Gardiyan, EMEA Technology Fast 500 listesine 91’inci sıradan giriş yaptı

Türkiye’den listeye giren 21 şirket arasında ilk üçte yer alıyor.

Geniş ağ yapılarının güvenliğini sağlayan ve sistem operasyonlarını yöneten Gardiyan, Deloitte tarafından açıklanan 2024 EMEA Technology Fast 500 listesinde 91’inci sırada yer alarak Avrupa, Orta Doğu ve Afrika (EMEA) bölgesinin en hızlı büyüyen teknoloji şirketleri arasında olmayı başardı. Türkiye’den listeye giren 21 şirket arasında ise ilk üçte bulunan Gardiyan, yüzde 1915 oranındaki gelir büyümesiyle globalleşme yolculuğundaki kararlılığını bir kez daha teyit etti.

Büyük ölçekli organizasyonların ihtiyaç duyduğu ağ izleme ve yönetimi, istemci yönetimi, erişim kontrolü gibi uçtan uca sistem güvenliği alanında gelişmiş yazılım çözümlerini gerçek zamanlı olarak sunan Gardiyan, ortaya koyduğu teknolojik vizyonu 2024 EMEA Technology Fast 500 listesinde 91’inci sırada yer alarak taçlandırdı. Geliştirdiği yenilikçi çözümlerle dijital dünyayı daha güvenli ve verimli hale getiren Gardiyan’ın hızlı büyümesini stratejik vizyonuyla buluşturmasının bir sonucu olarak elde ettiği bu başarı, Türkiye’den listeye giren 21 şirket arasında ilk üçte yer almasını sağladı.

Teknoloji vizyonu, ürün mimarisi ve globaldeki stratejik duruş ile gelen başarı

Müşteri memnuniyetini en üst seviyede tutarak, sürdürülebilir büyüme ve sürekli gelişim ilkelerini benimsemenin kendilerine yeni başarı kapılarını araladığını ifade eden Gardiyan CEO’su Erol Yılmaz, “Deloitte’un her yıl düzenli olarak yayınladığı EMEA Fast 500 listesi yalnızca finansal büyümeyi değil, aynı zamanda şirketlerin inovasyon gücünü, ölçeklenebilirliğini ve rekabetçi pazarlarda yarattığı etkiyi de değerlendirerek oluşturuluyor. Bu anlamda şirket olarak listede yer almamız, sadece etkileyici bir büyüme oranının değil, aynı zamanda ortaya koyduğumuz teknoloji vizyonunun, ürün mimarisinin ve global pazardaki stratejik duruşumuzun da bir yansımasını temsil ediyor. Geliştirdiğimiz öncü çözümler bugün; kamu kurumları, bankalar, enerji devleri, finansal servis sağlayıcıları ve yüksek güvenlik ihtiyacına sahip özel sektör oyuncuları tarafından tercih ediliyor. Her biri yüksek güvenlik, şeffaflık ve veri bütünlüğü talep eden bu organizasyonlar için sadece bir yazılım değil, stratejik bir kontrol merkezi işlevi görüyoruz. Bu da başarıya giden yolda en güçlü kozumuz oluyor.” dedi.

“Yer aldığımız her pazarda çözüm ortağı ve yerel güvenilir oyuncu olarak konumlanıyoruz”

Ürün ve teknoloji geliştirme süreçlerini Türkiye merkezli mühendislik ekibiyle yürütürken, küresel büyüme vizyonunu bölgesel derinlik ve dikey uzmanlık stratejisiyle hayata geçirdiklerini belirten Yılmaz, şu açıklamalarda bulundu: “Şirketimizin global ölçeğini yüksek potansiyele sahip bölgelerde pazara özel iletişim dili, lokal iş ortaklıkları ve güven temelli konumlandırmalar ile inşa ediyoruz. Bu kapsamda Avrupa pazarını öncelikli hedef bölge olarak seçerken, ardından Kuzey Avrupa, Orta Doğu ve Kuzey Amerika’da da pazar penetrasyonu için ilk adımlarımızı da atmış bulunuyoruz. Bunu başarmamızda hiç kuşku yok ki yüzde 1915 oranındaki gelir büyümemizin payı oldukça yüksek. Yer aldığımız her pazarda yalnızca ürün değil, aynı zamanda çözüm ortağı ve yerel güvenilir oyuncu olarak konumlanıyoruz. Bunun sonucunda orta vadede küresel operasyonlardan elde edeceğimiz geliri artırmayı planlıyoruz. 2025–2028 arasında çok kanallı pazarlama, ortak markalı projeler, yurt dışı ofis açılışları, stratejik iş birlikleri ve sektörel etkinlik katılımları gibi faaliyetler de iş planımızda yer alıyor. Bu yaklaşım, Gardiyan’ın yalnızca globalleşen bir yazılım firması değil; aynı zamanda Avrupa menşeili sistem güvenlik alanında yükselen bir firma olarak kalıcı yer edinmesinin teminatını üstleniyor. Kapsayıcı dijital güvenlik mimarisi, güçlü müşteri referansları, regülasyon odaklı geliştirme yaklaşımı ve kullanıcı odaklı ürün tasarımı ile yalnızca bugünün değil, dijitalleşmenin geleceğine yön verecek teknolojiler geliştirmeye devam edeceğiz.”

Ayrıntılı Bilgi ve İletişim İçin;

Ahmet Doğan
Medya Direktörü


Adres: Meşrutiyet Caddesi No:100/1 Şişhane/Beyoğlu
Tel: 0212 255 00 12

Gsm:0536 892 88 21

http://www.brandworks.com.tr

Benzer Haberler

Ustalar.com sizleri Yapı Fuarı – Turkeybuild İstanbul, fuarında sizleri bekliyor olacak !

1978’den bu yana düzenlenen Yapı Fuarı – Turkeybuild İstanbul, güçlü fuar portföyüyle yapı ve inşaat sektörüne dünya standartlarında etkinlikler sunuyor. Dünyayı Türkiye’de misafir ediyor Yapı Fuarı – Turkeybuild İstanbul, Türkiye, Balkanlar, Kuzey Afrika, Orta Doğu, Rusya ve BDT`den yapı sektörlerinin temsilcilerini bir araya getiriyor. En son ürün yeniliklerini tanıtma ve keşfetme fırsatı sunan etkinlikler, iş geliştirme platformları olarak da hizmet vermektedir. Ayrıca fuar endüstri profesyonellerini desteklemek ve sektöre fayda sağlamak için zengin içerikli iş programlarına da ev sahipliği yapıyor. Bölgesel gücü arttırmayı hedefleyen nitelikli fuar içeriği İş Geliştirme Paltformu Etkinlikleri, Konuk Ülke, Konuk Bölge, Hedef Pazar projeleri, MasterClass Özel Fuar Turları, Yapı Tech Garage Start-Up Buluşmaları ve Altın Mıknatıs Stand Tasarım Ödülleri`ni kapsayan fuar içi etkinlikler inşaat ve yapı sektörünün kurumsal itibar araçları haline geldi. Fuar bu nitelikleriyle Türkiye`nin inşaat ve yapı sektöründe yükselen bir yıldız olmasına katkıda bulunuyor. Yapı Fuarı, yürüttüğü uluslararası işbirlikleriyle dünya genelindeki bilgi ve iş fırsatlarının bölgeye aktarılmasına aracılık ediyor. Online ücretsiz davetiye tıklayın >>

SÜREÇ SERMAYESİ

SÜREÇ SERMAYESİ Kurumsal başarıyı sadece maddi kaynaklar belirlemez. İnsan gücü, teknoloji ve finansal sermaye gibi klasik unsurların ötesinde, işletmelerin sürdürülebilir büyümesinde kritik rol oynayan bir kavram var: süreç sermayesi. Günümüzde şirketler, süreçlerini optimize ederek ve süreç temelli bilgi birikimini yöneterek rekabet avantajı elde edebiliyor. Süreç sermayesi, aslında bir işletmenin iş yapma biçiminden doğan, görünmeyen ama değer yaratan sermaye türü olarak tanımlanabilir. Süreç sermayesini daha iyi anlamak için öncelikle onu oluşturan temel unsurlara bakmak gerekiyor. Birincisi iş süreçlerinin yapısı. Şirketlerin üretimden hizmete kadar her adımda kullandığı sistematik yöntemler, süreç sermayesinin temel taşlarını oluşturur. Bu süreçlerin belgelenmesi, standartlaştırılması ve sürekli iyileştirilmesi, işletmeye hem hız hem de maliyet avantajı sağlar. Örneğin, bir otomotiv firmasının montaj hattındaki süreç iyileştirmeleri, sadece üretim hızını artırmakla kalmaz, aynı zamanda kaliteyi de yükseltir; bu da uzun vadede marka değerine doğrudan katkı sağlar. İkincisi, bilgi akışı ve deneyim yönetimi. Süreç sermayesi, çalışanların deneyimleri ve kurumsal hafızayla doğrudan ilişkilidir. Bir süreçte edinilen deneyimler ve elde edilen veriler, yeni süreç tasarımlarında kullanılabilir. Burada kritik nokta, bilginin kurum içinde etkin bir şekilde aktarılabilmesidir. Çoğu şirket, bilgi paylaşımını ihmal ettiği için süreç sermayesini tam anlamıyla kullanamaz. Örneğin, bir finans şirketinde kredi değerlendirme süreçlerinin standartlaştırılması ve bu süreçlerdeki tecrübelerin yeni çalışanlara aktarılması hem hata oranını düşürür hem de müşteri memnuniyetini artırır. Üçüncü unsur ise teknoloji ve otomasyon. Dijitalleşme, süreç sermayesinin değerini katlayan en önemli faktörlerden biri olarak öne çıkıyor. ERP (Kurumsal Kaynak Planlama) sistemleri, yapay zekâ destekli analizler ve otomasyon teknolojileri, süreçleri daha şeffaf ve ölçülebilir hâle getiriyor. Böylece şirketler, hangi süreçlerin değer yarattığını, hangi noktaların verimsiz olduğunu net bir şekilde görebiliyor. Örneğin, lojistik sektöründe kullanılan rota optimizasyon yazılımları hem yakıt maliyetlerini düşürür hem de teslimat sürelerini kısaltır; bu da süreç sermayesinin doğrudan ekonomik faydaya dönüşmesini sağlar. Ancak süreç sermayesi sadece şirket içi verimlilikle sınırlı değil. Müşteri ilişkilerinde de kritik rol oynuyor. İş süreçleri optimize edildikçe, müşterilere sunulan hizmet kalitesi artıyor, yanıt süreleri kısalıyor ve güven oluşuyor. Bu da şirketin pazar konumunu güçlendiriyor. Özellikle hizmet sektöründe, süreç sermayesi, müşteri memnuniyetini ve sadakatini artırmanın en etkili yollarından biri olarak görülüyor. Süreç sermayesinin yönetiminde dikkate alınması gereken bir diğer konu ise ölçümlenebilirlik. Birçok şirket süreçlerini iyileştirmek istese de hangi süreçlerin gerçekten değer yarattığını ve hangi yatırımların getirisi olduğunu net olarak ölçemiyor. Bu noktada süreç analitiği ve performans göstergeleri devreye giriyor. Örneğin, üretim hattında bir sürecin her aşamasına ait zaman ve maliyet verilerinin toplanması, darboğazların belirlenmesini sağlar ve süreç sermayesinin verimli kullanımı için rehber olur. Ekonomik krizler ve belirsizlik dönemlerinde süreç sermayesinin önemi daha da artıyor. Finansal kaynakların kısıtlı olduğu dönemlerde, verimli süreçler şirketlerin ayakta kalmasını sağlayan en önemli faktör haline geliyor. İyi tasarlanmış ve sürekli iyileştirilen süreçler, aynı kaynaklarla daha fazla değer yaratmayı mümkün kılıyor. Bu nedenle, süreç sermayesi sadece operasyonel bir konu değil, stratejik bir rekabet avantajı olarak değerlendirilmelidir. Sonuç olarak, süreç sermayesi, modern işletmelerin göz ardı edemeyeceği bir değer alanı olarak karşımıza çıkıyor. İnsan sermayesi ve teknolojik yatırımlar kadar, süreçlerin etkin yönetimi de şirketlerin uzun vadeli başarısında belirleyici oluyor. İşletmeler, süreçlerini belgeleyip standartlaştırarak, deneyimi kurumsal hafızaya dönüştürerek ve teknolojiyi doğru kullanarak süreç sermayesini güçlendirebilir. Bu da rekabetin yoğun olduğu günümüz pazarında ayakta kalabilmek için kritik bir strateji haline geliyor. Süreç sermayesinin farkında olan şirketler, sadece bugünü yönetmekle kalmıyor; aynı zamanda geleceğe yönelik sürdürülebilir bir değer…