Kış Hastalıklarına Yakalanmamak İçin…

Ateş, burun akıntısı, öksürük, halsizlik… Eğer bu tablo dikkatinizi çektiyse bu önerilere bakmanızda yarar var.

Nezle, grip, soğuk algınlığı, faranjit, zatürre gibi solunum yolu hastalıkları bu dönemlerde sıkça görülüyor. Dolayısıyla da öksürük, ateş, bulantı, kulak ağrısı gibi belirtiler ile hastanelere başvurular artıyor. Fakat unutulmamalıdır ki; özellikle çocuklar, yaşlılar, gebeler ve kronik sağlık sorunları olanlar daha fazla risk altında. Bu gruba giren hastaların kış ayları öncesinde aşılanması olası hastalık risklerini azaltmak için alınabilecek önlemlerden en etkilisidir. Kış aylarında kapımızı sıkça çalan kış hastalıklarına değinen Avcılar Hospital İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Suzan Alp, hangi hastalıkların hangi belirtilerle kendini gösterdiğini ve bu hastalıklardan korunmak için neler yapılması gerektiğini anlattı.

YORGUNLUK, UYKUSUZLUK VE YETERSİZ BESLENME HASTALIKLARA DAVETİYE ÇIKARIYOR
Aşırı yorgunluk, uykusuz kalmak, aşırı sigara ve alkol tüketmek, yetersiz beslenmek de hastalanmayı kolaylaştıran nedenler arasında yer alır. Kış mevsimini sağlıklı geçirmek için bağışıklık sistemini güçlendirmek, bunun için de yeterli ve dengeli beslenmek gerekir. Antioksidan özelliği olan C, A ve E vitaminlerinin alımı son derece önem taşır. Hatta doğru beslenen bireyler için dışarıdan ek takviye gerekmez. Ancak oral alımın yeterli olmaması veya bazı özel durumlarda (kemoterapi ve radyoterapi tedavisi gören hastalar gibi) hekim önerisiyle dışarıdan takviye almak gerekebilir. Peki, nezle, grip, faranjit, zatürre gibi hastalıkları nasıl birbirinden ayıracağız?

NEZLE TEDAVİSİNDE ANTİBİYOTİK KULLANILABİLİR Mİ?

Nezle, burun akıntısı ve tıkanıklığı ile başlayan hapşırık, boğaz ağrısı, öksürük, hafif ateş ile devam eden belirtileri olan viral bir solunum sistemi hastalığıdır. 200’den fazla virüs ile bu tablo oluşabilir. Virüs vücuda girdikten iki-üç gün sonra belirtiler ortaya çıkmaya başlar ve çoğunlukla bir haftada iyileşme sağlanabilir. Nezlenin tedavisinde antibiyotiklerin yeri yoktur; istirahat, bol sıvı alınması ve oluşan semptomları gidermeye yönelik ilaçların kullanımıyla günler içinde düzelen bir hastalıktır.

İŞTE NEZLEDEN KORUNMANIN YOLLARI
Nezle, komplikasyon olarak kulak iltihabı ve sinüzite yol açabilir. Şiddetli sinüs ağrısı, öksürük, balgam çıkarma, yüksek ateş, nezlenin üzerine eklenen bir bakteri enfeksiyonunu gösterir. Antibiyotik kullanı- mı nezlenin üzerine eklenen ikincil bakteriyel bir hastalık olduğu zaman gereklidir. Korunmak için mümkün olduğunca havasız ve kapalı ortamlardan kaçınmak, sık sık elleri yıkamak gerekir.

KAPI KOLLARI, TELEFONLAR VE KLAVYELERE DOKUNMADAN ÖNCE BİR DAHA DÜŞÜNÜN!
Grip, genellikle hastayı yatıracak kadar vücut direncini düşüren bir seyir izleyebilir. Hastalığı taşıyan kişilerin öksürmesi, hapşırması ile havaya yayılan partiküllerle ya da doğrudan temasla (kapı kolları, telefonlar, bilgisayar klavyeleri vb.) grip toplum içinde son derece hızla yayılabiliyor. Yaşlılar, diyabet, kalp ve solunum sistemi hastalıkları gibi kronik hastalıkları olanlarda daha ağır seyredebilir ve zatürre gibi ikincil gelişen hastalıklara zemin hazırlayabilir. Bu nedenle Ekim-Kasım aylarında özellikle risk grupları başta olmak üzere tüm bireylere koruyuculuk düzeyi yüksek olan “grip aşısının” yaptırılması son derece önem taşıyor.

BU BELİRTİLERE DİKKAT!
Akut sinüzit, kafatasında bulunan sinüs adı verilen kemik boşluklarının iltihabıdır. Burun tıkanıklığı, baş ağrısı, ateş, geniz akıntısı gibi belirtiler verir. Süregelen hale gelme (kronikleşme) olasılığı vardır. Otitis media, orta kulak iltihabıdır. Çoğunlukla şiddetli boğaz iltihaplarından sonra gelişir. Kulak ağrısı, ateş ve genel durum bozukluğu ile seyredebilir.

KİMLER GRİP AŞISI OLMALI?

  • 65 yaş ve üstündeki kişiler,
  • Kronik hastalığı olan kişiler: Kronik kalp, akciğer, karaciğer, böbrek, şeker hastalığı ve benzeri hastalığı olanlar,
  • Bağışıklık sistemi zayıflamış olan kişiler: Kanser hastaları, bağışıklık sistemi hastalığı olanlar, organ ve kemik iliği nakli yapılan kişiler,
  • Hastanelerde çalışan doktor, hemşire, hasta bakıcılar, kreş ve huzurevi çalışanları,
  • Yüksek risk grubundaki kişilerle yakın temasta olan kişiler,
  • İlk 3 aydan sonraki hamile kadınlar,
  • Altıncı ayından itibaren bebekler de grip aşısı yapılması gereken kişiler arasında yer alıyor.

Akut larenjit, ses tellerinin olduğu gırtlak kısmının iltihaplanmasıdır. Boğaz ağrısı, ateş gibi belirtilerinin yanında ses kısıklığı ile seyreder.

Akut bronşit ise akciğerlerdeki bronşların iltihabıdır. Öksürük, balgam, ateş, nefes darlığı gibi belirtilerle seyreder. Bu grup hastalıklar biraz daha ciddi enfeksiyonlardır. Tedavileri dikkatle ve uzun yapılmalıdır. Ciddi doktor takibine ihtiyaç duyulur.

Zatürree (Pnomoni), kış aylarında sık görülen akciğer iltihabı türüdür. Yüksek ateş, nefes darlığı, şiddetli öksürük, göğüs ağrısı ve genel durum bozukluğu yapar. Çocuk ve yaşlılarda ağır seyreder. Kuvvetli antibiyotik ve hastanede yatarak tedavi gerekebilir. Bağışıklık sistemi baskılanmış olanlar, altta yatan kronik hastalığı bulunanlar, dalağı alınmış olanlar ve 50 yaşın üzerindeki tüm bireylere “pnömokok aşısı” yapılması gerekir. Bu tip belirtilere sahip olan bireylerin zaman kaybetmeden alanında uzman bir hekime başvurması gerekir.

HİPERTANSİYON, KALP YA DA ŞEKER HASTALIĞINIZ VARSA…
Astım, kronik bronşit gibi süregelen akciğer hastalıkları basit solunum yolu iltihapları ile de artabilir. Hipertansiyon, kalp hastalıkları, şeker hastalığı gibi diğer kronik hastalıklar da kış aylarında kontrolden çıkmaya eğilimlidirler.

Kaynak avcilarhospital.com.tr

KIŞ HASTALIKLARINDAN KORUNMAK İÇİN BU TAVSİYELERİ KULAK ARDI ETMEYİN!

  • Sigara ile diğer tütün ürünlerinden ve alkolden uzak durun,
  • Sebze, meyve ve kepekli tahılların bol; doymuş yağların ise az olduğu bir beslenme şekli uygulayın,
  • Düzenli egzersiz yapın,
  • Uygun kilonuzda kalın,
  • Yeterince uyuyun (7-9 saat),
  • Kan basıncınızı takip edin,
  • Enfeksiyonlardan korunmak için hijyenik kurallara uyun ve düzenli sağlık kontrollerinizi aksatmayın,
  • Yeterli su tüketin,
  • Mevsime uygun olarak, bulunulan ortamın ısısına göre giyinin,
  • Kronik bir hastalığınız varsa mutlaka genel kontrollerinizi yaptırın,
  • Yaşadığınız ortamın ısısını iyi ayarlayın ve havanın aşırı kuru olmasını engelleyin,
  • Kirli, kapalı ve soğuk ortamlarda uzun süre kalmayın,
  • Enfeksiyonu olan kişilerle yakın temastan kaçının,
  • Bulaşıcı hastalıklardan korunmak için ellerinizi sık sık yıkayın ve yakın solunum temasından kaçının,
  • Hapşırma ve öksürme sırasında ağız ve burun bölgesini tek kullanımlık kağıt mendille kapatın hatta tek kullanımlık maske kullanın.
    Kaynak avcilarhospital.com.tr
  • Benzer Haberler

    Ustalar.com sizleri Yapı Fuarı – Turkeybuild İstanbul, fuarında sizleri bekliyor olacak !

    1978’den bu yana düzenlenen Yapı Fuarı – Turkeybuild İstanbul, güçlü fuar portföyüyle yapı ve inşaat sektörüne dünya standartlarında etkinlikler sunuyor. Dünyayı Türkiye’de misafir ediyor Yapı Fuarı – Turkeybuild İstanbul, Türkiye, Balkanlar, Kuzey Afrika, Orta Doğu, Rusya ve BDT`den yapı sektörlerinin temsilcilerini bir araya getiriyor. En son ürün yeniliklerini tanıtma ve keşfetme fırsatı sunan etkinlikler, iş geliştirme platformları olarak da hizmet vermektedir. Ayrıca fuar endüstri profesyonellerini desteklemek ve sektöre fayda sağlamak için zengin içerikli iş programlarına da ev sahipliği yapıyor. Bölgesel gücü arttırmayı hedefleyen nitelikli fuar içeriği İş Geliştirme Paltformu Etkinlikleri, Konuk Ülke, Konuk Bölge, Hedef Pazar projeleri, MasterClass Özel Fuar Turları, Yapı Tech Garage Start-Up Buluşmaları ve Altın Mıknatıs Stand Tasarım Ödülleri`ni kapsayan fuar içi etkinlikler inşaat ve yapı sektörünün kurumsal itibar araçları haline geldi. Fuar bu nitelikleriyle Türkiye`nin inşaat ve yapı sektöründe yükselen bir yıldız olmasına katkıda bulunuyor. Yapı Fuarı, yürüttüğü uluslararası işbirlikleriyle dünya genelindeki bilgi ve iş fırsatlarının bölgeye aktarılmasına aracılık ediyor. Online ücretsiz davetiye tıklayın >>

    SÜREÇ SERMAYESİ

    SÜREÇ SERMAYESİ Kurumsal başarıyı sadece maddi kaynaklar belirlemez. İnsan gücü, teknoloji ve finansal sermaye gibi klasik unsurların ötesinde, işletmelerin sürdürülebilir büyümesinde kritik rol oynayan bir kavram var: süreç sermayesi. Günümüzde şirketler, süreçlerini optimize ederek ve süreç temelli bilgi birikimini yöneterek rekabet avantajı elde edebiliyor. Süreç sermayesi, aslında bir işletmenin iş yapma biçiminden doğan, görünmeyen ama değer yaratan sermaye türü olarak tanımlanabilir. Süreç sermayesini daha iyi anlamak için öncelikle onu oluşturan temel unsurlara bakmak gerekiyor. Birincisi iş süreçlerinin yapısı. Şirketlerin üretimden hizmete kadar her adımda kullandığı sistematik yöntemler, süreç sermayesinin temel taşlarını oluşturur. Bu süreçlerin belgelenmesi, standartlaştırılması ve sürekli iyileştirilmesi, işletmeye hem hız hem de maliyet avantajı sağlar. Örneğin, bir otomotiv firmasının montaj hattındaki süreç iyileştirmeleri, sadece üretim hızını artırmakla kalmaz, aynı zamanda kaliteyi de yükseltir; bu da uzun vadede marka değerine doğrudan katkı sağlar. İkincisi, bilgi akışı ve deneyim yönetimi. Süreç sermayesi, çalışanların deneyimleri ve kurumsal hafızayla doğrudan ilişkilidir. Bir süreçte edinilen deneyimler ve elde edilen veriler, yeni süreç tasarımlarında kullanılabilir. Burada kritik nokta, bilginin kurum içinde etkin bir şekilde aktarılabilmesidir. Çoğu şirket, bilgi paylaşımını ihmal ettiği için süreç sermayesini tam anlamıyla kullanamaz. Örneğin, bir finans şirketinde kredi değerlendirme süreçlerinin standartlaştırılması ve bu süreçlerdeki tecrübelerin yeni çalışanlara aktarılması hem hata oranını düşürür hem de müşteri memnuniyetini artırır. Üçüncü unsur ise teknoloji ve otomasyon. Dijitalleşme, süreç sermayesinin değerini katlayan en önemli faktörlerden biri olarak öne çıkıyor. ERP (Kurumsal Kaynak Planlama) sistemleri, yapay zekâ destekli analizler ve otomasyon teknolojileri, süreçleri daha şeffaf ve ölçülebilir hâle getiriyor. Böylece şirketler, hangi süreçlerin değer yarattığını, hangi noktaların verimsiz olduğunu net bir şekilde görebiliyor. Örneğin, lojistik sektöründe kullanılan rota optimizasyon yazılımları hem yakıt maliyetlerini düşürür hem de teslimat sürelerini kısaltır; bu da süreç sermayesinin doğrudan ekonomik faydaya dönüşmesini sağlar. Ancak süreç sermayesi sadece şirket içi verimlilikle sınırlı değil. Müşteri ilişkilerinde de kritik rol oynuyor. İş süreçleri optimize edildikçe, müşterilere sunulan hizmet kalitesi artıyor, yanıt süreleri kısalıyor ve güven oluşuyor. Bu da şirketin pazar konumunu güçlendiriyor. Özellikle hizmet sektöründe, süreç sermayesi, müşteri memnuniyetini ve sadakatini artırmanın en etkili yollarından biri olarak görülüyor. Süreç sermayesinin yönetiminde dikkate alınması gereken bir diğer konu ise ölçümlenebilirlik. Birçok şirket süreçlerini iyileştirmek istese de hangi süreçlerin gerçekten değer yarattığını ve hangi yatırımların getirisi olduğunu net olarak ölçemiyor. Bu noktada süreç analitiği ve performans göstergeleri devreye giriyor. Örneğin, üretim hattında bir sürecin her aşamasına ait zaman ve maliyet verilerinin toplanması, darboğazların belirlenmesini sağlar ve süreç sermayesinin verimli kullanımı için rehber olur. Ekonomik krizler ve belirsizlik dönemlerinde süreç sermayesinin önemi daha da artıyor. Finansal kaynakların kısıtlı olduğu dönemlerde, verimli süreçler şirketlerin ayakta kalmasını sağlayan en önemli faktör haline geliyor. İyi tasarlanmış ve sürekli iyileştirilen süreçler, aynı kaynaklarla daha fazla değer yaratmayı mümkün kılıyor. Bu nedenle, süreç sermayesi sadece operasyonel bir konu değil, stratejik bir rekabet avantajı olarak değerlendirilmelidir. Sonuç olarak, süreç sermayesi, modern işletmelerin göz ardı edemeyeceği bir değer alanı olarak karşımıza çıkıyor. İnsan sermayesi ve teknolojik yatırımlar kadar, süreçlerin etkin yönetimi de şirketlerin uzun vadeli başarısında belirleyici oluyor. İşletmeler, süreçlerini belgeleyip standartlaştırarak, deneyimi kurumsal hafızaya dönüştürerek ve teknolojiyi doğru kullanarak süreç sermayesini güçlendirebilir. Bu da rekabetin yoğun olduğu günümüz pazarında ayakta kalabilmek için kritik bir strateji haline geliyor. Süreç sermayesinin farkında olan şirketler, sadece bugünü yönetmekle kalmıyor; aynı zamanda geleceğe yönelik sürdürülebilir bir değer…