Baş Ağrınız Ağrı Kesiciyle Bile Geçmiyorsa…

Makaleyi Yazan: Prof. Dr. Meliha Tan

Makale Tarihi: 15 Ekim 2018

AĞRI KESİCİYİ 10 GÜNDEN FAZLA KULLANIRSANIZ…
Birincil baş ağrıları içinde en sık karşılaşılanlar migren ve gerilim tipi baş ağrılarıdır. Bunlarla karşılaştırıldığında çok daha seyrek olmakla birlikte (2 bin kişide bir veya daha ender) çok şiddetli, sık baş ağrılarına neden olmaları, geleneksel ağrı kesicilere yanıt vermemeleri ve farklı tedaviler gerektirmeleri nedeniyle küme baş ağrısı, tekrarlayıcı yarım baş ağrısı önemli bir birincil baş ağrısı hastalığı grubunu oluşturur. Çoğu kez bu hastalar, doğru tanı alana kadar, yıllarca şiddetli ağrılar çekebilir. Şu an için dünyada en sık üçüncü baş ağrısı tipi ise aşırı ağrı kesici kullanım baş ağrısıdır. Bu nedenle tedavi için kullanılan ağrı kesicilerin ayda 10 günden fazla alınmasının kendi başına kronik bir baş ağrısı nedeni olduğu konusunda hastalar mutlaka en baştan uyarılmalıdır.

İNSANLIK TARİHİ KADAR ESKİ HASTALIK: MİGREN

Migren, tüm baş ağrısı hastalıkları içinde doktora en fazla başvuru nedeni olan durumdur. Migren tanısı için özel bir laboratuvar testi veya radyolojik inceleme yoktur. İnsanlık tarihi kadar eski bir hastalık olan migren toplum için oldukça önemli bir sağlık sorunudur. Dünya Sağlık Örgütü tarafından en çok kısıtlılık yapan hastalıklar arasında ele alınmıştır. Kadınların yaklaşık yüzde20’sinin, erkeklerin ise yüzde 8’inin migrenli olduğu biliniyor. Atak sırasındaki olumsuz etkileri dışında da okul ve iş performansında düşme ve sosyal problemler gibi kronik etkileri
vardır. Migrenin neden kaynaklandığı tam olarak bilinmemekle birlikte yapılan araştırmalar bazı faktörlerin tetiklenmesi sonucunda beyinde anormal bir dalgalanmanın meydana geldiğini gösteriyor. Bunun ardından beyin zarında ve damarlarında iltihabi tepkiye yol açan birtakım maddeler salınır ve bunların sonucunda baş ağrısı oluşur. Migrenin karakteristik özellikleri; tekrarlayıcı olması, atağın ilaçsız olarak dört saatten fazla sürmesi (ve üç günden az), tek yanlı oluşu (yüzde 80 hastada), zonklayıcı olması, atak sırasında sıklıkla ışıktan ve sesten rahatsızlık, merdiven çıkma gibi fiziksel eylemlerde ağrıda artış, ağrıya sıklıkla bulantı veya kusmanın eşlik etmesi, ağrının orta şiddette veya şiddetli olmasıdır.

SIK KULLANILAN İLAÇLAR FAYDASIZ…

Migren atakları çoklukla tekrarlayıcı ataklar şeklinde gelirken, en az üç ay her gün veya günaşırı olacak şekilde kronikleşmiş olarak da görü- lebilir. Bu durumun en büyük nedeni ağrı kesici ilaçların aşırı kullanımıdır. Böyle bir durumda ağrı kesicilere en az iki ay gibi bir süre ara verilmeden ağrıların kontrolü mümkün değildir ve ağrı kesiciler aşırı kullanıldığı sürede verilen ağrının gelmesini engelleyici ilaçlar da çoğu kez yararlı olmaz.

MİGREN TEDAVİSİ

Migrende ilaç tedavisi ataklardan korunmaya yönelik “profilaktik” yani önleyici/koruyucu tedavi ve atağın ağrı, bulantı, kusma gibi yakınmalarının giderilmesine yönelik “atak (akut/ağrı) tedavisi” olarak iki şekilde yapılır. Önleyici tedavi belirli bir süre boyunca düzenli ilaç kullanarak ağrı sıklığını ve şiddetini azaltmaya yöneliktir.

HASTALIĞI TETİKLEYEN FAKTÖRLERDEN UZAKLAŞIN

Atak tedavisinde olguların bir kısmında ağız yolu ile alınan ağrı kesiciler kullanılır. Karanlık ve sakin bir odada, buz paketi koyarak dinlenmek ağrının giderilmesini kolaylaştırır. Eğer hasta uyuyabilirse genellikle ağrıdan kurtulmuş olarak uyanır. Sık ataklı olgularda (ayda beşten fazla) ağrı kesici kullanım sınırları belirlenmeli ve hasta aşırı ilaç baş ağrısı konusunda uyarılmalıdır. Hastalığı tetikleyen faktörlerden kaçınma çok önemlidir. Aç kalmaktan kaçınma ve düzensiz uyku gibi tetikleyici faktörlerden kaçınmak, ağrının sıklığını azaltabilir.

KADINLARDA DAHA SIK GÖRÜLÜYOR

Birincil baş ağrıları içinde en sık karşılaşılan tip gerilim tipi baş ağrıları (GTB)’dır. GTB’ler migrenden daha sık görülmekle birlikte görece daha hafif baş ağrılarına neden olduklarından hekime başvuruda daha geri plandadır. Sıklıkla 20 yaş civarında başlar, her yaşta görülebilir. Kadınlarda biraz daha sık görülmekle birlikte aradaki fark migrende olduğu kadar çarpıcı değildir. Sıklıkla iki yanlı bir baş ağrısına neden olur, zonklayıcı değildir, hareketle artmaz, atak sırasında bulantı olmaz ve ışığın rahatsızlık yapmaması karakteristik özelliğidir. Ataklar şeklinde gelebildiği gibi, üç aydan daha uzun sürede günlük veya günaşırı baş ağrısının olduğu kronikleşmiş halde de görülebilir. Bu kronik form doktora daha sık başvuru nedenidir.

STRES BAŞ AĞRISI NEDENİ!

Gerilim tipi baş ağrılarının yeri ve belirtileri hastaya göre değişkenlik gösterir. Yoğun bir yaşamın getirdiği stres ve sıkıntıların, bastırılmış öfke gibi durumların neden olduğu baş, boyun bölgesindeki kasların kasılması sonucu ortaya çıktığı düşünülür. GTB’li olguların yüzde 10 kadarında baş ağrısı zonklayıcı gibi hissedilebilir ve bazen de tek yanlı ağrı olabilir. Tedavisi migrene benzer. Atak sırasında genelde ağrı kesici ilaçlar yeterlidir. Kronik gerilim tipi baş ağrılarında ise antidepresan ilaçlar kullanılır.

ERKEKLERDE KADINLARA GÖRE BEŞ KAT DAHA FAZLA…

Küme baş ağrısı her zaman tek taraflı, göz çevresinde olan, çok şiddetli, gözde yaşarma, kızarma, şişme, burunda tıkanma veya akıntı, alında veya yüzde terleme gibi bulguların eşlik ettiği bir baş ağrısı türüdür. Hastalık erkeklerde kadınlara göre 5 kat daha sıktır. Genellikle geceleri tekrarlayan, bazen hep aynı saatte ortaya çıkan, göz üzerinde, alın veya yanağa yayılan, şiddetli ağrılı bir durumdur. Ağrı 15 dakika ile 3 saat kadar sürebilir, sonra geçer. Ancak bu ataklar aynı gün ve takip eden haftalar içinde tekrar eder. Ağrı sırasında hastalar huzursuz olur ve sürekli gezinmek isterler. Bu durum karanlık ve sessizlik arayan migren hastalarından ayırt edilmesinde oldukça önemlidir. Hastalığın adındaki küme kelimesi, baş ağrılarının zaman içinde kümelenmesinden gelir ve bu dönemler sıklıkla 1-3 ay sürer. Küme dönemleri içinde hastaların tekrarlayan şiddetli baş ağrıları olduktan sonra aylarca süren başağrısız dönemleri olur. Yaşamı olumsuz yönde etkileyen küme baş ağrılarının da çeşitli tedavi seçenekleri mevcuttur.

BAŞINIZ HER AĞRIDIĞINDA İLAÇ İÇİYORSANIZ…
Aşırı ilaç kullanmaya bağlı baş ağrısı (İAKB), ağrı kesicilerin ayda 10- 15 günden fazla alınmasına bağlı olarak gelişen sekonder nitelikte baş ağrısıdır. Tipik bir klinik tablosu yoktur, genelde altta migren gibi bir baş ağrısı vardır. Tüm başta görülebilen, künt, sıkıştırıcı veya zonklayıcı olabilir. Genelde hafif ve devamlı bir ağrıdır ama zaman zaman şiddetlenebilir.

Kaynak Avcılar Hospıtal Sağlık Bülteni

 

  • Benzer Haberler

    COVID 19 SIKÇA SORULAN SORULAR

    Soru 1: Gıdalardan insanlara Covid-19 virüsü bulaşır mı? Gıdaların virüsün muhtemel bir kaynağı veya bulaşma yolu olduğuna dair bugüne kadar herhangi bir bilimsel kanıt bulunmamaktadır. Bununla birlikte bilimsel literatürler güncel olarak takip edilmekte olup gelişmeler doğrultusunda düzenlemeler yapılmaktadır.   Soru 2 : Covid-19’dan kaynaklanan potansiyel riski en aza indirmek için evde neler yapılabilir? Alışverişten önce ve sonra ellerinizi su ve sabunla iyice yıkamak, hem kendinizi hem de diğer insanları koruyacağı için önemlidir. Hijyen kurallarını tam anlamıyla uygulamak önemlidir. Gıdalar uygun bir şekilde saklanmalı çiğ tüketilen gıdalar ile pişmiş gıdalar arasında herhangi bir temastan kaçınılmalı,  ambalaj üzerindeki etiket saklanmalıdır. Meyve ve sebzeler pişirilmeyeceklerse temiz suyla yıkanmalıdır Covid-19 pişirme işlemine dayanıklı olmadığından gıdalar pişirilerek tüketilmelidir. Pişmiş olarak tüketilecek gıdaların pişirme talimatlarına (zaman, sıcaklık) uyulmalıdır. Mutfak gereçlerinin farklı gıda maddelerinde kullanımı arasında deterjanla dikkatlice yıkanarak bulaşma önlenmelidir. Buzdolabı ve mutfak yüzeyleri, artan sıklıkta ve rutin olarak temizlenmelidir. Soru 3: Gıdalar hazırlanırken nelere dikkat etmeliyiz? Gıdaların hazırlanması sırasında hijyen kurallarına uyulmalıdır. Ürün ambalajları üzerindeki güvenlik şeridi/güvenlik bandı bozulmamış olmalıdır, Hayvansal ürünlerin hazırlanması sırasında (özellikle dondurulmuş olanların çözdürülmesi) sızan sıvının uzaklaştırılması ve hemen pişirilme işlemine geçilmelidir, Tüketime hazır ve çiğ ürünlere işlem yaparken, çapraz bulaşmayı önlemek için ayrı ekipmanlar kullanılmalı (doğrama tahtası, bıçak vb.) ya da aynı ekipman kullanılacaksa her bir işlem arasında ekipmanlar temizlenip dezenfekte edilmelidir, Çiğ hayvansal gıdaların iyi bir şekilde pişirilmelidir, Sebze ve meyveler tüketilmeden önce bol su ile yıkanmalıdır. Virüsler ısıya karşı duyarlı olduğundan, gıdalara uygulanacak yeterli ısıl işlem ile enfeksiyon riski daha da azaltılabilir. Çiğ meyve sebze ve ısıl işlem görmeyen ürünlerin hazırlanması ve tüketimi öncesinde el yıkama gibi genel hijyen kurallarına dikkat edilmeli, pişirme işlemi yeterli bir şekilde yapılmalıdır. Soru 4: Covid-19 salgını sürecindegıda işletmelerinin alması gereken önlemler nelerdir? Personelin gıda hijyeni konusunda eğitilmesi sağlanmalıdır. Personelin kişisel hijyen kurallarına uymaları ve genel hijyen kurallarına yönelik bilgilerinin güncellenmesi sağlanmalıdır. Hammadde tedariklerinde ve ürün sevklerinde hijyen kurallarına azami özen gösterilmelidir. (Örn. Karkas sevklerinde stokinet, gıda ile temas edebilir nitelikte poşet kullanımı vb.). Gıda üretim yerlerinde hijyen bariyerleri, alet ekipman sterilizasyon cihazları, el ve vücut hijyeni için gerekli alet ve ekipmanların tam ve eksiksiz, sağlam ve çalışır durumda olmalı, lavabo, duvar, zemin, tavan ve üretim alet ekipmanlarının ve personel sosyal alanlarının temizlik ve dezenfeksiyon sıklığının artırılmalıdır. Perakende satış yerlerinde ekmek satışları önceden ambalajlı olarak yapılmalı ya da tüketicinin doğrudan ekmeğe ulaşımını engelleyecek, elle çoklu seçim yerine gözle seçimi öne çıkaracak bir sistemin uygulanmalıdır. Perakende satış yerlerinde ürünlerin (kuruyemiş, bakliyat, şekerleme gibi) sunumunun; ürünlerin çevre etkisine ve müşterinin doğrudan temasına açık olması engellenmelidir. Perakende satış yerlerinde günlük dezenfeksiyon (ambalajlı ürünleri de kapsayacak şekilde) yapılmalıdır. Hijyen uygulamalarını güçlendirmek için personelin etkin denetimi sağlanmalıdır. Personelin iyi hijyen uygulamaları için gerekli ihtiyaçlarını sağlanmalıdır. Soru 5: İşletmelerde eldiven ve bone kullanımı zorunlu mudur? 5996 sayılı Kanun ve ilgili mevzuatlar açısından özellikle eldiven kullanımına ilişkin bir zorunluluk yoktur. Bone ve eldiven kullanımı işletme HACCP planında belirtilmiş bir önlem olarak yer alıyorsa (işletmenin özelliğine göre bunlardan biri ya da her ikisinin de kullanımı) kullanmak zorundadır. Ancak özellikle eldiven kullanımı HACCP ya da ön gereklilik planında işletme tarafından belirtmemiş ise kullanmaz. Yerine el hijyeni için geçerli bir yöntem tarif etmiş olmalıdır (çalışanın kolayca ulaşabileceği elle, kolla kumanda edilmeyen musluklu lavabo, sıvı sabun, tek kullanımlık havlu, kağıt havlu vb.). Güncel durumun hassasiyeti göz…

    Diş Eti Şişmesi ve Alınacak Önlemler

    Diş eti şişmesi çok yaygın görülen bir sağlık sorunudur ve bunun birçok farklı nedeni olabilir. Birkaç günden fazla süren diş eti şişmesi problemi yaşıyorsanız, diş hekimi uzmanınıza danışmanız önerilir. Randevunuzu beklerken, şişliğin ve rahatsızlığın şiddetini hafifletmek için yapabileceğiniz birkaç şey vardır. Olası Nedenleri Düşünün U.S. National Library of Medicine’e göre diş eti iltihabının birkaç yaygın nedeni vardır: İlaçlar:Yakın zamanda ilaç almaya başladıysanız, diş eti şişliğiniz ilacın bir yan etkisi olabilir. İlacın yan etkileri hakkında doktorunuzla görüşün ve alternatiflerin olup olmadığını araştırın. Ağız Bakım Ürünleri Marka Değişikliği:Yakın zamanda kullandığınız diş fırçası, diş macunu, ağız bakım suyu ya da diş ipi markasını değiştirdiyseniz, bu ürünlerin içerik maddelerinden birine reaksiyon gösteriyor olabilirsiniz. Yetersiz Beslenme:Özellikle C vitamini eksikliği diş eti iltihaplanmasına neden olabilir, dolayısıyla meyve ve sebze tüketmiyorsanız, sorun beslenme biçiminizde olabilir. Gingivitis (diş eti iltihabı):Diş eti şişliğinin temel nedeni diş eti iltihabıdır. Eğer dişlerinizi iyi fırçalamıyor ve diş ipi ile temizlemiyorsanız, sorun burada olabilir. Diş eti iltihabına katkı sağlayan çok sayıda başka neden ve etken vardır, bu nedenle semptomları diş hekiminizle görüşmek, doğru ve eksiksiz bir teşhis için en iyi yöntemdir. Rahatlama Yöntemi Bulun American Dental Association‘a göre, rahatsızlığı hafifletmek ve diş etlerinizdeki şişliği azaltmak için yapmanız ve yapmamanız gereken birkaç şey vardır. Yapılması Gerekenler: Dişlerinizi düzenli olarak fırçalayın ve diş ipi ile temizleyin. Eğer diş eti şişliğinin temel nedeni diş eti iltihabı ise, iyi bir ağız hijyeni iyileşmenin ilk adımıdır. Beslenme biçiminizi iyileştirin. Beslenme düzenine fazladan meyve ve sebze ekleyin ve bir süre kafeinli ve gazlı içeceklerden uzak durun. Ağzınızı tuzlu su ile çalkalayın. Bu yöntem, iltihaplı diş etlerinin ağrısını hafifletebilir. Diş hekiminize görünün! Diş eti rahatsızlığınız devam ediyorsa randevu almayı ihmal etmeyin. Şişliğin kesin nedenini diş hekimi uzmanı tespit edebilir, ayrıca dişlerinizin ve diş etlerinizin sağlığına daha çabuk kavuşmasına yardımcı olabilir. Kaçınılması Gerekenler: Diş etlerinizi tahriş eden diş macunlarını ve ağız bakım sularını kullanmaya devam etmeyin. Alkol içeren ağız bakım suları diş eti şişliğini tahriş edebilir. Etkilenen bölgeye zarar verdiğini fark ederseniz diş macununuzu değiştirin. Alkol ve tütün ürünleri kullanmayın, çünkü her iki madde de diş etlerinizi daha fazla tahriş edebilir. Sorunu görmezden gelmeyin. Şişliği azaltmak için harekete geçin ve diş etlerinizdeki şişliğin daha ciddi bir şeyin belirtisi olmadığından emin olmak için bir diş hekimi uzmanına başvurun.