma büyük önem veriyor. Kurumun direktörü Bertrand Barrier, 25 yıllık tarihlerinde attıkları en önemli imzanın günkü attıkları imza olduğunu söylerken oldukça samimiydi.

ICBAC’ın ne yapacağına gelince. Kuruluş senedinde de ifade ettiğimiz gibi, Ukrayna’da iş yapma koşullarının iyileştirilmesi ve iş yaşamında yönetişim ilkelerinin geliştirilmesi için caba yürüteceğiz. Bunu yaparken ise tek tek derdimizi ,önerilerimizi getirmenin ötesinde, ortak bir ses olduğumuz da açık ki iş dünyasının ortak sorunlarında, Ukrayna’nın kalkınma sürecinde sesimiz daha gür çıkacak. İlk bir yılın muhasebesine baktığımızda ICBAC, o gün için hedeflenin, amaçlananın çok daha ötesine geçti. Hiç kuşkusuz ICBAC gelişimi Türk iş dünyamıza da önemli katkı sağladı. Ukrayna Türk iş dünyası bugün, Ukrayna’da en etkin üç ülke iş dünyasından biri olarak enerjisiyle, dinamizmiyle hem kendi ülke iş derneklerinde, hem de böyle çoklu yapılarda Ukrayna’nın hızlı büyüme ve kalkınma sürecin de Türkiye Ukrayna ekonomik ilişkilerine de önemli katkı sağlıyor. Ukrayna’da Faaliyette Bulunan Uluslararası İş Dernek ve Odaları Konseyi’nin kuruluşunun bu vesileyle tekrar hayırlı olmasını diliyorum. Bu model, başka ülkelerdeki Türk iş insanları için de yararlı bir örnek olacaktır.

Burak PEHLİVAN

  • Benzer Haberler

    Ustalar.com sizleri Yapı Fuarı – Turkeybuild İstanbul, fuarında sizleri bekliyor olacak !

    1978’den bu yana düzenlenen Yapı Fuarı – Turkeybuild İstanbul, güçlü fuar portföyüyle yapı ve inşaat sektörüne dünya standartlarında etkinlikler sunuyor. Dünyayı Türkiye’de misafir ediyor Yapı Fuarı – Turkeybuild İstanbul, Türkiye, Balkanlar, Kuzey Afrika, Orta Doğu, Rusya ve BDT`den yapı sektörlerinin temsilcilerini bir araya getiriyor. En son ürün yeniliklerini tanıtma ve keşfetme fırsatı sunan etkinlikler, iş geliştirme platformları olarak da hizmet vermektedir. Ayrıca fuar endüstri profesyonellerini desteklemek ve sektöre fayda sağlamak için zengin içerikli iş programlarına da ev sahipliği yapıyor. Bölgesel gücü arttırmayı hedefleyen nitelikli fuar içeriği İş Geliştirme Paltformu Etkinlikleri, Konuk Ülke, Konuk Bölge, Hedef Pazar projeleri, MasterClass Özel Fuar Turları, Yapı Tech Garage Start-Up Buluşmaları ve Altın Mıknatıs Stand Tasarım Ödülleri`ni kapsayan fuar içi etkinlikler inşaat ve yapı sektörünün kurumsal itibar araçları haline geldi. Fuar bu nitelikleriyle Türkiye`nin inşaat ve yapı sektöründe yükselen bir yıldız olmasına katkıda bulunuyor. Yapı Fuarı, yürüttüğü uluslararası işbirlikleriyle dünya genelindeki bilgi ve iş fırsatlarının bölgeye aktarılmasına aracılık ediyor. Online ücretsiz davetiye tıklayın >>

    SÜREÇ SERMAYESİ

    SÜREÇ SERMAYESİ Kurumsal başarıyı sadece maddi kaynaklar belirlemez. İnsan gücü, teknoloji ve finansal sermaye gibi klasik unsurların ötesinde, işletmelerin sürdürülebilir büyümesinde kritik rol oynayan bir kavram var: süreç sermayesi. Günümüzde şirketler, süreçlerini optimize ederek ve süreç temelli bilgi birikimini yöneterek rekabet avantajı elde edebiliyor. Süreç sermayesi, aslında bir işletmenin iş yapma biçiminden doğan, görünmeyen ama değer yaratan sermaye türü olarak tanımlanabilir. Süreç sermayesini daha iyi anlamak için öncelikle onu oluşturan temel unsurlara bakmak gerekiyor. Birincisi iş süreçlerinin yapısı. Şirketlerin üretimden hizmete kadar her adımda kullandığı sistematik yöntemler, süreç sermayesinin temel taşlarını oluşturur. Bu süreçlerin belgelenmesi, standartlaştırılması ve sürekli iyileştirilmesi, işletmeye hem hız hem de maliyet avantajı sağlar. Örneğin, bir otomotiv firmasının montaj hattındaki süreç iyileştirmeleri, sadece üretim hızını artırmakla kalmaz, aynı zamanda kaliteyi de yükseltir; bu da uzun vadede marka değerine doğrudan katkı sağlar. İkincisi, bilgi akışı ve deneyim yönetimi. Süreç sermayesi, çalışanların deneyimleri ve kurumsal hafızayla doğrudan ilişkilidir. Bir süreçte edinilen deneyimler ve elde edilen veriler, yeni süreç tasarımlarında kullanılabilir. Burada kritik nokta, bilginin kurum içinde etkin bir şekilde aktarılabilmesidir. Çoğu şirket, bilgi paylaşımını ihmal ettiği için süreç sermayesini tam anlamıyla kullanamaz. Örneğin, bir finans şirketinde kredi değerlendirme süreçlerinin standartlaştırılması ve bu süreçlerdeki tecrübelerin yeni çalışanlara aktarılması hem hata oranını düşürür hem de müşteri memnuniyetini artırır. Üçüncü unsur ise teknoloji ve otomasyon. Dijitalleşme, süreç sermayesinin değerini katlayan en önemli faktörlerden biri olarak öne çıkıyor. ERP (Kurumsal Kaynak Planlama) sistemleri, yapay zekâ destekli analizler ve otomasyon teknolojileri, süreçleri daha şeffaf ve ölçülebilir hâle getiriyor. Böylece şirketler, hangi süreçlerin değer yarattığını, hangi noktaların verimsiz olduğunu net bir şekilde görebiliyor. Örneğin, lojistik sektöründe kullanılan rota optimizasyon yazılımları hem yakıt maliyetlerini düşürür hem de teslimat sürelerini kısaltır; bu da süreç sermayesinin doğrudan ekonomik faydaya dönüşmesini sağlar. Ancak süreç sermayesi sadece şirket içi verimlilikle sınırlı değil. Müşteri ilişkilerinde de kritik rol oynuyor. İş süreçleri optimize edildikçe, müşterilere sunulan hizmet kalitesi artıyor, yanıt süreleri kısalıyor ve güven oluşuyor. Bu da şirketin pazar konumunu güçlendiriyor. Özellikle hizmet sektöründe, süreç sermayesi, müşteri memnuniyetini ve sadakatini artırmanın en etkili yollarından biri olarak görülüyor. Süreç sermayesinin yönetiminde dikkate alınması gereken bir diğer konu ise ölçümlenebilirlik. Birçok şirket süreçlerini iyileştirmek istese de hangi süreçlerin gerçekten değer yarattığını ve hangi yatırımların getirisi olduğunu net olarak ölçemiyor. Bu noktada süreç analitiği ve performans göstergeleri devreye giriyor. Örneğin, üretim hattında bir sürecin her aşamasına ait zaman ve maliyet verilerinin toplanması, darboğazların belirlenmesini sağlar ve süreç sermayesinin verimli kullanımı için rehber olur. Ekonomik krizler ve belirsizlik dönemlerinde süreç sermayesinin önemi daha da artıyor. Finansal kaynakların kısıtlı olduğu dönemlerde, verimli süreçler şirketlerin ayakta kalmasını sağlayan en önemli faktör haline geliyor. İyi tasarlanmış ve sürekli iyileştirilen süreçler, aynı kaynaklarla daha fazla değer yaratmayı mümkün kılıyor. Bu nedenle, süreç sermayesi sadece operasyonel bir konu değil, stratejik bir rekabet avantajı olarak değerlendirilmelidir. Sonuç olarak, süreç sermayesi, modern işletmelerin göz ardı edemeyeceği bir değer alanı olarak karşımıza çıkıyor. İnsan sermayesi ve teknolojik yatırımlar kadar, süreçlerin etkin yönetimi de şirketlerin uzun vadeli başarısında belirleyici oluyor. İşletmeler, süreçlerini belgeleyip standartlaştırarak, deneyimi kurumsal hafızaya dönüştürerek ve teknolojiyi doğru kullanarak süreç sermayesini güçlendirebilir. Bu da rekabetin yoğun olduğu günümüz pazarında ayakta kalabilmek için kritik bir strateji haline geliyor. Süreç sermayesinin farkında olan şirketler, sadece bugünü yönetmekle kalmıyor; aynı zamanda geleceğe yönelik sürdürülebilir bir değer…