Ticaret Bakanı Bolat, ASKON Kültepe Ekonomi Zirvesi’nde Konuştu

Ticaret Bakanı Ömer Bolat – “Bu yılın ilk çeyreğinde yüzde 2 büyüme gösterdik. Dünyada dış talebin düştüğü, küresel ekonomilerin küçülme gösterdiği ya da resesyona girdiği, bizde de yüksek enflasyonla mücadele etmek için iç talebin sınırlanmaya çalışıldığı bir dönemde yüzde 2 büyüme ılımlı, dengeli bir büyüme” – “‘Terörsüz Türkiye’ artık milli birlik ve kardeşlik projemizin adı oldu. Terörle mücadeleye ayrılan kaynaklar artık kalkınmaya, gelişmeye ve halkımızın refah ve satın almasını güçlendirmeye ayrılacak” – Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Türkiye ekonomisi yılın ilk çeyreğinde yüzde 2 büyüme gösterdiğini belirterek, “Dünyada dış talebin düştüğü, küresel ekonomilerin küçülme gösterdiği ya da resesyona girdiği, bizde de yüksek enflasyonla mücadele etmek için iç talebin sınırlanmaya çalışıldığı bir dönemde yüzde 2 büyüme ılımlı, dengeli bir büyüme.” dedi.

14 Haziran 2025

Bakan Bolat, Anadolu Aslanları İş Adamları Derneğince (ASKON) kentte bir otelde düzenlenen Kültepe Ekonomi Zirvesi’nde yaptığı konuşmada, dünya tarihinin bilinen en eski ticaret ve ekonomi şehri unvanını taşıyan Kültepe-Kaniş Karum’da böyle bir zirvede bulunmaktan mutluluk duyduğunu söyledi.
 
Kente yapılan yatırımları ve Bakanlık olarak verdikleri destekleri anlatan Bolat, yapımı devam eden 142 kilometrelik yüksek hızlı tren demir yolunun 2026 yılının sonunda bitmesinin planlandığını bildirdi.
 
Dünya Bankası’na göre Türkiye’nin üst gelirli ülkeler liginde yer aldığına dikkati çeken Bolat, şunları kaydetti:
 
“Bu yılın ilk çeyreğinde yüzde 2 büyüme gösterdik. Dünyada dış talebin düştüğü, küresel ekonomilerin küçülme gösterdiği ya da resesyona girdiği, bizde de yüksek enflasyonla mücadele etmek için iç talebin sınırlanmaya çalışıldığı bir dönemde yüzde 2 büyüme ılımlı, dengeli bir büyüme. Süreç devam ediyor. 19 çeyrek üst üste yaklaşık 5 yıldır hiç küçülme olmadan büyüme çizgimiz devam ediyor. Türkiye’miz yıllık oranda son 22 yılda yüzde 5,3 büyüdü. Cumhuriyetimizin ilk 78 yılında, AK Parti öncesinde yıllık ortalama yüzde 4,8 büyümüştük. Eğer bu 0,5’lik fark ilk 78 yılda da gerçekleşmiş olsaydı, biz bugün 2 trilyon dolar milli gelirden yaklaşık 22-23 bin dolar fert başına milli gelirden de bahsedebilecektik. Olsun, güçlü bir ekonomi, güçlü bir liderlik ve güçlü bir istikrarla inşallah onları da başaracağız.”
 
Bakan Bolat, Türkiye’de bir grubun taş üstüne taş koymaya, ülkesini büyütmeye, istikrar içinde yaşatmaya, halkının refah ve satın alma gücünü arttırmaya, çevresindeki yangınlardan ülkeyi korumaya, içerideki terör belasını yok etmeye ve İsrail’in haydutluğu, barbarlığı karşısında güçlü bir kale gibi durmaya çalıştığını ifade etti.
 
Sürekli felaket tellallığı yapıp kriz edebiyatıyla “Bunları nasıl indiririm de ben gelirim, otururum” anlayışıyla halkın göreceği zararları düşünmeden siyaset yapan da bir grup olduğunu dile getiren Bolat, şöyle devam etti:
 
“Onun için bunları iyi bilmeliyiz ki ve bu anlamda iyi ile kötünün farkını anlayabilmeliyiz. Bir şeyin iyi olup olmadığını anlamak için önce kendimize bakmamız lazım. ‘Türkiye olarak ben neredeyim, 20 yıl önce neredeydim?’ diye iş insanları olarak bir mukayese yapın. Bir de hepiniz dünyayı dolaşıyorsunuz, dış ülkelere, oradaki rakiplerinize bir bakın. Bir de şartlara bakmak lazım. Şimdi mahallede bir ev cayır cayır yanıyor. O mahallenin içinde olan biri olarak mutlu, huzurlu olabilir miyiz? O mahalledeki sıkıntıdan olumsuz etkilenmez miyiz? En azından vicdanen içimiz yanar, üzülürüz ve biz de etkileniriz ondan.”
 
– “Beyaz eşya üretiminde Avrupa 2’ncisi, inşaat sektöründe dünya 2’ncisiyiz”
 
Ticaret Bakanı  Ömer Bolat, Türkiye’nin dünya ihracatından aldığı payı 0,55’ten yüzde 1,07’ye yükselttiğini dile getirdi.
 
Türkiye’nin hizmetler ihracatını keşfettiği anlatan Bolat, şöyle devam etti:
 
“2022’de 14 milyar dolardı, 116 milyar doları geçtik. Dünyadaki payımız yüzde 0,84’tü, yüzde 1,32’ye yükseldi. Amacımız yüzde 2’ye 2030’a kadar ulaştırmak. Otomotiv sektöründe 37 milyar dolar ihracat yapıyoruz. Savunma ve havacılık sanayinde 7 milyar 150 milyon dolar, beyaz eşyada 5,4 milyar dolar, demir çelikte 16 milyar dolar, tekstil ve giyimde 32,5 milyar dolar, gıda ve tarım sanayinde 32,6 milyar dolar ihracat yapıyoruz. Üretimde otomotivde Avrupa’da 4’üncüyüz. Beyaz eşya üretiminde Avrupa 2’ncisi, inşaat sektöründe dünya 2’ncisiyiz. Tekstil ve giyimde Avrupa’nın 3’üncü, dünyanın 7’nci büyük tedarikçisi ülkeyiz. Makine sektöründe 25,5 milyar dolar ihracat yapıyoruz, turizm hizmetler gelirimiz 61 milyar dolar. Taşımacılık sektörü 100 milyar dolar gelir sağlıyor, 40 milyar doları ihracat geliri. Eğitim turizminde 3 milyar dolar, sağlık turizminde 3 milyar dolar gelir sağlıyoruz. Yazılım ihracatı 5 milyar dolar, savunma sanayinde 15 milyar dolar üretimimiz var. 26 adet HÜRJET’i İspanya’ya satmak için ön sözleşme yapıldı. Beşinci nesil savaş uçağı olan KAAN’ı dünyada üretebilen 4 ülkeden biri olduk. Endonezya inşallah 48 adet alacak. 10 milyar dolar değerinde bir sipariş.”
 
– “Türkiye’de kamu borcunun milli gelire oranı sadece yüzde 25”

 
Ticaret Bakanı Bolat, tüm bunları gerçekleştirirken bütçe disiplinine, makro göstergelere, para ve döviz piyasalarında istikrara dikkat edildiğini vurguladı.
 
Bütün bunların çok büyük borçlanmalarla yapılmadığını anlatan Bolat, “Yap-işlet-devret projeleri, kamu özel sektör işbirliği projeleri ile yeni finansman modelleri geliştirildi. Türkiye’de kamu borcunun milli gelire oranı sadece yüzde 25. Avrupa Birliğinin Maastricht Kriterleri’nin ortalama oranı yüzde 60’dır. Yüzde 150, yüzde 135 olan Avrupa ülkeleri var. Bazen diyorlar ya ‘İşte Türkiye gırtlağına kadar borç içinde’ diye. Türkiye’nin hane halkı, bankacılık sistemi, şirketleri ve devleti, kamusunun borcunun milli gelire oranı dünyadaki ülkelerin çoğundan daha da aşağıda. Batılı ülkelerin hepsinin daha da altında bulunmakta.” diye konuştu.
 
Enflasyonla mücadelenin temel öncelik olduğunu ifade eden Bolat, “Bu dönemin adı dengeleme ve istikrar dönemi. Para ve döviz piyasalarında, üretimde. Enflasyonu aşağı indirmede, dünyadaki ticaret savaşlarına, gümrük vergilerindeki astronomik yükselmelere rağmen ihracatı arttırma, dövizde dengeleri sağlama, dış borçlanmaya ihtiyaç duymama anlamında gerçekten hükümetimiz canla başla çalışıyor. TBMM çıkardığı kanunlarla bizleri destekliyorlar.” ifadelerini kullandı.
 
– “2026 yılı her kesimin daha da rahatlayacağı bir dönem olacak”
 
Bakan Bolat, hem yerli üretim hem de uluslararası yatırımcılar için Türkiye’nin bir cazibe merkezi olduğunu vurguladı.
 
Türkiye’de 2002’de 5 bin yabancı şirket varken, şu anda 86 bin yabancı şirketin bulunduğunu belirten Ticaret Bakanı Bolat, sözlerini şöyle tamamladı:
 
“‘Terörsüz Türkiye’ artık milli birlik ve kardeşlik projemizin adı oldu. Terörle mücadeleye ayrılan kaynaklar artık kalkınmaya, gelişmeye ve halkımızın refah ve satın almasını güçlendirmeye ayrılacak. Deprem sıkıntıları ve yeniden imarı da 1 yıla kalmaz yüzde 90 tamamlanmış olacak. İş dünyasının finansman güçlükleri, yüksek finansman maliyeti sıkıntıları var. Kaynağa ulaşmada sıkıntıları var ancak bu büyük yıkımı hep birlikte ortadan kaldırmak zorundaydık. Türkiye’nin 11 vilayetinde sanki hiçbir şey olmamış gibi asla davranamazdık, birinci önceliğimiz deprem yıkımını ortadan kaldırmaktı. Bunu da devlet bütçesinden yapmak zorundaydık. Devlet bütçesindeki kaynaklar, deprem harcamaları önümüzdeki yıl azaldıkça KOBİ’mize, işçimize, çiftçimize, esnafımıza, emeklimize, memurumuza, kalkınmaya inşallah harcanacak. Böylece 2026 yılı her kesimin daha da rahatlayacağı bir dönem olacak.”
 
Konuşmanın ardından Bakan Bolat’a ASKON tarafından plaket takdim edildi. Bolat da programa sponsor olan firmalara plaketlerini verdi.
 

Benzer Haberler

Kırtasiye sektörü, yaz dönemini stratejik hazırlık ve dönüşüm süreciyle yönetiyor

Okulların kapanmasıyla birlikte klasik kırtasiye ürünlerine yönelik talepte azalma yaşansa da sektör yaz aylarını hobi, sanat ve eğitici aktivite ürünleriyle dinamik bir biçimde geçiriyor. Süreç boyunca ürün çeşitliliği açısından bir daralmadan ziyade ürün grupları arasında bir ağırlık değişiminin yaşandığını ifade eden TÜKİD Yönetim Kurulu Başkanı Taha Keresteci, ebeveynlerin çocukları ekrandan uzak tutacak ve motor gelişimini destekleyici ürünlere yöneldiğine dikkat çekti. Okulların tatile girmesiyle birlikte kırtasiye sektöründe alışılagelmiş okul alışverişi yoğunluğu hafiflemiş olsa da sektördeki hareketlilik, yeni taleplerden dolayı devam ediyor. Kırtasiye raflarında yaz dönemi boyunca klasik defter ve okul çantalarının yerini ise çocukların gelişimini destekleyen eğitici oyunlar, boyama setleri ve hobi ürünleri alıyor. Diğer yandan sektör, yeni sezon hazırlıklarını da hummalı şekilde sürdürüyor. Okul ürünlerinin yerini hobi ve sanat alıyor. Yaz aylarının sektör açısından tamamen durgun bir dönem olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söyleyen TÜKİD Yönetim Kurulu Başkanı Taha Keresteci, “Okulların kapanmasından sonra ürün çeşitliliği açısından bir daralmadan ziyade ürün grupları arasında bir ağırlık değişimi yaşanıyor. Klasik okul ürünlerinin raflardaki payı azalırken boya ürünleri, etkinlik kitapları, oyun hamurları, hobi setleri, çıkartmalar ve çocukların bireysel olarak vakit geçirebileceği ürünler ön plana çıkıyor. Genel görünüme bakıldığında yaz döneminde çocukları hem eğlendiren hem de gelişimlerine katkı sağlayan ürünlere talep artıyor. Özellikle aileler, çocukların tatil süresince tamamen eğitimden kopmamasını ancak bunu klasik bir ders çalışma düzeni içerisinde de hissetmemesini istiyor. Bu sebeple eğitici içeriklerin oyun ve eğlenceyle bir arada sunulduğu ürünler öne çıkıyor. Hedef kitlede de kısmi bir değişim yaşanıyor. Eğitim dönemi içerisinde alışveriş daha çok zorunlu ihtiyaçlar üzerinden şekillenirken yaz aylarında karar verici olarak ebeveynlerin rolü artıyor. Bunun yanında çocuklar da renk, karakter, tasarım ve ürünün sunduğu aktiviteye göre tercihlerini daha fazla belirliyor. Yaz döneminde yalnızca öğrenciler değil hobiyle ilgilenen yetişkinler, tatilde çocukları için etkinlik arayan aileler ve sanat ürünlerine ilgi duyan tüketiciler de önemli bir müşteri kitlesi oluşturuyor.” dedi. Ebeveynler, çocuklarını ekrandan uzaklaştıran ürünleri tercih ediyor Son yıllarda ailelerin çocukların dijital bağımlılığı konusundaki farkındalığının arttığına dikkat çeken Keresteci, sözlerine şöyle devam etti: “Ebeveynler, çocukların yaz tatilini yalnızca telefon, tablet veya televizyon karşısında geçirmesini istemiyor. Bu nedenle el becerilerini, hayal gücünü, dikkatini ve ince motor gelişimini destekleyen ürünlere yönelik talep her geçen yıl artıyor. Kesme, yapıştırma, boyama, şekillendirme, çizim yapma ve üç boyutlu tasarım oluşturma imkânı sunan ürünler, çocukların yalnızca zaman geçirmesini değil, aynı zamanda üretmesini de sağlıyor. Çocuk bir ürünün sonunda kendi yaptığı bir resmi, oyuncağı veya tasarımı gördüğünde hem özgüveni hem de ilgisi artıyor. Doğru yaş grubuna uygun, ilgi çekici ve nitelikli ürünler seçildiğinde ekran süresini ciddi ölçüde azaltabilecek güçlü bir alternatif oluşturuyor. Burada ailelerin de çocuklarla birlikte etkinliklere katılması önemli. Kırtasiye ürünleri çocuğa yalnızca bir uğraş değil, aileyle kaliteli zaman geçirme imkânı da sunuyor.” Lisanlı ürünlerde kırmızı çizgi “güvenilirlik” ve “nitelik” Satış dinamiklerinde lisanslı ürünlerin de önemli bir ağırlığa sahip olduğunu vurgulayan Keresteci: “Lisanslı ürünler özellikle çocuk ve genç tüketicilerin satın alma kararlarında önemli bir etkiye sahip. Sevilen çizgi film karakterleri, animasyon kahramanları, spor kulüpleri, dijital oyunlar ve sosyal medyada popüler hâle gelen figürler, ürünlerin tercih edilmesini doğrudan etkileyebiliyor. Yaz döneminde okul alışverişi azalmasına rağmen lisanslı ürünlere olan ilgi devam ediyor. Çünkü bu ürünler yalnızca eğitim amacıyla değil, kişisel kullanım, koleksiyon, hediye ve eğlence amacıyla da satın alınıyor. Kalem kutuları, matara ve suluklar, çıkartmalar, boyama setleri, çantalar ve küçük aksesuarlar yaz döneminde ilgi…

290 milyar Euro değerindeki güzellik sektörünün dev buluşması BeautyEurasia’nın 21’inci yılı için hazırlıklar sürüyor  

Avrasya coğrafyasının en kapsamlı uluslararası güzellik, kozmetik ve saç bakımı etkinliklerinden biri olan “BeautyEurasia: Uluslararası Kozmetik, Güzellik, Kuaför, Ambalaj, Hammadde, Hijyen ve Private Label Fuarı”, 2–4 Eylül 2026 tarihleri arasında 21’inci kez kapılarını açacak. ICA Events organizatörlüğünde İstanbul Fuar Merkezi’nde gerçekleştirilecek organizasyon, yerli ve yabancı sektör temsilcilerine yeni ticari iş birliği imkanları sunarken endüstrinin en güncel akımlarını tek bir çatı altında toplayacak. Geçtiğimiz yıl 114 farklı ülkeden 13 bin 314 profesyoneli ağırlayan fuar, bu dönemde de geniş kapsamı sayesinde yeni ortaklıkların kurulmasına aracılık edecek. Dünya genelinde ekonominin pek çok dalını kapsayan 50’den fazla organizasyona imza atan ICA Events, Avrasya’nın güzellik alanındaki en büyük zirvelerinden biri olan 21. BeautyEurasia: Uluslararası Kozmetik, Güzellik, Kuaför, Ambalaj, Hammadde, Hijyen ve Private Label Fuarı’nı 2–4 Eylül tarihleri arasında düzenleyecek. Mevcut büyüklüğünün yanı sıra katılımcılarına nitelikli ticari ağlar, hedef odaklı B2B görüşmeler ve yüksek ticari verimlilik de sağlayan fuar, İstanbul Fuar Merkezi’nde yarattığı küresel çeşitlilikle bu yıl da somut ticari çıktılar sağlayacak. Güzellik sektörünün Türkiye’deki hacmi 2025 yılında 217 milyar TL’ye ulaştı Güzellik endüstrisinin, kişiye özel teknolojik imkanlar ve artan sağlıklı yaşam bilinciyle beraber sürekli bir gelişim içerisinde olduğunu ifade eden BeautyEurasia: Uluslararası Kozmetik, Güzellik, Kuaför, Ambalaj, Hammadde, Hijyen ve Private Label Fuarı Direktörü Filiz Mehmedova, “Markalardan üreticilere ve tüketicilere kadar bir bütün teşkil eden güzellik sektörü hem yerel hem de küresel ölçekte gelişimini sürdürüyor. Bugün dünya çapında yaklaşık 290 milyar Euro’luk bir büyüklüğe erişen güzellik sektörü, 4,2 milyar civarında potansiyel kullanıcıya ulaşıyor. Diğer taraftan Türkiye piyasası da son dönemde endüstrinin en hızlı ivme kazanan bölgelerinden biri olarak dikkat çekiyor. 2025 yılı itibarıyla Türkiye’deki güzellik pazarının hacmi 217 milyar TL seviyesine çıkarken, dijital platformların etkisi sektörün genişlemesinde giderek daha kritik bir rol oynamaya başlıyor. 20 yılı aşkın bir tecrübeye sahip olan BeautyEurasia ise yalnızca fiziksel ölçeğiyle değil, sunduğu kaliteli iş bağlantıları, stratejik B2B buluşmaları ve ticari verimliliğiyle ön plana çıkıyor. Organizasyonumuzun küresel erişimi yerel pazar bilgisiyle harmanlayan yapısı, sektördeki etkili ortaklıkların tesis edilmesine olanak tanıyor.” açıklamasında bulundu. Standart kalıpların ötesinde bir fuar Fuarın geçtiğimiz yıl gerçekleştirilen buluşmasında küresel etkisini bir kez daha kanıtladığını belirten Mehmedova, şu verileri paylaştı: “Dünya genelindeki ekonomik dalgalanmalara rağmen fuarımız geçtiğimiz yıl da başarılı bir grafik sergilemeyi başardı. Toplamda 114 ülkeden 13 bin 314 profesyonel isim fuarımızı ziyaret ederken, bu kitlenin 3 bin 406’sını yabancı konuklar oluşturdu. Bununla birlikte 180’i yurt dışından gelen toplam 302 katılımcının yer aldığı organizasyonda iş hacmi 305 milyon Euro’ya ulaşırken, katılımcı başına ortalama 1 milyon Euro’luk bir ticaret hacmi oluşturduk. Ayrıca BeautyEurasia, basit bir ürün sergileme alanının çok ötesinde, ölçülebilir ticari başarılar üreten bir platform olma niteliği taşıyor. Bu doğrultuda geçtiğimiz sene bin 486 sipariş ve ön protokole imza atılırken, katılımcı kurumlar ile uluslararası satın almacılar arasında doğrudan ticari köprüler kuruldu. Ek olarak fuar süresince 5 binden fazla B2B görüşme gerçekleştirildi. Bu sayede uzun vadeli ticari ortaklıkların kurulmasına çok değerli bir katkı sunulmuş oldu. Bu yıl da dünyanın dört bir yanından sektörün öncü isimlerini bir araya getirirken kalite odaklı vizyonumuzu koruyarak; Türkiye, Avrasya, Orta Doğu, Balkanlar ve BDT pazarlarına giriş yapmak isteyen profesyoneller için stratejik bir merkez olmaya devam edeceğiz.” ICA Events Hakkında Yapı, turizm, kozmetik, gıda, raylı sistemler ve lojistik sektörlerinde Türkiye’nin önde gelen fuarlarını düzenleyen ICA Türkiye gücünü, fuarcılık sektöründeki güçlü küresel ağını içinde yer aldığı…