TİM’DE İSMAİL GÜLLE DÖNEMİ RESMEN BAŞLADI

İsmail Gülle, TİM Başkanlığı’nı Büyükekşi’den devraldı

Türkiye İhracatçılar Meclisi’nin (TİM) 30 Haziran’da gerçekleştirilen 25. Olağan Genel Kurulu’nda Yönetim Kurulu Başkanlığına seçilen İsmail Gülle, görevi Mehmet Büyükekşi’den devraldı. Devir teslim töreninde bir konuşma yapan İsmail Gülle, ihracatçıların karşılaştığı sorunları bildiklerini belirterek, “Bu yükü tek başına değil ihracatçılarla beraber taşımak üzere devraldım. Hepiniz bu işi en iyi bilensiniz. Bana düşen görev koordinasyonu sağlamak ve ekip olarak çalışmak” dedi.

 

TİM’de başkanlık devir teslim töreni Dış Ticaret Kompleksi Ömer Halisdemir Konferans Salonunda gerçekleştirildi. TİM’in 30 Haziran’da yapılan 25. Olağan Genel Kurulu’nda delegelerin oyları ile TİM Yönetim Kurulu Başkanlığı’na seçilen İsmail Gülle, görevi Mehmet Büyükekşi’den devraldı. Törende konuşan eski başkan Mehmet Büyükekşi, meslek örgütleri ile ilgili çalışmaya ilk olarak 1991’de başladığını söyledi.

 

“Gülle aldığı bayrağı daha ileriye götürecek”
Zaman içinde farklı dernek ve birliklerde görev yaptıktan sonra 2008-2018 yıları arasında 10 yıl boyunca TİM Başkanlığı görevini yürüttüğünü belirten Büyükekşi, gerçekleştirilen devir teslim törenini bir bayrak değişimi olarak gördüğünü söyledi. Büyükekşi, “TİM siyasi bir görüşe ait kurum değildir. Burası sektörel, mesleki ve ihracatçıların çıkarlarını sağlayan bir kurumdur. Önemli olan ihracatın ve ihracatçının kazanması” dedi.

İsmail Gülle’nin aldığı bayrağı daha da ileriye götüreceğine inandığını kaydeden Büyükekşi, yeni dönemde ihracatın Türkiye açısından daha önemli hale geleceğini vurguladı. Büyükekşi, “Cari açığın ve yükselen enflasyonun panzehiri ihracat ve turizmdir. Bu alanlarda yapılacak çalışmalar ardık daha önemli” şeklinde konuştu.

Türkiye’yi ihracatçılar zenginleştirecek
TİM Başkanlığı’na seçilen İsmail Gülle de ihracatçıların çok önemli, vizyon ve misyonu olan bir aile olduğunu kaydetti. İhracat ailesinin bu ülke için çok büyük görevleri olduğunu belirten Gülle, “Bu ülkenin kişi başı geliri artacak, zenginleşecek ve yeni rekorlar kıracaksak bunu ihracatçılar yapacak. Biz de bu sorumluluk çerçevesinde çalıştık. Yeni dönemde de bu ciddiyetle çalışacağız” diye konuştu.

İhracatçıların karşılaştığı sorunları bildiklerini ifade eden Gülle, “Bu yükü tek başına değil ihracatçılarla beraber taşımak üzere devraldım. Hepiniz bu işi en iyi bilensiniz. Bana düşen görev koordinasyonu sağlamak ve ekip olarak çalışmak” açıklaması yaptı.

 

TİM seçiminde kimse kaybetmedi
Ortaya koydukları çalışmalar ve hedeflerle delegenin yüreğine dokunduklarını, bu sayede TİM Başkanlığı görevine seçildiğini vurgulayan Gülle, seçimlerde kimsenin kaybetmediğine dikkat çekti. Gülle sözlerini şöyle sürdürdü:
“Diğer başkan adaylarının hedef ve projelerini bir kenara atamayız. Biz bu seçime girerken kazanan ihracatçı olacak dedik. Kavganın, çekişmenin kimseye faydası yok. Cumhuriyetin 100. yılına yakışır işler yapacağız. Tarihi bir görev üstleneceğiz. Bunun bilinci içindeyiz. Ben en uzaktaki delegemin, en küçük ve en büyük ihracatçının yanında olacağım. Onları dinleyeceğim ve sesi olacağım. Bu enerjiyi birbirimize vermemiz lazım” şeklinde konuştu.

 

Atıl enerjiyi harekete geçireceğiz
“Nereden gelip, nereye gittiğini bilmeyen kişinin nerede olduğunun önemi yok” diyen Gülle, TİM’de iletişim ve koordinasyonu ileriye taşıyacaklarını bildirdi. Gülle, “Hiç kimse kendini bu ailenin dışında hissetmesin. TİM Meclisi’ni çalıştıracağız. Tüm delegelerimizi dinleyeceğiz. Onları bu ailenin büyüklüğünü ve gücünü hissettireceğiz. Onları paydaş yaparak atıl enerjiyi daha çok harekete geçireceğiz” dedi.
Bugüne kadar tüm TİM Başkanlarının önemli görevler yaptığını ifade eden Gülle, kendilerinin de yeni dönemde bu başarıları daha ileriye taşıyacaklarını kaydetti. Bundan böyle Türkiye’nin bütün sektörleri adına konuşacağını tüm sektörlere aynı mesafede olduğunu belirten Gülle, sözlerini şöyle tamamladı:
“Bir sektöre diğerinden daha fazla zaman ayırma lüksümüz yok. 24 Haziran seçimleri ile yeni yönetim sistemi hayata geçti. Bu durum bizi de sorumlu yapıyor. TİM’i yeni sisteme uygun hale getirip, değiştirmeli ve geliştirmeliyiz. Böyle bir dönemde ihracat ailesinin beni yalnız bırakmayacağına inanıyorum. Biz makamı küçültecek, hizmeti büyüteceğiz. Bunu da birlikte yapacağız.”

  • Benzer Haberler

    Kırtasiye sektörü, yaz dönemini stratejik hazırlık ve dönüşüm süreciyle yönetiyor

    Okulların kapanmasıyla birlikte klasik kırtasiye ürünlerine yönelik talepte azalma yaşansa da sektör yaz aylarını hobi, sanat ve eğitici aktivite ürünleriyle dinamik bir biçimde geçiriyor. Süreç boyunca ürün çeşitliliği açısından bir daralmadan ziyade ürün grupları arasında bir ağırlık değişiminin yaşandığını ifade eden TÜKİD Yönetim Kurulu Başkanı Taha Keresteci, ebeveynlerin çocukları ekrandan uzak tutacak ve motor gelişimini destekleyici ürünlere yöneldiğine dikkat çekti. Okulların tatile girmesiyle birlikte kırtasiye sektöründe alışılagelmiş okul alışverişi yoğunluğu hafiflemiş olsa da sektördeki hareketlilik, yeni taleplerden dolayı devam ediyor. Kırtasiye raflarında yaz dönemi boyunca klasik defter ve okul çantalarının yerini ise çocukların gelişimini destekleyen eğitici oyunlar, boyama setleri ve hobi ürünleri alıyor. Diğer yandan sektör, yeni sezon hazırlıklarını da hummalı şekilde sürdürüyor. Okul ürünlerinin yerini hobi ve sanat alıyor. Yaz aylarının sektör açısından tamamen durgun bir dönem olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söyleyen TÜKİD Yönetim Kurulu Başkanı Taha Keresteci, “Okulların kapanmasından sonra ürün çeşitliliği açısından bir daralmadan ziyade ürün grupları arasında bir ağırlık değişimi yaşanıyor. Klasik okul ürünlerinin raflardaki payı azalırken boya ürünleri, etkinlik kitapları, oyun hamurları, hobi setleri, çıkartmalar ve çocukların bireysel olarak vakit geçirebileceği ürünler ön plana çıkıyor. Genel görünüme bakıldığında yaz döneminde çocukları hem eğlendiren hem de gelişimlerine katkı sağlayan ürünlere talep artıyor. Özellikle aileler, çocukların tatil süresince tamamen eğitimden kopmamasını ancak bunu klasik bir ders çalışma düzeni içerisinde de hissetmemesini istiyor. Bu sebeple eğitici içeriklerin oyun ve eğlenceyle bir arada sunulduğu ürünler öne çıkıyor. Hedef kitlede de kısmi bir değişim yaşanıyor. Eğitim dönemi içerisinde alışveriş daha çok zorunlu ihtiyaçlar üzerinden şekillenirken yaz aylarında karar verici olarak ebeveynlerin rolü artıyor. Bunun yanında çocuklar da renk, karakter, tasarım ve ürünün sunduğu aktiviteye göre tercihlerini daha fazla belirliyor. Yaz döneminde yalnızca öğrenciler değil hobiyle ilgilenen yetişkinler, tatilde çocukları için etkinlik arayan aileler ve sanat ürünlerine ilgi duyan tüketiciler de önemli bir müşteri kitlesi oluşturuyor.” dedi. Ebeveynler, çocuklarını ekrandan uzaklaştıran ürünleri tercih ediyor Son yıllarda ailelerin çocukların dijital bağımlılığı konusundaki farkındalığının arttığına dikkat çeken Keresteci, sözlerine şöyle devam etti: “Ebeveynler, çocukların yaz tatilini yalnızca telefon, tablet veya televizyon karşısında geçirmesini istemiyor. Bu nedenle el becerilerini, hayal gücünü, dikkatini ve ince motor gelişimini destekleyen ürünlere yönelik talep her geçen yıl artıyor. Kesme, yapıştırma, boyama, şekillendirme, çizim yapma ve üç boyutlu tasarım oluşturma imkânı sunan ürünler, çocukların yalnızca zaman geçirmesini değil, aynı zamanda üretmesini de sağlıyor. Çocuk bir ürünün sonunda kendi yaptığı bir resmi, oyuncağı veya tasarımı gördüğünde hem özgüveni hem de ilgisi artıyor. Doğru yaş grubuna uygun, ilgi çekici ve nitelikli ürünler seçildiğinde ekran süresini ciddi ölçüde azaltabilecek güçlü bir alternatif oluşturuyor. Burada ailelerin de çocuklarla birlikte etkinliklere katılması önemli. Kırtasiye ürünleri çocuğa yalnızca bir uğraş değil, aileyle kaliteli zaman geçirme imkânı da sunuyor.” Lisanlı ürünlerde kırmızı çizgi “güvenilirlik” ve “nitelik” Satış dinamiklerinde lisanslı ürünlerin de önemli bir ağırlığa sahip olduğunu vurgulayan Keresteci: “Lisanslı ürünler özellikle çocuk ve genç tüketicilerin satın alma kararlarında önemli bir etkiye sahip. Sevilen çizgi film karakterleri, animasyon kahramanları, spor kulüpleri, dijital oyunlar ve sosyal medyada popüler hâle gelen figürler, ürünlerin tercih edilmesini doğrudan etkileyebiliyor. Yaz döneminde okul alışverişi azalmasına rağmen lisanslı ürünlere olan ilgi devam ediyor. Çünkü bu ürünler yalnızca eğitim amacıyla değil, kişisel kullanım, koleksiyon, hediye ve eğlence amacıyla da satın alınıyor. Kalem kutuları, matara ve suluklar, çıkartmalar, boyama setleri, çantalar ve küçük aksesuarlar yaz döneminde ilgi…

    Z Kuşağının dinleme alışkanlıkları dijital ses platformlarının geleceğini şekillendiriyor

    Dijital dünyanın içinde doğup büyüyen Z ve Alfa kuşaklarının medya alışkanlıkları, geleneksel yayıncılık anlayışında köklü değişimleri beraberinde getiriyor. Ekran yorgunluğundan (screen fatigue) uzaklaşmak isteyen gençler nesil için ses, sesli içerikleri günlük yaşamlarının vazgeçilmez bir parçası olarak görüyor. Genç kuşağın değişen dinleme alışkanlıklarını ve beklentilerini inceleyen Türkiye’nin en büyük dijital ses platformu Karnaval, geleceğin ses deneyimini şekillendiren trendleri yakından takip ediyor. Genç kuşak ders çalışırken, oyun oynarken, spor yaparken veya toplu taşımadayken sesli içerikleri günlük yaşamın doğal bir parçası olarak konumlandırıyor. Birden fazla aktiviteyi eş zamanlı yürüten gençler, odağını kaybetmeden yoğunluğundan uzaklaşma ihtiyacını ses aracılığıyla karşılıyor. Pasif bir dinleyici olmayı tercih etmeyen gençler, içeriğin zamanını, tarzını ve akışını kendi tercihlerine göre şekillendirmek istiyor. Bu değişim, doğrusal yayıncılıktan talep odaklı dinleme deneyimlerine geçişi hızlandırırken; podcast’ler de dijital dünyada aidiyet arayan gençler için ortak ilgi alanları etrafında buluşabilecekleri samimi topluluklar yaratıyor. Genç kuşağın değişen beklentilerini yakından takip eden Karnaval, teknoloji ve içerik gücünü bir araya getirerek kullanıcılarına kişiselleştirilmiş, esnek ve değer yaratan bir ses deneyimi sunuyor. “Genç kuşağın değişen dinleme alışkanlıklarına cevap veren bütünleşik bir ses deneyimi sunuyoruz” “Genç kuşak artık ‘Radyo mu, dijital mi?’ şeklinde düşünmüyor. Onlar için ses deneyimi tek bir ekosistem ve içerik ihtiyacına göre platform değiştiriyor” vurgusunu yapan Karnaval COO’su Ali Şahinbaş, “Gençler sanılanın aksine her zamankinden daha fazla ses tüketiyor. Ancak artık tek bir platforma bağlı kalmak yerine, ihtiyaçlarına göre farklı ses ekosistemleri arasında geçiş yapıyor. Edison Research’ün ‘2025 Gen Z Audio’ raporuna göre Z kuşağı, günlük ses tüketiminin yüzde 42’sini müzik streaming servislerinde, yüzde 20’sini YouTube’da, yüzde 16’sını da AM/FM radyo ve radyo streamlerinde gerçekleştiriyor. Bu tablo bize, geleneksel radyonun gençler için hâlâ önemli bir mecra olduğunu ancak artık dijital deneyimlerle birlikte var olduğunu gösteriyor. Genç dinleyiciler bugün yalnızca müzik değil; kişiselleştirilmiş içerik, canlı yayın heyecanı, podcast erişimi, topluluk hissi, etkileşim ve mobil deneyimi bir arada sunan hibrit platformlar talep ediyor. Kısacası gençler radyoyu terk etmiyor ancak radyodan beklentileri değişiyor. Bu doğrultuda geleceğin ses platformları geleneksel radyonun canlılık ve güven unsurunu, dijital dünyanın kişiselleştirme, erişilebilirlik ve etkileşim gücüyle birleştirebilen platformlar olacak. Karnaval olarak, bu dönüşümün Türkiye’deki öncü temsilcileri arasında yer alıyoruz. Bu doğrultuda, genç kuşağın değişen dinleme alışkanlıklarına cevap veren bütünleşik bir ses deneyimi sunuyoruz” dedi. “Gençler bir markanın ne sattığıyla değil, ‘neden var olduğuyla’ daha çok ilgileniyor” Genç kuşağın sahip olduğu gelişmiş reklam engelleyici (ad-blocker) reflekslerinin yayını kesen, agresif ve jenerik 30 saniyelik kuşak reklamlarının etkisini yitirmesine neden olduğuna değinen Şahinbaş, sözlerine şöyle devam etti: “Reklamlarda samimiyet arayan yeni jenerasyonu yakalamanın anahtarı hikâye anlatımında (Storytelling) saklı. Çünkü bugün gençler bir markanın ne sattığıyla değil, ‘neden var olduğuyla’ daha çok ilgileniyor. Bu da radyoları tek yönlü bir ses yayını olmaktan çıkarıp dijital medya platformuna dönüştürüyor. Dolayısıyla reklam verenler için de kurallar yeniden yazılıyor. Programatik ses ve doğal entegrasyon sayesinde dinleyicinin demografisine ve o an dinlediği türe göre özelleşen ses reklamları ile program içi doğal (native) içerik entegrasyonları marka körlüğünü aşıyor. Diğer yandan etkileşimli ve aksiyon odaklı kurgular ön plana çıkıyor. Karnaval App içerisinde uygulanan interaktif modeller sayesinde, reklamı duyan kullanıcıya anında bir quiz sunulabiliyor. Kullanıcı doğrudan markanın dünyasına temas ederek ödüllendiriliyor ve reklamla hem fiziken hem de duygusal bağ kuruyor.” Karnaval gençleri dinleme deneyiminin ötesine taşıyor Karnaval’ın mevcut stratejisi sayesinde genç kuşağın sadece kulaklarına değil, yaşam tarzlarına, sosyalleşme…