MÜKELLEFLERİN İNTERNET SİSTEMİ ÜZERİNDEN YAPTIKLARI MATRAH ARTIRIM TALEPLERİNİN REDDİ İŞLEMLERİ VERGİ MAHKEMESİNDE DAVA KONUSU EDİLEBİLİR Mİ?

MÜKELLEFLERİN İNTERNET SİSTEMİ ÜZERİNDEN YAPTIKLARI MATRAH ARTIRIM TALEPLERİNİN REDDİ İŞLEMLERİ VERGİ MAHKEMESİNDE DAVA KONUSU EDİLEBİLİR Mİ?

GİRİŞ
Vergi daireleri tarafından tesis edilen birçok işleme karşı mükelleflerin vergi mahkemelerinde dava açma hakları bulunmaktadır. Vergi idarelerince tesis edilen idari işlemler nedeniyle kişisel hakları veya menfaatleri ihlal edilen mükellefler vergi mahkemeleri nezdinde idari dava yani vergi davası açabilirler.
Mükellefler her vergi dairesi işlemi için vergi davası açamazlar. Bu işlemlerin idari davaya yani vergi davasına konu olabilmesi için 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununda belirlenen bazı niteliklere sahip olması gerekir.
GENEL OLARAK İDARİ DAVAYA KONU OLABİLECEK İŞLEMLERMÜKELLEFHABER / www.davavergi.com
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunun 2. maddesinde, “İdarî işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan iptal davaları b) İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları c) Tahkim yolu öngörülen imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar hariç, kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan her türlü idari sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalar” idari dava türleri olarak sayılmıştır.
Bu hükme göre, idari bir işlemin vergi mahkemesinde konu olabilmesi için kişilerin menfaatlerini veya kişisel haklarını ihlal eden nitelikte icrai niteliğe haiz kesin ve yürütülmesi zorunlu bir işlem olması gerekmektedir.
İdari davaya konu olabilecek kesin ve yürütülmesi gereken işlemler, idarenin tek yanlı, uygulanabilir nitelikte, yükümlünün hukukunu doğrudan etkileyen, onların hak ve yükümlülüklerinde değişiklik ve yenilik yaratan işlemleridir. Belirli bir hukuki durumu ya da olguyu belirtmekle yetinen ‘icrailik’ niteliğinden yoksun işlemlerin idari davaya konu edilmesi mümkün değildir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 14/3-d maddesinde; dilekçelerin, idari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olup olmadığı yönünden inceleneceği hüküm altına alınmış, 15/1-b maddesinde ise bu yönden hukuka aykırılık saptanması halinde davanın reddine karar verileceği düzenlemesine gidilmiştir.

VERGİ DAVASINA KONU OLABİLECEK İŞLEMLER
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 378.maddesinde de; vergi mahkemesinde dava açabilmek için verginin tarh edilmesi, cezanın kesilmesi, tadilat ve takdir komisyonları kararlarının tebliğ edilmiş olması, tevkif yoluyla alınan vergilerde istihkak sahiplerine ödeme yapılmış veya ödemeyi yapan taraftan verginin kesilmiş olması gerektiği hüküm altına alınmıştır.
Bu hükümler birlikte değerlendirildiğinde, vergi mahkemelerinde dava konusu edilebilecek kesin ve yürütülmesi zorunlu idari işlemleri; tahakkuk fişi, vergi/ceza ihbarnameleri, vergi tevkifatı yapılması, aleyhe yapılan düzeltme işlemleri, düzeltme ve şikayet yoluyla düzeltme taleplerinin yetkili makamlarca reddi, vergi barışı kanunları uyarınca yapılan matrah artırımı veya yapılandırma taleplerinin reddi, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun uygulanmasına ilişkin ödeme emri, haciz, ihtiyati tahakkuk, ihtiyati haciz gibi işlemlerdir.
Örneğin, belediye başkanlığına yapılan başvuruyla, “imar parselasyonu oluşturulmasından kaynaklı emlak vergisi borcu görünüyor ise terkininin” istenildiği, davalı idarenin işlemi ile “imar borcu şerhlerinin terkininin mümkün olmadığı” bildirildiği, bir işlem vergi yargılamasında konu edilebilecek kesin ve yürütülmesi gerekli bir işlem değildir.
Öte yandan bu örnekleri şöyle çoğaltabiliriz: “mahsuben iade talebinin, incelemeye sevk sonrasında varılan sonuca göre yerine getirileceğinin bildirildiği bir işlem”, “elbirliği mülkiyetinde olan taşınmaza ilişkin münferiden emlak vergisi bildiriminde bulunulmasına rağmen davacı adına emlak vergisinin cezasız olarak tarh ve tahakkuk ettirilmemesi talebinin reddine dair işlem”, “borç sorgu çıktısı ile öğrenilen ödeme emirleri”, “borç sorgu sonucu gösterilen motorlu taşıtlar vergisi ve eklentileri”, “tapu harcının hesabına yatırılan ilgili vergi dairesine iade istemiyle yapılacak başvuruya verilecek olumsuz cevap üzerine ilgili vergi dairesi hasım gösterilmek suretiyle dava açılması gerekirken, uyuşmazlık konusu harcı tahakkuk etme yetkisi bulunmayan Tapu Müdürlüğü’ne yapılan başvurunun reddine ilişkin işlem”, “gelir vergisi kesintilerinin sorumlu sıfatıyla verilen beyannameye istinaden tahakkuk ettirilen ve ödenen Vergi Dairesi Başkanlığı’na söz konusu verginin iadesi istemiyle yapılacak başvuruya verilecek olumsuz cevap üzerine Vergi Dairesi Başkanlığı hasım gösterilmek suretiyle dava açılması gerekirken, uyuşmazlık konusu vergiyi tarh, tahakkuk ve tahsil yetkisi bulunmayan Türkiye İstatisik Kurumu Başkanlığı’na yapılan başvurunun reddine ilişkin işlem”, “davacının vadesi geçmiş vergi borcu bulunduğu ve ödenmemesi halinde cebren tahsil hükümlerinin uygulanacağını belirten Vergi Dairesi Müdürlüğü işlemi” vergi yargılamasında konu edilebilecek kesin ve yürütülmesi gerekli birer işlem değildir.MÜKELLEFHABER / www.davavergi.com
MATRAH ARTIRIMI VEYA YAPILANDIRMA TALEPLERİNİN VERGİ İDARELERİNCE İNTERNET ORTAMINDA REDDİ İŞLEMLERİNİN DURUMU
Bilindiği gibi son zamanlarda, vergi barışı/vergi affı/borç yapılandırması adı altında çıkarılan yasaların sayılarında artış olduğu hemen her yıl bu tür torba yasaların meclis gündemine geldiği görülmektedir.
Eskiden, zamanaşımı süreleri dikkate alınarak yaklaşık beş yılda bir çıkarılan vergi barışı yasaları ekonomik gerekçelerle hemen her yıl çıkarılmaya başlamıştır. 4811, 5811, 6111, 6736, 7020 ve son olarak 7143 sayılı Kanunlar buna örnek olarak verilebilir.
Artık, gelişen e-devlet uygulamaları ile uyumlu olarak vergi idarelerinin (Gelir İdaresi Başkanlığı, Vergi Dairesi Başkanlığı, Vergi Dairesi Müdürlükleri) birçok işlemi elektronik ortamda yapılabilmektedir. Vergi mükelleflerinin matrah artırımı/vergi borcu yapılandırması talepleri de vergi dairelerine elektronik ortamda iletilebilmektedir.
Mükelleflerinin matrah artırımı/vergi borcu yapılandırması talebiyle vergi idarelerine elektronik ortamda yaptıkları başvuruların, Gelir İdaresi Başkanlığı’nca kurulan bilgi işlem sistemi tarafından otomatik olarak verilen “… nezdinizde yapılan vergi incelemesi devam ettiğinden incelemeniz sonuçlanana kadar matrah artırımında bulunmanız mümkün değildir” yanıt ile kabul edilmediği son günlerde uygulamada yaşanan sorunlardan birisidir.
Mükellefler bu tür yapılandırma/matrah artırım taleplerinin reddine dair işlemleri vergi mahkemeleri nezdinde vergi davalarına konu edebilmektedirler. Peki, bu türlü başvuruların reddine dair işlemler vergi mahkemelerinde dava konusu edilebilecek türden işlemler midir?
Matrah artırım talebinin kabul edilmemesi üzerine, açılan bir davada, İstanbul 4. Vergi Mahkemesi’nce verilen 18.7.2018 günlü bir kararla, “davacının başvurusu üzerine idarece tesis edilmiş bir işlem bulunmadığı, sadece bilgisayar ekranında başvurusunun engellenmesi üzerine dava açıldığı anlaşıldığından, davacının hak ve menfaatini etkileyen türde ve idari davaya konu edilebilecek nitelikte kesin ve yürütülmesi zorunlu bir işlem bulunmadığından işin esasının incelenmesi mümkün bulunmadığı” gerekçesiyle “davanın reddine” karar verilmiştir.
Bahse konu karara karar karşı yapılan istinaf başvurusunu inceleyen İstanbul Bölge İdare Mahkemesi İkinci Vergi Dava Dairesi 8.11.2018 günlü kararıyla “… uyuşmazlığın mahkeme önünde çözülmesini talep etme imkanından yoksun bırakılmasının davacının mahkemeye erişim hakkına müdahale teşkil edebileceği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Bu durumda, davacının 7143 sayılı Kanunun 5. Maddesine göre, matrah artırımı hükümlerinden yararlanmak amacıyla bilgi işlem sistemi üzerinden yapmak istediği başvurunun kabul edilmemesine dair davalı idare işleminin iptali istemiyle açılan davanın incelenmeksizin reddi yolunda verilen istinafa konu kararda bu yönüyle hukuki isabet görülmemiş olup, kararın kaldırılmasına ve dosyanın Mahkemesine gönderilmesin…” gerekçesiyle verdiği kararla Mahkeme kararı bozularak işin esasının incelenmesi gerektiğine karar vermiştir.MÜKELLEFHABER / www.davavergi.com

SONUÇ
İstanbul Bölge İdare Mahkemesi İkinci Vergi Dava Dairesince yukarıda yer verilen gerekçeli karar bizce de hukuka uygundur. Zira, mükelleflerin matrah artırımı/vergi borcu yapılandırması talebiyle vergi idarelerine elektronik ortamda yaptıkları başvuruların, Gelir İdaresi Başkanlığı’nca kurulan bilgi işlem sistemi tarafından otomatik olarak verilen “…nezdinizde yapılan vergi incelemesi devam ettiğinden incelemeniz sonuçlanana kadar matrah artırımında bulunmanız mümkün değildir” şeklindeki yanıtı mükelleflerin hak ve menfaatlerini etkileyen ve mükelleflerin “matrah artırımı” yapmalarına engel olan ve mükelleflerin yararlanabileceği birçok vergisel avantajdan mahrum olabilmelerine sebep olan icrai özellikte bulunan idari davaya/vergi davasına konu edilebilecek kesin ve yürütülmesi zorunlu bir idari işlemdir.
Yasal Uyarı: Sitemizde yayınlanan yazılar telif hakları nedeniyle izin alınmaksızın ve atıf yapılmaksızın kullanılamaz. Yapılan atıflarda, MÜKELLEFHABER / www.davavergi.com adreslerinin belirtilmesi zorunludur.

  • Benzer Haberler

    Kırtasiye sektörü, yaz dönemini stratejik hazırlık ve dönüşüm süreciyle yönetiyor

    Okulların kapanmasıyla birlikte klasik kırtasiye ürünlerine yönelik talepte azalma yaşansa da sektör yaz aylarını hobi, sanat ve eğitici aktivite ürünleriyle dinamik bir biçimde geçiriyor. Süreç boyunca ürün çeşitliliği açısından bir daralmadan ziyade ürün grupları arasında bir ağırlık değişiminin yaşandığını ifade eden TÜKİD Yönetim Kurulu Başkanı Taha Keresteci, ebeveynlerin çocukları ekrandan uzak tutacak ve motor gelişimini destekleyici ürünlere yöneldiğine dikkat çekti. Okulların tatile girmesiyle birlikte kırtasiye sektöründe alışılagelmiş okul alışverişi yoğunluğu hafiflemiş olsa da sektördeki hareketlilik, yeni taleplerden dolayı devam ediyor. Kırtasiye raflarında yaz dönemi boyunca klasik defter ve okul çantalarının yerini ise çocukların gelişimini destekleyen eğitici oyunlar, boyama setleri ve hobi ürünleri alıyor. Diğer yandan sektör, yeni sezon hazırlıklarını da hummalı şekilde sürdürüyor. Okul ürünlerinin yerini hobi ve sanat alıyor. Yaz aylarının sektör açısından tamamen durgun bir dönem olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söyleyen TÜKİD Yönetim Kurulu Başkanı Taha Keresteci, “Okulların kapanmasından sonra ürün çeşitliliği açısından bir daralmadan ziyade ürün grupları arasında bir ağırlık değişimi yaşanıyor. Klasik okul ürünlerinin raflardaki payı azalırken boya ürünleri, etkinlik kitapları, oyun hamurları, hobi setleri, çıkartmalar ve çocukların bireysel olarak vakit geçirebileceği ürünler ön plana çıkıyor. Genel görünüme bakıldığında yaz döneminde çocukları hem eğlendiren hem de gelişimlerine katkı sağlayan ürünlere talep artıyor. Özellikle aileler, çocukların tatil süresince tamamen eğitimden kopmamasını ancak bunu klasik bir ders çalışma düzeni içerisinde de hissetmemesini istiyor. Bu sebeple eğitici içeriklerin oyun ve eğlenceyle bir arada sunulduğu ürünler öne çıkıyor. Hedef kitlede de kısmi bir değişim yaşanıyor. Eğitim dönemi içerisinde alışveriş daha çok zorunlu ihtiyaçlar üzerinden şekillenirken yaz aylarında karar verici olarak ebeveynlerin rolü artıyor. Bunun yanında çocuklar da renk, karakter, tasarım ve ürünün sunduğu aktiviteye göre tercihlerini daha fazla belirliyor. Yaz döneminde yalnızca öğrenciler değil hobiyle ilgilenen yetişkinler, tatilde çocukları için etkinlik arayan aileler ve sanat ürünlerine ilgi duyan tüketiciler de önemli bir müşteri kitlesi oluşturuyor.” dedi. Ebeveynler, çocuklarını ekrandan uzaklaştıran ürünleri tercih ediyor Son yıllarda ailelerin çocukların dijital bağımlılığı konusundaki farkındalığının arttığına dikkat çeken Keresteci, sözlerine şöyle devam etti: “Ebeveynler, çocukların yaz tatilini yalnızca telefon, tablet veya televizyon karşısında geçirmesini istemiyor. Bu nedenle el becerilerini, hayal gücünü, dikkatini ve ince motor gelişimini destekleyen ürünlere yönelik talep her geçen yıl artıyor. Kesme, yapıştırma, boyama, şekillendirme, çizim yapma ve üç boyutlu tasarım oluşturma imkânı sunan ürünler, çocukların yalnızca zaman geçirmesini değil, aynı zamanda üretmesini de sağlıyor. Çocuk bir ürünün sonunda kendi yaptığı bir resmi, oyuncağı veya tasarımı gördüğünde hem özgüveni hem de ilgisi artıyor. Doğru yaş grubuna uygun, ilgi çekici ve nitelikli ürünler seçildiğinde ekran süresini ciddi ölçüde azaltabilecek güçlü bir alternatif oluşturuyor. Burada ailelerin de çocuklarla birlikte etkinliklere katılması önemli. Kırtasiye ürünleri çocuğa yalnızca bir uğraş değil, aileyle kaliteli zaman geçirme imkânı da sunuyor.” Lisanlı ürünlerde kırmızı çizgi “güvenilirlik” ve “nitelik” Satış dinamiklerinde lisanslı ürünlerin de önemli bir ağırlığa sahip olduğunu vurgulayan Keresteci: “Lisanslı ürünler özellikle çocuk ve genç tüketicilerin satın alma kararlarında önemli bir etkiye sahip. Sevilen çizgi film karakterleri, animasyon kahramanları, spor kulüpleri, dijital oyunlar ve sosyal medyada popüler hâle gelen figürler, ürünlerin tercih edilmesini doğrudan etkileyebiliyor. Yaz döneminde okul alışverişi azalmasına rağmen lisanslı ürünlere olan ilgi devam ediyor. Çünkü bu ürünler yalnızca eğitim amacıyla değil, kişisel kullanım, koleksiyon, hediye ve eğlence amacıyla da satın alınıyor. Kalem kutuları, matara ve suluklar, çıkartmalar, boyama setleri, çantalar ve küçük aksesuarlar yaz döneminde ilgi…

    290 milyar Euro değerindeki güzellik sektörünün dev buluşması BeautyEurasia’nın 21’inci yılı için hazırlıklar sürüyor  

    Avrasya coğrafyasının en kapsamlı uluslararası güzellik, kozmetik ve saç bakımı etkinliklerinden biri olan “BeautyEurasia: Uluslararası Kozmetik, Güzellik, Kuaför, Ambalaj, Hammadde, Hijyen ve Private Label Fuarı”, 2–4 Eylül 2026 tarihleri arasında 21’inci kez kapılarını açacak. ICA Events organizatörlüğünde İstanbul Fuar Merkezi’nde gerçekleştirilecek organizasyon, yerli ve yabancı sektör temsilcilerine yeni ticari iş birliği imkanları sunarken endüstrinin en güncel akımlarını tek bir çatı altında toplayacak. Geçtiğimiz yıl 114 farklı ülkeden 13 bin 314 profesyoneli ağırlayan fuar, bu dönemde de geniş kapsamı sayesinde yeni ortaklıkların kurulmasına aracılık edecek. Dünya genelinde ekonominin pek çok dalını kapsayan 50’den fazla organizasyona imza atan ICA Events, Avrasya’nın güzellik alanındaki en büyük zirvelerinden biri olan 21. BeautyEurasia: Uluslararası Kozmetik, Güzellik, Kuaför, Ambalaj, Hammadde, Hijyen ve Private Label Fuarı’nı 2–4 Eylül tarihleri arasında düzenleyecek. Mevcut büyüklüğünün yanı sıra katılımcılarına nitelikli ticari ağlar, hedef odaklı B2B görüşmeler ve yüksek ticari verimlilik de sağlayan fuar, İstanbul Fuar Merkezi’nde yarattığı küresel çeşitlilikle bu yıl da somut ticari çıktılar sağlayacak. Güzellik sektörünün Türkiye’deki hacmi 2025 yılında 217 milyar TL’ye ulaştı Güzellik endüstrisinin, kişiye özel teknolojik imkanlar ve artan sağlıklı yaşam bilinciyle beraber sürekli bir gelişim içerisinde olduğunu ifade eden BeautyEurasia: Uluslararası Kozmetik, Güzellik, Kuaför, Ambalaj, Hammadde, Hijyen ve Private Label Fuarı Direktörü Filiz Mehmedova, “Markalardan üreticilere ve tüketicilere kadar bir bütün teşkil eden güzellik sektörü hem yerel hem de küresel ölçekte gelişimini sürdürüyor. Bugün dünya çapında yaklaşık 290 milyar Euro’luk bir büyüklüğe erişen güzellik sektörü, 4,2 milyar civarında potansiyel kullanıcıya ulaşıyor. Diğer taraftan Türkiye piyasası da son dönemde endüstrinin en hızlı ivme kazanan bölgelerinden biri olarak dikkat çekiyor. 2025 yılı itibarıyla Türkiye’deki güzellik pazarının hacmi 217 milyar TL seviyesine çıkarken, dijital platformların etkisi sektörün genişlemesinde giderek daha kritik bir rol oynamaya başlıyor. 20 yılı aşkın bir tecrübeye sahip olan BeautyEurasia ise yalnızca fiziksel ölçeğiyle değil, sunduğu kaliteli iş bağlantıları, stratejik B2B buluşmaları ve ticari verimliliğiyle ön plana çıkıyor. Organizasyonumuzun küresel erişimi yerel pazar bilgisiyle harmanlayan yapısı, sektördeki etkili ortaklıkların tesis edilmesine olanak tanıyor.” açıklamasında bulundu. Standart kalıpların ötesinde bir fuar Fuarın geçtiğimiz yıl gerçekleştirilen buluşmasında küresel etkisini bir kez daha kanıtladığını belirten Mehmedova, şu verileri paylaştı: “Dünya genelindeki ekonomik dalgalanmalara rağmen fuarımız geçtiğimiz yıl da başarılı bir grafik sergilemeyi başardı. Toplamda 114 ülkeden 13 bin 314 profesyonel isim fuarımızı ziyaret ederken, bu kitlenin 3 bin 406’sını yabancı konuklar oluşturdu. Bununla birlikte 180’i yurt dışından gelen toplam 302 katılımcının yer aldığı organizasyonda iş hacmi 305 milyon Euro’ya ulaşırken, katılımcı başına ortalama 1 milyon Euro’luk bir ticaret hacmi oluşturduk. Ayrıca BeautyEurasia, basit bir ürün sergileme alanının çok ötesinde, ölçülebilir ticari başarılar üreten bir platform olma niteliği taşıyor. Bu doğrultuda geçtiğimiz sene bin 486 sipariş ve ön protokole imza atılırken, katılımcı kurumlar ile uluslararası satın almacılar arasında doğrudan ticari köprüler kuruldu. Ek olarak fuar süresince 5 binden fazla B2B görüşme gerçekleştirildi. Bu sayede uzun vadeli ticari ortaklıkların kurulmasına çok değerli bir katkı sunulmuş oldu. Bu yıl da dünyanın dört bir yanından sektörün öncü isimlerini bir araya getirirken kalite odaklı vizyonumuzu koruyarak; Türkiye, Avrasya, Orta Doğu, Balkanlar ve BDT pazarlarına giriş yapmak isteyen profesyoneller için stratejik bir merkez olmaya devam edeceğiz.” ICA Events Hakkında Yapı, turizm, kozmetik, gıda, raylı sistemler ve lojistik sektörlerinde Türkiye’nin önde gelen fuarlarını düzenleyen ICA Türkiye gücünü, fuarcılık sektöründeki güçlü küresel ağını içinde yer aldığı…