Kilim Mobilya genişleyen bayi ağıyla büyüyor.

Markalı mobilya sektörünün lider kuruluşlarından Kilim Mobilya, iç satışlar ve ihracatta büyüme için de yurt içi ve yurt dışı bayi ağını hızla genişletiyor.

Markalı mobilya sektörünün önde gelen şirketi Kilim Mobilya, büyüme planlarında önemli yeri bulunan yurt içi ve yurt dışı bayi ağını genişletme çalışmalarını sürdürüyor. Türkiye genelinde 240 bayilik bir ağ büyüklüğüne ulaşan Kilim Mobilya, yurt içi ve yurt dışı bayi ağını genişletme çalışmaları kapsamında, Nisan ayında 4 yeni bayiisinin açılışını gerçekleştirdi.

Yozgat TSO Başkanı Sinan Çelik, TSE Afyonkarahisar İl Müdürü Kürşat Bacanlı, Milli Eğitim Müdürü Yavuz Yusuf Yazıcı, Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürü Ziyaaddin Özdemir, İşadamı Nurullah Nurdoğan, TÜMSİAD Şube Başkanı Ali Çatar ve yönetim kurulu üyeleri, Yozgat Belediyesi Belediye Meclis Üyesi Saim Günışık, banka müdürleri ve çok sayıda vatandaş katılımıyla düzenlenen Kilim Mobilya,’nın Yozgat Bayisi açılış töreninde konuşan Kilim Mobilya CEO’su Mesut Yiğit, bayi ağını genişletme çalışmalarına büyük önem verdiklerini vurguladı. Yurt içi ve yurt dışında hızla genişleyen bayilik ağı üzerinden yapılan satışlara büyük önem verdiklerini ve buna bağlı olarak büyük bir bayileşme atılımına odaklandıklarının altını çizen Mesut Yiğit,  “1976’ da kurulan hayalleri gerçekleştirdik. Şimdi yeni  hayallerimizi gerçekleştirmek için çalışacağız. Kilim mobilyanın gelecek 40 yılını yurt içindeki ve yurt dışındaki bayilerimizle birlikte hayal edeceğiz” dedi.

Yiğit: Türkiye genelinde yeni bayi açılışlarımız Nisan ve Mayıs aylarında hız kazandı

Türkiye genelinde bayi sayısının 240’a yükseldiğine işaret eden Mesut Yiğit, Türkiye genelinde bayileşme ve mağaza açılışlarına Nisan ve Mayıs aylarında hız verdiklerinin altını çizerek, “Öncelikle ‘Kilim Mobilya tabelasının asılmadığı il kalmayacak’ hedefiyle hareket ediyoruz; nerede bir vilayetimiz var, Kilim Mobilya orada olacak. Türkiye’nin neresinde olursa olsun, vatandaşlarımız Kilim Mobilya’nın yenilikçi ürünlerine kolayca ulaşabilecekler” dedi.

Kilim Mobilya,’nın Nisan ayı içinde Kahramanmaraş, Kars, Iğdır ve Yozgat illerinde yeni bayi açılışlarını yaptığına işaret eden, Mesut Yiğit, “Mayıs’taki yeni bayi açılışlarımıza Bingöl ilimiz ile başladık ve Gaziantep ile sürdürüyoruz” dedi ve ekledi:

“Biz bir yandan, Endüstri 4.0 donanımlı yeni üretim kampüsü ve Ar-Ge Merkezi’mizi genişletme yatırımlarımızı sürdürürken, bir yandan da bayi yatırımlarımızı kesintisiz bir şekilde sürdürüyoruz; sürdüreceğiz. Müşteri memnuniyeti bazlı çalışma anlayışımızı ayakta tutanın, bizim yatırım azmimiz olduğunun farkındayız. Yatırımlarımız sürdükçe yenilikçi ürünlerimizi geliştirmeye ve ülkemizin ve dünyanın neresinde olursa olsun, müşterilerimize ulaştırmaya devam edeceğiz.”

Yurt dışı bayi ve mağaza ağını genişletirken, önceliği franchaise anlaşmalarına veriyor

Kilim Mobilya, yenilikçi ve konforlu ürünlerini, Türkiye içindeki geniş bayi ağının yanı sıra, dünyanın birçok ülkesindeki satışa sunuyor. Kilim Mobilya, yurt dışı bayi ve mağaza ağını genişletirken, öncelikli olarak, franchaise anlaşmaları yapmaya özen gösteriyor ve bu çerçevede öncelikle, “pazarın içinde yeterli potansiyele sahip, trafiğin yoğun olduğu, uygun kira maliyetli, minimum 500 metrekare büyüklükte mağaza lokasyonu” koşullarını gözetiyor.

 

Bunların yanında, özellikle mağazanın yeterli sayıda araç ve deposunun olmasını da öncelikli koşul olarak belirleyen Kilim Mobilya,, Kilim markalı ürünler dışında başka ürünlerin teşhir ve satışının yapılmamasını, Kilim Mobilya, standartlarında mağaza dekorasyonunun yapılmasını öngörüyor.

 

Kilim Mobilya,’nın bu yıl Azerbaycan ile başlattığı yurt dışı bayilerini genişletme çalışmalarını Orta Asya, Ortadoğu, Kuzey Afrika ve Avrupa’da sürdürecek.Kilim Mobilya,, 2018 yılında yurt dışı bayileşme çalışmalarında Ortadoğu’da Suudi Arabistan bayilerine öncelik verecek ve Kuzey Afrika ülkelerinden Tunus’ta, Avrupa’da Fransa ile sürdürecek.

Benzer Haberler

Ustalar.com sizleri Yapı Fuarı – Turkeybuild İstanbul, fuarında sizleri bekliyor olacak !

1978’den bu yana düzenlenen Yapı Fuarı – Turkeybuild İstanbul, güçlü fuar portföyüyle yapı ve inşaat sektörüne dünya standartlarında etkinlikler sunuyor. Dünyayı Türkiye’de misafir ediyor Yapı Fuarı – Turkeybuild İstanbul, Türkiye, Balkanlar, Kuzey Afrika, Orta Doğu, Rusya ve BDT`den yapı sektörlerinin temsilcilerini bir araya getiriyor. En son ürün yeniliklerini tanıtma ve keşfetme fırsatı sunan etkinlikler, iş geliştirme platformları olarak da hizmet vermektedir. Ayrıca fuar endüstri profesyonellerini desteklemek ve sektöre fayda sağlamak için zengin içerikli iş programlarına da ev sahipliği yapıyor. Bölgesel gücü arttırmayı hedefleyen nitelikli fuar içeriği İş Geliştirme Paltformu Etkinlikleri, Konuk Ülke, Konuk Bölge, Hedef Pazar projeleri, MasterClass Özel Fuar Turları, Yapı Tech Garage Start-Up Buluşmaları ve Altın Mıknatıs Stand Tasarım Ödülleri`ni kapsayan fuar içi etkinlikler inşaat ve yapı sektörünün kurumsal itibar araçları haline geldi. Fuar bu nitelikleriyle Türkiye`nin inşaat ve yapı sektöründe yükselen bir yıldız olmasına katkıda bulunuyor. Yapı Fuarı, yürüttüğü uluslararası işbirlikleriyle dünya genelindeki bilgi ve iş fırsatlarının bölgeye aktarılmasına aracılık ediyor. Online ücretsiz davetiye tıklayın >>

SÜREÇ SERMAYESİ

SÜREÇ SERMAYESİ Kurumsal başarıyı sadece maddi kaynaklar belirlemez. İnsan gücü, teknoloji ve finansal sermaye gibi klasik unsurların ötesinde, işletmelerin sürdürülebilir büyümesinde kritik rol oynayan bir kavram var: süreç sermayesi. Günümüzde şirketler, süreçlerini optimize ederek ve süreç temelli bilgi birikimini yöneterek rekabet avantajı elde edebiliyor. Süreç sermayesi, aslında bir işletmenin iş yapma biçiminden doğan, görünmeyen ama değer yaratan sermaye türü olarak tanımlanabilir. Süreç sermayesini daha iyi anlamak için öncelikle onu oluşturan temel unsurlara bakmak gerekiyor. Birincisi iş süreçlerinin yapısı. Şirketlerin üretimden hizmete kadar her adımda kullandığı sistematik yöntemler, süreç sermayesinin temel taşlarını oluşturur. Bu süreçlerin belgelenmesi, standartlaştırılması ve sürekli iyileştirilmesi, işletmeye hem hız hem de maliyet avantajı sağlar. Örneğin, bir otomotiv firmasının montaj hattındaki süreç iyileştirmeleri, sadece üretim hızını artırmakla kalmaz, aynı zamanda kaliteyi de yükseltir; bu da uzun vadede marka değerine doğrudan katkı sağlar. İkincisi, bilgi akışı ve deneyim yönetimi. Süreç sermayesi, çalışanların deneyimleri ve kurumsal hafızayla doğrudan ilişkilidir. Bir süreçte edinilen deneyimler ve elde edilen veriler, yeni süreç tasarımlarında kullanılabilir. Burada kritik nokta, bilginin kurum içinde etkin bir şekilde aktarılabilmesidir. Çoğu şirket, bilgi paylaşımını ihmal ettiği için süreç sermayesini tam anlamıyla kullanamaz. Örneğin, bir finans şirketinde kredi değerlendirme süreçlerinin standartlaştırılması ve bu süreçlerdeki tecrübelerin yeni çalışanlara aktarılması hem hata oranını düşürür hem de müşteri memnuniyetini artırır. Üçüncü unsur ise teknoloji ve otomasyon. Dijitalleşme, süreç sermayesinin değerini katlayan en önemli faktörlerden biri olarak öne çıkıyor. ERP (Kurumsal Kaynak Planlama) sistemleri, yapay zekâ destekli analizler ve otomasyon teknolojileri, süreçleri daha şeffaf ve ölçülebilir hâle getiriyor. Böylece şirketler, hangi süreçlerin değer yarattığını, hangi noktaların verimsiz olduğunu net bir şekilde görebiliyor. Örneğin, lojistik sektöründe kullanılan rota optimizasyon yazılımları hem yakıt maliyetlerini düşürür hem de teslimat sürelerini kısaltır; bu da süreç sermayesinin doğrudan ekonomik faydaya dönüşmesini sağlar. Ancak süreç sermayesi sadece şirket içi verimlilikle sınırlı değil. Müşteri ilişkilerinde de kritik rol oynuyor. İş süreçleri optimize edildikçe, müşterilere sunulan hizmet kalitesi artıyor, yanıt süreleri kısalıyor ve güven oluşuyor. Bu da şirketin pazar konumunu güçlendiriyor. Özellikle hizmet sektöründe, süreç sermayesi, müşteri memnuniyetini ve sadakatini artırmanın en etkili yollarından biri olarak görülüyor. Süreç sermayesinin yönetiminde dikkate alınması gereken bir diğer konu ise ölçümlenebilirlik. Birçok şirket süreçlerini iyileştirmek istese de hangi süreçlerin gerçekten değer yarattığını ve hangi yatırımların getirisi olduğunu net olarak ölçemiyor. Bu noktada süreç analitiği ve performans göstergeleri devreye giriyor. Örneğin, üretim hattında bir sürecin her aşamasına ait zaman ve maliyet verilerinin toplanması, darboğazların belirlenmesini sağlar ve süreç sermayesinin verimli kullanımı için rehber olur. Ekonomik krizler ve belirsizlik dönemlerinde süreç sermayesinin önemi daha da artıyor. Finansal kaynakların kısıtlı olduğu dönemlerde, verimli süreçler şirketlerin ayakta kalmasını sağlayan en önemli faktör haline geliyor. İyi tasarlanmış ve sürekli iyileştirilen süreçler, aynı kaynaklarla daha fazla değer yaratmayı mümkün kılıyor. Bu nedenle, süreç sermayesi sadece operasyonel bir konu değil, stratejik bir rekabet avantajı olarak değerlendirilmelidir. Sonuç olarak, süreç sermayesi, modern işletmelerin göz ardı edemeyeceği bir değer alanı olarak karşımıza çıkıyor. İnsan sermayesi ve teknolojik yatırımlar kadar, süreçlerin etkin yönetimi de şirketlerin uzun vadeli başarısında belirleyici oluyor. İşletmeler, süreçlerini belgeleyip standartlaştırarak, deneyimi kurumsal hafızaya dönüştürerek ve teknolojiyi doğru kullanarak süreç sermayesini güçlendirebilir. Bu da rekabetin yoğun olduğu günümüz pazarında ayakta kalabilmek için kritik bir strateji haline geliyor. Süreç sermayesinin farkında olan şirketler, sadece bugünü yönetmekle kalmıyor; aynı zamanda geleceğe yönelik sürdürülebilir bir değer…