Röportaj : 2017’de Ukrayna’da neleri takip etmeli?

burak-pehlivan

Ukrayna’nın başkenti Kiev ile başkentimiz Ankara arasında kısa bir süre önce hem Ukrayna’nın bayrak taşıyıcı havayolu şirketi MAU hem de lider düşük maliyetli Türk havayolu Pegasus sefer başlattı. Şüphesiz Ankara başta olmak üzere İç Anadolu’dan ve yakın bölge şehirlerimizden Ukrayna’ya, Ukrayna’dan buraya gelişler kolaylaşırken, bu seferler iki ülke arasındaki ticari, ekonomik ve kültürel ilişkilere katkı yapacak. Bu gelişmeler ışığında, Ankara iş dünyamızın lider iş portallarından Businessankara’’nın genel yayın yönetmeni Tolga Özek’e bir röportaj vererek, hem Ukrayna’da 2017 yılı beklentilerini hem de oluşabilecek yeni fırsatları değerlendirdim.

Bu yıl Ukrayna ile ilgili ekonomik-siyasi takvimde hangi gündemleri takip etmeli?

2017’de hangi gündemleri takip etmemiz gerektiğini yorumlarken, yakın tarihe bir göz atmamız ve Ukrayna’da son birkaç yılda yaşanan değişimleri ele almamızda yarar var. Ukrayna, 2014 şubat ayından beri artık eski Ukrayna değil. Ülke tarihinin en batı yanlısı meclisi, hükümeti ve cumhurbaşkanı işbaşında. Ülke ticaretinin %40’dan fazlası AB, ABD ve Kanada gibi Batı ülkeleriyle yapılırken, üç yıl önce Ukrayna’nın dış ticaretindeki payı %35’leri bulan Rusya ile ticaret bugün yalnızca %10’a geriledi. Avrupa Birliği ve Ukrayna arasındaki serbest ticaret antlaşması(STA) 1 Ocak 2016’tan itibaren yürürlüğe girerken, Kanada ile ise 2016 yılı temmuz ayında STA imzalandı. Ancak bu noktaya kolay gelinmedi. 2014 şubatındaki Avrupa Devrimi ve sonrasındaki yönetim değişikliğinin hemen akabinde Ukrayna nüfusunun ve yüzölçümünün %5’ini oluşturan ve ülke turizminin merkezi Kırım, Rusya Federasyonu tarafından ilhak edilirken, ülke sanayi üretiminin %15’ini ve o dönem için ihracatının %25’ini yapan Doğu Ukrayna’daki Donbas bölgesinin bir bölümünün fiili kontrolü yaşanan çatışmalar sonucunda kaybedildi. Rusya ile karşılıklı ticari ambargolar, jeopolitik risk, toprak ve nüfus kayıplarının da etkisiyle sabit fiyatlarla ekonomi 2014 ve 2015 yıllarında %17 küçülürken, yerel para birimi grivnanın dolar karşısında %70 aşınmasıyla da Gayri Safi Yurtiçi Hasıla(GSYH)yarı yarıya daralarak 2013 yılındaki 183 milyar $’lık büyüklükten, 2016 yılında 90 milyar dolara geriledi. Tüm bu olumsuzluklara rağmen hem halk hem de yatırımcılar gelecek için umutlu zira 25 yıllık Ukrayna tarihinde ilk kez gerek ülke liderliği gerekse halk yapısal reformları gerçekleştirmenin bir tercih değil bir zorunluluk olduğunun artık farkında ve buna göre de hareket ediliyor.

Ukrayna’nın reform iradesi IMF’in başını çektiği uluslararası kurumlarla, ABD ve AB tarafından doğrudan destekleniyor. Bunun sonucunda, 2014 yılında 17 milyar dolarlık bölümünü IMF’in oluşturduğu 35 milyar dolarlık bir finansal yardım paketi konusunda Ukrayna kreditörlerle anlaştı. Bu doğrultuda son üç yılda birçok reforma imza atıldı. Çarpıcı bir örnek hane halklarının kullandığı enerji, piyasa fiyatlarına çekilip, bu alandaki yolsuzluklar minimize edilirken, Ukrayna GSYH’sinin %8’ini bulan Naftogaz(Ukrayna’nın Botaş’ı) açıkları sıfırlandı. Yolsuzlukla mücadele kurumları kuruldu. Regülasyonlar azaltılırken, yatırım destekleyici birçok kanun yasallaştırıldı, yatırım ve ihracat destek ajanları kuruldu. Vergi, sosyal güvenlik, emeklilik gibi alanlarda reform çalışmaları devam ediyor.  Bankacılık sektöründe ise büyük bir temizlik yapılırken, 183 olan banka sayısı 94’e indirildi.

IMF ve diğer destekçilerden gelen kredilerin bu yıl ki akıbeti de zaten bu saydığımız reformların devam ettirilmesine bağlı. 2017’de, özelleştirilmesi kararı alınan 1800 dolayındaki kamu işletmesinin özelleştirme sürecine ve bankacılık sektöründeki gelişmelere dikkat edilmeli. Yolsuzlukla etkin mücadelenin sürdürülmesi ve hukukun üstünlüğü konusundaki çalışmaların hızlandırılması, Doğu Ukrayna’daki sıkıntıların barış içinde çözülmesiyle yatırımların önündeki jeopolitik risklerin azaltılması Batılı yatırımcılar tarafından özellikle takip edilecektir. Türkiye açısından baktığımızda ise iki ülke cumhurbaşkanının mart ayında planlanan bir görüşmesi var. Bu görüşmede müzakereleri 2007 yılından beri devam eden Türkiye Ukrayna Serbest Ticaret Antlaşması’nın imzalanması iki ülke ekonomik ilişkilerinde devrim etkisi yapacaktır. Aynı şekilde Ukrayna’da bir Türk Organize Sanayi Bölgesi kurulması için de çalışmalar var. Bu konudaki gelişmeleri de Türk yatırımcılar yakından takip etmeliler.

Ukrayna’da güneş enerjisinin öne çıkmaya başladığı geçtiğimiz 1.5 yıllık dönemde konuşuldu. Bu anlamda yatırımcılar yenilenebilir enerjide özellikle rüzgar ve enerjide hangi fırsatları değerlendirebilir? 

Avrupa’nın en büyük ikinci güneş enerjisi yatırımı, Kırım’da yapılmıştı. 2014 yılında Kırım’ın ilhakıyla ne yazık ki bu yatırım, ve yarımadanın sahip olduğu büyük rüzgar ve güneş potansiyeli kaybedildi. Ukrayna dünyanın en büyük nükleer enerji üreticisi ülkelerinden, Avrupa’nın en büyük iki nükleer enerji santralinden biri ise Ukrayna’nın sanayi merkezi Zaporoje’de bulunuyor ve ülke elektrik üretiminin yarısı nükleerden karşılanıyor. Ancak, ülke için kömür ve Rusya tedariğine bağlı doğalgazdan sağlanan elektrik üretimi jeopolitik risk olarak görüldüğünden hem enerji verimliliğine hem de yeşil tarife yasasıyla yenilenebilir enerji yatırımlarına Ukrayna hükümeti tarafından büyük önem veriliyor ve bu alanlardaki yatırımlar agresif bir biçimde destekleniyor. Bu noktada Türk firması Atlas Enerji’nin Ukrayna’da iki güneş bir de rüzgar enerjisi sahası için çalışma yaptığını görüyoruz. Güriş ise Odesa’da bir rüzgar enerjisi santral yatırımına başlamış durumda. Önümüzdeki dönemde başka Türk ve yabancı yatırımcıların yenilenebilir enerji alanında Ukrayna’ya yatırım yaptığına tanıklık edeceğiz.

Üçüncü ülkelerle ilişkilerde yaşanabilecek gelişmelerden de ötürü Türk yatırımcılar hangi sektörleri ilgi ile takip etmeli?

Kuzeyimizde bir ülke, Ukrayna yeniden kuruluyor. Batılı firmalar, Ukrayna’da yolsuzlukların  geniş bir biçimde devam ettiği, hukukun üstünlüğünün yeterince sağlanamadığı ve jeopolitik yüksek risklerin varlığı algısıyla yatırımlar konusunda pek aceleci değil. Ukrayna’nın geleneksel yabancı sermaye yatırımcısı Rusya ile ise ülkenin ciddi sorunları var. İşte bu ortam yeniden kurulan Ukrayna’nın ekonomik geleceğinde, görece rakipsiz olarak Türk firmalarına daha çok söz sahibi olma imkanı veriyor. Yenilebilir enerji, tarım, bilgi işlem ve emlak başlıca dört ana yatırım alanı olarak ön plana çıkıyor. Ukrayna, dünyanın en nitelikli toprağı olan çernezyon yani kara toprağın %25’ine, Avrupa’daki ekilebilir toprakların ise üçte birine sahip. Dünyada en çok sertifikalı IT uzmanının yaşadığı ilk 5 ülkeden biri olan Ukrayna, Avrupa’da yılda en çok mühendisin mezun olduğu ülke. Ukrayna’da asgari ücret yalnızca 115 $. Ülkenin 4 AB ülkesiyle sınırı olduğu, AB ve Kanada ile STA anlaşmalarının imzalandığı düşünülürse, özellikle ihracata dönük hafif sanayi yatırımları açısından da Ukrayna gündemde tutulmalı.

Ankara’dan başlayan uçuşların ardından Ukrayna’da hangi alanlarda turizm turları düzenlenebilir? 

Türk Havayolu şirketleri Ukrayna’da yalnız başkent Kiev’e değil, Batı Ukrayna’da Lviv, Güney Ukrayna’da Odesa, Herson, Zaporoje ve Doğu Ukrayna’da ise Herson’a uçarak, adeta bu ülkeyi dünyaya, dünyayı ise bu ülkeye bağlıyorlar. Ukrayna’da kurulu havayolu şirketlerini de sayarsak iki ülke arasında haftalık 100’e yakın uçuş var. THY ise Ukrayna’daki en büyük yabancı havayolu şirketi. İstanbul dışındaki şehirlere Ukrayna’dan tarifeli uçuş yapılmaması geleneği ne mutlu ki 2016 yılında bozuldu ve Ukrayna Uluslarası Havayolları(MAU) ile Pegasus Ankara-Kiev uçuşlarına başladılar. Bu gelişmeyi iki ülke arasındaki havacılık tarihi açısından büyük bir atılım olarak değerlendirebiliriz.

Ukrayna, turizm konusunda adeta saklı bir cennet. Başkent Kiev, Ortodoks Hristiyanlığın merkezlerinden ve Slavlar’ın hristiyanlığı kabul ettiği şehir. Bu özelliği ona, geçtiğimiz milenyumun ilk birkaç yüzyılında Avrupa’nın en büyük ikinci şehri olma özelliğini kazandırmış. Kiev, bugün yüzlerce müze, galeri ve aralarında ibadethanelerin de bulunduğu birçok tarihi esere ev sahipliği yaparken, kişi başına en çok yeşilin düştüğü Avrupa metropolü. Yaratıcı bir toplum olan Ukraynalılar gastronomi alanında da birçok farklı seçeneği özellikle Kiev, Lviv ve Odesa gibi şehirlerde sunuyorlar.

Batı Ukrayna’nın merkezi Lviv yılda 3 milyondan fazla turist ağırlıyor ve sahip olduğu tarihi, kültürel ve sanatsal güzelliklerle göz kamaştırıyor. Dünya’da en çok Türk şehidliği olan üç ülkeden biri olan Ukrayna’nın, Genç Osman’ın kuşattığı Hotin Kalesini de içeren Kamanits-Podolskiy bölgesi 20 yıl kadar Osmanlı tarafından yönetilmiş ve İmparatorluğu’nun Kamaniçe eyaletini oluşturmuş. Bu bölge Rus, Türk, Leh, Avusturya ve Ukrayna mimari ve kültürel özellikleriyle harmanlanmış mutlaka görülmesi gereken bir yer. Kanuni’nin eşi Hürrem Sultan’ın memleketi Rogatin’i de Türk gezginler, seyahat rotalarına almalılar. Kayak meraklıları içinse Karpatlar, Ivano-Frankisvk’teki Bukovel güzel bir alternatif olabilir.

TUİD üyeleri hangi sektörlerde faaliyet gösteriyor , faaliyetlerini artırıyor?

Ukrayna’daki Türk işletmeleri, yurtdışındaki diğer birçok ülkeden farklı olarak yalnız tekstil, gıda, inşaat gibi sektörlerde değil, sağlıktan, makineye, iletişimden, bilgi işleme, enerjiden, perakendeye, madenciliğe neredeyse her sektörde faaliyet gösteriyorlar. Uluslarası Türk Ukrayna İşadamları Derneği(TUİD) olarak tüm bu sektörleri üyelerimizle kapsıyoruz. Turkcell’in Ukrayna’daki iştiraki Lifecell de, bayrak taşıyıcı havayolu şirketimiz Türk Havayolları da, Esan Eczacıbaşı da, Arkas Holding de, Ukrayna’daki bir Türk kuru temizleme firması ya da bir restoran da üyemiz. Sektör,  büyük firma küçük firma ayrımı yapmıyoruz. Bir başka önemli nokta yalnız işadamlarımız, Türk firmalarının yöneticileri değil ülkedeki birçok uluslararası şirket ve kurumu yöneten Türk profesyoneller de bizim üyemiz. Bugün Ukrayna’nın en büyük yabancı yatırımcısı olan Avrupa İmar ve Kalkınmas Bankası’nı(EBRD) bir Türk yönetirken ,Reckitt Benkiser, Hilton, Intercontinental, Henkel, P&G, Coca Cola, Colgate gibi onlarca global firmanın üst düzey yöneticileri ya Türk ya da Türk’tü. Son olarak kısa bir süre önce kamulaştırılan Ukrayna’nın en büyük bankasının başına da Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu(BDDK) eski başkanı Engin Akçakoca’nın getirildiğinin altını çizmek gerek. Ukrayna’daki Türk profesyoneller Türk işadamı derneklerinin, dernekçiliğin standartlarının yükseltilmesi  ve Türk iş dünyası lobisinin oluşması ve güçlenmesi konusunda büyük katkı sağlıyorlar.

TUİD olarak, Yurtdışı Türk işadamı dernekleri arasındaki belki de bir ülke içerisinde en çok temsilciği olan derneğiz. Aynı şekilde Ukrayna içerisindeki tüm yabancı işadamı dernekleri arasında en yaygın şube ağına sahip kuruluşuz.  Kiev merkezimiz dışında, Harkov, Zaporoje, Odesa, Herson, Vinitsa ve Lviv şehirlerinde şubelerimiz var, İstanbul’da ise bir temsilciğimiz bulunuyor. Bu ise hem üyelerimize hem de ülkeye yeni yatırım yapacak Türk firmalarına karşılaştırmalı üstünlük sağlıyor Son olarak şunu belirtmeliyim ki ülkedeki diğer yabancı iş dernekleriyle de ilişkilere büyük önem veriyoruz. Amerikan, İngiliz, Alman, İtalyan, Polonya, Çin gibi ülkelerin işadamı dernekleriyle birçok ortak projeye imza attık, atıyoruz. Nitekim Türk, Alman, Fransız, İngiliz, Amerikan, Polonya ve Çin işadamı dernekleriyle ortak bir konsey kurduk ve TUİD olarak bu yapının kurucu üyesi olduk.

Ukrayna’daki 600 civarında firmamızla Türkiye olarak bu ülkede 2 milyar doların üzerinde yatırımımız var. Türk müteahhitler ise bugüne kadar 5,5 milyar doların üzerinde projeyi tamamlamış durumdalar. Ukrayna’da son üç yılda yaşanan tüm ekonomik ve siyasi zorluklara rağmen bırakın Türk firmalarının sayısının azalmasını, sevinerek söylüyorum ki yeni firmalarının Ukrayna pazarına girdiğine tanıklık ediyoruz. Ancak mevcut durum yeterli mi? Elbette değil. İki ülke arasındaki ticaret potansiyeli de Ukrayna’nın Türkiye açısından yatırım potansiyeli de bugün gerçekleştirilenin çok ötesinde.

kaynak  : http://burakpehlivan.org

Benzer Haberler

Çobantur Logistics, köklü mirasıyla geleceği adıyla yazıyor

Uçtan uca çözüm vizyonuyla lojistik sektörüne ilkleri ve yenilikleri kazandıran, köklü geçmişinde “BOLTAS” adıyla güven inşa eden Çobantur Logistics; yarım asra yaklaşan tecrübesiyle geleceğe yeni ismi ve iddialı hedefleriyle yürüyor. Geniş filosu, Türkiye’de 45 bin 500 metrekarelik ve Avrupa’da 12 bin metrekerelik depolama kapasitesiyle gücünü pekiştiren şirket, 2026’da dijital dönüşüm vizyonu doğrultusunda yeniden yapılanırken Almanya’da gerçekleştireceği stratejik satın alma ile operasyonlarını da küresel ölçekte büyütecek. Çobantur Logistics, sektöre yalnızca hizmet değil, geleceğin lojistik ekosistemini sunmayı hedefliyor. Yarım asra yaklaşan tecrübesiyle lojistik sektörünün köklü markalarından ‘BOLTAS’, artık yoluna ‘Çobantur Logistics’ adıyla devam ediyor. Bugünü yönetmekle yetinmeyen, geleceğin lojistik ihtiyaçlarına da hazır bir yapı kurma hedefiyle dönüşüm hikâyesini başlatan şirket; kontrollü, sürdürülebilir ve güvenilir bir geleceğe ulaşmak için köklerinden aldığı gücü yeni ismine taşıyor. Yenilenen kurumsal kimliğiyle hikâyesini geleceğe aktaran Çobantur Logistics, sektördeki uzun yıllara dayanan tecrübesiyle 50’nci kuruluş yılına yeni yatırım planlamaları ile giriş yapıyor. Çözüm sağlayan servis sağlayıcı rolüyle lojistiğe yön vermeye hazırlanan firma, bu dönüşümle birlikte yalnızca bir isim değil, geleceğin lojistik vizyonunu da ortaya koyuyor. “Köklerden geleceğe: Çobantur Logistics ile lojistikte yeni bir dönem başlıyor” Günümüzde hızla değişen dünya düzeni içinde çağa ayak uydurmanın gerek rekabet gerekse kurumsal başarı için kritik rol oynadığını belirten Çobantur Logistics Yönetim Kurulu Başkanı Ulaş Çobanoğlu, “Bugün lojistik yalnızca taşımacılıktan ibaret değil; üretimden ticarete, ekonomiden teknolojiye kadar tüm akışın merkezinde yer alan stratejik bir güç. Biz de bu gücü geleceğe yön verecek şekilde daha da ileri taşımak için geçmişin köklü mirası üzerine kurulu hikâyemizi, kuruluşumuzun 50’nci yılına doğru adım adım yaklaşırken Çobantur Logistics adıyla sürdürüyoruz. Çünkü biliyoruz ki sağlam kökler, geleceğin en güçlü filizlerini verir. Bazı isimler yalnızca bir marka değildir; zamana direnen bir duruş, hafızalara kazınan bir değer ve yıllar içinde oluşmuş bir güven sözüdür. İşte tam da bu yüzden kendimize, hikâyemize ve köklerimize yeniden sahip çıkıyoruz” dedi. “Güveninizin sorumluluğunu taşıyoruz” Bugün atılan her adımın; yeniden doğuşun ve yeniden tanımlanmış bir vizyonun resmi olduğunu vurgulayan Çobantur Logistics Yönetim Kurulu Başkanı Ulaş Çobanoğlu, geçmişten aldığı güçle geleceği çok daha cesur, kararlı ve sağlam inşa ettiklerini vurgulayarak sözlerine şöyle devam etti; “Verdiğimiz her sözü ilk günkü netliğiyle tutuyoruz. Güveninizin sorumluluğunu taşıyoruz. Artık adımız yalnızca bir marka değil; tutarlılığın, sürdürülebilirliğin, itibarın ve mirasın sembolü”dedi. Çobantur Logistics, yalnızca taşımacılık değil; uçtan uca değer yaratan kapsamlı lojistik çözümleri sunuyor. Yurt içinde toplama-dağıtım, limanlardan adreslere konteyner taşıması, gümrüklü/gümrüksüz depolama, depolarda katma değerli işlemler, nakliye ve mal sigortası hizmetleri, proje taşımaları, denizyolu (FCL/LCL) ve havayolu taşımaları, Avrupa içi Europe-to-Europe operasyonları ve Avrupa’daki depolarda sunduğu katma değerli hizmetlerle müşterilerine geniş bir hizmet yelpazesi sağlıyor. 200’e yakın çekici, 500’e yakın römork, 5 lowbed, 6 kamyon ve 2 kamyonetten oluşan filosuyla operasyonlarını sürdüren şirket, yurtiçinde Erenköy’de 13 bin metrekare, Orhanlı’da 8 bin 500 metrekare, Dilovası’nda 18 bin metrekare ve İzmir’de 6 bin metrekare olmak üzere toplam 45 bin 500 metrekarelik depolama alanına sahip. Yurtdışında ise İtalya ve Almanya’daki 6’şar bin metrekarelik depolarıyla hizmet veren Çobantur Logistics, Romanya’da planladığı 6 bin metrekarelik yeni depo yatırımıyla Avrupa’daki varlığını daha da güçlendirmeyi hedefliyor. 2026’da yurt dışında holding yapısı kurarak tüm grup şirketlerini tek çatı altında toplayacak Jeopolitik zorluklara rağmen lojistik sektörünün büyümeye ve yeni yatırımlara hız kesmeden devam ettiğini vurgulayan Çobantur Logistics Yönetim Kurulu Başkanı Ulaş Çobanoğlu, şirketin yol haritasını şöyle özetledi: “2026 bizim için yeniden…

Bakan Şimşek rakamlarla açıkladı: İhracatçılara 53 milyar dolarlık finansman desteği!

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, ihracatçıların finansmana erişimini kolaylaştırmak amacıyla atılan destek adımlarını duyurdu. Şimşek, bu yıl Eximbank’ın ihracatçılara nakdi ve gayrinakdi toplam 53 milyar dolar destek sağlamasının beklendiğini açıkladı. Giriş: 25.10.2025 – 12:23 Güncelleme: 25.10.2025 – 12:23Takip EtGoogle NewsPaylaş Bakan Şimşek, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “İhracatçılarımızın finansmana erişimini kolaylaştıracak adımları atmaya devam ediyoruz.” ifadesini kullandı. Reeskont kredi limitlerinin önemli ölçüde artırıldığını belirten Şimşek, bu sayede ihracatçılara düşük maliyetli finansman imkânı sunulduğunu vurguladı. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek şu ifadeleri kullandı:  İhracatçılarımızın finansmana erişimini kolaylaştıracak adımları atmaya devam ediyoruz.  Piyasa faizinin yaklaşık yarısı maliyetle kullandırdığımız reeskont kredi limitlerini artırıyoruz.  Reeskont kredileri günlük limitini program döneminde 300 milyon TL’den 4,5 milyar TL’ye 15 kat yükselttik.  Yabancı para reeskont toplam limiti 1 milyar dolara çıkarıldı.  Eximbank’ın sermayesi 5 kattan fazla artışla 88,4 milyar TL’ye ulaştı. Bu sene Eximbank’ın ihracatçılarımıza nakdi ve gayrinakdi toplam 53 milyar dolar destek sağlamasını bekliyoruz.  Küresel değer zincirlerinde daha üst sıralara çıkmak için ihracatı ve katma değerli üretimi desteklemeyi kararlılıkla sürdüreceğiz.